• Kuranı Kerim’in 9 ile 26. ayetleri arasında yer aldığı Kehf Suresine ismini vermiştir. Hıristiyanların “Yedi Uyurlar” olarak adlandırdıkları Ashab-ı Kehf’i kendi kültürlerinden kabul etmelerine karşın İbn Kesir’in eserinde bu kıssanın Hristiyanlık öncesi zamanlara ait olduğu görüşü mevcuttur. Mağara arkadaşları etrafında çok fazla spekülatif bilgi olmasına rağmen; Kur’ân onların kaç kişi ve kimler oldukları, meslekleri, ne zaman ve hangi devirde yaşadıkları, hangi dîne mensûb oldukları, hak dîne nasıl inandıkları, yaşadıkları şehir, sığındıkları mağara, mağarada ne kadar kaldıkları, köpeklerinin adı ve rengi gibi konular hakkında ayrıntı vermemiştir.
    Ashabı Kehf‘in altı kardeş olduğu söylenir. Kıssada diğer kahraman tanrılık iddiasında bulunan Putperest Dakyanustur.
    Dakyanus Ashab-ı Kehf’in (Efus – Tarsus) isimli memleketine gelir. Kardeşler Dakyanustan çekindikleri için ibadetlerini gizli yapmaktadır ve ona bu durumu sezdirmemeye çalışmaktadırlar.
    Daha sonra durum anlaşılır. Dakyanus kardeşleri çağırtır, onları huzura alıp tanrılarımıza neden tapmıyorsunuz? Neden bu hususta memleketinize örnek olmuyorsunuz?
    Haydi şimdi putlarımıza kurbanlar kesiniz veya ölümü seçiniz.. deyince Ashab-ı kehf’in en yaşlısı olan Mekselmina şu cevabı verdi:
    “Bizim mabudumuz’un büyüklüğü yerleri ve gökleri doldurmuştur. Ondan başkasına tapmayız. Ancak ona ibadet ederiz. Kurtuluşu ondan bekleriz.
    Putlara gelince asla onlara tapmayız. İstediğinizi yapabilirsiniz.” Dedikten sonra diğer kardeşleri de onu doğruladılar.
    Bunun üzerine kardeşler zindana atılır. Bu sırada Dakyanus şehir halkı ile birlikte kutlayacakları muhtemelen dini bayramlarının hazırlıkları ile meşgul olmaktadır.

    Kardeşler zindanda hep birlikte uyurken, Kardeşlerden Yemliha rüyasında temiz, gökçek yüzlü yeşil elbiseli, başlarında imame ve bellerinde altın kuşak, ellerinde çevgan ve top olan bunlarla oynaya oynaya gelen iki delikanlı görür. Gelenler Yemliha’ya kendilerini tanıtır. Bunlar Mikail ve Cebrail (a.s)’dır.
    Melekler Yemliha ve kardeşlerine yardım için görevlendirildiklerini söyleyip çevgan ile topu Yemliha’ya verirler ve hepsinin vura vura dışarı çıkmalarını öğütlerler.

    Yemliha uyanır ve rüyasını kardeşlerine anlatır. Böylelikle görülen bu düş onlara zindandan nasıl çıkacakları hususunda yol gösterecektir. Zindancıya giderek herkesin bayram yaptığı günde kendilerininde evlerine uğrayıp çoluk çocukları ile görüşmek istediklerini söyleyerek, Allah’ın yardımıyla dışarı çıkmayı başarırlar.
    Eve gidip hazırlık yaparlar, ellerine de rüyadaki gibi top çevganı alırlar. Bayram yerindeki insanları şüphelendirmeden oynaya oynaya şehirden uzaklaşırlar. Yolda bir çobana rastlarlar. Kendilerinin ipekli giysilerini ona vermeyi teklif ederler ve tanınmamak için ondan giysilerini isterler. Çoban razı olmaz ama başlarından geçenleri anlatınca o da iyilerden olduğu için yedincileri olarak köpeğini de yanına alıp bunlara katılır.
    Kardeşler, köpek havlayarak yerimizi belli eder diyerek köpeksiz yollarına devam etmek istediklerini söyledilerse de çoban, Kıtmir adlı bu köpeğin bilinen köpeklerden farklı olduğunu, mübarek bir hayvan olduğunu anlatır. Çobanın bu sözlerinin ardından köpek dile gelerek Allah’ın birliğini tastik edince hepsinin imanı bir kat daha artmış olarak köpeği yanlarında götürmeye razı olmuşlardır.

    Tekrar yola koyulan Ashab-ı kehf, bir müddet yürüdükten sonra Bencilos dağındaki mağaraya Allah’a (C.C.) ibadet yapmak için sığınırlar, Bu gençler sığındıkları mağarada Allah tarafından yıllarca uyutulmuşlardır. Ancak hepsinin gözleri açıktır. Böylelikle mağaraya kimse yaklaşamaz.
    Mağarada kaldıkları süre içerisinde gençlerin mağaranın genişçe bir yerinde bulundukları ve güneşin onlara “zarar vermeyecek şekilde” mağaranın içeridekilere göre olsa gerek sağından doğup mağarayı “makaslayarak” solundan battığı anlaşılmaktadır.
    Hidâyeti tercih eden kimseye Allah‟ın hidâyet ettiği, sapmayı tercih eden kimse için ise hidâyete götürecek dost ve rehber bulunmadığı belirtilerek; bu durumun zımnen- hidâyete erenler için Allah’ın mucizelerinden biri olduğu belirtilmektedir.
    Ayrıca muhtemelen bedenlerinin çürümesini önlemek için, gençlerin uykudayken sağa sola çevrildikleri, köpeklerinin de mağaranın eşiğine uzandığı ve dışarıdan bakanların uykuda zannederek onlardan uzak durduğu ve böylece korundukları anlatılmaktadır.
    Bayram bitip Dakyanus şehre dönünce olup biteni anlar ve çılgına döner, yanına askerlerini alarak peşlerine düşer. iz sürerek mağaraya kadar gelir. Mağaranın kapısındaki kıtmir Allah tarafından Dakyanus ve arkadaşlarının gözlerine bir canavar gibi gösterildiğinden bunlar mağaraya yaklaşamazlar, bu sayede mağaradakiler kurtulur. Böylelikle Dakyanus ve askerleri geri dönmek zorunda kalır.

    Aradan yıllar geçer. Ashab-ı Kehf mağarada 309 yıl kalır. Bu süre zarfında Allah, bunları korumak üzere bir melek görevlendirir. Uyandıklarında ikindi vaktidir. Onca zaman uyudukları halde vücutları değişmemiş, hepsi de gençtirler. Çoban yanında getirdiği su tulumuna bakar, suyun eksilmediğini bozulmadığını görür. Dolayısıyla bunca zamandır uyuduklarını düşünmezler. Yemliha yolda daha önce suyunu içtikleri pınarın ve gölgelendikleri çınarın kuruyup, çürüdüğünü görünce mağaraya geri döner. Gördüklerini anlatır. Mağaradakiler bunu duyduklarında çok şaşırırlar ve kısa sürede meydana gelen bu değişikliğe anlam veremezler.
    Ashab-ı Kehf, Allah tarafından “yeniden diriltilip uyandıklarında,aralarından birini para vererek temiz yiyecek ve rızık temîn etmek üzere şehre göndermişlerdir.
    Ona, şehirde “dikkatli/latîf” hareket etmesini ve kendilerini hissettirmemesini; zira şehir halkının, yerlerini öğrenirlerse kendilerini öldürebileceklerini veya dinlerinden döndürülebileceklerini; o takdirde hem dünya hem de âhirette asla kurtulamayacaklarını tembihlemişlerdir.
    Yemliha tekrar şehre gitmek üzere yola çıkar. Yanında Dakyanus zamanından kalan akçesi vardır. Ne var ki bu akçe çoktan tarihe karışmıştır.
    Yemliha yolda rastladığı bir çobandan Dakyanus’u sorunca çoban söylediklerine anlam veremez ve onu deli sanar.
    Şehre varınca dostlarını arar, bulamaz. Şehir değişmiştir.
    Yemliha böyle dolaşırken bir ekmekçiye rastlar. Yemliha’nın ekmek için verdiği para adamı şüphelendirir. Onun bir hazine bulduğunu düşünür, paylaşmayı teklif eder. Yemliha paranın Dakyanus’un parası olduğunu anlatmaya çalışır ama ekmekçi ikna olmaz, halkı çağırır ve hep birlikte kadıya giderler. Kadı durumu anlamak için Yemliha’yı dinler ama o da ikna olmaz. Doğruyu söylemezse başının gideceğini söyler. Böylelikle söylediklerini kimseyi inandıramayan Yemliha’yı beyin huzuruna çıkarırlar. Kendisine benzer sorular sorulur ve o da bu sorulara aynı cevapları verir.
    Bunun üzerine şehrin beyi Yemliha’ya şehirde dost, ailesinin bulunup bulunmadığını ve evinin olup olmadığını sorar.
    Yemliha ile birlikte evini aramaya başlarlar. Ancak Yemliha evini bir türlü bulamaz ve çaresizlik içinde Allah’a yalvarır. Allah da dostuna Cebrail (a.s.) gönderir. Cebrail hak teala’nın buyruğuyla komşusu suretine girerek ona evini gösterir. Evin içinden 120 yaşında ak sakallı biri çıkar. Evin kendisinin olduğunu, Yemlihay’ı tanımadığını söyler. Şehrin beyi:
    ”Seni bu şehirde kimse tanımıyor; başka bir delilin var mı? “ diye sorar.
    Yemliha evde iki mermer direk olduğunu, içlerinde altın ve gümüş bulunduğunu söyler. Direklerin içini açıp baktıklarında doğruyu söylediği ortaya çıkar. Bunun üzerine şehrin beyi İhtiyara evin Yemliha’ya ait olduğunu söyler.

    Yemliha evinde yazdığı bir yazıyı bir sandık içine kilitlemiştir. İhtiyar bu yazı vasıtası ile bir zamanlar Yemliha ve kardeşlerinin başına gelenleri öğrenmiş, içerisinde ayet ve bulunan bu yazıyı zaman zaman çıkarıp okumaktaymış. Yazıda Yemliha’nın da Dakyanusun da adı yazılıymış. Hasılı ihtiyar, Yemliha Dakyanus’tan kaçıp şehirden ayrıldığında hamile olan hanımının dünyaya getirdiği çocuğun neslindenmiş. ihtiyar 309 yıl önce olup bitenleri elindeki metin vasıtasıyla anlatınca durum anlaşılır. Yemliha’nın kılavuzluğunda şehrin beyi halkıyla birlikte erenleri görmek üzere mağaraya gitmek isterler. Yemliha önden gidip kardeşlerine Dakyanus’un neslinin tükendiğini ve Hazreti İsa devrinin başladığını söyler.
    Kardeşler bu durumu öğrenince dünyada kimselerinin kalmadığını; bundan böyle Allah’a yönelmek istediklerini belirterek duaya başlarlar. Allah Cebrail (a.s.) gönderir ve mağara kapısını kapanmasını emreder. Ashab-ı Kehf-Yedi Uyurlar Kıssasında dışarıdakiler Yemliha ve diğerlerine kadar arasalar da bulamazlar.
  • Unutulmaz, İsimler : Mağara arkadaşları. Zulme ve şirke başkaldıran gençler. Kıyamete kadar en şanlı direnişin ve en büyük mucizelerden birinin sahipleri. Gençliğin ve hürriyetin abideleri ; ashab-ı kehf..