• Çılgın Kız! Cehennemlik Koca! Bir cehennem hayat arkadaşının itiraflarını dinleyelim: Ey kutsal Koca, Efendim, kullarının en mutsuzu ben cariyenin sesine kulaklarını tıkama. Perişanım. Ayyaşın tekiyim. Kirliyim. Bu nasıl yaşam!Bağışla, yüce Tanrım, bağışla! Oy! bağışla! Nice gözyaşları döktüm! Dökeceğim de! Geleceğim yüz yüze kutsal kocayla! Kölesi olarak doğdum onun.Öteki döverse dövsün! Şu an yerin yedi kat dibindeyim, ey dostlar!.. dostlarım mı, ne dostları... Bu nasıl sayıklama, nasıl işkence... Saçma! Oy! acı çekiyorum, haykırıyorum. Acı çekiyorum gerçekten. Yine de, en aşağılık yüreklerin bile aşağıladığı ben, dilediğimi yapabilirim.Neyse, ilerde de yirmi kez söyleyip duracağımız günahımızı dökelim, o öylesine garip ve anlamsız günahı! Tutsağıyım, çılgın erden kızları yitirmiş cehennemlik Kocanın. İblisin ta kendisi. Ne hortlak, ne hayalet. Bilgeliğini yitirmiş, cehennemlik olmuş, canlı cenaze bana gelince, kimsenin öldüreceği yok! Nasıl anlatsam bilmem ki! Artık konuşamıyorum bile. Yaşlıyım, ağlıyorum, korkuyorum. Biraz serinlik Tanrım, nolur, nolur biraz serinlik! Dulum ben... Duldum.. doğrudur, ciddi bir insandım eskiden, iskelet olmak için gelmedim yeryüzüne!.. Ona gelince, tıpkı bir çocuk gibiydi. Gizemli narinliği baştan çıkardı beni. Tüm görevlerimi unutup ardına düştüm. Ne yaşam! Gerçek yaşam yok. Dünyada değiliz. O nerde, ben orda, başka çare yok. Çok vakit ateş püskürüyor bana, bana, şu zavallı ruha. İblis! İblis o biliyor musunuz, insan değil. Ne diyor cehennemlik koca: Kadınları sevmem ben, aşkın yeniden icadı gerek, belli. Kadınların istedikleri tek şey kendilerini sağlama almak, tek istedikleri güvenli bir ortam kazanmak, yüreği ve güzelliği hesaba kattıkları yok; soğuk bir horgörü geriye kalan, günümüzde evliliğin besini. Ya da ben kadınları mutluluğun işaretleriyle görüyorum, iyi arkadaşlar haline getirebilirdim onları, her şeyden önce parlamaya hazır odun yığını gibi duyarlı hayvanlarca parçalanmış arkadaşlar.Alçaklığı utkuya, vahşeti albeniye dönüştürüp dinliyorum onu. Uzak soydanım: atalarım İskandinavyalıydı: delip kendi böğürlerini içerlerdi kanlarını.Bedenimin her yanını bıçaklayıp yaracağım, döğmeler yapacağım, korkunç olmak istiyorum tıpkı bir Moğol gibi: göreceksin, uluyacağım sokaklarda. Öfkeden kudurmak istiyorum. Sakın mücevherler gösterme bana, sürünürüm, kıvranırım halıda. Zenginliğim her yerde kana bulansın isterim. Çalışmayacağım asla... Yakalıyordu beni iblis, nice geceler, boğuşup duruyorduk onunla! Çok zaman, geceleri, esrik, dikiliyor sokaklarda ya da evlerde karşıma, yüreğimi korkudan çatlatmak için. Besbelli, kesecekler boğazımı; iğrenç olacak. Oy onun, adım attığı her yere Cinayet kokusu yaydığı o günler! Gün olur, duygulu bir taşralı ağzıyla, gına getiren ölümü, dünyamızdan hiç eksik olmayan mutsuzlukları, çetin çalışmaları, yürekler acısı ayrılıkları diline dolar. Kafayı çektiğimiz batakhanelerde, içinde bulunduğumuz çıkmazı, köpeksi yaşantımızı düşünüp ağlardı. Kaldırmalı kara sokaklarda yığılıp kalmış ayyaşları. Yüreğinde küçük çocuklara karşı huysuz bir annenin acıma duygusu vardı. Din dersine giden küçük bir kız gibi boynu eğik başını alıp giderdi bazen. Tecimmiş, sanatmış, tıbmış, her konuda bilgiçlik taslardı. Peşinden ayrılmıyordum, böyle gerek! Kafasından okuyordum çevresindeki dünyayı, giysilerini, çarşaflarını, mobilyalarını; başka görünmesine uygun silahlar veriyordum eline. Neyi nasıl görmek isterse ben de öyle görüyordum her şeyi. Sıkıntılı, keyifsiz anlarında, iyi, kötü demeden uyuyordum acayip ve karmaşık davranışlarına. Dünyasına hiç mi hiç girmediğimden de emindim. Uyuyup kalınca sevgili bedeni; nice geceler, saatlerce başucunda uyanık, neden böylesine gerçeklerden kaçmak istediğini düşünüp dururdum. Nasıl bir istektir bu, kimsede görülmemiş. Toplum için gerçek bir tehlike olduğunu biliyor, ama onun hesabına endişe de duymuyordum. Yaşamı değiştirecek gizleri mi var acaba? Hayır aradığı da bu gizler diye yanıtlardım kendimi. Kısacası erdemi büyüledi ve ben de bu erdemin tutsağı olup çıktım. Başka hiçbir can bu erdeme katlanacak gücü, salt o korusun, sevsin diye harcanan umutsuz gücü bulamazdı kendinde. Zaten bir başkasıyla birlikte hiç düşünmedim onu: Meleği belli zaten, onun meleği, asla başkasının olamaz, kanım bu. Hani sizden çok daha az soylu birini görmemek için sarayınızı boşaltırsınız ya, işte böyle bir saraydaymış gibi ruhuna yerleşmiştim: işte böyleydim. Yazık! öylesine bağlıydım ona. Ne istiyordu sanki benden, renksiz alçak varlığımdan? Ne güldürüyordu, ne de öldürüyordu! Birkaç kez, hazin bir öfkeyle; Seni anlıyorum,diyecek oldum, aldırmadı bile. Böylece günbegün acımı tazeleyerek çoktan silip atmamışlarsa defterlerinden eğer, bana bakan tüm gözlerde olduğu kadar kendi gözlerimde de şaşkın ve yitik, erdemini daha bir kanıksıyordum. Öpüşleri, dost kucağı benim için gökyüzüydü, girdiğim ve zavallı, dilsiz, sağır ve kör, hep kalmak istediğim hüzünlü bir gökyüzü. Alışmaya da başladım. İki tatlı çocuk gibi görüyordum ikimizi, hüzün Cennetinde özgür gezinen. Uyumluyduk. Coşkulu, çalışıyorduk birlikte. Ama yüreğime işleyen bir okşayıştan sonra konuşmaya başlardı: Garip gelecek sana bütün bu geçen günler, bir gün buralarda olmadığımda. Kollarım boynuna dolanmadığında, başın yüreğimde dinlenmediği, şu ağız gözlere değmediği zaman. Çünkü gitmem gerekecek çok uzaklara bir gün. Hem sonra ötekilere de yardımcı olmam gerek; görevim bu. İç açıcı olmasa da..., sevgili can...Onu gitmiş düşündüğüm an, başım döner kaybolurdum korkunç bir karanlıkta: Ölümde. Beni bırakmayacağına söz verdirirdim. Yirmi kez verdi o âşık sözünü. Benim seni anlıyorum deyişim kadar sudandı onun sözü de. Ah! hiç mi hiç kıskanmamıştım onu. Beni terk etmeyecek, öyle sanıyorum. Hali ne olur sonra? Hiçbir deneyimi yok; çalışamaz da. Uyurgezer gibi yaşamak sevdasında. İyilik, yardımseverlik yeterli mi gerçek dünyada? Zaman olur içine düştüğüm acıklı durumu unuturum: güç verecek bana o, ilden ile gezeceğiz, çöllerde avlanacağız, bilmediğimiz kentlerin kaldırımlarında uyuyacağız, kimsesiz, gamsız. Uyandığımda, onun büyülü gücüyle, ya yasalar, gelenekler değişmiş olacak; ya da dünya hep aynı kalıp beni özlemlerimle, kıvançlarımla, aldırmazlıklarımla baş başa bırakacak. Oy! nice acı çektim, ödül olarak çocuk betiklerindeki serüvenli yaşamı verecek misin bana? Veremez. Ülküsü ne bilmiyorum. Pişmanlıkları, umutları olduğunu söyledi: İlgisi yok bu sözlerin benimle. Tanrıyla mı konuşuyor? Tanrıya başvurmalıydım belki de. Uçurumun en dibindeyim, dua edemiyorum artık. Alaylarını anlayamadım, acılarını açıklasaydı anlayabilir miydim acaba? Saldırıyor üstüme, dünyada benimle ilgili ne varsa onlardan utanç duymam için uğraşıyor saatlerce, ağlasam öfkeleniyor. Güzel ve sessiz eve giren şu gösterişli delikanlıya bir bak: adı Duval, Dufour, Armand ya da Maurice ya da onun gibi bir şey. Bir kadın gönlünü kaptırdı işte bu haylaz puta: kadın ölü, kuşkusuz şimdi gökyüzünde ermiş oldu. Öldüreceksin beni, tıpkı delikanlının o kadını öldürdüğü gibi. Yazgımız bu bizim de, bizim gibi iyilikseverlerin...Yazık! gün oldu, bir şeyler yapmak isteyen tüm insanlara gülünç sayıklamaların elindeki bir oyuncak gözüyle baktı; uzun uzun vahşice gülerdi. Gün olur genç bir anneye, bir ablaya dönerdi. Hiç değil daha az yabanıl olsaydı! Esenliğe kavuşurduk. Tatlı haliyle bile öldürüyor insanı. Çaresiz, girmişim boyunduruğuna bir kez. Ah çılgın kızın tekiyim ben! Bir gün belki görkemli bir şekilde ortalıktan kaybolacak, gökyüzüne çıkacaksa bilmeliyim, görmeliyim azıcık göğe yükselişini küçük dostumun! Ne garip çift!
  • Allah ilmi sadece sevdiğine,
    hali sevdiğine ve sevmediğine verir.
    Çünkü ilim sabit, hal gidicidir.
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Sofilere sohbet gerek
    Ahilere ahret gerek
    Mecnunlara Leyla gerek
    Bana Seni gerek Seni
    { Yunus Emre (ks) }

    Bilgi olarak varlığı ihata ettim, bizim için yoktur Kalbimizde Allah'tan başkasına dair bilgi Bilmeyen insanlar benim sevgimi takip etse bile Sana hakikatlerin mahiyetinden sormazlar.
    { Muhyiddin ibn Arabi (ks) }

    Şayet kul ahlâk-ı hamidenin mertebelerini bir bir güzel ahlâkla kat ederse, Allah'ın onu koruduğunu şöyle tefekkür etmeli.
    1. Sabır ile telaşlanmaktan,
    2. Şükürle nankörlük etmekten,
    3. Adil olmakla zülüm işlemekten,
    4. Uyanmakla uyuya kalmaktan,
    5. Hatırlamakla unutmaktan,
    6. Dikkatli olmakla gaflette bulunmaktan,
    7. Ayıklıkla sarhoşluktan,
    8. Ümid var olmakla umidsizlikten,
    9. Güleryüzlü ve geniş olmakla ekşi suratlı ve sıkıntılı olmaktan,
    10. Cömert olmakla varlık kölesi olmaktan,
    11. Unsiyetle heybetten,
    12. Cemali temaşa ile Celalden,
    13. Mutedil olmakla Cemala takılı kalmaktan,
    14. Visalle arzularla yetinmekten,
    15. Hatalardan geri dönmekle yerinde kalmaktan hep Allah'ın onu koruduğunu mülâhaza etmeli
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    İlim ilim bilmektir
    İlim kendin bilmektir
    Sen kendini bilmezsin
    Ya nice okumaktır
    { Yunus Emre (ks) }

    İnsan, hayret edilecek şekilde bir varlıktır.
    Hilafete liyakat peydan eylemiş; emanet ağırlığını dahi yüklenmiştir.
    Sana anlatılacak olan, insanın duyulmamış hususiyetlerini dinle...
    İnsan muamelesi, o mertebeye ulaşmıstır ki; onun için, mücerred ehadiyet aynalığı hasıl
    olmuştur. Boylece de, Zat-ı Ehadiyete bir zuhur mahalli oluyor.
    Hem de, sıfatların ve şuunatın iktiranı olmadan...
    Halbuki Hazreti Zat, butun vakitlerde sıfatları ve şuunatı özünde toplamaktadır. Asla
    aralarında ayrılmak yoktur. Hem de vakitlerin hiçbirinde...
    Üstte anlatılan cümlenin daha açık manası şoyledir:
    İnsan-ı kamil, Yuce Mukaddes Hazret-i Zat'tan gayrının esaretinden halas olduğu zaman;
    onun için Zat-ı Ehadiyet ile alaka meydana gelir.
    Bu durumda; sıfatlardan, şuundan hiçbir seyin mulahazası, nazara alınması, maksud ve matlub olması onun için yoktur.
    “İnsan sevdiği ile beraberdir.”
    { İmam-ı Rabbani (ks) }

    İrfan sahibi ve bilgi sahibi olan, bütün gücünü Hakk’a yakın olmaya harcar. Âhirete geçmeden önce Hak yakınlığını burada bulmayı arzular. Gayretini bu yolda harcar.
    Hak yakınlığı bulunduğu an, kalp yolculuğu biter. Ondan öte yol yoktur. Sır âleminin yürüyüşü de sona erer...
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    Âşık ile ma’şûk hoştur; onların arasında tam bir teklifsizlik vardır.
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    “..Allah, her zaman beni kutlayın, beni kutlayın! da demez.
    Çünkü bunlar hayret ve taaccub ifade edensözlerdir.
    Hak nasıl olur da hayret ve taaccub beyan eder?
    Eğer kuluna ait bir ilgi dolayısıyle
    taaccup ifade eden subhan kelimesini kullanırsa doğru olabilir..”
    { Sems-i Tebrizi (ks) }

    "..Yavrum, hâl hâsıl olmasını istemek, hâlleri veren sevgili olduğu içindir. Onun sevgisi var ise, hâl olsa da, olmasa da birdir.."
    { İmam-ı Rabbani (ks) }

    Seven bir iddia sahibidir ve bu nedenle sınanmaya müstahaktır. Muhabbet iddiası olmasaydı, yükümlülük gerçekleşmezdi. Muhabbet olmasaydı sevilen el-Latif' ten bir karşılık talep etmezdik ; dilerse vuslat, dilerse ayrılık olur !
    Bir kişi O'nu sevdiğini iddia ederse el-Latif kendisini sınar.
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Aciz, zayıf ve muhtaç bir kul olarak, seni sevmemde yadırganacak hiçbir şey yok. Şaşılacak şudur ki, Padişah ve hiçbir şeye muhtaç olmayan bir Gani'yken sen beni seviyorsun!
    { Bayezıd-ı Bestami (ks) }

    "..O olmasaydı biz olmazdık. Ama bizim olmamamız yüce Allah’ınolmamasını gerektirmez.."
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    "..Hallerin lezzetlerinden kaçın.."
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Senin yanında âşıklar kanatlanır uçarlar, Gözlerinden ciğer kanı saçarlar.
    Ben senin kapında toprak gibi oturmuşum. Yoksa başkaları rüzgâr gibi gelipgeçerler.
    { Şems-i Tebrizi (ks) }

    “Allah yücedir.” Sonsuz yücelik ve azamet sahibidir.
    Öyle ki yüceliğinin ve azametinin ölçüsünü bilmek, bir ölçüyle sınırlandırmak mümkün değildir. Mülkünde işini bozacak kimse yoktur. O her şeyden yücedir, mülkünde iradesi ve
    kudreti doğrultusunda tasarrufta bulunur. Kimse O’nun adaletini de etkisizkılamaz.
    O her şeye hakkını, hikmeti doğrultusunda eksiksiz verir. “Acele etme…” zevkinson sınırına ulaşmak maksadıyla heyecanla uyanan şevkten dolayı ledünni ilmi cem mahzeninden almak için acele etme. “Önce…” onun sana varit olmasına hükmedilmesinden ve sana
    ulaşmasından önce acele etme. Çünkü ilim ve hikmetin nüzulü, senin kabiliyet açısından kaydettiğin yükseliş mertebelerinin terettübüne bağlıdır. İstemekte, feyizlenme hususunda aşırı talepkâr olma. Çünkü feyiz tükenmez. Arınma, yükseliş ve güzelliklerle bezenme hususunda artış kaydetmek suretiyle feyizde artışı talep et. Daha fazlasını istemek, ancak hal duasıyla ve istidat diliyle olur; kabul imkânı oluşmadan bir an önce istemekle, talep etmekle olmaz. Her öğrendiğin, bildiğin şeyle birlikte,
    ondan daha yüce ve daha gizli olanını kabul etme yeteneğin artar. Adem (a.s) kıssası ve bu kıssanıntevili daha önce birkaç kere geçti. “Şimdi burada senin için ne acıkmak vardır, ne de çıplak kalmak.” Çünkü ruhani âlemde maddi giysilerden arınma esnasında zıtların çatışması söz konusu olamaz. Aynı şekilde, fesada yol açan bezenme de gerçekleşmez. Bilakis nefis, tükenmesinden ve yok olmasından endişe duymadan, emin olarak maksadın gerçekleşmiş olmasıyla lezzet alır.
    { Abdürrezzak Kâşani (ks) }

    "..talipleri sa’yi sülûke tergib etmelidir. Yalnız kendi müşahedeleriyle hareket ettirmemelidir. İsm u resm ve nuru bir kerre görmeleriyle menzili âhire geçirmemelidir. Ta ki olduğu menzilin zevk
    ve hali zuhur etmeyince.."
    { Hasan Sezai (ks) }

    İlâhî duygularda kalbin sakin olması lazımdır.
    Elde edilmesi gereken en üstün şey, kalbin sakin olmasıdır.
    Kalbe sükûn hâli yerleşmesi için,
    nefsin sabırlı ve şahsî şeylerin yok olması lazımdır. Bu olunca kalp, Hak yakınlığı ile dirilir.
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    Ey evlat!
    Gücün yettiği kadar duyduğun mânevi zevki sakla; güçlü olursan bunu yap. Duygulara alt olursan mazur sayılırsın. Sevgi, perde ve örtüleri harap eder, haya duvarını yıkar, vücut yapısını bozar, halkı görmeyi yok eder. Halk sevgisi kalpten zorla çıkarılmalıdır. Hak sevgisini kalbine yerleştiren, o sevginin mağlûbudur. O sevgi ayağından çıkan tozu sürme yap, gözüne çek. Bu sayede her gördüğün şeye, içinden kopup gelen her duyguya: “Bu nefisten geliyor, bu kalpten geliyor, bu halktan geliyor ve bu da Hak'tan geliyor” diyebilirsin..
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    Asığın sevgisi, Sevgilinin ihsanıyla, iyilikleriyle artmamalı, Sevgilinin cefalarıyla de azalmamalıdır.
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    " Muhabbetin alameti, emir ve yasaklarında , sevinçte, nahoş bulunan durumlarda, zararda ve mutlulukta sevilene uymaktır. Sevginin delili , ihsan eden ve lütfeden Allah'a hamdolsun
    ifadesidir. Buna mukabil sevilmenin delili de ' Her durumda Allah'a hamdolsun ' demektir.
    Hz. Peygamber sevinçli durumlarda şöyle derdi : ' Nimet veren ve ihsan eden Allah'a hamdolsun '. Sıkıntı anında şöyle derdi : ' Her durumda Allah'a hamdolsun ' . “
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    "..Tecellilerin telvinatı, sıfatlardan ve şunaattan haber verir. Hazret-i Zat telvinattan münezzeh ve müberradır. Orada kapanma mecali de yoktur.."
    { İmam-ı Rabbani (ks) }

    "..en garip işlerden birisi Hakkın insan vasıtasıyla gizlenmesi ve artık görülmeyişidir. Bilinmek için de insan vasıtasıyla zuhur eder ve böylece bilinir. Bu sayede insan perde olma
    halini ve zuhuru kendinde toplar: insan izhar eden-gizleyen, keskin-kör kılıçtır. Hak bu durumu ondan görür, çünkü bu özellikte onu yaratmıştır. İnsan da kendinden bunu görür,
    çünkü kendinden habersizkalmaz.
    Aynı zamanda insan kendisine ulaşılamayacağını bildiği şeye ulaşmak isteyendir. Öyleyse insan, kendisinden gerçekleşmesini irade etmediği bir fiili bir kimseye emrederken Hak gibidir. Bu durumda Hak, Müriddir ve değildir. Öyleyse Hak bizim gözlerimizin sedefi olmasaydı, biz O'nu bilmenin sedefiolmazdık.
    Sedefte inci oluşur. Öyleyse inci ve sedef varlıkta oluşurlar ve varlık O'ndan başkası değildir. Fakatbu durum bize gizli kalmıştır. Bu gizlenme bir koruma gİzlenmesidir. Sonra bizi izhar etmiş ve bize bizimle tanınmıştır. Allah bizi kendisini tanımak üzere bize yönlendirmiştir. Biz kendimizi tanıyınca, kendisini bilmeye perde olduk. Öyleyse iş inciyi örten sedefin dışına
    çıkmamış olsa bile zaman zaman çıkar.."
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    "..Bir kimse, "bana tecellî ettikten sonra benden gizlendi" diyorsa, ona kesinlikle tecellî etmemiştir.."
    ...

    "..Hakk'ı bir kayd ile bağlamayıp O'na mutlak olarak iman eden kimse, O'nun her bir surette değişik bir tecelli gösterdiğini inkar etmeyip gerçekler.
    O kimse, Hakk'ın bitmez tükenmez tecellilerindeki suretlerini yine Hakk'tan bilir.."
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Başka aşıkların aşkı halden hale inkılap eder.
    Benim aşkım ve benim maşukumun ise zeval ve intikali yoktur.
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    Et-Telvin: Kulun hallerinde intikal edişi. Bir coğuna gore bu eksik bir makamdır.
    Bize gore makamların en mukemmelidir. Kulun bu makamdaki hali yuce Allah'ın şu sözunde işaret ettiği hal gibidir: "Kulle yevmin huve fi şe'n: O her gün yaratma halindedir."
    ...
    Değişme ve başkalaşma Hakkın varlığında
    görülen suretlerde ortaya çıkar. Hak üzerinde bulunduğu durumdan değişmemiş ve
    başkalaşmamıştır.
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Hak bir gönül verdi bana,
    Ha demeden hayran olur.
    { Yunus Emre (ks) }

    Hal güzel bir gelinin cilvesidir; makam ise o gelinle halvet olup vuslatına erişmektir.
    Gelinin cilvesini padişahta görür, başkaları da. Fakat onunla vuslat ancak aziz padişaha mahsustur. Gelin, havassa da cilve eder, avama da. Ama onunla halvete giren ancak padişahtır.
    Sufiler içinde hal ehli çoktur, fakat aralarında makam sahibi nadirdir.
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    Ciğeri yakan düşünceden, gözüme uyku girmedi, acabâ o sevgilim, geceyi kiminle geçirdi?
    { İmam-ı Rabbani (ks) }

    Aşk, âşık ve mâşuk arasında bir perdedir. Âşık, aşktan fena bulduğu zaman sevgiliye kavuşur.
    { Mahbubi Subhani Abdulkadir Geylani (ks) }

    "..Bilmiyenler, tanıyamaz bileni, o hâlde, sözü kısa kesmeli.."
    { İmam-ı Rabbani (ks) }

    "Allah'a yemin ederim ki, biz yalnız aşk ile de kanaat etmeyiz, aşkı da yeter bulmayız."
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    Aşk yolunda yürür, yol alırsan bilirsin, anlarsın ki, bu dünyada gördügümüz bubağlardan, bu gül bahçelerinden başka bağlar, başka gül bahçeleri de vardır.
    Gönül ansızın beni aldı, o tanınmıs aşk otağına götürdü. Ben, aşk otağındaki sultanın yüzünü görünce kendimden geçtim. Gonül de bir başka şekilde kendinden geçti.
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    “..Gönüller alan o büyük, o eşsiz varlığın yakınlığı, sanmam ki canda bile bulunsun.
    O bize canımızdan daha yakındır.."
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    Aslında aşk, bir perdedir. Var olan, diri olan ancak Sevgilidir. Aşık ise bir ölüdür, var gibi görünen bir yoktur.
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    "..İlk basamak, İslam’dır. İslam, boyun eğmek demektir. Son basamak ise, yükselişte fenâ (beşeri özelliklerin silinmesi), çıkışta ise bekâ’dır (Hakka ait özelliklerle bezenmek). Bunların arasındaise, diğer basamaklar vardır. Bunlar iman, ihsan, bilgi, takdis, tenzih, zenginlik, yoksunluk, horluk, izzet, değişme, değişmede temkin -çıkarken- fenâ, - mertebeye girmek söz konusuysa- bekâ’dır. Son dereceye varıncaya kadar, herhangi bir dereceden çıkarken, tecelli ilimleri kişinin zahirinde arttığı ölçüde batınından eksilir.
    Mertebeden çıkanlardan isen ve son basamağa ulaşırsan, Hak senin değerine göre zahirine bizzat zuhur eder ve yaratıkları içinde Hakkın mazharı olursun. Bâtınında ise, O’ndan asla bir şey kalmaz ve bâtının tecellileri bir anda senden silinir. Hak seni katına girmeye davet ederse,
    bu davet sana bâtınında tecelli ettiği ilk tecellidir. Söz konusu tecelli, zahirinde eksildiği ölçüde, bâtınında gerçekleşir. En sonunda, son dereceye ulaşırsın. Son dereceye ulaştığında,
    Hak zatıyla bâtınına zuhur eder ve artık zâhirinde tecelli kalmaz. Bunun nedeni, kul ve
    Rabden her birinin kendisine özgü varlığının yetkinliğindebulunmasıdır. Binaenaleyh söz konusu artış ve eksilişe rağmen, kul her zaman kul, Rab her zaman Rab’dir.."
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    "..Ariflerin aşkına gelince, görünüşte o aşkın bir izi, bir eseri yoktur. Çünkü marifet, sadece arif âşıklara verilen ve sadece onların bildiği sır gereğince, tabii sevginin izlerini siler süpürür. Arif olan âşık dirikalır, ölmez. Mücerret bir ruhtur o. Ârifin taşıdığı aşktan tabiatın bir haberi yoktur. Aşkı ilahi aşktır, rabbani şevktir. Allah’ın “Kuddus” ismiyle güçlenmiştir. Duyulur (duyularla kavranır) sözlerin tesirlerinden güvencededir.."

    "..Ruhani sevgi, ilahi sevgiyle tabii sevgi arasında bir noktadadır. İlahi sevgi, varlıkta değişmez olarak kalır, fakat âşıktaki tabii sevgiden dolayı bu durum, onun üzerinde değişikliğe neden olabilir, böyle olmakla birlikte onu “fena” haline ulaştıramaz. Çünkü “fena” hali daima tabii sevgi yönündengelir.
    Varlığın “beka” hali ise ilahi sevgi yönünden gelir.."

    "..İlahi sevgiye tutulan âşık; cisimsiz bir ruhtur, tabii sevgiye tutulan âşık ruhsuz bir cisimdir. Ruhani sevgiye tutulan âşık ise; hem cismi hem ruhu olan bir varlıktır. Öyleyse tabii, unsûrî aşka tutulan âşık kendisini değişikliğe uğramaktan koruyacak bir ruha sahip değildir. Bu nedenle sevgiye dair sözler, tabii aşka tutulan birini etkileyecektir, fakat ilahi aşka tutulan aşığı etkilemeyecektir. Ruhani aşka tutulanaşığı ise biraz etkileyecektir.."
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Vuslatta delil ve alamet olur mu? Sıfatlarla perdelenmiş olan kişi, ancak sıfat görür.
    Zatı kaybeden kişidir ki sıfatlarda kalır. Oğul, Allah`a ulaşanlar, zata gark olmuşlardır.
    Artık onlar sıfatlara nazar ederler mi?
    Başın ırmağın dibinde oldukça renge bakabilir misin? Suyun rengine bakmak için dipten çıktın mı?
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    Kadim dediğinde de, sonradan var olan silinirken Allah dediğinde alem yok olur.
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Seni unutmayanı unutma.
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    Hal akıllarla ve zekalarla oynar durur İsimlerin varlıklarla oynaması gibi
    Alemde düşmanlık ve düşman olma hali buradan ortaya çıkar.
    Müşahede sahibi alimde zıdların kendisinde bulunması nedeniyle hal değişmesi olmaz. Çünkü
    o bütünüyle Haktır. İşaret ettiğimiz hususu anlayınca, nasıl dost ve düşman olunduğunu, kimindüşman olduğunu, kiminle dost olunduğunu ve kimin dost olduğunuöğrenirsin.
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Aşkım, ab-ı zülalden daha latif ve paktır.
    Bana aşk ile oynamak helaldir.
    Başka aşıkların aşkı halden hale inkılap eder.
    Benim aşkım ve benim maşukumun ise zeval ve intikali yoktur.
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    Allah'a aşık olan mutlaka O'na kavuşacağından emindir; şuraya buraya yönelerek telaşa
    kapılmaz.
    Çünkü bilir ki Allah zamanla ve mekanla kayıtlı değildir ki bu yüzden oraya buraya yönelsin.
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Rabia Hatun’a biri şöyle sordu:
    —İrfan sahibinin olgun hali nasıl olur?
    Şu cevabı verdi:
    —Rabbin sevgisiyle yanıp kül olmakla olur. Bu yanmanın alameti de şunlardır: Verileni
    görmeden vereni görmek,
    Yapılana bakmadan yapanı görmek, İç alemin denizinde kaybolmak,
    Her şeyi bırakıp, halkla sakin olmak ve nefse uymamak.
    { Ahmed Er-Rufâî (ks) }

    Aşkın, ebedî devlet madenidir;
    fakat güzel yüzünü görmek, sana kavuşmak, daha da zengin bir maden.
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    Ben Kur'an ve Fatiha suresiyim
    Ruhun ruhuyum, canlıların ruhu değil
    Kalbim bildiğimin katında yerleşmiş
    O'nu müşahede eder; dilim ise sizin yanınızda Göz ucunla bedenime doğru bakma
    Ruhunu şarkılarla beslemekten uzak dur
    Zat'ın zat deryasına dal da
    Gözlere açılmamış sırları gör
    Ayrıca sırlar belirsizce gözükür
    Manaların ruhlarıyla gizlenmiş olarak
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Dünyanın içinden çıkılmaz sıkıntılı işlerinden kurtulmaya bak. Allah'tan bunu iste. Dünyanın verdiği kisveyi çıkar ve hemen kaç. Nefse ait libası da çıkar. Hakk'ın kapısınayürü. En güç iş, nefsin elinden kurtulmaktır; ondan kurtulunca, siva -Hakk'ın zâtından gayri- da kendiliğinden silinir. Bu hâl, sivayı nefsin özü olarak anlarsan olur. Böyle ise nefsi bırakınca
    Rabb’ini oracıkta bulursun.
    Orada, hemen nefsini O'na teslim et. O'na teslim olunca selâmeti bulursun.
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    "...Hırs atını yıldızlara doğru sürmüşsün, onlara dair bilgiler elde ediyor, mesafeler ölçüyor,
    yeni yeni yıldızlar keşfediyorsun da,
    kendini keşfedemiyorsun. Meleklerin secde ettikleri adamı tanımıyorsun..."
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    "Ey insanlar siz Âlem-i Kübrasınız ve bütün âlemler Âlem-i Süğradır."
    { Ali (kv) }

    Bilirsen onu kimdir sen nesin başta;
    Bulursun kendini hemen o yüce zatta.
    Kimin gölgesi olduğunu bir bilsen,
    Gam çekmezsin yaşasan veya ölsen.
    { İmam-ı Rabbani (ks) }

    Huzurun, beş mertebesi vardır: Birincisi, sadece hakîkati/ayn açısından bir şey ile "hazır olmak" İkincisi, sadece varlığı açısından bir şey ile "hazır olmak" tır. Üçüncüsü, sadece rûhânîyeti açısından bir şeyile "hazır olmak" tır. Dördüncüsü, sadece sureti açısından bir şey ile "hazır olmak" tır. Beşincisi ise, zikredilen dört hükmü birleştiren mertebesi açısından bir şey ile "hazır olmak" tır. Hak ile huzur ise, ya Hakkın zâtı açısından veya isimleri açısından gerçekleşir. İsimleri açısından Hak ile huzurun konusu, ya fiil isimlerinden birisi veya sıfat isimlerinden birisidir. Binaenaleyh, fiillere ait olan isim, fiille taayyün eder ve türlerine göre
    ayrılır. Sıfatlar yönünden gerçekleşen huzurun konusu ise, ya selbî veya sübûtî bir durumdur/emir. Konusu Zât olan huzur ise, ya zihinde "sem'î itikat" veya "nazarî burhan" veya"nebevi imân"ın bildirmesi veya zevkî müşahededen veya hepsi veya bir kısmından meydana gelmesi yönünden oluşmuş bir emre racidir; bütün bunların, "huzur" sahibine
    nisbetle beş hükmün birisine veya hepsine göre olması gerekir. Binaenaleyh huzur mertebelerinin en kâmili, özel bir ilişki açısından muayyen bir itibara bağlı olmaksızın Hak ile hazır/huzûr mea'-Hak olmaktır. Bu huzurun sahibi, vücûdî veya nispî veya "cem" ve "fark"
    suretiyle birlikte selb ve ispata bağlı olan isimlerle ilgili bir hükmün itibarıolmaksızın veya bunlardan birisiyle sınırlanma veya "sınırlanma/takyit" sırrıyla hepsiyle sınırlanmadan Hak ile birliktedir/huzûr. Böyle olmayan huzur ise, sahibinin sırât-ı müstakim ehli olması şartıyla, ya özel bir mertebe açısından veya muayyen bir isim açısından nispî bir huzurdur. Huzurun sahibi sırât-ı müstakim mensubu değilse, o huzur, her durumda "siva/başka" ile huzurdur.
    { Sadreddin Konevi (ks) }

    Nişansız, izi belli olmayan bir ruh var.
    Biz onun izine düşmüşüz, eserlerine dalmışız.
    O mekanı olmayan bir ruhtur. Fakat başımızdan ayağımıza kadar her birimiz onun mekanı olmuştur.
    { Mevlana Celaleddin-i Rumi (ks) }

    Yarattığını istediği gibi yaratmıştır; bunu da ne bir menfaat temin etmek, ne bir zarardan korunmak ve ne de kendisine yapılan bir dileği veya söylenen bir fikri yerine getirmek için yapmıştır; aksine, mahlûkaâit
    değişme ve bozukluklardan uzak olan bir irâde ile yaratmıştır. O, varlığı yaratma kudretinde "Tek"tir. Zararı defetmede, belâyı izâle etmede, varlıklara farklı suretler vermede ve halleri değiştirmede "Tek"tir.
    Takdir ettiği şeyi takdîr ettiği zamana sevk eder. Mülkünü idarede yardımcısı yoktur. O
    Hayy'dır/diridir; ama O'nun hayâtı ne kazanılmış, ne de mukadder bir hayattır. O; muhdes/yaratılmış olmayan, gizli olmayan ve sonuna ulaşılamayan bir ilimle Âlim'dir (ilim
    sahibidir). O sınırlanamayan bir kudretle Kâdir'dir (kudret sahibidir). Muhdes ve mütenâkız/çelişkili olmayan bir irâde ile Müdebbir'dir (işlerini gerçekleştirendir). Unutmayan bir Hafîz'dır (koruyan ve bilen). Uyumayan bir Kayyûm'dur. Kendisini gaflet basmayan bir Rakîb'dir/gözetleyendir.
    Kabz/sıkıntı ve bast/ferahlık veren O'dur. Razı olur ve gazaplanır. Bağışlar ve merhamet eder.
    Var etmiştir ve yok etmiştir; "Kadir" denmeye müstehaktır. Yarattıklarının illetlerini (kusurlarını, sıkıntılarını) yok etmiştir ve onları mükemmel bir vasıfta yaratmıştır; "Rab" denmeye müstehaktır. Kullarının fiillerini, onlardan istediği duruma göre yaratır; "İlâh" denmeye müstehaktır. Kıdemdeki ilmiyle çelişecek yeni bir ilmi sâdır olmaz; gerçekten de "Âlim"dir denmeye müstehaktır. O'nun zâtına ve sıfatlarına hiçbir şey benzemez; o halde O'nun hakkında "O'nun benzeri gibisi yoktur"332 demek vacip olmuştur. Kâim (ayakta,
    mevcut) olan her şey ancak O'nun ezelî kıyamı ile kâimdir.
    Her canlı hayâtını ancak O'nun emriyle elde etmiştir.
    Eğer akıl, O'nun izzeti için bir misâl getirecek olsa, ya da ilim O'nun celâli/yüceliği için bir cedele tutuşacak olsa; bunda fehim şaşırıp kalır, fikrin dili tutulup dehşete düşer. Ancak
    bütün yüceliğiyle ta'zîm ortaya çıkar. O'nun tenzihi için bir bedel/ karşılık bulunamaz.Tevhidine güç yetirilemez.Tefrîd/tevhîd yollarına tevazu ile sülük etmiş olan takdis/ zikretme orduları karşıdan çıkıverir!
    O'nun künhünü bilmek hususunda kapılar kibriyâ örtüsü ile kapalıdır. Gözler, O'nun ehâdiyetinin/birtekliğinin hakikatini idrâk etmekte O'nun beka nuru ile yorgun düşer. Eğer mahlûkatın bütün ilimleri ayaklanıp bir haberin peşine düşecek olsalar, ya da bütün herkesin
    bilgisi bir iz sürerek ulaşabildiği yere kadar ulaşsa, benzersizlik sebebiyle, onlara kemâl örtüsüne sahip ancak bir şimşek/bârika parıldayabilir. Onun yüceliğini övmenin komşuluğuna güç yetiremezler. Onların idrakleri ve bu uğurdaki kuvvetleri kıdem vasıflarına vâsıl oldukları anda ebed sıfatları ile iptal olur. Bu, ezelde infisâl/ayrılık takdir edilmemiş bir vuslattır; bunda infisâle dönüş yoktur.
    Bu durumda, en şerefli kudsiyet canibinden illetleri (sebep ve hastalıkları) öldüren bir heybet belirir; adedi ortadan kaldıran bir infirâd/birlik, sınırı muhal kılan bir vücûd/varlık, keyfiyeti
    yok eden bir celâl/yücelik, misli/ benzerliği düşüren bir kemâl, vahdeti gerektiren bir vasıf/sıfat, mülkü kuşatan bir kudret, hamdi/övgüyü bitiren bir mecd/şan, göklerde, yerde, bu ikisi arasında, toprak altında ve denizlerin dibinde olanları, biten her bitkiyi ve tüyü, düşen her yaprağı, taşların ve kumların sayısını, dağların ağırlığını, denizlerin ölçüsünü ve kulların
    amellerini, eserlerini ve nefeslerinin sayısını kuşatan/bilen bir ilim...
    O, yarattıklarından farklıdır. Hiçbir mekan O'nun ilminden uzak kalamaz. O, varlığını ispat
    etmeleri ve
    tevhîd etmeleri için kendisini sıfatlarıyla mahlûkâtına tanıtmıştır; O'na, benzerler koşmaları
    için değil...îmân, O'nun sıfatlarını tasdik ederek, ilme'l-yakîn ile ispat etmektedir. Ama o sıfatların hakikatine vâkıf olmak gaybdan başka bir şey değildir; aklın O'nun sıfatlarını idrâke
    mecali yoktur.
    Vehim O'nun hakkında ne anlatırsa anlatsın, fehim O'nunla ilgili ne görürse görsün, akıl O'nu nasıl hayâl ederse etsin, zihin Onu nasıl tasavvur ederse etsin, Allâhu Teâlâ'nın azameti, celâli ve kibriyâsıonların hepsinin hilâfınadır. "O evveldir, âhirdir, zahirdir, bâtındır. O her şeyi bilendir." 333

    332 Şûra, 42/11.
    333 Hadîd, 57/3.
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    Rabbimiz Allâhu Teâlâ, yüceliğinde yakın ve yakınlığında yücedir. Mahlûkatı kudretiyle O
    yaratmıştır.
    İşleri hikmeti ile takdir eden O'dur. İlmiyle her şeyi kuşatmıştır. Kelimesi/sözü tamdır.
    Rahmeti umûmîdir. Ondan başka ilâh yoktur.
    O'na şirk/ortak koşanlar, O'nun dengi olduğunu iddia edenler, ya da O'nun benzeri veya
    rakibiolduğuna inananlar yalancıdır. O; yarattıklarının sayısınca, arşının genişliğince, kendisinin razı olduğu ölçüde, kelimelerinin mürekkepleri kadar, ilminin sonsuzluğunca, dilediği ve yarattığı kadar sübhândır.
    "Gaybda olanı ve görünürde olanı bilendir.323 "Rahman, Rahim" "Melik, Kuddûs, Aziz ve Hakim'dir."i324 Vahid'dir, Ehad'dır, Ferd'dir, Samed'dir. "Doğmamıştır ve doğurmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir." 325 "O'nun benzeri gibisi yoktur. O işitendir, görendir."i326
    O'nun benzeri ve dengi yoktur.
    Yardımcısı ve destekçisi yoktur. Ortakçısı ve veziri yoktur. Eşi ve danışmanıyoktur.
    O, cisim değildir ki dokunulsun. Cevher değildir ki hissedilsin/algılansın. Araz değildir ki uzak/yok olsun. Bir şeylerden birleşmiş/mürekkeb değildir ki dağılsın. Âlet/araç sahibi değildir ki temsil edilsin, benzeri yapılsın. Telif sahibi (bir şeye bitişik ve yakın) değildir ki nitelensin. Hayâl edilebilir bir mâhiyet sahibi değildir ki sınırlansın. O, herhangi bir tabiat
    (maddî karakter) sahibi değildir. O herhangi bir tâli' (güneş vs.
    gibi doğan bir şey) değildir. O bir karanlık değildir ki aydınlansın. Bir nûr/ışık değildir ki ortaya çıksın. O, eşyayı ilmiyle, ama herhangi bir karışma olmaksızın kuşatmıştır. Eşyanın içini
    herhangi bir temas olmaksızın görendir/bilendir.
    O Hâkim (hüküm ve hikmet sahibi) bir Kahhâr'dır. Rahim (rahmet sahibi) bir Kâdir'dir. Satir (günahları örten) bir Gâfir'dir (günahları affeden). Fâtır (ilk var eden) bir Hâlık'tır. Ma'bûd olan bir Ferd'dir. Ölmeyen diridir. Yok olmayan ezelîdir. Melekût âlemlerinin ebedîsidir. Ceberut âlemlerinin sermedîsidir (sonsuzudur). Uyumayan bir Kayyûm'dur (ayakta, dimdik). Zulüm edilemez bir Azîz'dir (güçlüdür). Râm edilemez bir Meni’dir.327 En güzel isimler
    (Esmâ-i Hüsnâ), yüce sıfatlar ve sonsuz azamet O'nundur.
    Vehimler O'nu tasavvur edemez. Fehimler/anlayışlar O'nu bilemez. Kıyas ile ölçülemez.
    İnsanlara
    benzetilemez. Akıllar O'nu niteleyemez. Zihinler O'nu sınırlayamaz.
    Yarattıklarına benzemekten ya da halkettiklerine bitişmekten yücedir. Nefesleri kuşatan ve sayısını bilendir. "Herkesin yaptığını gözetleyip muhafaza edendir. 328 "O herkesi kuşatmış ve sayısını tesbit etmiştir."329 "Kıyamet günü herkes O'nun huzuruna tek tek gelecektir."330 "O doyurandır, doyurulan değil."331 O rızık verendir; rızık verilen değil. O kurtaran ve himaye
    edendir; kurtarılan ve himayeedilen değil.

    323 Haşr, 59/22. 324 Haşr, 59/22-23. 325 İhlâs, 112/3-4. 326 Şûra, 42/11. 327 Menî': Başkaları tarafından zaptedilemez, ele geçirilemez, güç yetirilemez bir kuvvet
    sahibi.
    328 Ra'd, 13/33. 329 Meryem, 19/94. 330 Meryem, 19/95. 331 En'âm, 6/14.
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    Değiştirme ve Kudret " O"ndandır. Cemâli zahir olduğu için celâli ulu, yaklaşmasında yakın ve yüceliğinde mürakebe eden Allah'a hamd olsun. O, izzet, göz kamaştırıcı parlaklık, azamet ve
    büyüklük sahibidir. O'nun zatı başka zatlara benzemekten yücedir, hareketlerden, duruşlardan, sağa sola dönmelerden, işaret ve ibareleri algılamak gibi beşeri olgulardan beridir. Nitelenmekten, sınırlardan, hareket olarak inip çıkmaktan, istiva edilen şeye temas etmek anlamında istiva etmekten, oturmaktan, bir maksadı olsa bile maksat peşinde koşuşturup seğirtmekten, yitik bir şeyle karşılaşmaktan dolayı coşkuyla kahkaha atmaktan
    yücedir. Tafsilatlı olarak izah edilmekten, toplanmaktan, damgalanmaktan, milletlerin değişmesiyle değişmekten, lezzet almaktan, bir amelden dolayı acı duymaktan veya ezeli olmamakla nitelenmekten münezzehtir. Yer kaplamaktan, bölünmekten ya da cisimlerin niteliklerini almaktan, anlayışların hakikatinin künhünü ihata etmesinden ya da vehimlerin şekillendirdikleri gibi olmaktan yahut uyanıklık veya uyku halinde olduğu gibi kavranmaktan, mekanlarla ve günlerle kayıtlandırılmaktan, varlığının devamlılığının üzerinden ayların ve yılların geçmesine bağlı olmasından, üstünün, altının, sağının, solunun, arkasının veya önünün olmasından, akılların veya düşlerincelâlini kavramasından uludur.
    Kapasitelerinin yüksekliğine rağmen akılların fikirleriyle, keşif ehlinin zikirleriyle, gerçek ariflerin sırlarıyla, gözdelerin gözleriyle idrâk etmelerinden beridir. Hicâb ve perdelerin
    gerisinde noksan bir varlık olmaktan da münezzehtir. O, ancak nurlarında idrak edilebilir. İnsan suretinde olmaktan da beridir.
    Objelerin varlıklarından uzak olmaktan, ya da daha önce yok iken sonradan onlara dönmekten, varlıkları yarattıktan sonra kendisinde daha önce olmayan bir halin meydana gelmesinden kalbin habbesi ve özü tarafından dilsiz bir şekilde sınırlandırılmaktan, ya da O'na bu mahiyette inanılmasından, objelere tecelli etmesiyle bir mekan edinmekten, mazi, gelecek veya şimdiki zaman dilimlerine tabi olmaktan yücedir. Duyularla kaim olmaktan, şüpheye düşmekten, olayların kendisine karışık gelmesinden, misâllerle veya kıyasla idrâk edilmekten ya da cinsler gibi çeşitlenmekten, ünsiyet kurmak için alemi yaratmış olmaktan, oturan üç kişinin üçüncüsü olmaktan münezzehtir. Eş ve çocuk edinmekten, bir kimsenin kendisine denk olmasından, varlığından önce yokluğun olmasından, el, dirsek ve ayak gibi organlarla nitelenmekten, öncesizlikte bir başkasıyla beraber olmaktan, kulların tevbe etmelerinden dolayı insanlarda bilindiği şekilde gülmekten ve sevinmekten, öteden beri biline gelen öfke ve şaşırmaktan, insanlarda olduğu
    gibi suretten surete girmekten yücedir.
    Ululuğunda üstün iradeli ve heybetinde azamet sahibi Allah yücedir. "Leyse kemisli-hi şeyun ve huve's semi'ul basir / O'nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir." (Şûra, 11)
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Susuz akılların içtiği en tatlı pınar, zikir ve tevhîd pınarıdır. Allâhu Teâlâ ile ünsiyet etmek "kalp burunları"na esen manevî kokuların en güzelidir. Allâhu Teâlâ'ya münâcâtın tadına varmak, ruhşarabının kadehidir. Allâhu Teâlâ'yı zikretmek, akıl gözünün cilâsıdır. Allâhu Teâlâ'ya hamd incisi ile ancak sır zülüflerinin ayrım yerine konmuş olan taçlar süslenir. O'na şükretmenin misk kokusu, ancak ruh elbiselerinin ceplerinde kokar. O'nu övmenin gülü, ancak O'nun mü'min kullarının dil ağaçlarından derlenir.
    Eğer Rabbini san'atındaki güzelliklerle zikredersen, kalp kilitlerin açılır. Eğer Rabbini, hükmündeki sır letafetleri ile anarsan, işte sen o zaman gerçekten O'nu zikrediyorsun demektir. Eğer O'nu kalbinle zikredersen, rahmet canibine yakınlaşırsın. Eğer sırrın ile zikredersen, kutsallık mertebelerineyaklaşırsın.
    Eğer O'na olan muhabbetinde sâdık kalırsan, O seni lütuf kanatlarıyla "Sadâkat makamı'na 589 götürür. O'nun zikrinden bir an ayrı kalan, O'nun yüceliğinin kadrini bilemez. Bir an olsun sır gözüyle O'ndan başkasına teveccüh eden kimse, O'nun vahdâniyetinin/birtekliğinin ezelîliğini anlayamaz.
    Zikir, rahmet canibinden gelen bir rahatlıktır, gönül huzurudur. Onun o tatlı nesîmi, zâkirlerin "ruh burunları"na güzel kokular getirir. Onun o güzel kokusundan, cisim kafesi içerisinde
    bulunan ruhdalları sallanır, müteessir
    olur. Akıllar, suret bahçelerinde raks etmeye başlar. Sırlar kendinden geçmiş bir şekilde vecd çöllerine düşer. Sarhoş bülbüller definelerde gizli şeyleri anlatmaya başlar. Muhibler, hasret
    ateşiyle yanıp kavrulurlar. İştiyak çekenler ise, bu hayıflanmanın şiddetinden dolayı kendilerini kaybeder. O vecde ulaşan kişinin lisânı, Vâhid'e yakınlaşmış olmanın verdiği sevinçle, şöyle der: "Doğrusu ben Yûsuf'un kokusunu alıyorum." 590 Bunun üzerine, kıdem cariyeleri ortaya çıkar; fikir köşklerindeki mahbûbunsıfat gelinleri gönül gözlerinde belirmeye başlar. Sonra onların üzerine izzet/şeref örtüsü örtülür de azamet/yücelik elbisesiyle gizlenirler.
    Aşkın harareti gözlerde yaş bırakmaz. Şevk ayakları, bir yandan yolun uzunluğu, diğer yandan hicret çöllerinin kızgın sıcakları dolayısıyla yürümeye mecalsiz düşerler de, yere yığılıp kalırlar. İşte tam bu anda kerem/cömertlik ve iyilik elçisi "kader doktoru"nu gönderir: Onun gözündeki hastalığı
    "Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm" sürmesi ile tedâvî eder. Bu ismin/esmânın ışıkları "celâl ceberûtu (âlemi) "nde ortalığı aydınlatıp, "kibriyâ ordusu"nun sancakları altında izzetin nüfuzu her tarafı kaplayınca; akıl gözleri şaşakalır, fehim bakışlarını dehşet sarar, fikir kuşları
    yere düşer, kâinat kitabının satırları silinir gider.
    "Ehadiyet" (Hakk'ın mutlak birliği) heybetinin dili der ki: "Sesler Rahman için susmuştur." 591 Gönül dağları yerinden oynar; "tecelli'nin nurunun güzelliğinden beşerî vasıflar paramparça olur.592 Ruh kanatları budanmıştır, artık tefrîd/tevhîd ilmi fezasında onların uçabileceği yeryoktur!...
    O'nun aşkının şevki ile kalpler O'ndan başkasını görmez olur. O'nun aşkının kara sevdasıyla
    özler yanıp tutuşur. O'nun yakınlık-uzaklık çöllerinde fikir bülbüllerinin dilleri dolaşır.
    O'nun hikmetleri bütün zâtlara/özlere serpilmiştir. Her sanatta onun sanatının izleri parlar. Herşeyde O'nun kudretinin güzelliği zahirdir. Her mevcutta O'nun vahdaniyetinin burhanları vardır. Her akıl gözünde O'nun kudretinin nuru ışıldar. O'nun sanatının dili, heybet şâhidlerinin işaretleriyle "ehl-i vücûd"a 593 hitâb eder.
    Akıl aynaları O'nun harikulade a'yânının/özlerinin suretlerini yansıtır; kullarının kalp gözlerinde gayb sırlarının gelinleri belirir: "İste (bütün bunları yapan) Rabbiniz Allah'tır. Mülk O'nundur. O'nu bırakıp da kendilerine yalvarıp yakardıklarınız ise, bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir. 594
    589 Kamer, 54/55. 590 Yûsuf, 12/94. 591 Tâ-Hâ. 20/108. 592 "Rabbi dağa (Tûr-iSinâ) tecellî edince, onu paramparça elti" (A'râf, 7/143) âyetine
    telmihvardır.
    593 Ehl-i vücûd: Manâdan anlaşılan o ki, burada ehl-i vücûddan maksat, varlığa hikmet naza rıyla bakabilenlerdir.
    594 Fâtır, 35/13.
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    "Sizin için Allah'tan başka ne bir velî/sâhip, ne de bir yardımcı vardır"266"Sağlam ipine yapışır."267 Sonra şaha kalkıp koşar ve "Ben cinleri ve insanları sâdece bana ibâdet etsinler diye yarattım'268 denizinde yüzen, "Allah'a kaçınız.269 gemisine biner. İşte o zaman, ruhunu ortaya koyup feda ederek o denize dalar. Eğer aradığı cevheri bulursa "Muhakkak büyük bir kazanca nail olmuştur"270; eğer o denizin diplerinde telef olursa "Artık onun mükâfatını
    vermek Allah'a düşer."271
    266 Bakara, 2/107.
    267 Bakara, 2/256.
    270 Ahzâb, 33/71. 271 Nisa, 4/100.
    268 Zâriyât, 51/56. 269 Zâriyât, 51/50.
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    Peygamberimiz’in ruhaniyeti, Allah yolcularının kalbi çevresinde durur. Orayı süsleyen o ruhtur. Onların sır âlemleri onun ruhuyla parlar. Yakınlık kapısını o açar. Allah yolcularının
    perişan saçlarını o ruh düzeltir,
    tarar. Kalp, sır ve Yaratan arasında elçiliği o ruh yapar. Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in ruhaniyetine bir adım yanaşan, şükür yolunu tutmalıdır. Yaklaştıkça kulluğu artmalıdır. Bundan ayrı şeylerle ferah bulmak isteyen, boş hevese kapılmış olur...
    { Abdulkadir Geylani (ks) }

    En iyisi; insanın teslim olması, Hakka teslim olmayı dilemesi ve sırf nefsiyle meşgul olması, onu bulunduğu mertebeden daha iyi bir mertebeye yükseltmeye çalışmasıdır. İşte varlığın hakikatlerine ulaşmış said/mutlu insan budur. Bu sırları lafızlara dökmeyip gizleyenler,
    yabancılar farkınavarmasın diye onları saklayanlar, himmet neticesinde bir takım eserlerin meydana geldiğini söyleyenler, her zaman bu metotlarını devam ettirirler. Tâ ki fehvanı (anlamsal) makamlardan yakınlığa erişmişlerin mertebesindeki yüce ruhaniler kendi elleriyle parlak alametleri onlara gösterinceye kadar. Bumakamda ise yazılı kutsal kitablar vardır. Böylece bu sırların sahipleri bildikleri hakikatlere dair gerçek şahidler görmüş olurlar. Bu vasıftan başka bir vasfa intikalin ne büyük bir aşama olduğunu anlarlar. Bu intikalin ayırıcı özelliği, sırrı gizleyenin sırrının artık ortaya çıkması, düğümün çözülmesidir. Kilidinin açılması, bağının çözülmesidir. Böylece bu diğerinin himmetleri de aynı noktada birleşir. Çünkü teklik hakikatini görmüştür. Her ikisi tekten başka bir şey görmezler. Bütün etkiler ve eserler
    hakikate dayanır böylece.
    Bazen döndürmek şeklinde tezahür ederken, bazen de bu himmetler doğrudan O'ndan gelmiş gibi belirginleşir. Çünkü hakikate bütün yönleriyle yönelmiştir, bilmese de. Her himmeti istemiştir, bizzat ulaşmasa da. Telaffuz edemese de bütün lisânlarla konuşmuştur.Bu ne dehşetli bir hayret ve ne çetin bir hasrettir! Perde açıldığı zaman, gözle bütünleştiği zaman. Ay ve güneş bir araya geldiği, eser sahibi eserde zuhur ettiği ve de çıplak gözle görüldüğü zaman! Onlara suretlerde belirdiği, tuzağı kuran tuzağa düştüğü, iman edenin kazandığı, inkar edenin de kaybettiği zaman! İlâhî hitap, en kutsal lisânla ve ihlâs diye ifade edilen bir ibareyle yönelmiştir. Dolayısıyla alacağı ödül için değil, ibadetini ihlâsla sunan, her türlü sapıklıktan uzak hanîf yolunu izleyen, ilâhî yakınlık mezhebine intisab eden kimse, emri
    yerine getirme sorumluluğunu gerçekleştirmiş olur. Böyle bir kimse nur alemine mensub olur, ücret alemine değil. "Allahu nuru'ssemavati ve'l ardi / Allah göklerin ve yerin nurudur." (Nûr, 35) "Lehum ecruhumve nuruhum /Onların ücretleri ve nurları verilir." (Hadid, 19) "Nuruhum yes'a beyne eydihim / Onların önlerinden nurları gider." (Tahrirn, 8) Nur, "Ben
    sizin rabbinizim",der, onlar da Ona tabi olurlar.
    { Muhyiddin İbn Arabi (ks) }

    Tâc-ı devletin esrârı nedir
    Gel bil hatt-ı istivâsı nedir
    Dahi ârif ol kubbesi nedir
    Tâc-ı devletim Ahmed Ali’dir
    { Ahmed Sırrı Dedebaba (ks) }

    “dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve
    O'na yönelen-dönen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete de erdirir).” { Rad 27 }

    “Allah, dilediğini Kendisine seçer
    ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır.” { Şura 13 }

    Görenlerin idrak, görülenlerin ihtiva edemeyeceği, bakanların göremediği, örtülerin örtemediği, mahlukatı yaratmayı ezeliyetine ve varlığına; mahlukatın benzerliğini de hiç bir
    şeye benzemediğine delil kılan Allah'a hamd olsun.
    Vadinde sadık olan, kullarından zulmü kaldıran, yarattıkları arasında adaleti ikame eden, hükmünde herkese adil davranan Allah, eşyaların varlığını ezeliyetine, eşyanın acziyetini
    kudretine, onlarınyokluğa mahklumuğunu da ebediyetine şahid kılmıştır. Tektir, sayı olmadan. Ebedidir, zamanla sınırlanmadan. Kaimdir, direk olmadan.
    Zihinler onu hissetmeksizin kavrar, bakan karşı karşıya gelmeden ona bakar. Vehimler onu
    kuşatamaz.O, zihinlere tecelli eder, akla gelenlerle tahkik olunur.
    O, sonsuzluklara uzanan bedeni büyüklüğe sahib bir varlık değildir. Gene o en son uzaklıklara
    uzayıp da
    O'nu yücelten bir azamete de sahip değildir. O, en büyüktür ve otorite bakımından çok yücedir.
    Ali (ra)

    Her şeye yakın olduğu halde birleşik değildir: her şeyden uzak olduğu halde zıt değildir. Konuşandır, fakat düşünerek değil. O, çalışmaksızın irade edendir. Eşyayı aletsiz yapıp yaratandır. Latiftir, gizlilikle vasıflandırılamaz. İri olarak vasıflandırılmadığı halde, büyüktür; basirdir, hisle vasıflandırmakmümkün değildir. Rahimdir, gönül yumuşaklığı ile nitelenemez. Başlar onun azameti karşısında boyuneğmiştir; gönüller, onun korkusuyla dolmuştur; titrer dururlar.
    Ali (ra)

    Bütün karanlıklar, onun nuruyla aydınlanır, karanlığı, bütün ışıkları karartır.
    Ali (ra)

    Hepsi de Allah katından olmakla beraber, Allah'tan gelen az şey halktan gelen çok şeyden daha büyük, daha yücedir.
    Ali (ra)
  • 1917 Sovyet Devrimi Cilt 1 Gorki vd. Evrensel Basım Yayın.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    1917 Sovyet Devrimi Cilt 2 Gorki vd. Evrensel Basım Yayın.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    3. Enternasyonal'de Faşizm Üzerine Tartışmalar Belgeler I Dönüşüm Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    3. Enternasyonal'de Faşizm Üzerine Tartışmalar Belgeler II Dönüşüm Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    A. Faik Bercavi Nazım'la 1933-1938 Yılları Cem Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    A. J. Racy Arap Dünyasında Müzik Ayrıntı Yayınları.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    A. Kadir 1938 Harp Okulu Olayı ve Nazım Hikmet.pdf 3 MB Kütüphane 1
    A. Kadir Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri I Yayınevi Yok.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    A. Kadir Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri II Yayınevi Yok.pdf 3 MB Kütüphane 1
    A. Kadir Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri III Yayınevi Yok.pdf 5 MB Kütüphane 1
    A. Kadir Konuksever Caddeye Uzak Öyküler Agora Kitaplığı.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    A. S. Losovsky Sendikalar Üzerine I İnter Yayınları.pdf 6,7 MB Kütüphane 1
    A. S. Losovsky Sendikalar Üzerine II İnter Yayınları.pdf 14,7 MB Kütüphane 1
    A. S. Losovsky Sendikalar Üzerine III İnter Yayınları.pdf 8,3 MB Kütüphane 1
    A. Serafimoviç Demir Tufanı Yar Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    A. Y. Badeyev Çarlık Dumasında Bolşevikler Evrensel Basım Yayın.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Abdullah Baştürk Yargı Önünde Savunma Çağdaş Yayınları 178-179.sy. eksik.pdf 13,9 MB Kütüphane 1
    Abdullah Baştürk Yargı Önünde Savunma Çağdaş Yayınları.pdf 13,9 MB Kütüphane 1
    Abidin Dino Kültür Sanat ve Politika Üzerine Yazılar Adam Yayınları.pdf 12,1 MB Kütüphane 1
    Abraham Moles Belirsizin Bilimleri YKY Cogito.pdf 8,6 MB Kütüphane 1
    Adelheid Popp Bir Kadın İşçinin Gençliği Evrensel Basım Yayın.pdf 6,4 MB Kütüphane 1
    Adnan Binyazar Ağıt Toplumu May Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Acıya Kurşun İşlemez Yurt Yayınları.pdf 696 KB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Ateşin ve Güneşin Çocukları Yurt Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Bir Özlem Bir Türkü Yurt Yayınları.pdf 620 KB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Rüzgarla Bir Yurt Yayınları.pdf 620 KB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Soframda Kaval Sesi Yurt Yayınları.pdf 724 KB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek Yurt Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Adnan Yücel Çukurova Çeşitlemesi Yurt Yayınları.pdf 906 KB Kütüphane 1
    Adnan Özyalçıner Garip Nasıl Okuyacak Köyün Çocuğu Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Adorno Rüya Kayıtları YKY Cogito.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    Adorno Walter Benjamin Üzerine YKY Cogito.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Ahlaksızlık Üzerine Bulut Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Aşkın Diyalektiği Bulut Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Demokrasi Bilinci Bulut Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Descartes Felsefesine Giriş Bulut Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Descartes Kitaş Yayınları.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Düşünce Tarihi 1 Bulut Yayınları.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Düşünce Tarihi 2 Bulut Yayınları.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Düşünce Tarihi 3 Bulut Yayınları.pdf 6,2 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Estetik 1 Bulut Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Estetik 2 Bulut Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Estetik Anlam ve Yorum Bulut Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Felsefe Bir Sevinçtir Bulut Yayınları.pdf 8,9 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Felsefe Sözlüğü Bulut Yayınları.pdf 16,2 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Felsefeden Estetiğe Hayal Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Felsefeye Giriş Bulut Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Gece Gelen Eski Dost Yazko Yayınları.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Gençler İçin Felsefe Tarihi Bulut Yayınları.pdf 7,4 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Geç Zaman Tutkuları Bulut Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Kıyılar Durunca Yazko Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Nazım Hikmet'in Şiiri Alaz Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Sorularla Estetik El Kitabı 3 Bulut Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Afşar Timuçin Ölesiye Sevmek 3 Bulut Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Agop J. Hacikyan Kader Ağlarını Örerken Pencere Yayınları.pdf 11,8 MB Kütüphane 1
    Agop J. Hacikyan-Jean-Yves Soucy Güneş O Yaz Hiç Doğmadı Pencere Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Ahmet Angın Küba İhtilali Akşam Kitap Kulüp.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 1 Sokrates Öncesi Yunan Felsefesi İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 2 Sofistlerden Platon'a İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 3 Aristoteles İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 2,8 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 4 Helenistlik Dönem Felsefesi Epikurosçular Stoacılar Septikler İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi 5 Plotinos Yeni Platonculuk Erken Dönem Hristiyan Felsefesi İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Arslan İslam Felsefesi Üzerine Vadi Yayınları.pdf 10,9 MB Kütüphane 1
    Ahmet Cevizci Felsefe Sözlüğü Paradigma Yayınları.pdf 24,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Makal Türkiye'de Tek Partili Dönemde Çalışma İlişkileri 1920-1946 İmge Yayınları sy. 250-251-392-393 eksik.pdf 17 MB Kütüphane 1
    Ahmet Say Ağaçlar Çiçekteydi Evrensel Basım Yayın.pdf 6,2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Turan Yüksel İhtirastan İktidara Kerbelâ Emevî Valisi Ubeydullah b. Ziyâd Döneminin Anatomisi Yediveren Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Turan Yüksel İslâm'ın İlk Döneminde Ticârî Hayat Beyan Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri İletişim Yayınları.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Babailer İsyanı (Aleviliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu'da İslam-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü) Dergah Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler 15.-17. Yüzyıllar Tarih Vakfı Yurt Yayınları.pdf 10,5 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sufilik Kalenderiler TTK Yayınları.pdf 10,3 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Sarı Saltık Popüler İslâmın Balkanlar'daki Destanî Öncüsü TTK Yayınları.pdf 591 KB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Türk Sufiliğine Bakışlar İletişim Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak Türkler Türkiye ve İslam İletişim Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yaşar Ocak vd. Yunus Emre Kültür Bakanlığı Yayınları.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Ahmet Yıldız Sevdim Seni Matematik Alfa Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Ahmet İnam Düşten Düşünceye İmge Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Akira Kurosawa Kurbağa Yağı Satıcısı Agora Kitaplığı.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Alaattin Bilgi Karl Marks Kapital Özet ve Kılavuz Yurt Yayınları.pdf 11,4 MB Kütüphane 1
    Alaattin Bilgi Marks-Engels Ekonomi Politik Sözlüğü Yurt Yayınları.pdf 4,4 MB Kütüphane 1
    Alaeddin Şenel Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi İmge Yayınları.pdf 16,1 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Anti-Semitizm Üzerine Encore Yayınları.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Başka Bir Estetik Metis Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Direnişi Düşünmek 2013 Taksim Gezi Olayları Monokl Yayınları.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Etik Metis Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Komünist Hipotez Encore Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Sonsuz Düşünce Metis Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou Tarihin Uyanışı Monokl Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou-Nicolas Truong Aşka Övgü Can Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Alain Badiou-Slavoj Zizek Komünizm Fikri Metis Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Alan Lightman Yıldızların Zamanı Tübitak Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Alan Woods-Ted Grant Aklın İsyanı.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Albert Einstein-Harold J. Laski Niçin Sosyalizm Çağımız Yayınları.pdf 759 KB Kütüphane 1
    Albert Hourani Arap Halkları Tarihi İletişim Yayınları.pdf 17 MB Kütüphane 1
    Albert Steer Che'nin Mirası Belge Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Alberto Manguel-Gıanni Guadalupi Hayali Yerler Sözlüğü Cilt 1 YKY 94-95. sy eksik.pdf 16,9 MB Kütüphane 1
    Alberto Manguel-Gıanni Guadalupi Hayali Yerler Sözlüğü Cilt 2 YKY.pdf 26,4 MB Kütüphane 1
    Albertus Bobovius Topkapı Sarayı'nda Yaşam Kitapevi Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Aleksandr Bogdanov Kızıl Yıldız Yordam Kitap.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Aleksandr Fevralski Nazımdan Anılar Cem Yayınevi.pdf 2,4 MB Kütüphane 1
    Alex Callinicos Marx'ın Devrimci Fikirleri Anti Kapitalist Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Alex La Guma Güney Afrika Kurtuluş Mücadelesi Yöntem Yayınları.pdf 2,8 MB Kütüphane 1
    Alexander Rabinowitch Bolşevikler İktidara Geliyor Yordam Kitap.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Alexander Rabinowitch Devrime Doğru Yordam Kitap.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Alexander Serafimoviç Demir Tufanı Yar Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Alfredo Saad-Filho Marx'ın Değeri Yordam Kitap 38-46-50-52-54-56-64-162.sy. değiştirilmesi gerekiyor.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Ali Abdihoca Halkız Biz Ölmeyiz Oda Yayınları.pdf 13,2 MB Kütüphane 1
    Ali Akyıldız Osmanlı Bürokrasisi ve Modernleşme İletişim Yayınları.pdf 4,4 MB Kütüphane 1
    Ali Artun Sanat Emeği İletişim Yayınları.pdf 4,2 MB Kütüphane 1
    Ali Demirsoy Evrenin Çocukları (Yaratılışın Öyküsü) Metaksan Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Ali Püsküllüoğlu Yaşar Kemal Sözlüğü Görsel Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Alice Munro Nefret Arkadaşlık Flört Aşk Evlilik Can Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Alice Munro Çocuklar Kalıyor Can Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Amado Guerrero Filipinlerde Halk Savaşı ve Toprak Devrimi Kava Yayınları.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Amilaa Buturoviç-İrvin Cemil Schick Osmanlı Döneminde Balkan Kadınları İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 17,1 MB Kütüphane 1
    An Duk Şafakta Kazandık Zaferi Oda Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Anahide Ter Minassian Ermeni Kültürü ve Modernleşme Aras Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Andre Bonnard Antik Yunan Uygarlığı 1 (İlyada'dan Parthenon'a) Evrensel Basım Yayın.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Andre Bonnard Antik Yunan Uygarlığı 2 (Antigone'den Sokrates'e) Evrensel Basım Yayın.pdf 8,9 MB Kütüphane 1
    Andre Bonnard Antik Yunan Uygarlığı 3 (Euripides'ten İskenderiye'ye) Evrensel Basım Yayın.pdf 11,1 MB Kütüphane 1
    Andre Ribard İnsanlığın Tarihi II May Yayınları.pdf 16,4 MB Kütüphane 1
    Andre Ribard İnsanlığın Tarihi May Yayınları.pdf 13,4 MB Kütüphane 1
    Andre de Richaud Acı Kavram Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Angela Davis Eğer Şafakta Gelirlerse Agora Kitaplığı.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Angela Davis Kadınlar Irk ve Sınıf Sosyalist Yayınları.pdf 9,5 MB Kütüphane 1
    Anh Duc Özgürlük İçin Savaştık Oda Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Anna Kavan Buz YKY.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Anna Seghers Yoldaşlar Sosyalist Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Annelies Laschitza Rosa Luxemburg Her Şeye Rağmen Tutkuyla Yaşamak Yordam Kitap.pdf 12,2 MB Kütüphane 1
    Ant Sosyalist Teori ve Eylem Dergisi Sayı 01 Mayıs 1970 68-69. sy. eksik.pdf 15,4 MB Kütüphane 1
    Ant Sosyalist Teori ve Eylem Dergisi Sayı 02 Haziran 1970.pdf 21,4 MB Kütüphane 1
    Antal Szerb Dünya Yazın Tarihi Dost Yayınları.pdf 14,3 MB Kütüphane 1
    Anthony Arnove Irak'tan Çekilmenin Mantığı Agora Kitaplığı.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Anton Makarenko Yaşam Yolu 1 Payel Yayınları 14-15-52-53.sy. eksik.pdf 15,1 MB Kütüphane 1
    Antonina Sverçevskaya Nazım Hikmet ve Tiyatrosu Cem Yayınevi.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Antonio Gramsci İtalyada İşçi Konseyleri Deneyimi Belge Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Arthur Rosenberg Bolşevizm Tarihi E Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Asef Bayat Ortadoğu'da Maduniyet İletişim Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Aslı Erdoğan Kabuk Adam Everest Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Aslı Zengin İktidarın Mahremiyeti Metis Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Abdülhak Hamit Evrensel Basım Yayın.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Güle Dil Verenler Evrensel Basım Yayın.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Metin Eloğlu Güney Yayınları.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Nazım Hikmet Evrensel Basım Yayın.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Nazım Hikmet ve Seçme Şiirler A Yayınları.pdf 23,8 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Nurullah Ataç Evrensel Basım Yayın.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Orhan Kemal Tekin Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Orhan Veli Oluş Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Rıfat Ilgaz Çınar Yayınları.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Sabahattin Ali Evrensel Basım Yayın.pdf 6,6 MB Kütüphane 1
    Asım Bezirci Temele Gül Dikenler Evrensel Basım Yayın.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    August Thalheimer Diyalektik Materyalizme Giriş Yordam Kitap.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Aynur İlyasoğlu Örtülü Kimlik Metis Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Aysel Özakın Alnında Mavi Kuşlar Yordam Kitap.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Aysel Özakın Genç Kız ve Ölüm Yazko Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Aysel Özakın Gurbet Yavrum E Yayınları.pdf 8,4 MB Kütüphane 1
    Aysel Özakın Kanal Boyu Yazko Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Ayşe Buğra Devlet-Piyasa Karşıtlığının Ötesinde İhtiyaçlar ve Tüketim Üzerine Yazılar İletişim Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Ayşe Buğra Türkiyede Yeni Kapitalizm İletişim Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    Ayşe Gül Altınay-Yeşim Arat Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Kamer Vakfı Yayınları.pdf 6,4 MB Kütüphane 1
    Ayşe Saraçgil Bukalemun Erkek İletişim Yayınları.pdf 10,7 MB Kütüphane 1
    Aziz Tunç Maraş 78 Beni Sen Öldür Fırat Yayınları.pdf 11,4 MB Kütüphane 1
    B. B. Calhoun Ayak İzlerinin Esrarı Tübitak Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    B. B. Calhoun Geçmişin Anahtarı Tübitak Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    B. B. Calhoun Kaybolan İpucu Tübitak Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    B. B. Calhoun Küllerin Altındaki Sır Tübitak Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Balaban Şair Baba ve Damdakiler Cem Yayınevi.pdf 13 MB Kütüphane 1
    Barbara Jelavich Balkan Tarihi 1 Küre Yayınları.pdf 9 MB Kütüphane 1
    Barbara Jelavich Balkan Tarihi 2 Küre Yayınları.pdf 15 MB Kütüphane 1
    Barış Parkan Marks Say Yayınları.pdf 8,4 MB Kütüphane 1
    Baskın Oran Kenan Evren'in Yazılmamış Anıları Bilgi Yayınevi.pdf 14,6 MB Kütüphane 1
    Behzat Ay Sürgün Tekin Yayınevi.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Behçet Aysan Düello Kırmızı Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Alman Ekmeği Cem Yayınevi.pdf 833 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Beyaz Türkü Cem Yayınevi.pdf 754 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Demir Bebek Cem Yayınevi.pdf 928 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Dünyadan Bir Atlı Geçti Cem Yayınevi.pdf 744 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Evlilik Şirketi Cem Yayınevi.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Halkalı Köle Yazko Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Harran Cem Yayınevi.pdf 757 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Kara Vagon May Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Kaçakçı Şahan Cem Yayınevi.pdf 745 KB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Mahşerin İnsanları Yazko Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız Yaman Göç Yazko Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Bekir Yıldız İnsan Posası Güneydoğu Zindanı Cem Yayınevi.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Belleten Sayı 001 Cilt I Yıl 1937 II. Kanun.pdf 46,6 MB Kütüphane 1
    Ben Fine-Alfredo Saad-Filho Marx'ın Kapital'i Yordam Kitap.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Berat Günçıkan Devletin Şiddet Tarihi (Cumhuriyetin Kuruluşundan AKP İktidarına) Agora Kitaplığı.pdf 5,9 MB Kütüphane 1
    Berna Moran Edebiyat Kuramları ve Eleştiri Cem Yayınevi.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Berrin Taş Cehennem Şiirleri İnsancıl Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Bertell Ollman Yabancılaşma Yordam Kitap.pdf 4,4 MB Kütüphane 1
    Bertold Brecht 3 Reichin Korku ve Sefaleti Pdf değil.pdf 618 KB Kütüphane 1
    Bertrand Russell Aylaklığa Övgü Cem Yayınevi.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Bilgesu Erenus Kazı Broy Yayınları.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Bir Eylem Felsefesi Evrensel Basım Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Bob Avakıan TümTanrılardan Kurtulun El Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Boris Nicolaievsky-Otto Maenchen-Helfen İnsan ve Savaşçı Karl Marks Akademi Yayınları.pdf 9,7 MB Kütüphane 1
    Boris Suçkov Gerçekliğin Tarihi Adam Yayınları.pdf 8 MB Kütüphane 1
    Boris Vasilyev Sakindi Oranın Şafakları Evrensel Basım Yayın.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Borisoviç Lutskiy Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi Yordam Kitap.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Brian Fay Çağdaş Sosyal Bilimler Felsefesi Ayrıntı Yayınları.pdf 9,5 MB Kütüphane 1
    Bruce Clark İki Kere Yabancı İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Bruno Apitz Kurtlar Arasında Çıplak Evrensel Basım Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Cang Şianliyen Erkeğin Yarısı Kadın Can Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Carlos Tablada Che'de Sosyalist Bilinç ve Geçiş Dönemi Ekonomisi Çözüm Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Belgelerle Heyeti Mahsusalar 439-526 arası sayfalar eksik.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Rejim Krizi Türkiye'de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları 1945-1950 Cilt 3 İletişim Yayınları.pdf 15,7 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Tek Parti Döneminde Muhalif Sesler İletişim Yayınları 222-294 arası sy. eksik.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Türkiye'de Milli Şef Dönemi 1 1938-1945 İletişim Yayınları.pdf 34 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak Türkiye'de Milli Şef Dönemi 1938-1945 Cilt 2 İletişim Yayınları.pdf 16,3 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak İkinci Parti Türkiye'de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları 1945-1950 Cilt 1 İletişim Yayınları.pdf 30,4 MB Kütüphane 1
    Cemil Koçak İktidar ve Demokratlar Türkiye'de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları 1945-1950 Cilt 2 İletişim Yayınları.pdf 16 MB Kütüphane 1
    Cengiz Gündoğdu Ekmek İnsancıl Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Cengiz Gündoğdu Eleştiri İnsancıl Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Cervantes Don Quijote Cilt I Sosyal Yayınları.pdf 13,8 MB Kütüphane 1
    Cervantes Don Quijote Cilt II Sosyal Yayınları.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Charles Bettelheim Küba İktisadının Planlaştırılması Ataç kitabevi.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Charlotte P.Gilman Sarı Duvar Kağıdı Otonom Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Che Guevara Gerilla Savaşı Ulusal Kültür Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Che Guevara Politik Yazılar Yar Yayınları 3.Baskı.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Che Guevara Politik Yazılar Yar Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Che Guevara İki Üç Daha Fazla Vietnam Yar Yayınları.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    Christon L. Archer Dünya Savaş Tarihi Tüm Zamanlar Yayıncılık.pdf 17,3 MB Kütüphane 1
    Claude Lanzmann Shoah YKY.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Clifford Geertz Gerçeğin Ardından İletişim Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Cogito 70-71 Michel Foucault YKY.pdf 21,6 MB Kütüphane 1
    Cogito 76 Pierre Bourdieu YKY.pdf 18,2 MB Kütüphane 1
    D. E. Moggridge Keynes Afa Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Daniel Goffman İzmir ve Levanten Dünya 1550-1650 Tarih Vakfı Yurt Yayınları.pdf 11,2 MB Kütüphane 1
    Darwin Seksüel Seçme Onur Yayınları.pdf 20,9 MB Kütüphane 1
    Darwin İnsanın Türeyişi Onur Yayınları.pdf 7,8 MB Kütüphane 1
    David Bohm Özel Görelilik Kuramı İdea Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    David Fernbach Siyasal Marx Yeni Hayat Yayınları.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    David Harvey Marx'ın Kapital'i İçin Kılavuz Metis Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    David Harvey Umut Mekânları Metis Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    David Riazanov Marks-Engels Hayat ve Eserlerine Giriş Belge Yayınları.pdf 6,2 MB Kütüphane 1
    David Wise-B. Ross görünmeyen Hükümet CİA Onur Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Deniz Kandiyoti Cariyeler Bacılar Yurtaşlar İletişim Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Dennis Shasha Dr. Ecco'nun Şaşırtıcı Serüvenleri Tübitak Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Derleme Sözlüğü Cilt I A TDK Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Dialektik Üstüne Tartışmalar Marksizm Ekzistansializm İzlem Yayınları.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Didem Madak Ah'lar Ağacı Metis Yayınları.pdf 966 KB Kütüphane 1
    Didem Madak Grapon Kağıtları Metis Yayınları.pdf 1 MB Kütüphane 1
    Dimitır Dimov Direnen Canlar Günce Yayınları.pdf 11,5 MB Kütüphane 1
    Dirk J. Struik Komünist Manifesto'nun Doğuşu Sol Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Dolores Ibarruri Faşizmi Ezeceğiz Sosyalist Yayınları.pdf 15,9 MB Kütüphane 1
    Dostoyeski Ebedi Koca Varlık Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Beyaz Geceler Varlık Yayınları.pdf 693 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Beyaz Geceler İletişim Yayınları.pdf 579 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Budala İletişim Yayınları.pdf 10,3 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Delikanlı İletişim Yayınları.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Ev Sahibesi Varlık Yayınları.pdf 591 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Ezilmiş ve Aşağılanmışlar İletişim Yayınları.pdf 10,1 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Karamazov Kardeşler İletişim Yayınları.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Kumarbaz Kıbele Yayınları.pdf 6,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Kumarbaz İletişim Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Netoçka Nezvanova Varlık Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Netoçka Nezvanova İletişim Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Puşkin Konuşması İletişim Yayınları.pdf 916 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Puşkin Üzerine Konuşma BFS Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Stepançikovo Köyü ve Sakinleri İletişim Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Stepançikovo Köyü İş Bankası Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Suç ve Ceza İletişim Yayınları.pdf 10,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları İletişim Yayınları.pdf 974 KB Kütüphane 1
    Dostoyevski Yeraltından Notlar İletişim Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Ölü Bir Evden Hatıralar İletişim Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Öteki Varlık Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Öteki Öteki Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Öteki İletişim Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski Öyküler İletişim Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski İnsancıklar Varlık Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski İnsancıklar Öteki Yayınları.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Dostoyevski İnsancıklar İletişim Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Douglas Dowd Kapitalizm ve Kapitalizmin İktisadı (Eleştirel Bir Tarih) Yordam Kitap.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Doğan Avcıoğlu Türkiye'nin Düzeni Cilt I Tekin Yayınevi.pdf 8,6 MB Kütüphane 1
    Doğan Avcıoğlu Türkiye'nin Düzeni Cilt II Tekin Yayınevi.pdf 22 MB Kütüphane 1
    Doğu Batı Sayı 55 Karl Marks.pdf 17,3 MB Kütüphane 1
    Duncan K. Foley Kapitali Anlamak Arkadaş Yayınevi.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Dürrenmatt Şüphe Yazko Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    E. A. Stephanova General Engels Ceylan Yayınları.pdf 12,4 MB Kütüphane 1
    E. Lewerenz Komünist Enternasyonalde Faşizmin Tahlili Sol Yayınları.pdf 7,8 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 001 Ekim 1987.pdf 684 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 002 Kasım 1987.pdf 1002 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 003 Aralık 1987.pdf 662 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 004 Ocak 1988.pdf 902 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 005 Şubat 1988.pdf 1 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 006 Mart 1988.pdf 1020 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 007 Nisan 1988.pdf 925 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 008 Mayıs 1988.pdf 1014 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 009 Haziran 1988.pdf 1 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 010 Temmuz 1988.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 011 Ağustos 1988.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 012 Eylül 1988.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 013 Ekim 1988.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 014 Kasım 1988.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 015 Aralık 1988.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 016 Ocak 1989.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 017 Şubat 1989.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 286 Ocak 2013.pdf 1 MB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 287 Şubat 2013.pdf 735 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 288 Mart 2013.pdf 582 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 289 Nisan 2013.pdf 675 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 290 Haziran 2013.pdf 457 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 291 Kasım 2013.pdf 466 KB Kütüphane 1
    EKİM Sayı 292 Aralık 2013.pdf 479 KB Kütüphane 1
    Ed. Theda Skocpol Tarihsel Sosyoloji Tarih Vakfı Yurt Yayınları.pdf 10,1 MB Kütüphane 1
    Edmund Wilson Lenin (Tarihi Yazanlar ve Yapanlar) İthaki Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Eduardo Galeano Ateş Anıları 2 Yüzler ve Maskeler Can Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Eduardo Galeano Biz Hayır Diyoruz Metis Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Eksen 20 Temmuz Dersleri Eksen Yayıncılık.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Eksen Abu Şehmuz Demir Emperyalizm, Siyonizm ve Ortadoğu Eksen Yayıncılık.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Eksen Bir Direngen Soluk Eksen Yayıncılık.pdf 14,3 MB Kütüphane 1
    Eksen Devrimci Gençlik Hareketi Genişletilmiş 2. Baskı Eksen Yayıncılık.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Eksen Devrimci Harekette Reformist Eğilim Eksen Yayıncılık.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Eksen Dünya'da ve Türkiye'de Özelleştirme Saldırısı Eksen Yayıncılık.pdf 870 KB Kütüphane 1
    Eksen Dünyada Yeni Düzen ve Ortadoğu Eksen Yayıncılık.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Eksen EKİM 3. Genel Konferansı Örgütsel ve Siyasal Tartışmalar (tutanaklar) Eksen Yayıncılık.pdf 11,4 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekim 1. Genel Konferansı Değerlendirme ve Kararlar Eksen Yayıncılık.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekim 3. Genel Konferansı Siyasal ve Örgütsel Değerlendirmeler Eksen Yayıncılık.pdf 9,3 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekim Olağanüstü Konferansı Devrimci Politika ve Örgütlenme Sorunları Eksen Yayıncılık.pdf 13 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekimler 1 Eksen Yayıncılık.pdf 6 MB Kütüphane 1
    Eksen Ekimler 2 Eksen Yayıncılık.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Eksen Gebze Direnişinin Ardından Eksen Yayıncılık.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Bağımsızlık ve Devrim Eksen Yayıncılık.pdf 7,9 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat C. Kaynak Körfez Krizi ve Devrimci Olanaklar Eksen Yayıncılık.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Demokrasi ve Devrim Eksen Yayıncılık.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Demokrasi, Devrim ve Oportünizm Eksen Yayıncılık.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Demokratizmi Savunmanın Sınırları Eksen Yayıncılık.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Dünya Türkiye ve Sol Hareket Eksen Yayıncılık.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Küçük Burjuva Popülizmi ve Proleter Sosyalizmi Eksen Yayıncılık.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Liberal Demokratizmin Politik Platformu İş-ekmek-Özgürlük! Sloganı Üzerine Eksen Yayıncılık.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Program Sorunları Üzerine Konferanslar Ulusal Sorun ve Devrim Eksen Yayıncılık.pdf 4,2 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Fırat Seçimler ve Sol Hareket Eksen Yayıncılık.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Eksen H. Yağmur-A. Şimşek EMEP Eleştirisi Eksen Yayıncılık.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Eksen H.Fırat Devrimci Demokrasi ve Sosyalizm TDKP Eleştirisi Eksen Yayıncılık.pdf 7,2 MB Kütüphane 1
    Eksen H.Fırat Dünya Ortadoğu ve Türkiye Eksen Yayıncılık.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Eksen H.Fırat Tasfiyeci Sürecin Son Aşaması Parlamenterizm Eksen Yayıncılık.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Eksen KUKM'yi Toparlama ve Yeniden İnşa Bildirgesi Eksen Yayıncılık.pdf 7,2 MB Kütüphane 1
    Eksen Kopanlar ve Kapılanlar Tasfiyeciliğe Karşı Konuşma ve Yazılar Eksen Yayıncılık.pdf 6,9 MB Kütüphane 1
    Eksen Kürt Ulusal Sorunu 1 Eksen Yayıncılık.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Eksen Kürt Ulusal Sorunu 2 Eksen Yayıncılık.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Eksen Modern Revizyonizmin Çöküşü Eksen Yayıncılık.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Eksen Orhan İyiler Birgün Bile Yaşamak Eksen Yayıncılık.pdf 12,9 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Değerlendirmeleri 1 Eksen Yayıncılık.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Değerlendirmeleri 2 Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 8,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Değerlendirmeleri 3 Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Değerlendirmeleri 4 Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Programı Üzerine 1 Program Yöntemi ve Yapısı Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Eksen Parti Programı Üzerine 2 Teorik ve İlkesel Bölüm Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 6,6 MB Kütüphane 1
    Eksen Partileşme Süreci-1 Perspektifler ve Değerlendirmeler Derleyen H. Fırat Eksen Yayıncılık.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Eksen Partileşme Süreci-2 Polemikler Devrimci Proletarya'ya Yanıt Eksen Yayıncılık.pdf 7,9 MB Kütüphane 1
    Eksen Siyasal Gelişmeler ve İşçi Hareketi Eksen Yayıncılık.pdf 6 MB Kütüphane 1
    Eksen Solda Tasfiyeciliğin Yeni Dönemi Eksen Yayıncılık.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Açılış ve Kapanış Konuşmaları Partinin Adı ve Amblemi Eksen Yayıncılık.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Devrimci Taktiğin Sorunları Eksen Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Parti Tüzüğü Üzerine Eksen Yayıncılık.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Sınıf Çalışmasının Sorunları Eksen Yayıncılık.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Uluslararası Durum Üzerine Değerlendirmeler Eksen Yayıncılık.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Örgütsel Güvenlik Sorunları Eksen Yayıncılık.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Kuruluş Kongresi Belgeleri Örgütsel Sorunlar Eksen Yayıncılık.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Eksen TKİP Program Tüzük Eksen Yayıncılık.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Eksen Teori ve Program Sorunları Eksen Yayıncılık.pdf 12 MB Kütüphane 1
    Eksen Volkan Yaraşır Yıkıcı Güç Kollektif Özne Eksen Yayıncılık.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Eksen Yakın Geçmişe Genel Bir Bakış ve Platform Taslağı Eksen Yayıncılık.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Eksen Yüksel Akkaya Kapitalizmin Hapishanalerinde Ödünç Hayatlar Eksen Yayıncılık.pdf 6,4 MB Kütüphane 1
    Eksen Zor Dönem Devrimcileri Habip ve Ümit Eksen Yayıncılık.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Eksen İç Yazışmalar, İç Çatışmalar (Işık, Daha Çok Işık!) Eksen Yayıncılık.pdf 6,9 MB Kütüphane 1
    El Salvador'da Devrim Yarın Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Elfriede Jelinek Arzu Gendaş Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Elfriede Jelinek Piyanist Notos Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Elfriede Jelinek Sevda Kadınları Gendaş Yayınları.pdf 8,4 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Edebiyatçılar Üzerine Payel Yayınları.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Hayvanlar Üzerine Sel Yayınları.pdf 979 KB Kütüphane 1
    Elias Canetti Kitle ve İktidar Ayrıntı Yayınları.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Kulaktaki Meşale Payel Yayınları.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Kurtarılmış Dil Payel Yayınları.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Saatin Gizli Yüreği Payel Yayınları 26-27-48-49. sy. eksik.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Sözcüklerin Bilinci Payel Yayınları.pdf 9,8 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti Ölüm Üzerine Payel Yayınları.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Elias Canetti İnsanın Taşrası Payel Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Elif Köksal Katmandu'da Ev Hali Metis Yayınları.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Ellen Meiksins Wood Marks'a Dönüş Kalkedon Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Elzbieta Ettinger Bir Yaşam Rosa Luxemburg Belge Yayınları.pdf 16,5 MB Kütüphane 1
    Emil Koralof Partizanın Kızı Habora Yayınevi.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Emile Durkheim Toplumbilimin Yöntem Kuralları Cem Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Emmanuel Robles Buna Şafak Diyorlar May Yayınları.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Emmanuil Kazakeviç Mavi Defter Evrensel Basım Yayın.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Emmanuil Kazakeviç Oder Kıyısında İlkbahar Evrensel Basım Yayın.pdf 5,9 MB Kütüphane 1
    Emmanuil Kazakeviç Yıldız Evrensel Basım Yayın.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Engels Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni Sol Yayınları.pdf 7,4 MB Kütüphane 1
    Engels Almanya'da Devrim ve Karşı-Devrim Sol Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Engels Anti Duhring Sol Yayınları.pdf 25,9 MB Kütüphane 1
    Engels Biyografisi Sorun Yayınları.pdf 22,6 MB Kütüphane 1
    Engels Büro ile Barikat Arasında Sol Yayınları.pdf 6,7 MB Kütüphane 1
    Engels Doğanın Diyalektiği Sol Yayınları.pdf 37,1 MB Kütüphane 1
    Engels Konut Sorunu Alter Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Engels Köylüler Savaşı Payel Yayınları.pdf 38,5 MB Kütüphane 1
    Engels Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu Sol Yayınları 3. Baskı.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Engels Ludwing Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu Sol Yayınları 2. Baskı.pdf 14 MB Kütüphane 1
    Engels Ludwing Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu İnter Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Engels Marks'ın Kapital'i Üzerine Günce Yayınları.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Engels Sosyalizmin Ütopyadan Bilime Gelişmesi İnter Yayınları.pdf 5 MB Kütüphane 1
    Engels Tarihsel Materyalizm Üzerine Mektuplar 1890-94 Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 664 KB Kütüphane 1
    Engels Tarihte Zorun Rolü Sol Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Engels Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm Sol Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Engels İngiltere'de Emekçi Sınıfların Durumu Ayrıntı Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Engels İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu Doğan Yayınları.pdf 23,5 MB Kütüphane 1
    Engels İngiltere'de Emekçi Sınıfın Durumu Sol Yayınları.pdf 9,8 MB Kütüphane 1
    Enver Gökçe Bütün Şiirleri Evrensel Basım Yayın.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Ephraim Kishon Başbakanı Kim Öptü Bilgi Yayınevi.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Erdem Demirtaş Ortadoğu'da Devlet ve İktidar Metis Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Erdoğan Alkan Şiir Sanatı Yön Yayınları.pdf 15,2 MB Kütüphane 1
    Erdoğan Aydın Kimlik Mücadelesinde Alevilik Literatür Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm 1780'den Günümüze Milletler ve Milliyetçilik Ayrıntı Yayınları girişte 1 sayfa eksik.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Devrim Çağı Dost Yayınları.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Fransız Devrimine Bakış Agora Kitaplığı.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Küreselleşme Demokrasi ve Terörizm Agora Kitaplığı.pdf 8,1 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Kısa 20. Yüzyıl 1914-1991 Aşırılıklar Çağı Sarmal Yayınları.pdf 25,1 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Sermaye Çağı Dost Yayınları.pdf 10,9 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Tarih Üzerine Bilim ve Sanat Yayınları.pdf 26,2 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm Tuhaf Zamanlar İletişim Yayınları.pdf 15 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm vd. İlk Sınıflı Toplumlar Asyagil Üretim Tarzı ve Doğu Despotizmi Birey ve Toplum Yayınları.pdf 11 ,3 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm İmparatorluk Çağı Dost Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Eric J. Hobsbawm-Terence Ranger Geleneğin İcadı Agora Kitaplığı.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Eric Maıgret Medya ve İletişim Sosyolojisi İletişim Yayınları.pdf 6,5 MB Kütüphane 1
    Erich Honecker Moabit Hapishanesi Notları Yazın Dergisi Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Erik Orsenna Kağıt Yolunda Metis Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Ernesto Che Guevara Ekonomi ve Sosyalist Ahlak Evren Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Ernesto Gonzales Bermejo Ateşi Tutmak Belge Yayınları Kapak eklenecek.pdf 12,6 MB Kütüphane 1
    Ernst Fischer Sanatın Gerekliliği Payel Yayınları.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Ernst Mayr Biyoloji Budur Tübitak Yayınları.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Altın Saray Cem Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Arinna'nın Gölgesi (Dünya'da Hititleri Anlatan İlk Roman) Yaz Yayınları.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Azap Ortakları Cilt 1 May Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Azap Ortakları Cilt 2 May Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Bal Tutanlar May Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Gözbağı Tekin Yayınevi.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Iğrıp Çoğul Yayınları.pdf 7 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Kilittaşı Yayınevi Künyesi Yok.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Kuzgunlar ve Leşler Cilt 2 Tekin Yayınevi.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Kuzgunlar ve Leşler tekin Yayınevi.pdf 13,5 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Oyunlar Lozan-Pirsultan Boyut Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Son Seçim May Yayınları.pdf 5,9 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Sır Küpü Yaz Yayınları.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Yitik Ülkü Cilt I Çağdaş Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Yitik Ülkü Cilt II Çağdaş Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Yitik Ülkü Cilt III Çağdaş Yayınları.pdf 5,7 MB Kütüphane 1
    Erol Toy Zor Oyunu Yayınevi Künyesi Yok.pdf 8 MB Kütüphane 1
    Erol Toy İmparator Yaz Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Esat Sakar Filistin İşçi Hareketi Pele Sor Yayınları.pdf 11 MB Kütüphane 1
    Evelyn Reed Bilim ve Cinsiyet Ayrımı Payel Yayınları.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Evgeny B. Pasukanis Genel Hukuk Teorisi ve Marksizm Birikim Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    F. Rossif-M. Chapsal Madrid'de Ölmek Yöntem Yayınları.pdf 27 MB Kütüphane 1
    F. Welat Diyarakır Sorgu ve 5 Nolu Dilan Yayınları.pdf 9,6 MB Kütüphane 1
    Fahri Erdinç Ali'nin Biri Yordam Kitap.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Fahri Erdinç Kardeş Evi Habora Yayınevi.pdf 9 MB Kütüphane 1
    Fahri Erdinç Nazım Hikmet ve Bulgaristan Evrensel Dostluk Yayınları.pdf 9,1 MB Kütüphane 1
    Farah Pehlevi Anılar Dünya Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Fatima Mernissi Peçenin Ötesi Yayınevi Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Felix Guattari Üç Ekoloji Hil Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 001 Ekim Kasım Aralık 1972.pdf 942 KB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 001 Ekim Kasım Aralık 1977.pdf 13,5 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 002 Ocak Şubat Mart 1973.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 002 Ocak Şubat Mart 1978.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 003 Nisan Mayıs Haziran 1973.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 003 Nisan Mayıs Haziran 1978.pdf 10,1 MB Kütüphane 1
    Felsefe Dergisi Sayı 004 Temmuz Ağustos Eylül 1973.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Felsefe Tartışmları 1. Kitap.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Felsefe Tartışmları 2. Kitap.pdf 7,5 MB Kütüphane 1
    Fevzi Karadeniz Lal Pencere Yayınları.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Devrim İçin Savaşmayana Komünist Denmez Yar Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Diyor ki Oda Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Dünya Bunalımı Onur Yayınları.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Emperyalist Küreselleşme Yeni Hayat Kütüphanesi.pdf 994 KB Kütüphane 1
    Fidel Castro Konuşuyor Yaşam Yayınları 8-9.sy değiş.pdf 408 KB Kütüphane 1
    Fidel Castro Sosyalizmi Kuracağız Belge Yayınları 131. sy değiş.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Ya Vatan Ya Ölüm.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Fidel Castro Çekoslavakya Sorunu Aşama Yayınları.pdf 895 KB Kütüphane 1
    Fikret Başkaya Kavram Sözlüğü Söylem ve Gerçek Özgür Üniversite Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam 40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra Gelin Canlar Bir Olalım Ümit Yayıncılık.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Arkadaşım Orhan Kemal ve Mektupları E Yayınları.pdf 18,8 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Ağlama Anam Gendaş Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Bir Karış Toprak İçin İmece Yayınları.pdf 10,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Can Pazarı Vay Kurban Hayvanlar ve İnsanlar Doğan Yayınları.pdf 12,6 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Ceylanlar Suya İndi Prospero Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Ey Samandağ Samandağ Gerçek Sanat Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Gide Gide 11 (Ne Biçim Amerika Ne Biçim Rusya ve İran Afganistan Pakistan) Ok Yayınları 17-32 arası sy. baskıda yok.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Ha Bu Diyar Doğudan Gezi Notları Harran Hoyrat Mayın ve Irıp Adam Yayınları.pdf 13 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Harran Koçaklaması Boyut Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Hu Dost Aktil ile İncecik Alevi'ler Almanya'da Nefes Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Kanlı Gömlekler Köyün Çocuğu Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Karasevdam Anadolum Türkiye Yazıları Yayınları.pdf 15,2 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Karasevdam Anadolum Çağdaş Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Korku Kaymakam Babo Köprü Kara Tohum Başnur Matbaası.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Mayınlı Topraklar Üzerinde Çağdaş Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Pavli Kardeş Kaynak Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Topraksızlar Yeditepe Yayınları.pdf 4,1 MB Kütüphane 1
    Fikret Otyam Şu Bizim Gazipaşa ve İsmet Paşalı Yıllar Adam Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Foucault Deliliğin Tarihi Cilt I İmge Yayınları.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Foucault Deliliğin Tarihi Cilt II İmge Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Francis Crick Şaşırtan Varsayım Tübitak Yayınları.pdf 6,5 MB Kütüphane 1
    Frans B. M. Waal Köken Ağacı Alfa Yayınları.pdf 8 MB Kütüphane 1
    Frans De Waal Bonobo ve Ateist Metis Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Frans De Waal İçimizdeki Maymun Biz Neden Biziz Metis Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Franz Mehring Karl Marks Yaşam Öyküsü I. Cilt İlya Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Franz Mehring Karl Marks Yaşam Öyküsü II. Cilt İlya Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Frederike Geerdink Roboski Gençler Öldü İletişim Yayınları.pdf 7,4 MB Kütüphane 1
    Fredric Jameson Kapital'i Sahnelemek Sel Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Füsun Erbulak Niçin Geç Kaldım Ararat Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Füsun Özbilgen Semiha Berksoyun Anıları Broy Yayınları.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Gaby Weber Gerilla Bilanço Çıkarıyor Belge Yayınları.pdf 8,7 MB Kütüphane 1
    Gaius Iulius Phaedrus Masallar YKY.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 1 Evrensel Basım Yayın.pdf 22,6 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 2 Evrensel Basım Yayın.pdf 11,2 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 3 Evrensel Basım Yayın.pdf 10,5 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 4 Evrensel Basım Yayın.pdf 12,4 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Ateşi Çalmak 5 Evrensel Basım Yayın.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Galina Serebryakova Fransız Devriminde Kadınlar Evrensel Basım Yayın.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    General Vo Nguyen Giap Vetnam Demokratik Halk Devrimi Ekin Yayınları.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Georg Chrıstoph Lıchtenberg Aforizmalar Dost Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Georg G. Iggers Bilimsel Nesnellikten Postmodernizme Yirminci Yüzyılda Tarihyazımı Tarih Vakfı Yurt Yayınları.pdf 9,1 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Aklın Yıkımı I Payel Yayınları.pdf 9,9 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Aklın Yıkımı II Payel Yayınları.pdf 11 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Avrupa Gerçekliği Payel Yayınları.pdf 25,4 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Birey ve Toplum Günebakan Yayınları.pdf 17,9 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Estetik III Payel Yayınları.pdf 28,2 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Goethe ve Çağı Sel Yayınları.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Lenin'in Düşüncsi Devrimin Güncelliği Belge Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Sosyal Varlık Varlıkbilimine Doğru I Hegel Payel Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Sosyal Varlık Varlıkbilimine Doğru II Marks Payel Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Sosyal Varlık Varlıkbilimine Doğru III Emek Payel Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Tarih ve Sınıf Bilinci Belge Yayınları.pdf 9,7 MB Kütüphane 1
    Georg Lukacs Çağdaş Gerçekçiliğin Anlamı Payel Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    George Thomson İnsnın Özü Payel Yayınları.pdf 7,8 MB Kütüphane 1
    Georges Bataille Edebiyat ve Kötülük Ayrıntı Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Georgi Dimitrov Halk Cumhuriyetine Doğru Habora Kitabevi.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Georgi Karaslavof Partizan Habora Yayınları.pdf 9,1 MB Kütüphane 1
    Gerardt Hooft Maddenin Son Yapıtaşları Tübitak Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Giap Halk Savaşı Halk Ordusu Sol Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Giap Vietnam Halk Savaşı Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Gil Green Portekiz Devrimi Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Gilbert Badia Bir Mektup Ustası Rosa Luxemburg Pencere Yayınları.pdf 11,8 MB Kütüphane 1
    Gilles Deleuze-Felix Guattari Kapitalizm ve Şizofreni 2 Bağlam Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Gisele Halimi Hapsedilmiş Kadın Broy Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Gorki Ana May Yayınları.pdf 15,9 MB Kütüphane 1
    Gorki Ana Oda Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Gorki Klim Samgin'in Cilt I Yaşamı Evrensel Basım Yayın.pdf 19,5 MB Kütüphane 1
    Gorki Klim Samgin'in Cilt II Yaşamı Evrensel Basım Yayın.pdf 23,6 MB Kütüphane 1
    Gorki Klim Samgin'in Hayatı Cilt III Evrensel Basım Yayın.pdf 4,6 MB Kütüphane 1
    Gorki Klim Samgin'in Hayatı Cilt IV Evrensel Basım Yayın.pdf 6,4 MB Kütüphane 1
    Gorki Provokatör Günce Yayınları.pdf 8,1 MB Kütüphane 1
    Gottlob Frege Aritmetiğin Temelleri YKY.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Gökhan Atılgan Yön Devrim Hareketi Yordam Kitap.pdf 9,2 MB Kütüphane 1
    Gül Işık İspanya Bir Başka Avrupa Metis Yayınları.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Günter Hoell Tarımda Kapitalizmin Gelişmesi ve Toprak Rantı Bilim Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Günter Wallraff Nikaragua'nın İçinden A Yayınları.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    H. Ortega Saavedra Ayaklanma Üstüne Belge Yayınları.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    H.Ortega Saavedra Ayaklanma Üstüne Belge Yayınları.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    Hagop Baronyan Bağdasar Ağpar ve Haşmetlü Dilenciler BGST Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Halil Güven Zaman Zindan İçinde TÜSTAV Yayınları Sarı Defter.pdf 10,5 MB Kütüphane 1
    Halk Ordusunun Kuruluşu Yayınevi Künyesi Yok.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Hans Kirk Köle Yordam Kitap.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Hans Magnus Enzensberger Havana Duruşması Yar Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Henri Alleg Büyük Geri Sıçrama Evrensel Basım Yayın.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Henri Lefebrvre Marx'ın Sosyolojisi Öncü Kitapevi.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Henri Lefebvre Marx'ın Sosyolojisi Sorun Yayınları.pdf 4,7 MB Kütüphane 1
    Henri Lefebvre Sosyalist Dünya Görüşü Marksizm Yordam Kitap.pdf 4,2 MB Kütüphane 1
    Henrri Weber Nikaragua Sandinist Devrimi Belge Yayınları.pdf 10,4 MB Kütüphane 1
    Henry Corbin İslam Felsefesi Tarihi 1 İletişim Yayınları.pdf 19,8 MB Kütüphane 1
    Henry Corbin İslam Felsefesi Tarihi 2 İletişim Yayınları.pdf 6,8 MB Kütüphane 1
    Hikmet Birand Alıç Ağacı İle Sohbetler Tübitak Yayınları.pdf 9,2 MB Kütüphane 1
    Ho Şi Minh Seçme Yazılar Aşama Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Howard Fast Suçsuzlar Sacco ve Vanzetti Payel Yayınları.pdf 23,3 MB Kütüphane 1
    Hüseyin Cevahir Küba Devrimi Üzerine Evren Yayınları.pdf 868 KB Kütüphane 1
    Hüseyin Pazarcı Uluslararası Hukuk Dersleri II. Kitap AÜSBF Yayınları.pdf 15,4 MB Kütüphane 1
    II. Dünya Savaşında Kurşuna Dizilen Fransız İşçilerinin Mektupları Pencere Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    IV. Türk Tarih Kongresi 10-14 Kasım 1948 Ankara TTK Yayınları.pdf 18,5 MB Kütüphane 1
    Ian Fraser Hegel ve Marks İhtiyaç Kavramı Dost Kitapevi.pdf 11,3 MB Kütüphane 1
    Ingeborg Bachmann Dar Zaman Artshop Yayınları.pdf 485 KB Kütüphane 1
    Ingmar Bergman Sinematografi İnsan Yüzüdür Agora Kitaplığı.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Iris Murdoch İtalyan Kızı E Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Isaak Illıch Rubin Marx'ın Değer Teorisi Kalkedon Yayınları.pdf 8,1 MB Kütüphane 1
    Işıl Özgentürk Hançer Yazko Yayınları.pdf 1,1 MB Kütüphane 1
    Jack Trout-Al Ries Pazarlama Savaşları Optimist Yayınları.pdf 5,2 MB Kütüphane 1
    Jacobo Arenas Kolombiya Halk Gerillası Yar Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Jacques Bidet-Stathis Kouvelakis Çağdaş Marksizm İçin Eleştirel Kılavuz Yordam Kitap.pdf 20,7 MB Kütüphane 1
    Jacques Derrida Marx ve Mahdumları Ayrıntı Yayınları.pdf 12 MB Kütüphane 1
    James D. Watson İkili Sarmal (DNA Yapı Çözümünün Öyküsü) Tübitak Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    James Dunkerley Uzun Savaş Belge Yayınları.pdf 10,3 MB Kütüphane 1
    James Wood Kurmaca Nasıl İşler Ayrıntı Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Jared Diamond Seks Neden Keyiflidir Varlık Yayınları.pdf 3,8 MB Kütüphane 1
    Jared Diamond Üçüncü Şempanze Alfa Yayınları.pdf 8,7 MB Kütüphane 1
    Jean Bonamour Rus Edebiyatı Dost Kitabevi.pdf 2,6 MB Kütüphane 1
    Jean Bottera Tarihte Tanrı Fikrinin Doğuşu Kırmızı Yayınları.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Jean Genet Denizci Ayrıntı Yayınları.pdf 8,9 MB Kütüphane 1
    Jean Laffitte Eylem Adamları Kaldıraç Yayınları.pdf 6,3 MB Kütüphane 1
    Jean Laffitte Zafer Bizimdir Oda Yayınları.pdf 2,8 MB Kütüphane 1
    Jean Louis Banlet Alman Edebiyatı Dost Kitabevi.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Jean Pierre Clero Lacan Sözlüğü Say Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Joan Jara Yarım Kalan Şarkı Versus Yayınları.pdf 8,6 MB Kütüphane 1
    Joanne Naiman Marksizm ve Feminizm Amaç Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Joelle Kuntz Portekiz Dün-Bugün Payel Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    John B.Thompson Medya ve Modernite Kırmızı Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    John Bellamy Foster Marks'ın Ekolojisi Epos Yayınları.pdf 11,7 MB Kütüphane 1
    John Eaton Keynes'e Karşı Marks Evrensel Basım Yayın.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    John Molyneux Gerçek Marksist Gelenek Nedir Z Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    John Reed Balkanlarda Savaş Pencere Yayınları.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    John Reed Dünyayı Sarsan 10 Gün Ağaoğlu Yayınevi.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    John Reed Dünyayı Sarsan On Gün Oda Yayınları.pdf 10,3 MB Kütüphane 1
    John Reed Dünyayı Sarsan On Gün Yordam Kitap 216-7-270-1-294-5 eksik.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    John Reed John Reed'in Eğitimi Pencere Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Jorge Larrain Tarihsel Materyalizmi Yeniden Yapılandırmak Dönüşüm Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Jose Sandoval-Manuel Azcarate İspanya İç Savaşı Köprü Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Kalinin Devrimci Eğitim Devrimci Ahlak Sorun Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Kamber Akbalık Kutsal WC Diyarbakır 5 nolu Zindanı El Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Karl Korsch Marksist Kuram ve Sınıf Hareketi Doruk Yayınları.pdf 10,6 MB Kütüphane 1
    Karl Korsch Marksizm ve Felsefe Belge Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet Dosyası May Yayınları.pdf 15,1 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı Cilt I 1902-1928 Yalçın Yayınları.pdf 4 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı Cilt II 1929-1933 Yalçın Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı Cilt III 1934-1935 Yalçın Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Kemal Sülker Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı Cilt IV 1936-1937 Yalçın Yayınları.pdf 11 MB Kütüphane 1
    Kemal Tahir Roman Notları 2 Batı Çıkmazı Bağlam Yayınları.pdf 7,2 MB Kütüphane 1
    Kemal Tahir Roman Notları 3 Patriyot Ömer Gülen Azap Çıkmazı Bağlam Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Kemal Özer Sevdalı Buluşma Adam Yayınları.pdf 744 KB Kütüphane 1
    Keml Tahir Notlar Sanat Edebiyat 1 Bağlam Yayınları.pdf 16,4 MB Kütüphane 1
    Kollontai Marksizm ve Cinsel Devrim Tüm Zamanlar Yayıncılık.pdf 16,1 MB Kütüphane 1
    Komünist Enternasyonal Programı 1928 İnter Yayınları.pdf 3,6 MB Kütüphane 1
    Korkut Boratav 1980'li yıllarda Türkiye'de Sosyal Sınıflar ve Blüşüm Gerçek Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Korkut Boratav İstanbul ve Anadolu'dan Sınıf Profilleri İmge kitabevi.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Kostantin Fedin Olağandışı Bir Yaz I Evrensel Basım Yayın.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Kostantin Fedin Olağandışı Bir Yaz II Evrensel Basım Yayın.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Kostantin Paustovski Bataklık Yar Yayınları.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Ksenophon Anabasis On Binlerin Dönüşü Parola Yayınları.pdf 3,3 MB Kütüphane 1
    Küba Komünist Partisi 4. Kongre Belgeleri Dünya Yayınları.pdf 1,8 MB Kütüphane 1
    Larissa Reissner Hamburg Barikatları Oda Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Laszlo Krasznahorkai Savaş ve Savaş Can Yayınları.pdf 7,2 MB Kütüphane 1
    Le Duan Vietnam Devrimi Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Lee Lockwood-F. R. Alleman Fidel Castro Konuşuyor 7-9-15-19-20-21. sy. değiştirilmesi gerekiyor 1.pdf 985 KB Kütüphane 1
    Lenin 1905 Devrimi Üzerine Yazılar Yöntem Yayınları.pdf 8,3 MB Kütüphane 1
    Lenin 1917 İnter Yayınları.pdf 9,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Aydın Kesimi Üzerine Başak Yayınları.pdf 11,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Barış İçinde Bir Arada Yaşama Ekim Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Bir Adım İleri İki Adım Geri Sol Yayınları.pdf 3,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Biyografi Sorun Yayınları.pdf 13,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Burjuva Demokrasisi ve Proletarya Diktatörlüğü Sol Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Lenin Bölünme Üzerine Yar Yayınları.pdf 8,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği Sol Yayınları.pdf 24,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği İnter Yayınları.pdf 8,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet P. D. Aydınlık Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet ve Devrim Aydınlık Yayınları.pdf 26,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet ve Devrim Emek Yayınları.pdf 1,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet ve Devrim İnter Yayınları.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Devlet ve İhtilal Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 11 MB Kütüphane 1
    Lenin Devrimci Lafazanlık Temel Yayınları.pdf 5,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Devrimci Proletarya'ın 1 Mayıs Eylemi Çağrı Yayınevi.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Din Üzerine Ser Yayınları.pdf 2,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Din Üzerine İnter Yayınları.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Doğuda Ulusal Kurtuluş Hareketleri Ant Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal Cilt 1 Maya Yayınları.pdf 8,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Emperyalist Ekonomizm Marksizmin Bir Karikatürü Sol Yayınları.pdf 1,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Emperyalist Savaş Üzerine Günce Yayınları.pdf 25,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Emperyalizm Kapitalizmin En Yüksek Aşaması Sol Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Emperyalizm Kapitalizmin En Yüksek Aşaması İnter Yayınları pdf değil.pdf 1,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Felsefe Defterleri Sosyal Yayınları.pdf 16,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Gençlik Üzerine Sol Yayınları 1. Baskı.pdf 5,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Halkın Devlet Yönetimine Katılımı Üzerine Gelenek Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Halkın Dostları Kimlerdir ve Sosyal Demokratlara Karşı Nasıl Mücadele Eder İnter Yayınları.pdf 11,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Halkın Dostları Kimlerdir ve sosyal Demokratlara Karşı Nasıl Svaşırlar Sol Yayınları.pdf 42,1 MB Kütüphane 1
    Lenin III. Enternasyonal Konuşmaları Koral Yayınları.pdf 14,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Kadınların Kurtuluşu Akademi Yayınları.pdf 3,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Karl Marks Ekonomi Politiği Sosyalizmi Taktiği Marksizm Bibliyoteği Yayınları.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Karl Marks Hayatı Felsefesi Sosyolojisi Marksizm Bibliyoteği Yayınları.pdf 2,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Karl Marks ve Doktrini Bilim ve Sosyalizm Yayınları.pdf 3 MB Kütüphane 1
    Lenin Kitle İçinde Parti Çalışması Ekim Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Komün Dersleri Sol Yayınları.pdf 13,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Kültür ve Kültür İhtilali Üzerine Ser Yayınları.pdf 11,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Kır Yoksullarına İnter Yayınları.pdf 437 KB Kütüphane 1
    Lenin Marks Engels Marksizm Sol Yayınları.pdf 19,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksist Öğreti Evrensel Basım Yayın.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksizm Devlet Üzerine Öncü Yayınları.pdf 4,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksizm ve Gençlik Koral Yayınları.pdf 11,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksizm ve Revizyonizm Günce Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Marksizmin Üç Kaynağı Sol Yayınları.pdf 2,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Markszmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonumizm Koral Yayınları.pdf 4,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Materyalizm ve Ampiriokritisizm Cilt 2 İnter Yayınları.pdf 9,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Materyalizm ve Ampiryoktisizm Sol Yayınları.pdf 9,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Mektuplar Evrensel Basım Yayın.pdf 2,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Ne Yapmalı 1. Baskı Sol Yayınları.pdf 9,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Ne Yapmalı Evrensel Basım Yayın.pdf 4,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Ne Yapmalı Sol Yayınları.pdf 3,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Ne Yapmalı İnter Yayınları Künye Yok Pdf Değil.pdf 1 MB Kütüphane 1
    Lenin Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi Sol Yayınları.pdf 30,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi İnter Yayınları.pdf 7,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Proletarya Kültürü Yar Yayınları 4. BAskı.pdf 8,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Proletarya Kültürü Yar Yayınları.pdf 11,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Proleter Devrim ve Dönek Kautsky Bilim ve Sosyalizm Yayınları 5. Baskı.pdf 17,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Proleter Devrim ve Dönek Kautsky İnter Yayınları.pdf 13,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Proleterya Devrimi ve Dönek Kautsky Bilim ve Sosyalizm Yayınları 3. Baskı.pdf 21,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Rabochaya Gazeta'ya Makaleler Yenigün Yayınları.pdf 1,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Redettiğimiz Miras Çağrı Yayınları.pdf 4,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Resimli Kısa Biyografi Konuk Yayınları.pdf 13,3 MB Kütüphane 1
    Lenin RusSosyal Demokratlarının Görevleri Yeni Gün Yayınları.pdf 767 KB Kütüphane 1
    Lenin Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi Sol Yayınları 355. sy. eksik.pdf 15,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi Sol Yayınları.pdf 12,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Sanat ve Edebiyat Payel Yayınları.pdf 28,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Sanat ve Edebiyat Üzerine Payel Yayınları 1. Baskı.pdf 10,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Sendikalar Bugünkü Durum ve Troçki!nin Hataları Ekim Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Sendikalar Bugünkü Durum ve Troçki'nin Hataları Üzerine Honca Yayınları.pdf 3,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 01 İnter Yayınları.pdf 26,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 02 İnter Yayınları.pdf 29,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 03 İnter Yayınları.pdf 41,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 04 İnter Yayınları.pdf 22 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 05 İnter Yayınları.pdf 20,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 06 İnter Yayınları.pdf 45,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 07 İnter Yayınları.pdf 30 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 08 İnter Yayınları.pdf 25,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 09 İnter Yayınları.pdf 20,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 10 İnter Yayınları.pdf 13,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 11 İnter Yayınları.pdf 60,2 MB Kütüphane 1
    Lenin Seçme Eserler Cilt 12 İnter Yayınları.pdf 18,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastalığı Sol Yayınları 2, Baskı.pdf 2,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastalığı Sol Yayınları 7, Baskı.pdf 3,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Sosyalist Üretimin Örgütlenmesi Kor Yayınları.pdf 2 MB Kütüphane 1
    Lenin Sosyalizm ve Din Evrensel Basım Yayın.pdf 1,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Sosyalizm ve Savaş Sol Yayınları.pdf 5,5 MB Kütüphane 1
    Lenin Sovyet Yönetiminin Örgütlenmesi Ekim Yayınları.pdf 25,9 MB Kütüphane 1
    Lenin Tarım Sorunları 1 Sol Yayınları.pdf 11,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Tarımda Kapitalizm Sol Yayınları.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Tasfiyecilik Üzerine Sol Yayınları.pdf 6,1 MB Kütüphane 1
    Lenin Tek Ülkede Sosyalist Devrim Ekim Yayınları.pdf 24,8 MB Kütüphane 1
    Lenin Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtuluş Savaşları Sol Yayınları.pdf 39,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı Sol Yayınları 8. Baskı.pdf 8,3 MB Kütüphane 1
    Lenin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı Sol Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Lenin Yaklaşan Felaket Ekim Yayınları.pdf 3,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Yönetmeyi Nasıl Öğrendik Evrensel Basım Yayın.pdf 2,3 MB Kütüphane 1
    Lenin vd. SanattaSosyalist Gerçekçilik Parşömen Yayınları.pdf 2,7 MB Kütüphane 1
    Lenin Örgütlenme Aydınlık Yayınları.pdf 9,4 MB Kütüphane 1
    Lenin Örgütlenme Kaynak Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Lenin İlk Bolşevik Kongresi Tan Yayınları.pdf 11,7 MB Kütüphane 1
    Lenin İşçi Köylü İttifakı İşçi Sınıfının Emekçi Köylülükle İttifakı Üzerine İnter Yayınları.pdf 8,8 MB Kütüphane 1
    Lenin İşçi Sınıfı ve Köylülük Sol Yayınları.pdf 15,7 MB Kütüphane 1
    Lenin'in Son Kavgası Öteki Yayınları.pdf 37,2 MB Kütüphane 1
    Lenin-Gorki Mektuplar Özgün Yayınları.pdf 6,5 MB Kütüphane 1
    Lenin-Stalin Gençlik Üzerine Evrensel Basım Yayın.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Lenin-Stalin Komsomol ve Parti Tarihsel Yayıncılık.pdf 1,6 MB Kütüphane 1
    Lenin-Stalin Örgütlenme Üzerine İnter Yayınları.pdf 7 MB Kütüphane 1
    Lenin-Troçki Kronstadt Ataol Yayınları.pdf 6 MB Kütüphane 1
    Leninizm Leninizm Nedir 1. Defter İnter Yayınları.pdf 4,4 MB Kütüphane 1
    Leninizm Leninizm Nedir Yıldız Yayınları.pdf 10 MB Kütüphane 1
    Leninizm Proletarya Diktatörlüğü 3. Defter İnter Yayınları.pdf 5,1 MB Kütüphane 1
    Leninizm Proleter Devrimin Stratejisi ve Taktiği 7. Defter İnter Yayınları.pdf 572 KB Kütüphane 1
    Leninizm Proleter Devrimin Teorisi 2. Defter İnter Yayınları.pdf 5,9 MB Kütüphane 1
    Leninizm Tarım ve Köylü Sorunu 5. Defter İnter Yayınları.pdf 5,8 MB Kütüphane 1
    Leninizm Ulusal Sorun ve Sömürge Sorunu 6. Defter İnter Yayınları.pdf 6,6 MB Kütüphane 1
    Lev Leontiev Marksist Ekonomi Politiğin İlkeleri Sol Yayınları.pdf 7,6 MB Kütüphane 1
    Lewis Thomas Bir Hücrenin Yaşamı E Yayınları.pdf 2,5 MB Kütüphane 1
    Lise Vogel Marksist Teoride Kadın Pencere Yayınları.pdf 7,1 MB Kütüphane 1
    Louis Aragon Elsa'nın Gözleri Kırmızı Yayınları.pdf 1,5 MB Kütüphane 1
    Louis Athusser Güncel Müdahaleler İthaki Yayınları.pdf 2,9 MB Kütüphane 1
    Ludwig Feuerbach Tanrıların Doğuşu Say Yayınları.pdf 12 MB Kütüphane 1
    Luo Kuangpin-Yang Yiyen Kızıl Kayalar Kaynak Yayınları.pdf 5,3 MB Kütüphane 1
    M. Kagan Estetik ve Sanat Dersleri İmge Yayınları-.pdf 10 MB Kütüphane 1
    M. Olcay Çam Kırlangıç Histeri Saray Yayınları.pdf 665 KB Kütüphane 1
    Mahlon B. Hoagland Hayatın Kökleri Tübit
  • AŞK MAHKUMU
    Onu ilk kez gördüğümde kanadı kırık bir kelebeğe benzetmiştim. Uçmaya çalışan ama uçarken de acısını içinde yaşayan bir kelebeğe… Sanki acısını kabullenmiş gibiydi. Güçlü görünmeye çalışıyordu. Ama bu konuda pek de başarılı değildi.
    Ortak bir arkadaşımızın evinde verdiği doğum günü kutlamasında karşılaşmıştık. Dikkat çekici bir güzelliği vardı. 40’lı yaşlarda ve oldukça bakımlı bir kadındı. O da benim gibi davete yalnız gelmişti. Belli etmeden onu izliyordum. En olmadık konulara bile gülüyordu. Gülmek ona çok yakışıyordu ama kahkahaları o kadar sahteydi ki. Sıkılıyordu bu ortamdan, bunu hissediyordum.
    Bir ara sigara içmek için balkona çıktı. Tüm cesaretimi toplayarak peşinden gittim. Kibarca selam verdim. Selamıma karşılık verdi. Bir süre havadan sudan konuştuk.
    --Çok eğleniyor olmalısınız. En çok sizin kahkahalarınızı duyuyorum. Bulunduğunuz ortama neşe katıyorsunuz.
    Bir süre anlamsızca yüzüme baktı. Sonra da soğuk bir ses tonuyla cevap verdi.
    --Çok mu gülüyorum sahiden.
    “Evet, çok gülüyorsunuz. Üstelik de o kadar sahte bir gülüşünüz var ki. Sanki bu ortamdan sıkılıyorsunuz. Sanki kaçıp kurtulmak istiyorsunuz.” demek istedim. Ama diyemedim.
    --Siz gülmeye devam edin. Gülmek size çok yakışıyor.
    Hiçbir tepki vermedi. Sigarasından derin bir nefes alp gökyüzüne doğru üfledi. Bir şeyler söylesin diye bekliyordum. Sohbetin devamı buna bağlıydı. Oysa o sadece yıldızları seyrediyordu. Biraz önce salonda kahkaha atan kadından eser yoktu. Sonra da bir sırrı açıklar gibi fısıltı şeklinde konuştu.
    --Burada boğuluyorum. Nefes alamıyorum.
    Böyle düşündüğünü tahmin ediyordum. Yine de şaşkın bir ifade takınarak konuştum.
    --Oysa sizin çok eğlendiğinizi sanıyordum.
    Bana öyle bir baktı ki o an söylediğim bu cümle için pişman olmuştum. Kendimi hemen toparladım.
    --Gitmek ister misiniz?
    --Anlamadım?
    --Buradan birlikte çıkıp bir başka yere gitmek ister misiniz?
    Bunu nasıl söylediğimi bilemedim. O an öylesine ağzımdan çıkmıştı. Zaten kabul edeceğini de sanmıyordum ya…
    --Olur.
    Sadece olur, dedi. Yüzünde hiçbir duygu belirtisi yoktu. Heyecanımı gizleyerek sordum.
    --Nereye gitmek istersiniz?
    --Buradan götürün beni. Neresi olursa olsun fark etmez.
    Kısa bir zaman sonra kimseye haber vermeden oradan ayrılmış, gecenin karanlığında yol alıyorduk. Arabada ikimiz de konuşmuyorduk. Bir şeyler söyleme ihtiyacı içindeydim.
    --Ben, Adnan…
    O an içinde bulunduğu ortamdan sıyrıldı.
    --Efendim?
    --Benim adım, Adnan.
    --Çok affedersiniz, Adnan Bey. Sanırım oradaki gürültüden başım şişti. Ben de Sibel…
    --Memnun oldum.
    Cevap yerine yarım ağızla gülümsedi.
    Salaş bir meyhaneye geldik. Fazla kalabalık değildi. Boş bir masaya oturduk.
    --Ne içersiniz?
    Hiç düşünmeden cevapladı.
    --Rakı…
    Garsonu çağırıp siparişi verdim.
    Genelde çevremde konuşmayı bilen ve seven biri olarak tanınırım. Ama bu kez hiç de öyle değildi. Konu bulmakta zorlanıyordum. En kolay olanını seçtim.
    --Mehmet benim üniversiteden arkadaşım. Hiç kopmadık. Her kutladığı doğum gününe beni de çağırır.
    --Benim de iş arkadaşımdı. Uzun zaman birlikte çalıştık.
    --Ama ayıp oldu. Hiç haber vermeden oradan ayrıldık. Yarın arar özür dilerim.
    Cevap vermedi.
    Sağ elinin yüzük parmağındaki alyans dikkatimi çekmişti.
    --Sanırım evlisiniz.
    Laf olsun diye söylediğim bir cümleydi. Uzun uzun yüzüğüne baktı. Sonra sol eliyle yüzüğü parmağında çevirmeye başladı. Bir şeyler söylemek istiyordu ama söze nasıl başlayacağını da bilmiyordu. Bir süre yüzüme baktı. Hüzün dolu bir gülümseme vardı dudaklarında.
    --Nişanlıydım.
    --Şey… Ayrıldınız mı yoksa?
    Hemen cevap vermedi. Yüzüğüyle oynamaya devam ediyordu. Biliyordum, o an aklı bir başka yerdeydi. İçinde değişik şeyler yaşıyordu. Sessizce onu seyrediyordum. Bedeni yanımdaydı ama aklı çok uzaklarda gibiydi. Farkında olmadan bir yarasına dokunmuş, canını yakmıştım. İçinde bir şeylerin kırıldığı o kadar belli oluyordu ki artık saklama gereği bile duymuyordu.
    --Hayır, öldü o.
    En üzgün tavrımı takınarak;
    --İnanın çok üzüldüm. Başınız sağ olsun.
    Başını salladı sadece…
    --Bu konuyu açarak sizin de canınızı sıktım. Gerçekten çok üzgünüm.
    Bir an yaşadığı duygusallıktan sıyrılıp karşılık verdi.
    --Bırakın numara yapmayı. Benim yalnız bir kadın olduğumu öğrendiğinizde içten içe mutlu bile oldunuz. Yalan mı? Kendinizi de beni de kandırmayın.
    Şaşırmıştım. Ondan böylesi bir tepki beklemiyordum.
    --Ama ben…
    O ise kendinden emindi. Cümlemi bitirmeme bile izin vermedi.
    --Bakın, Adnan Bey… Evli ya da nişanlı değilim. Ben 45 yaşında, bekar bir kadınım. Rahat olun. Boşuna da üzgün pozlar takınmayın.
    Sözlerini hiç esirgemeden konuşması garibime gitmişti. Ama haklıydı. Yüzüğünü gördüğümde biraz canım sıkılmıştı. Yalnız olduğunu öğrendiğimde ise içten içe sevinmiştim.
    Yine de konuyu değiştirmeye ihtiyacım vardı.
    --Nasıl öldü? Şey, yani bir hastalık falan mı?
    Cevap vermedi. Bir süre boş gözlerle etrafa baktı. Sonra da gülümsedi.
    --Sizi de eğlencenizden ettim.
    Bir anda değişmişti. Konuyu değiştirmek istiyordu. Haklıydı.
    --Öyle demeyin, Sibel Hanım. Ben de sizin sayenizde o ortamdan kurtuldum.
    --Yalan söylemeyi hiç bilmiyorsunuz. Bence siz orada çok daha fazla eğlenebilirdiniz.
    --Doğrusunu söylemek gerekirse bu gece evde kalmayı çok istiyordum. Mehmet çağırınca mecburen gitmek zorunda kaldım. Bu gece evde yapacak işlerim vardı.
    --Bu gece ben de evde kalmayı düşünüyordum. Balkonumda yemek yemeyi ve bir iki kadeh içki içmeyi hayal ediyordum.
    --Desenize ne kadar plan yapsak da hayatın planlarına karşı koyamıyoruz.
    Bir süre sonra birbirimize iyice ısınmıştık. Bunda içtiğimiz içkinin de payı vardı. Sürekli konuşuyorduk. Üstelik de abartısız kahkahalar atıyorduk. Zaman çok çabuk geçiyordu ve biz çok fazla içki içmiştik. Birbirimize en özelimizi de açmıştık. Yaklaşık 20 sene önce birini çok sevdiğimi, onunla 3 yıl evli kaldığımı ama kısa zaman sonra anlaşamayıp boşandığımı ve bir daha da hiç evlenmediğimi bile anlatmıştım.
    Sadece dinledi. Hiçbir soru sormadan dinledi. Ama yüzünde bir hüzün sezmiştim. Benim durumuma üzüldüğünü sanmıyordum. Bu başka bir şeydi.
    --Trafik kazası…
    --Anlamadım?
    --Hani sormuştunuz ya… Bu yüzüğün sahibi… Trafik kazasında öldü.
    Şaşırmıştım. Bu konuyu açacağını beklemiyordum. Bir süre bekledi ve sonrasında anlatmaya başladı.
    Lise yıllarından beri arkadaşlarmış. Arkadaşlıkları giderek aşka dönüşmüş. Üniversite yıllarında da ilişkileri sürmüş. Sonrasında her ikisi de çalışma hayatına başlamış. Her gün ama her gün birbirlerini görmek için bir sebep yaratıyorlarmış. Derken sevdiği adam Sibel’e evlenme teklif etmiş. Hiç tereddütsüz kabul etmiş. Kısa bir zaman sonra da nişanlanmışlar.
    Düğün günü o kadar heyecanlıymış ki. Sevdiği adamla evlenmek bu hayatın ona verdiği en güzel hediyeymiş. Hayatı boyunca mutlu olacağına inanıyormuş. Gelinliğini giymiş, kuaför, fotoğraf çekimi derken düğün salonuna doğru yola çıkmışlar. İkisi de arabanın içinde sevinç çığlıkları atıyormuş. Mutluluk şarkıları söylüyorlarmış. Görmemişler önlerine çıkan sarhoş adamı…
    Sibel o günleri anlatırken yüzünde değişik ifadeler oluşuyordu. Bazen gülümsüyor, bazen de cümlelerine coşku katıyordu. Tane tane konuşurken bile heyecanını belli ediyordu.
    Son cümleyi söylediğinde gözlerini sımsıkı kapattı. Sanki o anları yeniden yaşıyor gibiydi. Dudakları titriyor, ağlamamak için kendisini zor tutuyordu.
    İçkisinden büyükçe bir yudum daha aldı. Bir süre sessiz kaldı. Onun her hareketini izliyordum. Sonra sesine belli bir ayar verip anlatmaya devam etti.
    Nişanlısı direksiyonu kırmış ama bariyerlere çarpmaktan da kurtulamamışlar. O anlarda ikisi de hafif yaralıymış. Ama arkadan gelen araç fren yapmakta geç kalınca arabanın sürücü tarafına büyük bir hızla çarpmış.
    Bir süre sonra etraftan yetişenler ikisini de araçtan çıkarmışlar. Ama nişanlısının durumu çok kötüymüş. Sürekli kan kaybediyormuş. Ona sarıldığında gelinliği kan içinde kalmış. Kısa bir süre sonra ambulans gelmiş ve ikisini de hastaneye götürmüş. Kendisine ayakta müdahale yapılmış, nişanlısı ise uzun bir ameliyat geçirmiş. Sonrasında günlerce yoğun bakımda kalmış ama kurtulamamış…
    Sibel yaşadığı bu olayı anlatırken sanki o anları yeniden yaşıyordu. Sanki sevdiği adamın kanlar içerisindeki görüntüsü gözlerinin önündeydi. Sesinin titremesi artmıştı. Bir başka kadın olsaydı belki de ağlardı. Ama o metanetini koruyordu. Zaaflarını belli etmek istemiyordu. Güçlü görünmeye çalışıyordu.
    Geçmişte yaşadığı çok acıklı bir hikayesi vardı. Bu durumda onu nasıl teselli edeceğimi bilemiyordum. Aslında ne diyeceğimi de bilemiyordum ya… Konuyu değiştirecek cesaretim bile yoktu.
    --Çok üzüldüm. En azından siz yaşıyorsunuz. Allah sizi sevdiklerinize bağışlamış.
    Gözleri uzaklara bakarken buz gibi bir ses tonuyla konuştu.
    --Keşke o kazada ben de ölseydim.
    Cevap veremedim.
    --Ben iyice sarhoş oldum, Adnan. Artık kalkalım istersen.
    Bana Adnan, demişti. İsmimle hitap etmişti.
    --Tamam, Sibel. Şu hesabı ödeyeyim, kalkarız.
    Kadehimde kalan son içkiyi bir yudumda içip garsonu çağırdım. Hesabı ödedikten sonra Sibel’in oturduğu semte doğru yola çıktık.
    --Umarım polis bizi çevirmez. Yoksa içkili araç kullanmaktan ceza yazar.
    Şanslıydım. Hiçbir çevirme olmadan Sibel’in evine gelmiştik. Arabadan inip kapısını açtım. Onun inmesine yardım ettim. Çok sarhoştu. Yürürken yalpalıyordu.
    Apartmanın kapısında elimi uzattım.
    --Güzel bir gece sayende çok daha güzel geçti. Her şey için çok teşekkür ederim, Sibel.
    Yüzüme huzur dolu bir gülümsemeyle baktı.
    --Ne o…? Hemen gidiyor musun? Bence gitme. İçkilisin.
    Böylesine içten bir teklifi reddedemezdim.
    Asansöre doğru yürürken koluma girdi. Yukarı çıktığımızda çantasından anahtarı çıkarıp bana verdi. Kapıyı açıp içeri girdik.
    --İşte benim sarayım. Ya da tabutum mu demeliyim. Burada yaşıyorum.
    Oldukça mütevazı bir evdi. Ama çok da düzenliydi.
    Salona geçtiğimizde bir kanepeye yığılır gibi oturdu.
    --Kahve içer misin? Hemen yaparım.
    Oysa ayakta duracak gücü bile yoktu. Başını yastığa koyup gözlerini kapattı. Kendinden geçmişti.
    --Deli kadın… Ne vardı bu kadar içecek. Aslında kabahat benim… İzin vermeyecektim.
    Bir süre evin içinde dolaştım. Sonra da Sibel’i kucakladığım gibi yatak odasına götürdüm. Hiçbir tepki vermiyordu. Yatağına uzatıp pantolonunu ve gömleğini çıkarttım. Sonra da pikeyi üzerine örttüm. Çok güzel uyuyordu. Gözlerimi alamıyordum bu manzaradan. Odasından çıkamıyordum bir türlü... Burada saatlerce kalabilirdim. Öylesine huzur dolu bir ortamdı ki...
    Büyülenmiş gibiydim. Yatağın yanındaki sandalyeye ters oturup bir süre seyrettim onu. Saçları yastığın üzerinde dağılmıştı. Gözaltlarında kırışıklıklar vardı. Yüzündeki yorgun ifade hayatın tüm yükünü tek başına üstlendiğini belli ediyordu.
    Uzun zaman kaldım yanında… Sonra istemeye istemeye ayağa kalkıp ışığı kapattım. Son bir kez daha baktım. Onu karanlığa hapsettiğimi düşündüm bir an. Sonra da ağır adımlarla odadan dışarı çıktım.
    Kafamda değişik düşüncelerle balkona yürüdüm. Yaz mevsimini fırsat bilen tüm yıldızlar gökyüzünde kendilerini gösterme yarışındaydı sanki. Aşktan ümidini kesen insanlar gibi yine de hepsi tek başınaydı.
    Sadece içindeki aşktan ümidini kesen insanlar hayatın sunduğu her türlü güzelliğe uzaktır. Daha bir savunmasızdır, onlar. Daha bir kırılgandır. Kaybolmuşluğa yakındır.
    İnsan içindeki aşktan ümidini kestiğinde kendisine daha bir uzaktır. Hareketleri daha bir abartılıdır, daha bir duygusaldır. Bu duygusallık, zayıflığı da beraberinde getirir. Zayıflığını gizlemek için sert bir profil çizme ihtiyacı duyar. En tepkisel cümleleri hiç çekinmeden kullanır. Başkalarını kırmaktan, incitmekten çekinmez. Bu sayede kendisini gizlenmiş sayar. Oysa o kadar belirgin izler bırakır ki geride… Bunları da en çok kendisi gibi aşktan ümidini kesen insanlar farkına varır.
    O yüzden bu tür insanlar birbirlerini çok kolay bulurlar. Kendileri yaralıdır, çünkü. Yaralı insanlar acı çekenleri kolay tanırlar. Bu insanlar yarımdır, çünkü. Eksiktir. Susuz kalmıştır ve çoğunlukla tek başınadır.
    Bir battaniye alıp kanepeye uzandım. Birkaç metre ötemde güzel bir kadın uyurken kendimi evrende tek başıma olduğumu hissediyordum. Bu düşüncelerle uykuya daldım.
    Sabah uyandığımda Sibel’in odasının kapısını açtım. Hala derin bir uykudaydı. Uyandırmaya kıyamadım. Bir süre onu seyrettikten sonra sessizce evden ayrıldım.
    xxx
    Aradan birkaç gün geçmiş ve ben Mehmet’i aramayı unutmuştum. Telefonla beni aradığında yaptığım kabalığı hatırladım.
    --Merhaba, Mehmet. İnan ben de seni arayacaktım. O gece habersizce ayrıldığım için özür dileyecektim.
    --Bunun için özür dilemen gerekmez, Adnan. Sanırım Sibel’le birlikte çıkmışsınız.
    --Evet, beraber ayrıldık. Sonra da bir yerde oturup bir şeyler içtik.
    --Adnan. Ben de seni bunun için aradım. Sibel benim çok değer verdiğim bir arkadaşım. O çok hassas biri…
    Sözünü kestim.
    --Merak etme. Kalabalıktan bunalmıştık. Uzun uzun sohbet ettik.
    Mehmet’in sesinde bir endişe sezmiştim.
    --Aslında o çok zor bir kadındır. Üstelik de özel konulara kolay kolay girmez.
    --Bana anlattı ama…
    --Nasıl yani…?
    --Bana her şeyini anlattı. Çok zor bir dönemden geçmiş. Durumuna çok üzüldüm.
    --Haklısın. Hala da unutmuş değil. Sana bu konuları açmasına şaşırdım. Demek ki güvendi. Aslında insanlara kolay kolay güvenmez. Sen nasıl başardın ki bunu?
    Mehmet’e ikimiz de yaralıyız. Birbirimizin dilinden anlarız, demek isterdim. Ama beni anlamazdı ki. Yıllardan beri mutlu evliliği olan biri aşktan ümidini kesmiş insanların duygularını bilemezdi.
    --Sorunun cevabını sen verdin ya. Bana güvendi.
    Telefonu kapattığımda Sibel’in yataktaki halini düşünüyordum. Nasıl da huzur içinde uyuyordu. Yıllarca yüreğinde acısını saklayarak yaşamıştı. Demek ki çok sevmişti. Ve sadece o kişiyi sevmişti. Yüzüğünü bile parmağından çıkarmamıştı. O ölünce de yüreğini herkese kapatmıştı.
    Acısını benimle paylaştığında dudakları titriyordu. Ne de olsa sevgiliyi kanlar içinde görmek hiç de kolay bir şey değil. Zavallı Sibel… Kim bilir bu acıya nasıl dayandı.
    Kana bulanmış gelinliği içerisinde haykıran bir kadın olarak gözlerimin önündeydi. Cenneti yaşamak için imza atmaya giderken cehennemde tutuklu kalmıştı. Ona sahte kahkahalar attıran da demek ki bu mahkumiyetti.
    Kendimle baş başa kaldığımda Sibel’i düşünüyordum artık. Elimde olmadan yapıyordum bunu. Onu düşünmek bana eskilerden kalma tanıdık bir duyguyu hatırlatmaya başlamıştı. Etkilendim, diyordum. Yatak odasında onu seyretmek içime tatlı bir huzur vermişti. Bu yüzden etkilendiğimi düşünüyordum. Daha doğrusu buna inanmak istiyordum. Ama yüreğimin derinlerinden gelen bir duygu uyanmış ve beni rahatsız etmeye başlamıştı.
    Bir kez daha Sibel’le buluşmak ne iyi olurdu.
    Mehmet’ten Sibel’in telefonunu istedim. Kendisi için bir mahsuru olmadığını ama yine de onun izni olmadan bunu yapamayacağını söyledi.
    --O zaman telefonumu Sibel’e ver. Kendisiyle konuşmak istediğimi söyle.
    Kısa bir süre sonra telefonun diğer ucunda Sibel vardı ve benim hafta sonu randevumu kabul etmişti.
    Cumartesi akşamı belirttiğimiz saatte Sibel’in kapısındaydım.
    --Bu akşam nereye gitmek istersin?
    --Bilmem… Tercihi sen yap ama sakin bir yer olsun.
    Gülümsedim sadece…
    O kadar güzeldi ki. Bu akşam için hazırlandığı belli oluyordu. Benim için hazırlanmıştı. 45 yaşında olduğunu söylemişti ama bu hiç de inandırıcı değildi. İçimden bu gecenin güzel geçmesi için dua ediyordum.
    Yol boyunca fazla konuşmadık. Ben kendi adıma oldukça heyecanlıydım.
    Bir süre sonra müzikli şık bir restorandaydık. Fazla kalabalık değildi. Şef garson bizi iki kişilik bir masaya yönlendirdi. Sonra da siparişi aldı.
    Sibel’i yeniden karşımda görmek beni heyecanlandırmıştı. Hiç konuşmadan yüzüne bakıyordum.
    --Merhaba.
    Gülümseyerek merhaba dedim.
    --Bir daha aramazsın, diye düşünüyordum. Benim için sürpriz oldu.
    --Aslında sürekli aramak istiyordum. Sürekli aklımdaydın. Ama telefonunu bilmiyordum.
    --Tabi o gece ben sızınca telefon numaramı alamadın.
    --O gece biraz fazla içmiştin. Seni engellemeliydim. Kabahat benim…
    Karşımda sürekli gülümseyen hoş bir kadın vardı. Onun bu hali huzur veriyordu bana.
    --O gece içimde bir yangın vardı. İçkiyle söndürmeye kalktım.
    --Neyse ki yalnız değildin. Neyse ki yanında ben vardım.
    Sanki bir şey hatırlamış gibi sordu,
    --Sen beni yatağıma kadar taşıdın mı?
    Oldukça sakin bir ses tonuyla cevap verdim.
    --Evet.
    --Bir şey daha soracağım. Yatağa yatırdığında üzerimdeki elbiselerimi…
    Devam edemedi. Garson gelmiş, siparişlerimizi masaya dizmeye başlamıştı. Sonra da içkilerimizi doldurup ayrıldı.
    Yüzüne bakıyordum.
    --Sorunu sormanı bekliyorum?
    --Sen anladın.
    Anlamıştım ama yine de sormasını istiyordum.
    --Beni sen mi soydun?
    --Evet. Bu sıcakta elbiselerinle yatmanı istemedim.
    Şaşkın bir şekilde yüzüme bakıyordu. Bir şeyler daha soracaktı ama nasıl soracağını bilemiyordu. Yanlış anlaşılmaktan korkuyordu. Ben de onun yüzüne hafifçe gülümseyerek bakıyordum. Sanırım bakışlarımdan soruların cevabını almış görünüyordu ki sormaktan vazgeçti.
    --Ne diyordum? Ha… Bir daha aramazsın sanıyordum?
    --Senin için de uygunsa bundan sonra sürekli olarak aramak istiyorum. Ne dersin?
    --Neden? Yarım bıraktığın işi tamamlamak için mi benimle görüşmek istiyorsun?
    Hınzırca gülümsüyordu. Ama ben bu sorudan hoşlanmamıştım. O da sorduğuna zaten pişman olmuştu.
    --Bozulma hemen. Sadece geleceğe dair planlar yapmayı sevmem. Hem zaman ne gösterir, bilinmez ki.
    Bir şey vardı, Sibel’de… Tam olarak açıklayamadığım bir şey... Bazen övgü dolu sözlerle beni bulutların üzerine çıkartıyor sonra da ters bir cümleyle beni çıkardığı yerden aşağı fırlatıyordu. Bazen de canımı sıkıyor sonra da yüreğimi okşayarak kendini affettiriyordu. Yaramaz bir çocuk gibi davranıyordu.
    Bir ara dansa kaldırdım onu… Orkestra romantik bir müzik çalıyordu. Biz de herkes gibi klasik dansımızı yapıyorduk. Sonra bana daha bir sokuldu. Başını omzuma yasladı. Beni dişiliğiyle etkilemek için yapılmış bir hareket değildi bu. Sanki sığınmak istiyordu. Sanki kaçmak, kurtulmak istiyordu bu hayattan. Tepesindeki kara bulutları dağıtmak için benden yardım istiyordu.
    Kendime iyice bastırdım. Saçlarını hafifçe okşuyordum. O kadar huzurlu bir andı ki, hiç kimse umurumuzda değildi. Zaten o an etrafımızda insanlar bizi ilgilendirmiyordu. Gözlerimiz kimseyi görmüyordu.
    Çok mutluydum. Müzik hiç bitmesin istiyordum.
    Aniden başını kaldırıp yüzme baktı.
    --Oturalım mı?
    Bu sözü emreder gibi söyledi.
    --Elbette.
    Özgürce uçan bir güvercin gibi davranıyordu. Uçtuğu anlarda tüm gökyüzünün sahibiydi sanki. Ürktüğü zamanlarda ise kafese girerek herkesten saklanmaya çalışan bir güvercin…
    Yüreğim belki bir kafes değildi. Ama orada bir fidan açmak üzereydi.
    Sonraki günlerde fırsat buldukça telefonda görüşüyorduk. Çoğunlukla ben arıyordum, o da uygun olduğunda karşılık veriyordu.
    Hafta sonlarını iple çekiyordum. Çünkü hafta sonu Sibel demekti.
    Yine bir restoranda beraberdik. O kadar güzeldi ki. Ve o kadar savunmasız duruyordu ki karşımda. Yine de bunca kırılgan yapısını abartılı saldırganlıkla kapatmaya çalışıyordu. O ne kadar tepkisel davransa da ben olabildiğimce sakin davranıyordum. Gülümsüyordum ona. Benden sana zarar gelmez, dercesine gülümsüyordum.
    Bol bol konuşuyordum onunla. Konuşurken gözlerin içine bakıyordum. Hiç kaçırmıyordu gözlerini. O an iç dünyasında neler yaşadığını bilmiyordum ama ben oldukça heyecanlanıyordum.
    Sonra dudaklarımın arasından istemsizce o iki kelime döküldü.
    --Seni seviyorum.
    Sadece dik dik baktı bana. Sanki yaramazlık yapan bir çocuğu bakışlarıyla cezalandırır gibi baktı. Bakışları rahatsız etmişti beni.
    Bir süre hiç konuşmadı. Tedirgin bir bekleyiş içindeydim. Ağzından çıkacak cümleleri merak ediyordum. O an ters bir cümlesi bile hiç önemli değildi. Yeter ki bir şey söylesin… Yeter ki bu ızdırap bitsin. Oysa o duyarsız davranıyordu. Belki benden böyle bir itiraf beklemiyordu. Belki de harika devam eden bir ilişkiyi böylesine bir duyguyla berbat ettiğimi düşünüyordu, kimbilir. Konuşmuyordu ki… Yüzüme bile bakmıyordu.
    Sonra sinir bozucu bir ses tonuyla konuştu.
    --Bende ne buldun ki? Neyimi sevdin?
    Böyle bir söze nasıl cevap verilirdi. Tam bir şeyler söyleyecektim ki;
    --Üstelik de ben bile kendimi hiç sevmezken sen nasıl oldu da sevdin beni?
    Alay ediyordu sanki. Ama gülmüyordu, gülümsemiyordu bile…
    Canım sıkılmıştı.
    --Bilmem. Sevdim işte…
    Zaten sevgime kayıtsız kalmıştı. Bu sözümle de sevgim onun gözünde tamamen önemsizleşmiş gibi oldu.
    --Bu dünyada en çılgın şey nedir, bilir misin, Adnan?
    Sonra da cevabını kendisi verdi.
    --Sevmek zaten başlı başına bir çılgınlık… Ama en büyük çılgınlık karşılık bulamayacağını bildiğin halde hala sevmeye devam etmek. Ve ısrarla beklemek…
    Sesinde bir hüzün vardı. Bir şeyler daha söyleyecekti ama sonra vazgeçti.
    --Peki, beni ne kadar tanıyorsun?
    Bir an çok kötü hissettim kendimi. Sanki bir boşluğa düşmüş gibi oldum. Bu sorunun içinde o kadar çok birbirine bağlantılı bilinmeyenler vardı ki. Haklıydı. Onu o kadar da iyi tanımıyordum. Sadece bana anlattığıyla tanıyordum. Biraz da gönül gözümle gördüklerimle… Bunlar bir kişiyi tanımak için yeterli değildi. Üstelik de bu soruyu sorarken “sen beni hiç tanımıyorsun” ifadesi, yüzünde net bir şekilde kendisini belli ediyordu. Yine de dik durmalıydım karşısında. Sözlerim esneklik göstermemeliydi.
    --Sende kendimi görüyorum. Sen benim eksik yanlarımı tamamlıyorsun. Sende huzur buluyorum ben. Seni düşündüğümde heyecanlanıyorum.
    Söylediklerim o kadar sıradan cümlelerdi ki. Sanki acemi aşığın bir kadına kompliman yapmak için ezberlediği beylik cümleler gibiydi. Üstelik de dudaklarımdan dökülürken bir o kadar da inandırıcılıktan uzaktı. Daha önce hiç bu kadar aciz duruma düşmemiştim.
    Beni kandıramazsın, der gibi baktı.
    --Adnan. Beni yeterince tanımış olsaydın inan ki hiç sevmezdin.
    Bana hiç yardımcı olmuyordu. Üstelik de alay eder gibi konuşuyordu benimle. Bir an içimden “gönül bu, nereye konacağını bilmiyor ki” demek geçti.
    --Zamanla daha fazla tanırım seni, Sibel. Tanıdıkça daha fazla severim.
    --Ya da daha fazla nefret edersin benden.
    --Bunu bilemezsin ki. Yeter ki sen bana bu fırsatı ver.
    Vermedi.
    Bana kendisini daha fazla tanıtacak o fırsatı vermedi.
    Bir daha görüşmedi benimle. Ne zaman telefonla arasam bir mazeret gösterdi.
    xxxxx
    Aşkın da giriş, gelişme ve sonuç gibi evreleri var. Sonuca, o kalıcı mutluluğa ulaşmak için daha çok yolumun olduğunu biliyordum. Ama henüz yolun başında, daha giriş bölümünde tıkanıp kalacağımı da hiç düşünmemiştim.
    Kendisini tanımadığımı söylüyordu. Bir insan yeterince tanımadan sevilmeyeceğini iddia ediyordu. Kim bilir belki de haklıydı. Kendimi bu düşünceye inandırmaya çalışmaktan başka yapacak bir şeyim yoktu. Nasılsa gitmişti. Nasılsa bir daha görüşmek istemiyordu benimle. Nasılsa bundan sonra uzaktan bakacaktım ona… Kendimi daha fazla küçültmenin anlamı yoktu.
    Her ne kadar böyle düşünsem de ondan uzak duramıyordum. Belki de reddedilmenin verdiği travmayı üzerimden atamamıştım. Bu ilişkinin yürümemesinin nedenini kendimde arıyordum. Onun karşısında yetersiz kalmıştım. Sürekli olarak kendimi hırpalıyordum. Duygularımı tam olarak ifade edememiştim. Onun beklentilerine cevap verememiştim. Acemice davranmış, bunun sonucunda da terkedilmiştim.
    Canım yanıyordu. Hem de hiç olmadığı kadar… Geçmişte de canım yanmıştı. Hem de pek çok kez… Kaburgam kırılmış, uzun zaman istediğim gibi yatamamıştım. Ayak bileğim kırılmış, uzun zaman acısını çekmiştim. Diş ağrım yüzünden sabaha kadar uyuyamadığım günlerim de olmuştu. Şimdi düşünüyorum da bir tanesinin etkisini bile beynimde canlandıramıyordum.
    Ama şimdi yüreğim daralıyor, kendimi hiçbir yere sığdıramıyordum. Alışacaktım.
    Bu acıyla yaşamaya alışacak, zamanla onu unutacaktım.
    Geçmişte bir kez daha yaşamıştım bu duyguyu. Onun da acısını yüreğimin derinlerinde zaman zaman hissederken Sibel’i unutmak hiç de kolay olmayacaktı.
    xxxxx
    Telefon çaldığında evde yalnızdım. Arayan Mehmet’ti. Bir yerde yemek yediğini ve tek başına olduğunu söyledi. Beni davet ediyordu.
    Bu davete hayır diyemezdim. Bir saat sonra yanındaydım.
    Mehmet kolay kolay dışarı çıkamazdı. Daha doğrusu ailesi olmadan bir yerde oturup yemek yiyip içki içmeyi sevmezdi.
    --Sen burada ve tek başına… Demek ki eşini ve çocuğunu kayınvalidene gönderdin?
    --Valla doğru tahmin ettin. Yaz bitmeden bir hafta onunla beraber olsunlar istedim.
    --İyi yapmışsın. Sen de bu fırsatı değerlendirip özgürlüğünü yaşıyorsun.
    Biraz işten, biraz siyasetten bahsettik. Ama konunun bir şekilde Sibel’e gelmesini istiyordum. Mehmet beni fazla bekletmedi. Konuyu kendisi açtı.
    --Sibel’le hala görüşüyor musun?
    Yüzüne dikkatli bir şekilde baktım. Sibel’le aramızda geçenlerin ne kadarını bildiğini merak ediyordum.
    --Biz bir süre arkadaşlık yaptık ama sanırım uyum sağlayamadık. Şu an görüşmüyoruz.
    --Böyle olacağını tahmin etmiştim. Sibel’in zor bir kadın olduğunu sana söylemiştim. Kolay kolay kimseyle anlaşamaz.
    --Zor demeyelim de belki farklı bir kadın demek daha doğru.
    --Amma da yaptın, ha… Her kadın farklıdır.
    --Haklısın. Aslında doğru kelimeyi bulamadım. Sibel sürekli içinde fırtınalar yaşayan bir kadın. Sürekli gel-gitleri olan biri… O yüzden sürekli değişkenlikler gösteriyor. Bir bakıyorsun harika davranışlar… İnsanı mutlu ediyor. Kısa bir zaman sonra da canına okuyor.
    --Öyledir, o… Onun bu huyundan herkes şikayet eder. Ama bana ve eşime karşı çok çok iyidir. Biz onun en yakınındaki dostları sayılırız. Onu bizden daha iyi kimse anlayamaz. Hele de sevdiği adamdan ayrıldığında çok zor günler geçirdi. Bizler o zaman da Sibel’in yanındaydık.
    --Haklısın. Çok zor günler geçirmiş. İnan ben de çok etkilendim. Günlerce onun kanlı gelinliği içindeki görüntüsü gözlerimin önünden gitmedi.
    Mehmet şaşırmıştı.
    --Kanlı gelinlik mi? Ne dediğini anlamadım?
    Şaşırma sırası bana gelmişti.
    --O kazadan bahsediyorum. Sevdiği adamın öldüğü kazadan…
    Mehmet bir süre yüzüme baktı.
    --Bu konuyla ilgili Sibel sana ne anlattı, Adnan?
    Kazayı ayrıntısına kadar anlattım. Mehmet dinledikçe değişik tepkiler veriyordu. Ben de ne olduğunu tam olarak anlayamamıştım.
    --Adnan. Öyle bir kaza olmadı. Sibel’in sevgilisi bir başka kadın için onu terk etti.
    --Ne…!
    Mehmet ciddiyetini koruyordu.
    --Şaka yapmıyorsun?
    --Elbette yapmıyorum.
    Anlamaya çalışıyordum. Sibel’in bu davranışını çözmeye çalışıyordum.
    --Ama nasıl olur. Öyle üzgündü ki… Dudakları titriyordu o kazayı anlatırken.
    --Sibel o adamı yani Ali’yi çok sevdi. Gerçekten sevdi. Birlikteyken kendisini dünyanın en şanslı kadını olarak değerlendiriyordu. Ondan bahsederken bile gözleri ışıldıyordu. O kadar coşku doluydu ki. Yalan yok, Ali de Sibel’i seviyordu. Hatta evlenme teklifinde bulunduğunda hep birlikteydik. Sürpriz bir teklifti. Üstelik de oldukça romantikti. Nişanlarında da yanlarındaydık. İkisi de mutluluktan uçuyordu. Sonra ne oldu, aralarında ne geçti, bilmiyorum. Bir de baktık ki ayrılmışlar. O zamanlar çok şaşırmıştık. Ama kısa süre sonra Ali bir başka kadınla görünmeye başladı. Sonra da onunla evlendi.
    --Aman Tanrım… Bu kadarı da olamaz.
    Mehmet anlattıkça boğazıma bir şeyler düğümleniyordu sanki. Belli etmemeye çalışıyordum ama oldukça huzursuzdum.
    --Haklısın. Ali’nin evlendiğini Sibel’den saklamaya çalıştık ama yine de bir yerlerden öğrendi. Günlerce kendisini evine kapattı. Hiç kimseyle görüşmedi. O dönemlerde ne yedi, ne içti kimse bilmiyor. Üstelik bu konuyla ilgili hala da kimseye tek kelime etmedi. Bir gün kapısını çilingir yardımıyla açtığımızda salonun köşesinde yerde büzülmüş şekilde otururken bulduk. Bize anlamsız gözlerle bakmaya başladı. Çok kötü bir durumdaydı. Ne verdiğimiz suyu içti, ne de yemek yedi. Sonra doktora götürdük. İlaç, serum takviyesi derken biraz olsun kendine geldi. Ama hiç konuşmuyordu. Sadece boş gözlerle bir yerlere bakıyordu. Bu durumu bizi çok korkutmuştu.
    Kendimi bir mengeneye sıkışmış gibi hissediyordum. Mehmet, Sibel’in durumunu anlattıkça içten içe terliyordum. Geçmişimle ilgili bir şeyler gün yüzüne çıkıyor ve beni çok daha fazla rahatsız ediyordu.
    --Keşke profesyonel yardım alsaydınız.
    --Almaz olur muyuz. Bizzat eşim o dönemlerde hiç yanından ayrılmadı. Psikoloğa götürdü. Ama orada da konuşmadı. Psikoloğun sözlerini ne duyuyor, ne de tepki veriyordu. Tepkisiz bir vaziyette boş boş bakıyordu sadece. Uzman; yalnız bırakmayın, sevdiği şeyleri yapmaya çalışın, dedi ama Sibel bize hiç yardımcı olmuyordu ki. Bazı geceler ben de eşimle birlikte Sibel’in evinde kalıyordum. Benim de orada olduğum bir gece ağlama sesleriyle aniden uyandık. Koşarak odasına daldık. Öyle kötü bir durumdaydı ki. Kendisini paralarcasına ağlıyordu. Canım yaa... Onun o an ki halini hiç unutamıyorum. Saatlerce teskin etmeye çalıştık, yüzüne soğuk sular serptik. Güç bela kendine getirdik. Uzun zaman sonra o gece konuştu bizimle.
    --Ne dedi?
    --“Ben yaşamak istemiyorum.” Bunu söyledi. Hem de gözlerimizin içine bakarak… Biliyor musun, Adnan… Umudu tükenen bir insanın ölüme ne kadar yaklaştığını ben Sibel’de gördüm. Ama hiç bırakmadık onu. O da bize güvendi. Bizim samimiyetimize inandı. Sonraki günlerde kendi isteğiyle psikoloğa gittik. Psikolog; istediğiniz gibi yasınızı yaşayın. Ama bunu da sürekli olarak devam ettirmeye çalışmayın, dedi. Bu olayın herkesin başına gelebileceğini, artık bugünü yaşamasını ve geçmişi yaşamaktan kurtulması gerektiğini söyledi. Kolay olmadı. İnan bana Adnan, hiç kolay olmadı eski durumuna geri dönmek… Ama Sibel güçlü kadındır. Bu sorunun da üstesinden geldi.
    --Tam olarak değil.
    --Nasıl yani?
    --Sibel belki o travmadan sizlerin sayesinde kurtulmuş ama kendine de başka bir geçmiş yaratmış. Farklı bir gerçek yaratmış. Bana Ali Bey’in öldüğünü söyledi. Hem de trajik bir şekilde… Ama öyle bir anlatışı vardı ki kendisi de bu yalana inanmıştı. Bunu gözlerinden anlıyordum. Çok inandırıcıydı.
    --Belki de böylesi bir son işine gelmiş de olabilir. Ne de olsa terk edilmeyi hazmetmek zordur. Herkes için bu böyledir. Nişanlısının öldüğünü söylemesi egosu açısından daha iyi bir son. Belki de bu şekilde bir son yaratarak ondan intikam almaya çalışıyordu. Sibel gerçekten çok iyi bir kadındır. Onu gerçek anlamda tanısan inan bana çok seversin.
    Mehmet’in bu sözüne karşı gülümsedim. O an Sibel’in; “beni tanımış olsan hiç sevmezdin” sözü aklıma gelmişti.
    Bir süre sonra Mehmet kalkmak istedi. Ben biraz daha oturacağımı söyledim. Çünkü benim içimde bir yangın başlamıştı ve bu yangın sönecek gibi değildi. Huzursuzdum. Hem de çok… Mehmet; Sibel’in gerçek hikayesini anlatmaya başladığında ben de gerçek kimliğimden sıyrılmıştım. Kendimi Ali’nin yerine koymuştum.
    Çünkü Ali’nin Sibel’e yaşattığı dramı ben de yıllar önce bir başka kadına yaşatmıştım.
    Karıma… Dünya tatlısı o güzel insana…
    Leyla’ma…
    3 yıllık evliyken onu aldatmıştım. Hem de kendi evimde…
    Hem de birkaç kez…
    Sonunda yakalanmıştım.
    Leyla bizi uygunsuz vaziyette gördüğünde hiçbir şey söylemeden evden ayrılıp annesine gitti. Üstelik evden tek bir eşyasını bile almadan… Telefonlarıma çıkmıyordu. Kaldığı eve gidip yüz yüze görüşmek ve af dilemek istiyordum. Gerekirse eve dönmesi için yalvaracaktım. Ama benimle konuşmaya bile tenezzül etmedi. Ne kadar konuşsam da cevap vermedi. Karşımda dimdik durdu ve hiçbir tepki göstermedi. İstiyordum ki bağırsın, bana hakaret etsin. Gerekirse yüzümü gözümü parçalasın ama konuşsun benimle. Onun bu sessiz tavrı beni daha fazla delirtiyordu. Kısa zaman sonra da boşanmak için mahkemeye başvurdu.
    Deli gibiydim. Elbette ki yaptığım hatanın farkındaydım. Gençtim, dahası tecrübesizdim. Kendimi frenleyememiştim işte… Pişmandım, hem de çok pişmandım. Annesine, babasına aramızı yeniden düzeltin diye yalvardım ama onların da yuvanızı yıkmayın telkinlerini dinlemedi. Bana bir şans daha vermedi. Üstelik de ayrılma nedenimizi hiç kimseye söylemedi. Şiddetli geçimsizlik yüzünden tek celsede boşandık.
    Yine de Leyla’nın peşini bırakmadım. Her yerde karşısına çıkıyordum. Ne kadar yalvarsam da benimle hiç konuşmuyordu. Hiç aşağılamadı, bana hiç bağırmadı. Vakur tavrını hiç bozmadı. Sadece gözlerinden anlıyordum bana olan tepkisini, nefretini. Çünkü iğrenerek bakıyordu bana.
    Oysa o gözler bir zamanlar bana karşı o kadar sevgi doluydu ki.
    Bir gün; “eğer beni rahatsız etmeye devam edersen karşıma çıkan ilk erkekle evleneceğim. Bana bunu yaptırma” dedi. Gözlerindeki kararlı ifadeyi görmüştüm. Yapardı. Bu yüzden karşısına çıkacak cesaretim hiç olmadı. Sonra bir başka şehre taşındığını öğrendim. Bir daha da ne gördüm, ne de ondan bir haber aldım. Leyla’nın bu durumu nasıl karşıladığını, neler yaşadığını hiç öğrenemedim. Ben çıldırasıya bir pişmanlığı yaşarken o ne halde diye hep merak ettim. Yalnız kaldığında neler düşünüyor, neler yapıyor, hiç bilemedim. Mehmet, Sibel’in çektiklerini anlatırken aklımda Leyla vardı. Sibel’i bir an onun yerine koydum. O an boğulacak gibi oldum. Sanki bir bataklığın içerisindeydim ve debelendikçe dibe doğru çekiliyordum. Üstelik de karşı koyamıyordum. Yirmi yıl önce yaşadığım ve neredeyse unuttuğumu sandığım bu olay yeniden gün yüzüne çıkmıştı.
    Masada tek başımaydım ama iç dünyamda o kadar kalabalıktım ki. Sanki bir başka boyutta gibiydim. Bir an Leyla’yı gördüm karşımda. Bana gülümsediğini… O an öyle tuhaf bir duygu yaşadım ki içimde. Sanki yüreğimi tatlı bir esinti okşamıştı.
    Her akşam işten benden önce gelirdi. Sürekli kapıda karşılardı beni. Sanki uzun bir yoldan gelmişim gibi bana hararetle sarılırdı. Beni mutlu etmek için elinden gelen her şeyi yapardı. Çok da duygusaldı. Beni başkalarının yanında her zaman yüceltirdi. Canım benim… Ne kadar da sevgi doluydu.
    Peşpeşe içiyordum. İçimde öyle büyük bir yangın vardı ki, dayanamıyordum. Geçmiş sürekli karşımdaydı.
    Beynim bana sürekli oyunlar oynuyordu. Bu sefer de Leyla’yı ağlarken görmeye başladım. Hem de hıçkıra hıçkıra… Üstünü paralarcasına ağlıyordu. Sanki günlerce yemek yememiş, uyumamış gibiydi. Üstelik de zayıflamıştı. O güzel gülümsemesinden eser kalmamıştı. Sonra Sibel göründü. Leyla’yı oturduğu yerden kaldırdı ve bana doğru dönerek “hepsi senin suçun” diye bağırdı. İkisi birden üzerime yürüyorlardı. Sanki karanlık bir yola girmiştim. Sanki içimde yıllardır uyuyan kabusum kendine gelmiş, benden hesap soruyordu.
    --Affedersiniz beyefendi. Geç oldu artık kapatmak zorundayız. Hesabı alabilir miyim?
    Garsonun sesiyle kendime geldim.
    Bir de gece tüm günahların üzerini örter, derler. Oysa benim günahlarım o kadar net bir şekilde ortadaydı ki. Yalpalıyordum. Doğru düzgün bile yürüyemiyordum. Ne kadar içtiğimi bilmiyordum. İçim yangın yeriydi ama aldığım alkol beni daha da yakmıştı. Ağlamak istiyordum. Hem de hıçkıra hıçkıra ağlamak…
    Arabaya bindiğimde bir süre gözlerimi kapatıp arkama yaslandım. Aklımda sadece Leyla vardı. Onunla ilgili anılar… Balayındaydık. Sahilde yürüyorduk. Birden uzakta mavi bir cisim gördü. O kadar neşeliydi ki, o kadar da coşku doluydu. Birden oraya doğru koşmaya başladı. Gördüğü şey onu şok etmişti. Bağırarak beni yanına çağırdı. Merak etmiştim. Öylesine aşırı tepki gösteriyordu ki. “Ölüyor. Ölüyor. Lütfen bir şey yap, ne olur kurtar onu” diye haykırıyordu. Kurtulmasını istediği şey, sahile vurmuş mavi bir deniz anasıydı. “Ölüyor Adnan… Kurtaralım bunu, ne olur ölmesin” diye telaşlı bir şekilde söyleniyordu. Kahkahalarla gülmüştüm onun bu haline. “Bence sen buna suni teneffüs yap” dediğimde bozulmuştu bana. Oysa o; “her canlının yaşamaya hakkı var” demişti.
    “Her canlının yaşamaya hakkı var”. Bu sözü şimdi kulaklarımda çınlıyordu.
    Dudaklarımda acı bir gülümseme vardı.
    --Leyla. Özür dilerim.
    Sanki karşımdaydı. Sanki vicdanım dile gelmişti.
    Arabanın içinde boğuluyordum. Kendimi dışarı atıp yürümeye başladım. Temiz hava biraz olsun beni kendime getirir diye düşünüyordum ama o kadar kaybolmuştum ki bu çok zor olacaktı.
    Xxx
    Birkaç gecedir Sibel’in oturduğu evin çevresinde dolaştım. Ama onunla karşılaşacak cesareti bir türlü kendimde bulamadım. Sürekli olarak oturduğu eve bakıyordum. En azından balkona çıktığında görmek istiyordum onu… Evinin tüm ışıklarını kapattığında ise oradan ayrılıyordum.
    Sibel’i görmek ve onunla konuşmak istiyordum. Bu benim için çok önemliydi.
    Bir hafta sonu akşamı telefon açtım kendisine… Aşağıda, arabada olduğumu söyledim. Biraz sonra elinde telefonuyla balkona çıktı. Bir müddet hiç konuşmadı. Sonra yukarı gelmek ister misin, dedi. Nasıl hayır diyebilirdim ki…
    Yukarı çıktığımda hiç beklemediğim kadar sıcak karşıladı beni. Sımsıkı sarıldı.
    --İyi ki geldin. Seni çok özledim.
    --Buradan geçiyordum. Sana uğramadan gitmek istemedim.
    Kime neyi ispat etmeye çalıştığımı bilmiyordum.
    --Saçmalama. Kaç gecedir burada beklediğini bilmiyor muyum sanıyorsun. Hatta bir gece arabanın yanından geçtim, beni fark etmedin bile… O kadar dalmıştın ki. Kim bilir, o an ne düşünüyordun.
    Her zaman ki gibi lafını hiç esirgemiyordu. Ne düşünüyorsa anında söylüyordu.
    --Aç mısın? Kendime bir şeyler hazırlıyordum. Birlikte yeriz.
    --Ben de seni alıp dışarıda yeriz diye düşünmüştüm.
    --Hiç kusura bakma. Bu gece evimde kalmak istiyorum.
    Muzır bir şekilde yüzüme baktı.
    --Yoksa sen benim yemeklerimi yemekten mi korkuyorsun? Ben iyi bir aşçıyımdır. Sana bir masa hazırlayacağım şimdi, ne demek istediğimi anlarsın. Hem içkim de var.
    Çok doğaldı. Oldukça rahat davranıyordu. Sanki bunca zaman ayrılığı yaşayan biz değildik. O kadar huzur dolu bir yüzü vardı ki. Sanki bunca acıları yaşayan o değildi.
    --Mutfakta sana yardım etmek isterim. İzin verirsen tabii…
    --Bak buna sevinirim işte.
    Mutfakta ikimiz de mutluyduk. Çocukça espriler yapıyor, neşeli kahkahalar atıyorduk. Sanki farklı bir dünyaya adım atmıştık. En basit espriye bile gözlerimizden yaş gelinceye kadar gülüyorduk. Geçmişin tüm acılarından kurtulmuştuk sanki. Bize eskiyi hatırlatan her şeyden arınmış gibiydik.
    Kısa süre içerisinde harika bir masa hazırladı. Çok becerikliydi. Her şeye aşırı özen gösteriyordu. Masaya mum koymayı bile ihmal etmedi.
    --Bu güzel masa müziksiz olmaz.
    Ben sadece onu izliyordum. Çok seri hareket ediyordu. Biraz sonra hafif bir müzik tüm salonu doldurdu.
    --Ne dersin? Hala dışarıda yemek yemeyi düşünüyor musun?
    --Bu masayı gördükten sonra mı? Elbette ki hayır... Ama hemen oturalım, çünkü çok acıktım.
    --Tamam, sen otur. Ben şimdi geliyorum.
    Yaklaşık 10 dakika sonra geldi. Hafif bir makyaj yapmış ve elbisesini değiştirmişti. Sibel’i hayranlıkla seyrediyordum. Kendisi de oluşturduğu etkiden dolayı mutluydu.
    Yemek oldukça neşeli geçiyordu. Bol bol konuşuyorduk. Sanki aramızdaki o görünmez duvar kalkmıştı.
    Bir ara geriye yaslanıp yüzüme baktı.
    --Neden aşağıda bekliyordun? Neden haber vermiyordun bana?
    Gülümseyerek cevap verdim.
    --Bilmem. Belki de senden çekindim.
    --Benden mi çekindin? Ben adam yemem ki.
    --Şey… Uzun zaman senden bir randevu koparmak için aradım. Ama bana hiç olumlu cevap vermedin. Hep bir mazeret gösterdin. Benimle görüşmek istemediğini düşündüm.
    --Seninle görüşmeyi inan ki ben de çok istedim. Çünkü sen beni çok eğlendiriyorsun, çok güldürüyorsun.
    --O zaman sorun ne? Neden uzak duruyorsun benden?
    --Korkuyorum.
    Şaşırmıştım.
    --Korkuyor musun? Benden mi?
    Ne söyleyeceğini bilemedi. İçkisinden bir yudum aldı. Zorlandığı belli oluyordu.
    -- Ben sana asla zarar vermem. Ben seni…
    Sustum. Sözlerimin devamını getiremedim. Tekrar cesaret edemedim sevgi sözcüğünü söylemeye. Sonra gözlerinin içine baktım.
    --Sibel, sen benim için çok değerlisin. Ne olur, benimle alakalı olumsuz düşüncelerinden vazgeç.
    --Korkumun nedeni sen değilsin. Bunu sana nasıl anlatabilirim ki. Hem anlatsam da anlamazsın ki.
    --Dene. Anlatmayı dene, Sibel.
    Bir süre gözlerini kapattı. Sanki kendi kabuğuna çekilmiş gibiydi. Sessizce onu izliyordum.
    --Bana çok benziyorsun. Ben kendimden kaçtıkça sen bana o eski beni hatırlatıyorsun. Senden korkmamın nedeni bu. Senden uzaklaşmamın nedeni bu. Sen benim unutmak istediğim yıkıntılar içindeki gölgem gibisin.
    --Söylediklerinden hiç bir şey anlamadım.
    --Sana demiştim. Beni anlamayacağını söylemiştim.
    Bir anda ciddiyeti bir yana bırakıp işi şakaya vurmaya başladı. Ayağa kalktı.
    --Bu dansı bana lütfeder misiniz beyefendi?
    Sonra da gülmeye başladı.
    --“Lütfeder misin”. Lafa bak. Amma da komik… Tıpkı Yeşilçam Filmleri’ndeki gibi oldu.
    Sonra gözlerimin içine baktı.
    --Benimle dans eder misin, Adnan?
    Gülümsedim.
    --Sana hayır demesini bilmiyorum ki.
    Uzattığı eli tutup ayağa kalktım. Salonun ortasına geldiğimizde iki kolumla bedenini sardım. O da kendisini bana yaslayarak kollarını bana dolamıştı. Bir süre birbirimize bakıp gülümsedik. Müziğin ritmine göre hafifçe hareket ediyorduk. Sonra başını omzuma koydu. Sımsıkı sarıldım ona. Kollarımla daha bir sıkı sardım. Öyle huzurluydu ki. Öyle mutluydum ki.
    Sibel kendisini anlamadığımı düşünüyordu. Oysa yanılıyordu. Mehmet’in bana verdiği bilgiler sayesinde onu daha iyi gözlemliyordum. Sanki ikiye bölünmüştü. Bir yanıyla acılarını benimle dindirmek istiyordu. Bunu hissediyordum. Kanayan duygularını benimle sarmak istiyordu. Ama diğer yanı korkuyordu. Tekrar sevmekten, tekrar sevilmekten korkuyordu. Tekrar acı çekmekten, tekrar terkedilmekten korkuyordu. O yüzden elinde kalan son sevgiyle de kendine çizdiği sınırlar içinde yaşamak istiyordu.
    Beni seviyordu, bunu biliyordum. O kadar güzel bakıyordu ki bana. Gözlerdeki bakışın anlamını biliyordum. Bazen sesinin tınısını yumuşatıyordu. Ruhumu okşayan bir müzik nağmesi dinler gibi etkileniyordum. Hele de dans edişimiz… Başını omzuma yaslayıp bana sarılışı…
    Beni gökyüzüne çıkartıp sonra da acımasızca aşağı bırakışını izledim şimdiye kadar. Bütün bunlar beni kendisinden uzak tutmak içindi. Belki de kendisini benden uzak tutmaya çalışıyordu. Kendisine olan tüm güveni kaybolmuştu. O yüzden bana olan duygularını saklıyordu. Sevgisini bir kez açığa çıkardığında bir daha da geriye dönemeyeceğini düşünüyordu. Gökyüzünden beni aşağı bırakmasının nedeni buydu. Yeniden sevmek korkutuyordu, Sibel’i. Geçmişte yaşadığı acıları düşündükçe benden uzaklaşmasının nedeni buydu. Sonrasında beni düşman olarak görmesinin nedeni de buydu.
    Oysa benim Sibel’in dostluğuna ihtiyacım vardı. Yaşama biraz olsun tutunabilmem için Sibel’in sevgisine ihtiyacım vardı.
    Geçmişimdeki o büyük günahtan kurtulabilmem için Sibel’in gözündeki düşman imajını silmem lazımdı.
    --Biliyor musun, şimdiye kadar göğsüne yaslanıp da dans ettiğim ikinci erkek sensin.
    Bu sözleri başı omzumdayken söylemişti. Yumuşak bir dille… Eminim, gözleri de kapalıydı. Sanki istemsizce dökülmüştü dudaklarından.
    --Birincisi kimdi?
    Biliyordum, kim olduğunu. Derinlerden gelen bir ses tonuyla cevapladı.
    --Ali.
    --Ali…?
    --Nişanlım. Sana bahsetmiştim.
    --Evet, hatırlıyorum. Birlikte kaza geçirdiğinizi söylemiştin.
    Başını kaldırıp yüzüme baktı. Öfkeyle bağırdı.
    --Öldü, o… Öldü.
    Saçlarını okşadım.
    --Sibel. Ben buradayım, senin yanında…
    Kollarımdan kurtulup kendini birkaç adım geriye attı. Yüksek bir ses tonuyla konuştu.
    --Bir gün sen de gideceksin. Sen de beni terk edeceksin!
    Avucumun içiyle yanağını okşadım.
    --Ben seni hiç bırakmayacağım, Sibel. Ben her zaman yanında olacağım.
    --O da öyle söylemişti. O da bırakmayacağım, demişti.
    --Ama ölüme çare yok ki, Sibel. Eminim şu an gökyüzünde seni izliyor.
    --Sus, Adnan. Yeter, konuşma!
    Tekrar masaya oturdu. Kadehinde kalan içkiyi tek yudumda içip yeniden doldurmam için bana uzattı.
    --Özür dilerim. Sana bağırmak istememiştim.
    Sesi yumuşamıştı. Üstelik de titriyordu. Benim canımı yaktığında, biraz olsun sesini yükselttiğinde hemen özür diliyor, gönlümü alıyordu. Bakışlarıyla ben seni incitmek istemiyorum, ben seni asla kırmak istemiyorum, diyordu. İçindeki duygusallığı öfke maskesiyle kapatacağını sanıyordu.
    İnsanlarla yüzleşmekten hep korkmuştu. Kendisiyle yüzleşmek bile istemiyordu. Öylesine korunaksız bir hayatı vardı ki, evinde bile kendisini savunmasız hissediyordu.
    Sadece bana gösteriyordu tepkisini. Sadece bana sesini yükseltebiliyordu. Sadece benden korkuyordu. Çünkü sadece beni seviyordu. Bunu hissediyordum.
    --Biraz yavaş iç. Sarhoş olmanı istemiyorum.
    --Neden? Sarhoş olunca çirkinleşiyor muyum? Yoksa sarhoş olduğumda beni beğenmiyor musun?
    Sibel’in duyguları yeniden kanamaya başlamıştı. Yaşadığımız birazcık duygusallık bile onu geçmişine sürüklemeye yetmişti.
    --Sadece seni yeniden yatak odana taşımak istemiyorum, o kadar.
    Hafifçe gülümsedim. Bir süre yüzüme baktı. İçindeki fırtınalarla başa çıkamıyordu. Sınırlarını zorladığı belli oluyordu. Bir yanında ben vardım, diğer yanında geçmişi. İçkisini doldurdum ve kendisine uzattım. Kadehi eline aldı ama içmedi. Dalgın gözlerle kadehin içine bakıyordu. Sonra başını kaldırıp gözlerini bana dikti.
    --Ali ölmedi. O bir başka kadın için beni terk etti.
    Abartılı bir tepki verdim.
    --Ama nasıl olur? Sen daha önce…
    --Daha önce onun öldüğünü söylemiştim, değil mi. Ölmedi. Ama ölmesini çok istedim. Bana çok acılar çektirdi, o. Çok canımı yaktı.
    Sandalyesine sırtını iyice yaslayıp elindeki kadehi dalgın gözlerle çevirmeye başladı. Dudaklarında acı bir gülümseme vardı.
    -- Neden sevgiyi özgür bir şekilde yaşamak isteyen insanlar en fazla zarar görenler oluyor? Neden en büyük acıları onlar çekiyor? Sence başkalarının sevgisini ezerek, yok ederek yeni sevgilere koşanlar gerçekten mutlu olabilirler mi?
    Yüzüme o kadar dikkatli baktı ki bir an ne söyleyeceğimi bilemedim. İçkimden bir yudum aldım ve cevap verdim.
    --Sanmıyorum. Çünkü bir sevgiyi yok ettiğinde kendini de yok etmiş sayılırsın. Yok olan insanların mutlu olmaya hakları yoktur.
    Verdiğim cevap hoşuna gitti.
    --Sen iyi bir insansın, Adnan. Ama bazen iyi olmak yetmiyor. Sen beni kolaylıkla çözdün, değil mi. Çünkü ben her şeyimi anlatıyorum. Ağlıyorum, sızlıyorum ve içimdeki nefreti, kini boşaltabiliyorum. Sen ne kadar da konuşmasan, her şeyini içine atsan, gizlemeye çalışsan; ben de seni görüyorum. Ben senin içindeki karanlığı görüyorum, Adnan. O karanlık dünyada yaşadığın gerçekleri görüyorum. Bana anlattıklarınla, anlatamadıklarınla görüyorum seni.
    Bir anda panikledim. Ne diyeceğimi bilemedim. Elime çatalı alıp masadaki mezelerden ağzıma attım.
    --Demek benim içimde de bir karanlık var, ha?
    Kendinden oldukça emindi.
    --Evet, var. Senin karanlık dünyanın aynısı kendi içimde de var. Ben ne kadar tutsaksam senin de tutsaklığın var.
    İkimiz de geçmişimizle ilgili birbirimize yalan söylemiştik. İkimizin de zamanla kendimize bir gerçek yaratmıştık. Etrafımızda kim varsa bu yalana inandırmıştık. Ama her ne kadar da başlangıçta itiraf etmesek de ikimiz de birbirimize yalan söylediğimizi biliyorduk. İkimiz de yaralıydık çünkü. İkimizin de sakladığı acıları vardı. Birbirimizin dilinden anlıyorduk.
    Sibel’in benim hakkımda bu kadar isabetli tespitlerde bulunması şaşırtmıştı beni. Yine de konuyu değiştirmeyi istiyordum. Sigara yakarken söylendim.
    --Çok sigara içiyorsun.
    Gülümsedi.
    --En iyi dostum… Bir diğeri de bu...
    Kadehi eline aldı ve havaya kaldırdı.
    --Haydi, aşka içelim. Sonra da ihanete içeriz.
    --Aşka içelim sadece. Bu gece masamızda ihanet olmasın.
    --Aşk varsa ihanet de vardır. Her ikisi de insanlar içindir.
    --Anlatsana, Sibel. O anları anlatsana bana. Neler yaşadığını…
    Hiç nazlanmadı. Hafifçe gülümseyerek anlatmaya başladı.
    --Benim hayatta hiç kimsem yok sayılır. Babam öldüğünde lisedeydim. Birkaç yıl sonra da annem öldü. Bir erkek kardeşim var. Üniversite okumak için yurtdışına gitti ve orada birini bulup evlendi. Şimdi orada yaşıyor. O yüzden Ali’ye dört elle sarılıyordum. O da gitmesin istiyordum. Üzerine titriyordum. Tüm sevgimi, tüm ilgimi ona veriyordum. Ali benim her şeyimdi. Onsuz yaşayamam, diyordum.
    --Yaşadın ama…
    Yüzüme öyle bir baktı ki, gözlerinden ne demek istediği anlaşılıyordu.
    --Neler yaşadığımı sen bilemezsin. Hiç kimse de bilemez.
    İçkisinden büyükçe bir yudum aldı. Sonra da sigarasından derin bir nefes çekip dumanını yukarı doğru üfledi.
    --Sen hayatındaki en özel kişiyle yaşadığın tüm güzel anların gereksiz bir kağıt parçası gibi çöpe atılmasının ne demek olduğunu biliyor musun? Tüm o mutlu anların hiç yaşanmamış gibi yok sayılmasının ne demek olduğunu? Ben bunları yaşadım işte.
    Sibel sadece kendine sakladığı gerçekleri uzun zaman sonra ilk kez açığa çıkarma cesaretini gösteriyordu.
    --Terk edilmek çok kötü bir şey, Adnan. Hele de canın kadar sevdiğin birinin bir anda hayatından çıkması… Ölümden bile daha korkunç bir şey. Oysa her şey çok güzel başlamıştı. Çok mutluyduk. Aynı yöne bakan, aynı şeylerden tat alan iki sevgiliydik. Onun yanında kendimi çok güvende hissediyordum. Hele de nişanlandığımız gün… Dünyanın en mutlu, en şanslı kadını bendim.
    Oldukça rahat görünüyordu. Sakindi. Ama bu sakinlik birazdan bir fırtına çıkacağının da habercisiydi.
    --Anlaşamıyoruz, dedi. Bir şey eksik hayatımızda, dedi. Ne kadar uyumsuz bir çiftiz, değil mi, dedi. Şaşırmıştım. Oysa eskiden çok daha neşeliydik, dediğinde hala şaka yaptığını düşünüyordum. Sonra “Hayatımın geri kalanını seninle birlikte geçirmek istediğimden pek emin değilim” dedi. Yüzüne baktım, ciddiydi. Sen ne demek istiyorsun, dedim. “Lütfen böyle konuşma. Şakanın hiç sırası değil”. Şaka yapmıyordu. Galiba sana olan aşkım bitti, dedi. Kekeliyordu. Sonra da o cümleyi söyledi. “Ben bu ilişkiyi bitirmek istiyorum. Birbirimizi daha fazla tüketmeden dostça ayrılalım.” Bir şey söyleyemedim ki. Hem öyle bir durumda ne söyleneceğini bilmiyordum. Sadece yüzüne bakıyordum. Bir umut arıyordum gözlerinde. Sonra parmağına baktım. Yüzük yoktu. Nişan yüzüğümüzü çıkartmıştı. Gururla, büyük bir neşe ve mutlulukla parmaklarımıza taktığımız yüzüğü benden habersiz çıkartmıştı. O zaten benden çok önce ayrılmış ve benim bundan haberim bile olmamıştı. Nefes alamıyordum. Dahası konuşamıyordum. Dudaklarım kilitlenmiş gibiydi. O da bu sözlerinden sonra ayağa kalktı ve sessizce arabasına doğru yürüyüp gitti. Beni orada tek başıma bıraktı. Sanki herkes bana bakıyordu. Sanki dünya üzerime yıkılmış gibiydi. Yüzüstü bırakılmıştım. Düne kadar el üstünde tutulan ben, istenmeyen kişi ilan edilmiştim. Gururum kırılmıştı. Sanki büyük bir trafik kazası geçirmiş gibi hissediyordum kendimi.
    Çaresizce dinliyordum. Acılarını beynimde resmediyordum. Fırtına çıkmıştı artık. Pek çok şeyi yıkıp, parçalamadan da dinmeyecekti.
    --Sana anlattığım gibi bir kaza yaşamayı o zamanlar o kadar çok istemiştim ki. Ama o kazada ikimiz de ölmeliydik. İkimiz de yok olmalıydık bu hayattan.
    --Senin ne günahın var ki.
    --Sonra koşarak eve geldim. Paramparçaydım. Sanki hayatımdaki her şey bir anda anlamsızlaşmış gibiydi. Kendimi o kadar değersiz görüyordum ki… Saklanmak istiyordum. Bir mezar bulup içine girmek istiyordum. Cesedimi bile kimsenin bulmasını istemiyordum. Onun adını söyleye söyleye ölmeyi istiyordum. Kimse bilmeyecekti ayrıldığımızı, kimse bilmeyecekti terk edildiğimi. Kullanılmış kağıt mendil gibi bir kenara atıldığımdan kimsenin haberi olmayacaktı. Ama yapamadım. Belki geri dönerdi. Tabii ya, dönecekti. Bensiz yapamazdı, o. Beni seviyordu. Ortak o kadar çok hayalimiz vardı ki. Kısa bir zaman sonra pişman olup benden özür bile dileyecekti. Beni çok seviyordu. Öyle söylüyordu.
    Sessizce dinliyordum. Kendini kaybetmişti. Gözlerindeki yaşları silmesi bir şeyi değiştirmiyordu, çünkü göz pınarları sonuna kadar açılmıştı. Kesik kesik ağlıyordu. Donup kalmıştım. Teselli edecek tek bir cümle çıkmıyordu ağzımdan. Sadece seyrediyordum, Sibel’i. Salonun bir kenarında da Leyla vardı. Leyla’yı da acı çekerken görüyordum.
    --Ama gelmedi. Günlerce bekledim, gelmedi. Evde tek başımaydım ama evin her yerinde Ali vardı. Onun eşyaları, onun nefesi, kokusu… Hayali vardı. Delirecek gibiydim. Günlerce evden dışarı adım atmadım. Günlerce hiçbir şey geçmedi boğazımdan. Uyuyamadım. Her şeyden korkmaya başladım. Sesten, sessizlikten… Karanlıktan, aydınlıktan… Hatta aynadaki görüntümden bile korkuyordum.
    Sonra ayağa kalktı. Bir an düşecek gibi oldu. Masaya tutundu. Sonra da kanepeye yığılırcasına kendini bıraktı.
    --Neden, ha… Neden tüm sevdiklerim beni terk ediyor? Annem, babam, kardeşim… Ali… Ya da neden kimi seversem benden gidiyor?
    Hıçkırarak ağlamaya başladı. Kendini tamamen bırakmıştı. Gözlerinden akan yaşlara aldırış etmiyordu artık. İçim parçalanıyordu ama oturduğum sandalyeye yapışmış gibiydim. Yerimden kımıldayamıyordum.
    --Ben günlerce anne diye ağladım. Yanımda yoktu. Herkesin annesi babası yanındayken, benim sesimi duyacak kimsem yoktu.
    --Özür dilerim Sibel.
    Ama özür dilediğim kişi Sibel değildi.
    Ben de ağlamamak için zor tutuyordum kendimi. Yine de gözyaşlarım çoktan yüreğime akmaya başlamıştı bile. Yavaşça yerimden kalkıp Sibel’in yanına oturdum. Onu kollarımla sardım. Birden kollarını boynuma dolayıp hıçkırığa boğuldu. Yüzüm boynum gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Sus, diyemedim, ağlama diyemedim. Sadece sarıldım. Sadece saçlarını okşadım.
    Leyla’nın beni bu durumda görmesini o kadar çok isterdim ki… Neler çektiğimi, ne kadar pişman olduğumu ancak bu görüntüyle inanabilirdi.
    Sibel uzun zaman ağladı. Hiç kıpırdamadım. Sadece hafifçe saçlarını okşadım. Sonra kesik kesik ağlamaya başladı. Sonra da sustu. Uzunca bir süre sustu. Yüzünü boynuma yaslamış bir vaziyette kollarıma bırakmıştı kendini. Hiç kımıldamadım. Rahatsız olsun istemedim. Uzun zaman sonra kollarını boynumdan çözdü.
    --Yatağına uzanmak ister misin?
    Sesini çıkarmadı.
    Biraz yüzünü seyrettim. Islak olan yerlerini elimle okşarcasına silip yanağına hafif bir öpücük kondurdum. Sonra da kucaklayıp yatak odasına götürdüm. Sımsıkı sarıldı boynuma. O an ikimiz de konuşmadık ama ikimiz de sessizliğimizle birbirimize pek çok şey söyledik.
    Yavaşça yatağına yatırıp üzerini örttüm. Bir süre seyrettim. Sonra rahat uyusun diye ışığı kapatmak istedim.
    --Lütfen ışığı kapatma. Bu gecenin karanlığından korkuyorum.
    --Peki.
    Korkma, diyemedim. Ben yanındayım, diyemedim. Sadece duvara yaslanarak bir süre ayakta bekledim. Sibel yataktaydı, gözleri kapalıydı ama uyumuyordu. O da geçmişiyle hesaplaşıyordu. Yine de şanslıydı. Yaşadığı aşkın bedelini fazlasıyla ödemişti. Oysa benim için her şey daha yeni başlıyordu.
    Yeniden sandalyeye oturdum. Sibel’i seyrediyordum. Belki de yataktaki kadın Leyla’ydı. Her şey o kadar değişmişti ki. Oda aydınlıktı ama benim dünyam zifiri karanlıktı. Camlar açıktı ama havasızlıktan boğuluyordum. Kimse yoktu yanımızda ama kalabalığı hissedebiliyordum. Çok sessizdi ama ben gürültüden kendi iç sesimi bile duyamıyordum. O kadar duygusal bir ortam vardı ki, yine de ihanet tüm güzelliklerin üzerini örtmüş gibiydi. Hıçkırıklar yüzünden aşk sözcükleri duyulmuyordu.
    En masum ile en günahkar bir aradaydı. İkimiz de o eski yitik aşklarımızı özlüyorduk.
    Uzun zaman sonra ilk kez kendimi bu kadar kirlenmiş hissediyordum. Bunca zaman sonra kendimi acımasız biri olarak görüyordum. Sanki sevgiye karşı işlenmiş tüm kötülüklerin sebebi bendim. Biraz olsun iyilik arıyordum yüreğimde. Biraz olsun günah çıkartabileceğim, beni teselli edebilecek, geçmişimdeki herhangi bir kişiye yaptığım herhangi bir iyilik… Aklıma hiç biri gelmiyordu. Ben yine saklanacaktım herkesten, her şeyden. Yine her zaman ki gibi iyiyi, güzeli oynayacaktım. Ama bir daha asla kendimden saklanamayacaktım. Her yalnız kaldığımda Leyla’nın o canhıraş feryatlarını duyacaktım.
    En kötüsü de, Sibel’i her gördüğümde aklıma Leyla gelecekti. Geçmiş peşimi asla bırakmayacaktı.
    --Benim dünyamda bir daha aşk olmayacak. Çünkü ben bir günahkarım. Oysa sen o kadar masumsun ki. Yeniden sevebilirsin.
    Bu sözler dudaklarımdan fısıltı şeklinde çıkmıştı. Kendiliğinden, öylesine…
    Bir suçluydum. Hem de sevgiye, aşka ihanet etmiş bir suçlu… Yıllarca kaçmıştım. Herkesten, her şeyden, hatta kendimden bile saklamıştım kendimi. Alışıyor insan… Her şeye alışıyor. Zamanla bir suçlu gibi yaşamaya da alışmıştım. Sonrasında unutmuştum tüm günahlarımı.
    Sibel’i karşıma çıkaran tesadüf müydü, yoksa geçmişimde bir türlü hesabını vermediğim o günahım mı?
    Leyla’ya ne kadar büyük acılar çektirdiğimin farkına ancak yirmi yıl sonra gerçek anlamda varıyordum. Benden sonra birini sevdi mi, ona aşık oldu mu, dahası beni unuttu mu, hiç bilemedim. Hiçbir zaman çığlıklarını duymadım. Eğer duygularının kanı aktıysa o kan elime hiç bulaşmadı. Ama şimdi kan gölünün tam da ortasında hissediyordum kendimi.
    Daha fazla kalamazdım. Kendimi dışarı atmak istiyordum. Gecenin karanlığıyla bütünleşmek istiyordum. Ne de olsa dışarıda akıp giden bir hayat vardı. Benim için kirli de olsa, eksik de olsa bir hayat vardı.
    Üstelik de bu kirli hayat bizim gibilerin yüzündendi. En güzelini, en kolayını yaşamak varken kendimiz zorlaştırıyorduk bu hayatı.
    Sandalyeden yavaşça kalktım. Her yerim uyuşmuştu. Son bir kez Sibel’e baktım. Kapıya doğru yönelmiştim ki yattığı yerden doğruldu.
    --Gitme. Lütfen gitme. Lütfen biraz daha kal.
    --Tamam. Merak etme, buradayım. Hemen yanındayım.
    Yatağının yanına oturdum. Yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Sanki fırtına sona ermiş, yerini hafif bir dinginlik almıştı. Gözlerini gözlerime dikerek ani bir hareketle parmağındaki yüzüğü çıkarıp komidinin üzerine koydu.
    Yıllardır parmağından çıkarmadığı yüzüktü bu.
    Şaşkınlıkla Sibel’in yüzüne bakıyordum. O ise gururluydu. Üstelik de daha bir rahatlamış gibi duruyordu. Dudaklarındaki gülümseme artmış, yıllardır çektiği azap son bulmuş gibiydi.
    --Sibel…?
    O kadar güzel baktı ki bana. İlk kez onu bu denli huzurlu görüyordum. Sanki yüzü aydınlanmıştı.
    --Sibel…
    --Senin içindeki karanlık, benim geçmişimi aydınlattı, Adnan. Umarım sen de kendi karanlığından kurtulursun.
    Gözlerimdeki yaşları durduramıyordum. Kendi umutsuzluğum en azından değer verdiğim birine can olmuştu. Ben kendimden uzaklaşırken, bir başkası kendine dönüyordu. Sibel’in içindeki savaş nihayet sona ermişti. Prangasından kurtulmuştu.
    --Haydi git.
    --Efendim…?
    --Git, Adnan. Kendini bulmak istiyorsan gitmelisin. İçindeki karanlıktan kurtulmak için gitmelisin. Ben sana sadece ızdırap verebilirim.
    Bana sevgiyle bakıyordu. Elimi tuttu.
    --Merak etme. Eğer seveceğim gibi biri karşıma çıktığında kapılarımı hemen yüzüne kapatmayacağım.
    Elini iki elimin arasına alıp öptüm. Sarılmak istiyordum aslında. Son bir kez sarılmak… Ama gidemem diye korktum. Bir daha ayrılamam, bırakamam korkusuyla sarılmaktan vazgeçtim.
    --Sen harika bir kadınsın. İyi ki seni tanıdım.
    Dilim kurumuştu. Sözler güçlükle çıkıyordu dudaklarımın arasından.
    Yavaşça ayağa kalkıp kapıya doğru yöneldim. Son bir kez baktım ona.
    --Hoşça kal.
    --Güle güle.
    Işığını kapatıp yatak odasından dışarı çıktım. Bir süre salona, yemek masasına baktım. Gecenin tüm izleri görünüyordu. Sonra evden ayrıldım.
    Asansörü bekleyemedim. Yavaş adımlarla merdivenlerden inmeye başladım. Bir ara sanki tüm gücümün tükendiğini hissettim. Bir merdivene oturdum. Bir daha bu eve asla giremeyecektim. Bir daha asla Sibel’i göremeyecektim.
    Apartmandan dışarı çıkıp gecenin karanlığında ilerlerken son günlerdeki yaşadıklarımı düşünüyordum. Büyük bir suç işlemiştim. Hayatımdaki en özel kadına çok büyük acılar çektirmiştim. Ama bunun bedelini biraz geç de olsa ödemeye başlamıştım. Üstelik de vicdanım vardı. Yaptığım bir hatanın bedelini ödeyecek cesaretim vardı.
    Yine de düşünmeden edemiyordum;
    Yeniden sevebilecek miyim acaba. Yeniden insanların içine özgürce, saklanmadan çıkabilecek miyim. Aynaya baktığımda kendimden utanmadan yaşayabilecek miyim. Ben, o eski ben olabilecek miydim her şeyden önce.
    Bunu zaman gösterecekti.
    Sibel’e söylediğim o söz kulaklarımda çınlıyordu.
    “Bir sevgiyi yok ettiğinde kendini de yok etmiş sayılırsın. Yok olan insanların mutlu olmaya hakları yoktur”.

    Özcan KIYICI
  • Biz ilkleri kaçırmış yitik yolcularız. Hangi ilk kaldı bize? Hangi hasretlik, hangi gözyaşı bize lekesiz gelecek? Meğer ne kadar yalnızmışız kalplerimizin kuytusunda. Nice buruk ağlamaklı düşler saklamışız da elimiz koynumuzda beklemişiz. Neyin nereden geleceğini yahut hiç gelmeyeceğini bile bile.
  • 108 syf.
    ·6/10 puan
    Şiire gönül vermiş Selma Türkmen Dizlek'in ilk şiir kitabı.Öncelikle kendisine başarılar diliyorum,yolu açık olsun.

    Şairimiz kendi gönül dünyasında iz bırakmış yaşanmışlıklarını şiir ve aforizma olarak kaleme alıp bir şiir kitabı olarak şiir severler ile paylaşmış.Şiirlerinde serbest vezin kullanan şair,safiyane bir dille okuyucularının beğenisine sunmuş.

    //
    Ben uyurken yeryüzüyle gökyüzü birleşmiş
    Kutuplardan ses gelmiş
    Vapurlar geçmiş yollardan
    Yıldızlar denize düşmüş
    Kırık bir tane gül döşenmiş bulutların üstüne
    Menekşe gözlerinde katil olduğum
    Sevdasıyla bin kere yoğrulduğum
    Yar deyipte yara gibi büzüldüğüm
    Bir asır da geçse
    Ben sana meftun sana düğümsüzüm
    Ateşi lal ederken taş
    Gece yarılarında uyumayıp
    Başka yüreklerde süzülmüşsün...
    //
  • 108 syf.
    Kitap 2 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Şiirler, ikinci bölüm Aforizmalar. Aralarında şairimizin bir dostundan Akrostiş var.

    Bu kitabı okumama vesile olan başta Çiy Tanesi Talin Hanım olmak üzere Günce ailesine çok teşekkür ederim.
    Selma Türkmen Dizlek Hanım, kaleminize, yüreğinize sağlık. Kaleminiz daim, yolunuz açık olsun.
    Neydi Yaşam Dedikleri

    Neler gördük, neler yaşamadık ki, hayat denen şu yolda
    Acı, hüzün, gözyaşı ve sevinç
    Bazen övündük yaptıklarımızla
    Bazen de yerindik hatalarımızla
    İnsanlar girdi hayatımıza
    Bazıları gönülden dost oldu
    Bazıları da ezeli düşman

    .

    Bugün günlerden yine hüzün
    Bugün renkler mavi değil siyah
    Özlediğim ne varsa hepsi uçurumun kenarında
    Bugün Vuslatın şarkısı var yine dudaklarımda

    .

    Herkes şair olmasın, bazısı şiir olsun

    .

    Bir türkü dolandı dilime bugün
    Hecesi ben, mısraları sen, bestesi el olan

    Keyifli okumalar dilerim.