• Hurrem Sultan:

    Batı tarihçileri tarafından Roxelana, Roza, Rossa, Rosanne, Ruziac ve La Rossa; Osmanlı tarihçileri ratafindan Haseki ve Hurrem Sultan diye tanıtılan bu kadın, Osmanlı Hanedanı'nın ilk meşhur ve maruf sultanıdır. Osmanlı tarihindeki kadınlar saltanatı bununla başlamıştır. Birçok tarihçiler bir Rus papazının kızı olduğu üzerinde ısrar ederlerse de, İtalyan ve Fransız olduğunu iddia edenler de vardır. Hurrem Sultan bir akın esnasında esir alınmış ve padişaha takdim edilmiştir. Cariye olarak Osmanlı sarayına girdiği zaman 14-17 yaşında idi. Bazı tarihçiler, Makbul İbrahim Paşa'nın Kanunî'ye takdim ettiğini yazmaktadırlar. Takriben 1504 yılında doğmuştur. Belki de neşeli olduğundan ona Hurrem adı verilmiştir. Hurrem Sultan güzel değildi, mütenasip vücudu, biraz kalkık burnu, beyaz ve gözçekici teni, manalı bakışları ve tebessümleri ile derhal gözü çekiyordu. Kanunî, Hurrem'i görür görmez sevmiş, bu münasebetten bir çocuğu olmuştur. Hurrem, çocuğu olunca saraydan ayrılmak istemiş, bunun üzerine Kanunî, anane aksine Hurrem'i nikâh ile almak zorunda kalmıştı. Bundan sonra birçok erkek çocuk doğurdu. Kanunî Sultan Süleyman'ın Hurrem Sultanı sevmesi, ilk hasekisi olduğunu sandığımız, Sultan Mustafa'nın annesi Mahidevran Kadın'ı sinirlendirdi. Bu yüzden ikisi arasında bir çekişme ve rekabet başladı. Fakat padişahın annesi Hafsa Sultan'ın baskısı ile bu rekabet önlendi. Hafsa Sultan'ın ölümünden sonra, Hurrem Sultan Osmanlı hareminin biricik hâkimi oldu. Rakibesi Mahidevran Hanım’ı, oğlu şehzade Mustafa'nın yanına göndertti. Sultan Mustafa taraftarı vezir-i âzam İbrahim Paşa'yı öldürttü. Bu suretle candan bir adamını vezir-i âzam yaparak saltanatın yolunu oğullarından birisine açmak istedi. Kızı Mihrimah'ı Rüstem Paşa ile evlendirdi. Böylece Hurrem Sultan-Mihrimah Sultan-Rüstem Paşa'dan üçlü bir ittifak kuruldu.Hurrem Sultan kurnaz, güzel yazan ve konuşan bir kadındı. Oldukça iyi şiirler de yazıyordu. Kanunî Sultan Süleyman yaşlandıkça daha çok onun etkisi altında kalıyor, her dediğini yapıyordu. Büyük oğlu Sultan Mustafa, üçlü ittifakın entrikaları neticesinde Konya Ereğlisi’nde öldürüldü (1553). Sebepsiz öldürülmesi vezir-i âzam Rüstem Paşa'nın yerinden atılmasına sebep oldu. Hurrem'in ricalarıyla ölümden kurtuldu. Fakat Hurrem Sultan iki sene sonra tekrar onu vezir-i âzam yaptırdı (1555). Bunun için de vezir-i âzam Kara Ahmed Paşa'yı kocasına boğdurtmaktan çekinmedi. Hurrem Sultan'ın hayatta Mihrimah Sultan, Selim ve Bayezid olmak üzere üç çocuğu kalmıştı. Diğerleri kendisinden önce ölmüştü. Hurrem Sultan Kanunînin aksine küçük oğlu Bayezid'in padişah olmasını istiyor ve onu bu hususta destekliyordu.Fakat hayatı son yıllarda hastalıklı geçti. Kocasıyla beraber gittiği Edirne'den dönünce İstanbul'da öldü. Süleymaniye Camii avlusuna gömüldü. Sonradan Kanunî tarafından mezarı üzerine türbesi yaptırıldı. Kanunî eşinin vakitsiz ölümüne çok üzüldü. Hayatının sonuna kadar onun için hayırlar, vakıflar yaptı.Hurrem Sultan, Aksaray'da kubbeli bir cami ile şadırvan, yanında imaret, medrese, darüşşifa ve mektep yaptırdı (1539/946). Bundan başka Mekke ve Medine'de birer imaret yaptırdı. Edirne'ye su getirtti ve bunları muhtelif çeşmelerden akıttı. Meriç üzerinde cisr-i Mustafapaşa'da kervansaray, cami ve imaret yaptırdı. Bunlara kocası Kanunî Sultan Süleyman'ın kendisine temlik ettiği emlâkini vakfederek adını tarihe maletti.
  • 118 syf.
    ·1 günde·9/10
    sisler bulvarı
    elinin arkasında güneş duruyordu
    aylardan kasımdı üşüyorduk
    ağacın biri bulvarda ölüyordu
    şehrin camlan kaygısız gülüyordu
    her köşe başında öpüşüyorduk
    sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
    omuzlarımıza çoktan çökmüştü
    kesik birer kol gibi yalnızdık
    dağlarda ateşler yanmıyordu
    deniz fenerleri sönmüştü
    birbirimizin gözlerini arıyorduk
    sisler bulvarı’nda seni kaybettim
    sokak lâmbaları öksürüyordu
    yukarda bulutlar yürüyordu
    terkedilmiş bir çocuk gibiydim
    dokunsanız ağlayacaktım
    yenikapı'da bir tren vardı
    sisler bulvarı'nda öleceğim
    sol kasığımdan vuracaklar
    bulvar durağında düşeceğim
    gözlüklerim kırılacaklar
    sen rüyasını göreceksin
    çığlık çığlığa uyanacaksın
    sabah kapını çalacaklar
    elinden tutup getirecekler

    beni görünce taş kesileceksin
    ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!
    sisler bulvarı'ndan geçtim sırsıklamdı
    ıslak kaldırımlar parlıyordu
    durup dururken gözlerim dalıyordu
    bir bardak şarabda kayboluyordum
    gece bekçilerine saati soruyordum
    evime gitmekten korkuyordum
    sisler boğazıma sarılmışlardı
    bir gemi beni afrika'ya götürecek
    ismi bilmiyorum ne olacak
    kazablanka'da bir gün kalacağım
    sisler bulvarı'm hatırlıyacağım
    kımıızı melek şarkısından bir satır
    lodos'tan bir satır yağmur'dan iki
    senin kirpiklerinden bir satır
    simsiyah bir satır hatırlıyacağım
    seni hatırlatanın çenesini kıracağım
    limanda vapurlar uğuldayacak
    sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
    ağaçları yatıyordu yoksuldu
    bütün yapraklan sararmıştı
    bütün bir sonbahar ağlamıştı
    ağlayan sanki İstanbul'du
    öl desen belki ölecektim
    içimde biber gibi bir kahır
    bütün şiirlerimi yakacaktım
    yalnızlık bana dokunuyordu
    eğer sisler bulvarı olmasa
    eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
    sabah ezanında yağmur yağmasa
    şüphesiz bir delilik yapardım
    hiç kimse beni anlıyamazdı
    on beş sene hüküm giyerdim
    dördüncü yılında kaçardım
    belki kaçarken vururlardı
    sisler bulvarı'ndan geçmediğin gün
    sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm
    yağmurun altında yalnızım
    ağzım elim yüzüm ıslanıyor
    tren düdükleri iç içe giriyorlar
    aklımı fikrimi çeliyorlar
    aksaray'da ışıklar yanıyor
    sisler bulvarı ayaklanıyor
    artık kalbimi susturamıyorum

    * kaptan
    50'li yıllarda, (daha sonraki yıllarda da), genç kuşak neden attilâ ilhan şiirini benimsemiştir? bunu uzun süre ben de araştırdım, kafa kuruluşumun
    toplumcu olmasından mıdır nedir, ne yapıp yapıp, olaya rasyonel ve toplumcu bir açıklama bulmak istiyordum, duygusal açıklamalar beni doyurmuyordu,
    sonunda şöyle bir yere vardım, o zamana kadar türk şiirinde insan ya somut bir kırsal insandı, ya soyut bir toplumcu, oysa benim şiirimle şiire somut olarak
    büyük şehir, büyük şehir yaşantısı, büyük şehir yaşantısındaki insanın çeşitli durumları giriyordu, o tarihlerde türkiye’de şehirleşmenin başlamış olması,
    şehir gerçeğini henüz yaşamaya başlayan gençlere, bu şiiri, içeriği ve biçimiyle yaşantısına en yakın şiir diye almak olanağını tanıdı, yaşadıkları, en
    azından yaşamaya özendikleri bir yaşantının, çeşitli durumlarını bu şiirde buluyorlardı, onun için sevdiler, benimsediler. aynı şiirin etkisini sürdürmesi,
    şehirleşme gerçeğinin gittikçe hızlanan bir süreç halinde, daha da kesinleşmesinden olsa gerek, başlangıçta attilâ ilhan şiirlerinde 'kendilerini bulan' gençler,
    belki sadece İstanbul, İzmir ve ankara'da yaşayanlardı, ama giderek adana, bursa, trabzon, eskişehir, vb. şehirlerde yaşayanlar da onlara katılıyorlar.
    'kaptan' bölümündeki şiirler, yaşadığım şehirlerin verdiği esinle, bu türde yazılmış, etkileri de oldukça derin olmuş şiirlerdir, {'liman 1 ve2’, peter
    bruveris'ce letonca'ya çevrildi)
  • 168 syf.
    ·4 günde·8/10
    “Ağaçların yürüdüğünü bilir misiniz, evet yürürler..! Birbirleriyle de konuşurlar. Eğer dinleyecek olursanız sizle de konuşurlar. Sorun şu ki, beyaz adam dinlemiyor. Bizi bile dinlemiyorlar ki, doğadaki sesleri nasıl duysunlar..?”
    Sunay Akın'ın okuduğum ilk kitabı beğendin mi derseniz evet beğendim anlatım tarzı masal tadında okuması da anlaması da gayet güzel. Kitap kısa hikayelerden anılardan şiirlerden ve bilmediğimiz daha bir sürü harika gerçeklerden oluşuyor. Nazım Hikmet'in şiirleri ve güzel anılarıda yer alıyor kitapta. Sunay Akın'ın bi kaç şiiri de ve başka şairlere ait şiirler de. Kitap şiirle anıları hikayeleri harmanlamış okuması keyifli hele hele benim gibi Nazım Hikmet aşığı birisi için bulunmaz bir nimet. Kısaca okuyun efenim okuyun ve şiir Cumhuriyetini keşfedin... Sevgiyle kalın kitapla kalın
  • Beni sev ya da nefret et, ikisi de benim lehime. Beni seviyorsan, daima kalbinde olacağım ve benden nefret ediyorsan, aklında olacağım. "Qandeel Baloch"

    Başarılı bir evlilik, daima aynı kişiyle, birçok kez aşık olmayı gerektirir. Mignon McLaughlin

    Aşk bizim gerçek kaderimizdir. Yaşamın anlamını yalnızken kendimiz bulamıyoruz. Başka biriyle buluyoruz. "Thomas Merton"

    “Uyuyamadığınız zaman aşık olduğunuzu biliyorsunuz çünkü gerçeklik sonunda hayallerinizden daha iyi.”

    “Karanlık, karanlığı gideremez: bunu sadece ışık yapabilir. Nefret nefreti ortadan kaldıramaz: yalnızca aşk bunu yapabilir. ”






    Olmadığın şey için nefret edilmek, olmadığın şey için sevilmekten iyidir.”

    “Birisi tarafından derinden sevilmek, size güç verirken, birisini derinden sevmek size cesaret verir.” "Lao Tzu"

    “Aşk rüzgar gibidir, göremezsin ama hissedebilirsin.”

    “Senden nefret eden bir çocuktan daha kötü olan tek şey: seni seven bir çocuk.”

    Bir gerçek var ki… Asla sana sıradan gibi davranan birini sevme.

    “Ondan hoşlanıyorsan, seni mutlu edecekse ve onu tanıdığını hissediyorsan, o zaman sakın gitmesine izin verme.”

    “Gerçek bir aşk il insanlar nadir karşılaşır ve bu aşk hayata gerçek bir anlam veren tek şeydir.”

    Bu hayatta, sevmek ve sevilmek için tek bir mutluluk vardır. "George Sand"



    Aşk, düşmanı bir arkadaşa dönüştürebilen tek güçtür. "Martin Luther King"

    Mükemmel aşkı yaratmak yerine, mükemmel aşkı bulmak için zaman harcıyoruz.

    Şeytan kadar siyah, cehennem kadar sıcak, bir melek kadar saf, aşk kadar tatlı. "Charles Maurice de Talleyrand"

    Bir söz var. Birinin seni sonsuza dek sevmesini istiyorsan, bir köpek al, besle ve etrafta kal.

    Sevgiliye En Güzel Aşk Sözleri 2019




    He şey unutulur da kalbimde bir sen unutulmazsın. Bir iz gibi kalbimde daima kalacaksın.

    Bir kadının alnı dudaklarından daha değerlidir. Sonuçta dudaklarından dökülecek seni seviyorum bile önceden alnımıza yazılmıştır.

    Ya sevmesin kimse kimseyi, ya da akmasın aşk dolu gözlerden yaş. Ya olmasın bu aşk denilen illet ya da adam gibi sevmeyi bilsin herkes.

    Bana yüreğinle gel bahanelerinle değil.

    Tabağında yiyebileceğin kadar yemek, hayatına sevebileceğin kadar insan al.

    Sen gittikten son yalnız kalmak korkmuyorum da… Ya yokluğunda ellerini tutmak istersem…

    Beni sevecek kadar deliysen, hak edecek kadar mertsen, yalan söylemeyecek kadar şerefliysen bende uğruna ölecek kadar yürekliyim.

    Her insan bir yağmur tanesidir. Kimi çamur çukuruna kimisi de gül yaprağına düşer.



    Olsun mu olmasın mı dert sana uğramasın… Gitsin de gelmesin bir daha ayrılık hiç…

    Kalbim perişan gönlüm deli, sana yazdım ben bu aşk dolu sözlerimi…

    Uzun oldu, ne zor oldu, kalbim yoruldu sevgilim… Dön gel yer şey kalsın…

    Yararsızım, araftayım… Çok özledim ve çok yalnızım sevgilim…

    Öyle bir çık ki karşıma, her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın ölüyormuşum gibi hissedeyim seni.

    Gecenin karanlığında, güneşin ışığında, suyun damlasında, selin coşkusundasın. Kimi yanımda kimi rüyamda ama sen benim hep aklımdasın bunu sakın unutma.

    Okyanusta ölmez de insan, gider bir kɑşık sevda dɑ boğulur.

    Seni gökteki yıldızlara benzetiyorum. Onlar kadar etkileyici, onlar kadar çekici ve güzelsin. Aranızdaki tek fark var; onlar milyonlarca sen ise bir tanesin.

    Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler, ağzına dolar insanın, sussan acıtır, konuşsan kanatır.


    Eve yalnız dönüyorum ben de. Sakın “kal” deme bana, gidiyorum. Alışamadım bu kente… (Yaşar Kurt)

    Hiçbir vücut ısısı değiştirmiyorsa mevsim normallerini, sevmek de yok artık hiç kimseyi (Cüneyt Ergün)

    Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar. (Cem Karaca)

    Bu bizim hikayemiz, sevgilim… Öyle saf öyle temiz ki, kimse kirletmeye cesaret edemez.

    Sevgilim, saçına rüzgar değsin onu bile kıskanırım bilmez misin…

    Gitmek çözecekse ve biri gidecekse, buralar gitsin, sen gitme… (F.D)

    Soysuz, gönlün bende yoktu, niye doğru yoldan şaşırttın beni? (Mustafa Özarslan)

    Beni silahla öldüremezsin sevgilim… İstersen bir de gülmeyi dene…

    Duy beni sevgilim… Gecenin üçünde beni bağlayan damla damla sen…

    Sen, gel ki bir tanem… Bahar kokunu kıskansın

    Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar....yanlış bir öyküdeyim… beni yeniden yaz sevgilim.

    Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya… Bu hayat hep böyle böyle gider mi sevgilim… (menekşe kokmaz)

    Ne yaptıysam olmadı! Ne çare sevgilim… Unutamadım seni…

    Papatyalar kadar saf ve temizdim… Ben de senin gibi bir hain sevdim.


    Ardımdan deli diyorlar belki de yalan değil. Yanımda bile uzaksın, nasıl dayansın gönül

    Sevgilim söz vermedik ama… Elbet bir gün buluşacağız…

    Aynı şehirde sen varsın, ben varım, ama biz yokuz.

    Ayrılıklar küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir.Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi.

    Bazıları konuşmaz, gözlerine 5 saniye bakar, ömründen 5 yıl verir.

    Bir gün dudakların kurursa okyanusu getiririm sana. Bir gün gelir de ayrılacak olursak aradaki mesafe ,yollar ve menziller ne kadar uzak olursa olsun sen yine de omuzunu bir yokla. Çünkü elimi orada hissedeceksin!

    ‘’Diyorsun ki; Bеn sаnа gönlümü vеrԁim. İyi ԁе gönül ԁеԁiğin nеԁir ki sevgilim. Bеn sаnа hiç gönlümü verir miyim? Çünkü gönül ԁеԁiğin toprağa düşünce toz olur, toprak olur. Bеn ise sаnа ruhumu veririm. Çünkü ruhum sadece sеnԁе sonsuzluk olur! ‘’Mevlana’’

    Sen gidersen sesin gider, kokun gider, yüzün gider. Ay dolanır pusularda, tenim titrer, gecem biter.

    Bana mesaj attığında otomatik olarak gülümsüyorum.

    Güzel Aşk Sözleri


    Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşamam, gözümden akacak yaş olsan ağlayamam, çünkü ben seni kalbime hapsettim hiçbir yere bırakmam...

    Sеn bеnim bugünümе şükür, yаrınımа dua еԁişim, azla yetinişim, çoğa göz dikemeyişimsin.

    Sözlerden çok gözlerdedir aşk.

    Yanağında açan güle aşık oldu bu can.

    Eline almış bir çiçek, sevecek sevmeyecek. Ah, koca sersem ah çiçek aşkı nereden bilecek.

    “Eğer yanlış olanı çok sevecekseniz, doğru olanı ne kadar seveceğinizi hayal edin.” Brandon Stanton

    Yıldızlar sönene kadar seni seveceğim.


    Bana ilk dokunduğunda senin olmak için doğduğumu anladım.

    Biri tarafından çok sevilmek insana güç verir, birini sevmek ise seven insana cesaret verir.

    Sensiz hayat çiçekleri ve meyvesi olmayan bir ağaca benzer.

    Sana olan aşkım asla bitmeyip, sonsuza kadar sürecek bir yolculuktur.

    Hayatım boyunca benimle yürürsen, bu yolculukta ihtiyacım olan herşeyi bana vermiş olacaksın sevgilim.

    Kabuslarımı mutlulukla, endişe ve korkularımı sevgiyle değiştirdin.

    En Güzel Felsefi Aşk Sözleri


    Aslında aşkı yağmura benzetmek lazım. Göğüne bir türlü dönmeyi düşünemeyen yağmura.

    Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar, bütün denizler de mürekkep… Yinede senin şiirini yazamam sevgilim.

    Aşkı anlamaya çalışma, kim anlamış ki sen anlayasın? Bırak anlamaya çalışmayı, aşkı yaşamak lazım.

    Avutamaz olur artık seni, bildiğin şarkılar. Boşanır keder zincirlerinden sular tersin tersin akar.

    ‘’Aşk evcilleştirilmemiş bir güçtür. Onu kontrol etmeye çalıştığımızda, bizi yok eder. Onu hapsetmeye çalıştığımızda, bizi köleleştirir. Anlamaya çalıştığımızda ise kaybolmuş ve kafası karışmış hissederiz.” Paulo Coelho

    “Cesur olmak, karşılığında bir şey beklemeden koşulsuzca birini sevmektir.” Madonna

    ”Aşk güzel insanların da korkunç şeyler yapmasını sağlayabilir.” Jude Deveraux


    “Sevmek ve sevilmek, güneşi her iki taraftan da hissetmek demektir.” David Viscott

    “Aşka düşen insanlar için yer çekimi sorumlu değildir.” Albert Einstein

    Aşk rüzgar gibidir, göremezsin ama hissedersin.” Nicholas Sparks

    ‘’Gördüğünü herkes sever, sen onda görmediğini bulacaksın. Eğer gerçek aşk istiyorsan; Ten’e değil, kalbe dokunacaksın.’’ Bob Marley

    ‘’Aşkın olduğu yerde yaşam da vardır.” Mahatma Gandhi

    “Mükemmel sevgiyi yaratmak yerine mükemmel sevgiliyi aramak için zaman harcıyoruz.” Tom Robbins

    Aynı anda iki kişiyi seviyorsanız, ikinciyi seçin. Çünkü ilkini gerçekten sevseydiniz ikinci için düşmezdiniz” Johnny Depp

    Anlamlı Aşk Sözleri


    Doğrudur İstanbul şiir yazdırır, Ankara roman, aşksa çay demletir.

    Aşk şişe çevirmece oyunundaki şişeye benzer. Kimde durursa dursun yɑ doğruluk yɑ dɑ cesaret ister.

    Onunla ne zaman lades oynasak hep o kazanırdı. O benim kalbimdeyken nasıl aklımdasın diyebilirdim ki…

    Herkes kaybettiği kadar içecekse O masadan en son ben kalkarım!

    Kalbim navigasyon cihazı değiI benim. Götürdüğü her adrese gitmez!

    Rakı yanındakiyle içilse de kadeh aklındakine kalkar.

    Deprem gibi girdin gönlüme, fay hattı çizdin beynime, enkaz bıraktın kalbimde, artçıları ise hala devam etmekte.


    Her derde deva olan şey; sarımsak mıydı, sarılmak mıydı? Karıştırdım.

    Aşkımızı dağlara yazıcaktım; Ama aşkımızdan daha büyük bir dağ bulamadım!

    Bana seni unut dediler unuttum, sakın haa seni değil unut diyenleri unttum!

    Harikalardan biriymiş diyorlar Çin Seddi’ne, seni görmeden kαrαr vermek kimin hαddine?

    Bir elimde gül bir elimde silah. Ya o gülü alıp benim olursun ya da o silahı alıp beni vurursun!

    Güzel Aşk Sözleri Kısa Aşk Sözleri


    Onunla kavga etmeyi başkasıyla gülmeye değişmem.

    Çek bakışlarını gözlerimden, aşk bu oğlum şeytan doldurur.

    Sana şiir yazmak ne haddime. Varlığın bir şiir zaten.

    Benim en kötü alışkanlığım sensin!

    Kalbimde yaşıyorsun ama kiranı vermiyorsun. Nasıl olacak?

    Aşk kalbe dokununca herkes şair olur.

    Aşk savaşa benzer, başlaması kolay durması çok zordur.

    "Aşk çok kısa, unutmak çok uzun.” Pablo Neruda

    Sen çölde açan gül olsan, seni kurutmamak için göz yaşlarımla sulardım.

    Yaşadığım aşk benim hayal ettiğimden daha faza.

    Meğer hayat dediğin sadece gözlerinden ibaretmiş.

    Aşk herkesi eşit kılar.

    Etkileyici Aşk Mesajları


    Yüzüme okunmuş bir duɑ gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sɑnɑ.

    Seni hayatımın sonuna kadar beklerim aşkım. Yeter ki beni bırakma, sensiz bırakma beni…

    Güller hep ellerinde açsın; ama dikenleri batmasın. Sevda hep seni bulsun; ama seni yaralamasın. Mutluluk hep yüreğine dolsun, ama beni asla unutturmasın.

    Seni gördüğüm iIk gün, kαderimin en güzeI bölümü olduğunu anladım.

    Güneş altında söylenmedik söz yokmuş bu yüzden geceleri söylüyorum seni sevdiğimi.

    Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın.

    Keşke zamanı geri alabilsem. Seni daha çabuk bulur ve daha uzun süre severdim.

    Hani geceden sonra doğar ya güneş, aklıma ilk sen gelirsin sonra bir çiğ tanesi olup yüreğime düşersin. Gün gelir herşey biter bir tek sen bitmezsin.

    Bir dilek tutma hakkım olsaydı, tüm yollarının bana çıkmasını dilerdim.

    Yalnızca seninleyken darmadağın oluyorum ve yalnızca seninleyken toparlanıyorum.

    Her sαbαh uykuIu gözIerinden doyasıya öpmek istediğim biri vαr.


    Şairane Aşk Sözleri

    İçin ağlasa da kim duyar seni? Kim anlar dışarıdan olup biteni? Leyla’nın yüzünü görenler bilir: Mecnun’un kalbine batan dikeni!

    Yağmalandı kalbim, ömrüm, her şeyim. Kurşuna dizdiler anılarımı, yenik düştüm bu savaşta neyleyim, bir mezar nasılsa işte şimdi tam da öyleyim!

    Gül bahçesinde geçse de ömrüm, inan üstüne gül koklamam sevgilim, seni koklamak olsa da ölüm, uğrunda ölmeye değer sevgilim.


    Soğuk havalarda hiç üşümedim biliyor musun? Hep senin sıcaklığın ısıttı beni. Sevginin sıcaklığı

    Seni özlemek, üşümek gibidir soğuk bir akşam üstü, yağmurun altında yürümek gibi sırılsıklam, titreye titreye. Sıcak bir yer bulup sığınmak istersin ya hani, işte tam da öyle. Yüreğine sığınıp, nefesinde ısınmaya ihtiyacım var sevgilim

    ‘’Aşk abdest gibidir, şüpheye düşersen bozulur!’’ Mevlana

    Bana bir avuç sevgi ver, içinde bir tutam güven olsun, birazda hoşgörü kat içineki yarın için umudum olsun.

    Şair bensem, şiirim sensin. Deli bensem, zincirim sensin. Aşık bensem, aşkım sensin. Ben hala yaşıyorsam bunun tek sebebi sensin!

    ‘’Kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda birbirine sarılarak uyuyordur.’’ Özdemir Asaf

    Eski Sevgiliye Aşk Sözleri

    Sen kalacaksın, kimse bilmeyecek ve kimseler görmeyecek seni. Yaşayacaksın gözlerimde ve düşlerimde.

    Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben, gözlerinin daldığı yerdeyim.

    Küçükken annem, yerde ekmek görünce: ‘’Yükseğe koy, kuşlar yer.’’ derdi. Biz de sevdiklerimizi hep yüksekte tuttuk, acaba kuşlar mı yedi?


    Gece bir başka giyer siyahını, yıldızlar daha sönük olur, yakamozlar başka çizer denize kendini ve hayat daha kahpe oynar oyununu sen yanımda yoksan.

    İçim çok acıyor, sanki bir sen kaldın bildiğim gibi olan ama hayatımda kalamayan.

    Sana öyle muhtacım ki, telefondaki sesine, erkeğim diyen diline, seni seviyorum diyen kalbine. Sana öyle muhtacım ki o ufacık ellerine, dokunmaya kıyamadığım tenine…

    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakmasaydı eğer.

    Bir köpek ile bir erkek arasında ne fark vardır? Köpek sadece halıyı kirletip mahveder, erkek ise tüm yaşamını yıkar ve gider.

    Seninle kavga etmeyi, başkasıyla gülmeye değişmem.

    Sen yoksun ya… Ne yazmanın anlamı var, ne de okuduklarımın bir tadı…

    Sayende yaşadığıma bile efkarlanıyorum. Gerisini sen düşün.

    Öyle haindir ki aşk, nerede imkansızı varsa gider onu sever. İşte ben de o imkansızı sevdim, yani seni sevdim sevgilim.


    Er geç tamamlayacağız birbirimizi. Bir yerlerde bir gün, bir bütün olacağız.

    Mutlu olmak kimin umrunda, sen yanımda ol yeter.

    Her insan bir yağmur tanesidir. Bazıları çamura bazıları da yaprağa düşer.

    Sαhi neydi o kαide. Sevince mi kaybediyorduk yoksa kaybedince mi seviyorduk.

    Bazı insalar sigaradan, bazıları hastalıktan, bazıları da aşktan ölüyorlar!

    En Güzel Mevlana Aşk Sözleri

    Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

    Ömründen nasibin, kendini sevgiliden mesut bulduğun andan ibarettir.

    Mevlana’ya sormuşlar “sevgili” nasıl olmalı diye. Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli. Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı, dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı.


    Nasibinde varsa alırsın karıncadan bike ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.

    İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak gerçek dostu görendir.

    İnsanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin.

    Nice bilginler vardır ki gerçek bilgiden, hakiki irfandan nasipsizdirler. Bu ilim sahipleri, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

    İnsan dostunun huyunu alır.


    Güzel üslupla söz söyleyenleriz; Mesih'in talebesiyiz; nice ölülere tuttuk da can üfürdük biz.

    İnsan içki içmekte serbest, ama sarhoş olmakta serbest değildir.

    İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.

    Derinden - Etkileyici Aşk Acısı Sözleri

    Ne hayaller büyüttüm içimde seninle, ne okyanuslara sevgimi yazdım adınla, şimdi yoksun hayatımda, kalbim parçalandı, atmıyor artık, yaşamıyor bu sevda.

    Kaybetme cesareti olmayanın, gerçeği söyleme kapasitesi yoktur!

    Nereye kaçmak istiyorsan git fakat etrafımda dolaşma, dönüp dolaşacağın yer yine benim gözlerimin önü olacak bu aşk acısı bende kalıcı olmayacak.


    Sen diline kilit vur yeter, ben aşk acısıyla da yenilerim kendimi.

    Bugün ilk defa sensizliği düşünüyorum, hayatımda her sensizlik aklıma gelince kalbim ağlıyor, gözlerimle anlatıyorum kalbimdeki acıyı, gözyaşlarımla yazıyorum adını.

    Sevgilisinin parası yok diye; ‘tokum’ diyen de var, ‘yokum’ diyen de!

    İsyanım acıya değil, isyanım kalbime değil, isyanım aşk acısı çektiren vefasıza, lanet olsun sana!

    Nasıl unuttuysan çocukluğunu ve kırılan oyuncaklarını, kırılan kalbini de öyle unutacaksın!


    Şimdi kalkıp hayatımı film yapsalar, sen ancak araya giren reklam olursun!

    Sen sadece bir yalanmışsın hayatımda, sen sadece boş zamanmışsın ömrümde, sen sadece acıymışsın kalbimde!

    Hiçbir zaman yanında olmayacak birinin, hep aklında olması çok saçma!

    En Güzel İngilizce Aşk Sözleri

    “They say you only fall in love one, but that can’t be true.”

    “Hayatta sadece bir kere aşık olduğumuzu söylerler ama bu doğru olamaz. Sana her baktığımda, yeniden aşık oluyorum.”
    “I love my eyes when you look into them. I love my name when you say it. I love my heart when you touch it. I love my life when you are in it”.

    Gözlerimi sen onlara baktığında seviyorum. İsmimi sen söylediğinde seviyorum. Kalbimi sen ona dokunduğunda seviyorum. Hayatımı sen içinde olduğun için seviyorum.)
    You are the first and last thing on my mind every day.

    Sen her gün aklıma gelen ilk ve son şeysin.
    Someone asked me what I saw in you to love you so much, my only answer was- everything.

    Birisi bana sende ne görüp de seni bu kadar çok sevdiğimi sordu, ona tek cevabım vardı – her şeyini.
    I want you. All of you. Your flaws. Your mistakes. Your imperfections. I want you, and only you.

    Seni istiyorum. Her şeyinle. Kusurlarını. Hatalarını. Eksikliklerin. Seni istiyorum, sadece seni.

    Can I borrow a kiss? I promise I’ll give it back.

    Bir öpücük ödünç alabilir miyim? Geri vereceğime söz veriyorum.
    You are my favorite place to go to when my mind searches for peace.

    Sen birazcık huzur aradığımda gitmekten en çok hoşlandığım yersin.
    En Komik Aşk Sözleri

    Körebe oynamak gibiydi aşk, hepimiz kördük ebemizi gördük…

    Yufka yüreğimizle kıymalı börek yaptılar.

    Oysa kahve içmişliğimiz de vardı bu ne hatır gönül bilmemezlik.

    Seni öpemedikten sonra götümden ne farkın var…

    Gözlerime takıldıktan sonra kalbime düşen aşkım sakarsın işte kabul et.

    Yine özlerken uyuyakalmışım Sebastian, günaydın…

    Her derde deva olan şey; sarımsak mıydı, sarılmak mıydı? Karıştırdım.

    Ask elmayı yemekle baslar, ayvayı yemekle biter.

    Unutma Sebastian dal sarkar kartal kalkar çok seversen g.tü kalkar…

    Rakı yanındakiyle içilse de kadeh aklındakine kalkar.

    Kalbimiz navigasyon cihazı değildir, götürdüğü her adrese gitmemeliyiz.

    İç güzelliği sadece organ mafyası önemsiyor aq.

    Eğer sana mesaj atmıyorsa sinirlenme. Pozitif düşün, belki de ölmüştür.

    İçimin sesi de olmasa ölürüm yalnızlıktan Sebastian…

    Vefasız sevgilim alzheimer hastası bile senin kadar cabuk unutmaz pes…

    Götü kalksın diye değil, kalbi atsın diye sevmiştim Sebastian.

    Bir kadın özledim diyorsa ben de demeyeceksin, atlayıp yanına gideceksin…

    Bu saatten sonra ben tren gibi geçerim sen öküz gibi bakarsın…

    En Romantik & En Güzel Aşk Şiirleri

    Şiirler aşkla ruh bulur ve canlanır. Aşkınızı canlı tutmak istiyorsanız sevgilinize en romantik ve en güzel aşk şiirlerini yollayınız ya da gözlerine bakarak okuyunuz. Böylece aşkınız hayat bulacaktır. İşte en romantik sevgili şiirleri ve en güzel aşk şiirleri - anlamlı aşk sözleri;



    Ben Artık Sen Olmuşum

    Ne varsa aradığım bil ki sende bulmuşum,

    Senden öncesi yoktu, seninle var olmuşum.

    Sende bütün ümitler, sende bütün özlemler,

    Beni bende arama artık ben sen olmuşum.

    Ahmet Selçuk İlkan

    Seviyorum Seni

    Seviyorum seni,

    Ekmeği tuza banıp yer gibi,

    Geceleyin ateşler içinde uyanarak,

    Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi.

    Ağır posta paketini,

    Neyin nesi belirsiz,

    Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibiİ

    Seviyorum seni.

    Denizi ilk defa uçakla geçer gibi,

    İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık,

    İçimde kımıldayan bir şeyler gibi.

    Seviyorum seni,

    Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

    Nazım Hikmet


    Aşk Şiiri

    Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,

    Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.

    Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;

    Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

    Özdemir Asaf

    Seni Düşünmek

    Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,

    Dünyanın en güzel sesinden

    En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...

    Fakat artık ümit yetmiyor bana,

    Ben artık şarkı dinlemek değil,

    Şarkı söylemek istiyorum.

    Nazım Hikmet

    Hasretinden Prangalar Eskittim

    Seni anlatabilmek seni.

    İyi çocuklara, kahramanlara.

    Seni anlatabilmek seni,

    Namussuza, halden bilmeze,

    Kahpe yalana.

    Ard-arda kaç zemheri,

    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu

    Dışarıda gürül gürül akan bir

    Dünya...

    Bir ben uyumadım,

    Kaç leylim bahar,

    Hasretinden prangalar eskittim.

    Saçlarına kan gülleri takayım,

    Bir o yana

    Bir bu yana...

    Seni bağırabilsem seni,

    Dipsiz kuyulara.

    Akan yıldıza.

    Bir kibrit çöpüne varana.

    Okyanusun en ıssız dalgasına

    Düşmüş bir kibrit çöpüne.

    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,

    Yitirmiş öpücükleri,

    Payı yok, apansız inen akşamdan,

    Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,

    Seni anlatabilsem seni...

    Yokluğun, cehennemin öbür adıdır

    Üşüyorum, kapama gözlerini...

    Ahmed Arif

    Aşk İki Kişiliktir

    Değişir yönü rüzgarın

    Solar ansızın yapraklar;

    Şaşırır yolunu denizde gemi

    Boşuna bir liman arar;

    Gülüşü bir yabancının

    Çalmıştır senden sevdiğini;

    İçinde biriken zehir

    Sadece kendini öldürecektir;

    Ölümdür yaşanan tek başına,

    Aşk iki kişiliktir.



    Bir anı bile kalmamıştır

    Geceler boyu sevişmelerden;

    Binlerce yıl uzaklardadır

    Binlerce kez dokunduğun ten;

    Yazabileceğin şiirler

    Çoktan yazılıp bitmiştir;

    Ölümdür yaşanan tek başına,

    Aşk iki kişiliktir.



    Avutamaz olur artık

    Seni, sevdiğin şarkılar;

    Boşanır keder zincirlerinden

    Sular tersin tersin akar;

    Bir hançer gibi çeksen de sevgini

    Onu ancak öldürmeye yarar:

    Uçarı kuşu sevdanın

    Alıp başını gitmiştir;

    Ölümdür yaşanan tek başına,

    Aşk iki kişiliktir.



    Yitik bir ezgisin sadece,

    Tüketilmiş ve düşmüş gözden;

    Düşlerinde bir çocuk hıçkırır

    Gece camlara sürtünürken;

    Çünkü hiçbir kelebek

    Tek başına yaşamaz sevdasını,

    Severken hiç bir böcek

    Hiç bir kuş yalnız değildir;

    Ölümdür yaşanan tek başına,

    Aşk iki kişiliktir.

    Ataol Bahremoğlu

    2019 Güzel Sözler kategorisinde yer alan ve en çok tercih edilen söz türleri arasında gösterilen 2019 en yeni Aşk Sözleri içeriğinde birbirinden etkileyici, karşınızdaki kişiyi size aşık edecek sözleri bulabilirsiniz. Aşk sözleri içerisinde yer alan kategoriler arasında ünlü düşünürlerin Özlü Sözler diye isimlendirdiği en Anlamlı Sözler de yer almaktadır. Sevgilisiyle kavga eden, ihanete uğrayan okurlarımız için ise karşısındaki kişiyi derinden etkileyecek En Ağır Sözler 'i de bulabilirsiniz.

    Sevgiliye 2019 en romantik sözleri ve en güzel aşk sözlerini sadece "Sevgililer Günü" gibi özel günlerde değil; içinizden geldiği bir anda söyleyebilirsiniz. Mevlana aşk sözleri, Tumblr aşk sözleri, komik aşk sözleri, acı çeken sevgiliye aşk sözleri, etkileyici, dini ve en güzel aşk sözleri burada. İşte, sevgiliye söyleyebileceğiniz, mesaj olarak yollayabileceğiniz en güzel romantik sözler, duygusal romantik sözler. Romantik sözleri, aşk sözleri, en güzel aşk sözleri, en anlamlı
  • 664 syf.
    ·9 günde·Beğendi·10/10
    “Latin külâhı görmektense Türk sarığını yeğleriz.”
    Konstantinopol, 1453
    “Zulüm 1453’te başladı.”
    İstanbul, 2013
    …..

    Kızıl Elma imgesine adanan bir ömür. İnsan ruhlu şehirlerin yaşanmışlığı altında fark edilemeyen o manevi baskının salgını tüm kadim şehirlerin öz benliğinde hissedilir. Atina’dan, İskenderiye’ye, Kudüs’ten Şam’a, Roma’dan İstanbul’a varıncaya kadar… Doğar, büyür, yaşlanır ve yaşamın hengamesini kaldıramayarak insanlar gibi yerini başkalarına devreder. Yeni yüzüyle lakin genetik maneviyatından soyutlanmayarak tüm sinerjinin tarih boyu muhafaza edildiğine şahit oluruz.

    Büyük Roma İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu olarak üç büyük medeniyetin payitahtı olabilmiş tek kadim şehir: İstanbul. 566 yıl önce, insanlık tarihine damgasını vuran, fetih ile sadece bir şehri değil, ‘gönüller yapmayı’ ödev anlayışı bilen bir medeniyetin dönüm noktasıdır 1453. Diğer taraftan ise, 1000 yıllık değerler merkezinin devr-i teslimi, hiçbir gücün yıkamadığı kutsal surların düşüş tarihidir.

    Doğu’nun ve Batı’nın hükümdarı olmak, insanı, savaşları ve felsefeyi temel alan ilimlerin efendisi olmakla mümkündü. Savaşın beşiğinde şiirler yazan, kitapları insanla eşdeğer gören ve her anı “ya öğrenen ya öğreten” kaidesiyle tefekkür halinde geçiren bir insan ve bir hükümdar...

    Dünyanın İlk Günü 1453 Bu günlerde çıktı karşıma. Daha doğrusu tevafuk olabilmesi için uygun bir tarihe çekildi tarafımdan. En iyi tarihi roman olarak görülmesinin çok daha öte boyutunda olduğunu söylememem için bir neden yok, son derece titizlikle ve akademik bilgilerin ışığında olarak kronolojik sıralamanın ihmal edilmediği muntazam bir çalışma ürünü. Fetihle ilgili aslında bir şey bilmediğimi sadece bir roman -ve akabindeki diğer dönem kitapları- yeterince gösterebildi. Birçok kişinin -yakın tarih hariç- önemli tarihleri es geçmesi bu konudaki bilgisizliği veya daha doğru ifadeyle yuvarlak bilgiyi tüm şiddetiyle kamçılamakta. Böylesi bir sessizliğin doğurduğu yabancılaşma karşısında pastada payım olmasın düşüncesiyle ‘zulüm’ kelimesinin üstü çizildi ve ‘lüzum’ kelimesi bu kitaba başlamadan evvel daha uygun bulundu…

    Roman 3 farklı bölüm üzerinden ele alınır. Fatih, hocaları ve efradının diyalogları anlatıcı üzerinden yanıt bulur. İkinci bölüm ise Mehmet’in Edirne’den itibaren yanında bulunan Seyyah Alberti Balbi’nin notlarından oluşur. Yeni bir kültürle kendisini iç içe bulan Balbi, yetiştiği kültür ile geldiği medeniyetin arasında bağ kurar; Batı’nın Türk algısının yanlışlığını, kendisine anlatılan gerçeklerle tasdik eder. Özellikle Mehmet’in hocalarından olan Molla Lütfi ile aralarındaki diyaloglar, üzerinden geçmeye değer niteliktedir. Bir diğer bölüm ise Bizans Alexender’i, nam-ı diğer yeniçeri İskender’in çocukluğundan itibaren yaşadığı sıkıntılarla, devşirme yolunda geçmişe duyduğu bir özlemin hikayesi anlatılır. Bölümleri birbiriyle karışık sırada okurken, ayrı hayatları birleştiren şeyin aşk ve özlemlerine tanık oluruz…

    Ölüm gölgesinin düştüğü bir tablo. “Zaten o bir resim değil, ölümün pençesinde bir hükümdar.”
    https://i.hizliresim.com/vazB5z.jpg

    Son Akşam Yemeği’nde Havarilerden daha alçak resmedilen Yahuda, Doktor Jacobo’ya rol model olabilirdi. Osmanlı ve İstanbul’a ilgisi olan L. Da Vinci, bir köprü yapmak üzere II. Bayezid’e başvurduğunda gavur addedilerek reddedilmişti. Gentile Bellini’ye portresini çizdiren Fatih, 49 yaşında bir ihanete uğramasaydı, iki dehayı aynı tarih sahnesinde görebilecektik. Ayasofya ve karşısında Leonardo’nun köprüsü… Talihin böylesi de yıldızın parlamadığı anlar olsa gerek. Kitabı zikretmişken Zweig’ın şu sübjektif alıntısını es geçmeyelim: “Mehmet hem dindar ve acımasızdır, hem de hırslı ve sinsidir. O bir yandan oluk gibi kan akıtan, öte yandan Sezar’ı ve Romalıların yaşam öykülerini Latincesinden okuyabilen, eğitimli ve sanatsever biridir. Melankolik bakışlı, sivri burunlu bu adam aralıksız çalışan, atılgan bir asker ve acımasız bir diplomattır. Bütün bu tehlikeli özelliklerinin ardında tek bir amaç vardır: O, gerçekleştirdikleriyle yeni Türk ulusunun askeri üstünlüğünü Avrupa’ya kabul ettirmiş olan büyükbabası Bayezit’ten ve babası Murat’tan daha da başarılı olacaktır. Artık şunu herkes hissetmekte ve bilmektedir: İlk darbe, Konstantin’in ve Justinianus’un krallık tacını süsleyen en son mücevher olan Bizans’a inecektir.” #29042792

    Rum Ortodoksları ile Roma Katolikleri arasında cebelleşen din savaşları Kutsal mabet Ayasofya’nın ruhaniyetine ve dolayısıyla bin yıldır yıkılamayan sur Konstantinopol’e büyük zararlar vermişti. Batılı bir yazarın perspektifinden -ki sadece perspektiftir bu- Türkler kısmına geldiğinizde kin ve nefret kokularını hissederseniz. Objektif olduğu iddia edilen en baba yazarlar bile, aba altından sopa gösterir ifadelere yer verirler. Oysa altı kazınacak ne katliamlar vardır ki sadece söz konusu olmayı bekler. Çağın Roması’nın ölüm arenaları bir savaşın dışındaki en büyük caniliklerden biri olsa gerektir. Yine Voyvoda Vlad’ın esir aldığı düşmanlarını kazıklara çıkararak işkenceyle öldürmesi, İşgal ettiği topraklarda köle ticareti yapan Sırp despot George Brankovic katliamları, Ortaçağ Avrupa’sında yakılarak öldürülen cadılar, Pompei kavmini andıran eşcinsel ilişkiler ve karanlık sayılabilecek birçok garabet Fatih’in 15. Yüzyılına tekabül etmişti. Yüzyılın karanlıklarını okurken aynı olayların benzer biçimlerine rastlıyorsunuz ve zihninizde hiçbir şeyin aslında değişmediğini, her vakanın farklı versiyonlarının yaşandığını düşünürken o tekerrür denilen kelimeye iyiden iyiye ikna olurken buluyorsunuz kendinizi… Yeni bir düzeninin ihya olduğu, dünya üzerindeki en yüksek kanun olan İslam’ın tüm küffara ilan edildiği bir devir.

    Batılı yazarların gözüyle satırlara şahit olduğunuzda, zihninizdekine zıt bir tablo ile karşı karşıya kalmamanız içten bile değil. Dünden bugüne Türkler için söylenilen “barbar” kelimesi fethin vuku bulmasıyla doğrudan ilişkili. Zweig’ın Yıldızın Parladığı Anlar kitabında ve Montaigne’in Denemeler’inde geçen Konstantinopol’ün fethi, insanlık tarihi için, doğrudan söylenmese bile, bir leke olarak tanımlanır. 6 yıl önce duvarlara yazılan nefret cümlesi gibi. Hümanist olarak bilinen S. Runciman ve A. Toynbee gibi yazarların kin ve nefret kokan satırlarını da ayıklamak gerekir. Kitabının bir bölümünde fethe yer ayıran Zweig’ın düşünceleri, fetih ile ilgili malumatı olmayan bir insanı bile kitaptan uzaklaştırabilir. Kitabı ismiyle müsemma haline getirebilmek için koskoca İstanbul’un fethi, Bizanslılar tarafından açık unutulan bir kapının sonucu olduğuna bağlanılmıştı. Son Zweig okuyuşum olmalıydı.

    Bu yönde olan kitap ve makalelerdeki benzer düşüncelere denk geldikçe dönemin Rum tarihçisi Kritovulos’un eseri İstanbul’un Fethi’ne yeniden göz atmayı düşündüm. Malum İstanbul ve fetih 3 sayfayla ders konusu yapıldığından bu konudaki cehaletimizle kalmıştık. Ama öte yandan 1-2 kişiyi her sene 35 kez andığımızda, hatta ayak bastığı yerleri bile ezbere bildiğimizden geriye bakmaya pek de lüzum duymuyorduk, duymadık da zaten. Ta ki böyle bir kitapla tanışıncaya dek… Dönemin tarihçisi Kritovulos’un Fatih’e methiye olarak atfettiği kitabın, birinci kaynak olarak kabul edilen kitaplar arasında olduğunu belirtelim. Mehmet’in emriyle 3 gün süreyle yapılan yağmanın boyutu tüm detaylarıyla anlatılır bu kitapta. Kritovulos Tarihi, fethi ayrıntılarıyla sunarken şehirde oluşan büyük tahribata, tarihi ve sanat eserlerinin yok oluşuna da ayrı bir parantez açar. Şehirdeki yıkımın Fatih’te doğurduğu hüznü de buradan öğreniyoruz. Padişaha armağan edilen bir kitapta, bin yıllık sanat eserlerinin tarihe karıştığına tanıklık eden satırlar, elbette doğruluğu konusunda su götürmez bir yeri icap eder. Fatih’in kudretli ancak hunhar kişiliğini destekleyen düşünceleri de yine Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde görürüz.
    Her anını düşünceyle geçiren, dört bir yanı haritalarla, çizimlerle, hesaplamalarla çevrili olan, Bizans surlarının içindeki çatlakları bilecek derecede istihbaratı canlı tutan, Homeros’u, Firdevsi’yi ezbere bilen, zamanını alimlerle geçirmekten şevk duyan bir insanın düşmanlarına karşı olan acımasızlığı?.- ya da alimleri ölüme götürerek başlayan ve nice hadiselerle devam eden despotluk. Lequel?

    Nitekim aradan geçen 5 asır 20. yüzyıl dünyasına- ve hatta 21. yüzyıla- bir ışık tutamadı. Bugün tavan ile taban arasındaki uçurum, gelinen nokta hakkında birkaç sayfa yazmayı gerektirir boyutta. 20.yüzyıl koloni ülkelerinin elde ettiği yer altı ve yerüstü kaynaklar, bugün gelinen noktadaki refah düzeyinin aslan payı olmasa bile ekonomik etkisi olarak yadsınamaz. Ortaçağ, İskeletlerden kartpostal yapan Fransa’dan, dünyanın %80’ini işgal eden İngiltere’nin koloniciliğinden çok farklı değildi. Yaşadığımız yüzyıl teknoloji devrinin getirisiyle küreselleşen bir yüzyıl. 70 yılı kapsayan bir geçmişte ülkeler arası anlaşmazlık yeni bir savaşı doğurabilmişken, bugün olası nükleer savaşların yıkımı, haritaların silinmesi demek olduğundan ekonomik çıkarlar daralana, kıvrılana ve en sonunda patlayacak duruma gelene dek savaşların salt ekonomik saldırılar üzerinden planlandığı zaman, bu zamanlar. Bir siyasinin açıklaması bile piyasayı yerinden oynatıyorken savaş kelimesinin yüksek sesle konuşulmaya başlanması dünyayı nasıl bir küreselleşme krizinin içerisine sokar siz düşünün. Velhasıl kelam, bu çağ, toprağı kana bulamaktan zevk alan topluluk ’kan’larının devam ettiği, en ufak bir cürümün dünyada yarattığı infial zararlarının hesabı yapılarak devekuşu misali başını toprağa sokan, fakat sıkışıldığında, patlayacak raddeye gelindiğinde asıl nefretin nasıl dışarı çıkacağını izleyeceğimiz yeni bir çağa sahne olacak gibi… İnsanların kendinden olmayanları sömürdüğü, ben ve diğerleri politikasının esas alındığı bugün ve dün dünyasının ‘ilk günü’ bir söz söylenmişti ancak yankısı hiçbir yere ulaşmadı. El eman*
    “Canınıza ve malınıza hiçbir zarar gelmeyecektir. Şimdi evlerinize gidin ve işlerinizin başına geçin.”

    Sultan Murat’ın tahtından feragat etmesiyle 2 yıl padişah kalan Mehmet, yeniçeri ayaklanmasıyla tahtı tekrar babasına devreder. Küçük yaşta kısa bir stajerlikten geçmesi hem olgunlaşmasına, hem de ilim yolculuğunda geçireceği uzun saatlere zemin hazırlar. Manisa şehzadelik yıllarında Akşemsettin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi bilge insanlardan dersler alan Mehmet, tek hayalini ileride kendisini İki cihanın imparatoru yapacak olan planlara adar. Ancak incelikler her zaman çoktur, Şeyhinin dediği gibi, “Sana, seni öğreteceğim.” Cümlesinden yola çıkarak savaş sanatını ilmi merkezli birçok alanda süsleyerek taçlandırır. Çocukluğundan buyana alimlerle sohbet etmeyi alışkanlık haline getiren Mehmet’in kitaplarla da olan ilişkisi, dehasının parçalarından ibaret. Bir hükümdar ki, İbn Rüşt ve Gazali arasındaki tutarsızlık konusunu uzmanlarına tartıştırıyor, matematik ve astronomiye ilgi duyuyor ve sarayda bir kitap projesi başlatıyor. Neler yok ki. El Cezeri - Kitab-ı Hendesiye, İbn Haytam - Perspektif, El Hindi - Optik ve Göz Algısı, İbn Sina - El Kanun, Dede Korkut Hikayeleri, Homer, Mir Ali Şir, Ahmedi, El Razi, İbn Arabi, Füsus ve daha niceleri. Felsefe merakı, tasavvuf sevgisi, bitki merakı, Fatih'in zengin dünyasını gösteren değerlerin sadece bazıları.

    “Zaferin sırrı Hz. Peygamber’in izini takip etmektir.” şiarı aydınlığı ve yükselişi açıklayan ana gaye olsa gerekti. İmparatorluğun hüküm sürdüğü toprakların asayiş ve adalet nizamı bunun en büyük göstergesiydi. Kasıtlı yaptığı yanlış imardan dolayı Fatih tarafından kolu kesilerek cezalandırılan bir Rum mühendisin, olayı kadıya şikayet ederek davaya taşıdığı ibretlik bir hadise vardır. Kadı, betonların yerine koyulacağı ancak kesilen bir uzvun geri gelmeyeceğini düşünerek kısas hükmünü verir. Böyle bir durum karşısında gerçek aydınlığı kavrayan mühendis davasından feragat eder. İhtiyaç sahibini ihtiyacına kavuşturan sadaka taşları, insanlar tarafından açık bıraktılan kapılar gibi nice olağanlıkların o zamanlar için sıradan durumlar olduklarını öğreniyoruz. “Ne hal üzere iseniz öyle yönetilirsiniz” hadisi de toplumun adalet, huzur, ahlak ve refah nizamının bir ödülü olmalıydı. Asıl başarı Fatih’i Fatih yapan gönül sultanlarının dünyasıydı.

    “Marifet, bir şehir kurmak kadar onda yaşayanların kalbini de imar etmektir.” Cümlesi, savaşların, kuşatmaların, ölümlerin ve fetihlerin sonucuna götüren ana gayelerden biriydi. İslam’ın gösterdiği yol dünyaya barış getirmek, halkları zulümlerin pençesinden kurtararak, adaleti zor kullanmadan göstermekti. Nitekim romanın yazılış gayelerinden birisinin de bu algıyı yıkmak olduğunu düşünüyorum. Azılı, agresif, holigan dönmelerin ismini duymaya bile tahammül edemediği ve duvarlara kazıdığı cümlenin en büyük yanıtı ise kitabın isminde saklı: Dünyanın İlk Günü.

    Senyör Alberti’nin seyahatnamelerinde en dikkat çekici bilgilerden biri, farklı milletlerin Osmanlı çatısı altındaki kapsayıcılığının bahis konusu yapılmasıdır. Mehmet’in en önemli adamlarından Veziriazam Çandarlı Halil ve Başhekim Yakup Paşaların Yahudi dönmeleri olduğunu ayırt etmek gerekir. Yeniçeri ocaklarında uygulanan devşirme usulü ve şehirdeki birçok tüccarın ermeni-yahudi kimliğini taşıdığını misal olarak verirsek, Batılıların yerleştirmeye çalıştığı “Türkler," "Türk İmparatorluğu” ibareleri de bir anlam ifade etmez. Dikkatimi çeken bu husus hakkında Mehmet Metiner’in şu yazısı https://www.yenisafak.com/...aliyye-anlayii-40102 okunmaya ve kitap öznelinde tartışılmaya değer nitelikte.

    Hayatın ve ölümün kader inancı olduğuna sıkı sıkıya inanan bir toplum için o yolda şehit olmak, bir asır önceki İstiklal Harbi’nde olduğu gibi ölmeye gitmek demekti. Teslimiyetin ve kulluğun öncüleri zaferin kapısını aralamışlardı. Fütüvvet ahlakına onlar malikti. Sabetaycılar, kripto Yahudiler, yarı inançlılar, holigan dönmeler değil…

    Fatih, tüm sıfatlarından önce bir azim, bir kararlılık ve bir deha demektir…
    "Yerli ve yabancı tarihçiler şu konuda hemfikirlerdir ki 49 yaşında ölen Mehmet on yıl daha yaşasaydı bütün dünya tarihi değişecek, Doğu ve Batı kavramları bugünkü anlamlarını yitirecekti!"

    Osmanlılar, 56 gün sonra, Bin küsür yıldır ayakta duran Doğu Roma İmparatorluğu’nu tarih defterinden ebediyen silmişti. Kutlu olsun.
  • 426 syf.
    ·11 günde·10/10
    Güven Adıgüzel, Ah Muhsin Ünlü , Mustafa Akar.. Bu böyle devam eder.Birbirinden güzel insanlar olmakla beraber bana Alper Gencer'i tanıtanlardan birileri olmaları..


    ilk okuduğum şiiri ' yankılandım da duruldum ' olmuştur. şimdi ah alper'i överek bitirememekten mi söz etsek ne yapsak yeridir.
    Kendisi Van doğumlu olup istanbul cerrah paşa mezunu bir pratisyen doktor. Sonraları uzamanlık için çalışıp "nöroşirurji (Beyin ve Sinir Cerrahisi ) " olmayı hedefleyen lakin sonradan bırakıp bu işin okulla değilde direkt olarak insanların beyin iç yapısına sinirlere dokunmayı eline aldığı kalemi ile çok güzel bir şekilde başarmış birisidir. :)


    "2001 - 2011" arasında çıkardığı "Mestane, Şaha kalkan gemiler, Ölmek gibi Sevmek" Kitaplarını "AH!" ismi ile toplu yayımladı okumak için başlanılıcak en mantıklı şiir kitabıdır Alperin bununla beraber "Şarkısızın Şarkısı(2012-2017)" ile devam edilmesini öneririm..

    Alper Genceri daha yakından tanımak için sizlere burdan çok beğendiğim şiirlerini burdan link atarak paylaşacağım umarım okumanız için başlangıç olur. :)

    https://www.youtube.com/...o6EWgrT2mLHGoD3QEGRQ

    Verdiğim link listeli şekilde dinleyebilirsiniz iyi dinlemeler okumalar :))