• Hatta kimi zaman
    bütün insanların benim gibi olduğunu
    düşündüğüm olur, o zaman kendime hak
    vermeye başlarım, çünkü bu ikili düşünceyle
    mücadele etmek çok zordur; çok yaşadım bunu.
    Bu düşüncelerin insanın aklına nasıl geldiğini,
    içinde nasıl yer ettiğini ancak Tanrı bilir. Ama
    siz bunun doğrudan doğruya alçaklık olduğunu
    söylüyorsunuz! Şimdi tekrar korkmaya başladım
    bu düşüncelerden. Aslında ben yargılayamam
    sizi. Ama kim ne derse desin, bana sorarsanız,
    sizin dediğiniz gibi alçaklık denemez buna, öyle
    değil mi? Kurnazlık edip benden para
    koparmaya çalıştınız, bir yandan da
    itiraflarınızın başka bir niyeti, iyi niyeti daha
    olduğuna, tek amacınızın para koparmak
    olmadığına yemin ediyorsunuz. Paraya gelince,
    eğlenmek için gerekli size para, yanılıyor
    muyum?
  • Herhangi bir kişinin bizde uyandırdığı insani duygulardan çok farklı olan bütün bu özel duyguları, sevda duygularını ona boşaltmaya ihtiyaç duyduğumuz halde, ileri doğru bir adım atıp sevdiğimiz kadına, ona olan sevgimizi, umutlarımızı itiraf eder etmez, bizden hoşlanmamasından korkarız, onunla konuşurken kullandığımız lisanın özel olarak onun için oluşturulmadığını, başka kadınlarla da aynı lisanı kullandığımızı ve ileride de kullanacağımızı, eğer karşımızdaki kadın bizi sevmiyorsa bizi anlayamayacağını ve bu takdirde, cahillere, anlayamayacakları, incelikli sözler söyleyen bir ukalanın münasebetsizliğini, küstahlığını sergilemiş olduğumuzu hissederiz, mahçup oluruz ve bu korku, bu utanç, karşı-ritmi, geri çekilişi getirir, daha önce itiraf edilmiş yakınlığın hararetle inkâr edilmesiyle de olsa, tekrar saldırıya geçme, saygınlık ve üstünlüğü yeniden ele geçirme ihtiyacı yaratır; kendilerini çözümlemeleri kendini beğenmişliklerinden baskın olan bütün insanlarda, bu ikili ritm, aynı aşkın değişik evrelerinde ve benzer aşkların bunlara denk düşen safhalarında kendini gösterir.
  • 1724 syf.
    ·97 günde·Beğendi·9/10
    Tanışıklığınızın olduğu birinin ölümünü duyduğunuzdaki an gibi oldu, kitabın bitişi.

    Sonu koca delikanlı adamları diz çöktürüp ağlatacak şekilde. Kitap bir klasik 1724 sayfa V. Hugo bir romantik bunlar zaten bilinir. Ama burada, klasik sözcüğü duyguların anlatılmasında geçerli 1724 sayfa Fransa'nın dönemsel anlatımı için değil onu bir belirteyim. Yapıtı yerme gibi bir amaç edinemem öyle bir bilgi seviyesinde değilim asla, yüceltsem zaten az olacak. O yüzden kitabın zorlandığım ve keyif aldığım noktalarına değineceğim. + = keyif, - = zorlandığım noktalar

    + Olay örgüsünün işlenişi, adete örümcek ağı gibi en uzak köşeler aslında bir şekilde birbirine bağlı
    +Sürprizler ile dolu olması, şaşırdığım bir çok noktası bana keyif verdi.
    - Betimlemeler, betimlemeleri gerçekten çok severim fakat Hugo benim sevdiğim tarzın dışında bir betimleme yapışa sahip. Romantizm akımı bu durumu etkiliyor herhalde. Örnek vermem gerekirse, bir karakterin bulunduğu odada etrafındaki tüm eşyaların şeklinin kısaca anlatılması beni odanın içerisine götürür fakat Hugo bu eşyaları ruhları olan varlıklar veya güzel, çirkin yamuk, düz gibi nitelikler katarak anlatması betimlemelerde yorulmama sebep oldu. Tamamı böyle demiyorum ama bunu çok sık yapmış
    - Fransa, Fransızca sözcükler, benim en çok sıkıntı yaşadığım nokta oldu. Tamam adam Fransız herhalde kendi bulunduğu bir çevreyi anlatacak. Ama bu Fransızca kelimelerin en azından zor olanları Türkçe okunuş şekilleri ile yanına parantezle verilebilirdi. Bu benim için akıcılığı sağlardı. Misal bir haritanın da olmasını çok isterdim. Çünkü yazarın anlattığı bir şehri, sokaklarının yapısını, çok kafamda canlandıramadım, bu da mekan yapılarını anlamamda benim için zor oldu.
    + Karakterler, evet ruhunun en ince ayrıntılarına kadar o karakterleri tanıyor ve içsellestiriyorsunuz ama en çok Jean Valjean'ın anlaşılmasını istediği için kitabın en başından itibaren size daha çok onu veriyor.
    +/- Hem keyif aldığım hem de eksi olan noktalardan biri Romantizm noktası. Yazar romantizmi karakterlerin hislerinde ki betimlemelere sadece bıraksaydı daha bir keyifli olurdu fakat oturuşuna, ayakta duruşuna kadar; güzel, hoş, çirkin, iğrenç gibi sıfatları kullanarak bir insanın duruşuna, görünüşüne kadar his vermesi iyi insan, kötü insan kalıbını netleştirmiş. Bunu okuyucunun karakteri kendi keşfetmesine bıraksaydı daha iyi olabilirdi. Romantizm akımının en çok hoşuma giden noktası ise günümüzde arkadaşlıkların çıkara bağlı olarak oluşması, kimse kimsenin derdini değil herkes kendi his ve duygularını anlattığı, iletişim araçlarının çoğalmasına rağmen ikili ilişkilerde azalmanın görülmesiyle kendi his ve duygularını bu akımla yazılmış kitaplarda bulmanızı sağlıyor. Klasikliğini de sağlayan belki de bu duygular.
    +Sefalet, açlık, yalnızlık, erdemli insan, mutluluk, üzüntü, umudunu kaybetme, umutlanma, görünenlerin aslında göründüğü gibi olmaması, tüm bu yapılar evrenseldir ve bu kitap bu hislerin hepsini ince ince işleyerek size hissettiriyor
    +\- lerden biri daha. Kitabın olay örgüsü işleyişini harika bulduğum gibi bazılarında bu işleyişin akıcılığı o kadar iyi gitmeyecek. Reklamlar'ın olması durumu gibi. Dizinin veya bir Tv'de ki filmin tam heyacanlı yerinde uzun uzun reklamların girmesi durumu bu kitap içinde geçerli. Argo, Waterloo, İhtilaller, Yumurcaklar, Lağım. Hikaye işlenirken yazar hikayenin lağımlar içerisinde kısmı geldiğinde hikayede duruyor ve başlıyor Lağımların anlatılmasına ilk nasıl kuruldu, nerede yapıldı, kim yaptı Fransa da nasıl, diye anlatıyor. Ya da sokak serserilerinin konuşma argosu onlardan bahsettiği sırada durduruyor sonra başlıyor argo'nun tarihçesine, kelime olarak nereden çıktı, nasıl oluştuğuna kadar en ince detaylarla anlatıp ardından hikayeye geçiyor. İşte bu durum resmen reklam arası gibi oluyor. Bazı yerlerde böyle kesmesi bana keyif verirken acaba ne olacak diye meraklanmamı sağlarken bazen de o kadar uzatıyor ki "hadi artık bırak lağımı hikayeye geç kardeşim" dememe neden oldu.
    +Kitab'ın 1724 sayfa olması gözünüzü korkutmasın, askere gidip 6 ay ara vermeme rağmen döndüğüm zaman tekrar elime aldığımda unutmamış, akıcılığını sürdürmüştüm. Bu kitabın yanında başka tür de kitapları okuyor olmam, Sefillerin bitişini biraz geciktirdi. Bu bir yandan güzel bir durumdu. Çünkü bu kitap benim için bir rituele dönüşmüş onu fark ettim. Yarın onu okuyamayacak olmam, şuan beni üzen bir nokta.

    İyi insan, kötü insan olduğu gibi, iyi kitap ve kötü kitap da vardır. Bu kitap işte o iyi kitapların en iyilerinden. Mutlaka sonuna kadar, vazgeçmeden okunmalı.
  • 302 syf.
    ·9/10
    Kitabı 2008 yılında okumuştum ve bulursam tekrar okuyacağım kitaplar arasında. Çok etkilenmiştim, yazılanların gerçek olduğunu bilmek daha da sarsmıştı beni.

    Kitabın arka kapağı;
    "Bu, bir roman değil, Christiane'nin kelimesi kelimesine gerçek, yaşanmış tüyler ürpertici öyküsü... Bu kitabı oluşturan anılarını anlattığında Christiane 16 yaşındaydı. 12 yaşında esrara, 13 yaşında eroine başlamıştı. Müptela oldu. Sabah okula gitti, öğleden sonra kendisi gibi eroinman olan arkadaşlarıyla birlikte fahişelik yaparak eroin parası kazandı. Annesi, tam 2 yıl kızının bu ikili yaşantısını fark etmedi. Christiane, kendisini uyuşturucu kullanmaya iten rahatsızlıklarını, tepkilerini ve çocukluktan genç kızlığa geçme çağında bir eroinman olarak anlatmaya çalıştı bu kitapta. Bugün artık, üzülerek belirtelim, eroin yaygın bir problem haline gelmektedir toplumumuzda. Ama bütün toplumlar için büyük bir tehlike.
    Christiane'nin öyküsünün çok yakınımızda tekrarlanmaması için bir uyarı saymalıyız onun anlattıklarını. Her gün 13-15 yaşlarında pek çok çocuğun, gencin adlarını gazetelerde " Aşırı Dozda Eroin Alarak Öldü..." başlığı altında okumamamız için bir uyarı !"

    En büyük tuzak: "Bir defa denemekten ne çıkar?"
    Unutmayın ”Uyuşturucu merakla başlar, ölümle biter.”

    Christiane'nin hayatı bir kurgu değil gerçek, maalesef öyküsü böyle olan nice hayatlar var ve gittikçe sayıları artıyor. Christiane'nin öyküsü bir uyarı niteliğinde. Mutlaka okuyun!
  • 448 syf.
    ·1 günde·3/10
    Güven Bana 1|| Şüheda Aksu
    .
    .
    Hekese uzun bir aradan sonra merhaba . Arayı biraz açtım farkındayım. Ancak bu kitabı çok uzun zaman önce okuduğum için sağlıklı bir yorum yapmak adına tekrar gözden geçirdim. Bu nedenle arayı biraz açtım. Neeysee yorumu merak edenleri aşağıya alalım ⬇️.
    .
    .
    Kitap genel hatlarıyla abisi gözünün önünde ölen kızın hikayesini konu ediniyor. Bu kitap için en kısa ve genel özet bu şekilde olur diye düşünüyorum. Ana karakterimiz Armin,yaşadığı bu üzücü olay karşında ailesi tarafından başka şehire gönderilir ve orada abisinin arkadaşı Yağız ile yaşamaya başlar ve kitap ikili arasında yaşanacak olaylarla devam eder. Karakter analizi yapacak olursam eğer, Armin karakteri beni çok bunalttı. Bu denli kötü bir olay karşında normal davranmasını beklemiyorum ama keşke ailesi onu başka şehire göndermek yerine iyi bir psikolojik destek almasını sağlasaydı. Sonrasında ise Armin'in Ege mi? Yoksa Yağız mı? İkileminde gidip gelmesi. Ilk kitap boyunca resmen bunu okuduk.Ege'den hoşlanıyorum galiba ama canım acıdığında Yağız yanımda olsun.Sonra vicdan yapıp Ege'den uzaklaşayım ve kalbini kırayım.Ama Yağız'ın da canını yakmaktan da geri kalmayayım.Tamamen bu ruh halindeydi karakter. Okurken deli oldum.Bir de Yağız'a hep beni ailemden kopardın.Zorla bu şehire getirdin deyip,ailesi seni geri alacağız dediğinde onlarla gitememesinin saçmalığı. Yine bu olaydan sonra Yağız'a aynı muhabbeti yapması aşırı aşırı saçmaydı.Yağız da biraz değişik bir karakterdi doğrusu. Armin'e her şeye rağmen bu kadar sabır göstermesi inanılmazdı açıkçası.Gerçi onunda Armin'e her şeyi adamakıllı anlatmak yerine yanına taşınmasını sağlaması da ne kadar normal tartışılır.Şimdi haklı olarak hepiniz diyeceksiniz niye sevmediğin kitabı bu kadar okudun?Ilk okuduğum zaman büyük ihtimalle kitabı beğendim.O zamanlarda(8.sınıf)akıcı olan ve rahat okunan kitaplar genel olarak sevildiği için beğenerek okumuşumdur. Hem de kitabı okuduktan sonra bana ne kattı diye oturup düşünmediğim için okumaya devam etmişimdir. Haliyle karakterlerin yaptığı mantık hatalarının farkında da varamamışımdır. Ama yorum yazacağım zaman kitaba dair hiçbir şey hatırlamadığımı fark ettim. Bu kitapların yorumunu ısrarla giriyorum çünkü ben okudum zamanımı harcadım siz bu kitaplarla zaman harcamayın. Bu kitapların bana kazandırdığı tek şey okuma alışkanlığını sürdürmem ve hızlı okuma ve anlama özelliği kazandırmak oldu. Ama siz bunları daha güzel kitaplarla yapın. Ha ben bu kitapları olduktan sonra keşke ben de böyle hayat yaşasam. Yok efendim ben de bir Yağız falan bekliyorum hiç demedim. Bu kitapları bana okutturan şey kolay anlaşılabilir olmasıydı ve olay metni oldukları için hemen okutup bitirebilememdi. Dediğim gibi siz bu kitaplarla meşgul olmayın hiç. Kendinize kitap seçerken daha dikkatli ve seçici olun. Bu yorumu ısrarla böyle kitapları savunanlar için yazıyorum. Ben de zamanında okudum ve bu kitapları beğendim. Size hata yaptığımı ve sizin yapmamaniz gerektiğini söylemek için yazıyorum. Bilinçli olanlarımız üzerine alınmasın lütfen. Sonra hiç hoş olmayan söylemlerle karşılaşıyorum. Şimdilik bu kadar. Bol kitap ve mutlulukla kalın .