• 496 syf.
    ·8 günde
    Türkan Şoray…
    Yeşilçam’ın Sultan’ı…
    Bana göre en iyi kadın oyuncusu…

    Türkan Şoray, sinemayla ilk kez 7 yaşında İtalyanların ünlü yıldızı Silvana Mangano’nun Acı Pirinç filmini seyrederek tanışır. Annesi ile babasının ayrılmasının ardından dönemin ünlü oyuncularından birinin evinde kiracılık yaparlar, Emel Yıldız’ın. Emel Yıldız’ın bir gün Türkan Şoray’ı film setine götürmesi, ertesi gün o güne hiç görmedikleri iki üç kişinin Türkan Şoray’a filmde oynaması için annesine teklif getirmesiyle, sinemada Türkan Şoray efsanesi 1960 yapımı Köyde Bir Kız Sevdim filmiyle doğar. Kısa sürede şöhret basamaklarını tırmanmaya başlayan Türkan Şoray, Yeşilçam’ın en çok izlenen yıldızları arasına girmeyi başarır. Hatta öyle ki –kendisi bu tanımlamadan rahatsız olsa da– Şoray Kanunları adı verilen anlaşma şartlarını dahi kabul ettirir yapımcılara. 60’lı yıllarda kimlerle oynamaz ki? Dönemin en büyük jönleri olan Ayhan Işık, Sadri Alışık, İzzet Günay, Fikret Hakan, Murat Soydan, Ediz Hun, Kartal Tibet, Cüneyt Arkın… Daha sonra 70’li yıllarda bu isimlere ek olarak Tarık Akan, Kadir İnanır…

    60’lı yılların sonlarına doğru oyunculuğunu geliştirmek için bir arayış dönemine girer ve aşk/melodram filmlerinden gerçekçi filmlere geçiş yapmak ister. Bu fırsat Şoray’a, Lütfi Akad’ın 1967 yapımı Ana filmiyle gelir. Ertesi yıl yine Lütfi Akad’ın yönettiği, Safa Önal’ın Sait Faik Abasıyanık’ın öyküsünden esinlenerek senaryosunu yazdığı Vesikalı Yârim filmiyle en iyi oyuncu ödülünü alır. (Üstelik bu ilk ödülü değildir, daha önce 1964 yapımı Acı Hayat filmiyle Altın Portakal’ı kazanmıştır. Vesikalı Yârim ile ikinci kez kazanır. Bu başarısını daha sonra 1987 yılında Hayallerim, Aşkım ve Sen; 1994 yılında ise Bir Aşk Uğruna filmleriyle tekrar eder.) Vesikalı Yârim filminde, Türkan Şoray, Sabiha; İzzet Günay ise Halil karakteriyle yer alır. Yan rolde de Ayfer Feray mükemmel oyunculuğuyla göz kamaştırır.

    70’li yılların başında Ediz Hun ile rol aldığı iki Güllü filmiyle komedi oyunculuğunu da başarabileceğini gösterir Türkan Şoray. Bu arada başına korkunç bir kaza da gelir. Kemal Bilbaşar’ın eserinden uyarlanmış olan Cemo filminin son sahnesinde attan düşerek boynunu zedeleyen Şoray, felç olmaktan son anda kurtulur. İçindeki sinema aşkı sayesinde setlere çabucak dönen ve ilk yönetmenlik denemesini de Kadir İnanır ve Bilal İnci’nin mükemmel performans sergiledikleri Dönüş filmiyle yapan Türkan Şoray, bu filmle seneler sonra Belçika Kadın Yönetmenler Festivali’nde özel ödül alır. (Daha sonra 4 filmde daha yönetmen koltuğuna oturur Şoray. Bunlar: 1973 yapımı Azap, 1976 yapımı Bodrum Hâkimi, 1981 yapımı Yılanı Öldürseler ve 2015 yapımı Uzaklarda Arama filmleridir.)

    70’li yıllar Yeşilçam sinemasının gerilediği dönem olarak da göze çarpar. Seks filmleri furyası ve sansür dönemiyle birçok oyuncu sinemadan çekilmek veya furyaya ayak uydurmak ya da şarkıcı olmak zorunda kalır. Türkan Şoray da bu furyadan ve sansürlerden nasibini alır. 1976 yılında yalnızca 3 film çeker: yönetmenliğimi de yaptığı Bodrum Hâkimi, Deprem ve Devlerin Aşkı. Burada Devlerin Aşkı filmine ayrı bir parantez açmak gerekir. Bu filmde Kadir İnanır karizması ve yakışıklılığıyla, Türkan Şoray ise güzelliğiyle göz doldursa da, kıskanç âşık rolünde Savaş Başar, her ikisini de geride bırakacak bir performans sergiler.

    1977 yılında da 3 film çeker: Baraj, Dila Hanım ve Selvi Boylum Al Yazmalım. Dila Hanım ve Selvi Boylum Al Yazmalım filmleri hakkında da ayrı parantez açmak gerekir. Dila Hanım’da Kara Haydar rolüyle Erol Taş (Kamran Usluer seslendirmesi ile) ile dört dörtlük bir performans sergilerken, Kadir İnanır da Karadağlı Rıza rolüyle göz doldurur. Ve belki de Türk sinemasının en iyi filmi: Selvi Boylum Al Yazmalım. Âşık olduğu erkekle, çocuğuyla beraber kendisine sahip çıkan erkek arasında seçim yapmak zorunda kalan Asya’nın hikâyesi. Usta yazar Cengiz Aytmatov’un kaleminden çıkmış olan öyküyü Atıf Yılmaz-Ali Özgentürk senaryolaştırır ve yine Atıf Yılmaz yönetmenliğinde film çekilir. Hülya Tuğlu, Nurhan Nur ve İhsan Yüce’nin iyi performansları, Tijen Par, Pekcan Koşar ve Kamran Usluer’in mükemmel seslendirmeleri ve Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in harika oyunculukları filme 3 ödül birden getirir. (Ayrıca Taşkent’teki film şenliğinde Türkan Şoray en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanır.)

    70’li yılları geride bırakırken, 80’lerle birlikte Türkiye ihtilal dönemine girer. Türkan Şoray da, liberalleşen Türkiye ile beraber liberalleşmeye başlar. Ancak onun liberalliği, siyasi görüşüyle değil, kendi koyduğu kuralları yıkması ile gerçekleşir. Artık cesur sahnelerde o da vardır. Bu arada evlenir, çocuk sahibi olur ve boşanır. Tek bir şeyden vazgeçmez: Sinema. 80’ler boyunca 14 filmde rol alır.

    Evlere televizyonların girmesi, özel kanalların açılması ve çekilen dizilerin sayısının artmasıyla Türk sineması uzun süren bir duraklama dönemine girer. (Bir Yavuz Turgul filmi olan Eşkıya’ya kadar.) 90’lı yıllarda birkaç sinema filmiyle beraber, ilk defa bir dizide, Tatlı Betüş’te, rol alır. Birkaç dizi denemesinden sonra Türk dizi tarihinin en başarılı dizilerinden biri olan İkinci Bahar’da Şener Şen ile başrolü paylaşır. İkinci Bahar’ı, Haluk Bilginer ile beraber rol aldığı sit-com tarzı Tatlı Hayat takip eder. Ve milenyum çağında Türk sinemasının silkelenişiyle beraber yeniden filmlerde ve televizyon dizilerinde rol almaya devam eder.

    Çocukluğumdan beri çok az filmini seyretmemişimdir Türkan Şoray’ın. 20 yıldan fazla zamandır ne zaman bir Türkan Şoray filmi görsem, daha önce kaç defa izlemiş olursam olayım, sanki ilk defa izliyormuşçasına izlerim. Çünkü bana göre Türkan Şoray, Yeşilçam’ın en büyük starıdır. Türkan Şoray şalvar giyip başına yemeni örtünce köylü kadın, şık elbiseler ve şapkalar giyince şehirli kadın, abartı makyaj ve daha süslü püslü giysiler giyince hayat kadını olur. Karakteri oynamaz, adeta yaşar. Tıpkı Kemal Sunal’ın jilet gibi bir takım elbise giyince karizmatik bir jön edasına bürünmesi, kasket takınca saf köylü havasına girmesi, günlük kıyafetlerle halktan biri olması; Sadri Alışık’ın lacileri çekince salon erkeği ama yırtık şapkasını, gömleğini giyince de gariban bir adam olması gibi. Kanımca, star olmanın, büyük oyuncu olmanın getirdiği en önemli şey budur.

    Kitap hakkında çok fazla bilgi vermeye gerek var mı, bilmiyorum. Detaya girip, heyecan kaçıracak bilgiler vermeden kısaca bahsetmek gerekirse; çocukluğundan başlayarak, setteki ilk yıllarını, zaman içinde nasıl tecrübeli bir oyuncu haline geldiğini sayfa sayfa okuyarak ve Türkan Şoray’ın heyecanını paylaşarak okuyorsunuz. Oyunculuğa çok genç yaşta başladığı için eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmış Şoray. Bunun eksikliğini okuyarak, araştırarak, merak ederek, öğrenerek ve filmlerinde yaşayarak kapatmış. (Muazzam derecek derecede kitap kurdu bir insan olması sevgimi daha da arttırdı.) Kitapta da anılarını fazlasıyla anlatmış. Setteki bazıları üzücü, genellikle komik anılarını da çok güzel betimlemiş. İnsan büyük bir oyuncu olunca, anılarını anlatması bile o sahneleri adeta gözünüzde canlanmasına neden oluyor. Seyircilerine karşı sorumluluklarını bilen, sinemaya saygı duyan, emek veren ve çok seven bir yıldız; aynı zamanda toplum bilincine sahip, sosyal sorumluluk projelerine de katılmayı kendine ve seyircisine bir borç bilen içimizden biri.

    Yeşilçam’ın Sultan’ı… Başka bir ülkede, başka bir isimle dünyaya gelseydin, yine seni oyuncu olarak seyrederdik ve severdik. Fakat tek bir farkla; neden bizim sinemamızda böyle bir oyuncumuz yok diyerek. Bu yüzden, iyi ki Türkiye’de doğmuş, oyuncu olmuş ve bizlerin karşısına çıkmışsın. Çok yaşaman, çok güzel filmler çekmen dileğiyle…
  • ABDULKADİR GEYLANİ
    ABDULLAH YILDIZ
    ABDURRAHİM KARAKOÇ
    ABDURRAHMAN DİLİPAK
    ADEM APAK
    ADEM ERGÜL
    ADEM ÖZKÖSE
    AHMED CEVDET PAŞA
    AHMED GÜNBAY YILDIZ
    AHMED YESEVİ
    AHMED ZİYAÜDDİN GÜMÜŞHANEVİ
    AHMET ANAPALI
    AHMET HALUK DURSUN
    AHMET ŞİMŞİRGİL
    AHMET TEKİN
    AKİF İNAN
    ALEV ALATLI
    ALİ EREN
    ALİ ERKAN KAVAKLI
    ALİ FUAD BAŞGİL
    ALİYA İZZETBEGOVİÇ
    ARİF NİHAT ASYA
    ATAULLAH İSKENDERİ
    AYŞE ŞASA
    AZİZ MAHMUD HÜDAYİ
    BAHADIR YENİŞEHİROĞLU
    BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
    BEKİR DEVELİ
    BÜLENT AKYÜREK
    CAHİT ZARİFOĞLU
    CEMAL NAR
    CEMİL MERİÇ
    CENGİZ NUMANOĞLU
    CEVAT AKŞİT
    CEVDET KILIÇ
    CÜNEYD SUAVİ
    DİLAVER SELVİ
    DOĞAN CÜCELOĞLU
    DURSUN ALİ TAŞÇI
    DURSUN GÜRLEK
    EBUBEKİR SİFİL
    EBUBEKİR SOFUOĞLU
    EKREM BUĞRA EKİNCİ
    ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR
    EMİN IŞIK
    EMİNE ŞENLİKOĞLU
    ERDEM BAYAZIT
    ERZURUMLU İBRAHİHİM HAKKI
    ESSEYYİD ABDULHAKİM ARVASİ
    EŞREF EDİP
    EŞREFOĞLU RUMİ
    FARUK BEŞER
    FATİH DUMAN
    FERİDÜDDİN ATTAR
    FUAT SEZGİN
    GÖKHAN ÖZCAN
    HALİL YAŞAR KOLLU
    HALUK NURBAKİ
    HAMDİ DÖNDÜREN
    HARİS EL MUHASİBİ
    HASAN KAMİL YILMAZ
    HASAN NAİL CANAT
    HAYATİ İNANÇ
    İBN HAZM EL-ENDÜLİSİ
    İBNİ KAYYİM EL CEZVİYYE
    İBRAHİM KALIN
    İBRAHİM PAŞALI
    İBRAHİM SARIÇAM
    İBRAHİM TENEKECİ
    İHSAN FAZLIOĞLU
    İHSAN SÜREYYA SIRMA
    İHSAN ŞENOCAK
    İMAM GAZALİ
    İMAM-I RABBANİ
    İRFAN ÖZTÜRK
    İSKENDER PALA
    İSMAİL BİLGİN
    İSMAİL FATİH CEYLAN
    İSMAİL FENNİ ERTUĞRUL
    İSMAİL LÜTFİ ÇAKAN
    İSMET ÖZEL
    KADİR MISIROĞLU
    KAZIM KARABEKİR
    KEMAL SAYAR
    KUL SADİ YÜKSEL
    MAHİR İZ
    MAHMUD SAMİ RAMAZANOĞLU
    MALCOLM X
    MEHMED NİYAZİ
    MEHMED ŞEVKET EYGİ
    MEHMED ZAHİD KOTKU
    MEHMET AKİF ERSOY
    MEHMET ALİ BULUT
    MEHMET ÇELİK
    MEHMET DOĞAN
    MEHMET YAŞAR KANDEMİR
    MEVLANA CELALEDDİNİ RUMİ
    MİM KEMAL ÖKE
    MUHAMMED BOZDAĞ
    MUHAMMED EMİN YILDIRIM
    MUHAMMED ESAD ERBİLİ
    MUHYİDDİN ARABİ
    MUHYİDDİN ŞEKUR
    MURAT KAYA
    MUSA TOPBAŞ
    MUSTAFA ARMAĞAN
    MUSTAFA ASIM KÖKSAL
    MUSTAFA KUTLU
    MUSTAFA NECATİ BURSALI
    MUSTAFA SABRİ EFENDİ
    MUZAFFER OZAK
    MÜMİN SEKMAN
    MÜNİB ENGİN NOYAN
    NECİP FAZIL KISAKÜREK
    NEVZAT TARHAN
    NURDAN DAMLA
    NUREDDİN YILDIZ
    NURETTİN TOPÇU
    NURİ PAKDİL
    NURULLAH GENÇ
    OKAY TİRYAKİOĞLU
    OSMAN NURİ TOPBAŞ
    OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ
    ÖMER ÇELİK
    ÖMER FARUK DEMİREŞİK
    ÖMER NASUHİ BİLMEN
    ÖMER SEVİNÇGÜL
    ÖMER TUĞRUL İNANÇER
    RAİF CİLASUN
    RAMAZAN KAYAN
    RASİM ÖZDENÖREN
    ROGER GARAUDY
    SAİD ALPSOY
    SALİH ZEKİ MERİÇ
    SAMİHA AYVERDİ
    SEFA SAYGILI
    SELİM GÜNDÜZALP
    SEMA MARAŞLI
    SERDAR TUNCER
    SEVİM ASIMGİL
    SEYYİD AHMED ARVASİ
    SEZAİ KARAKOÇ
    SITKI ASLANHAN
    SİBEL ERASLAN
    SİRACEDDİN ÖNLÜER
    SÜLEYMAN ARİF EMRE
    ŞEMS-İ TEBRİZİ
    ŞEVKİ KARABEKİROĞLU
    ŞEYH SADİ ŞİRAZİ
    ŞULE YÜKSEL ŞENLER
    TAHİRÜL MEVLEVİ
    YAHYA KEMAL BEYATLI
    YAVUZ BÜLENT BAKİLER
    YILMAZ ÖZTUNA
    YUNUS EMRE
    YUNUS KOKAN
    YUSUF KANDEHLEVİ
    YUSUF KAPLAN
    YUSUF KERİMOĞLU

    İİ
  • ADANA: Cevdet Akçalı, Fazıl Güleç, M. Salahattin Kılıç, Melih Kemal Küçüktepepınar, Ali Cavit Oral, Emir H. Postacı, Kemal Satır, Ahmet Topaloğlu, Turgut Topaloğlu, Alpaslan Türkeş, Hüsamettin Uslu.
    ADIYAMAN: M. Zeki Adıyaman, Ali Avni Turanlı.
    AFYON KARAHİSAR: Hasan Dinçer, Hamdi Hamamcıoğlu, Ali İhsan Ulubahşi, Kazım Uysal.
    AMASYA: Yavuz Acar, Salih Aygün.
    ANKARA: Orhan Alp, Oğuz Aygün, Musa Kazım Coşkun, Orhan Eren, İ. Sıtkı Hatipoğlu,. Mustafa Maden, H. Turgut Toker, Aydın Yalçın, Ferhat Nuri Yıldırım, Şerafettin Yıldırım, Mustafa Kemal Yılmaz.
    ANTALYA: Hasan Akçalıoğlu, İhsan Ataöv, Süleyman Çiloğlu, Ömer Eken, Rafet Eker, Hasan Ali Gülcan.
    ARTVİN: Mustafa Rona.
    AYDIN: Nahit Menteşe, İsmet Sezgin, Fikret Turhangil.
    BALIKESİR: İbrahim Aytaç, Cihat Bilgehan, M, Şükrü Çavdaroğlu, Kemal Erdem, Ahmet İhsan Kırımlı, M. Nurettin Sandıkçıoğlu, Osman Tarı.
    BİLECİK: Şadi Binay.
    BİNGÖL: Mehmet Sıddık Aydar, Mehmet Bilgin.
    BOLU: Nihat Bayramoğlu, Halil İbrahim Cop, Ahmet Çakmak, M. Şükrü Kıyıkoğlu.
    BURDUR: A. Mukadder Çiloğlu, Mehmet Özbey.
    BURSA: Cemal Külahlı, Barlas Küntay, Ertuğrul Mat, Kasım Önadım, Mustafa Tayyar, Mehmet Turgut, Ahmet Türkel.
    ÇANAKKALE: E. Kemal Bağcıoğlu, Zekiye Gülsen, Mesut Hulki Önür, Refet Sezgin.
    ÇANKIRI: Nuretin Ok.
    ÇORUM: Yakup Çağlayan, Kemal Demirer, Abdurrahman Güler, İhsan Tombuş, Arslan Topçubaşı.
    DENİZLİ: Sami Arslan, Mehmet Emin Durul, Hasan Korkmazcan, Ali Uslu.
    DİYARBAKIR: Hasan Değer, Behzat Eğilli, Abdüllatif Ensarioğlu, Necmettin Gönenç, Sabahattin Savcı, Nazif Yıldırım.
    EDİRNE: İlhami Ertem.
    ELAZIĞ: Samet Güldoğan, Hayrettin Hanağası.
    ERZİNCAN: Hüsamettin Atabeyli.
    ERZURUM: Sabahattin Aras, Turhan Bilgin, Rasim Cinisli, Rıfkı Danışman, Naci Gacıroğlu, Cevat Önder.
    ESKİŞEHİR: Mehmet İsmet Angı, Şevket Asbuzoğlu, Orhan Oğuz, Seyfi Öztürk, M. Şemsettin Sönmez.
    GAZİANTEP: Ali İhsan Göğüş, İ. Hüseyin İnceoğlu, Mehmet Kılıç, Erdem Ocak, Mehmet Lütfi Söylemez.
    GİRESUN: Mustafa Kemal Çilesiz, Nizamettin Erkmen, Hidayet İpek, Abdullah İzmen, İ. Kayhan Naiboğlu, E. Emin Turgutalp.
    GÜMÜŞHANE: Necati Alp, Mustafa Kahraman, Nurettin Özdemir, Ekrem Saatçi.
    HATAY: Halil Akgöl, Talat Köseoğlu, Hüsnü Özkan, Ali Yılmaz.
    ISPARTA: Ali İhsan Balım, Süleyman Demirel, Yusuf Uysal.
    İÇEL: Mazhar Arıkan, Kadir Çetin, Cavit Okyayuz, Turhan Özgüner.
    İSTANBUL: İbrahim Abak, İsmail Arar, Sadettin Bilgiç, Ferruh Bozbeyli, İlhan Egemen Darendelioğlu, Tekin Erer, Nuri Eroğan, Orhan Cemal Fersoy, Hasan Güngör, Mustafa Fevzi Güngör, A. Şeref Laç, Osman Özer, Akgün Silivrili, İsmail Hakkı Tekinel, Naime İkbal Tokgöz, A. Turgut Topaloğlu, Hasan Türkay, Mehmet Yardımcı.
    İZMİR: Şevket Adalan, Mustafa Akan, Şükrü Akkan, Muzaffer Fazlı Arınç, Burhanettin Asutay, Münir Daldal, Ali Nailli Erdem, İhsan Gürşan, Nihad Kürşad, Akın Özdemir, Orhan Demir Sorguç.
    KARS: Latif Aküzüm, İsmail Hakkı Alaca, Mustafa Doğan, Kemal Kaya, Veyis Koçulu, Osman Yeltekin.
    KASTAMONU: Orhan Deniz, Sabri Keskin, Mustafa Toçular, Hasan Tosyalı.
    KAYSERİ: M. Şevket Doğan, Turhan Feyzioğlu, Hayrettin Nakiboğlu, Vedal Ali Özkan, Enver Turgut, Mehmet Türkmenoğlu.
    KIRKLARELİ: Mehmet Atagün, Feyzullah Çarıkçı, Hasan Korkut.
    KIRŞEHİR: Cevat Eroğlu, Mustafa Kemal Güneş.
    KOCELİ: Cevat Ademoğlu, Vehbi Engiz, Sabri Yahşi.
    KONYA: İrfan Baran, Bahri Dağdaş, Mustafa Kubilay İmer, İhsan Kabadayı, Necati Kalaycıoğlu, Etem Kılıçoğlu, Baha Müdderrisoğlu, Tahsin Yılmaz Öztuna, Faruk Sükan, Vefa Tanır.
    KÜTAHYA: Ahmet Fuat Azmioğlu, Ali Erbek, Mesut Erez, İlhan Aksoy.
    MALATYA: Ahmet Karaaslan, İsmail Hakkı Şengüler.
    MANİSA: Ertuğrul Akça, Mustafa Orhan Daut, C. Selçuk Gümüşpala, Hilmi Okçu, Vehbi Sınmaz, Kamil Şahinoğlu, Önal Şakar.
    MARAŞ: Atilla İmamoğlu, Veysi Kadıoğlu, M. Zekeriya Kürşad.
    MARDİN: Esat Kemal Aybar, Abdülkadir Kermooğlu, Abdülkadir Özmen, Abdürrahim Türk.
    MUĞLA: Adnan Akarca, Mualla Akarca, Ahmet Buldanlı, İzzet Oktay.
    MUŞ: Nimet Ağaoğlu, Kasım Emre.
    NEVŞEHİR: Hüsammettin Başer, Esat Kıratlıoğlu.
    NİĞDE: M. Naci Çerezci, H. Avni Kavurmacıoğlu, M. Nuri Domanoğlu, Haydar Özalp.
    ORDU: Ata Bodur, Cengiz Ekinci, Hamdi Mağden, Kemal Şensoy.
    RİZE: Erol Akçal, Hasan Basri Albayrak, Salih Zeki Köseoğlu.
    SAKARYA: Nuri Bayar, Yaşar Bir, Güngör Hun, M. Vedat Önsal.
    SAMSUN: Talat Asal, Mustafa Boyar, Doğan Kitaplı, Nafiz Yavuz Kurt, Hüseyin Özalp, Bahattin Uzunoğlu, İsmet Yalçıner.
    SİİRT: Zeki Çeliker, Mehmet Nebi Oktay.
    SİNOP: Hilmi Biçer.
    SİVAS: Enver Akova, Kadir Eroğan, Tevfik Koraltan, Yusuf Ziya Önder.
    TEKİRDAĞ: Orhan Öztrak.
    TOKAT: Hüseyin Abbas, İsmet Hilmi Balcı, Osman Hacıbaloğlu, Mehmet Kazova, Reşit Önder, Yusuf Ulusol
    TRABZON: Ahmet İhsan Birincioğlu, Necati Çakıroğlu, Ekrem Dikmen, Selahattin Güven, Cevat Küçük, Ali Rıza Uzuner.
    URFA: Mehmet Aksoy, Necmettin Cevheri, Mehmet Ali Göklü, Bahri Karakeçili.
    UŞAK: Orhan Dengiz, M. Fahri Uğrasızoğlu.
    VAN: Mehmet Emin Erdinç, Kinyas Kartal, Fuat Türkoğlu, Mehmet Salih Yıldız.
    YOZGAT: İsmet Kapısız, Turgut Nizamoğlu, Neşet Tanrıdağ.
    ZONGULDAK: Fuat Ak, Ahmet Nihat Akın, Ahmet Güner, S. Tekin Müftüoğlu, Kevni Nedimoğlu.
  • Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i
    Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.

    ŞEHİT ASKERLERİMİZ
    Sait ERTÜRK, Halit Yaşar MİNE,Ömer HALİSDEMİR

    ŞEHİT POLISLERIMİZ
    Meriç ALEMDAR,
    Zafer KOYUNCU,
    Önder GÜZEL,
    Mustafa TECİMEN,
    Fikret Metin ÖZTÜRK,
    Dursun ACAR,
    Ufuk BAYSAN,
    Münir Murat ERTEKİN,
    Cüneyt BURSA,
    Bülent YURTSEVEN,
    Zeynep SAĞIR,
    Kübra DOĞANAY,
    Muhsin KİREMİTCİ,
    Gülşah GÜLER,
    Seher YAŞAR,
    Cennet YİĞİT,
    Varol TOSUN,
    Hüseyin GORAL,
    Hurşut UZEL,
    Erol İNCE,
    Mehmet KARACATİLKİ,
    Murat ELLİK,
    Niyazi ERGÜVEN,
    Edip ZENGİN,
    Turgut SOLAK,
    Demet SEZEN,
    Hakan YORULMAZ,
    Eyyüp OĞUZ,
    Feramil Ferhat KAYA,
    Mustafa SERİN,
    Halil HAMURYEN,
    Seyit Ahmet ÇAKIR,
    Halit GÜLSER,
    Alpaslan YAZICI,
    Faruk DEMİR,
    Sevda GÜNGÖR,
    Mehmet Akif SANCAR
    Aytekin KURU,
    Fevzi BAŞARAN,
    Yakup SÜRÜCÜ,
    Mustafa ASLAN,
    Akif ALTAY,
    Birol YAVUZ,
    Velid BEKDAŞ,
    Murat ALKAN,
    Mehmet DEMİR,
    Yasin Bahadır YÜCE,
    Ferhat KOÇ,
    Yunus UĞUR,
    Mehmet ORUÇ,
    Ahmet ORUÇ,
    Muhammet Oğuz KILINÇ,
    Fırat BULUT,
    Hüseyin KALKAN,
    Köksal KAŞALTI,
    Hasan GÜLHAN,
    Mehmet Şevket UZUN,
    Kemal TOSUN,
    Serdar GÖKBAYRAK,
    Münür ALKAN,
    Ozan ÖZEN,
    Mehmet ÇETİN,
    Nedip Cengiz EKERI

    ŞEHİT SIVILLERİMİZ
    Ahmet ÖZSOY,
    Akif KAPAKLI,
    Ali ALITKAN,
    Ali ANAR,
    Ali İHSAN LEZGİ,
    Ali KARSLI,
    Alper KAYMAKCI,
    Ayhan KELEŞ,
    Battal İLGÜN,
    Beytullah YEŞİLAY,
    Bülent KARALI,
    Cengiz POLAT,
    Cuma DAĞ,
    Davut KARAÇAM,
    Emin GÜNER,
    Emrah SAPA,
    Erkan ER,
    Erkan YİĞİT,
    Fatih KALU,
    Fazıl GÜRS,
    Fuat BOZKURT,
    Hakan GÜLŞEN,
    Hakan ÜNVER,
    Halil IŞILAR,
    Hasan ALTIN,
    Hasan YILMAZ,
    Hüseyin GÜNTEKİN,
    İbrahim ATEŞ,
    İzzet ÖZKAN,
    Lokman BİÇİNCİ,
    Lütfi GÜLŞEN,
    Medet EKİZCELİ,
    Mehmet GÜLŞEN,
    Mehmet KOCAKAYA,
    Mesut YAĞAN,
    Muhammed YALÇIN,
    Mustafa KARASAKAL,
    Mustafa KOÇAK,
    Mustafa SOLAK,
    Mustafa YAMAN,
    Mutlu Can KILIÇ,
    Muzaffer AYDOĞDU,
    Necati SAYIN,
    Necmi Bahadır DENİZCİOĞLU,
    Oğuzhan YAŞAR,
    Osman ARSLAN,
    Osman EVSAHİBİOĞLU,
    Ömer Can AÇIKGÖZ,
    Ömer İPEK,
    Ömer TAKDEMİR,
    Özgür GENÇER,
    Özkan ÖZENDİ,
    Ramazan KONUŞ,
    Rüstem Resul PERÇİN,
    Samet CANTÜRK,
    Selim CANSIZ,
    Serkan GÖKER,
    Suat AKINCI,
    Suat ALOĞLU,
    Sultan Selim KARAKOÇ,
    Sümer DENİZ,
    Şener DURSUN,
    Tevhit AKKAN,
    Uhud Kadir IŞIK,
    Ümit GÜDER,
    Vedat BÜYÜKÖZTAŞ,
    Volkan CANÖZ,
    Yakup KOZAN,
    Yasin YILMAZ,
    Yusuf ÇELİK,
    Yusuf ELİTAŞ,
    Ümit ÇOBAN,
    Volkan PİLAVCI,
    Aydın ÇOPUR,
    Adil BÜYÜKCENGİZ,
    Ahmet KARA,
    Ahmet KOCABAY,
    Akın SERTÇELİK,
    Askeri ÇOBAN,
    Ayşe AYKAÇ,
    Barış EFE,
    Batuhan ERGİN,
    Burak CANTÜRK,
    Burhan ÖNER,
    Cemal DEMİR,
    Cengiz HASBAL,
    Çetin CAN,
    Emrah SAĞAZ,
    Engin TİLBEÇ,
    Erdem DİKER,
    Erhan DÜNDAR,
    Erkan PALA,
    Erol OLÇOK,
    Fahrettin YAVUZ,
    Fatih DALGIÇ,
    Fatih SATIR,
    Ferdi YURDUSEVEN,
    Gökhan ESEN,
    H. İbrahim YILDIRIM,
    Haki ARAS,
    Halil KANTARCI,
    Hasan KAYA,
    Hikmet BAYSAL,
    Hüseyin KISA,
    İbrahim YILMAZ,
    İhsan YILDIZ,
    İlhan VARANK,
    İsmail KAYIK,
    İsmail KEFAL,
    Kader SİVRİ,
    Kemal EKŞİ,
    Köksal KARMİL,
    Lokman OKTAY,
    M. Fazlı DEMİR,
    Mahir AYABAK,
    Mahmut COŞKUNSU,
    Mahmut EŞİT,
    Mehmet Ali KILIÇ,
    Mehmet GÜDER,
    Mehmet KARAASLAN,
    Mehmet Şefik ŞEFKATLIOĞLU,
    Mehmet YILMAZ,
    Mete SERTBAŞ,
    Metin ARSLAN,
    Muhammet AKSU,
    Muhammet AMBAR,
    Muharrem Kerem YILDIZ,
    Murat AKDEMİR,
    Murat DEMİRCİ,
    Murat KOCATÜRK,
    Murat MERTEL,
    Murat NAİBOĞLU,
    Mustafa CAMBAZ,
    Mustafa KAYMAKÇI,
    Onur Ensar AYANOĞLU,
    Onur KILIÇ, Orhun GÖYTAN,
    Osman YILMAZ,
    Ömer CANKATAR,
    Ramazan MEŞE,
    Recep BÜYÜK,
    Recep GÜNDÜZ,
    Salih ALIŞKAN,
    Samet USLU,
    Servet ASMAZ,
    Sevgi YEŞİLYURT,
    Şenol SAĞMAN,
    Şeyhmus DEMİR,
    Şirin DİRİL,
    Şuayip SEFEROĞLU,
    Şükrü BAYRAKÇI,
    Tahsin GEREKLİ,
    Timur AKTEMUR,
    Tolga ECEBALIN,
    Türkmen TEKİN,
    Ümit YOLCU,
    Vahit KAŞÇIOĞLU,
    Vedat BARCEĞCİ,
    Yalçın ARAN,
    Yılmaz ERCAN,
    Yunus Emre EZER,
    Zekeriya BİTMEZ,
    Ramazan SARIKAYA,
    Ali Mehmet VUREL,
    Sedat KAPLAN,
    Jaouad MERROUNE,
    Murat İNCİ,
    Abdullah Tayyip OLÇOK,
    Mustafa DİREKLİ,
    Özcan ÖZSOY,
    Serhat ÖNDER,
    Yasin Naci AĞAROĞLU
  • 144 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Ben küçükken her gece anneme masal anlattırırdım. Bazen aynı masalları anlattığını anlayınca; "Başka masal anlat bunu anlattın." derdim. İşte benim masallar ile yolculuğum böyle başladı. Şimdi sizi içinde benim de masalımın olduğu on altı farklı yazarın masallarına doğru yolculuğa çıkaracağım. Bu güzel yolculuğa hazır mısınız?

    İçinde on altı tane masal bulunan bu kitabın amacı masalların büyülü dünyasına sizleri davet etmek. Bu davette sevgiyi, arkadaşlığı, mutluluğu, yardımlaşmayı, önyargılı olmanın yaşamı kötü etkilediğini, kimse ile kendini karşılaştırmamak gerektiğini, elindekilerin kıymetini bilmeyi, dürüstlüğü, çevreyi korumanın önemini yeniden tadacaksınız. Bu tad ile yaşamınız yeniden aydınlanacak. Zaten masallarda bunun için var değil mi?

    Bu kitabı her yaştan kişinin okumasını isterim. Çünkü hayatın akışına sürüklenirken ufak da olsa bazı kırıntıları unutabiliyoruz. Unuttuğumuz bu kırıntılar bizi biz yapan özellikleri de sürükleyip götürüyorlar. Bir bakmışız sadece bir beden olarak yaşıyoruz. Ruhumuz bütün kırıntıları ile yok olmuş. İşte bunu engellemek bizlerin elinde. Okuyarak, öğrenerek ve en önemlisi de dinleyerek bu kırıntıları yeniden çağırmak bizlerin yapabileceği bir şey. Onları çağırmanın yollarından biri bana göre masal okumak. Masallar ile büyüyoruz. Fark etmesekte masallar ile yaşam serüvenimize devam ediyoruz. Bu masal kitabının da sizin yaşamınızda bir etkisi olmasını diliyorum.

    On altı masalın birbirinden güzel olay örgüsü vardı. Masalların içinde yatan öğretici unsurlar ilmek ilmek serpiştirilerek yaratılan karakterlere hayat vermiş. Sanki onlar yanı başınızda ve siz onları izliyorsunuz. İzlerken de yaşadığınız hayatı düşünüyorsunuz. Düşünürken fark ediyorsunuz. Fark etmek işte asıl unsur bu. Anlatılan öğretici unsuru fark etmek. Bundan sonrasında ise bu farkındalık ile yaşamınıza devam etmeniz dileği ile.

    İlk masal Ayşenur Üçtaş'ın kaleme aldığı Arda'nın Yolculuğu. Arda'nın büyükbabası ona yatmadan önce Aladdin'in Sihirli Lambası masalını okurken Arda bu lambayı çok merak etmiş. Bu masal anlatılırken aslında yanlarında biri daha varmış. Yıldız Peri. Büyükbaba odadan çıktıktan sonra Yıldız Peri görünür olmuş ve Arda ile lambanın peşine düştükleri yolculuğu okuyoruz.

    İkinci masal Nurçin Arlı'nın yazdığı Nokta İle Virgül. İlk başta şunu söylemem gerekiyor bu masalın başlangıcıyla yüzümde oluşan tebessüm etkisiyle masalı okumaya başladım. Bu tebessüm Nokta'yı tanımam ile devam ederken aslında hayatımızda bazı şeylere Nokta koymamız gerektiğini fark ettim. Virgül ile de bazı şeyleri kesmemiz ya da ara vermemiz gerektiği gibi. Uzak çok uzak köylerin birinde Nokta isminde bir kız çocuğu yaşarmış. Bu ismi ona dedesi vermiş.

    "Bu ahir zamanda, yaşanılan zulümlere, kavgalara, dövüşlere; açlığa, susuzluğa; her türlü kötülüğe konulan Nokta olsun torunumun adı."

    Nokta büyürken dedesi uzak diyarlara göç etmiş.Bu diyardan gelemezmiş. Nokta büyüdüğünde çok yaramaz bir kız olmuş. Bunu o diyardan gören dedesi dayanamamış ve oraya Virgül isminde bir köpek göndermiş. İşte masal Nokta'nın Virgül ile yaşadığı olaylarla devam ediyor.

    Üçüncü masal Rıdvan Yılmaz'ın yazdığı İyi Kalpli Köylü Aile. Köyün birinde yaşayan karı koca küçük bir odada yaşarlarmış. Ancak çocukları olmazmış. Bunun için dua ederlermiş. Geçimlerini sağlamak için pazardan sebze satarken karşılarına aksakallı, yelesi kendinden uzun bir derviş çıkmış. Masal yaşadıkları olaylar ile devam ederken yapılan iyiliklerin bize geri döneceğini bu iyiliklerin asla unutulmayacağını bize hatırlatır.

    Dördüncü masal Derya Aynacı'nın yazdığı Deniz'in Dünyası. Bu Deniz'in hikayesi. onun hikayesinde hayal kurmanın ne kadar önemli olduğunu, sevginin gücüne bir kez daha şahit oluyoruz.

    "Deniz sakın hayal kurmaktan vazgeçme olur mu? Çünkü her şeye sen karar veriyorsun."

    Beşinci masal Gamze Tuzcuoğlu'nun yazdığı Tonton Ve Arkadaşları. Arkadaşlık bizim hayatımızda önemli bir role sahip. Arkadaşlık ile harmanlanan sevgi ise hayatımıza mutluluk katarken hayatın belki de en güzel gülümsemesi yanımıza konuyor. Tıpkı Tonton ve arkadaşlarının yanına konan gülümseme gibi. Yazarın da dediği gibi; "Mutluluk bulaşıcıdır."

    Tonton adında fil yavrusu uyandığında annesinin ona hazırladığı nefis kahvaltıyı yapmadan önce arkadaşları ile göl kenarına gitmek için izin istemiş. O hazırlanırken arkadaşları da onu almaya gelmiş. Konuşurlarken arkadaşları Miki 'nin vitamin almadığı için hasta olduğunu öğrenmeleri ile masal bir anda arkadaşlığın önemine dem vuruyor.

    "... önemli olan arkadaşlık ve zor gününde arkadaşının yanında olmak."

    Altıncı masal Nurcan Doğan'ın yazdığı Yıldız, Elma Kurdu, Karınca, Bir Kız Çocuğu Ve Bir Avuç Kum. Dünya'da herkesin var olma sebebi varmış. Peki onların var olma sebebi neymiş? Paylaşmanın, özgürlüğün, hayallerin, mutluluğun önemini anlatan bir masal. Peki ya bizim var olma sebebimiz nedir?

    "Oysa dünyada herkese ve her şeye yer varmış. Sıcacık bir evde bir çocuğa, kırmızı bir elmanın çekirdek evinde bir kurtçuğa.... Paylaşmaya değermiş dünya, yok etmeden güzellikleri bir arada yaşamaya, birbirlerine yol vermeye ve tüm yaşamlara müsade etmeye değermiş."

    "... dünyadaki varlığının mutluluğu paylaşarak daha anlamlı kılmak olduğuna karar vermiş."

    "... böylece insanların hayal gücünü ve o güçle her şeyin mümkün olduğunu, ayrıca bir insanın özgürlüğünde sınırsızca var olmayı keşfetmiş."

    Yedinci masal Aslı Şeker'in yazdığı Dünya'ya Düşen Şey. Aynanın olmadığı bir dünyaya ayna düşerse ne olurmuş? Kendi yansımalarından korkan bu kişiler aynayı görse ne yaparmış?


    Oturdukça tombikleşen yanakları pembeleşen küçük bir kız çocuğu yere düşen eşyanın çıkardığı sese doğru yürümüş. Masal onun ve aynanın konuşmaları ile şekillenirken aslında ayna kavramını bir kez daha fark ediyoruz. Aynada ne görmek istiyoruz ? Ayna bize ne gösteriyor ?

    "Dünyada, insanların bin bir yüzünü gördüm. Hepsi saatlerce karşımda kendilerine bakarlardı. Süslenirler ve boyanırlardı. Ben hepsinin en bakımsız ve en bakımlı halini görürdüm. Bana ağlarlar, arkadaşlarına numaradan gülerlerdi. Koca bir kandırmaca. Bende gördükleri yansımalarında iyi görünmek onlara yetiyordu."

    Sekizinci masal benim yazdığım Yaşlı Oyuncakçı. Yardımlaşmanın önemini Yaşlı Oyuncakçı'nın yardıma muhtaç çocuklar için yaptığı tahtadan ayakkabılar ile anlamak istedim. Çocukları mutlu etmenin öneminden amacın olmasının yaşattığı sevinci ve bir kişinin yaşamının yardım ile değişimini yazdım. Umarım okuduğunuzda seversiniz. Okuduğunuz zaman bana olumlu/olumsuz yorumlarınızı yazarsanız çok mutlu olurum.

    Gelelim konusuna; uzak ülkelerin birinde yaşlı oyuncakçı yaşarmış. Bir akşam yatağa gitmeden önce yanına bir peri gelmiş. Peri ondan yardıma muhtaç çocuklar için oyuncak yapması onlara yardım etmesini istemiş. Masalımın devamında da yaşanılan olayları okuyorsunuz. Umarım masalımı beğenirsiniz.

    “Kendinizi üzdüğünüzün farkındayım ama hiçbir şey için geç değil. Eğer o çocuklara tahtadan ayakkabı yaparsanız onlara yardım etmiş olacaksınız. Onların yüzlerinde gülümseme olacak.”

    Dokuzuncu masal Naciye Demirkol'un yazdığı Miço'nun Arkadaşları Ve Neşeli Tüy. Güzel bir ormanın içinde Miço ve arkadaşları hep bir arada yaşarmış. Bir gün ormanda yaralı bir tavus kuşuna rastlamışlar. Adı Neşeli Tüymüş. Avcıların onu yaralayıp onu bırakıp gittiğini ve onun kaybolduğunu anlayınca ona yardım etmeye karar vermişler. Masalda onların Neşeli Tüy ile karşılaştıktan sonra yaşadıklarını okuyoruz.

    Onuncu masal Sevda Bilik'in yazdığı Uç Uç Böceğim. Dünya'yı gezmek için yolculuğa çıkmış Uğur böceği. Bu yolculukta başına gelen olayları okuyoruz. Bu masalda bir kişinin bile hayatında yer edinmenin önemini, yardımlaşmanın değerini, dostluk ve arkadaşlığın kıymetini uğur böceğinin yaptıkları ile bir kez daha şahit oluyoruz. "Aslında büyük olmak değil büyük düşünmek daha önemlidir." Büyük düşündükçe etrafımızdaki bir çok kişiye yardımcı oluruz.

    On birinci masal Ali Yancar'ın yazdığı Susuz Kalan Orman. Ormanın içinde kahverenginin tüm renklerini taşıyan sincaplar, zıp zıp zıplayan tavşanlar, gökyüzünde söyledikleri şarkılarla kulakları tırmalayan kargalar ve kurnazlıkları ile ünlenmiş tilki ve daha bir çok hayvan yaşarmış. Ormanda yaşadıklarını okuyoruz bu masalda. Bize bir elin nesi var iki elin sesi var atasözünü anımsattırıyor bu masal. Yardımlaşmanın önemini, önemli bir şeylerin yapmanın mutluluğunu anlatıyor.

    "Bir daha kimseye iftira atma. Görmediğin bir şeyle ilgili kesin bir şey söyleme."

    On ikinci masal Selin Unur'un yazdığı Masal Perisi. Tavşan ailesinin sevimli üyesi Bella'nın uyku ile arası hiç iyi değilmiş. Bir akşam uykuya dalmış ve karşısına Masal Perisi çıkmış. O geceleri uyku vaktinde uyuyan çocukların rüyalarına girer onların çok güzel vakit geçirmesini sağlarmış. Bella'nın rüyasında ve daha sonrasında yaşadıklarını okuyoruz.

    On üçüncü masal Ayşegül Poyrazoğlu'nun yazdığı Pudra Şekeri ile Şelale. Şelale isminde bir baykuşun hiç arkadaşı yokmuş. Bir gün hayal ederken bir anda karşısında tek boynuzlu olan beyaz kanatlı bir at belirivermiş. İsmi Pudra Şekerimiş. Şelale şaşkınlıkla yeni arkadaşına bakarken aklında olan iki dileği de varmış. Bu masalda bu iki dileğin nasıl gerçekleştiğini okuyoruz. Kitap okumanın önemini ve çevreye duyarlılığı kalemi ile işlemiş yazar.

    On dördüncü masal Gülnur Başçınar'ın yazdığı Doğa Meleği. Küçük bir evde anne ve babası ile yaşayan şirin küçük bir kız çocuğunun gördüğü rüyayı okuyoruz. Çevreye duyarlılığı, insanları farklı diye dışlamamanın önemini, yardımlaşmanın güzelliğini, mutluluğun paylaşıldığını anlatmış.

    On beşinci masal Gamze Kataroğlu'nun yazdığı Ne Dilediğine Dikkat Et Bir Gün Gerçekleşir. Çok güzel tatlı mı talı bir kızın hayali kelebekler gibi özgürce uçmak onlar gibi olmakmış. Ancak dileği gerçekleşince hiçbir şey umduğu gibi gitmemiş. Hiçbir şey istediği gibi gelişmemiş. Yazarın amacı kendimizi olduğumuz gibi sevmemiz gerektiğini dile getirmiş.

    On altıncı öykü Ömer Çevik'in yazdığı Aç Gözlü Kurnaz. Saf ve kurnaz iki arkadaşın yaşadıklarını okuyoruz. Ben okurken yazarın hayal gücünün sonsuzluğundan ve hayatta yaşanılabilecek bir durumu hayal unsuru ile birleştirmesini onun kaleminin gücüne bağladım.

    "İşte hayat böyledir, bazen elimizdeki ile yetinmeyip yalanla, hileyle fazlasını istersek elimizdekinden de oluruz."
  • Türkiye Paralimpik Komitesi Üyesi olan Bedensel Engelliler Yüzme Milli Takımı antrenörü Osman Çullu yaşamını yitirdi.

    Ne de kolay yazılmış ama okuyunca içim başka oldu hocam
    Sizi tanımış ve çabanızı görmüş biri olarak Üzüldüm.. Allah rahmet eylesin değerli hocam,
    Hani nasıl bilirdiniz merhumu der ya imam..
    Senin hakkında kötü diyecek yoktur hocam,
    Böbrek hastası olmanıza rağmen Ömrünü engelli kişilere adamış bir sporcu ve gönül insanı..
    Engelli bireyleri karanlık dünyalarından alıp, yıldız gibi parlatan gönül dostu..
    Kimlerdi bu yıldızlar..
    Başta bedensel engelliler dünya yüzme şampiyonu Beytullah Eroğlu olmak üzere, Ali Uzun, İsmet Ayık, Özlem Baykız, Numan Çam, Sena Kutlu, Kurtuluş Mustafa Kök, Mustafa Yılmaz, Ayşe Ceylan Üzüm, Ahmet Karagün, Kemal Ergün ve Fuat Özsaatçi gibi isimleri de milli takıma kazandırdı.

    Sizi 2011 yılında engelliler konusunda farkındalık projesi kapsamında tanımıştım.

    Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın "Harâbât ehline hor bakma şâkir, Defineye mâlikvirâneler var” beyitini söylemiştiniz.
    Sonrasında,
    İnsanların temel fonksiyonlarından eksik varmış gibi görünmesinin ,onların dış görünüşüne bakım onları önemsemeyen insanların onların sahip oldukları gücün, güzelliklerin farkında olmadığını, engelli pek çok kimse, zengin ve diri bir gönül yapısıyla Allah katında çok değerli olduğunu onlarla beraber vakit geçirmenin de kendisi için çok değerli olduğunu söylemiştiniz .
    Kendi hastalığını sıkıntısını unutup, engelli bireyler için çalışan gönül insanı, nasıl bir hayat anlayışı, kendi evladı gibi engelli bireylerle konuşan, onlara sabırla eğitim vermenize hayran oldum. Kıskandım ve keşke bende sizin gibi olabilsem OSMAN hocam diye gıbta ettim…
    Engellilerle uğraşmak zordur, diyenlere inat siz hiç yorulmuyor, bireylerde ufak bir gelişme gördüğünüzde daha büyük heyecanla daha istekle eğitimlere devam ediyorsunuz.
    Sizi en çok ne mutlu ediyor diye sorduğumda. Siz bana “ onların başarılı olmasından daha çok, onların kendilerine güven duyup bende varım demelerini duyduğumda dünya şampiyonu olmuşlardır benim gözümde diyip öyle çok seviniyorum ki demiştiniz”..
    Ve bunca yaptığı çalışmanın karşılığında hiçbir ücret talep etmeyip… "Çünkü hiçbir engelliden para almak işime gelmiyor. Hayatımı engellilere adamış biriyim. Hayatımın sonuna kadar da devam edeceğim." Diyen değerli hocam OSMAN CULLU

    Ne güzel insan, Hakkını bizlere helal et Osman Hocam…
    Güzelliklerle, başarılarla ve gözü pırıl pırıl parlayan gençlerin hocası olarak bizlere veda ettin OSMAN hocam..
    Yüce Rabbimiz, ömrümüzü daha anlamlı ve bereketli kılabilmemiz için fırsatlar sunar her birimize ama siz ömrünüzü dolu dolu çok faydalı işlerle geçirdiniz .. Ne mutlu size hocam..
    Yaşanacaksa bir ömür dolu dolu ve faydalı yaşanmalı tıpkı sizinki gibi..
    Sizin anlayışınız gençlere rehber olmalı..
    Mekanınız CENNET olsun..