• Şairler ölümden söz ettiklerinde onu
    "memenin olmadığı yer" diye isimlendirir.
    Ramon Gomez De La SERNA, 1917.
  • Bazen mucizelere ulaşmak için,
    Kapıyı aralamak gerekir.
    Yüreğinize izin verin,
    Kapıları açsın...
    Çeşm-i şiir - Şerna
  • Kültürel sermayeyi zihnimizde biraz daha somutlaştırabilmek için bir örnek üzerinden meseleyi izah etmeye çalışayım: Taşradan gelip okula başlayan bir öğrenciyi düşünelim. Taşra kültüründe doğmuş ve o kültürü teneffüs ederek büyümüş. Bağlama, davul ve kaval gibi enstrümanlar görmüş; halay, horon ve benzeri yerel folklorik dansları biliyor. Okula başlıyor ve ardından gitar, piyano, keman, opera ve bale gibi müziksel kavramlarla karşı karşıya geliyor.

    Buna karşın, içinde büyümüş olduğu kültürel unsurlar müfredatta mevcut değil, çünkü okuldaki müfredat ile öğretilmek istenen kültürel sermaye, egemen sınıfın zevklerini ve tercihlerini yansıtıyor. Zamanla ne mi oluyor? Egemen sınıfın kültürel sermayesini öğrenerek büyüyen çocuk, zamanla bu sermaye içerisindeki kültürel değerlere hayran kaliyor ve kendi zevk ve beğenilerini değersizleştiriyor.68

    Mesela çocuğunu halay kursuna değil de bale kursuna göndermeyi bir “yüksek kültür öğesi” olarak algılamaya, gönderen aileyi de “yüksek kültür sahibi” ve “çağdaş” bir aile olarak görmeye başlıyor. Hayranlıkla başlayan süreç, yerini zamanla imrenmeye ve öykünmeye devrediyor.

    Bourdieu, hususiyle, egemen sınıfın altında ve işçi sınıfının üstünde yer alan, genelde orta sınıf diye tanımladığımız, düşünürümüzün ise küçük burjuvazi diye isimlendirdiği sınıfta hâkim olan temel dürtülerin “gerginlik” (dension) ve “özentilik” (preten sion) olduğundan söz eder.

    ----
    67. Galtung, J. “Violence, Peace, and Peace Research.” Joumal of Peact Research, (1969), 6(3), 167-191, sh. 168.

    68. Wells, A.S. ve Serna, 1. “The politics of culture: understanding local political resistance to detracking in racially mixed schools.” Harva
    Educational Review, (1997), 66(1), 93-119.
  • Karanlık ve uzak bir ülke ,akşamları sisli sisli sokaklar ,kuytu köşelerde görülmeyen ama duyulmaya alışılmış suçlar ,her gün bir tane daha ,her gün on tane daha ,her gün yüz tane daha suç işleniyor bu sokaklarda ,dolaşmak isteyen tek başına dolaşamıyor ,özgür insanların bu ülkede özgürlüğü sadece gündüzen ibaret ,tabi bu özgürlük sadece erkekler için geçerli ,korkarak yaşamaya alışılmış bir hayat ,yada yaşamaya alışılamamış büyük bir korku,büyük korkular ,daha büyük korkular , bazı duvarlarda düzene karşı yazılmış yazılar bazılarında ise bunca korku ve çaresizlikler içinde çizilmiş bir kalbin sağ ve solunda yazılı karşı cins isimler , ve bu duvarlar işlenmiş suçların en büyük tanıkları , ah mahkemelerde bir konuşabilseler adalet yerini bulurdu ,ama kurulmuş düzenlerde ve yasalarda duvarların şahitliği geçerli değildi ,söz konusu suç ise bu ülkede suçlu her zaman masumdur, adalet kavramı göreceli mi ? Yoksa yargıyı dağıtanı yargılama hakkı mı yok ,bu hak verilmeli millete ,yargıçı yargılama hakkı verilmeli yargıya mahkum insanlara ,ve adalet kavramının üstünden geçilmeli bir kez daha ,yoksa duvarlar intihar eder .


    Sokakların çocukları suç işlemez ,hırsızlık değil ;yoksulluktur ,fukaralıktır ,göz hakkıdır, hakkı olanı istediğinden vermeyince zorla almaktır ,haktır icabında, ama cezası hapistir aylarca ,belki yıllarca.
    Eşitlik geç gelmiş değil hiç gelmemiş topraklarda ,hak sahibinin hakkını alması ancak böyle olur . zenginde çalar ya ,ekmek değil ,para değil ,gelecek çalar ,sömürür insanı ,kendine mahkum eder ,çalıştırır ,çalıştırır ,çalıştırır ,kendisi için durmadan çalışanı da küçümser ,hor görür ,ama bu hayat hırsızlarını bırakın hapise atmayı mahkemede yargılamazlar bile .

    Bu karanlık Ülkede mutlu yaşamanın sırrı televizyon izlememekten geçiyor, her akşam
    saat yedide başlayan; tecavüz,cinayet ,siyasi anlaşmazlıklar ,geçim sıkıntıları ,kadın şiddetleri ,kadına şiddet ,kadına şiddet,kadına şiddet...bitmeyen ,tükenmek bilmeyen çeşitli olaylar ve bıkmayan ,yapmaktan usanmayan ,rezil insanlar ,serbest bırakıp,adi davranan ,adalet.....,sadece adı adalet .

    İnsanlar arttıkça insanlık azalıyordu ,sanki bir sürahi suyu bardaklara boşaltır gibi ;ne kadar çok bardak ,o kadar az su ,ne kadar çok insan ,o kadar az insanlık ,ama kendini hala bilen insanlar vardı ,ama nerdeler ,kim gördü onların yüzünü ,kim bu yüzleri gören şanslı insanlar , onları tanırsak bize de anlatırlar mı nasıl olduklarını ya da selam söylesek selamımızı iletirler mi ,ah bir görebilseydik ,bir tanıyabilseydik ...


    Rafael de la serna
  • 112 syf.
    ·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
    'Giden benden gidiyor
    Ben kendimden'

    'Aç gözünü
    Kızıl ateşe meydan oku
    Dilim lal oldu şimdi
    Anlatamadım hiç kederimi
    Gökten yeryüzüne bağışla beni
    Ey peri'

    'Mum ışığında yazarken derinlere daldım
    Daldıkça zamanı geriye sardım
    Sessizlikte düşlerim düşünce suya
    Gizlice ayrıldım düşmeden pusuya'

    'Bir damla iyilik binlerce kötülüğü yok edecek kadar güçlüdür şerna...'

    İçerisinde adalet, haksızlık, dünyada yapılan zulüm, küçük yaşta evlendirilen kız çocuklarının dramı, eğitimsizlik, aşk ve sevdayı anlatan şiirler yer alıyor.

    Kitapla ve sevgiyle kalın...
    Kaleminiz daim olsun @yasar_adyaman