• Çıktığı günden beri yakın takipçisi olduğum Yeni Asya Gazetesi’nin Zübeyir Ağabey’den sonra ikinci mimarı olan Mehmet Kutlular’ı, 52 yıldan beri tanıyor olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum.

    Mehmet Kutlular ismi, âdeta Bediüzzaman Said Nursî, Zübeyir Gündüzalp ve Yeni Asya ile özdeşleşmiş bulunuyor. Kutlular Ağabey, cesaretiyle ve kahramanlığı ile nam salmıştır, ama onun bu hasletleri kuru bir cesaretten ibaret değildi. Aynı zamanda feraset, istikrar, istikamet ve ihlâs gibi meziyetlerle de bezenmişti. Risale-i Nur’a bağlılığı, tıpkı Zübeyir Ağabey gibiydi. İmanî mevzuların yanı sıra, içtimaî ve siyasî ölçülere de son derece dikkat ederdi.

    Kutlular Ağabeyi ilk defa 1970’li yıllarda Kayseri’de gördüğümü hatırlıyorum. Tok sözlü, babacan tavırlı, sert görünüşü altında yumuşak kalpli, düşmana karşı heybetli, dostlarına karşı şefkatli bir insandı. Heybetli deyince, herkesin bildiği gibi iri cüsseli değil, iri yürekliydi. Yani yüreği bedeninden büyüktü. O yürekle hiçbir baskı karşısında eğilmemiş, hak bildiği yolda milim şaşmadan hayatını tamamlamıştır.

    1999 yılında Ankara Kocatepe Mevlidi’nde gazetecilerin sorularına cevap verirken, 28 Şubat’ın dindarlara yaptığı baskı ve zulümleri açık yüreklilikle, hiç çekinmeden anlatmış ve “Deprem İlâhî ikazdır” broşürüne de sahip çıkmıştı. Ondan sonra da tutuklamalar, ifadeler ve Vize Cezaevi’ne kadar uzanan bir süreç başlamıştı. O zamanki DGM savcısı Nuh Mete Yüksel, ifadesini alırken Risale-i Nur ve Üstad hakkında ileri geri konuşunca, “hadi oradan...” diye argo bir kelime kullanarak öyle kükrer ki, DGM savcısı, “sakin olun Mehmet” diye alttan almak zorunda kalır. “Sözlerimin arkasındayım” diye yaptığı çıkış, bütün ehl-i imanın yüreğine su serpmiştir.

    Mahkeme süreci devam ederken, Avustralya Nur Vakfı’nın dâvetlisi olarak Avustralya’ya gider. Orada hizmetlerle meşgul olurken, DGM tarafından verilen 2 yıl 1 günlük “mânidar” cezasının kesinleştiğini öğrenir. Oradaki kardeşler, gitmemesini isteseler de, Üstad Hazretleri’nin “Mekke’de de olsam buraya gelirdim” dediği gibi, “giderim, şerefimle yatar çıkarım” diyerek Türkiye’ye dönmüş ve 276 gün “şerefiyle yatarak” çıkmıştır. Âdeta Yeni Asya yazarlarına verilen cezaları da üstlenlenmiş ve hepsine bedel 276 gün hapis yatmıştır. Daha sonra haksız yere verilen bu ceza da, AİHM’den dönmüş, ve kendisine tazminat ödenmiştir.

    28 Şubat sürecinde, İlâhî ikaz dâvâlarında bir yazımızdan dolayı bize de 18 ay ceza verilmişti. O ara Eskişehir’e gelmişti. Akşam dersten sonra beni yanına çağırdı ve 1970’li yıllarda gazetede çıkan şiirlerimden dört tanesini çerçevelenmiş bir şekilde bana takdim etti. Çok duygulandım ve Kutlular Ağabey’in ne kadar ince ruhlu ve vefalı bir insan olduğunu hakkel yakîn görmüş oldum.

    2014 yılında İstanbul’a taşınmamla birlikte, gazetede çalışmaya başlayınca, hergün görüşüyorduk. Her sabah düzenli olarak gazeteye gelir, manşet toplantısına katılırdı. Son zamanlarda hastalığı ilerleyince toplantılara katılmaz oldu, ama onun orada varlığı, hepimize şevk ve güven veriyordu.

    Bizim de evimiz Beylikdüzü’nde olduğundan, akşam arabasına Ernail Kantar ile bizi de alır, beraber eve dönerdik.

    Bu arada Ali Karabiber kardeşime de bir paragraf açmak isterim. Ali kardeş Kutlular Ağabey’in sadece şoförü değil, her ihtiyacı ile ilgilenen, fedakâr bir bakıcısı olarak hizmette ve hürmette kusur etmeden hizmet ettiğine şahit olduk. Allah kendisinden razı olsun.

    Efendimiz (asm), “Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir” buyurmuş. Kutlular Ağabey de, Risale-i Nur’un zamanımızdaki bir âlimiydi. Vefatı, Nur cemaati ve ehl-i iman için büyük bir kayıp olmuştur. Ama ölümün mânâ ve mahiyetini bilenler için, bu geçici ayrılık, ebedî âlemde buluşmaya vesile olacağından, ahirette tekrar birlikte olmak ümidiyle teselli buluyoruz.

    Rabbim hizmetlerini kabul ve makbul eylesin, ona rahmetiyle muamele etsin, sevenlerinin ve Yeni Asya camiasının başı sağ olsun.
  • 520 syf.
    ·9 günde·10/10 puan
    Bir kitaba başlamadan önce o kitabın sayfalarını inceleyin ve son sayfasını açıp bakın " devam edecek " yazıyorum diye. Eğer " devam edecek" yaziyorsa o kitaba bence hemen başlamayın hele ki o kitap yeni çıkmışsa. Çünkü bir kitabın yazılım ve basım süreci oldukça uzun ve yorucudur ve siz yeni çıkan bir kitabı hemen alıp okuduğunuzda o kitabın devamını çok merak eder ve açıkçası biraz sıkılabilirsiniz.
    Bu kitabı 28 Şubat tarihinde aldım aldığım gün hemen başlayamadım. Çünkü başka bir kitabı okuyordum.
    1 mart tarihinde kitaba başladım ve 7 mart pazar günü kitabı bitirdim. Oldukça sürükleyici bi kitap ve o kadar sırlarla dolu ki aslında bi okumada bitirmek istiyorsunuz bu da açıkçası benim için o kadar kolay değil.
    Evet kitabı okudum bitirdim. Kitabın olay örgüsü, Karakterler o kadar muazzamdı ki yani kelimeler bulamam. Ama şöyle birşey söyliyeyim eğer Filiz Puluç' un Ateş adlı eserini biliyorsanız bu kitaba bayılırsınız.
    Sonu biraz tuhaf bitti ve devamını çok merak ediyorum. Ama 2 sinin çıkmasına en az 1 yıl vardır onu da çok iyi biliyorum.
  • Merhaba,

    Uzun zamandır beklediğim haber dün itibariyle geldi. Yaklaşık 1 yıldır içerisinde bulunduğumuz pandemi süreci sebebiyle okullar bir türlü açılamamıştı. Fakat artık köy okullarında 15 Şubat tarihinden itibaren yüz yüze eğitim öğretim başlıyor.

    Bununla birlikte hem bu süreçte biriktirdiklerimle hem de YouTube kanalıma Katıl butonuyla gelen bağışlarla birlikte 15 adet ihtiyaç sahibi köy okulunun her birine 200 lira değerinde çocuk kitabı hediye etmek istiyorum. Sizden tek ricam, bu iletiyi paylaşıp daha çok kişiye ulaştırmanız ve ihtiyaç sahibi köy okullarından öğretmenlerin ya da öğrencilerin de bu iletiyi görüp bana ulaşabilmesidir.

    Okullar bulundukça aşağı liste olarak yazmaya başlayacağım. Kitapların gönderimini en geç 1 ay içerisinde tamamlarım diye ümit ediyorum.

    Okul sayısını artırmak isteyen olursa az çok demeden maddi miktar kabul ediyorum. 1 sene önce 2000 lira değerinde kitap niyetiyle başladığımız etkinlikte sizlerin de değerli destekleriyle 4200 liralık bir kitap yardımı yapabilmiştik. Yardım yapılan okulların ve illerin listesini görmek için şu iletiye bakabilirsiniz : #58596651

    Eğer yerinizde oturup kurulu düzendeki eksiklikleri sadece eleştirmekle yetiniyorsanız, aslında hiçbir şey yapmıyorsunuz demektir. Belki biz de bir elimizi taşın altına koyup daha çok çocuğa kitap ulaştırabilir ve böylece bir çözüm arayışı içerisinde olabiliriz. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, "Bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir." O yüzden hadi bireysel olarak elimizden geleni yapalım...

    Bu iletiyi paylaşırsanız sevinirim, herkese huzurlu ve bol kitapla geçirdiği verimli bir yeni yıl dilerim.

    Güncelleme : 3000 lira ile çıktığım bu yolda sizlerden gelen desteklerin miktarı toplam 5000 liraya ulaştı. O yüzden okulların sayısı artıyor. :)

    Sizlerin de maddi destekleriyle yardım edilecek okulların listesi
    1- Bahşiler Köyü TYSD Atatürk İlkokulu, Eğil / Diyarbakır
    2- Bağyurdu Köyü İlkokulu, Hazro / Diyarbakır
    3- Şehit Pilot Üsteğmen Yasin Boy Ortaokulu, Gülşehir / Nevşehir
    4- Karakuyu Köyü İlkokulu, Kızıltepe / Mardin
    5- Ömer Selver Doğan İlkokulu, Kurucuova / Kahramanmaraş
    6- Selçuklu Ortaokulu, Erciş / Van
    7- Fatmacık Köyü İlkokulu, Birecik / Şanlıurfa
    8- Küçük Minare İlkokulu, Harran / Şanlıurfa
    9- Yukarı Bozkuyu İlk ve Ortaokulu, Kadirli / Osmaniye
    10- Karagöl İlkokulu, Pazarcık / Kahramanmaraş
    11- Mustafa Kemal Çok Programlı Anadolu Lisesi, Ahırlı / Konya
    12- Karamelik Köyü İlkokulu, Kilis
    13- Sazlıca Ertuğrul Gazi İmam Hatip Ortaokulu, Sazlıca / Niğde
    14- Alacalar İlkokulu, Kırkağaç Köyü / Manisa
    15- Mutki Koyunlu Köyü Ortaokulu, Bitlis
    16- Elyakut Köyü Ortaokulu, Kastamonu
    17- Şabani İlk ve Ortaokulu, Cizre / Şırnak
    18- Kurganlı Ortaokulu, Bulanık / Muş
    19- Sarıkum Köyü ilkokulu, Tatvan / Bitlis
    20- Sarı Süleyman Çok Programlı Anadolu lisesi, Gürpınar / Van
    21- Güzelsu Şehit Sedat Kasap Ortaokulu, Gürpınar / Van
    22- Kızlan Ortaokulu, Alaçam / Samsun
    23- Tokuşlar İlkokulu, Sinanpaşa / Afyonkarahisar
    24- Mezra İmam Hatip Ortaokulu, Birecik / Şanlıurfa
    25- Kebeli İlk ve Ortaokulu, Cizre / Şırnak
    26- Oklalı Ortaokulu, Çatalca / İstanbul
    27- Şehit Üsteğmen Ahmet Konuksever Ortaokulu, Silopi / Şırnak
    28- Ayli Şehilmaz Demir Ortaokulu, Merkez / Sivas
    29- Hürriyet İlkokulu, Silopi / Şırnak
    30- Dereboğazı Kadılı Atatürk Ortaokulu, Onikişubat / Kahramanmaraş
    31- Sugören Ortaokulu, Hopa / Artvin
    32- Alamettin Şehit Er Eyüp Yabangülü İlkokulu, Sarıoğlan / Kayseri
    33- Duruca İlkokul ve Ortaokulu, Nusaybin / Mardin
    34- Göçbeyli Ortaokulu, Bergama / İzmir
    35- Karaköy İmam Hatip Ortaokulu, Varto / Muş
    36- Hacıhalit Ortaokulu, Diyadin / Ağrı
    37- Cihanbeyli Taşpınar Ortaokulu, Taşpınar / Konya
    38- Muhammed Celali Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Doğubayazıt / Ağrı
  • 270 syf.
    PRANGA

    Biat, mutluluktur
    21 Ocak 2021 Perşembe

    Fiyatı: 1 lira


    Kitap çok hoşuma gitti. Geçmişten günümüze değin Türk basını hangi aşamalardan geçmiş, ne zorluklar yaşamış görebiliyoruz. Bunları yer yer kendi yorumlarımla size aktarmak istiyorum.

    __________


    CERİDE-İ HAVADİS (1840): İlginç bir başlama hikayesi var. Osmanlı'nın acziyetinin trajik bir göstergesi aynı zamanda. Öyle ki, çıkaran İngiliz, devlete baskı yaparak ödenek bile almış. Kırım Harbi ile popülerliği artan gazete, ilk defa ölüm ilanlarına yer veren de gazete olma özelliğini gösteriyor.

    TERCÜMAN-I AHVAL (1860): İlk tefrika burada basıldı: Şinasi'nin Şair Evlenmesi. Eğitimi eleştirmesi yüzünden hükümet ile arası iyi olmamış ve bir ara kapatılmıştır. Özel sermaye ile kurulan ilk gazetedir.

    TASVIR-I EFKAR (1862): Agah Efendi ile Tercüman-ı Ahval'ı çıkaran Şinasi, kendi gazetesini çıkarmış; burada "halkoyu, düşünce özgür­lüğü gibi konularda uyandırıcı ve uyarıcı başyazılar" yazıyordu. Bunu yapan pek çok insan gibi soluğu Fransa'da almıştır. Benzer akıbete daha önce Agah Efendi, daha sonra Şinasi'nin kaçışından sonra gazetenin başına geçen Namık Kemal da uğrayacaktır. Ayrıca Şinasi, bizde düşünce özgürlüğünün öncüsü sayılan isimmiş.

    MUHBİR (1866): Gazetenin sahibi okuması kıt biri olduğu için gazeteyle yakinen ilgilenen Ali Suavi'ydi. Hükümeti eleştiren yazılara yer veren Muhbir, o dönem sıcak konu olan Girit sorunu üzerine çokça yazılar yazmış ve burada bir millî meclisin açılmasını da savunmuştur. Okuyucuların mektuplarına yer veriyor ve bunları kullanarak hükümete de sorular yöneltiyordu. Bir ara sebepsiz yere kapatılmıştır. Abdülhamid tahta çıktığında övgü dolu yazı yazdığı için Galatasaray Lisesi müdürlüğüne atanan Ali Suavi, ilerleyen yıllarda Abdülhamid'e bakışını değiştirecek ve tarihe Çırağan Baskını olarak geçen olaya imza atarak, burada Yedi Sekiz Hasan Paşa tarafından öldürülecektir. 19 Mayıs 1878'de gazetede çıkan son yazısında şöyle demiştir: "Herkes ve her gazete şimdiki durumun tehlikesinden bahsediyor. Benim söyleyeceğim şeyi herkesin dinleyeceğinden şüphem yoktur. Şim­diki güçlükler pek büyüktür. Ama çaresi pek kolaydır. Yarınki sayımızda, herkesin izniyle, bu çareyi kısaca açıklayıp yorumlayacağım. Bu mektu­bumun amacı yarınki yazıya genel dikkati çekmektir."

    İBRET (1870): Namık Kemal burada baş yazarlık yapmıştır. Pertev Boratav da Namık Kemal'in her şeyden önce bir gazeteci olduğunun altını çizmiştir. Halkı aydınlatmak için bu yola giren Namık Kemal, artık alıştığımız akıbete uğrayarak sürülmüştür. Devletin gazetecileri memur yaparak susturmasını, gazetelerin yersiz şekilde kapatılmalarını, gazetecilerin doğru düzgün bir mahkemeye bile çıkarılmadan cezalandırılmalarını eleştirmiştir. Yazarın Namık Kemal'in basın hakkındaki düşüncelerini özetlediği şu paragraf ise herkesin ama bilhassa basın mensuplarının kulağına küpe olmalıdır: "Namık Kemal toplumun değişmesinde gazetelerin çok büyük bir rol oynadığı kanısındadır. Ona göre "Ülkemizin Avrupa'dan birkaç yüzyıl geri kalmasının başlıca nedeni basının olmamasıdır". Kemal'e göre basın, hükümetin gidişini kontrol eden bir organdır. Basının parlamento kadar önemli bir rolü vardır. Namık Kemal kendi gazeteciliğinden söz ederken de şöyle diyor: "Kendimi vatan hizmetkârlığı için doğmuş bilenlerdenim. Bu görevi yerine getirmek için yazıdan başka bir araç bulunmadığından elim kalem tuttuğu günden beri gazeteciliği seçtim."

    BASİRET (1869): Gazete sahibi Ali Bey, 1870 Fransız- Alman savaşında, Almanların tarafını tutan yazılar yazarak Basiret gazetesinin, yabancı bir devletten para alan ilk gazete sayılmasına vesile olmuştur.

    Gerek tarih derslerimizde gerekse de pek çok tarihçimizin anlatılarında, padişahlarımızın ne kadar ileri görüşlü olduklarından övgü dolu sözlerle bahsedilir. Bu duruma, Türkiye'de sadece iki gazete varken 1858 yılında çıkarılan ceza kanunuyla, basına ilk yasaklamaların getirilmesini örnek verebiliriz. Bu kanunun 138. maddesi şöyle der: "Devleti Âliyyenin emir ve ruhsatıyla açılmış olan matbaalarda salta­natı seniyye ve erbabı hükûmet ve tebaai saltanatı seniyeden olan bir mil­let aleyhinde gazete veya kitap ve evraki muzirre tab ve neşrine mütecasir olan kimselerin iptida bastırmış olduğu şeylerin zaptiyle derecei cürmüne göre matbaası muvakkaten veya bütün bütün kapatıldıktan sonra on meci­diye altınından elli mecidiye altınına kadar cezayı nakdî ahzolunur." Devlet, yüce gönlünden lutfetmiş sana izin vermiş; sen kalkıp yemek yediğin kapa pisliyorsun. Olmaz öyle şey! Basın, hükümeti eleştirmek için değil, hükümetin devamını sağlamak içindir. Halka haber vermek için değil, halktan gerçek haberleri gizlemek için vardır. Ayrıca kanunun 139. maddesinde de genel adaba aykırı mizah yazıları ve müstehcen resimler basılması yasaklanmış. Müstehcenlik, çağa göre değişen bir durum; bu açıdan o dönemlerde bir kadının yüzünün basılması bile müstehcen bir olay olarak görülmüş olabilir. Ülkede yabancı gazeteleri de içine katsan toplamda on tane bile zor çıkacak gazeteler için 1864'te Matbuat Nizamnamesi çıkarılarak, basın üzerinden kontrol ve baskı artırılır. Bu nizamnamede örnek alınan ise yeniden imparatorluk hayalleri kuran ve bundan dolayı baskının tonunu artıran Fransa hükümdarı 3. Napolyon'dur. Üç sene sonra bir kararname çıkarılır ve yazarın tabiriyle, Türkiye'de basına sansür getirilmesi, gazetelerin kapatılması gibi konularda hep buradaki maddeler gerekçe olarak sunulur. Bu maddeler şunlar: "Dersaadette (yani İstanbul'da) yayınlanmakta olan gazetelerin bir takımının bir süreden beri kullandıkları dil ve tuttukları yol...
    Memleketin genel menfaatlerine aykırı aşırılıklar...
    Devlete bile dil uzatanlar...
    ... Fesat âleti olarak birtakım zararlı fikirleri ve yalan haberleri yazanlar...
    Halkın ahvalinin ıslahı ve memleketin ilerlemesi için her va­kitten ziyade himmet buyurulduğu bir sırada...
    Asayişin ve düzenin korunması için...
    Bu kaideye aykırı davranan gazetelerin bütün devlete ve umum millete olan mazarratlarının önlenmesi için...
    Matbuat nizamnamesi hükümlerinin dışında olarak hükü­metçe eğitici ve önleyici tedbirler alınmasına karar verilmiştir...
    İşbu Kararname geçicidir. Bunu yaratan şartlar ortadan kal­kınca Kararname de bertaraf olacaktır." lakin bu şartlar hiçbir zaman ortadan kalkmaz, çünkü burası Türkiye.

    2. Abdülhamid döneminde ise basına sansür, zirve noktasına ulaşıyor. Gazeteler ve kitaplar sansür kurulundan geçiyor; buralarda birçok kelime, cümle, paraf klasik nedenlerle yayından kaldırtılıyor. Öyle ki, vatan kelimesi bile sansür kapsamındadır. Yine, burna ve bilhassa uzun burna atıf yapan cümleler, uzun bir burna sahip Abdülhamid'i çağrıştırdığı için sansürleniyordu. Çuvaldızı kendimize batırmayan ve hep başkasının gözündeki merteği gören bir halk olarak, sürekli surette Hitler'in kitap yakım şölenlerine atıf yaparak bu konudaki hassasiyetimizi ön plana çıkarırız. Lakin, kendi tarihimizdeki benzer olayları hiç duymayız, bilmeyiz veya bilsek de mutlaka onu meşru kılacak gerekçeler üretiriz. Örneğin; Abdülhamid döneminden kitap yakımlarına dair devletin kaydına giren birtakım belgeler:

    i) Mabeyn Başkâtipliği'ne, yani Saraya yollanmış 7 Mayıs 1902 tarihli bir belgeden özetle : "Encümeni Teftiş ve Muayene'nin el koyduğu 150 çuval kadar kitap ve belgenin önce Kâğıthane bölgesinde yakılıp yok edilmesi öngörülmüştü. Sonra bundan vazgeçildi, kitapların Millî Eğitim Bakanlığı arkasındaki bahçede, bir demir kafes içinde yakılması uygun görüldü. Fakat ne kadar dikkat edilirse edilsin, yanarken bazı kâğıtların havaya dağılacağı, ve çıkacak duman­ların da dışarıdan yangın sanılacağı üzerinde duruldu. Çünkü geçen yıl bazı belgeler bahçede yakılırken tulumbacılar bunu yangın sanıp işi karıştırmışlardı. Bu yüzden kitap ve belgelerin Çemberlitaş hamamında yakılması daha doğru görülmüştür. Çünkü Bakanlığın mahzenine açılan bir geçitten Hamamın kül­hanına geçilebilir. Kitaplar böylece hiç kimse görmeden Hama­ma taşınabilecektir..."

    ii) Başka bir belge: "Başka bir belge: "150 çuval zararlı belgenin kimse görmeyecek şekilde Çember­litaş hamamına taşınması için bugün Bakanlığın bahçe duvarın­da bir geçit açıldı, saat altı buçukta belgelerin yakılmasına baş­landı, ve vaktin müsaadesi ve külhanın alabildiği ölçüde saat 10 buçuğa kadar 13 çuval yakıldı. Belgeler tamamen kül haline ge­tirildikten sonra üzerine su dökülüp mahvedildi...""

    iii) Bir belge daha: "Bugün saat 12’de toplanıldı. Akşam saat 10 buçuğa kadar 22 çuval yaktırıldı. Her ne kadar yanan belgeler bir kül yığını hali­ne geldiyse de hamam külhanında iz bırakılmaması için üstüne su döktürülerek çamur haline getirildi. Sonra Bakanlığın yanın­daki bahçede kazılan çukurun içine doldurularak üzeri toprakla örtüldü... 8 Mayıs 1902." Yazarın buna yorumu ise şu şekilde: "Katillerin cesedi gömmelerine benzeyen bir korku yok mu bu işlerde? Aydınlıkların korkusu!.."

    iv) Bir belge daha: "Bugün de sabahleyin 12'den akşam 12'ye kadar zararlı ve yasak edilmiş kitaplardan beş çuval yaktık. Böylece yakılan kitap ve risalelerin sayısı 165 çuvala yükseldi...12 Mayıs 1902"

    Bundan sonra, kitapların güvenliği için bir paylaşım yapacağımız vakit, bir yanda Hitler'in kitap yakım töreninin fotoğrafını, diğer yanda da Abdülhamid'in kitap yakım işlemlerinin fotoğraf veya resimlerini paylaşalım, ne dersiniz?

    Abdülhamid, iç basına karşı uyguladığı diğer bir taktik, onlara çeşitli ödüller kapsamında paralar vererek kendine bağlamak olmuştur. Öyle ki, Padişahın doğum günü ve benzeri günlerde kimi yazarlar, gazetelerinde ona övgü dolu yazılar kaleme alarak para koparmaya çalışmışlardır. Öte taraftan, dış basında ülke ve kendisi hakkında olumsuz haberler çıkmasının önüne geçmek için de eline cebine atan Abdülhamid, yabancı basınlara, bilhassa da Fransız basınına çokça ödeme yapmıştır: "Victor Bérard 1897'de Paris'te yayınlanan «La politique du Sultan» (Sultan’ın politikası) adlı kitabında o yıllarda Paris'teki 17 gazeteye, Tür­kiye ile ilgili heyecan verici haber yayınlamamaları için sürekli olarak para verildiğini yazmaktadır."

    TERCÜMAN-I HAKİKAT (1878) ve kurucusu AHMET MİTHAT EFENDİ: Ahmet Mithat Efendi, "halk tipi gazeteciliğin ve gazetelerde, vülgarizasyonun (karmaşık, anlaşılması güç bir metni vb. herkesin anlayabileceği bir biçime sokma işi, yalınlaştırma) kurucusudur." Halkın içinden biri olan Ahmet Mithat Efendi'nin ilk yazısı da kendisine mihenk aldığı yön doğrultusundadır ve katılmamak elde değil: "Yüzbinde bir kişinin anlayabileceği lisana biz millet lisanı diyebile­cek miyiz? Halkımızın kullandığı bir lisan yok mu? İşte onu millet lisanı yapalım. Arapça ve Farsçanın ne kadar izafetleri ve ne kadar sıfatları var ise kaldırıversek... Şimdi meselâ, 'Devletimizin himematı mahsusei terak­ki perveranesi' diyoruz. Bunu kim anlayabilir? 'Daima ilerlemeye çalışan devletimizin himmet ve gayreti' denilse elbette daha çok anlayan bulu­nur." Abdülhamit konusunda bir hususa değineceğim ama bunu Ahmet Mithat Efendi ile Mithat Paşa arasındaki bir olaydan yola çıkarak yapmak istiyorum. Ahmet Mithat Efendi, "Ey veziriazam, biz terakki isteriz. Bizi okut, sanat öğret, zengin et, hür et. Okul yap; eğer okumazsak kabahat bizim. Sen fabrikalar, ömek çiftlikler yap; işletemezsek kabahat bizim. Sen bize hürriyet ver, kötüye kullanırsak kabahat bizim," diyerek devleti uyaran bir yazı yazar. Devlet olan Mithat Paşa'nın buna yanıtı ise, bu gazetenin kapatılması olur. Günümüz basının bir kesimi, Mithat Paşa'yı özgürlüklerin, baskının karşısında aydınlanmacı bir savaşçı olarak görürken; diğer bir kesim, kısaca bir hain olarak görüyor. Benzer şekilde bir kesim Abdülhamid'i kötülük kazanından çıkmış bir şeytan olarak görürken, diğer bir kesim ise cennetten inmiş bir melek olarak görüyor. Bu farklı kutuplardaki görüşleri belirleyen ise ne kadar bu tarihi kişilerin yaptıkları veya yapamadıklarıdır, tartışılır. Çünkü, her iki kesim de bu kişilerde istediklerini görüyorlar hoşlarına gitmeyeni ise ya görmüyorlar ya da ona meşrulaştırıcı bir gerekçe buluyorlar. Böyle olunca, tartışma bu kişilerin kendisinden bağımsız bir ideolojiler kavgasına dönüşüyor. Bu kişiler de adeta bulutların üzerinde çekirdek çıtlayarak kendilerinden mi bahsediliyor yoksa başka bir şeyden mi kararsızlığı yaşayarak bizleri izliyorlar.

    Öte taraftan Ahmet Mithat Efendi, yazı yazdığı bir dergide Darwin'in evrim kuramından bahseder ve Hıfzı Topuz'un tabiriyle "yobazlar" çileden çıkar; Ahmet Mithat, bunlara cevap verir. Böylece bilim ile "yobazlığın" çatışmasına tanık olunur.

    İKDAM (1896-1926): Abdullah Cevdet'in çıkardığı gazetedir. Saray ile ilişkilerini her daim iyi tutan Ahmet Cevdet, "Münir Süleyman Çapanoğlu'nun yayınladığı bir belgeye göre Abdülhamid’e "Siz Allahın yerdeki gölgesisiniz, adalet kapınız büyük küçük herkese açıktır" diye telgraflar çekmiş ve gazetesi için yardım istemiştir." Buna rağmen, bir dizgi hatası («Cenab-ı Padişahileri» ile başlayan bir yazı «Mösyö Cenab-ı Padişahileri» diye yazmışlar) nedeniyle kısa süreli kapatılmaktan kurtulamamışlar. Ayrıca bünyesinde, Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Necip Asım, Teodor Kasap, Dr. Adnan Adıvar, Hüseyin Cahit Yalçın gibi önemli isimleri barındırmıştır. Sonraları Yakup Kadri ve Falih Rıfkı da burada yazılar yazmıştır. Bir diğer önemli özelliği ise Türkiye'ye ilk rotatifi (Büyük bir çabuklukla dönerek işleyen ve saatte binlerce adet basan bir tür basım makinesi) getiren gazete olmasıdır. Hıfzı Topuz, "İkdam çağının birçok gazetecisine okul olmuş bir gazetedir," değerlendirmesini yapmaktadır.

    SABAH (1895): Kayseri'den bir eşek üstünde gelip sıfırdan başlayarak yükselen Mihran efendinin sahibi olduğu gazetede bir zamanlar Yahya Kemal ve Refik Halit de baş yazılar kaleme almışlardır. Mihran efendi, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, Peyam gazetesinin sahibi İttihatçıların sıkı düşmanı Ali Kemâl'igazetenin başına getirir ve gazetenin adı da Peyamı Sabah olur. Ali Kemâl, İstiklal Savaşı'nda Anadolu hareketindeki komutanlar ve askerler için «Bolşevik ajanlan, zırtapozlar, şakiler, bâgiler (asiler)» şeklinde ağır ithamlarda bulunarak her geçen gün bunların dozunu artırmış. Nihayetinde savaşın kazanılması onun için ağır bir mağlubiyet olmuştur. Ali Kemâl'i derhal kovsa da bir süre sonra gazetesini kapatan Mihran bey de soluğu yurt dışında alır. Ali Kemal'in akıbeti ise feci oldu. Berberden çıktığı bir gün kaçırıldı ve Nurettin Paşa'nın yanına getirildi. Burada halk tarafından taşlanarak öldürüldü. Cesedi de ağaca asıldı. Yani, hak ettiğini bulmuş.

    İTTİHATÇILARIN ÖLDÜRDÜĞÜ GAZETECİLER: Hasan Fehmi, Ahmet Samim, Zeki bey, Hasan Tahsin. İttihatçıları eleştiren ve ilgi gören Serbesti gazetesinin yazarı "Hasan Fehmi Bey polisin desteklediği terör örgütünün kurşunladığı ilk basın kurbanı olmuştu." Ahmet Samim, İttihatçılara muhalif bir diğer parti olan Ahrar Fırkası'na yakın Osmanlı gazetesinde İttihatçıları eleştiren yazılar kaleme alıyordu. "Basın, halkı her konuda aydınlatmak zorundadır. Gerekirse hükü­metin zayıflığını ortaya kor, kusurlarından, yanlışlarından söz eder. Bizde garib bir ruh hali var. Basın Osmanlılığın gücünden ve şanından söz eder­se görevini yerine getirmiş sayılıyor, bunun dışına çıkıp da bozuklukları ortaya korsa kötü bir yol tutmuş oluyor. Sizi ihanetle, kötü bir amaca hiz­met etmekle suçluyorlar. (10 Şubat 1910)" sözleri ülkemiz için çağlar boyu geçerli olacak bir tespit olma yolunda ilerliyor malesef. Öldürülme nedeni, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na göre "sıkıyönetim harb divanının gizli işkence usullerine ait belgeleri ortaya atan ve Soma-Bandırma demiryolu imtiyazı işinin içyüzünü açıklayan" tek gazeteci o imiş. Hıfzı Topuz'un deyişiyle, "İttihatçıların Almanları tutmasına karşılık o İngilizleri tutuyormuş." Zeki bey'i ise yolsuzlukları ortaya çıkardığı için öldürür İttihatçılar.

    Türk basın tarihi üzerine eğilen ve bu konuda araştır­malar yapıp bir şeyler ortaya çıkaran ilk büyük gazeteci olan Ahmet Rasim, 46 sene gazetecilik yapmış ve hayatının büyük kısmında zorluklar yaşamıştır. Ankara'ya iş aramaya geldiği vakit bir arkadaşı durumunu, Atatürk'e bildirir. Atatürk de Çankaya'ya davet eder ve onu İstanbul milletvekili yapar. Dünyada da emekleme döneminde olan gazeteciliği daha profesyonel kılmak amacıyla gazetecilik okulu açılmasını teklif etmiş ve gazetecilerin sendika kurmasını da istemiştir.

    MÜTAREKE YILLARI: Celal Nuri İleri'nin çıkardığı İleri gazetesi, Milli Mücadele'nin İstanbul'daki sözcüsü olmuş, Mustafa Kemal'in isimsiz yazıları burada yayınlanmış ve Anadolu'daki cephe haberleri ilk burada boy göstermiştir. Bundan dolayı İngilizler tarafından Malta'ya sürülmüştür Celal Nuri. Savaş sonrasında ise milletvekili olacaktır. Mustafa Kemal'in Milli Mücadeledeki bir resmi ve biyografisi ilk kez Tasviri Efkar'da yayınlanmış; Yunus Nadi'nin çıkardığı Yeni Gün gazetesi açıktan Milli Mücadeleyi desteklemiş, İngilizlerin baskısını görünce Ankara'ya taşınmıştır. Ali Kemâl'in Peyamı Sabah'ı ve Sait Molla'nın İstanbul gazeteleri ise başlıca Milli Mücadele aleyhtarı gazetelerdendir.

    __________


    Çorum'da bir hafta önce çocuk parkında başından tabancayla vurularak öldürülen cesedin Mahmut Memlik’e (28) ait olduğu belirlendi. Memlik ile aralarında husumet olduğu belirlenen Cengiz T., polis ekiplerince gözaltına alındı. Cengiz T., ifadesinde, “Bana 150 bin lira borcu vardı. Konuşmak için parka çağırdı. Buluştuğumuzda bana hakaret edip, yerden aldığı taşla saldırdı. Ben de tabancayla vurdum” dedi.

    __________


    KURTULUŞ SAVAŞI VE CUMHURİYETİN ATATÜRK ve İNÖNÜ DÖNEMLERİ (1919-1950): Basın kurtuluş savaşı yıllarında büyük zorluklar arasında işini yapmıştır. Milli Mücadeleyi destekleyenler adlarını tarihe altın harfle yazdırmışlardır. Çünkü, savaş sadece cephede değildir. Basın, yani propaganda da savaş dönemlerinden çok önemli olmuştur hep. Bunlardan İrade-i Milliye, Milli Mücadele'nin ilk gazetesi olup Mustafa Kemal, Sivas'a geldiğinde yayına başlamıştır. Mustafa Kemal, Ankara'ya geldiğinde ise ilk işlerinden birisi, faaliyetlerinin duyurulması için bir gazete kurmak olmuş, bu gazete Hakimiyeti Milliye'dir ve ismini de Mustafa Kemal vermiştir. Ziya Gökalp'in çıkardığı Küçük Mecmua'nın da içinde olduğu pek çok gazete bulunmaktadır Milli Mücadeleyi destekleyen. Anadolu Ajansı da Mustafa Kemal'in isteğiyle kurulmuştur. İsmini de Mustafa Kemal vermiştir. Savaş yıllarının zaruri şartları geçtikten sonra 1924'te çıkarılan kanunla özerklik sağlanmıştır.

    İstiklal Mahkemesi'nde ilk basın davası hilafet meselesi nedeniyle 1923'te açılmıştır. Hintli Müslümanların hilafetin kaldırılmamasını istedikleri mektup İsmet Paşa'ya gelir. Sonrasında bu mektup, üç gazete tarafından basılır. Bundan dolayı bu gazetelerdeki bazı gazeteciler (Hüseyin Cihat Yalçın, Abdullah Cevdet, Velid Ebüzziya) vatana ihanet suçlamasıyla yargılanırlar. İsmet İnönü'nün, mahkeme başkanına "Cahit'i asacaksın," dediği aktarılmış lakin Cahit'in savunması etkili olmuş ve yazarlar beraat etmiş. Daha sonra da mahkeme başkanı taraflar arasında buzları eritmek için bir yemek organize etmişler. Burada Atatürk, basının görevleri hakkında şunları söylemiştir: "Arkadaşlar, Türk basını, milletin gerçek seda ve iradesinin kendini belirtmesi şekli olarak Cumhuriyetin çevresinde çelikten bir kale vücuda getirmelidir, bir fikir kalesi, bir zihniyet kalesi... Basın mensuplarından bunu istemek Cumhuriyetin hakkıdır. Bütün milletin samimi bir birlik ve dayanışma içinde bulunması bir zarurettir. Umumun selâmet ve saadeti bundadır. Mücadele bitmemiştir. Gerçekleri milletin kulağına ve vicdanı­na gereği gibi ulaştırmakta basının görevi çok, çok önemlidir..."

    TAKRİRİ SÜKUN KANUNU: 1925'te Şeyh Sait İsyanı çıkar. Yakın zamanda kurulmuş olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nda da eski İttihatçılar örgütlenmeye başlar. İstanbul basını da henüz tek parti baskısına girmemiş, özgür şekilde yazmaktadır. Hükümet ise ülkenin kritik bir safhada olduğunu düşünmekte, bu kapsamda ciddi sınırlamalara gitmektedir. Takriri Sükun Kanunu Meclise geldiği vakit Recep Peker şu sözleriyle isyanda basının da sorumlu olduğunu söyler: "İstanbul gazetelerinin memlekette ne kadar müessese ve makam varsa hepsini tahribe geçtiğini görüyoruz. Şeyh Sait isyanının en birinci müsebbibi bunlardır. En başta Millet Meclisi olma üzere bütün müesseselere saldırdılar. Bu kanunun teklif edilmesine de İstanbul basını sebeptir. Çünkü yayın ve telkinleriyle isyanın çıkmasına sebep olmuşlardır. İşte biz bu yılan yuvalarını tahrib etmek ve susturmak azmindeyiz. Bu yılanlar, bu zehirli yuvalar, kanun kuvvetiyle dezenfekte edilmedikçe, memleketin rahat yüzü görmesi ihtimali yoktur. İşte bu sebeple bu kanunu Yüksek Meclisin kabul etmesi bir vatanî mecburiyettir." ve kanun çıkar. Bu kanun­da şöyle deniyordu: "İrticaa ve isyana ve memleketin sosyal nizamını, huzur ve sükûnunu, güvenlik ve asayişini bozmaya yönelen her türlü teşkilâtı, tahrikleri, teşvikleri, teşebbüsleri ve yayınları Hükümet Cumhurbaşkanının onayı ile yasaklamaya yetkilidir. Sanıkları Hükümet İstiklâl Mahkemelerine verebi­lir." Önce iki yıl için kabul edilen bu olağanüstü durum kanunu, sonra iki yıl daha uzatılacak ve ancak 1929'da kaldırılacaktır.

    Bir açıdan dönemin şartları bunu gerektirmiş olabilir diye düşünüyorum. Öte yandan ise temelleri yasaklarla atılan bir Cumhuriyetin gelişim süreci sakatlanmış olmuyor mu diye de kendime sormuyor değilim.

    1931'de çıkan Matbuat Kanunu kapsamında yasaklar genişletilmiş, basın yine baskı altına alınmış. Bilhassa şu madde önemli: "Ülkenin genel politikasına dokunacak yayınlar­dan dolayı Bakanlar Kurulu kararıyla gazete ve dergiler geçici olarak ka­patılabilir. Kapatılan gazetenin sorumluları başka bir adla gazete çıkarta­mazlar." Yani, hükümet dilediği gazeteyi kapatabilir manasına geliyor bu madde. Bizim yaşadığımız sorunların temelinde; düşünce özgürlüğünün olmaması, lidere biat, itaatkarlık, devleti kutsallaştırıp halkı ikinci plana koymak yer alıyor. Devletin kutsallaştırılması, onu her şeyden korumayı beraberinde getirir. Bu koruma, dış düşmanlarla sınırlı olmamaktadır. Aslında çoğu kez iç düşmanlarla mücadele edilir. Bu kapsamda halk potansiyel bir iç düşman konumuna getirilebilir. Haliyle düşünce ve ifade özgürlüğü sıkı kontrol edilecek bir saha olarak görülür. Bunun için basın da kontrol altına alınmalıdır ki halkın zihni zehirlenerek, kutsal devletin çizdiği yoldan çıkmasın. Zaten halkın aklı her şeye ermez. Onlar en başta itaatle yükümlüdürler. Yoksa asayiş bozulur. Bu anlayışın kökleri derinde olduğu için halkın büyük bölümüne de sirayet etmiş ve onlar tarafından benimsenmiştir. Bundan dolayı, demokratik bir ülkede hak olan, gösteri ve protesto yürüyüşü devlete isyan olarak nitelendirilir ve mani olunmaya çalışılır. Buna en başta halkın büyük bölümü destek verir.

    Denilebilir ki, o zamanlar özel şartlar söz konusuydu. Ancak, bir ülkede özel şartlar hiç mi bitmez? Tartışma kültürünü yerleştirmeden biz nasıl birbirimizle konuşacak, fikir alışverişinde bulunacak, aynı konularda birleşip birlikler kuracak, farklı düşündüğümüz noktalarda nasıl medeni şekilde tartışacağız? Avrupa'nın ilerlemesinde başat bir unsur da tartışma kültürünün yüksek oluşu değil midir? En basitinden benzer sorunları bizim çözdüğümüzü ve onların nasıl çözdüğünü kıyas edebiliriz.

    Öte taraftan 1931 yılı otomatikman Atatürk'ü çağrıştırarak, eleştiriden bizi alıkoyabilir. Hemen "ama kesin haklıdır o," şeklinde düşünürüz elimizde olmadan. Gerçekten haklı da olabilir ancak bir dakika bile düşünmeden haklı olduğuna kani gelmeyelim en azından. Denilebilir ki, hatalı olsa bile her şeyi de o mu halledecek, başkalarının kabahatidir; doğru bir yaklaşım barındırıyor olsa da içinde, genel bir tutarsızlığımız tüm doğruları sıfırlıyor. Bu tutarsızlığımız, önce onu kutsal bir noktaya taşıyarak doğal olarak hatadan münezzeh kılmaktır. Bu kabulü yaptıktan sonra, 1923-38 arasının her açıdan mükemmel bir zaman olduğu kabulü gelir. Haliyle bu yıllar arasında birtakım sorunlar olduğu öne sürülürse, ya yadsınır ya da hatalardan sorumlu tutulacak biri bulunur. Bu birisi genelde İsmet İnönü oluyor. Örneğin; Şeyh Sait İsyanı'ndan sonra Doğu'da birtakım önlemler alınıyor. Bunlardan birisi, Türkçe dışında bir dilin konuşulmaması; hatta çarşıda pazarda diye başlayarak Kürtçe konuşulmasının yasaklandığıyla ilgili bir madde vardı. Şimdi bu nokta üzerinden bir eleştiri yapılırsa, İsmet İnönü'yle sınırlı kalır sadece. Ama ortada herkesin başarılı bulacağı bir husus varsa, doğrudan övgüler Atatürk'e gider. Ve Türklük konusunda İsmet İnönü ile Atatürk benzer doğrultuda sözler söylemiş olsun; İsmet İnönü'nki olumsuz karşılanırken Atatürk'ünki büyük bir öngörü ve çok doğru bir tespit olarak görülür.

    İşte bizim sorunlarımızın temelinde bu çarpık düşünce şeklimiz bulunmaktadır. Düşünce ve ifade özgürlüğünü, halkın habere ulaşmasını, ekranlarda özgür tartışma ortamların oluşmasını, gösteri ve protesto yürüyüşlerini yasakladıkça veya bunlara dolaylı yoldan mani oldukça bizde tartışma kültürü gelişmeyecek asla. Ve gücü eline alan diğerini baskılayacak. İşin trajikomik yanı bunu yaparken, ideolojisi, fikri zikri ne olursa olsun aynı gerekçeleri göstererek yapacak. Burası, değişime direnen Türkiye çünkü. Unutmayalım ki, tüm kutsallar değişime karşı kurulan birer bariyelerdir.

    Ne zaman tarihimize dair bir şeyler okusam şunu derim: bizde olaylar aynı kalır, sadece taraflar yer değiştirir. Örneğin; Falih Rıfkı, kendi düşüncesindekiler iktidardayken güç sahibi bir gazetecidir. Haliyle ezme sırası ondadır. Altı ay arayla söylediği şu iki söze bakar mısınız:

    "Bizdeki basın özgürlüğüne birçok batılı meslektaşlarımızın imrendiklerini biliyoruz. Cumhuriyet yönetimi kendi kusurlarını düzeltmek görevini gazeteciye bı­rakmıştır. Her yazar, kanunlara bakarak kalemini kolayca ayar edebilir." (11 Aralık 1937) [ilk cümlede çok güldüm. Ayrıca görüyoruz ki Batılı basın, bizleri her daim kıskanıyormuş.]

    "Gazetecilerin iyileri sırf aşk yüzünden (meslek aşkı yüzünden) bu meslektedirler. Ancak pek iyi bilirler ki talihleri bir telefon darbesine bağlıdır." (28 Haziran 1938)

    Yıllar geçer iktidar el değiştirir ve Falih Rıfkı bu sefer ezilen tarafa düşer. Ve yazılar kaleme alır basın hürriyeti, özgür düşünce vesaire hakkında. Amaç ise gücü ele geçirmek, bu sayılanlar ise sadece birer araç. Yanlış anlaşılmasın Falih Rıfkı üzerinden mevzuyu ortaya koymaya çalışıyorum yoksa aklınıza gelen benzer bir başka ismi yerleştirerek okuyabilirsiniz.

    Atatürk hasta ve Celal Bayar iktidayken, 1938 yılında basınla ilgili yeni bir kanun çıkar. Kanun, "okullarda, fakülte ve enstitülerde disiplini bozacak mahiyetteki olayların gazetenin çıktığı yerin en büyük mülkiye âmirinden izin alınmaksızın yayınlanmasını" yasak etmiştir. Hıfzı Topuz'un buna yorumu, "Daha ta 1938'lerde, dünyanın hiçbir yerinde son yıllardaki gibi gençlik olayları yokken okul ve üniversite ile ilgili haberlerin sansürden geçiril­mesini istemek çok ileri (!) görüşlülüktür herhalde."

    Türkiye Cumhuriyeti, Türk milliyetçiliği üzerine bina olmuş bir devlet olarak doğal olarak komünizme karşıt olmuş her zaman. Türk milliyetçiliği temeline sahip olmasını tarihsel koşullar içinde değerlendirdiğimizde aslında zorunlu bir sonuç gibi gözüküyor. Komünizm, (bildiğim kadarıyla) temelini milliyet unsuruna dayandırmayan, bilakis tersi istikamette ilerleyen, sınıfsal mücadele üzerine bina olunan ve kendini ihraç eden bir sistem özelliği gösteriyor. Bundan dolayı, tarihimizde sıklıkla sol görüşler devlete tehdit olarak algılanmış ve sol görüşlü insanlar (bilhassa basın mensupları, yazarlar vb) baskı altında tutulmuşlar. Bu duruma, 4 Aralık 1945'teki Tan basımevinin basılıp makinelerine vb zarar verilmesi olayı örnek olarak verilebilir. En azından Hıfzı Topuz olayı böyle görüyor: "4 Aralık olayı o zamanki Halk Partisi Hükümetinin solcu basını yok etmek için üniversite öğrencilerini kışkırtarak düzenlediği bir gösteridir."

    CEZA YASASININ 142., 161. ve 163. MADDELERİ: Hıfzı Topuz, uzun yıllar Türk basınının başında Demokles'in kılıcı gibi sallanan bir baskı silahının da 1926'da kabul edilen Ceza Kanununun basınla ilgili maddeleri olduğunu ifade ediyor. Bu maddeler şu şekildedir:

    142. madde (Dönemin Faşist İtalya'sının Ceza Kanunu'ndan alınıp 1936'da eklendiği belirtilmiş): "Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü tesis etmek veya sosyal bir sınıfı ortadan kaldırmak yahut memleket içinde mü­esses (kurulu) iktisadi veya sosyal temel nizamlardan her hangi birini de­virmek veya Devlet siyasi ve hukuki nizamlarını topyekûn yok etmek için her ne suretle olursa olsun propaganda yapan kimse 5 yıldan 15 yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır...

    Milli duyguları yok etmek veya zayıflatmak için her ne suretle olur­sa olsun propaganda yapan kimse 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır....

    Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiiler neşir vasıtasıyla işlendiği takdirde verilecek ceza yan nisbetinde arttırılır.” (Bu madde 1991'de Terörle Mü­cadele Yasası kabul edilirken kaldırıldı.)

    161. maddede (siyasal bozgunculukla ilgili olduğu belirtilmiş): "Barış zamanında kamunun telaş ve heyecanına sebeb olacak şekilde asılsız, abartılmış veya özel maksada dayalı havadis veya haber yayan ... kimse 2 yıla kadar ağır hapis cezasıyla cezalandınlır." (161. maddenin bu fıkrası 1962'de kaldınldı.)

    163. madde: "Laikliğe aykırı olarak devletin sosyal veya iktisadi veya siyasi veya hukuki temel nizamlarını, kısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla veya dini duygular veya dince kutsal tanı­nan şeyleri alet ederek her ne suretle olursa olsun propaganda yapan veya telkinde bulunan kimse 5 yıla kadar ağır hapis cezasıyla cezalandırılır" de­niyor ve bu fıkrada yazılı fiil yayın vasıtasıyla işlenirse cezanın üçte bir­den yanya kadar arttırılacağı belirtiliyordu.(Bu madde de Terörle Mücadele Yasası ile kaldırıldı.)

    İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARI: O dönem birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de sıkıyönetim ilan edilerek olağanüstü şartlara geçilir (1940). Bu kapsamda hükümet, istediği gazeteyi kapatabilir; kapatılan gazeteler herhangi bir yargı mercine başvuramaz. Ellerinde kalan tek çıkış yolu ise dönemin hükümetine yazılabilecek özür ve rica mektuplarıdır. Hükümet de bunlardan dilediğine olumlu yanıt verir. Zekeriya Sertel de bu dönemdeki basın rejimi üzerinde şunları söyler: "İnönü Cumhurbaşkanlığına geldikten sonra diktatörlüğü arttırdı, tek millet, tek parti, tek şef diye bir sistem kurdu. Bunun adı polis devleti idi. Amansız, insafsız bir polis devleti. Emniyet örgütü kuvvetlendirilmiş, genişletilmişti. Nefes almak olanaksızdı. Basın bile onun elinde ve onun emrindeydi. Resmen sansür yoktu. Ama Bakanlar ve Basın Genel Müdürlü­ğü hemen her gün gazetelere direktifler verirdi. Bu direktiflere uymayanların gazeteleri kapanmak tehlikesi altındaydı."

    Ayrıca basın da savaşın taraflarına karşı bölünmüş bir vaziyetteydi: Savaşın başlarında Almanların hızlı ilerleyişinden de etkilenerek, Almanlarla sıkı bir dostluk ilişkisi kurulmasını istiyorlardı (Tasviri Efkar ve Cumhuriyet'in bazı yazarları). Müttefikleri tutan ama Sovyetlerin ilerleyişini tehlikeli bulanlar bulunur (Akşam, Vatan, Tanin). Tan ise tamamen Müttefiklerden yanadır. Sovyetlere yapılan sıkı övgüler, geri kalan basının tepkisini çeker.

    Hıfzı Topuz, "bir yanda da Turancı ve milliyetçi akımlar vardır. Almanların başarısı üzerine Orta Asya Türkleri ile birleşme olasılıkları üzerinde durulur. Ata­türk zamanında susturulmuş olan bazı eğilimlerin de zaman zaman ortaya çıktığı görülür," der.

    Pek çok gazeteye süreli yayın yasakları, kapatılma ve para cezaları verilir. Bunlardan birkaçı şu şekildedir:

    - Amerikalıların çağrısı ile 1942 Ağustos'unda bir geziye çıkan Yalman Aralık başında Vatan'da Charlie Chaplin'in Türk halkı için yaptığı bir radyo konuşmasının özetini koyduğu için de gazete 2 ay kapatılır. Çünkü Şarlo Hitler'le alay eden ünlü «Diktatör» filmini çevirmiştir o zamanlar.

    - Vatan, Tasvir-i Efkâr ve Tan, 1944 Eylül'ünde de Varlık Vergisini eleştiren yazılar yazdıkları için süresiz kapatılırlar.

    1946-1950 ARASI: Çok partili sisteme geçiş, basında canlanmaya yol açar. Tek parti yönetimi, artık seçmeni daha çok dikkate almak zorunda kaldığı ve rekabetten dolayı tavizler vermeye başlar. Bu yönde isimleri başbakanlığa getirir. Bundan bilhassa sağ kanadın yararlandığının altı çizilmiş: Cami köşelerinde gazete ve dergi sergileri sağcı yayınlarla dolmuş. En çok ilgi gören dergi ise Necip Fazıl'ın Büyük Doğu dergisi olmuş. Milliyetçi ve turancı yayınlar da büyük gelişme göstermiş. Başlarda çekingen davranan sol kesim, özgürlük ortamına kendini kaptırarak daha rahat hareket imkanı bulur. Bu kapsamda Aziz Nesin ile Sabahattin Ali'nin çıkardığı Marko Paşa büyük yankı uyandırıp kavgalar çıkmasına neden olur. Bununla birlikte o zamana kadar görülmemiş satış sayısına ulaşır (60 bin). Bunun üzerine davalar başlar ve Aziz Nesin ile Sabahattin Ali tutuklanır. Anakronik bir yaklaşım sergilersek en absürd durum ise Cumhuriyet'in DP'yi desteklemesidir. Tabi bu şekilde bir yaklaşım durumu yanlış algılamamıza neden olur. Çünkü tek parti devrinin yoğun baskısından sonra gazetelerin pek çoğu doğal olarak yeni kurulan partiyi destekleme eğilimi göstermişlerdir. Bu dönemde ayrıca iki büyük gazete yayınlanmaya başlar: Hürriyet ve Milliyet.

    Hürriyet: Sedat Simavi'nin çıkardığı (1948) gazetenin Türkiye basınında çığır açtığından bahsedilmiştir. Samih Tiryakioğlu'nun başına geçtiği gazetede, insanların kolay okuyup ilgi gösterdiği fıkra, röportaj ve tefrikalara geniş yer verilir. İlk sayının bir sütununda İnönü'nün diğer sütununda Celal Bayar'ın fotoğrafları konularak tarafsızlık mesajı verilir. Bundan dolayı batacağı yorumları yapılır ancak Hürriyet tam tersi bir istikamette seyredecektir: İlk yıl Hürriyet'in tirajı 30 bin kadardır. 1949'da tiraj 56 bine yükselir, 1950'de 83 bine, 1951'de 100 bine sonra da yüzbinlere ve yarım milyon. Bu başarısının arkasında Sedat Simavi'nin mesleğe yenilikleri de kaçırmayacak şekilde hakim oluşu ve modern rotatifleri alması, her kültür düzeyinden insanın anlayabileceği yazılara yer verilmesi, gündemdeki gelişmelerden yararlanmasını bilmesi (örn; Londra Olimpiyatlarına muhabir yollar. Güreşçilerimiz başarılar kazandıkça Hürriyet'in de satışlar katlanır) gibi etkenler yer alır. Sonuçta da 1950'lere doğru Hürriyet, Türkiye'nin en büyük gazetesi olmuştur.

    DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ (1950-60): Basının da büyük desteğini arkasına alarak iktidara gelen DP, iktidarının başlarında basına karşı hoşgörülü olmuş ve basın için çok olumlu yasalar çıkarmış hatta ilk ele alınan husus da basın sorunu olmuştur. Liberal bir kanun olan 1950 kanunu ile 1931 kanununun yol açtığı hükümetin basın üzerindeki baskısı ortadan kalkmıştır. Öyle ki ilk dönemlerde hiç kimse kovuşturmaya uğramaz. 1952'de çıkan kanunla da basın şu haklara kavuşmuştur:

    - Sendika kurmak
    - Sosyal sigortalardan yararlanmak,
    - İşverenin gazeteci ile yazılı iş anlaşması yapması zorunluğu,
    - İş anlaşmasını bozmak isteyen gazete sahibinin gazeteciye kı­demine göre tazminat ödemesi,
    - Askerlikte, mahkûmiyet ve gazetenin kapanması durumların­da gazeteciye ücret ödenmesi,
    - Haftalık tatil, yıllık ücretli izin v.b

    Bu bahar havası çok sürmez. İlk gerginlikler, ekonomik durumun kötü seyri ve yolsuzluklar hakkında yapılan yoğun haberler nedeniyle çıkar. Bunun üzerine Menderes düğmeye basarak «Neşir yoluyla veya Radyo ile işlenecek bazı cürümler hakkında kanun tasarısı» adıyla bir kanunu Meclis'ten büyük gürültüler eşliğinde geçirir. Kanunun amacı «namus, şeref veya haysiyete tecavüz edilmesi veya hakarette bulunulması veya itibar kıracak veya şöhret veya servete zarar verebilecek bir hususun isnad edilmesini» önlemektir. Diğer önemli bir hüküm de suç sayılabilecek bir yazı çıktığı zaman savcılann doğrudan doğruya ko­vuşturma açabilmeleridir. Bunun sonucunda, binlerce kovuşturma yapılmıştır. Ayrıca, "itibar kıracak veya şöhret veya servete zarar vere­bilecek bir hususun isnad edilmesi" ifadesi doğrultusunda gazetecilerin haber yapması geniş ölçüde engellenir. Çünkü hakkında olumsuz haber çıktığını gören DP'li veya bir başkası bu maddeye dayanarak şikayette bulunur. Ayrıca "ispat hakkı" da bulunmaz: Gazeteciye, öne sürdüğü bir şeyi ispat etme hakkı tanınmamıştır. Yani, gazeteci bir görevin kötüye kullanılışı olayını bulur, ortaya çıkartır, bunu ispatlayacak durumdadır. Ama kendisine bu hakkı vermezler. Bunlara rağmen basından DP'yi destekleyen çok yazı da çıkar. Artık tek parti döneminin baskısı ne kadar fazla ve o zamanlar ne ölçüde zorluklar yaşandıysa DP'nin çıkardığı bu olumsuz maddeler bile tepki çekmez bazı basın mensuplarınca. Tabi DP'den destek görenler de bulunur bunların arasında. Bu yasalardan sonra ilk büyük yankı çıkaran olay ise yetmişini geçmiş Hüseyin Cihat Yalçın'ın 26 ay hapse mahkum edilmesidir. Kimse hapse atılmayacağını düşünse de atılır. Ve onu başka yazarlar izler. Ardından da 6-7 Eylül olayları patlak verir.

    6-7 EYLÜL OLAYLARI: Kıbrıs sorunun sıcak olduğu günlerde Selanik'teki Atatürk evine bomba atıldığı söylentisi çıkar ve kısa sürede basında da (İstanbul Ekspres) yer bulmasıyla gerçek sanılıp yoğun tepkilere neden olur. İçişleri Bakanlığının da büyük bir gösteri düzenlenmesi yönünde çalıştığı belirtilir. Öfkeli kalabalık kısa süre sonra kontrolden çıkar. Beyoğlu'nda, Galata'da, Harbiye'de, Şişli'de Rumlara ait ne kadar mağaza ve dükkân varsa vitrinleri parçalanır, mallar sokaklara dökülür, yağma edilir. Mezarlıklara saldırılar olur. Bununla birlikte Rum olmayanların da malları yağmalanır. Polis yetersiz kalınca asker devreye girer.

    Ertesi gün sıkıyönetim ilan edilir ve hükümet, basını suçlar; halkı kışkırtan yayınlar yapmışlardır. Ayrıca komünistler de suçlanır; solcuların ülkenin itibarını bozmak istedikleri söylenir. Polisin fişlediği ne kadar sicilli komünist varsa tutuklanır. Sonuçta, 10 Eylül günü Sıkıyönetim komutanı Harbiye'de bir basın toplantısı yaparak şu yasakları koyduğunu bildirir:

    - Halkı heyecanlandıracak haberlerin yayınlanması yasaktır. Meclisteki görüşmeler halkı heyecanlandırabilirse yazılmaya­caktır;
    - HÜKÜMETİ TENKİD ETMEK YASAKTIR;
    - Hükümetin çalışmalarını etkileyecek biçimde yazılar yasaktır;
    - Sıkıyönetimin çalışmalarıyla ilgili haberler yasaktır;
    - Nato devletleriyle ilgili haberler yasaktır;
    - DARLIK, KITLIK ve YOKLUK HABERLERİ YAZILACAKTIR (Örneğin ekmek almak için fınnların önünde sıra bekleyenlerin resmini koyamazsınız.);
    - 6 Eylül OLAYLARINI KOMÜNİSTLERDEN BAŞKALARININ YAPTIĞI YOLUNDA YAZI ve YORUMLAR YASAKTIR;
    - 6 Eylül olayları ile ilgili haber ve resimler yasaktır;
    - Magazin sayfalarında da halkı heyecanlandıracak resim ve ya­zılar yasaktır. Çıplak kadın resmi basmak da yasaktır,
    - İkinci baskı yapmak yasaktır.

    Bu yasaklardan sonra da her gün Sıkıyönetimden telefonla gazetelere yeni yeni yasaklar bildirilmiştir:

    - Kıbrıs'taki olaylarla ilgili haber vermek, resim basmak yasak­tır (12 Eylül 1955);
    - Öğrenci birlikleri ve başka dernekler hakkında yapılan kovuş­turmalarla ilgili haber basılamaz (12 Eylül);
    - Heyecan verici cinayet haberlerinin geniş biçimde yazılması yasaktır (17 Eylül);
    - Sıkıyönetim mahkemeleriyle ilgili haber basılamaz (17 Eylül);
    - Bugün Hürriyet gazetesinde, tahrib edilen dükkânların sayısı çıkmıştır; iktibas edilmesi yasaktır (17 Eylül);
    - Beşiktaş'ta bir çuval içinde iki yanık ceset bulunmuştur; yazıl­ması yasaktır (29 Eylül).

    DP hız kesmeden 1956'da çıkardığı bir kanunla şu maddeyi getirir: "Kötü niyetle veya özel maksada dayanan yayında bulunmak veya Devletin veya Hükümetin dışarıdaki itibar veya nüfuzunu kıracak şekilde asılsız, mübalâğalı veya özel maksada dayanan haberlerin dışarıda yayınlanmasına sebeb olmak..." Lastik gibi uzatılıp genişletilecek bir madde!

    DP bunlarla da yetinmez. Yaptığı birtakım değişikliklerle gazeteleri ekonomik baskı altına alır. 28 Ekim 1960'ta çıkardığı bir kanunla, tirajı düşük gazetelerle yüksek gazetelerin aynı sayıda ilan verilmeleri öngörülmüştür. Hatta tirajı düşük olanlara daha çok ilan verilmiştir sık sık. Bu sayede "besleme" basın korunmuş ve desteklenmiştir. Ayrıca basından bazı isimlere örtülü ödenekten para yardımı yapar. Bunların ne yönde haber yapacaklarını tahmin edersiniz. Bunlardan bazıları şu şekildedir:

    - Havadis gazetesi kuruluşu esnasında örtülü ödenekten 55 bin lira,
    - Necip Fazıl, 27 Mayıs'a kadar örtülü ödenekten 147 bin lira,
    - Orhan Seyfi Orhon'a ve Yusuf Ziya Ortaç'a örtülü ödenekten 100 bin liraya yakın para verilmiştir.
    - Peyamı Safa da çeşitli tarihlerde Başbakanlığa mektuplar yazarak yardım istemiştir.
    - Toplamda örtülü ödeneklerden ajans ve gazetelere 723.809 lira dağıtılmıştır.

    DP, sendikaları da dokuz ay kapatır. Ülkeyi korku atmosferi kaplar. Bu dönemden yasaklanan bazı haberler şu şekildedir:

    - "Ankara'da Küçük Esat'ta 27 Ağustos 1956 günü bulunan kadın cesediyle ilgili haber yayınlanması yasaktır. (31 Ağustos 1956)."
    - "Kısıklı'da oturan Süleyman Hilmi Tunahan'ın Bulgurlu'daki Kuran kursunda arap harfleriyle ders vermesi ile ilgili yayın ya­pılması men edilmiştir. (16 Ağustos 1956)"
    - "Akşehir'in Çakıllar köyü ile Bisse köyü arasındaki su anlaş­mazlığı yüzünden çıkan ve iki kişinin ölümü ve 60 kişinin tutuklanması ilgili haberlerin yayını yasak edilmiştir. (6 Kasım 1956)."
    - "Malatya Şehir sinemasında Reisicumhur sayın Celâl Bayar'a hakarette bulunan kişilerle ilgili haberlerin yayını yasak edilmiştir. (10 Ekim 1954)".
    - "22 Mayıs 1955'te Ankara'da Akköprü mevkiinde başsız bulu­nan kadın cesedi hakkında yayın men edilmiştir.(20 Haziran 1955)."
    - "Afyon kaçakçılığı suçuna iştirakten sanık Malatya Emniyet âmiri Recai Dayroğlu ve arkadaşları hakkında yayın yapılması yasaklanmıştır. (4 Haziran 1955)"
    - "Ethem Menderes ve Kemal Aygün'e neşren hakaretten sanık Yeni Ulus gazetesi muharrirlerinden İbrahim Cüceoğlu ile yazı işleri müdürü Cemal Sağlam'ın duruşması ile ilgili yayın yasak edilmiştir. (15 Temmuz 1954)"

    Atmosferi anlayabilmek için sadece 1954-58 arasında 1161 gazeteci hakkında kovuşturma yapılmış ve bunlardan 238'i mahkum edilmiştir. 1958-60'da yurdun her tarafında davalar devam eder. Dönemin gazetelerinin şu başlıklarına bakmak yeterli:

    - "Dün 27 gazeteci yargılandı" (17 Mart 1960),
    - "Dün 25 basın duruşması devam etti"
    (4 Şubat 1960),
    - "Dün 7 gazete mahkûm oldu" (3 Aralık 1959),
    - "İstanbul ve İzmir'de 29 basın davasına bakıldı" (24 Aralık 1959),
    - "35 gazeteci yargılandı" (17 Eylül 1959),
    - "Basın gazileri selâm size" (2 Ağustos 1959),
    - "Üç arkadaş daha gitti" (1 Şubat 1960).

    Ve 27 Mayıs'ta da Menderes asker tarafından indirilir, sonra da iki kişiyle birlikte idam edilir. Günümüzde gazetecilerden, tarihçilerden, belgesel ve filmlerden yani her yönden, bu dönemleri neredeyse sadece Menderes ve iki arkadaşının idam edilmesiyle sınırlı olarak biliriz. Yani idam, mihenk noktası alınarak bazı gerçekler yadsınarak, bazıları öne çıkarılarak anlatılır. Ben yakın zamana kadar Menderes dönemi hakkında bu şekilde bilgi sahibiydim. Bir noktadan sonra propagandist bir anlayışla empoze edildiği için de insan, dönemi de detaylı araştırma gereği duymuyor. İdam edilmeseydi keşke, onda hemfikirim ama sırf idam edildi diyerek gerçeklerin bu şekilde verilmesi, kendi kendimizi bir kafese koymaktan başka nedir? Dünyanın en mağdur ve mazlum insanı diye gösterilen bir kanatları eksik olan melek gibi anlatılan Menderes ve hükümeti sadece basını sınırlamakla da kalmayarak adeta karşı devrime başlamışlardır. Demokrasinin olanaklarıyla iktidara gelip sonra da iktidarda ebed müddet kalmak hülyasıyla demokrasiyi delik deşik etmek, Cumhuriyetin oluşturduğu sistemle iktidara gelerek onun temellerini oymaya çalışmak nasıl hoşgörülebilir nasıl yadsınabilinir? Keşke ihtilalle değil de seçimlerle iktidarı kaybetselerdi ve keşke idam edilmeseydi ilgili isimler. Çünkü bu idamlar gelecekte bir başka üçlünün idamına zemin oluşturacak. Daha da önemlisi, hem siyaset dünyasında hem de toplumda derin bölünmelere neden olacaktır. Fark ettiyseniz milletçe hep "Keşke" deyip duruyoruz!

    MİLLİ BİRLİK HÜKÜMELERİ VE AP DÖNEMİ (1960-71): Ihtilalden sonraki hükümet, basına dair çok olumlu yasalar çıkararak DP döneminin baskı atmosferini dağıtmıştır. Gazete patronlarına mali yük getiren ama basın mensuplarının haklarını artıran bazı düzenlemeler nedeniyle, dokuz gazete patronu üç gün süreyle yayım yapmayacaklarını bildirirler. Buna da bu gazetelerde çalışan gazeteciler tepki göstererek protesto yürüyüşü düzenlerler. Burdaki pankartlardan birisi şu şekildedir: "Menderes'e boyun eğenler, hürriyete başkadırıyorlar." Ve o gün gazeteciler ortak bir Basın gazetesi çıkarmaya karar verir­ler. Her gazeteci kendi olanakları ölçüsünde bu gazetenin çıkmasına katı­lır. İlk günkü başyazıda geçen "Gazete çıkarmak çorap fabrikası işletmeye benzemez. Basın bir kamu hizmetidir," ifadeye şapka çıkardım. Bir açıdan iyi günlermiş dedim kendi kendime. Unutmadan Mili Birlik Döneminde tutuklanan ilk gazetecilerin Aziz Nesin ile İhsan Adalı olduklarını da belirtmiş olayım. Ayrıca 1966-67 senelerinde Başbakan olan Süleyman Demirel o dönem kıyameti koparan, "Temel Hak ve Hürriyetler Kanunu"nu çıkarmak ister. Buna göre; "Anayasanın reddettiği komünizmi kurmayı amaç edinen bir görüşü etkili olarak aşılamaya yahut komünizmi benimsemeye, veyahut beğendir­meye mâtuf her ne suretle olursa olsun propaganda yapanlar veya telkinde bulunanlar 5 yıldan 10 yıla kadar hapis..." cezası öngörülür. Gelen yoğun tepkiler nedeniyle yasa çıkarılamaz.

    12 MART MUHTIRASI VE SONRASI (1971-80): 12 Mart 1971'den önce, ülkede ekonomik durum yine kötüye gitmekte, anayasanın öngördüğü reformlar yapılamamakta, üniversitelerde ve sokakta tansiyon yükselmektedir. Hükümet olaylar karşısında çaresiz konumdadır. Bunların sonucunda askerler, hükümete muhtıra verirler. Ardından da "Anayasa bu ülkeye lükstür," diyen Nihan Erim başbakanlığında hükümet kurulur. Peşinden de basın özgürlüğüyle ilgili iki maddeyi değiştirerek yayınların toplatılması yetkisini savcıya verirler ve toplatılma nedenini ise her zamanki gibi muğlak bırakırlar. Aralarında Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu'nun da bulunduğu pek çok gazeteci, yazar tutuklanır.

    1973'te sivillerin yeniden iktidara gelişiyle 1980'e kadar nispeten özgür bir ortam oluşur. Hükümetler artık basın üzerinde doğrudan bir baskı kurmaktan vazgeçmiş durumdalar ancak bu sefer baskı kaynağı şiddettir. Buna bazı örnekler şu şekilde:

    - Prof. Muammer Aksoy ile Prof. Uğur Alacakaptan'ın evlerine patlayicı madde atıldı (14 mayıs 1975).
    - İstanbul Üniversitesi öğrenci çatışmaları yüzünden süresiz ka­patıldı
    (12 Kasım 1976).
    - Ecevit'in seçim otobüsü Niksar'da silahlı saldırıya uğradı (Nisan 1977).
    - Taksim 'de DİSK'in düzenlediği mitinge damlardan ve panjur­lardan ateş açıldı; 34 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı
    (1 Mayıs1977).
    - Ankara savcı yardımcısı Doğan Öz evinin önünde öldürüldü (24 Mart 1978).
    - Doç. Server Tanilli evinin önünde ağır yaralandı (7 Nisan1978).
    - Doç. Bedrettin Cömert bir arabadan açılan ateşle öldürüldü (1 Temmuz 1978).
    - Mamak'ta yüzlerine kadın çorabı geçirmiş kişiler bir otobüsü otomatik tabancalarla yaylım ateşine tuttular; 2 kişi öldü, 20 kişi yaralandı (8 Ağustos 1978).
    - Gevaş'ın Bahçesaray yaylalarında bir çarpışmada 15 kişi diri diri yakıldı, üç kişi silahla öldürüldü, bir köy ateşe verildi.
    (7 Eylül 1978).
    - Niğde Aksaray'ında bir kişinin tutuklanmasını protesto eden 1500 sağ eğilimli kişinin yaptığı yürüyüş sırasında 3 resmi araç yakıldı, 51 dükkân, işyeri ve parti merkezi tahrip edildi (8 Ekim 1978).
    - Politika gazetesi Yazı işleri müdürü Ali Ihsan Özgür İstan­bul'da işkenceyle öldürüldü (22 Kasım 1978).
    - Karadeniz Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Necdet
    - Kahramanmaraş olayları; Ölü sayısı 104, yaralı sayısı 1052 (23-27 Aralık 1978).
    - Abdi İpekçi öldürüldü (Şubat 1979).
    - Mihri Belli vuruldu (Nisan 1979).
    - Prof. Ümit Doğancı vuruldu
    (21 Kasım 1978).
    - Prof. Cavit Tütengil öldürüldü
    (8 Aralık 1978).
    - Politika gazetesi genel yayın müdürü Adem Engin tutuklandı (12 Mart 1980).
    - Muzaffer Erdost tutuklandı (26 Mart 1980).
    - Sadun Aren gözaltına alındı
    (18 Mart 1980).
    - Orta Doğu gazetesi başyazarı İsmail Gerçeköz yaylım ateş so­nucu öldürüldü
    (4 Nisan 1980).
    - Ümit Kaftancıoğlu öldürüldü.
    (1Nisan 1980).
    - Trabzon'da gazeteci Muzaffer Fevzioğlu öldürüldü (15 Nisan 1980).
    - Altı ayın bilançosu: 1069 ölü
    (16 Nisan 1980).
    - Nihat Erim öldürüldü (19 Temmuz 1980).
    - Türkiye Maden-îş Sendikası başkanı Kemal Türkler öldürüldü (22 Temmuz 1980).
    - Demokrat gazetesi muhabiri Recail Ünal boğularak öldürüldü. (22 Temmuz 1980).
    - 14 Kentte 24 kişi öldürüldü
    (1 Ağustos 1980).
    - 3'ü CHP'li, 3'ü MHP'li, 3'ü DİSKLi 19 kişi öldürüldü.

    Böylelikle 12 Eylül darbecileri için meşru bir zemin de oluşmuştur.

    12 EYLÜL DARBESİ ve DİKTA YÖNETİMİ (1980-83): Her zaman olduğu üzere fatura basına çıkmıştır. Tutuklamalar, işkenceler günlük hayatın rutini haline gelmiştir. Bunlardan en meşhurlarından birisi, İlhami Erdost'un işkenceyle öldürülmesidir. Evinden alınıp cezaevine götürülen Erdost'a şiddet henüz askeri araçta başlar. Askerlerin başında bulunan bir astsubay olan Şükrü Bağ, askerleri "analarını ağlatmazsanız, ben sizi ağlatırım," şeklinde uyarıyordu. Bunun sonucunda Erdost ölür, Şükrü Bağ cezalandırılarak 10 yıl hapis yer ama Askeri Yargıtay kararı bozarak serbest kalır.

    Bu dönemde tutuklanmayan veya soruşturma geçirmeyen gazeteci, yazar kalmaz: Oktay Akbal, Yaşar Kemal, Rıza Zelyut, Adalet Ağaoğlu, Asım Bezirci, Tarık Akan, Doğu Perinçek, İlhami Soysal, Fatma Girik, Rauf Tamer, İlhan Selçuk vb. Gazeteler de sık sık keyfi şekilde kapatılmıştır. 1982 Anayasasında düşünce özgürlüğü ile ifade özgürlüğünü iki ayrı unsur olarak gören darbecilerin, uluslararası hukukun tersine bir durum ortaya çıkardıkları belirtilmiş. Buna göre düşüncen kafanda durduğu sürece sorun yok ama bunları ifade etmen halinde bazı sorunlarla karşı karşıya kalabilirsin. Halbuki, ifade edilemeyen düşünce eksiktir, yarımdır. Gel gör ki, bu topraklarda en çok korkulan unsur, düşüncedir, insanların özgürce düşünüp bunları ifade etmesidir. Hiç değişmez.

    TURGUT ÖZAL DÖNEMİ (1983-93): Sözde liberal bir dönem olduğu belirtilmiştir. Özal'ın da basına yaklaşımı ardıllarından farklı olmamıştır. Hatta bir keresinde kendisi, basın mensuplarına açtığı hakaret davalarıyla zenginleştiğini belirterek latife etmiştir. Ayrıca hapishaneler gazeteciler doludur. Yine şiddet bir bir ülkenin aydın isimlerini öldürmekte ve topluma korku saçmaktadır:

    - Demokratik bir düzene geçilmesi için Aydınlar Dilekçesi'ni imzala­yan yüzlerce kişi hakkında soruşturma açıldı
    (22 Mayıs 1984):
    - Prof. Muammer Aksoy evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü
    (31 Ocak 1990):
    - Gazeteci Çetin Emeç otomobilinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öl­dürüldü.
    (7 Mart 1990);
    - Gazeteci-Yazar Turan Dursun öldürüldü
    (4 Eylül 1990);
    - Prof. Bahriye Üçok bombalı bir paketin patlamasıyla öldürüldü (6 Ekim 1990);
    - Sabah gazetesi muhabiri İzzet Keser Cizre'de başından vurularak öl­dürüldü
    (23 Mart 1992);
    - Özgür Gündem ve Yeni Ülke gazetelerinin yazarı. Türk-Kürt kar­deşliğinin militanı Musa Anter 74 yaşında Diyarbakır'da sokak ortasında öldürüldü (20 Eylül 1992);
    - Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu otomobiline yerleştirilen bir bomba ile öldürüldü
    (24 Ocak 1993);
    - Muzır Yasası bir sansür yasasına dönüştürüldü (6 Mart 1986);
    - Terörle Mücadele Kanunu çıkartıldı
    (11 Nisan 1991);
    - Olağanüstü Hal Bölgelerinde basın özgürlüğünü yok eden kararna­meler yayınlandı (10 Mayıs 1990; 15 Aralık 1990);
    - Yüzlerce gazeteci hakkında dava açıldı, binlerce yıl hapis istendi, sayısız gazete ve dergi yasaklandı, yüzlerce kitap toplatıldı. "Türk Basın ta­rihinin hiçbir döneminde böyle bir gazeteci kıyımı olmamıştır. Abdülhamid döneminin «Basın Rezaletleri» bunların yanında hiç kalır," yorumunu yapar Hıfzı Topuz. Türkiye İnsan Hakları Vakfı da 1990 yılını «Basın İhlalleri Yılı» ilân etti.

    Hıfzı Topuz, öldürülmeden bir ay önce Turan Dursun'la karşılaşmış. Turan Dursun ona şunları demiş: "Sıra bende, dedi, biliyorum beni de öldürecekler. Tehdit mektupları geliyor, ama yapacağım bir şey yok!" Kısa süre sonra da haince katledilir. Bu cinayet basında geniş yer tutar. Bunlardan birisinde Bekir Coşkun şunları der: "Katillerin kimler olduğu belli değil. Ama Türkiye'yi şe­riat düzenine karşı çıkan Atatürkçülerin öldürüldüğü bir ülke haline kim­lerin getirdiği ortada. (Sabah, 7.9.90)"

    Düşünce ve ifade özgürlüğünü, önümüze çıkan küçük büyük her sorunda kısıtlanacak hatta yok edilecek bir şey olarak gördüğümüz sürece, karanlık bir bataklık içinde debelenip duracağız. Ara sıra gözümüze gelen kesik kesik güneş ışınlarına aldanarak doğru yolda olduğumuzu zannettiğimizde biraz daha batacağız. Çünkü hemen ardından güneş kaybolunca bunun faturasını yine insanların düşünmesi ve ifade etmesine bağlayacağız; baskının düzeyini artıracağız. Öyle bir an gelecek ki, insanlar komşularından, iş arkadaşlarından, arkadaşlarından, akrabalarından hatta ailesinden korkar hale gelecek. Bu durum toplumsal bölünmenin temelini oluşturacak. Birbirine yabancılaşmış, birbirini düşman gibi gören en ufak bir olumsuz eleştiri yapanı vatan haini olarak yaftalayan insanlar topluluğu olarak bataklığın dibini boylayacağız. Ama kutsal devletimizin arkasına sığınarak ne kadar büyük fedakarlıklar yaptığımızın övüncünü duyarak vicdanımızı doyuracağız ama böyle yaparak, devletin imkânlarının sağladığı kaymağı yiyenlerin ayaklarının altında sadece bir basamak olmaktan öteye gidemeyeceğiz. Hiçbir sorun üzerine düşünülmeden, fikir üretilmeden, bu farklı fikirler özgürce tartışılmadan çözülemez. Çünkü bir yol haritası hazırlanamaz. İşte biz yüzyıllardır haritası olmadan çıkışı arayan bir insan gibiyiz. Ve malesef daha çok uzun zaman boyunca da böyle olmaya devam edeceğiz. Çünkü biz, eleştiriye kapalı, eleştiri yapılınca anamıza küfrediliyormuş gibi algılayan, sadece pohpohlanmak isteyen, bireysel özgürlüğü anarşi olarak görüp biat kültürüne tüm ruhumuzla teslim olmuş sözüm ona özgür insanlarız. Bizler köle olmaktan memnun olan atalarımızın torunlarıyız. Belki başka devletlere köle olmadık ama biz kutsal devlet ideasının kölesi olmuşuz. Yüzyıllar boyu da bu prangadan kurtulamayacağız.

    Hıfzı Topuz, basın tarihimize altın harflerle adı yazılan, bizim prangalardan sağlayacak insanlardan biri olan Uğur Mumcu hakkında şunları söyler: "Uğur Mumcu Cumhuriyet tarihinin en dürüst, en yürekli, en devrimci gazetecilerinden biriydi. Tüm meslek yaşamı Atatürk ilkelerinin ve laikli­ğin savunulması ve yolsuzlukların üzerine yürümekle geçti. Türkiye'nin tam bağımsızlığından yanaydı, özgürlükçüydü. Devleti ve milleti soyanla­rın baş düşmanı oldu. Yobazların, hırsızların, vurguncuların karşısına di­kildi. Din sömürücüleriyle savaştı, şeriatçıların boy hedefi oldu. Faili meçhul cinayetleri araştırmaktan hiç bıkmadı. Hiçbir partiye ve kişiye bağlanmadı ve ödün vermedi." Ve "Atatürkçüyüm, öyleyse vurun," diyerek dik duran Uğur Mumcu haince katledildi.

    AZİZ NESİN: Son olarak Türk basın tarihine geçmiş bir diğer önemli isim hakkında bir şeyler yazıp bitireceğim. Hıfzı Topuz, "Aziz Nesin Türkiye'nin en üretken yazarıydı," der ve ekler "Yüz kadar kitap ve binlerce dergi ve gazete yazısı yazdı. Kitaplarının baskı sayısı 6 milyona ulaştı. Bunların bazıları 24 dile çevrildi (İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Arapça, vb). Öyküleri 28 dilde yayınlandı. 9 oyun, 7 anı kitabı, 7 şiir kitabı, 10 roman ve 46 öykü kitabı yazdı."

    1945'te Tan gazetesinde köşe yazarlığı yaparken 30 yaşında, hiç tanınmayan biriydi. Basımevi basıldıktan sonra, Sabahattin Ali'yle birlikte Marko Paşa'yı yayınladı ve adını ülkede herkes duymuş oldu. Öte taraftan Aziz Nesin'in her dönem emniyet şubeye, ordan da mahkemeye gidip geldiğini görüyoruz. Öyle ki, özgürlükler devri olarak adlandırılan 27 Mayıs'tan sonraki dönemde bile ilk tutuklanan isim yine Aziz Nesin olmuş. İlk hapis cezasını ise Amerikan yardımlarını eleştirdiği için almış. 37 insanın yakılarak katledildiği Sivas'taki olaydan şans eseri kurtuldu ama bu olaydan da onu sorumlu tuttular. Yani, "Tam Aziz Nesinlik bir olay." "Türk halkının yüzde 60'ı aptaldır," sözü ise kendisini sevmeyenler tarafından sanki Aziz Nesin'in tüm fikri, cismi bununla sınırlıymış gibi bir kara propaganda için kullanılan bir argüman hâline gelmiş. Aynı ateist olması gibi. Aziz Nesin'in bazı vecizelerine yer verilmiş kitapta. Ben de incelememde yer vermek istedim:

    "Daha önce Türklerin % 60''ı aptaldır demiştim, Kürtlerin de % 80'i aptaldır. Devlet kuramazlar."
    "Toplum olarak zekâmız kıt. Geçen 300 yıl boyunca sadece özel dersane, dolmuş ve gecekonduyu bulmuşuz. Bu ayıbı taşıyor, utanıyorum."
    "Türk halkının en büyük icadı yoğurta su katıp ayran yapmaktır."
    "Hezarfen Ahmet Çelebinin Galata kulesinde uçtuğu yalandır, adam düşmüştür."
    "Türkiye, dünyanın en kötü Anayasasını yapan ve ona kefil olan adama oy verdi.”
    "Uygarlık haritası olsa orada yerimiz yok. Uygar ülkelerin tarihinde yüzlerce bilim adamı var, bizde bin yıllardan beri yok."
    "Ben Türk insanını sevmiyorum, kendi halkımı sevmiyorum, ama o sevmediğim halkın ayrılmaz bir parçasıyım.”

    __________

    ALTIPATLAR

    Sahasındaki son maçta G.birliğini 6-0 yenen GS, Denizli'ye 6'lık tarife uyguladı

    Cimbom Hatay'dan Boupezand'ı istedi.

    Onyekuru bugün İstanbul'da

    PUAN DURUMU:

    1. BEŞİKTAŞ 38
    2. FENERBAHÇE 38
    3. GALATASARAY 36
    4. GAZİANTEP FK 34
    5. HATAYSPOR 31
    6. ALANYASPOR 30
    7. TRABZONSPOR 30
    8. KARAGÜMRÜK 27
    9. YENİ MALATYAPOR 27
    10. GÖZTEPE 25
    11. ANTALYASPOR 25
    12. RİZESPOR 24
    13. SİVASSPOR 23
    14. BAŞAKŞEHİR 23
    15. KONYASPOR 22
    16. KASIMPAŞA 22
    17. KAYSERİSPOR 19
    18. GENÇLERBİRLİĞİ 19
    19. BB ERZURUMSPOR 16
    20. ANKARAGÜCÜ 15
    21. DENİZLİSPOR 15

    __________


    İyi okumalar
  • En ünlü Federal dava, Rus Savunma Bakanlığının 160. Tank Alayının komutanı olan Albay Budanovun davasıydı. Budanov, Putinin Devlet Başkanı seçildiği gün olan 26 Mart 2000 tarihinde, anne ve babasıyla, eteklerinde Budanovun alayının geçici olarak konuşlanmış olduğu Tangi-Çu köyünde yaşayan, on sekiz yaşında bir Çeçen kızı olan Elza Kungayevayı kaçırdı, ona tecavüz etti ve sonra da onu öldürdü . [Elza Kungayeva (1982 - 27 Mart 2000), İkinci Çeçen Savaşı sırasında Rusya Kara Kuvvetleri'ne mensup Yuri Budanov adlı bir albay tarafından kaçırılan, dövülen ve öldürülen Çeçen genç kadın. Heda Kungayeva olarak da bilinirdi 11 Haziran 2011 tarihli haberde Budanov, bir noter binasından çıkarken açılan ateş sonucu öldü. Başına dört mermi isabet eden Budanov olay yerinde can verdi.. 6 Ağu 2018 tarihli bir haber — Bir Çeçen kızını tecavüz ederek öldüren Rus Albay Yuri Budanov'u öldürmekten tutuklu bulunan Yusuf Temirkhanov, cezaevinde hayatını kaybetti] En ünlü Çeçen davası ise, Salman Raduyevin davasıdır. Raduyev, Birinci Çeçen Savaşından bu yana komuta ettiği Dudayevin Ordusu adı verilen güçlerle terörist saldırılar düzenlemiş, tanınmış bir Çeçen saha komutanı, bir tuğgeneraldi. Raduyev 2001 yılında yakalandı, ömür boyu hapse mahkum edildi ve Yüksek Güvenlikli Solikamsk Hapishanesinde esrarengiz bir biçimde öldü. Solikamsk, Urallarda bulunan Perm Bölgesinde yer alan, içinde tuz madenlerinin bulunduğu kötü bir üne sahip bir hapishane şehridir. Solikamsk, Çarlık zamanından bu yana sürgün yeri olarak kullanıldı. Solikamsk, Rusya'nın Kaluga Oblastı'nda bulunan bir şehirdir. Şehir aynı zamanda Solikamsk rayonunun merkezidir. Şehrin nüfusu 2010 yılı itibarı ile 97,384'tür. Adını tuz ve Kama Nehri'nden almaktadır. Solikamsk, büyük bir sanayi kenti olup tuz üretimi ile bilinmektedir. Raduyev, Çeçenistanın Rusyadan bağımsızlığını kazanabilmesi için savaşanların bir sembolüydü. Onunkine benzeyen pek çok dava görüldü; bir kural olarak bu davalar, halkın konuyla ilgili bilgilenmesini önleyebilmek amacıyla kapalı kapılar ardında görüldüler. Bu uygulamaya neden gerek görüldüğünün anlaşılması genellikle çok güçtür. Zaman zaman, büyük güçlükle ve gizlilik içinde, Çeçen savaşçılara karşı açılmış davaların mahkeme kayıtlarıına erişmek mümkün olabiliyor. Bu davalarda sanıklar, kanıtların toplanması ve değerlendirilmesi için zaman kaybedilmeksizin suçlu bulundular. Bundan dolayı, ister Federal olsun ister Çeçen, savaş suçu işlemiş olmakla suçlananların oluşturduğu ilk kategoride yer alanların hiçbiri adil biçimde yargılanmadı. Mahkumiyet kararı verildikten sonra Çeçen savaşçılar, uzun süre sağ kalamayacakları ücra çalışma kamplarına ve hapishanelere gönderildiler. Kamuoyu araştırmalarına göre, hükümeti ve Devlet Başkanının Çeçenistanda yürüttüğü savaşı destekleyenler bile, Çeçen savaşçıların yetkililerin verdikleri emirle ortadan kaldırdıklarına inanıyorlar. Rusyada hemen hiç kimse yargı sisteminin adil olduğuna inanmıyor. Hemen herkes yargının, devletin yürütme erkine tabi olduğunu biliyor. İkinci tür savaş suçluları, yanlış zamanda yanlış yerde bulunan, tarihin buldozerinin üzerlerinden geçtiği, savaşçı olmayan ancak birilerinin suçlanması gerektiğinde sadece Çeçen oldukları için suçlanmış insanlardan oluşuyor. İslam Hasuhanovun [Ислам Хасуханов] davası bunun tipik bir örneğidir. Bu davayla ilgili her şey, Stalinin 1937 yılında doruk noktasına ulaşmış olan temizliklerini hatırlatıyor. Tanık ifadeleri insanlar dövülerek alındı, sanıkların iradesini kırmak için işkence ve psikotropik ilaçlar kullanıldı. Kendilerini sadece FGBnin değil fakat Çeçenistanda cirit atan diğer bütün istihbarat örgütlerinin işkence tezgahlarında bulan Çeçenlerin çoğu bu cehennemi yoldan geçtiler. İnsanlar, suikast sonucunda öldürülene kadar Moskova yanlısı kukla Çeçen hükumetinin başında bulunan Ahmet-Hacı Kadirovun sadık adamları tarafından işkenceden geçirildiler; insanlara ordu komutanlarının odalarında, Ordu birliklerindeki çukurların içinde, polis karakollarındaki hücrelerde işkence edildi. Bu vahşice uygulamaların hepsi FGB tarafından koordine edildi ve yönetildi. Bunları yapanlar Putinin adamlarıdır, Putin tarafından destekleniyor ve Putinin politikalarını uyguluyorlar STALİN HEP BİZİMLE OLACAK DOSYA İslam Şeyh-Ahmedoviç Hasuhanov, 1954 yılında Kırgızistan'da doğdu. 1973 yılından itibaren Sovyet Ordusunda hizmet vermeye başladı. Kiev Yüksek Denizcilik Politik Kolejinden mezun oldu. 1978 yılından itibaren Baltık Filosunda ve 1989dan itibaren de Pasifik Filosunda hizmet verdi. 1991 yılında Moskovadaki Lenin Politik Askeri Akademisinden mezun oldu . Hasunhanov, askeri bir akademiden mezun olmuş bir denizaltı subayı olarak, Rus Donanmasının seçkin kesiminin bir üyesi sayılıyordu. 1998 yılında, büyük bir nükleer denizaltı olan B25'in komutan yardımcısı konumundayken, birinci sınıf kaptan rütbesiyle emekliliğine hak kazandı ve 1998 yılından itibaren Groznide yaşamaya başladı. Aslan Maşadovun hükümetinde Askeri Müfettişliğin ve Maşadovun personelinin yöneticiliğini yapıyordu. ikinci karısı ve iki oğlunun annesi olan, Maşadovun yeğeniyle evliydi. Hasuhanov, Birinci ve ikinci Çeçen Savaşlarında aktif olarak yer almadı ve hiçbir zaman Federal yetkililerden kaçmadı. 20 Nisan 2002de, Şalinin bölge merkezinde, FGB özel birimleri tarafından uluslararası bir terörist ve yasadışı askeri oluşumları (YAOlar) örgütleyenlerden biri olarak tutuklandı, Kuzey Osetya-Alaniya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi tarafından, on iki yıl süreyle sert bir rejimle yönetilen bir çalışma kampında tutulmaya mahkum edildi. Aslan Maşadov, sürmekte olan Çeçen Savaşında Çeçen direniş güçlerinin önderidir. Maşadov 1997 yılında Çeçen İçkerya Cumhuriyetinin Devlet Başkanı seçildi; bu göreve seçilmesinin yasalara uygun olduğu, hem Kremlin hem de seçime gözlemciler göndermiş olan Avrupadaki Güvenlik ve işbirliği Örgütü tarafından tanındı. Buna karşılık Putin 1999 yılında Maşadovu de facto olarak görevinden azletti. Maşadov buna cevabını, Çeçenistanın Federal askerler tarafından işgaline karşı direnişin başına geçmek yoluyla karşılık verdi. O zamandan bu yana Maşadov, Rusyanın en çok arananlar listesinde yer alıyor. lslam Hasuhanov, Maşadovun yeğeniyle evli. Rusyada, Donanmanm seçkin füze atan kruvazörlerinden birinde denizaltı subayı olarak hizmet vererek tanındı. Hizmet süresini tamamladıktan sonra saygın bir biçimde görevini bıraktı ve Maşadovun uluslararası düzeyde yasal Devlet Başkanı olarak tanındığı dönemde Çeçenistan Savunma Bakanlığında çalıştı. Bu, Hasuhanovun, aslında bu dönemde Maşadov için çalışmış olmasından dolayı , on iki yıl hapse mahkum olmasını engellemedi. Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesinin de kabul ettiği gibi, Maşadova karşı verdiği ifade Hasuhanovdan ön sorgu aşamasında, barbarca işkenceler yapılarak alındı. Bu davanın, işkenceye başvurulduğunun kabul edildiği duruşma tutanakları, daha sonra, bu dava üzerinde çalışmalarını sürdürmekte olan Uluslararası Af Örgütüne gönderildi. DAVA Öncesi FGBnin alıp götürdüğü bir insana ne olur? 1937nin Çekası tarafından, Soljenitsynin Çekası tarafından ve Soljenitsynin Gulagına götürülen insanlardan söz etmiyorum; günümüzün vergi mükellefleri tarafından giderleri karşılanan, Çekanın modern hali olan bir örgüt tarafından alıp götürülen bir insana ne olur? Hiç kimsenin elinde bu konuyla ilgili kesin kanıtlar yok, ancak herkes, her zaman olduğu gibi korkuyor. Tıpkı Sovyet rejiminde olduğu gibi, buralardan çok az insan sağ olarak geri dönebiliyor. işte, bu ender görülen örneklerden biri de lslam Hasuhanov vakasıdır. 56/17 Numaralı Ceza Davası dosyasına göre, lslam Hasuhanov 27 Nisan 2002 tarihinde, Şalide , Mayakovski Caddesinde tutuklandı ve Rus Federasyonunun Ceza Yasasının 222. maddesi gereğince ateşli silah bulundurmak ve taşımakla suçlandı. Böyle bir suçlama insana, var olduğu ileri sürülen silahlarla ilgili kimi kanıtlar bulunduğunu düşündürtüyor. Gerçekte, Çeçenistanda alışılmış olduğu şekilde, maskeli silahlı kişiler, şafak vakti Hasuhanovun ailesiyle birlikte yaşadığı akrabalarının evine zorla girdiler. Hasuhanovu, üzerine herhangi bir ateşli silah yerleştirme zahmetine bile girmeden -Hasuhanovun ateşli silahı yoktu- sürükleyerek götürdüler. Çeçenistanda uluslararası teröristleri araştırmak üzere faaliyet gösteren özel Federal birimler, uzun zamandan bu yana hiçbir şeyden dolayı sorumlu tutulmayacaklarını gayet iyi biliyorlar. Bu kez bir muhbirin verdiği bilgiyle hareket ediyorlardı ve kaderi çoktan kararlaştırılmış olan bir YAO yöneticisini götürdüklerinden şüpheleri yoktu. Nasıl olsa bu kişi sağ kalmayacak diye düşündükleri için, bir tabanca, bir saldırı silahı, kanıt olarak gösterilmedi. Yine de 222. madde gereğince ateşli silah bulundurma ve taşıma suçlamasının yapılmasına izin verildi. Tahrif edilmiş olan 27 Nisan tarihi de olduğu gibi bırakıldı. Bu türden kayıp haftalar, bizim Çeçenistandaki anti-terörist operasyonlarımızın karakteristik bir özelliğidir. Bir adam tutuklanır ve kaybolur. Hiç kimse ondan sorumlu değildir, güvenlik kuruluşlarından hiçbiri onunla ilgili bilgi sahibi olduğunu kabullenmez. Akrabaları umutsuzca nerede olduğunu bulmaya çalışırlar ancak sanki bu insan hiç var olmamıştır. Bu, istihbarat örgütlerinin o kişiden ihtiyaç duydukları her şeyi dayak yoluyla elde ettikleri zaman aralığıdır. Hasuhanov 20 ile 27 Nisan arasındaki döneme ilişkin olarak çok az şey hatırlayabiliyor. Dayak, iğne, daha çok dayak, daha çok iğne. Bunun dışında bir şey hatırlamıyor. Bu korkunç haftanın on gün sonrasında yapılan duruşmanın tutanaklarında Hasuhanov şunları söylüyor: "İlk yedi gün boyunca, Şalideki, dayağa maruz kaldığım FGB binasında tutuldum. Bu sırada kaburga kemiklerimde on dört kırık, böbreğimde zedelenme meydana geldi. " Hasuhanovdan aldığı yaralar sonucunda ölmeden önce ne elde etmeye çalıştılar? Ondan kendilerini Maşadova götürmesini istediler. Bunu yaptıktan sonra ölebilirdi. Sorun şuydu ki, Hasuhanov onları Maşadova götürmedi ve bir denizaltı subayının sahip olduğu güçlü bünye sayesinde ölmedi de. 30 Nisanda Hasuhanova karşı davayı resmileştirmeye karar verdiler. Bunu yapabilmek için , Hasuhanov bir başka Çeçen bölge merkezinde, Znamenskaya köyünde, geçici bir sorgulama merkezine götürüldü (o tarihte Çeçenistan devlet savcısı Aleksander Nikitindi) [Государственный прокурор Чечни Александр Никитин] Nikitin: Rus devlet adamı. 22 Eylül 2015'ten beri Tambov bölgesi idare başkanı (Tambov soba 2015'in geçici idaresi başkanı). Bu merkez 12 Mayıs 2003 tarihinde bir kadın intihar bombacısı tarafından yeryüzünden silindi. Bunun ardından insanların çoğunun en sonunda adaletin yerini bulduğunu düşündükleri Çeçenistanda genel bir hoşnutluk havası oluştu . O merkezde ne kadar çok insan işkence görmüş ve o bölgede gizlice gömülmüştü ! Hasuhanov, Znamenskayaya getirildiğinde ölü gibi görünüyordu. Vücudu bir çuvala dönmüştü, ancak hala nefes alıyordu. işkence, FGBnin Çeçenistan müdürlüğünün soruşturma bölüm başkan yardımcısı Yarbay Anatoli Çerepnevin gözetiminde sürdü. Çerepnev, Hasuhanov davasında, işkencenin düzeyi konusunda karar veren ve gerekli kanıtlan elde etmek için süreci yöneten baş sorgu görevlisiydi. Mahkeme tutanaklarından aktarıyorum: "Size karşı neden şiddete başvuruldu? " "Sorgulamaların tamamında, bütün ilgilendikleri Maşadovun ve benim kaçırma niyetinde olduğumu iddia ettikleri denizaltının nerede olduğuydu. Bana karşı, bu iki soruyla bağlantılı olarak şiddete başvuruldu . " Hasuhanov, kendisini sorgulayanları Maşadova götüremezdi, çünkü onu son olarak 2000 yılında görmüştü ve sonrasında onunla sadece teyp kasetleri aracılığıyla ilişki kurmuştu. Maşadov, gerekli olduğu durumlarda bir kasede sesini kaydediyor ve bunu bir kurye aracılığıyla Hasuhanova gönderiyordu . Zaman zaman Hasuhanov da ona cevap gönderiyordu. Kuryelerden biri FGB muhbiri olmuştu . Hasuhanov, tutuklanmadan önce son kez, 2002 yılının Ocak ayında bir kaset aldı ve tutuklanmadan iki gün önce bu kasete cevap verdi. Teyplerde Maşadov, Hasuhanova genellikle, görünüşe bakılırsa kayda geçmesi amacıyla, kendisinin saha komutanlarına ne kadar para göndermiş olduğunu teyit etmesini istiyordu. Maşadovun bunu neden istemiş olduğunu daha sonra göreceğiz. Şimdi denizaltıya geri dönelim. Denizaltının öyküsü detaylı olarak anlatılmayı hak ediyor. Hasuhanov emekli olmadan önce yüksek rütbeli bir denizaltı subayıydı; hem Sovyetler Birliği döneminde hem de Sovyetler sonrası dönemde, nükleer denizaltı filosunda subay olmuş tek Çeçendi. Bu sebeple, Yarbay Çerepnev onu , "Nükleer bir denizaltıyı kaçıracak, nükleer bir savaş başlığını ele geçirecek, Devlet Duması Vekillerini rehin alacak, bir nükleer savaş başlığını ve rehinleri öldürme tehdidini öne sürerek Rusya Federasyonunun anayasal sisteminde değişiklikler yapılmasını talep edecek bir YAO planlamakla," suçlamaya çalıştı. Bu, Çerepnev tarafından Çeçenistan devlet savcısı makamına, Hasuhanovun gözaltı tutulmasına devam edilmesi için izin istemek üzere gönderilmiş bir formdan doğrudan yapılmış bir alıntıdır. Talep reddedilmedi. Çerepnev, Hasuhanovu suçlayabilmek için elinden gelen her şeyi yaptı ancak elde ettiği sonuç hiç de muazzam değildi. Hasuhanov kendisine yapılan suçlamaları kabul etmedi, zaten kabul de edemezdi. 1992 yılında, Çerepnevin kendisini kaçırmayı planlamakla suçladığı denizaltını, donanmada söylendiği şekilde, Hasuhanov bizzat inşa etmişti. Hasuhanov, denizaltının inşa edilmesini, bu denizaltıda hizmet vereceğini bilerek izleyip denetlemişti. Bunu gelecekteki mürettebatı adına yapmıştı. Çerepnev denizaltı kaçırma hikayesi üzerinde büyük bir gayretle çalıştı. FGB, Çeçen savaşçılar tarafından, Hasuhanovun sağladığı istihbarat temelinde yazıldığı iddia edilen sahte belgeler hazırladı. "Çeçen YAOların Rusya Federasyonu toprakları üzerinde bir sabotaj eylemi düzenlemek için bir çalışma planları ve Pasifik Donanmasının 4. Nükleer Denizaltı Filosu üslerinin elle çizilmiş haritaları ," ve "Rusya toprakları üzerinde bir terörist eylem düzenleme planları" vardı. Elbette bütün bunlara , "operasyonun detaylı biçimde planlanması, ilgilendiğimiz bu bölgeyle ilgili olarak 1995 yılının Aralık ayında yapmış olduğumuz gözlem ve keşiflere dayanılarak hazırlandı" diyen kasıtlı bir not eklenmişti. Hasuhanovun bu sözlerin altına imzasını atması isteniyordu . Gel gelelim, ona bu metini imzalatamadılar. Daha önce denemedikleri bir şey olmamasına karşın, FGB onu daha ustalıklı biçimde dövmeye başladı. Ne var ki bu sefer onu planlarını bozduğu için dövüyorlardı. Çerepnevin, Hasuhanova, acı ve psikotropik ilaçların bir bileşimi sonucunda imzalatabildiği tek şey (mahkeme kararında kullanılan terim onaylamaktı) , Maşadovun verdiği emirler ve operasyon talimatlarıyla ilgili boş kağıtlar oldu . Çerepnev bu kağıtlara işine geleni yazdı. işte, yapılan bu çarpıtmalara bir örnek: 2 Eylül 2000de Hasuhanov, bütün saha komutanlarına, Federal güçlerin kullandığı otoyollara ve güzergahlara, mayınların ve patlayıcı düzeneklerin üzerini örtmek için küçük çiviler, somunlar ve bilyeler saçmaları emrini veren bir talimat yayınladı. Böylelikle Hasuhanov, YAOda önde gelen bir rol oynuyor olmasından yararlanarak, bilinçli biçimde gerçekleştirdiği eylemlerle, YAOnun diğer katılımcılarını Çeçen Cumhuriyeti topraklan üzerinde anayasal düzenin kurulmasına karşı çıkmaya yönelik terörist eylemler yapmaya teşvik etti. Çerepnev, aynı zamanda Hasuhanovdan kendi sorgusunun tutanaklarını okumadan imzalamasını istedi. lşte size, bu tutanakların ne tür şeyler olduklarına dair bir örnek: (Sözümona Çerepnev tarafından sorulan) Soru: Rus subaylara bir konuşma metninin fotokopisini gösterdin; tarih 25 Kasım 2000, No. 215. Bu konuda ne diyorsun? (Sözümona Hasuhanov tarafından verilen) Cevap: Bu tür belgelerin hazırlanması ve dağıtılması, benim yönetimim altındaki, Çeçen lçkeriye Cumhuriyeti silahlı kuvvetler operasyonlar müdürlüğü tarafından yürütülen propaganda çalışmasının bir parçasını oluşturuyordu Söz konusu konuşma, Rus medyasının anti-terörist operasyonun kaydettiği gelişmeyle ilgili verdikleri haberleri etkisiz hale getirmeyi amaçlıyordu . Bu tür dokümanları dağıtmanın Çeçen Cumhuriyeti bölgesinde istikrarın bozulmasına yol açabileceğini biliyordum, ancak bunu bile bile faaliyetlerimi sürdürdüm . . . Bu , Ordunun tipik edebi üslubudur. Bu kalitede bir malzeme elde edebilmek için Hasuhanova Znamenskayada bütün bir ay boyunca işkence edildi. · · Mahkeme kayıtlarında şöyle yazıyor: Atılan dayakların sonucu olarak artık hiçbir şey anlamıyor ve hiçbir şeye tepki veremiyordum. Bana iğneler yapıldı ve Kuzey Osetyadaki FGBye gönderildim. Orada beni sorgu birimine vermek istemediler, çünkü doktorları, daha önce atılmış olan dayaklar sonucunda 48 saat içinde öleceğimi söylemişti. Beni bir kereste imalathanesine götürdüler; Şirket No. YaN 68- 1 . "Size tıbbi yardımda bulunuldu mu? " "Kereste imalathanesinde öylece yattım ve üç ayda kendimi güç bela toparladım." Bu kereste imalathanesi de neyin nesiydi? Çeçenistanda temizliklerirı ardından ortadan kaybolan insanlarla ilgili hikayelerde zaman zaman bu kereste imalathanesinden söz edilir. Oraya gitmiş ve oradan sağ olarak çıkmış olanlar, oraya kereste kampı diyorlar. Bu Stalinin döneminden kalma bir terim. Resmi adı, Şirket No. YaN 68- 1 ve Kuzey Osetya Cumhuriyeti Adalet Bakanlığının sorumluluğunda olan bir yer. Kereste imalathanesiyle ilgili olarak bütün bildiğimiz, polis (esas olarak FGB ajanları) tarafından dövülerek yarı ölü bir hale getirilmiş olan insanları kabul ettiği. Şirket bu insanların hiçbir kimlik belgesine sahip olmamalarını görmezden geliyor. Bunlar Federallerle karşılaştıktan sonra herhangi bir iz bırakmadan ortadan kaybolan, yok-insanlar. Kereste imalathanesinde çalışıp, işyerlerine yasal haklarından yoksun durumdaki insanları yasadışı biçimde kabul eden bu insanların bazılarına minnettarlık borçluyuz. Aksi halde ölecek olan birçok insanın hayatım kurtardılar: öleceği düşünülen ancak Federallerin vurup öldürme zahmetine girmediği insanlar, Çeçenistandan Osetyaya götürüldüler ve imalathaneye, FGBnin ellerini kirletmesine gerek kalmadan ölmeleri için bırakıldılar. lkinci Çeçen Savaşı sırasında orada kaç kişinin öldüğünü ya da bu insanların kimler olduğunu kimse bilmiyor. İnsanları oraya öylece atarak arkalarında bir mezarlar yığını bıraktılar. Diğer yandan, ne kadar insanın sağ kurtulduğunu biliyoruz. Hasuhanov bunlardan biri. Bir koruma görevlisi Hasuhanovun haline acıdı ve işe her gelişinde ona evinden süt getirdi, sadece bu kadar. Hasuhanov böylece bir kez daha sağ kurtuldu ve bir kez daha kendisini Çerepnevle karşı karşıya buldu. FGBnin Çeçenistan müdürlüğünde bir kural vardır; sorgulamadan sağ kurtulan biri mahkemeye çıkarılır. Ancak birçokları mahkemeye çıkarılmadı; bu nedenle uluslararası teröristlerin yargılandıkları davaların sayısı çok azdır ve bu tür davaların aralarında çok fazla süre vardır. Bununla birlikte elverişli bir önlem olarak, en azından birkaç tane bu türde davanın olması gerekir. Bütün anti-terörist operasyonun yürütülmesi sırasında, arada sırada teröristleri yargılamanın iyi olacağı düşünüldü. Batılı yöneticiler zaman zaman Putine sorular sorarlar, o da FGBden ve askeri başsavcıdan bilgi ister ve onlar da bu bilgiyi temin etmek için ellerinden geleni yaparlar. Elbette sadece birinin sağ olarak kurtulduğu durumlarda. Rus ceza yasası prosedürü, sanığın ödeme gücüne bakılmaksızın bir avukata ulaşma imkanının bulunması gerektiğini öngörüyor. Ne var ki ikinci Çeçen Savaşı sırasında polis, bu sistemi sanıklara, eski işverenlerinin ajanlarından başka bir şey olmayan savunma avukatları tayin ederek kötüye kullanmaya başladı. Bu tür kişiler içeriden avukatlar olarak biliniyorlar. Aynı zamanda, FGByle birlikte sürekli olarak çalışan ve bu şekilde bunun gerekleri konusunda, savundukları farz edilen insanlardan daha fazla şey bilen avukatlar da var. Bu tür avukatların işlevi, yasa bir avukatın hazır bulunmasını gerektirdiği durumda boy göstermek. FGB görevlileri de aynı zamanda FGBnin kaçırdığı şüphelileri temsil etmek üzere içeriden avukatlar atıyorlar. Akrabalar sadece bir aile üyesinin kaybolduğunu biliyorlar. FGB, şüpheliyi kasıtlı olarak saklar, şüphelinin akrabalarına ne bu kişinin nerede olduğu ne de neyle suçlandığına ilişkin bilgi verir. Genellikle hiçbir resmi suçlama yapılmaz. Kaybolan kişinin gözaltında tutuluşu yasadışıdır, ancak ailesinin onun adına bir avukat tutmasına engel olunur. Bu tür kurbanlar haftalarca ya da aylarca kayıp konumunda kalabilirler; Hasuhanov vakasında bu süre yaklaşık olarak altı ay oldu. Bu sırada, Hasuhanov vakasında olduğu gibi, bu insanlardan dayakla ifade alınır. Ailenin bu kişinin başına ne geldiği ya da nerede olduğu konusunda hiçbir fikri yoktur. Bütün polis ve cumhuriyetin güvenlik güçleri bu isimde birini gözaltına aldıklarını inkar ederlerken, aslında bu kişiye, bir avukat atanmış olmasına karşın, FGB tarafından işkence edilmektedir. VLADİKAFKAS Vladikafkas, Çeçenistan ve İnguşetya'ya sınır komşusu olan Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyetinin başkentidir. Osetya da bütünüyle anti-terörist operasyonun ayrılmaz bir parçasıdır. Kuzey Osetyada yer alan Mozdok, Federal grupların Çeçenistana gönderilmeden önce bir araya getirildikleri ana askeri üstür. Burası 2003 yılında iki büyük intihar bombalama eylemine sahne oldu: 5 Haziranda bir kadın, askeri pilotları taşıyan bir otobüse bindi ve kendisini havaya uçurdu ; 1 Ağustosta da bir adam, bir ton patlayıcıyla dolu bir kamyonla bir askeri hastaneye çarptı. [VOA Haberi: 06 Haziran 2003. Rusya'nın güneyinde, Mozdok kentinde girişilen intihar saldırısında 18 kişi öldü.] Vladikafkas, uluslararası teröristlere karşı çok sayıda davanın imal edildiği geleneksel mekandır. Burada avukatlar savunma makamı olmaktan çok mahkemeyle, FGByle ve savcılık makamıyla yakın irtibat halindedirler. Vladikafkas, aynı zamanda FGBnin Çeçenistan müdürlüğü ajanlarının sık sık görev yerlerini bir süreliğine değiştirerek, savaştan en uzak bölge olduğundan kurbanlarını sorgulamak için getirmeyi tercih ettikleri yerdir. Çerepnev de Vladikafkasdaki Hasuhanovu görmeye gitti ve ona bir avukat buldu. Rusyanın 1 Haziran 2003 tarihinden bu yana, en yüksek Avrupa standartlarıyla uyumlu, ilerici bir yeni ceza yasası prosedürü var. Bu yeni prosedür diğer şeylerin yanı sıra, bir zanlının yanında bir avukat olmadan sorgulanmasını yasaklıyor, ancak elbette gerekli olduğu durumlarda her şey eskiden olduğu gibi devam ediyor. Her halukarda Hasuhanov, 20 Nisandan 9 Ekim 2002 tarihine kadar, yaklaşık altı ay boyunca, hiçbir yasal temsil şansına sahip olmadı. Kereste imalathanesinde kafatası iyileşene ve parçalanmış kaburga kemikleriyle ellerindeki kırıklar geçip de mahkeme önüne çıkmaya hazırlanabilecek hale getirilinceye kadar Hasuhanova yasal temsil imkanı tanınmadı. Burada yine detaylara dikkat etmek gerekiyor. 8 Ekimde Çerepnev, resmi bir emirle Hasuhanovu bir soruşturma için çağırdı ve ona, kendisine başvuruda bulunması talimatını verdi. Çerepnevin Hasuhanovdan kendisine göndermesini istediği başvuru metninde şöyle deniyordu: "Sizden bana ön-sorgulama için bir avukat tutmanızı rica ediyorum. Şu ana kadar bir avukata ihtiyacım olmadı ve bu bağlamda sorgulamayı yürüten bölümlere yönelik olarak herhangi bir şikayetim yok. Sizden sorgu görevlisinin takdir yetkisi içinde bir avukat seçmenizi rica ediyorum . . . " Daha sonra, 9 Ekim de Hasuhanov, Vladikafkaslı bir savunma avukatı olan Alexander Jilikhov'un hazır bulunduğu ilk sorgusuna alındı. Hasuhanov, avukatın bir FGB ajanı olduğundan şüphe ediyordu; Jilikhov, Hasuhanovun şüphesini ortadan kaldıracak hiçbir davranışta bulunmadı. Hasuhanova hiçbir tavsiyede bulunmadı, soruşturma süresince pasif bir biçimde oturdu ve hiçbir şey söylemedi. Mahkeme kayıtlarında şöyle deniyor: "Daha önce avukatın hazır bulunmadığı sırada verdiğin ifade ile daha sonrasında avukatın bulunduğu sorgulama sırasında verdiğin ifade arasında bir fark olup olmadığını söyleyebilir misin ve eğer aralarında fark varsa bu fark nedir?" "Arada bir fark var. Daha önce okumam için bana sorgunun tutanakları verilmemişti. Avukatın hazır bulunmasının ardından verildi. " Hasuhanov, toplam olarak, bir savunma avukatının hazır bulunduğu bu türden üç sorguya -9, 23 ve 24 Ekim 2002 tarihlerinde- alındı. Daha önemlisi, bu üç gün sırasında Çerepnev, Hasuhanovdan Znamenskayada asıl olarak dayak yoluyla alınmış olan ifadeleri sadece biçimsel değişiklikler yaparak kopyaladı ve bunlar ceza yasası prosedürüne uygun biçimde alınmış ifadeler haline geldi. Çerepnev, 25 Ekimin soruşturmanın son günü olacağını açıkladı. Çerepnev, Hasuhanova iddianamenin kısa süre içinde eline geçeceği bilgisini verdi ve bunu mümkün olan en kısa sürede imzalaması gerektiğini söyledi. Yani, Hasuhanov hiçbir hayale kapılmamalıydı; iki gün süreyle, 29-30 Ekim tarihlerinde bir hücrede -elbette yanında bir avukat olmaksızın- tutuldu. Nereye götürülmüş olduğunu bilmiyordu. Başına bir kukuleta geçirilmişti ve kurşuna dizilecekmiş gibi dışarı çıkarıldı. Nöbetçiler tüfeklerinin horozunu kaldırarak, "Sonun geldi," dediler. Kurşuna dizme hazırlıkları, iddianameyi imzalamasını sağlamak üzere Hasuhanovu korkutmak amacıyla tasarlanmış bir hileydi. Elbette ki Hasuhanov iddianameyi imzaladı. Ancak direnci tam olarak kırılmadı ve duruşma sırasında iddianamenin temel aldığı her şeye itiraz etti. Her şeye karşın iddianame, yeni Çeçenistan savcısı Vladimir Kravçenko tarafından onaylandı ve bu metin olduğu gibi, harfi harfine Yargıç Valeriy Djioyevin kararında yer aldı. Kendi yorumlarımla birlikte her iki metinden alıntılar yapacağım. Ceza davalarının nasıl imal edildiklerini ve aynı zamanda bu sahtecilerin hiçbirinin teşhir edilmekten ya da bu kayıtların (Rus geleneklerine uygun olarak zamanla kesinlikle yeniden yazılacak olan) tarihin ham maddeleri olarak kalacakları gerçeği karşısında en ufak bir endişe duymadıkları kolaylıkla görülebilir. Hasuhanov 1999 yılının Nisan ayında . . . Federal yasaların izin vermediği silahlı bir oluşuma gönüllü olarak katıldı. Hasuhanov, askeri hesapları denetleme konusundaki deneyimini kullanarak Maşadova yardımcısı olmasını öneren, Maşadovun yardımcılarından Hambiyev Mahomedle ilişkiye geçti , daha sonra da bir YAO oluşturuldu . Aslında olan şuydu: Hasuhanov emekli olduktan sonra Grozniye geri döndü . Akademik eğitim almış yegane Çeçen subay olarak, Maşadov tarafından Çeçen hükümetinde görev almaya davet edildi. 1999 yılında bu hükümet, cumhuriyetin resmi hükümetiydi, Moskova tarafından finanse ediliyordu ve Maşadov, Çeçenistanın, Moskova tarafından tanınmış, yasal olarak seçilmiş devlet başkanıydı. Maşadovun, Hasuhanova önerdiği askeri hesapları denetleme işi yakıcı bir öneme sahipti. Çeçen bürokrasisi, Moskovadaki bürokratlar gibi gırtlağına kadar rüşvete batmıştı ve hükümetin askeri fonların akışını, özellikle Rusya Federal Hazinesinden gelen fonları izleyebilecek, bilgili birine ihtiyacı vardı. Bu ne türden bir YAOydu böyle? Mahkeme tutanaklarından aktarıyorum: [Savcı şöyle sordu : ] "Devlet başkanı Maşadovun yaptıklarını yasal davranışlar olarak mı görüyordun?" "Evet. Maşadovun, hükümetin ve güvenlikle ilgili bakanlıkların daha sonra yasadışı sayılacaklarını bilemezdim . Maşadovu devlet başkanı olarak tanıyordum. Maşadov, Rus yöneticiler tarafından tanınıyordu, bakanlarıyla toplantılar düzenleniyordu , mali kaynaklar tahsis ediliyordu , bu şekilde elbette ben bir YAOya katıldığımı bilmiyordum." "Sizin işiniz İçkeriya Çeçen Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığının mali işleriyle genel yönetiminin teftişi miydi? " "Evet, bu denetimin sonuçlarını 1999 yılının Haziran ayında Maşadova ilettim. Yapılan her harcamanın listesini oluşturdum. Bu bilgiyi Rusya Federasyonunun İçişleri Bakanlığından aldım . Bütün bilgi resmi kanallardan geldi . Herhangi bir sürecin yasa dışı olduğunu düşünmem için hiçbir sebep yoktu . " Hasuhanovun savaş öncesindeki işi, gerçekten de hem mali işlerin ve idari işlerin teftişi, hem de Çeçenistanın güvenlik güçleri -içişleri Bakanlığı, ulusal ve başkanlık muhafızları ve ordu personel karargahı için tahsis edilmiş mali kaynakları denetlemek ve izlemek için bir sistem oluşturmaktı. 1999 yılının yazında Hasuhanov, silah ve üniforma alımı amacıyla ordu personel karargahından hatırı sayılır miktarda para geçtiğini saptadı, ancak, örneğin Savunma Bakanlığının Grozni Kızıl Çekiç Fabrikasından ısmarladığı roket fırlatıcıları askeri açıdan yararsızdılar. Bu açıkça zimmete para geçirmekti. Bunlar Çeçenistanda, Gudermes kasabasında, bir takımı 60 ruble fiyatına üretiliyordu, ancak bunlara eşlik eden belgelerde Baltık Devletleri Malı oldukları, bundan dolayı da fiyatlarının daha yüksek olduğu belirtilmekteydi. Hasuhanov bütün bunlan Maşadova rapor etti ve askeri denetim bürosu direktörü birdenbire, Devlet Başkanımn, bütün bu zimmete para geçirme işinin içinde yer alan güvenlik güçleriyle ihtilafa girdi. Hasuhanov askeri denetim bürosunda sadece bir hafta çalıştıktan sonra Maşadov, etrafında acilen dürüst insanları toplamaya ihtiyaç duyduğundan, kendisini personel başkanlığına atadı. 1999 yılının Temmuz ayının sonlarıydı. Personel Başkanı Hasuhanov çalışmaya Ağustos ayında, içinde yer almayı reddettiği lkinci Çeçen Savaşının patlak vermesinden birkaç gün önce başladı. (Kapalı kapılar ardında yapılmış olan) duruşmaların tutanaklarını okurken, davanın tam bir danışıklı dövüş mantığıyla görüldüğünü hissetmemek mümkün değil. Birileri Hasuhanovun çok ciddi bir suç yüzünden ortadan kaldırılması gerektiğine karar vermişti, ancak hiç kimse bu suçun ne olduğunu söylemiyordu. Bu , l999da Hasuhanovun bilgisine sahip olduğu ve 2002-2003te dönüp kendisini vuran bir şey miydi? Zimmete geçirilen Federal fonların sırrı mıydı? lkinci Çeçen Savaşının başlamasında büyük ölçüde bu sahtekarlığın rol oynadığına, bunun suça bulaşmış olanların izlerinin sonsuza dek kapatılmasını sağlayacak bir savaş olduğuna ilişkin kuşkular var. Rus askeri kuvvetlerinin yüksek kademelerinin hala barış görüşmelerine karşı çıkmalarının sebebi de acaba bu mu ? lşte, iddianameden bir başka alıntı: Hasuhanov YAOnun çalışmalarında aktif olarak yer aldı ve 1999 yılında YAOnun finanse edilmesiyle ilgili konularla uğraştı. Kendisini Çeçen İçkerya Cumhuriyeti olarak ilan eden YAOnun Ulusal Muhafızlarına, Genel Karargahına ve İçişleri Bakanlığına sağlanan mali kaynaklarla ilgili olarak bir denetleme sistemi tasarladı ve bu sistemi uygulamaya koydu. Hasuhanov, bu mevkide örgütsel yeteneğini ve etkinliğini sergileyince, Maşadov tarafından 1999 yılının Temmuz ayının sonlarında kendi personelinin başkanlığına atandı . Hasuhanov yukarıda ismi belirtilen YAOnun faaliyetlerinde aktif biçimde yer aldıktan sonra, Çeçen İçkerya Cumhuriyetinin toprakları üzerinde anayasal düzeni restore etme amaçları doğrultusunda, Federal devlet güçlerine , silahlı direnişi de içeren araçlarla karşı koymakla ilgili temel kararların alınmasında rol oynadı . Eğer FGB güçleri tarafından tarihin bu utanmazca çarpıtılması karşılığında Hasuhanova ödetilmiş olan bedeli bilmiyor olsaydık, tüm bunlara rahatlıkla gülüp geçebilirdik. Duruşma tutanaklarından aktarıyorum: "Mahkemeye silahlı operasyonların başlamasından tutuklandığınız güne kadar geçen süre boyunca kişisel olarak neden Çeçenistanda kalma gereği duyduğunuzu anlatın. " "Kendisini yasal olarak seçilmiş Devlet Başkanı olarak addettiğimden, Maşadova sırtımı dönmem gerektiğini düşünmedim. Savaşı durduramazdım ve elimde bulunan tüm imkanlar çerçevesinde yapabileceğim her şeyi yaptım . . . Bazen onun ricalarını yerine getirdim . Ormanlarda askeri yürüyüş yapabilecek durumda değildim , ancak elimden ne geliyorsa yaptım . insanların öldüklerini gördüm. Anayasal düzeni yeniden inşa etmekle ne kastedildiğini biliyorum. Bu savaşın bütünüyle bir soykırım olduğunun üzerini örtecek değilim . Buna karşılık hiçbir ·zaman terörist eylemler yapılmasını emretmedim. " "Federal askerlerin öldürülmesini emrettiniz mi? " "Bu emri verebilmek için komutam altında insanların olması gerekirdi. Komutam altında hiç kimse yoktu. " "Size doğrudan bağlı herhangi bir saha komutanı var mıydı? " "Hayır. " Önümde üzerinde Sadece Resmi Kullanım için diye yazan belgeler duruyor. Çerepnev davayı hazırladığı sırada Çeçenistandaki bütün yerel FGB bölümlerine, kendi bölgelerinde ÇlC Silahlı Kuvvetler Operasyon Karargahı Başkanı Hasuhanovun verdiği saldırı talimatları sebebiyle yaşanmış olan terörist eylemlerle ilgili bilgi isteyen bir yazı gönderdi. Hasuhanovun saldırı talimatlarının sorgusu sırasında imzaladığı ve daha sonra Çerepnevin istediği gibi doldurduğu boş kağıtlardan oluştuğunu hatırlıyorsunuzdur. Şaşırtıcı olmayan bir biçimde, yerel bölüm başkanlarının tamamı, Hasuhanovun herhangi bir terörist eylem sebebiyle aranmadığını cevabını verdiler. Çerepneve bu cevapları verenler kendi adamlarıydı, Çeçen savaşçılar değil. Ne var ki bu , sağ kalmayı başardıktan sonra, gerçeklere rağmen, şimdi yargılanacak olan Hasuhanov vakıasında olduğu gibi, YAOnun önde gelen bir üyesinin suçlu olduğunu ilan edecek olan aygıtın işleyişini durdurmadı. Ne mahkeme ne de savcılık makamı resmi kullanıma özel bu kağıt yığınını biraz olsun inceleyip, göz önünde bulundurma zahmetine girdiler. YARGILAMA Hasuhanovun davası, 14 Ocak ile 25 Şubat 2003 tarihleri arasında, Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesinde , Valeriy Djioyev başkanlığında, kapalı kapılar ardında ve çok hızlı biçimde görüldü. Mahkeme, soruşturmanın yürütülmesiyle ilgili olarak hiçbir uygunsuzluk tespit etmedi. Mahkeme, sanığa altı ay süreyle bir avukatla görüşme şansı verilmemiş olmasını ya da Hasuhanovu temsil etmesi için davet edilen avukatın müvekkilini dövmüş olanlar tarafından seçilmesini ya da sanığın 20 ile 27 Nisan tarihleri arasında nerede olduğuna dair hiçbir bilgi bulunmamasını ya da işkence görmüş olmasını uygunsuzluk saymadı. Mahkeme Hasuhanovun işkence gördüğünü kabul etti, ancak bu konu üzerinde hiçbir yorum getirmedi. işte, mahkeme kararından bir alıntı: Soruşturma sırasında Hasuhanov suçlu olduğuna dair hiçbir itirafta bulunmadıysa da, FGB görevlilerinin fiziksel ve psikolojik baskısı altında, daha önceden hazırlanmış sorgulama tutanaklarını imzalamaya zorlandı. Yargıç, Hasuhanova, "Size karşı şiddet içeren yöntemler uygulandığını söylediniz Size karşı şiddet içeren yöntemler uygulamış olanların isimlerini söyleyebilir misiniz? " diye sordu . "İsimlerini söyleyemem, çünkü onları tanımıyorum." işkenceciler kurbanlarına kimliklerini açıklamayı ihmal etmişlerdi; mahkeme bu detayı görmezden geldi. Mahkeme, sanığın kafatasında bir çöküntü olmasına karşın, bir tıbbi rapor hazırlanması istemini dahi reddetti. Mahkeme, kereste fabrikasının müdürü Tebloyeve, Hasuhanovun fabrikanın hastanesinde kalıp kalmadığını sormakla yetindi. Tebloyev bu soruya şöyle cevap verdi: "Evet. 3 Mayıs 2002den Eylül ayına kadar göğüs kafesindeki kırıklar nedeniyle orada yattı." Mahkeme bu bilginin de üzerinden atladı. Yine mahkemenin almış olduğu karardan aktarıyorum: Duruşmalarda sanık Hasuhanov kendisine atfedilen suçları işlediğini kabul etmedi. Yasal olarak seçilmiş olan Devlet Başkanı Maşadovun belirli isteklerini ve vermiş olduğu görevleri yerine getirmeyi görevi olarak gördüğünü söyledi. Terörist eylemler gerçekleştirmek için hazırlıklar yaptığını ya da saha komutanlarına mali kaynak sağladığını inkar etti. Sanık Maşadovun, sadece kendi eliyle üzerine Gerçek kopya ibaresini yazdığı , belirli emirler ve talimatlarının doğruluğunu kabul etti. Hepsi bu kadar mı? Evet, hepsi bu kadar. Verilen ceza, aftan yararlanma imkanı olmaksızın, sert bir rejimle yönetilen bir çalışma kampında on iki yıl süreyle alıkonulmaktı. Mahkumun son sözleri şunlar oldu : "inançlarımdan vazgeçmek gibi bir niyetimin olmadığını belirtmek isterim . Çeçenistanda olanları, insan haklarının pervasızca ihlal edilmesi sayıyorum. Kimse gerçek suçluları yakalamak için bir şey yapmıyor. Mevcut durumun bu şekilde devam etmesi halinde , benim gibi daha pek çok insan sanık sandalyesine oturtulacaktır. " Sovyetler Birliği zamanında uzun yıllar boyunca, içinde yaşayıp da kurtulmaya çalıştığımız o korkunç karanlık yine etrafımızı sarıyor. FGBnin, ideolojik ihtiyaçlarına uyacak davalar imal etmek amacıyla, mahkemeleri ve savcılık makamını suç ortakları haline getirerek, işkenceye başvurduğuna dair gittikçe daha fazla sayıda hikaye anlatılıyor. Bu tablo, istisna olmaktan ziyade kurala dönüşmüş durumda. Bundan böyle, tüm bu olanlar sanki münferit olaylarmış gibi davranamayız. Tüm bunların sonucunda Anayasamız, onu güvence altına almayı amaçlayan her türlü teminata rağmen, ölüm döşeğinde yatıyor ve FGB, anayasanın cenazesini kaldırmakla meşgul. Hasuhanovun, hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olan kişilerin konvoylar halinde ülkenin diğer bölgelerine gönderilmek üzere bir araya getirildikleri bir tür dağıtım merkezi olan, acımasızlığıyla ün salmış Moskovadaki Krasnaya Presnya geçici hapishanesine getirildiğini öğrendiğimde, Uluslararası Kızıl Haçın Moskova bürosunu telefonla aradım. Belirli mahkumları, genellikle sadece burada çalışan insanlar ziyaret edebiliyorlar. Onları telefonla aradım, çünkü Hasuhanovun maruz kaldığı işkencelerin ardından sağlık durumunun gerçekten de çok kötü olduğunu biliyordum. Uluslararası Kızıl Haç görevlilerinden Hasuhanovu, ona ilaç vermeleri, hapishane yetkililerinden gerekli tedaviyi görmesini sağlamalarını ve onu düzenli olarak ziyaret etmelerine izin vermelerini istemeleri için Krasnaya Presnya hapishanesinde ziyaret etmelerini istedim. Moskova bürosunun benim başvurumu değerlendirmesi bir hafta sürdü. Başvurumu , ağızlarında , durumun çok karışık olduğuna dair bir şeyler geveleyerek reddettiler. Kızıl Haç, Rus yetkililer hapishane ziyaretlerine izin vermedikleri için işlevlerini genellikle yerine getiremiyor. ALBAY BUDANOV DAVASI Rostov-on-Dondaki bir Kuzey Kafkasya bölge askeri mahkemesi, 25 Temmuz 2003 tarihinde, Rus Ordusunda son olarak albay rütbesiyle görev yapmış, Birinci ve ikinci Çeçen Savaşlarına muharip olarak katılmış ve iki Cesaret Madalyası almış Yuriy Budanovla ilgili hükmünü sonunda verdi. Budanov, ikinci Çeçen Savaşı sırasında Çeçenistanda işlemiş olduğu suçlardan dolayı sert bir rejimle yönetilen bir çalışma kampında on yıl süreyle alıkonulmaya mahkum edildi. Budanov bir Çeçen kızını, Elza Kungayevayı kaçırmış ve onu eşine az rastlanır bir vahşilikle öldürmüştü. Mahkeme aynca Budanovun rütbesini ve devlet tarafından verilmiş olan madalyalarını geri aldı. Budanov davası 26 Mart 2000 tarihinde, Putinin Devlet Başkanı seçildiği gün görülmeye başlandı ve ikinci Çeçen Savaşı süresince, üç yıldan fazla sürdü. Dava, Kremlinden en küçük köye uzanıncaya kadar hepimiz için bir sınav haline geldi. Hepimiz, her gün Çeçenistanda insanları öldüren, soyan, işkence eden ve tecavüz eden bu askerlerin ve görevlilerin yaptıklarına bir anlam vermeye çalıştık. Bunlar gangsterler ve savaş suçluları mıydı? Yoksa uluslararası terörizme karşı verilen küresel bir savaşın, ellerindeki bütün silahları kullanan, soylu amaçları kullandıkları araçları haklı kılan, uluslararası terörizme karşı verilen uluslararası bir savaşın yılmaz savunucuları mıydılar? Budanov davası son derece siyasallaştı, zamanımızın gerçek bir sembolü haline dönüştü. Bu yıllarda Rusyada ve dünyada meydana gelen her şey, bu davanın ışığı altında görüldü : 11 Eylül 2001de New Yorkta olanlar; Afganistandaki ve Iraktaki savaşlar; uluslararası bir anti-terörist koalisyonun oluşturulması; Moskovada 2002 yılının Ekim ayında yaşanan rehine alma olayı; Çeçen kadınların üst üste, sonu gelmeyen bir biçimde kendilerini havaya uçurmaları; ve ikinci Çeçen Savaşının Filistinleştirilmesi. Bu çarpıcı, trajik dava, karşı karşıya olduğumuz bütün güçlükleri açığa çıkardı. Daha da önemlisi, Putinin başkanlığı altında ve savaşın bir sonucu olarak bütün Rus adalet sisteminin geçirmiş olduğu patolojik değişimi hepimizin görebileceği şekilde ortaya serdi. Demokratların uygulamaya koymaya çalıştıkları hukuki reform ve Yeltsinin bunu desteklemek için yapmış olduğu her şey, Budanov davasının basıncı altında çöktü çünkü üç yılı aşkın bir süre boyunca, hala bağımsız bir yargıya sahip olmadığımız gerçeğini açıkça gördük. Bizler anayasal bir işleyiş yerine, politikacıların söylediklerini yapan bir yargı sistemine sahibiz. Bunun da ötesinde, insanların çoğunun durumun böyle olmasında bir olağandışılık görmediklerini keşfettik. Bugün Ruslar beyinleri propagandayla yıkanmış, büyük ölçüde Bolşevik düşünüş şekline gerine dönmüş durumdalar. Elza Kungayevanın -albay tarafından vahşice boğulan kızın- neler olup bittiğini herkesten daha iyi bilen anne ve babası, 25 Temmuz 2003 tarihinde yapılan duruşmaya katılma zahmetine bile girmediler. Kızlarını katletmiş olan adamın aklanacağından emindiler çünkü . Ancak o sırada bir mucize gerçekleşti; yaşanan şey hem bir mucize hem de Yargıç Vladimir Bukreyevin cesurca davranışıydı. Yargıç, Budanovu suçlu buldu ve bundan başka onu, göstermelik gözaltı süresinin çok üzerinde bir cezaya mahkum etti. Böylelikle Bukreyev, Budanovu aktif biçimde destekleyen bütün Rus askeri kurumlarını karşısına almış oldu. Rusya'da askeri mahkemeler, başkomutanı Devlet Başkanı olan silahlı kuvvetlerin nüfuzu altındadır. Kremlinden ve Savunma Bakanlığından gelen muazzam baskıya karşın Yargıç Bukreyev, Budanovun hak ettiği cezayı alması gerektiğine karar verdi. Bununla birlikte, bu süreçte, yargıç bir kez daha, dün olduğu gibi bugün de Rusya'da yargı sisteminin politikacıların kölesi konumunda olduğunu da gösterdi. Ek not: Budanov'u mahkum eden yargıç Vladimir Bukreyev, 6 Temmuz 2009'da rüşvet almaktan suçlu bulundu ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bunun da bir Putin komplosu olduğuna dair hiçbir şüphe yok. DAVA Budanov davasını kuşatan efsaneleri ortadan kaldırabilmek için burada iddianameden bazı alıntılar yapmama izin verin. Aşağıda yer alan pasajlar, savcılık makamının kuru diliyle yazılmış olmalarına karşın, ikinci Çeçen Savaşının atmosferini bir gazetecinin yapabileceğinden çok daha güzel biçimde ortaya koyuyor. Bu pasajlar, Ordu anarşisinin egemen olduğu, Anti-terörist Operasyon Bölgeleri adı verilen yerlerde konuşlandırılan birliklerin durumunu anlamamızı sağlıyor. Bu atmosfer, tank alayının albayı ve Rus silahlı kuvvetlerinin seçkin bir birliğinin komutam, bir Ordu mensubu, üstün askeri hizmetleri nedeniyle ülkenin en yüksek madalyalarıyla ödüllendirilmiş Askeri Akademi mezunu olan Yuriy Budanovun işlediği suçların esas sebebiydi. 13206. Ordu Birliğinden ( 160. Tank Alayı) sanık Albay Yuriy Dimitriyeviç Budanovla ilgili ve 13206. Ordu Birliğinden sanık Yarbay lvan lvanoviç Fedorovla ilgili iddianame . . . [Başlangıçta alay komutanı Budanov ve yardımcısı Fedorov, her ikisi de 26 Mart 2000 tarihinde suç işlemekle suçlandılar. Daha sonra Yarbay Fedorov, kurbanı sağ olarak kurtulduğundan ve mahkeme salonunda onu açıkça affettiğini söylediği için . ) Ön-soruşturma şunları tespit etmiştir: Yuriy Dimitriyeviç Budadov 31 Ağustos 1998de 13206. Ordu Birliğinin (160. Tank Alayı) komutanlığı görevine atandı . Budanov 31 Ocak 2000 tarihinde albaylık rütbesine yükseltildi. lvan lvanoviç Fedorov 2 Ağustos 1997 tarihinde yarbaylık rütbesine yükseltildi . 16 Eylül 1999da Fedorov 13206. Ordu Birliğinin (160. Tank Alayı) personel başkanlığı ve komutan yardımcılığına atandı. 19 Eylül 1999 tarihinde, Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri Genelkurmayının verdiği 312/00264 Numaralı emirle, Budanov ve Fedorov 13206. Ordu Birliğinin başında, görev amacıyla, daha sonra teröristlere karşı yürütülen operasyonlarda yer almak üzere konuşlandırılacakları Çeçenistan Cumhuriyetine gitmek üzere, Kuzey Kafkasya Askeri Bölgesine doğru yola çıktılar. 13206. Ordu Birliği, 26 Mart 2000 tarihinde , geçici olarak Tangi köyünün eteklerinde konuşlandırıldı... Akşam yemeği sırasında, alay subaylarının yemekhanesinde, Budanov ve Fedorov, Budanovun kızının yaş gününü kutlamak üzere boğma votka içtiler. O gün saat 19da Budanov ve Fedorov, alaydaki bir grup subayla birlikte sarhoş bir halde ve Fedorovun önerisi üzerine, Teğmen R.V. Bagreyev komutası altındaki istihbarat bölüğünü görmeye gittiler. [Daha sonra mahkeme salonunda Budanovu ve Fedorovu kendisine yaptıkları nedeniyle affedecek olan kişi Bagreyevdi . ] Çadırların içinde nizamı denetledikten sonra . . . Fedorov, Budanova, komutanlığına Fedorovun bir muharebe durumunda kendisine güvenilebileceği yolundaki tavsiyesiyle Bagreyevin getirilmiş olduğu istihbarat bölüğünü göstermeyi arzu etti. Fedorov, Budanova istihbarat bölüğünün harekete geçmeye ne ölçüde hazır olduğunu denetlemeyi önerdi. Budanov ilk başta bu öneriyi kabul etmedi, ancak Fedorov ısrar etti. Budanov, Fedorovun önerisini birkaç kez tekrar etmesinin ardından, bölüğün muharebeye ne ölçüde hazır olduğunun sınanmasına izin verdi ve bir grup subayla birlikte Sinyal Merkezine doğru gitti. Denetim izni verilmiş olduğundan Fedorov, Budanova haber vermeden, alayın silahlarını kullanarak Tangiye ateş açma kararı aldı. Fedorov bu kararı . . . karşı taraftan ateş edilmediğinden, acil bir gereklilik olmadan . . . almıştı . . . Fedorovun planını uygulamaya koyması Rus Federasyonunun Silahlı Kuvvetlerinin Genelkurmayı tarafından verilmiş olan, istihbarat birimlerinin esaslı hazırlık yapılmadan kullanılmasını yasaklayan 21 Şubat 2000 tarihli, 2/2/0091 Numaralı emrinin gereklerine alenen aykırıydı . . . Fedorov ateş açma konumuna geçilmesi için emirler verdi . . . Teğmen Bagreyev, aldığı emirlere uyarak bölük personeline emri verdi . . . Üç muharip araç savaş pozisyonu aldı . Hedef alma işleminin tamamlanmasının ardından, kimi ekip üyeleri Fedorovun bir yerleşim yerine ateş açma emrine karşı çıktılar. Fedorov rütbesinin kendisine verdiği yetkileri aşmaya devam ederek, ateş açılması konusunda ısrar etti. Astlarının emrini yerine getirmemelerine sinirlenen Fedorov, Bagreyeve şikayette bulunmaya başladı. Kaba bir tavırla Bagreyevden astlarının ateş açmalarını sağlamasını istedi . Fedorov, Bagreyevin çabasını yeterli bulmayarak bölük personeline bizzat komuta etmeye başladı . . . Ekip ateş açtı . . . ve bir ev . . . yıkıldı. Fedorov, bölüğün personeline yasal olmayan emrini uygulatmakta başarılı olduktan sonra Fedorov, Bagreyevi üniformasından tuttu ve ona kaba bir tavırla hitap etmeye devam etti. Bagreyev direniş göstermedi. . . ve kendi bölümünün çadırına geri döndü . Budanov . . . Fedorova ateşi kesmesini ve kendisine rapor vermesini istedi. Fedorov, Bagreyevin ateş açma emrini kasıtlı olarak yerine getirmediğini söyledi. Bagreyeve Budanovu görmesi emredildi . Budanov . . . Bagreyeve hakaret etti ve daha sonra yüzüne en az iki kez yumruk attı. Budanov ve Fedorov, aynı zamanda nöbet görevi yapmakta olan askerlere Bagreyevi bağlamalarını ve onu . . . bir çukurun içine koymalarını emrettiler . . . Daha sonra Budanov, Bagreyevi üniformasından tuttu ve onu yere çarptı. Fedorov, Bagreyevin suratını tekmeledi. Görev başındaki askerler yerde yatan Bagreyevi bağladılar. Ardından Budanov, Fedorovla birlikte Bagreyevi tekmelemeye devam etti. Bu dayak faslının ardından, Bagreyev elleri ve ayakları bağlı bir şekilde oturur durumda bırakıldığı çukurun içine konuldu. Dayağın üzerinden otuz dakika geçtikten sonra Fedorov çukura geri döndü , içeri atladı ve Bagreyevin yüzüne en az iki kez yumruk attı . . . Bu dayak, alayın subayları tarafından durduruldu . . . Birkaç dakika sonra Budanov çukurun bulunduğu yere geldi. Onun emriyle Bagreyev çukurdan çıkarıldı. Budanov, Bagreyevin kendisini bağlarından kurtarmış olduğunu görünce, görevdeki askerlerden onu yeniden bağlamalarını istedi. Bu emir yerine getirilince Budanov ve Fedorov, Bagreyevi yeniden dövmeye koyuldular. . . Bagreyev yeniden, elleri ve ayakları bağlanmış olarak çukurun içine kondu ... Fedorov çukurun içine atladı ve Bagreyevin sağ kaşının üzerine vurdu . Bagreyev 27 Mart 2000 günü saat 8e kadar çukurun içinde tutuldu . . . Daha sonra Budanovun emriyle serbest bırakıldı. Üstlerinin emirleri dışında hareket eden Budanov, 26 Mart saat 24te, bir YAO üyesinin Zareçnaya Caddesi No. 7de olup olmadığını kontrol etmek için şahsen Tangiye gitmeye karar verdi . Budanov, Tangiye gidebilmek için astlarına 391 Numaralı Silahlı Personel Taşıyıcısını (SPT) hazırlamalarını emretti. Yola çıkmadan önce Budanov ekibi kendilerini, standart yapım Kalaşnikov-74 saldırı silahıyla silahlandırdılar. Bu sırada Budanov, SPT ekibine, yani Çavuş Grigoryev, Yegorov ve Li-En-Şouya, görevlerinin bir kadın keskin nişancıyı tutuklamak olduğunu söyledi... Budanov, Tangiye saat l'den önce ulaştı... Onun verdiği emirle SPT, Kungayeva ailesinin yaşadığı, Zareçnaya Caddesindeki 7 Numaralı evin önünde durdu. Budanov yanında Grigoryev ve Li-En-Şou bulunduğu halde eve girdi. Evde, kendisinden daha küçük yaşlarda olan dört erkek ve kız kardeşiyle birlikte Elza Visayevna Kungayeva vardı. Anne babaları evde yoklardı. Budanov anne babalarının nerede olduklarını sordu. Sorusuna bir cevap alamayan Budanov, yetkisini aşmaya devam etti ve 3 Sayılı Terörizme Karşı Mücadele Federal Yasasının 13. maddesine aykırı bir biçimde, Li-En-Şou ve Grigoryeve, Elza Visayevna Kungayevayı tutuklamalarını emretti. Kanunlara uygun biçimde hareket ettiklerine inanan Grigoryev ve Li-En-Şou, Kungayevayı tutukladılar, onu evden aldıkları bir battaniyeye sardılar, evden çıkardılar ve 391 Numaralı SPTnin saldırı bölmesine koydular... Budanov, Kungayevayı 13206. Ordu Birliğinin bulunduğu yere götürdü. Budanovun emriyle Grigoryev, Yegorov ve Li-En-Şou, hala battaniyeye sanlı durumda olan Kungayevayı , Budanovun kaldığı prefabrike subay barınağına götürdüler ve onu yere yatırdılar. Daha sonra Budanov onlara etrafta kalmalarını ve hiç kimseyi içeriye almamalarını emretti . Kungayevayla baş başa kalan Budanov, ondan anne babasının nerede oldukları konusunda bilgi istedi ve aynı zamanda savaşçıların Tangiden hangi yolları kullanarak geçtiklerini sordu. Kungayeva konuşmayı reddedince, onu sorgulama hakkı olmayan Budanov bilgi istemeye devam etti. Kungayeva bilgi vermeyi reddettiğinden Budanov, genç kızı dövmeye başladı, yüzünü ve vücudunun diğer yerlerini yumrukladı ve tekmeledi. Kungayeva, onu iterek ve barınaktan kaçmaya çalışarak direnmeye çalıştı. Budanov, Kungayevanın bir YAO üyesi olduğuna ve 2000 yılının Ocak ayında kendi emrindeki askerlerin öldürülmesinde rol oynadığına inandığından, onu öldürmeye karar verdi. Bu amaçla Kungayevayı elbisesinden tuttu, onu bir kamp yatağına fırlattı ve boynunu arkasından sıkıca tutarak onun hiçbir hayat belirtisi göstermediğinden emin oluncaya kadar boğazından sıkmaya başladı. Budanovun kasıtlı hareketi boğularak ölüme yol açtı.... Budanov, Grigoryev, Yegorov ve Li-En-Şouyu içeriye çağırdı ve onlara cesedi götürmelerini, birlikten uzaklarda bir yere gizlice gömmeleri emrini verdi . Budanovun emirleri 391 Numaralı SPTnin ekibi tarafından yerine getirildi. Grigoryevin 27 Mart 2000 sabahında Budanova bildirdiği şekilde, Kungayevanın cesedini gizlice taşıdılar ve orman fidanlıklarından birine gömdüler. Sanık Budanov ve Fedorov mevcut suçlamalarla ilgili olarak sorgulandıklarında, kendilerine isnat edilen suçlamaları kısmen kabul ettiler. Soruşturmanın ilk başlarında verdikleri ifadeyi değiştirdiler. Sanık: Yuriy Dimitriyeviç Budanov 27 Mart 2000 tarihinde tanık olarak sorgulandığı zaman Budanov, Tangiye gittiğini evlerden birinde mayınlar bulduğunu ve iki Çeçeni gözaltına aldığını anlattı. Budanov hiç kimsenin Bagreyevi dövmediğini iddia etti. istihbarat bölüğünün çatışmaya ne ölçüde hazır olduğuna yönelik bir kontrolü yerine getirirken birlik Saldırı emrine yanlış biçimde karşılık verdi. Bir çelişki yaşandı. Bagreyev, Fedorova hakaret etti . O da bunun üzerine Bagreyevin tutuklanmasını emretti. Budanov, Fedorovun Tangiye ateş açılması emri verdiğini veya köye ateş açılmış olduğunu inkar etti. Soruşturmanın sonunda Budanov, akrabaları Çeçenistandaki yasadışı oluşumların üyesi olan bir kadının hayatına son vererek suç işlediğine dair bir itirafname yazmak için izin istedi. Daha sonra, el yazısıyla hazırladığı itiraf namede Budanov şu bilgileri verdi. Budanov 26 Mart 2000 tarihinde, bir kadın keskin nişancıyı alıp götürmek ya da ele geçirmek üzere Tanginin doğu eteklerine doğru yola çıktı. Birliğe geri döndüklerinde kız onun kaldığı yere götürüldü, yaşanan bir arbede sonucunda Budanov kızın bluzunu ve sutyenini yırttı. Kız kaçmaya çalışmaya devam etti. Budanov kızı boğarak öldürdü . . . Budanov kızın elbisesinin alt bölümünü üzerinden çıkartmadı... Budanov ekibi çağırdı, onlara cesedi bir battaniyeye sarmalarını, arabayla tank taburunun yakınlarındaki bir orman fidanlığına götürmelerini ve onu gömmelerini emretti . 28 Mart 2000 tarihinde sorgulandığında Budanov, 3 Mart 2000 tarihinde operasyon kaynaklarından Tangide bir kadın keskin nişancının yaşadığını öğrendiğini söyledi... Kendisine kadının bir resmi gösterilmişti. Bu bilgi kendisine savaşçılarla görülecek hesabı olan bir Tangi sakini tarafından verilmişti. Kızı gözaltına aldıktan sonra alaya geri döndüler... Budanov onu kaldığı yerin uzak bir köşesine doğru sürükledi, kamp yatağının üzerine fırlattı ve boğmaya başladı... SPTnin komuta subayı verilen işaret üzerine içeri girdi. Kız Budanovun barınağının uzak köşesinde, yerde, üzerinde sadece pantolonu olduğu halde yatıyordu... Budanov, kızın annesinin nerede olduğunu söylememesi yüzünden çileden çıkmıştı. Budanovun sahip olduğu bilgiye göre, bu kızın annesi 15-20 Ocak 2000 tarihlerinde Argun Ravinede on iki asker ve subayı öldürmek için bir suikast tüfeği kullanmıştı. 30 Mart 2000 tarihinde sorgulandığı sırada Budanov suçunu kısmen kabul etti... Budanov, Kungayevanın davranışlarıyla ilgili ifadesini kısmen değiştirerek, onu en sonunda kendilerini kurnazlıkla yeneceklerini, kendisinin ve komutası altındakilerin asla Çeçenistandan sağ çıkamayacaklarını söylediğini belirtti. Kız, Budanovun annesiyle ilgili ağza alınmayacak sözler söyledi ve kapıya doğru koşmaya başladı. Kızın söylediği son sözler Budanovu çileden çıkarmıştı... Budanovun tabancası yatağın yanındaki masanın üzerinde duruyordu. Kungayevayı yeniden yatağın üzerine fırlattı, onu sağ eliyle boğazından tuttu ve sol eliyle tabancaya erişmesini önlemek üzere kolunu tuttu . . . [Budanovun ifadesindeki bu aşamalı değişiklikler, Kremlinin ve ordunun, savcılık makamının iki madalyalı bir albayı tutuklayarak gerçekleştirdiği beklenmedik cesurca uygulama karşısında yaşadıkları şoktan çıkıp, soruşturmayı yürüten görevlilere baskı yapmaya başladıkları için meydana geldi. Sonuçta, Budanova, hukuki sonuçları minimize etmek ve hatta muhtemelen cezai sorumluluktan bütünüyle kurtulmak için ne söylemesi gerektiği konusunda yol göstermeye başladılar. ] Daha sonra yapılan bir görüşmede Budanov, Kungayevlerin YAO üyesi olduklarını nereden bildiğine dair ek bir detaylı ifade verdi. Bu konuyla ilgili bilgiyi 2000 yılının Ocak-Şubat aylarında, Argun Ravinede yaşanan çatışmaların ardından karşılaştığı Çeçenlerin birinden almıştı. Bu Çeçen ona Kungayevayı bir Dragunov marka bir suikast tüfeği tutarken gösteren bir fotoğraf vermişti . 4 Ocak 2001de yapılan görüşmede Budanov, kendisine yöneltilen Kungayevayı kaçırma suçunu işlemediğini belirten bir ifade verdi. Kendisine verilmiş olan bilgi doğrultusunda kurallara uygun biçimde davrandığını düşünüyordu, onu polis güçlerine teslim etmek amacıyla tutuklamıştı. Bunu, gözaltındaki şahıstan savaşçıların nerede olduklarını öğrenme umuduyla yapmamıştı. Aynı zamanda savaşçıların Kungayevanın gözaltına alındığını öğrenmeleri durumunda, onun serbest kalmasını sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarının farkındaydı. Bu nedenle derhal alaya geri dönmeye karar vermişti, önceden tasarlayarak cinayet işlemekten suçlu olduğunu kabul etmedi... Son derece duygusallaşmıştı ve onu nasıl olup da boğma noktasına geldiğini açıklayamıyordu . Sanık: lvan lvanoviç Fedorov 3 Nisan 2000 tarihinde tanık olarak ifadesi alınan Fedorov, 26 Mart 2000de kendisinin, Arzumanyanın [Ermeni silah arkadaşı] ve Budanovun istihbarat bölüğünü denetlemeye gittiklerini belirtti. Fedorov denetlemeyi tamamladıktan sonra Bagreyeve geçici bir emir verdi: "Komuta merkezi saldırı altında: Ateş açma pozisyonu alın," dedi ve hedefin konumunu gösterdi. Daha sonra Fedorov, Bagreyevi çağırttı ve neden savaş araçlarının ateş pozisyonuna getirilmediğini sordu. Fedorov, Bagreyevin ne cevap verdiğini hatırlayamadı... Ardından Bagreyevi üniformasından yakaladı. [ Fedorov] Bagreyevin kollarıyla bacaklarının bağlanması emrini kimin verdiğini hatırlamıyordu Fedorov bunun ardından Bagreyeve doğru ilerledi ve ona birkaç kez vurdu... Daha sonra Fedorovun emriyle Bagreyev çukurun içine kondu. Fedorov, Bagreyeve kendisiyle ilgili tam olarak ne düşündüğünü söylemek üzere çukura atladı. Fedorov çukurdan Arzumayan tarafından çıkartıldı. Fedorov, Budanovun o gece Tangiye gitmiş olduğunu ancak ertesi sabah öğrendi Fedorov 20 Mart 2000 tarihinde ya da bu tarih civarlarında Budanovun elinde, Budanovun bir keskin nişancı olduğunu söylediği bir kadının resmini gördü. Budanova göre bu kadın Tangide yaşıyordu Kadın, otuz yaşından daha büyük görünmüyordu. 25 Mart 2000 tarihinde ya da bu tarih civarlarında Budanov, Tangiye gitti ve bir Çeçen ona savaşçıların yaşadıkları evleri gösterdi... Mağdur Taraf: Visa Umaroviç Kungayev.. Urus-Martan Sovyet Çifliğiden tarım ekonomisi uzmanı, Elza Visayevna Kungayeva'nın babası Elza ailenin en büyük çocuğuydu, alçakgönüllü, sakin, çalışkan, terbiyeli ve dürüst bir insandı. Karısı hasta olduğundan ve çalışmasına izin verilmediğinden bütün ev işlerini Elza yapmak zorundaydı. Aynı sebepten dolayı Elza, kendisinden küçük olan kardeşlerine bakma sorumluluğunu da taşıyordu. Bütün boş zamanını evde geçiriyordu ve dışarıya çıkmıyordu. Hiç erkek arkadaşı yoktu. Erkeklerle ilişki konusunda beceriksiz biriydi. Hiçbir erkekle yakın ilişkisi yoktu. Kısacası, Visa Umaroviçin kızı bir keskin nişancı değildi. Herhangi bir silahlı oluşumun üyesi değildi. Bu iddia saçmaydı. 26 Mart 2000 tarihinde karısı ve çocuklarıyla birlikte seçimlerde oy kullanmaya gitmişti. [İronik bir biçimde, Putinin Başkan seçildiği gündü. ] Evin işleriyle meşgul oldular. Karısı dışarı çıkmaya, Urus-Martandaki erkek kardeşini görmeye hazırlanmıştı, o çocuklarla birlikte evde kaldı . Elektrikler kesik olduğu için saat 21 sularında yatmaya gittiler Mart saat 00:30 sularında bir askeri aracın gürültüsüne uyandı . . . Pencereden dışarı baktı ve evlerine doğru gelmekte olan yabancılar gördü . En büyük kızı Elzaya seslendi ve kızına evin askerlerce sarılmakta olduğunu söyleyerek, ondan bütün çocukları uyandırmasını, üstlerini giydirmesini ve onları evden çıkarmasını istedi. Kungayev, 20 metre ötede yaşayan erkek kardeşini bulmak amacıyla evden dışarı fırladı. Zaten erkek kardeşi de onu görmek için dışarıya fırlamıştı . . . Erkek kardeşi eve girerken, resmini Kızıl Yıldız gazetesinde görmüş olduğu için tanıdığı Albay Budanovu gördü. Budanov ona, "Sen de kimsin? " diye sordu. Adlan, evin sahibinin erkek kardeşi olduğu cevabını verdi . Budanov kaba bir tonla karşılık verdi: "Defol git buradan. " Adlan evden koşarak çıktı ve bağırmaya başladı . Kungayev, çocuklarının kendisine anlattıklarından , Budanovun daha sonra askerlerine Elzayı götürmeleri emrini verdiklerini biliyordu. Onu bir battaniyeye sararak dışarıya çıkardılar. Akrabaları derhal koşarak geldiler ve Kungayevin kızını aramaları için herkesi uyandırdılar. Kungayev, köy yönetiminin başındaki kişiye , köyün askeri komutanına ve Urus-Martan Bölgesi askeri komutanına gitti. Saat sabah 6da kızını bulabilmek için arabayla Urus-Martana gittiler. 27 Mart 2000 gününün akşamında Elzanın öldürüldüğünü öğrendiler. Kungayeve göre Budanov, Elzayı güzel bir kız olduğu için kaçırmış ve daha sonra da ona tecavüz etmişti. Görgü tanığı A.S. Magamayev, ifadesinde Kungayevlerin bir komşusu olduğunu belirtti . Kungayevler yoksul bir aileydiler. Zamanlarının çoğunu tarlada çalışarak geçiren insanlardı . Elzayı doğumundan bu yana tanıyordu. Utangaç bir kızdı ve yaşıtı erkeklerle görüşmezdi . Elzanın asla herhangi bir silahlı oluşuma üye olmadığını kesin bir dille söyley
  • 1917 Sovyet Devrimi Cilt 1 Gorki vd. Evrensel Basım Yayın.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    1917 Sovyet Devrimi Cilt 2 Gorki vd. Evrensel Basım Yayın.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    3. Enternasyonal'de Faşizm Üzerine Tartışmalar Belgeler I Dönüşüm Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    3. Enternasyonal'de Faşizm Üzerine Tartışmalar Belgeler II Dönüşüm Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    A. Faik Bercavi Nazım'la 1933-1938 Yılları Cem Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    A. J. Racy Arap Dünyasında Müzik Ayrıntı Yayınları.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    A. Kadir 1938 Harp Okulu Olayı ve Nazım Hikmet.pdf 3 MB Kütüphane 1
    A. Kadir Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri I Yayınevi Yok.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    A. Kadir Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri II Yayınevi Yok.pdf 3 MB Kütüphane 1
    A. Kadir Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri III Yayınevi Yok.pdf 5 MB Kütüphane 1
    A. Kadir Konuksever Caddeye Uzak Öyküler Agora Kitaplığı.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    A. S. Losovsky Sendikalar Üzerine I İnter Yayınları.pdf 6,7 MB Kütüphane 1
    A. S. Losovsky Sendikalar Üzerine II İnter Yayınları.pdf 14,7 MB Kütüphane 1
    A. S. Losovsky Sendikalar Üzerine III İnter Yayınları.pdf 8,3 MB Kütüphane 1
    A. Serafimoviç Demir Tufanı Yar Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    A. Y. Badeyev Çarlık Dumasında Bolşevikler Evrensel Basım Yayın.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Abdullah Baştürk Yargı Önünde Savunma Çağdaş Yayınları 178-179.sy. eksik.pdf 13,9 MB Kütüphane 1
    Abdullah Baştürk Yargı Önünde Savunma Çağdaş Yayınları.pdf 13,9 MB Kütüphane 1
    Abidin Dino Kültür Sanat ve Politika Üzerine Yazılar Adam Yayınları.pdf 12,1 MB Kütüphane 1
    Abraham Moles Belirsizin Bilimleri YKY Cogito.pdf 8,6 MB Kütüphane 1
    Adelheid Popp Bir Kadın İşçinin Gençliği Evrensel Basım Yayın.pdf 6,4 MB Kütüphane 1
    Adnan Binyazar Ağıt Toplumu May Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Acıya Kurşun İşlemez Yurt Yayınları.pdf 696 KB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Ateşin ve Güneşin Çocukları Yurt Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Bir Özlem Bir Türkü Yurt Yayınları.pdf 620 KB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Rüzgarla Bir Yurt Yayınları.pdf 620 KB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Soframda Kaval Sesi Yurt Yayınları.pdf 724 KB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek Yurt Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Çukurova Çeşitlemesi Yurt Yayınları.pdf 906 KB Kütüphane 1
    Adnan Özyalçıner Garip Nasıl Okuyacak Köyün Çocuğu Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Adorno Rüya Kayıtları YKY Cogito.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    Adorno Walter Benjamin Üzerine YKY Cogito.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Ahlaksızlık Üzerine Bulut Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Aşkın Diyalektiği Bulut Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Demokrasi Bilinci Bulut Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Descartes Felsefesine Giriş Bulut Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Descartes Kitaş Yayınları.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Düşünce Tarihi 1 Bulut Yayınları.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Düşünce Tarihi 2 Bulut Yayınları.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Düşünce Tarihi 3 Bulut Yayınları.pdf 6,2 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Estetik 1 Bulut Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Estetik 2 Bulut Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Estetik Anlam ve Yorum Bulut Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Felsefe Bir Sevinçtir Bulut Yayınları.pdf 8,9 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Felsefe Sözlüğü Bulut Yayınları.pdf 16,2 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Felsefeden Estetiğe Hayal Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Felsefeye Giriş Bulut Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Gece Gelen Eski Dost Yazko Yayınları.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Gençler İçin Felsefe Tarihi Bulut Yayınları.pdf 7,4 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Geç Zaman Tutkuları Bulut Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Kıyılar Durunca Yazko Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Nazım Hikmet'in Şiiri Alaz Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Sorularla Estetik El Kitabı 3 Bulut Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Ölesiye Sevmek 3 Bulut Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Agop J. Hacikyan Kader Ağlarını Örerken Pencere Yayınları.pdf 11,8 MB Kütüphane 1
    Agop J. Hacikyan-Jean-Yves Soucy Güneş O Yaz Hiç Doğmadı Pencere Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Ahmet Angın Küba İhtilali Akşam Kitap Kulüp.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 1 Sokrates Öncesi Yunan Felsefesi İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 2 Sofistlerden Platon'a İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 3 Aristoteles İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 2,8 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 4 Helenistlik Dönem Felsefesi Epikurosçular Stoacılar Septikler İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 5 Plotinos Yeni Platonculuk Erken Dönem Hristiyan Felsefesi İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İslam Felsefesi Üzerine Vadi Yayınları.pdf 10,9 MB Kütüphane 1
    Ahmet Cevizci Felsefe Sözlüğü Paradigma Yayınları.pdf 24,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Makal Türkiye'de Tek Partili Dönemde Çalışma İlişkileri 1920-1946 İmge Yayınları sy. 250-251-392-393 eksik.pdf 17 MB Kütüphane 1
    Ahmet Say Ağaçlar Çiçekteydi Evrensel Basım Yayın.pdf 6,2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Turan Yüksel İhtirastan İktidara Kerbelâ Emevî Valisi Ubeydullah b. Ziyâd Döneminin Anatomisi Yediveren Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Turan Yüksel İslâm'ın İlk Döneminde Ticârî Hayat Beyan Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri İletişim Yayınları.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Babailer İsyanı (Aleviliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu'da İslam-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü) Dergah Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler 15.-17. Yüzyıllar Tarih Vakfı Yurt Yayınları.pdf 10,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sufilik Kalenderiler TTK Yayınları.pdf 10,3 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Sarı Saltık Popüler İslâmın Balkanlar'daki Destanî Öncüsü TTK Yayınları.pdf 591 KB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Türk Sufiliğine Bakışlar İletişim Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Türkler Türkiye ve İslam İletişim Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak vd. Yunus Emre Kültür Bakanlığı Yayınları.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yıldız Sevdim Seni Matematik Alfa Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Ahmet İnam Düşten Düşünceye İmge Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Akira Kurosawa Kurbağa Yağı Satıcısı Agora Kitaplığı.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Alaattin Bilgi Karl Marks Kapital Özet ve Kılavuz Yurt Yayınları.pdf 11,4 MB Kütüphane 1
    Alaattin Bilgi Marks-Engels Ekonomi Politik Sözlüğü Yurt Yayınları.pdf 4,4 MB Kütüphane 1
    Alaeddin Şenel Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi İmge Yayınları.pdf 16,1 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Anti-Semitizm Üzerine Encore Yayınları.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Başka Bir Estetik Metis Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Direnişi Düşünmek 2013 Taksim Gezi Olayları Monokl Yayınları.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Etik Metis Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Komünist Hipotez Encore Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Sonsuz Düşünce Metis Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Tarihin Uyanışı Monokl Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou-Nicolas Truong Aşka Övgü Can Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou-Slavoj Zizek Komünizm Fikri Metis Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Alan Lightman Yıldızların Zamanı Tübitak Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Alan Woods-Ted Grant Aklın İsyanı.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Albert Einstein-Harold J. Laski Niçin Sosyalizm Çağımız Yayınları.pdf 759 KB Kütüphane 1
    Albert Hourani Arap Halkları Tarihi İletişim Yayınları.pdf 17 MB Kütüphane 1
    Albert Steer Che'nin Mirası Belge Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Alberto Manguel-Gıanni Guadalupi Hayali Yerler Sözlüğü Cilt 1 YKY 94-95. sy eksik.pdf 16,9 MB Kütüphane 1
    Alberto Manguel-Gıanni Guadalupi Hayali Yerler Sözlüğü Cilt 2 YKY.pdf 26,4 MB Kütüphane 1
    Albertus Bobovius Topkapı Sarayı'nda Yaşam Kitapevi Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Aleksandr Bogdanov Kızıl Yıldız Yordam Kitap.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Aleksandr Fevralski Nazımdan Anılar Cem Yayınevi.pdf 2,4 MB Kütüphane 1
    Alex Callinicos Marx'ın Devrimci Fikirleri Anti Kapitalist Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Alex La Guma Güney Afrika Kurtuluş Mücadelesi Yöntem Yayınları.pdf 2,8 MB Kütüphane 1
    Alexander Rabinowitch Bolşevikler İktidara Geliyor Yordam Kitap.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Alexander Rabinowitch Devrime Doğru Yordam Kitap.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Alexander Serafimoviç Demir Tufanı Yar Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Alfredo Saad-Filho Marx'ın Değeri Yordam Kitap 38-46-50-52-54-56-64-162.sy. değiştirilmesi gerekiyor.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Ali Abdihoca Halkız Biz Ölmeyiz Oda Yayınları.pdf 13,2 MB Kütüphane 1
    Ali Akyıldız Osmanlı Bürokrasisi ve Modernleşme İletişim Yayınları.pdf 4,4 MB Kütüphane 1
    Ali Artun Sanat Emeği İletişim Yayınları.pdf 4,2 MB Kütüphane 1
    Ali Demirsoy Evrenin Çocukları (Yaratılışın Öyküsü) Metaksan Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Ali Püsküllüoğlu Yaşar Kemal Sözlüğü Görsel Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Alice Munro Nefret Arkadaşlık Flört Aşk Evlilik Can Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Alice Munro Çocuklar Kalıyor Can Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Amado Guerrero Filipinlerde Halk Savaşı ve Toprak Devrimi Kava Yayınları.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Amilaa Buturoviç-İrvin Cemil Schick Osmanlı Döneminde Balkan Kadınları İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 17,1 MB Kütüphane 1
    An Duk Şafakta Kazandık Zaferi Oda Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Anahide Ter Minassian Ermeni Kültürü ve Modernleşme Aras Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Andre Bonnard Antik Yunan Uygarlığı 1 (İlyada'dan Parthenon'a) Evrensel Basım Yayın.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Andre Bonnard Antik Yunan Uygarlığı 2 (Antigone'den Sokrates'e) Evrensel Basım Yayın.pdf 8,9 MB Kütüphane 1
    Andre Bonnard Antik Yunan Uygarlığı 3 (Euripides'ten İskenderiye'ye) Evrensel Basım Yayın.pdf 11,1 MB Kütüphane 1
    Andre Ribard İnsanlığın Tarihi II May Yayınları.pdf 16,4 MB Kütüphane 1
    Andre Ribard İnsanlığın Tarihi May Yayınları.pdf 13,4 MB Kütüphane 1
    Andre de Richaud Acı Kavram Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Angela Davis Eğer Şafakta Gelirlerse Agora Kitaplığı.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Angela Davis Kadınlar Irk ve Sınıf Sosyalist Yayınları.pdf 9,5 MB Kütüphane 1
    Anh Duc Özgürlük İçin Savaştık Oda Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Anna Kavan Buz YKY.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Anna Seghers Yoldaşlar Sosyalist Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Annelies Laschitza Rosa Luxemburg Her Şeye Rağmen Tutkuyla Yaşamak Yordam Kitap.pdf 12,2 MB Kütüphane 1
    Ant Sosyalist Teori ve Eylem Dergisi Sayı 01 Mayıs 1970 68-69. sy. eksik.pdf 15,4 MB Kütüphane 1
    Ant Sosyalist Teori ve Eylem Dergisi Sayı 02 Haziran 1970.pdf 21,4 MB Kütüphane 1
    Antal Szerb Dünya Yazın Tarihi Dost Yayınları.pdf 14,3 MB Kütüphane 1
    Anthony Arnove Irak'tan Çekilmenin Mantığı Agora Kitaplığı.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Anton Makarenko Yaşam Yolu 1 Payel Yayınları 14-15-52-53.sy. eksik.pdf 15,1 MB Kütüphane 1
    Antonina Sverçevskaya Nazım Hikmet ve Tiyatrosu Cem Yayınevi.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Antonio Gramsci İtalyada İşçi Konseyleri Deneyimi Belge Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Arthur Rosenberg Bolşevizm Tarihi E Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Asef Bayat Ortadoğu'da Maduniyet İletişim Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Aslı Erdoğan Kabuk Adam Everest Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Aslı Zengin İktidarın Mahremiyeti Metis Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Abdülhak Hamit Evrensel Basım Yayın.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Güle Dil Verenler Evrensel Basım Yayın.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Metin Eloğlu Güney Yayınları.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Nazım Hikmet Evrensel Basım Yayın.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Nazım Hikmet ve Seçme Şiirler A Yayınları.pdf 23,8 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Nurullah Ataç Evrensel Basım Yayın.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Orhan Kemal Tekin Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Orhan Veli Oluş Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Rıfat Ilgaz Çınar Yayınları.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Sabahattin Ali Evrensel Basım Yayın.pdf 6,6 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Temele Gül Dikenler Evrensel Basım Yayın.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    August Thalheimer Diyalektik Materyalizme Giriş Yordam Kitap.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Aynur İlyasoğlu Örtülü Kimlik Metis Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Aysel Özakın Alnında Mavi Kuşlar Yordam Kitap.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Aysel Özakın Genç Kız ve Ölüm Yazko Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Aysel Özakın Gurbet Yavrum E Yayınları.pdf 8,4 MB Kütüphane 1
    Aysel Özakın Kanal Boyu Yazko Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Ayşe Buğra Devlet-Piyasa Karşıtlığının Ötesinde İhtiyaçlar ve Tüketim Üzerine Yazılar İletişim Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Ayşe Buğra Türkiyede Yeni Kapitalizm İletişim Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    Ayşe Gül Altınay-Yeşim Arat Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Kamer Vakfı Yayınları.pdf 6,4 MB Kütüphane 1
    Ayşe Saraçgil Bukalemun Erkek İletişim Yayınları.pdf 10,7 MB Kütüphane 1
    Aziz Tunç Maraş 78 Beni Sen Öldür Fırat Yayınları.pdf 11,4 MB Kütüphane 1
    B. B. Calhoun Ayak İzlerinin Esrarı Tübitak Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    B. B. Calhoun Geçmişin Anahtarı Tübitak Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    B. B. Calhoun Kaybolan İpucu Tübitak Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    B. B. Calhoun Küllerin Altındaki Sır Tübitak Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Balaban Şair Baba ve Damdakiler Cem Yayınevi.pdf 13 MB Kütüphane 1
    Barbara Jelavich Balkan Tarihi 1 Küre Yayınları.pdf 9 MB Kütüphane 1
    Barbara Jelavich Balkan Tarihi 2 Küre Yayınları.pdf 15 MB Kütüphane 1
    Barış Parkan Marks Say Yayınları.pdf 8,4 MB Kütüphane 1
    Baskın Oran Kenan Evren'in Yazılmamış Anıları Bilgi Yayınevi.pdf 14,6 MB Kütüphane 1
    Behzat Ay Sürgün Tekin Yayınevi.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Behçet Aysan Düello Kırmızı Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Alman Ekmeği Cem Yayınevi.pdf 833 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Beyaz Türkü Cem Yayınevi.pdf 754 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Demir Bebek Cem Yayınevi.pdf 928 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Dünyadan Bir Atlı Geçti Cem Yayınevi.pdf 744 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Evlilik Şirketi Cem Yayınevi.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Halkalı Köle Yazko Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Harran Cem Yayınevi.pdf 757 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Kara Vagon May Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Kaçakçı Şahan Cem Yayınevi.pdf 745 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Mahşerin İnsanları Yazko Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Yaman Göç Yazko Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız İnsan Posası Güneydoğu Zindanı Cem Yayınevi.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Belleten Sayı 001 Cilt I Yıl 1937 II. Kanun.pdf 46,6 MB Kütüphane 1
    Ben Fine-Alfredo Saad-Filho Marx'ın Kapital'i Yordam Kitap.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Berat Günçıkan Devletin Şiddet Tarihi (Cumhuriyetin Kuruluşundan AKP İktidarına) Agora Kitaplığı.pdf 5,9 MB Kütüphane 1
    Berna Moran Edebiyat Kuramları ve Eleştiri Cem Yayınevi.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Berrin Taş Cehennem Şiirleri İnsancıl Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Bertell Ollman Yabancılaşma Yordam Kitap.pdf 4,4 MB Kütüphane 1
    Bertold Brecht 3 Reichin Korku ve Sefaleti Pdf değil.pdf 618 KB Kütüphane 1
    Bertrand Russell Aylaklığa Övgü Cem Yayınevi.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Bilgesu Erenus Kazı Broy Yayınları.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Bir Eylem Felsefesi Evrensel Basım Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Bob Avakıan TümTanrılardan Kurtulun El Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Boris Nicolaievsky-Otto Maenchen-Helfen İnsan ve Savaşçı Karl Marks Akademi Yayınları.pdf 9,7 MB Kütüphane 1
    Boris Suçkov Gerçekliğin Tarihi Adam Yayınları.pdf 8 MB Kütüphane 1
    Boris Vasilyev Sakindi Oranın Şafakları Evrensel Basım Yayın.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Borisoviç Lutskiy Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi Yordam Kitap.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Brian Fay Çağdaş Sosyal Bilimler Felsefesi Ayrıntı Yayınları.pdf 9,5 MB Kütüphane 1
    Bruce Clark İki Kere Yabancı İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Bruno Apitz Kurtlar Arasında Çıplak Evrensel Basım Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Cang Şianliyen Erkeğin Yarısı Kadın Can Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Carlos Tablada Che'de Sosyalist Bilinç ve Geçiş Dönemi Ekonomisi Çözüm Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Belgelerle Heyeti Mahsusalar 439-526 arası sayfalar eksik.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Rejim Krizi Türkiye'de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları 1945-1950 Cilt 3 İletişim Yayınları.pdf 15,7 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Tek Parti Döneminde Muhalif Sesler İletişim Yayınları 222-294 arası sy. eksik.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Türkiye'de Milli Şef Dönemi 1 1938-1945 İletişim Yayınları.pdf 34 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Türkiye'de Milli Şef Dönemi 1938-1945 Cilt 2 İletişim Yayınları.pdf 16,3 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak İkinci Parti Türkiye'de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları 1945-1950 Cilt 1 İletişim Yayınları.pdf 30,4 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak İktidar ve Demokratlar Türkiye'de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları 1945-1950 Cilt 2 İletişim Yayınları.pdf 16 MB Kütüphane 1
    Cengiz Gündoğdu Ekmek İnsancıl Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Cengiz Gündoğdu Eleştiri İnsancıl Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Cervantes Don Quijote Cilt I Sosyal Yayınları.pdf 13,8 MB Kütüphane 1
    Cervantes Don Quijote Cilt II Sosyal Yayınları.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Charles Bettelheim Küba İktisadının Planlaştırılması Ataç kitabevi.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Charlotte P.Gilman Sarı Duvar Kağıdı Otonom Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Che Guevara Gerilla Savaşı Ulusal Kültür Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Che Guevara Politik Yazılar Yar Yayınları 3.Baskı.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Che Guevara Politik Yazılar Yar Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Che Guevara İki Üç Daha Fazla Vietnam Yar Yayınları.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    Christon L. Archer Dünya Savaş Tarihi Tüm Zamanlar Yayıncılık.pdf 17,3 MB Kütüphane 1
    Claude Lanzmann Shoah YKY.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Clifford Geertz Gerçeğin Ardından İletişim Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Cogito 70-71 Michel Foucault YKY.pdf 21,6 MB Kütüphane 1
    Cogito 76 Pierre Bourdieu YKY.pdf 18,2 MB Kütüphane 1
    D. E. Moggridge Keynes Afa Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Daniel Goffman İzmir ve Levanten Dünya 1550-1650 Tarih Vakfı Yurt Yayınları.pdf 11,2 MB Kütüphane 1
    Darwin Seksüel Seçme Onur Yayınları.pdf 20,9 MB Kütüphane 1
    Darwin İnsanın Türeyişi Onur Yayınları.pdf 7,8 MB Kütüphane 1
    David Bohm Özel Görelilik Kuramı İdea Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    David Fernbach Siyasal Marx Yeni Hayat Yayınları.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    David Harvey Marx'ın Kapital'i İçin Kılavuz Metis Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    David Harvey Umut Mekânları Metis Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    David Riazanov Marks-Engels Hayat ve Eserlerine Giriş Belge Yayınları.pdf 6,2 MB Kütüphane 1
    David Wise-B. Ross görünmeyen Hükümet CİA Onur Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Deniz Kandiyoti Cariyeler Bacılar Yurtaşlar İletişim Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Dennis Shasha Dr. Ecco'nun Şaşırtıcı Serüvenleri Tübitak Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Derleme Sözlüğü Cilt I A TDK Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Dialektik Üstüne Tartışmalar Marksizm Ekzistansializm İzlem Yayınları.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Didem Madak Ah'lar Ağacı Metis Yayınları.pdf 966 KB Kütüphane 1
    Didem Madak Grapon Kağıtları Metis Yayınları.pdf 1 MB Kütüphane 1
    Dimitır Dimov Direnen Canlar Günce Yayınları.pdf 11,5 MB Kütüphane 1
    Dirk J. Struik Komünist Manifesto'nun Doğuşu Sol Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Dolores Ibarruri Faşizmi Ezeceğiz Sosyalist Yayınları.pdf 15,9 MB Kütüphane 1
    Dostoyeski Ebedi Koca Varlık Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Beyaz Geceler Varlık Yayınları.pdf 693 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Beyaz Geceler İletişim Yayınları.pdf 579 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Budala İletişim Yayınları.pdf 10,3 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Delikanlı İletişim Yayınları.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Ev Sahibesi Varlık Yayınları.pdf 591 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Ezilmiş ve Aşağılanmışlar İletişim Yayınları.pdf 10,1 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Karamazov Kardeşler İletişim Yayınları.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Kumarbaz Kıbele Yayınları.pdf 6,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Kumarbaz İletişim Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Netoçka Nezvanova Varlık Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Netoçka Nezvanova İletişim Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Puşkin Konuşması İletişim Yayınları.pdf 916 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Puşkin Üzerine Konuşma BFS Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Stepançikovo Köyü ve Sakinleri İletişim Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Stepançikovo Köyü İş Bankası Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Suç ve Ceza İletişim Yayınları.pdf 10,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları İletişim Yayınları.pdf 974 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Yeraltından Notlar İletişim Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Ölü Bir Evden Hatıralar İletişim Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Öteki Varlık Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Öteki Öteki Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Öteki İletişim Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Öyküler İletişim Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski İnsancıklar Varlık Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski İnsancıklar Öteki Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski İnsancıklar İletişim Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Douglas Dowd Kapitalizm ve Kapitalizmin İktisadı (Eleştirel Bir Tarih) Yordam Kitap.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Doğan Avcıoğlu Türkiye'nin Düzeni Cilt I Tekin Yayınevi.pdf 8,6 MB Kütüphane 1
    Doğan Avcıoğlu Türkiye'nin Düzeni Cilt II Tekin Yayınevi.pdf 22 MB Kütüphane 1
    Doğu Batı Sayı 55 Karl Marks.pdf 17,3 MB Kütüphane 1
    Duncan K. Foley Kapitali Anlamak Arkadaş Yayınevi.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Dürrenmatt Şüphe Yazko Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    E. A. Stephanova General Engels Ceylan Yayınları.pdf 12,4 MB Kütüphane 1
    E. Lewerenz Komünist Enternasyonalde Faşizmin Tahlili Sol Yayınları.pdf 7,8 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 001 Ekim 1987.pdf 684 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 002 Kasım 1987.pdf 1002 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 003 Aralık 1987.pdf 662 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 004 Ocak 1988.pdf 902 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 005 Şubat 1988.pdf 1 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 006 Mart 1988.pdf 1020 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 007 Nisan 1988.pdf 925 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 008 Mayıs 1988.pdf 1014 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 009 Haziran 1988.pdf 1 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 010 Temmuz 1988.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 011 Ağustos 1988.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 012 Eylül 1988.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 013 Ekim 1988.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 014 Kasım 1988.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 015 Aralık 1988.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 016 Ocak 1989.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 017 Şubat 1989.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 286 Ocak 2013.pdf 1 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 287 Şubat 2013.pdf 735 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 288 Mart 2013.pdf 582 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 289 Nisan 2013.pdf 675 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 290 Haziran 2013.pdf 457 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 291 Kasım 2013.pdf 466 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 292 Aralık 2013.pdf 479 KB Kütüphane 1
    Ed. Theda Skocpol Tarihsel Sosyoloji Tarih Vakfı Yurt Yayınları.pdf 10,1 MB Kütüphane 1
    Edmund Wilson Lenin (Tarihi Yazanlar ve Yapanlar) İthaki Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Eduardo Galeano Ateş Anıları 2 Yüzler ve Maskeler Can Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Eduardo Galeano Biz Hayır Diyoruz Metis Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Eksen 20 Temmuz Dersleri Eksen Yayıncılık.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Eksen Abu Şehmuz Demir Emperyalizm, Siyonizm ve Ortadoğu Eksen Yayıncılık.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Eksen Bir Direngen Soluk Eksen Yayıncılık.pdf 14,3 MB Kütüphane 1
    Eksen Devrimci Gençlik Hareketi Genişletilmiş 2. Baskı Eksen Yayıncılık.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Eksen Devrimci Harekette Reformist Eğilim Eksen Yayıncılık.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Eksen Dünya'da ve Türkiye'de Özelleştirme Saldırısı Eksen Yayıncılık.pdf 870 KB Kütüphane 1
    Eksen Dünyada Yeni Düzen ve Ortadoğu Eksen Yayıncılık.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Eksen EKİM 3. Genel Konferansı Örgütsel ve Siyasal Tartışmalar (tutanaklar) Eksen Yayıncılık.pdf 11,4 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekim 1. Genel Konferansı Değerlendirme ve Kararlar Eksen Yayıncılık.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekim 3. Genel Konferansı Siyasal ve Örgütsel Değerlendirmeler Eksen Yayıncılık.pdf 9,3 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekim Olağanüstü Konferansı Devrimci Politika ve Örgütlenme Sorunları Eksen Yayıncılık.pdf 13 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekimler 1 Eksen Yayıncılık.pdf 6 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekimler 2 Eksen Yayıncılık.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Eksen Gebze Direnişinin Ardından Eksen Yayıncılık.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Bağımsızlık ve Devrim Eksen Yayıncılık.pdf 7,9 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat C. Kaynak Körfez Krizi ve Devrimci Olanaklar Eksen Yayıncılık.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Demokrasi ve Devrim Eksen Yayıncılık.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Demokrasi, Devrim ve Oportünizm Eksen Yayıncılık.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Demokratizmi Savunmanın Sınırları Eksen Yayıncılık.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Dünya Türkiye ve Sol Hareket Eksen Yayıncılık.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Küçük Burjuva Popülizmi ve Proleter Sosyalizmi Eksen Yayıncılık.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Liberal Demokratizmin Politik Platformu İş-ekmek-Özgürlük! Sloganı Üzerine Eksen Yayıncılık.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Program Sorunları Üzerine Konferanslar Ulusal Sorun ve Devrim Eksen Yayıncılık.pdf 4,2 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Seçimler ve Sol Hareket Eksen Yayıncılık.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Yağmur-A. Şimşek EMEP Eleştirisi Eksen Yayıncılık.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Eksen H.Fırat Devrimci Demokrasi ve Sosyalizm TDKP Eleştirisi Eksen Yayıncılık.pdf 7,2 MB Kütüphane 1
    Eksen H.Fırat Dünya Ortadoğu ve Türkiye Eksen Yayıncılık.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Eksen H.Fırat Tasfiyeci Sürecin Son Aşaması Parlamenterizm Eksen Yayıncılık.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Eksen KUKM'yi Toparlama ve Yeniden İnşa Bildirgesi Eksen Yayıncılık.pdf 7,2 MB Kütüphane 1
    Eksen Kopanlar ve Kapılanlar Tasfiyeciliğe Karşı Konuşma ve Yazılar Eksen Yayıncılık.pdf 6,9 MB Kütüphane 1
    Eksen Kürt Ulusal Sorunu 1 Eksen Yayıncılık.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Eksen Kürt Ulusal Sorunu 2 Eksen Yayıncılık.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Eksen Modern Revizyonizmin Çöküşü Eksen Yayıncılık.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Eksen Orhan İyiler Birgün Bile Yaşamak Eksen Yayıncılık.pdf 12,9 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Değerlendirmeleri 1 Eksen Yayıncılık.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Değerlendirmeleri 2 Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 8,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Değerlendirmeleri 3 Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Değerlendirmeleri 4 Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Programı Üzerine 1 Program Yöntemi ve Yapısı Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Programı Üzerine 2 Teorik ve İlkesel Bölüm Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 6,6 MB Kütüphane 1
    Eksen Partileşme Süreci-1 Perspektifler ve Değerlendirmeler Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Eksen Partileşme Süreci-2 Polemikler Devrimci Proletarya'ya Yanıt Eksen Yayıncılık.pdf 7,9 MB Kütüphane 1
    Eksen Siyasal Gelişmeler ve İşçi Hareketi Eksen Yayıncılık.pdf 6 MB Kütüphane 1
    Eksen Solda Tasfiyeciliğin Yeni Dönemi Eksen Yayıncılık.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Açılış ve Kapanış Konuşmaları Partinin Adı ve Amblemi Eksen Yayıncılık.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Devrimci Taktiğin Sorunları Eksen Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Parti Tüzüğü Üzerine Eksen Yayıncılık.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Sınıf Çalışmasının Sorunları Eksen Yayıncılık.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Uluslararası Durum Üzerine Değerlendirmeler Eksen Yayıncılık.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Örgütsel Güvenlik Sorunları Eksen Yayıncılık.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Örgütsel Sorunlar Eksen Yayıncılık.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Program Tüzük Eksen Yayıncılık.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Teori ve Program Sorunları Eksen Yayıncılık.pdf 12 MB Kütüphane 1
    Eksen Volkan Yaraşır Yıkıcı Güç Kollektif Özne Eksen Yayıncılık.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Eksen Yakın Geçmişe Genel Bir Bakış ve Platform Taslağı Eksen Yayıncılık.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Eksen Yüksel Akkaya Kapitalizmin Hapishanalerinde Ödünç Hayatlar Eksen Yayıncılık.pdf 6,4 MB Kütüphane 1
    Eksen Zor Dönem Devrimcileri Habip ve Ümit Eksen Yayıncılık.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Eksen İç Yazışmalar, İç Çatışmalar (Işık, Daha Çok Işık!) Eksen Yayıncılık.pdf 6,9 MB Kütüphane 1
    El Salvador'da Devrim Yarın Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Elfriede Jelinek Arzu Gendaş Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Elfriede Jelinek Piyanist Notos Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Elfriede Jelinek Sevda Kadınları Gendaş Yayınları.pdf 8,4 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Edebiyatçılar Üzerine Payel Yayınları.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Hayvanlar Üzerine Sel Yayınları.pdf 979 KB Kütüphane 1
    Elias Canetti Kitle ve İktidar Ayrıntı Yayınları.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Kulaktaki Meşale Payel Yayınları.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Kurtarılmış Dil Payel Yayınları.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Saatin Gizli Yüreği Payel Yayınları 26-27-48-49. sy. eksik.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Sözcüklerin Bilinci Payel Yayınları.pdf 9,8 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Ölüm Üzerine Payel Yayınları.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti İnsanın Taşrası Payel Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Elif Köksal Katmandu'da Ev Hali Metis Yayınları.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Ellen Meiksins Wood Marks'a Dönüş Kalkedon Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Elzbieta Ettinger Bir Yaşam Rosa Luxemburg Belge Yayınları.pdf 16,5 MB Kütüphane 1
    Emil Koralof Partizanın Kızı Habora Yayınevi.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Emile Durkheim Toplumbilimin Yöntem Kuralları Cem Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Emmanuel Robles Buna Şafak Diyorlar May Yayınları.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Emmanuil Kazakeviç Mavi Defter Evrensel Basım Yayın.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Emmanuil Kazakeviç Oder Kıyısında İlkbahar Evrensel Basım Yayın.pdf 5,9 MB Kütüphane 1
    Emmanuil Kazakeviç Yıldız Evrensel Basım Yayın.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Engels Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni Sol Yayınları.pdf 7,4 MB Kütüphane 1
    Engels Almanya'da Devrim ve Karşı-Devrim Sol Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Engels Anti Duhring Sol Yayınları.pdf 25,9 MB Kütüphane 1
    Engels Biyografisi Sorun Yayınları.pdf 22,6 MB Kütüphane 1
    Engels Büro ile Barikat Arasında Sol Yayınları.pdf 6,7 MB Kütüphane 1
    Engels Doğanın Diyalektiği Sol Yayınları.pdf 37,1 MB Kütüphane 1
    Engels Konut Sorunu Alter Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Engels Köylüler Savaşı Payel Yayınları.pdf 38,5 MB Kütüphane 1
    Engels Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu Sol Yayınları 3. Baskı.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Engels Ludwing Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu Sol Yayınları 2. Baskı.pdf 14 MB Kütüphane 1
    Engels Ludwing Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu İnter Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Engels Marks'ın Kapital'i Üzerine Günce Yayınları.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Engels Sosyalizmin Ütopyadan Bilime Gelişmesi İnter Yayınları.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Engels Tarihsel Materyalizm Üzerine Mektuplar 1890-94 Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 664 KB Kütüphane 1
    Engels Tarihte Zorun Rolü Sol Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Engels Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm Sol Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Engels İngiltere'de Emekçi Sınıfların Durumu Ayrıntı Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Engels İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu Doğan Yayınları.pdf 23,5 MB Kütüphane 1
    Engels İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu Sol Yayınları.pdf 9,8 MB Kütüphane 1
    Enver Gökçe Bütün Şiirleri Evrensel Basım Yayın.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Ephraim Kishon Başbakanı Kim Öptü Bilgi Yayınevi.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Erdem Demirtaş Ortadoğu'da Devlet ve İktidar Metis Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Erdoğan Alkan Şiir Sanatı Yön Yayınları.pdf 15,2 MB Kütüphane 1
    Erdoğan Aydın Kimlik Mücadelesinde Alevilik Literatür Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm 1780'den Günümüze Milletler ve Milliyetçilik Ayrıntı Yayınları girişte 1 sayfa eksik.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Devrim Çağı Dost Yayınları.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Fransız Devrimine Bakış Agora Kitaplığı.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Küreselleşme Demokrasi ve Terörizm Agora Kitaplığı.pdf 8,1 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Kısa 20. Yüzyıl 1914-1991 Aşırılıklar Çağı Sarmal Yayınları.pdf 25,1 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Sermaye Çağı Dost Yayınları.pdf 10,9 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Tarih Üzerine Bilim ve Sanat Yayınları.pdf 26,2 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Tuhaf Zamanlar İletişim Yayınları.pdf 15 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm vd. İlk Sınıflı Toplumlar Asyagil Üretim Tarzı ve Doğu Despotizmi Birey ve Toplum Yayınları.pdf 11 ,3 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm İmparatorluk Çağı Dost Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm-Terence Ranger Geleneğin İcadı Agora Kitaplığı.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Eric Maıgret Medya ve İletişim Sosyolojisi İletişim Yayınları.pdf 6,5 MB Kütüphane 1
    Erich Honecker Moabit Hapishanesi Notları Yazın Dergisi Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Erik Orsenna Kağıt Yolunda Metis Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Ernesto Che Guevara Ekonomi ve Sosyalist Ahlak Evren Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Ernesto Gonzales Bermejo Ateşi Tutmak Belge Yayınları Kapak eklenecek.pdf 12,6 MB Kütüphane 1
    Ernst Fischer Sanatın Gerekliliği Payel Yayınları.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Ernst Mayr Biyoloji Budur Tübitak Yayınları.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Altın Saray Cem Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Arinna'nın Gölgesi (Dünya'da Hititleri Anlatan İlk Roman) Yaz Yayınları.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Azap Ortakları Cilt 1 May Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Azap Ortakları Cilt 2 May Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Bal Tutanlar May Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Gözbağı Tekin Yayınevi.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Iğrıp Çoğul Yayınları.pdf 7 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Kilittaşı Yayınevi Künyesi Yok.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Kuzgunlar ve Leşler Cilt 2 Tekin Yayınevi.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Kuzgunlar ve Leşler tekin Yayınevi.pdf 13,5 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Oyunlar Lozan-Pirsultan Boyut Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Son Seçim May Yayınları.pdf 5,9 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Sır Küpü Yaz Yayınları.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Yitik Ülkü Cilt I Çağdaş Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Yitik Ülkü Cilt II Çağdaş Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Yitik Ülkü Cilt III Çağdaş Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Zor Oyunu Yayınevi Künyesi Yok.pdf 8 MB Kütüphane 1
    Erol Toy İmparator Yaz Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Esat Sakar Filistin İşçi Hareketi Pele Sor Yayınları.pdf 11 MB Kütüphane 1
    Evelyn Reed Bilim ve Cinsiyet Ayrımı Payel Yayınları.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Evgeny B. Pasukanis Genel Hukuk Teorisi ve Marksizm Birikim Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    F. Rossif-M. Chapsal Madrid'de Ölmek Yöntem Yayınları.pdf 27 MB Kütüphane 1
    F. Welat Diyarakır Sorgu ve 5 Nolu Dilan Yayınları.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Fahri Erdinç Ali'nin Biri Yordam Kitap.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Fahri Erdinç Kardeş Evi Habora Yayınevi.pdf 9 MB Kütüphane 1
    Fahri Erdinç Nazım Hikmet ve Bulgaristan Evrensel Dostluk Yayınları.pdf 9,1 MB Kütüphane 1
    Farah Pehlevi Anılar Dünya Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Fatima Mernissi Peçenin Ötesi Yayınevi Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Felix Guattari Üç Ekoloji Hil Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 001 Ekim Kasım Aralık 1972.pdf 942 KB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 001 Ekim Kasım Aralık 1977.pdf 13,5 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 002 Ocak Şubat Mart 1973.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 002 Ocak Şubat Mart 1978.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 003 Nisan Mayıs Haziran 1973.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 003 Nisan Mayıs Haziran 1978.pdf 10,1 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 004 Temmuz Ağustos Eylül 1973.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Felsefe Tartışmları 1. Kitap.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Felsefe Tartışmları 2. Kitap.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Fevzi Karadeniz Lal Pencere Yayınları.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Devrim İçin Savaşmayana Komünist Denmez Yar Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Diyor ki Oda Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Dünya Bunalımı Onur Yayınları.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Emperyalist Küreselleşme Yeni Hayat Kütüphanesi.pdf 994 KB Kütüphane 1
    Fidel Castro Konuşuyor Yaşam Yayınları 8-9.sy değiş.pdf 408 KB Kütüphane 1
    Fidel Castro Sosyalizmi Kuracağız Belge Yayınları 131. sy değiş.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Ya Vatan Ya Ölüm.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Çekoslavakya Sorunu Aşama Yayınları.pdf 895 KB Kütüphane 1
    Fikret Başkaya Kavram Sözlüğü Söylem ve Gerçek Özgür Üniversite Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam 40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra Gelin Canlar Bir Olalım Ümit Yayıncılık.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Arkadaşım Orhan Kemal ve Mektupları E Yayınları.pdf 18,8 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Ağlama Anam Gendaş Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Bir Karış Toprak İçin İmece Yayınları.pdf 10,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Can Pazarı Vay Kurban Hayvanlar ve İnsanlar Doğan Yayınları.pdf 12,6 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Ceylanlar Suya İndi Prospero Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Ey Samandağ Samandağ Gerçek Sanat Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Gide Gide 11 (Ne Biçim Amerika Ne Biçim Rusya ve İran Afganistan Pakistan) Ok Yayınları 17-32 arası sy. baskıda yok.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Ha Bu Diyar Doğudan Gezi Notları Harran Hoyrat Mayın ve Irıp Adam Yayınları.pdf 13 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Harran Koçaklaması Boyut Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Hu Dost Aktil ile İncecik Alevi'ler Almanya'da Nefes Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Kanlı Gömlekler Köyün Çocuğu Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Karasevdam Anadolum Türkiye Yazıları Yayınları.pdf 15,2 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Karasevdam Anadolum Çağdaş Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Korku Kaymakam Babo Köprü Kara Tohum Başnur Matbaası.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Mayınlı Topraklar Üzerinde Çağdaş Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Pavli Kardeş Kaynak Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Topraksızlar Yeditepe Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Şu Bizim Gazipaşa ve İsmet Paşalı Yıllar Adam Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Foucault Deliliğin Tarihi Cilt I İmge Yayınları.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Foucault Deliliğin Tarihi Cilt II İmge Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Francis Crick Şaşırtan Varsayım Tübitak Yayınları.pdf 6,5 MB Kütüphane 1
    Frans B. M. Waal Köken Ağacı Alfa Yayınları.pdf 8 MB Kütüphane 1
    Frans De Waal Bonobo ve Ateist Metis Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Frans De Waal İçimizdeki Maymun Biz Neden Biziz Metis Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Franz Mehring Karl Marks Yaşam Öyküsü I. Cilt İlya Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Franz Mehring Karl Marks Yaşam Öyküsü II. Cilt İlya Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Frederike Geerdink Roboski Gençler Öldü İletişim Yayınları.pdf 7,4 MB Kütüphane 1
    Fredric Jameson Kapital'i Sahnelemek Sel Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Füsun Erbulak Niçin Geç Kaldım Ararat Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Füsun Özbilgen Semiha Berksoyun Anıları Broy Yayınları.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Gaby Weber Gerilla Bilanço Çıkarıyor Belge Yayınları.pdf 8,7 MB Kütüphane 1
    Gaius Iulius Phaedrus Masallar YKY.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 1 Evrensel Basım Yayın.pdf 22,6 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 2 Evrensel Basım Yayın.pdf 11,2 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 3 Evrensel Basım Yayın.pdf 10,5 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 4 Evrensel Basım Yayın.pdf 12,4 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 5 Evrensel Basım Yayın.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Fransız Devriminde Kadınlar Evrensel Basım Yayın.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    General Vo Nguyen Giap Vetnam Demokratik Halk Devrimi Ekin Yayınları.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Georg Chrıstoph Lıchtenberg Aforizmalar Dost Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Georg G. Iggers Bilimsel Nesnellikten Postmodernizme Yirminci Yüzyılda Tarihyazımı Tarih Vakfı Yurt Yayınları.pdf 9,1 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Aklın Yıkımı I Payel Yayınları.pdf 9,9 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Aklın Yıkımı II Payel Yayınları.pdf 11 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Avrupa Gerçekliği Payel Yayınları.pdf 25,4 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Birey ve Toplum Günebakan Yayınları.pdf 17,9 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Estetik III Payel Yayınları.pdf 28,2 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Goethe ve Çağı Sel Yayınları.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Lenin'in Düşüncsi Devrimin Güncelliği Belge Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Sosyal Varlık Varlıkbilimine Doğru I Hegel Payel Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Sosyal Varlık Varlıkbilimine Doğru II Marks Payel Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Sosyal Varlık Varlıkbilimine Doğru III Emek Payel Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Tarih ve Sınıf Bilinci Belge Yayınları.pdf 9,7 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Çağdaş Gerçekçiliğin Anlamı Payel Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    George Thomson İnsnın Özü Payel Yayınları.pdf 7,8 MB Kütüphane 1
    Georges Bataille Edebiyat ve Kötülük Ayrıntı Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Georgi Dimitrov Halk Cumhuriyetine Doğru Habora Kitabevi.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Georgi Karaslavof Partizan Habora Yayınları.pdf 9,1 MB Kütüphane 1
    Gerardt Hooft Maddenin Son Yapıtaşları Tübitak Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Giap Halk Savaşı Halk Ordusu Sol Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Giap Vietnam Halk Savaşı Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Gil Green Portekiz Devrimi Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Gilbert Badia Bir Mektup Ustası Rosa Luxemburg Pencere Yayınları.pdf 11,8 MB Kütüphane 1
    Gilles Deleuze-Felix Guattari Kapitalizm ve Şizofreni 2 Bağlam Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Gisele Halimi Hapsedilmiş Kadın Broy Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Gorki Ana May Yayınları.pdf 15,9 MB Kütüphane 1
    Gorki Ana Oda Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Gorki Klim Samgin'in Cilt I Yaşamı Evrensel Basım Yayın.pdf 19,5 MB Kütüphane 1
    Gorki Klim Samgin'in Cilt II Yaşamı Evrensel Basım Yayın.pdf 23,6 MB Kütüphane 1
    Gorki Klim Samgin'in Hayatı Cilt III Evrensel Basım Yayın.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Gorki Klim Samgin'in Hayatı Cilt IV Evrensel Basım Yayın.pdf 6,4 MB Kütüphane 1
    Gorki Provokatör Günce Yayınları.pdf 8,1 MB Kütüphane 1
    Gottlob Frege Aritmetiğin Temelleri YKY.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Gökhan Atılgan Yön Devrim Hareketi Yordam Kitap.pdf 9,2 MB Kütüphane 1
    Gül Işık İspanya Bir Başka Avrupa Metis Yayınları.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Günter Hoell Tarımda Kapitalizmin Gelişmesi ve Toprak Rantı Bilim Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Günter Wallraff Nikaragua'nın İçinden A Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    H. Ortega Saavedra Ayaklanma Üstüne Belge Yayınları.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    H.Ortega Saavedra Ayaklanma Üstüne Belge Yayınları.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    Hagop Baronyan Bağdasar Ağpar ve Haşmetlü Dilenciler BGST Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Halil Güven Zaman Zindan İçinde TÜSTAV Yayınları Sarı Defter.pdf 10,5 MB Kütüphane 1
    Halk Ordusunun Kuruluşu Yayınevi Künyesi Yok.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Hans Kirk Köle Yordam Kitap.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Hans Magnus Enzensberger Havana Duruşması Yar Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Henri Alleg Büyük Geri Sıçrama Evrensel Basım Yayın.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Henri Lefebrvre Marx'ın Sosyolojisi Öncü Kitapevi.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Henri Lefebvre Marx'ın Sosyolojisi Sorun Yayınları.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Henri Lefebvre Sosyalist Dünya Görüşü Marksizm Yordam Kitap.pdf 4,2 MB Kütüphane 1
    Henrri Weber Nikaragua Sandinist Devrimi Belge Yayınları.pdf 10,4 MB Kütüphane 1
    Henry Corbin İslam Felsefesi Tarihi 1 İletişim Yayınları.pdf 19,8 MB Kütüphane 1
    Henry Corbin İslam Felsefesi Tarihi 2 İletişim Yayınları.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Hikmet Birand Alıç Ağacı İle Sohbetler Tübitak Yayınları.pdf 9,2 MB Kütüphane 1
    Ho Şi Minh Seçme Yazılar Aşama Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Howard Fast Suçsuzlar Sacco ve Vanzetti Payel Yayınları.pdf 23,3 MB Kütüphane 1
    Hüseyin Cevahir Küba Devrimi Üzerine Evren Yayınları.pdf 868 KB Kütüphane 1
    Hüseyin Pazarcı Uluslararası Hukuk Dersleri II. Kitap AÜSBF Yayınları.pdf 15,4 MB Kütüphane 1
    II. Dünya Savaşında Kurşuna Dizilen Fransız İşçilerinin Mektupları Pencere Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    IV. Türk Tarih Kongresi 10-14 Kasım 1948 Ankara TTK Yayınları.pdf 18,5 MB Kütüphane 1
    Ian Fraser Hegel ve Marks İhtiyaç Kavramı Dost Kitapevi.pdf 11,3 MB Kütüphane 1
    Ingeborg Bachmann Dar Zaman Artshop Yayınları.pdf 485 KB Kütüphane 1
    Ingmar Bergman Sinematografi İnsan Yüzüdür Agora Kitaplığı.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Iris Murdoch İtalyan Kızı E Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Isaak Illıch Rubin Marx'ın Değer Teorisi Kalkedon Yayınları.pdf 8,1 MB Kütüphane 1
    Işıl Özgentürk Hançer Yazko Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Jack Trout-Al Ries Pazarlama Savaşları Optimist Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Jacobo Arenas Kolombiya Halk Gerillası Yar Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Jacques Bidet-Stathis Kouvelakis Çağdaş Marksizm İçin Eleştirel Kılavuz Yordam Kitap.pdf 20,7 MB Kütüphane 1
    Jacques Derrida Marx ve Mahdumları Ayrıntı Yayınları.pdf 12 MB Kütüphane 1
    James D. Watson İkili Sarmal (DNA Yapı Çözümünün Öyküsü) Tübitak Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    James Dunkerley Uzun Savaş Belge Yayınları.pdf 10,3 MB Kütüphane 1
    James Wood Kurmaca Nasıl İşler Ayrıntı Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Jared Diamond Seks Neden Keyiflidir Varlık Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Jared Diamond Üçüncü Şempanze Alfa Yayınları.pdf 8,7 MB Kütüphane 1
    Jean Bonamour Rus Edebiyatı Dost Kitabevi.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Jean Bottera Tarihte Tanrı Fikrinin Doğuşu Kırmızı Yayınları.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Jean Genet Denizci Ayrıntı Yayınları.pdf 8,9 MB Kütüphane 1
    Jean Laffitte Eylem Adamları Kaldıraç Yayınları.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Jean Laffitte Zafer Bizimdir Oda Yayınları.pdf 2,8 MB Kütüphane 1
    Jean Louis Banlet Alman Edebiyatı Dost Kitabevi.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Jean Pierre Clero Lacan Sözlüğü Say Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Joan Jara Yarım Kalan Şarkı Versus Yayınları.pdf 8,6 MB Kütüphane 1
    Joanne Naiman Marksizm ve Feminizm Amaç Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Joelle Kuntz Portekiz Dün-Bugün Payel Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    John B.Thompson Medya ve Modernite Kırmızı Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    John Bellamy Foster Marks'ın Ekolojisi Epos Yayınları.pdf 11,7 MB Kütüphane 1
    John Eaton Keynes'e Karşı Marks Evrensel Basım Yayın.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    John Molyneux Gerçek Marksist Gelenek Nedir Z Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    John Reed Balkanlarda Savaş Pencere Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    John Reed Dünyayı Sarsan 10 Gün Ağaoğlu Yayınevi.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    John Reed Dünyayı Sarsan On Gün Oda Yayınları.pdf 10,3 MB Kütüphane 1
    John Reed Dünyayı Sarsan On Gün Yordam Kitap 216-7-270-1-294-5 eksik.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    John Reed John Reed'in Eğitimi Pencere Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Jorge Larrain Tarihsel Materyalizmi Yeniden Yapılandırmak Dönüşüm Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Jose Sandoval-Manuel Azcarate İspanya İç Savaşı Köprü Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Kalinin Devrimci Eğitim Devrimci Ahlak Sorun Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Kamber Akbalık Kutsal WC Diyarbakır 5 nolu Zindanı El Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Karl Korsch Marksist Kuram ve Sınıf Hareketi Doruk Yayınları.pdf 10,6 MB Kütüphane 1
    Karl Korsch Marksizm ve Felsefe Belge Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet Dosyası May Yayınları.pdf 15,1 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı Cilt I 1902-1928 Yalçın Yayınları.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı Cilt II 1929-1933 Yalçın Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı Cilt III 1934-1935 Yalçın Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı Cilt IV 1936-1937 Yalçın Yayınları.pdf 11 MB Kütüphane 1
    Kemal Tahir Roman Notları 2 Batı Çıkmazı Bağlam Yayınları.pdf 7,2 MB Kütüphane 1
    Kemal Tahir Roman Notları 3 Patriyot Ömer Gülen Azap Çıkmazı Bağlam Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Kemal Özer Sevdalı Buluşma Adam Yayınları.pdf 744 KB Kütüphane 1
    Keml Tahir Notlar Sanat Edebiyat 1 Bağlam Yayınları.pdf 16,4 MB Kütüphane 1
    Kollontai Marksizm ve Cinsel Devrim Tüm Zamanlar Yayıncılık.pdf 16,1 MB Kütüphane 1
    Komünist Enternasyonal Programı 1928 İnter Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Korkut Boratav 1980'li yıllarda Türkiye'de Sosyal Sınıflar ve Blüşüm Gerçek Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Korkut Boratav İstanbul ve Anadolu'dan Sınıf Profilleri İmge kitabevi.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Kostantin Fedin Olağandışı Bir Yaz I Evrensel Basım Yayın.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Kostantin Fedin Olağandışı Bir Yaz II Evrensel Basım Yayın.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Kostantin Paustovski Bataklık Yar Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Ksenophon Anabasis On Binlerin Dönüşü Parola Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Küba Komünist Partisi 4. Kongre Belgeleri Dünya Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Larissa Reissner Hamburg Barikatları Oda Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Laszlo Krasznahorkai Savaş ve Savaş Can Yayınları.pdf 7,2 MB Kütüphane 1
    Le Duan Vietnam Devrimi Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Lee Lockwood-F. R. Alleman Fidel Castro Konuşuyor 7-9-15-19-20-21. sy. değiştirilmesi gerekiyor 1.pdf 985 KB Kütüphane 1
    Lenin 1905 Devrimi Üzerine Yazılar Yöntem Yayınları.pdf 8,3 MB Kütüphane 1
    Lenin 1917 İnter Yayınları.pdf 9,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Aydın Kesimi Üzerine Başak Yayınları.pdf 11,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Barış İçinde Bir Arada Yaşama Ekim Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Bir Adım İleri İki Adım Geri Sol Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Biyografi Sorun Yayınları.pdf 13,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Burjuva Demokrasisi ve Proletarya Diktatörlüğü Sol Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Lenin Bölünme Üzerine Yar Yayınları.pdf 8,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği Sol Yayınları.pdf 24,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği İnter Yayınları.pdf 8,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet P. D. Aydınlık Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet ve Devrim Aydınlık Yayınları.pdf 26,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet ve Devrim Emek Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet ve Devrim İnter Yayınları.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet ve İhtilal Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 11 MB Kütüphane 1
    Lenin Devrimci Lafazanlık Temel Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Devrimci Proletarya'ın 1 Mayıs Eylemi Çağrı Yayınevi.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Din Üzerine Ser Yayınları.pdf 2,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Din Üzerine İnter Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Doğuda Ulusal Kurtuluş Hareketleri Ant Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal Cilt 1 Maya Yayınları.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Emperyalist Ekonomizm Marksizmin Bir Karikatürü Sol Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Emperyalist Savaş Üzerine Günce Yayınları.pdf 25,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Emperyalizm Kapitalizmin En Yüksek Aşaması Sol Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Emperyalizm Kapitalizmin En Yüksek Aşaması İnter Yayınları pdf değil.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Felsefe Defterleri Sosyal Yayınları.pdf 16,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Gençlik Üzerine Sol Yayınları 1. Baskı.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Halkın Devlet Yönetimine Katılımı Üzerine Gelenek Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Halkın Dostları Kimlerdir ve Sosyal Demokratlara Karşı Nasıl Mücadele Eder İnter Yayınları.pdf 11,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Halkın Dostları Kimlerdir ve sosyal Demokratlara Karşı Nasıl Svaşırlar Sol Yayınları.pdf 42,1 MB Kütüphane 1
    Lenin III. Enternasyonal Konuşmaları Koral Yayınları.pdf 14,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Kadınların Kurtuluşu Akademi Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Karl Marks Ekonomi Politiği Sosyalizmi Taktiği Marksizm Bibliyoteği Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Karl Marks Hayatı Felsefesi Sosyolojisi Marksizm Bibliyoteği Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Karl Marks ve Doktrini Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Lenin Kitle İçinde Parti Çalışması Ekim Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Komün Dersleri Sol Yayınları.pdf 13,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Kültür ve Kültür İhtilali Üzerine Ser Yayınları.pdf 11,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Kır Yoksullarına İnter Yayınları.pdf 437 KB Kütüphane 1
    Lenin Marks Engels Marksizm Sol Yayınları.pdf 19,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksist Öğreti Evrensel Basım Yayın.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksizm Devlet Üzerine Öncü Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksizm ve Gençlik Koral Yayınları.pdf 11,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksizm ve Revizyonizm Günce Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksizmin Üç Kaynağı Sol Yayınları.pdf 2,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Markszmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonumizm Koral Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Materyalizm ve Ampiriokritisizm Cilt 2 İnter Yayınları.pdf 9,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Materyalizm ve Ampiryoktisizm Sol Yayınları.pdf 9,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Mektuplar Evrensel Basım Yayın.pdf 2,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Ne Yapmalı 1. Baskı Sol Yayınları.pdf 9,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Ne Yapmalı Evrensel Basım Yayın.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Ne Yapmalı Sol Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Ne Yapmalı İnter Yayınları Künye Yok Pdf Değil.pdf 1 MB Kütüphane 1
    Lenin Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi Sol Yayınları.pdf 30,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi İnter Yayınları.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Proletarya Kültürü Yar Yayınları 4. BAskı.pdf 8,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Proletarya Kültürü Yar Yayınları.pdf 11,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Proleter Devrim ve Dönek Kautsky Bilim ve Sosyalizm Yayınları 5. Baskı.pdf 17,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Proleter Devrim ve Dönek Kautsky İnter Yayınları.pdf 13,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Proleterya Devrimi ve Dönek Kautsky Bilim ve Sosyalizm Yayınları 3. Baskı.pdf 21,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Rabochaya Gazeta'ya Makaleler Yenigün Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Redettiğimiz Miras Çağrı Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Resimli Kısa Biyografi Konuk Yayınları.pdf 13,3 MB Kütüphane 1
    Lenin RusSosyal Demokratlarının Görevleri Yeni Gün Yayınları.pdf 767 KB Kütüphane 1
    Lenin Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi Sol Yayınları 355. sy. eksik.pdf 15,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi Sol Yayınları.pdf 12,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Sanat ve Edebiyat Payel Yayınları.pdf 28,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Sanat ve Edebiyat Üzerine Payel Yayınları 1. Baskı.pdf 10,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Sendikalar Bugünkü Durum ve Troçki!nin Hataları Ekim Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Sendikalar Bugünkü Durum ve Troçki'nin Hataları Üzerine Honca Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 01 İnter Yayınları.pdf 26,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 02 İnter Yayınları.pdf 29,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 03 İnter Yayınları.pdf 41,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 04 İnter Yayınları.pdf 22 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 05 İnter Yayınları.pdf 20,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 06 İnter Yayınları.pdf 45,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 07 İnter Yayınları.pdf 30 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 08 İnter Yayınları.pdf 25,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 09 İnter Yayınları.pdf 20,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 10 İnter Yayınları.pdf 13,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 11 İnter Yayınları.pdf 60,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 12 İnter Yayınları.pdf 18,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastalığı Sol Yayınları 2, Baskı.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastalığı Sol Yayınları 7, Baskı.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Sosyalist Üretimin Örgütlenmesi Kor Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Lenin Sosyalizm ve Din Evrensel Basım Yayın.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Sosyalizm ve Savaş Sol Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Sovyet Yönetiminin Örgütlenmesi Ekim Yayınları.pdf 25,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Tarım Sorunları 1 Sol Yayınları.pdf 11,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Tarımda Kapitalizm Sol Yayınları.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Tasfiyecilik Üzerine Sol Yayınları.pdf 6,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Tek Ülkede Sosyalist Devrim Ekim Yayınları.pdf 24,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtuluş Savaşları Sol Yayınları.pdf 39,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı Sol Yayınları 8. Baskı.pdf 8,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı Sol Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Yaklaşan Felaket Ekim Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Yönetmeyi Nasıl Öğrendik Evrensel Basım Yayın.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Lenin vd. SanattaSosyalist Gerçekçilik Parşömen Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Örgütlenme Aydınlık Yayınları.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Örgütlenme Kaynak Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Lenin İlk Bolşevik Kongresi Tan Yayınları.pdf 11,7 MB Kütüphane 1
    Lenin İşçi Köylü İttifakı İşçi Sınıfının Emekçi Köylülükle İttifakı Üzerine İnter Yayınları.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Lenin İşçi Sınıfı ve Köylülük Sol Yayınları.pdf 15,7 MB Kütüphane 1
    Lenin'in Son Kavgası Öteki Yayınları.pdf 37,2 MB Kütüphane 1
    Lenin-Gorki Mektuplar Özgün Yayınları.pdf 6,5 MB Kütüphane 1
    Lenin-Stalin Gençlik Üzerine Evrensel Basım Yayın.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Lenin-Stalin Komsomol ve Parti Tarihsel Yayıncılık.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Lenin-Stalin Örgütlenme Üzerine İnter Yayınları.pdf 7 MB Kütüphane 1
    Lenin-Troçki Kronstadt Ataol Yayınları.pdf 6 MB Kütüphane 1
    Leninizm Leninizm Nedir 1. Defter İnter Yayınları.pdf 4,4 MB Kütüphane 1
    Leninizm Leninizm Nedir Yıldız Yayınları.pdf 10 MB Kütüphane 1
    Leninizm Proletarya Diktatörlüğü 3. Defter İnter Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Leninizm Proleter Devrimin Stratejisi ve Taktiği 7. Defter İnter Yayınları.pdf 572 KB Kütüphane 1
    Leninizm Proleter Devrimin Teorisi 2. Defter İnter Yayınları.pdf 5,9 MB Kütüphane 1
    Leninizm Tarım ve Köylü Sorunu 5. Defter İnter Yayınları.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Leninizm Ulusal Sorun ve Sömürge Sorunu 6. Defter İnter Yayınları.pdf 6,6 MB Kütüphane 1
    Lev Leontiev Marksist Ekonomi Politiğin İlkeleri Sol Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Lewis Thomas Bir Hücrenin Yaşamı E Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Lise Vogel Marksist Teoride Kadın Pencere Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Louis Aragon Elsa'nın Gözleri Kırmızı Yayınları.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Louis Athusser Güncel Müdahaleler İthaki Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Ludwig Feuerbach Tanrıların Doğuşu Say Yayınları.pdf 12 MB Kütüphane 1
    Luo Kuangpin-Yang Yiyen Kızıl Kayalar Kaynak Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    M. Kagan Estetik ve Sanat Dersleri İmge Yayınları-.pdf 10 MB Kütüphane 1
    M. Olcay Çam Kırlangıç Histeri Saray Yayınları.pdf 665 KB Kütüphane 1
    Mahlon B. Hoagland Hayatın Kökleri Tübit