• 1064 syf.
    ·68 günde·10/10 puan
    Ve bir "O" geçti buralardan!!!
    .
    Gerilim aleminin kralısın King baba diyerek başlıyoruz bakalım. Şu görmüş olduğunuz kitap tammmm 1061 sayfa. Ve ne dediğinizi duyar gibiyim : bu kadar sayfaya bir gerilim hikayesi nasıl sığdırılır. Vallahi sığdırmış adam hemde öyle bir sığdırmış ki; hiçbir bölümde sıkılmıyor, sayfaların nasıl akıp gittiğine inanamıyorsunuz. Lakin tek sorununuz kitabı tutmakla ilgili Öyle kalın ki avcunuz almıyor, uzanarak asla okuyamıyorsunuz (tek şikayetim) ve öyle güzel bir cildi varki yıpranacak diye korkudan elinizden bırakamıyorsunuz (görgüsüzlüğümüz tavan). Ben okuduğum korku gerilim kitaplarından kolay kolay etkilenmem, hele palyaçolardan asla korkmam derkennnnn nasıl bir bilinçaltı oluşmuşsa son bölümde o korkuyu bir gece yarısı iliklerime kadar hissettim. Ayrıntısını yazmaya gerek yok
    .
    Derry Kasabası. Ve bu kasabada George'un ölümüyle başlayan olağanüstü olaylar döngüsü. Her çocuk cinayetinden, kaybından, yetişkin kavgasından yada herhangi bir felaketten sonra görünen, hayal mi gerçek mi olduğu bilinmeyen bir Palyoça. O'nun adı Penywise. Tulumu, kocaman turuncu ponponları, kırmızı ağzı ve gri gözleriyle kısaca O. Yaşları on bir ile on iki arasında olan 7 çocuk. Hepsinin yolları bir şekilde O'nunla, sonrasında birbirleriyle kesişiyor. Kekeme Bill, taklitçi Richie, yahudi Stan, şişko Ben, astımlı Eddie, zenci Mike ve aralarındaki tek kız Beverly. O'dan kurtulmak için tek bir şansları var güçlerini birleştirmek. Ama tek düşmanları O değil, bir de kötü Henry ve çetesi var. Bir tarafta hepsinin korkularına oynayıp, herkesin gözüne farklı görünen O, bir tarafta diğerleri. Ve bu kabusun sonunda 27 yıl sonrası için bilinmeden verilen söz. Bir yemin. Aralarında bir eksikle hepsi birer yetişkin olarak Mike'in telefonlarıyla tekrar bir araya geliyorlar. Ve karşılarında bu sefer sonsuza göndermeye yeminli oldukları ezeli rakipleri O.
    .
    Kitap o kadar muhteşem ki ne kadar anlatsam az kalacak ki bilirsiniz beğendiysem anlatmaya doyamam. Gereksiz yere uzatılan bazı bölümler haricinde tek kelimeyle harika bir gerilim. Tek tek her karakterin ailesi ve kişilik tahlilleri, kasaba halkı ve görmezden gelinen gariplikler, geçmiş ve gelecek arasındaki bölüm geçişleri ve O. O'yu anlatmak daha doğrusu yaratmak bile başlı başına bir başarı. Lafı daha fazla uzatmadan (daha ne kadar uzatabilirsem) hepinize bu muhteşem kitabı tavsiye ediyorum. Filmlerini de en kısa zamanda izleyeceğim ki kitabı okurken bile girip girip baktım karakterleri kimler oynamış diye
  • 1216 syf.
    ·5 günde·10/10 puan
    Selamlar Efenim!!

    Erva “O” incelemesi ile karşınızda. Alkış alkış.

    Bu incelemeyi olabildiğince kısa tutmaya çalışacağım.

    Öncelikle kitapla olan tanışma hikayemi anlatayım,
    Sene 2008 abimle beraber sahaflarda kitap almak için geziniyoruz. Bir dükkana girdik. Tabi içerisi muhteşem bir kitap kokusuna sahipti. Amcaya okuyabileceğimiz bir kitap tavsiye etmesini istedik. Görevli amca bize “O” kitabını önerdi. Bu öneri hayatımda aldığım en iyi kitap önerisiydi. Tabi o zamanlar sevgili O’cum 300 sayfalık bir şeydi. Aldık ,okuduk.

    Bakın çok ciddiyim kitap bittikten sonra abimle böyle kafamızı kaldırıp birbirimize baktık, güldük sonra başa dönüp tekrar okumaya başladık. Transa girmiş gibi kitap bittikten sonra başa dönüp tekrar tekrar okumaya başlıyorduk. İşte Stephen King ile böyle tanıştık. Daha sonra göz, sadist, medium böyle devam ettik okumaya. Seneler sonra altın kitaplar sansürsüz tam metin olarak bastı. Kitabın boyutunu görünce verdiğim tepki aynen şu şekildeydi “ Biz yıllardır ne okuduk o zaman abicim ” diye kendime sordum böyle. Bildiğiniz dede torun gibi gözüküyorlar iki kitabı yan yana getirince.

    Kitabın konusunu zaten biliyorsunuzdur diye düşünüyorum ama bilmiyorsanız eğer kabaca anlatayım, yedi çocuğun başından geçen bir macerayı anlatıyor. Hikaye, Derry kasabasında yaşayan Bill Denbrough'un kardeşi George'un yağmurlu bir günde kayık yüzdürmesiyle başlıyor. Daha sonrasında çocukların başlarına gelmeyen kalmıyor. :))

    Kitabın içinde yeri geldiğinde kadına şiddetle ilgili yerlerde vardı.

    Çok fazla çok ama çok fazla güldüm. Özellikle Richie Tozier’ın repliklerinde gülmekten gözümden yaş geldiğini söyleyebilirim. Evet, bir korku kitabında da gülmedim demeyeceğim.

    Dil anlatımı, akıcılık, gerilim, korku, karakterler hepsi ayrı ayrı muhteşemdi. Karakterlerin ne kadar güzel bir şekilde işlendiğini söylememe gerek olduğunu düşünmüyorum. Muhteşemdi. Karakterlerin çok güzel işlendiğini söylemiş miydim? ツ

    Neden bilmiyorum ama ben hep Pennywise’ı daha çok sevmişimdir. Kendisine karşı bir samimiyet besliyorum. Filmde de oldukça başarılıydı zaten.

    “O” benim için sadece bir korku romanı değil. Aynı zamanda güldüğüm, duygulandığım, ağladığım ve en önemlisiyse King ile tanışma romanım olmuştu. Daha sonrasında öğrendim ki daha ince ve King ‘in karakterini yansıttığı kitaplarla başlamamız gerekiyormuş. Ben “O” ile başladığım için pişman değilim başka herhangi bir kitabı ile de başlasaydım yine aynı şekilde devam ederdim. Fakat devamlı ve düzenli bir okur değilseniz ve King’e başlamak istiyorsanız sadist, hayvan çiftliği gibi ince kitaplardan başlarsanız sizin için daha iyi olacağını düşünüyorum.

    Biraz da filmlerden bahsedeyim.

    2017 yılında O’nun ilk filmi çıktı. Zaten klasik her King kitabının bir filmi vardır. Hollywood’ın gözünde bir senaryo madeni King kitapları.

    Yeri geldi bazı filmleri berbat ettiler (kara kule serisi gibi) yeri geldi çok iyi filmler de çıkardılar (sadist gibi). Karakterler iyi seçilmişti göz kitabının filmindeki gibi karakter seçiminde bir saçmalıkla karşılaşmadık Allaha şükür. :)) Ben beğendim açıkçası. Film uyarlama olarak gayet iyiydi. İlk filmde çocukluk yıllarındaki yaşadıkları maceralar anlatılıyor. Normalde çocukluk ve büyüdükleri zamanki yaşadıkları olaylar kitapta bir anlatıyor. Filmde ikiye bölmeyi seçmişler.

    2. film çıkınca bir oyuncu kadrosuna bakayım dedim. Biraz garip olmuş sanki. Yani senarist Baverly karakterinin kızıl saçlarında kalmış olacak ki ilk filmde yeşil gözlü olan oyuncu 2. filmde kahverengi gözlü olmuş. Lens taktı diyeceğim ama ne zaman yeşil gözlü birinin lens taktığını gördünüz ey insanoğlu!! Ve artı olarak Bill karakterini 2. filmde oynayan oyuncu James McAvoy sen GLASS GİBİ BİR FİLMDE OYNAMIŞ ADAMSIN "O" DA OYNAMAK NE DEMEK YA? Nasıl bir kariyer planlıyorsun gerçekten merak ediyorum. Yani bunun için çok çok yüksek miktarda para almış olman lazım. Umarım almışsındır. Lütfen almış ol.

    Yeri geldiğinde ağlayacağınız, yeri geldiğinizde gülmekten gözlerinizin yaşaracağı bu romanı şiddetle tavsiye ediyorum.

    Keyifli okumalar dilerim. :)))
  • 258 syf.
    ·1 günde·Beğendi·8/10 puan
    “Yeterince gelişmiş teknoloji, sihirden ayırt edilemez.” - Arthur C. Clarke

    Bilimkurgunun 3 büyüğünden biri olan 1917 doğumlu Arthur Charles Clarke en çok Bir Uzay Efsanesi ve Rama’yla Buluşma serileri ile tanınsa da, kısa öyküleriyle de bu türde fark yaratmayı başarmış ve okurlar nezdinde kabul görmüştür. Sayısız başarılarından dolayı “Sir” unvanına da layık görülen Clarke, 2008 yılında aramızdan ayrılmıştır.

    Türkiye’de birçok derlemede ve çeşitli bilimkurgu dergilerinde öyküleri yayımlanan Clarke’ın tamamen kendi öykülerinden oluşan ilk ve son kitabı Sarmal Yayınları’ndan çıkmıştı. Bir dönem yayımladığı kitaplarla bilimkurgu okurlarını bir hayli sevindiren Sarmal Yayınları, yazarın başta Rama olmak üzere birçok kitabını yayımlamıştı. Aslında Philip K. Dick'e ait olan fakat kapağında Arthur C. Clarke yazan “Suikastçı” isimli kitabı görmezden gelirsek, Türk okurunun bilimkurgunun ustalarından birisiyle tanışmasındaki en büyük etkenin Sarmal Yayınları olduğunu söylemek mümkün.

    Orijinalinde 26 öykü bulunan derleme Türkçe’de Ekim 1998’de “Tanrının Dokuz Milyar Adı” ismiyle yayımlanırken, içinde çevirileri M. Alper Çopur‘a ait olan 13 farklı öykü barındırıyor. Kitabın günümüzde güncel bir baskısı bulunmadığını ve sahaflar tarafından yüksek fiyatlar istendiğini hatırlatmakta da yarar var.

    Clarke öykülerinde birçok farklı temayı harmanlıyor ve her öyküsüyle ona saygı duymamızı sağlıyor. İçinde klişe diyebileceğimiz birkaç öykü barındırmasının yanı sıra, bilimkurgu türünde daha önce hiç kullanılmamış konulara değinerek ileride yapılacak olan icatlara hayal gücüyle ön ayak olmayı da başarıyor. Bu da kendisini aynı zamanda bir mucit olarak anmamızı sağlıyor.

    İnsanların farklı gezegenlere açıldığı, yeni yaşam alanları ve uygarlıklar keşfettiği fakat bunlara rağmen insanlık vasıflarından herhangi bir şey kaybetmediğini görüyoruz Clarke’ın öykülerinde. Kiminde din ile bilimi karşı karşıya getiren, kiminde zamanda yolculuk temasını ustaca işleyen, bazısında ise paralel evrenleri masaya yatıran Clarke’ın öykülerine kısaca değinelim.

    1.Tanrı’nın Dokuz Milyar Adı

    Aynı zamanda kitaba da adını veren Clarke’ın bu meşhur öyküsünde, din ve bilimin kesiştiğini ve bunun sonucunda ufak bir çatışma gerçekleştiğini söylemek yanlış olmayacaktır. 1953 yılında kaleme alınan öykü, aynı zamanda en iyi kısa öykü dalında Hugo Ödülü’nü kucaklamayı başarmıştır.

    Tibetli din adamları Tanrı’nın bütün isimlerini bulmak için Amerikalı bir bilgisayar şirketinden yardım ister. İki mühendis Tibet’e kadar gidip bu cihazı kuracak ve din adamlarına teslim edeceklerdir. Mühendislere göre son derece saçma olan bu istek, dünyanın muhtemel kaderi ile ilgilidir. Umduğunu bulamayan Tibetli din adamlarının vereceği tepkiden korkan George ve Chuck isimli iki mühendis, bir plan üzerinde çalışmaya başlarlar ve akıllarındaki tek soru ise kehanetin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğidir.

    2.Sığınmacı

    Kaptan Saunders ve ekibi uzay araçları ile İngiltere’ye iniş yaparlar. Kraliyet ailesinden, gelecekte 9. Henry olacağı düşünülen Prens onları ziyarete gelir. Uzay alanına oldukça ilgili olduğunu anladığımız soylu asilzade ile Saunders arasındaki diyaloglarla Clarke bizlere ilginç enstantaneler sunuyor. Finalde ise gerilimle karışık şaşırtmayı başarıyor.

    3.Gökyüzünün Öteki Yanı

    “Değiştiremeyeceğimiz geçmiş hakkında düşünmek, göremediğimiz gelecek hakkında yorum yapmak kadar sonuçsuz.”

    Henüz uydu icat edilmeden bunu ilk kullanan yazar olan Clarke’ın bu tema çerçevesinde kaleme aldığı 6 mini öykü tek bir başlık altında toplanmış. Uyduların içinden uzaktaki dünyayı gözlemleyen insanların duygu ve düşüncelerine birinci ağızdan tanıklık ediyoruz.

    4.Karanlığın Duvarı

    “Eğer hayallerini gerçekleştirmekte kullanılmıyorsa zenginlik ve güç neye yarardı?”

    Paralel evrenlere dair bir öykü. Hangi maddelerden ve ne zaman yapıldığı dahi bilinmeyen koca bir duvar birçok uygarlık tarafından ilgi odağı olur. Duvarın sırlarını çözmek ve hangi amaca hizmet ettiğini anlamaya çalışmak birçok kişinin hayali olsa da, gerçeği anlamak kolay olmayacaktır.

    5.Güvenlik Yoklaması

    Hans Muller bir zanaatkardır. Günün birinde borçlu ve iflas etmiş bir müşterisi ona borcu karşılığında bir televizyon verir. Kurnaz bir ticaretçi olan Muller, televizyon işinde para olduğunu fark eder ve bu alana yoğunlaşır. İleride başına gelecek olan trajikomik olaydan ise habersizdir.

    6.Olmayan Ertesi Sabah

    Bu öyküsünde Clarke insanoğlunun ne kadar zevkine düşkün ve vurdumduymaz olduğunu söylemekten çekinmiyor ve bunu yüzümüze vurmayı başarıyor.

    Güneş infilak etmek üzeredir ve bu sebeple Güneş Sistemi tehlike altındadır. Jüpiter’e kadar tüm cisimler yok olmanın eşiğindedir. Bu durumu fark eden ise ne yazık ki insanlar değil, 500 ışık yılı ötedeki Thaar gezegeninde yaşayan Thaarlar’dır. Telaşa kapılan gezegen halkı, bir an önce insanları bu tehlikeye karşı uyarmayı düşünürler. Solucan deliği benzeri bir yöntem ile Thaarlı bilimcileri Dünya’da ikamet eden Bill’le iletişime geçmeyi başarırlar. Ne var ki Bill, tam o esnada kör kütük sarhoştur ve yaşananları halüsinasyon olarak nitelendirir. Thaar bilimcileri şaşkındır ve insanlara yardım edemiyor olmanın üzüntüsünü yaşarlar. Bill kendi hayatına devam eder ve sevgilisiyle arasını düzeltir. Peki 3. günün sonunda Dünya’nın yok olacağı söylentisi gerçeği yansıtacak mıdır?

    7.Ay Seferi

    Ay’a giden ilk ekibin hikayesinin bilinmeyen yönlerinin anlatıldığı bu öykü, Endeavour’un kaptanı tarafından gün yüzüne çıkarılıyor. İngiliz uzay gemisi kaptanının gözünden İngiltere, Rusya ve ABD’nin ortak olarak gittiği Ay’da yaşananların öteki yüzüne ek olarak, Vladimir Surov ve Kumandan Vandenburg’un başına gelen ilginç olaylar da yine kamuoyuyla paylaşılıyor. Ay’da yaşanılan zorluklar da yine İngiliz astronotun gözünden masaya yatırılıyor.

    8.Tanıtım Kampanyası

    Yüksek bütçeli bilimkurgu filmleri yapan ekip son filmlerini de piyasaya sürmüş ve ellerini ovuşturmaya başlamıştır. “Uzaydan Gelen Canavarlar” isimli film tüm dünyayı etkisi altına aladursun, dünya dışı akıllı canlılar da gezegeni işgal etme planlarını devreye sokmuşlardır. Bu andan sonra yaşananlar ise uzay filmlerinin profesyonel bir versiyonu haline gelecektir.

    9.Dünyanın Bütün Zamanı

    Gizemli bir kadın çıkagelir ve Ashton’dan dünyaya ait tarihi ve sanatsal değere sahip olan eserleri çalarak kendisine getirmesini ister. Karşılığında yüklü bir para da teklif eden kadının gerçek amacı nedir ve o eserlerle ne yapacaktır? Öyküsünde zamanda yolculuk temasını işleyen Clarke, sürprizli bir finale imza atıyor.

    10.Kozmik Kazanova

    Bir “keşif öncüsü”nün uzayda geçen hayatına konuk oluyoruz bu öyküde. Gezegenlerarası yolculuğunda çalkantılı aşk hayatını öğreniyor ve zaman zaman da görevi hakkında bilgiler ediniyoruz. Max adını verdiği bilgisayarı ile iletişim kuran uzay adamı, yakın bir gezegenden radyo sinyali geldiğini fark ettiğinde rotasını o yöne doğru çevirir. Yolculuk esnasında yaşamın olduğu bu gezegende karşısına çıkabilecek ihtimalleri düşünmeyi de ihmal etmez.

    11.Yıldız

    Dünya dışındaki bir pederin uzayın inanç üzerindeki etkilerine değindiği bu öykü, dünyadaki çok uzak bir gezegende yaşananları ele alıyor. İncelenmesi için dünyaya getirilen materyaller insanlık tarafından aydınlatılır. Bu yabancı gezegenin maruz kaldığı acı son, tanık olan insanları birçok olguyu sorgulamaya itecektir. Bu hikayesinde Tanrı’nın varlığı, evrenin amacı ve dünya dışı yaşam konularını harmanlamış Clarke.

    12.Güneşten Gelen

    Merkür’de yaşamını sürdüren biri tarafından anlatılan bu öykü gezegen hakkında detaylı bilgiler sunuyor. Bunun yanı sıra, uzayda mucizevi bir şekilde hayatta kalan bir canlının yolunun Merkür’e düştüğünü ve Merkürlüler tarafından heyecanla karşılandığını görüyoruz. Zeki bir uygarlık olup olmadığı ve nereden geldiğine dair araştırmalar başlar.

    13.Uzak Dünyanın Şarkıları

    “Meydan okumaya cesaret ettikleri sonsuz ve devasa boşluk karşısında, insanoğlunun umut ve korkuları ne kadar küçük kalıyordu.”

    Bu kısa öykü daha sonra Arthur Clarke tarafından romanlaştırılmıştır ve hakkında şarkılar bestelenecek kadar da sevilmiştir. Yine Sarmal Yayınları tarafından ilerleyen yıllarda roman versiyonu da yayımlanmıştır.

    Dünya’dan ayrılan ilk koloni farklı bir gezegende yaşamını sürdürmektedir. Dünya’nın tehlikede olması sebebiyle ayrılmak zorunda kalan diğer insanlar ise bu sonsuz evrende kendilerine yeni bir yuva bulmayı amaçlamaktadırlar. Henüz yolculuklarının bitmesine çok uzun bir mesafe varken uzay aracında yaşanan bir aksilik dolayısıyla Thalassa adındaki gezegene inme kararı alan ekip, burada Dünya’dan ayrılan ilk koloni ile karşılaşacaktır. Ağırlıklı olarak Lora ve Leon’un ilişkisine odaklanılan bu öykü, özünde dramatik bir altmetne sahip.
  • DURUM: Bir tavuk, bir yolda karşıdan karşıya geçer.
    SORU: Tavuk karşıdan karşıya niçin geçer?
    YANITLAR:
    RENE DESCARTES:
    Yolun öbür tarafına geçmek için.
    EFLATUN:
    İyiliği için. Gerçek, öteki taraftadır.
    ARISTOTELES:
    Karşıdan karşıya geçmek tavuğun doğasıdır.
    KARL MARX:
    Tarihsel olarak kaçınılmazdı.
    HIPOKRATES:
    Pankreasının aşırı salgısı yüzünden.
    MARTIN LUTHER KING JR.:
    Tüm tavukların nedenini açıklamak zorunda kalmadan özgürce karşıdan karşıya geçtikleri bir dünya düşlüyorum.
    RICHARD M. NIXON:
    Tavuk karşıdan karşıya geçmedi. Tekrar ediyorum, tavuk asla yolun karşısına geçmedi.
    SIGMUND FREUD:
    Tavuğun karşıdan karşıya geçmesiyle ilgilenmeniz, sizde güçlü bir cinsel güvensizlik duygusunu ele vermektedir.
    BUDDHA:
    Bu soruyu sormak, sizin kendi tavuk doğanızı inkar etmektir.
    GALILEO GALILEI:
    Oysa tavuk karşıdan karşıya geçiyor...
    CHARLES DE GAULLE:
    Tavuk belki yolun karşısına geçti, ama otoyolun karşısına henüz geçmedi.
    ALBERT EINSTEIN:
    Tavuğun yolun karşısına geçmesi ya da yolun tavuğun ayakları altında yer değiştirmesi, tümüyle sizin gösterdiğiniz referansa bağlıdır.
    BILL CLINTON:
    Anayasa üzerine yemin ederim ki bu tavukla aramda hiçbir şey geçmemiştir.
    GEORGE W. BUSH:
    Tavuğun bu yolda BM kararlarına rağmen cezalandırılmadan karşıdan karşıya geçmesi, demokrasiye, özgürlüğe ve adalete kafa tutmaktır. Bu durum, yolu bizim çoktan bombalamış olmamız gerektiğini göstermektedir.
    NİHAT DOĞAN:
    Benim ülkemin tavuğunun yürüyüşü bile farklı.
    NECATİ ŞAŞMAZ:
    Hlıfhngvoımhugş oıugogrruygcs
    KEMAL SUNAL
    Tavuk geçmişse geçmiş, geçmemişse geçmemiştir.
    TANSU ÇİLLER:
    Bu memleket için karşıdan karşıya geçen tavuk da bizimdir, üstünden geçen traktör de bizimdir.
    BÜLENT ARINÇ:
    Tavuğun karşıdan karşıya geçmesi çok manidardır.
    R. TAYYİP ERDOĞAN:
    - Biz karşıdan karşıya geçmesini tavuktan öğrenecek değiliz.
    ABDULLAH GÜL:
    Hayır, bana böyle bir bilgi verilmedi ama karşıdan karşıya geçtiyse hükümet gereğini yapar.
    İ. MELİH GÖKÇEK
    Biz ağaçları kesip yol yapmasaydık, tavuk nah karşıya geçerdi...
    BANAZLI EKREM
    Teneke Tavuk Vazgeçilmezimdir ..
    ( Alıntıdır)
  • <•••>FELSEFE OKUMALARI<•••>
    1. Schopenhauer - Say yayınları dizisi
    2. Schopenhauer - İsteme ve Tasarım olarak dünya
    3. Schopenhauer - Aşkın metafiziği
    4. Rudiger Safranski - Felsefenin yaban yılları( Schopenhauer biyografisi)
    5. Nietzsche - Böyle buyurdu zerdüşt
    6, Nietzsche - Putların Alacakaranlığında
    7. Nietzsche - İyinin ve kötünün ötesinde
    8. Nietzsche - Ecce homo
    9. Nietzsche - Trajedyanın doğuşu
    10. Soren Kierkegaard - Korku ve Titreme
    11. Soren Kierkegaard - kahkara benden yana
    12. Soren Kierkegaard - Ölümcül hastalık umutsuzluk
    12. Dostoyevski - Karamazov Kardeşler
    13. Dostoyevski - Ecinniler
    14. Dostoyevski - Yeraltından notlar
    15. Albert Camus - Mutlu ölüm
    16. Albert Camus - Yabancı
    17. Albert Camus - Defterler
    18. Jean Paul Sartre - Bulantı
    19. Jean Paul Sartre - Yaşanmayan zaman
    20. Jean Paul Sartre - Sözcükler
    21. Jean Paul Sartre - Varlık ve hiçlik
    22. Irvin Yalom - Nietzsche Ağladığında
    23. Irvin Yalom - Bugünü Yaşama arzusu
    24. Platon - Sokrates’in savunması
    25. Platon - Devlet
    26. Aristoteles - Poetika
    27. Cicero - Yaşlılık üzerine
    28. Cicero - Ölüm üzerine
    29. Seneca - Teselliler
    30. Augustinus - İtiraflar
    31. Boethius - Felsefenin tesellisi
    32. Epiktetos - Düşünceler ve Sohbetler
    33. Fernando Pessoa - Huzursuzluğun kitabı
    34. Cesare Pavese - Yaşama Uğraşı
    35. L. Ferdinand Celine - Gecenin sonuna yolculuk
    36. Baruch Spinoza - Ethika
    37. David Hume - İnsanın doğası üzerine inceleme
    38. David Hume - Din üzerine
    39. Voltaire - Candide
    40. J. J. Rousseau - Toplum sözleşmesi
    41. J. J. Rousseau - Yalnız gezerin düşleri
    42. J. J. Rousseau - Emile
    43. J. J. Rousseau -İnsanlar arasında eşitsizliğin kaynağı
    44. Sigmund Freud - Psikanaliz üzerine
    45. Sigmund Freud - Mutlu olma ihtimalimiz
    46. Ludwig Wittgenstein - Felsefi Soruşturmalar
    47. Bertrand Russell - Sorgulayan denemeler
    48. Peter Singer - Hayvan Özgürleşmesi
    49. George Orwell - 1984
    50. George Orwell - Hayvan Çiftliği
    51. Hermann Hesse - Bozkırkurdu
    52. Hermann Hesse - Demian
    53. Hermann Hesse - Siddharta
    54. Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri ayarlama enstitüsü
    55. Lermontov - Zamanımızın bir kahramanı
    56. Aldous Huxley - Cesur yeni dünya
    57. Anatole France - Kırmızı zambak
    58. Cemil Meriç - Sosyoloji notları
    59. Cemil Meriç - Bu ülke
    60. Charles Bukowski - Kadınlar
    61. Charles Bukowski - Ekmek arası
    62. Charles Bukowski - Pis Moruğun Notları
    63. Chuch Palahniuk - Dövüs kulübü
    64. Chuck Palahniuk - Gösteri peygamberı
    65. Jack Kerouac - Yolda
    66. Tolstoy - İtiraflarım
    67. Tolstoy - Anna Karenina
    68. Tolstoy - Savaş ve Barış
    69. Tolstoy - İnsan ne ile yaşar
    70. Edgar Allen Poe - Seçme şiirler
    71. Edgar Allen Poe - Seçme öyküler
    72. Eduardo Galeano - Biz hayır diyoruz
    73. Eduardo Galeano - Aynalar
    74. Elias Canetti - Körleşme
    75. Jose Ortega y Gasset - Sevgi üzerine
    76. Max Horkheimer - Akıl tutulması
    77. George Bernard Shaw - Gülen düşünceler
    78. Sabahattin Ali - Kürk mantolu madonna
    79. Sabahattin Ali - İçimizdeki şeytan
    80. Herakleitos - Fragmanlar
    81. Ralph Waldo Emerson - İnsanın görkemi
    82. Richard Dawkins - Tanrı yanılgısı
    83. Richard Dawkins - Kör saatçi
    84. Richard Dawkins - Gen bencildir
    85. Richard Dawkins - Ataların hikayesi, hil yayınları
    86. Richard Dawkins - Yeryüzündeki en büyük gösteri
    87. Jack London - Martin Eden
    88. Marcel Proust - Kayıp Zamanın İzinde (2 cilt)
    89. Vladimir Jankelevitch - Ölümü düşünmek
    90. Slavoj Zizek - Acı çeken tanrı
    91. Marquis de Sade - Yatak odasında felsefe
    92. Simone de Beauvoir - Denemeler
    93. Simone de Beauvoir - Kadın (serisi)
    94. Virginia Woolf - Kendime ait bir oda
    95. Virginia Woolf - Mrs. Dalloway
    96. Michel Foucault - Cinselliğin tarihi
    97. Erasmus - Deliliğe övgü
    98. Paul Lafargue - Tembellik hakkı
    99. Milan Kundera - Varolmanın dayanılmaz hafifliği.
    100.Franz Kafka - Milena’ya mektuplar
    101. Franz Kafka - Dava
    102. Franz Kafka - Aforizmalar
    103. Oscar Wilde - Dorian Gray’in portresi
    104. Sadık Hidayet - Kör baykuş
    105. Carl Sagan - Cosmos (evrenin sırları)
    106. Carl Sagan - Kozmik Bağlantı
    107. Carl Sagan - Cennetin Ejderleri
    108. Carl Sagan - Milyarlarca ve milyarlarca
    109. Alfred Adler - İnsanı tanıma sanatı
    110. Walter Sinnott Armstrong - Tanrısız ahlak
    111. Orhan Hançerlioğlu - Düşünce Tarihi
    112. Nigel Warburton - Felsefenin kısa tarihi
    113. Alain de Botton - Felsefenin Tesellisi
    114. Peter Watson - Fikirler Tarihi
    115. Emil Michel Cioran - Doğmuş olmanın sakıncası üzerine
    116. Emil Michel Cioran - Çürümenin kitabı
    117. Ivan Goncarov - Oblomov
    118. Mark Daniels - Dünya mitolojisi
    119. Gündüz Vassaf - Cehenneme Övgü
    120. Victor E. Frankl - İnsanın anlam arayışı
    121. Montaigne - Denemeler
    122. Wilhem Reich - Dinle Küçük Adam
    123. Karl Marx - Das kapital
    124. Karl Marx - Komünist manifesto
    125. Stephen Hawking - Büyük tasarım
    126. Stephen Hawking - Ceviz kabuğunda ki evren
    127. Stephen Hawking - Zaman ve uzayın doğası
    128. Dante Aligiheri - İlahi komedya
    129. Charles Darwin - Türlerin kökeni
    130. Charles Darwin - İnsanın Türeyişi
    131. Andreas Vesailus - İnsan vücudu üzerine 7 kitap
    132. Claude Levstrauss - Hüzünlü dönenceler
    133. Thomas more - Ütopya
    134. Dave Goldberg - Evren kullanma kılavuzu
    135. John Fardon - Astronomi bilmeniz gereken herşey
    136. William Golding - Sineklerin tanrısı
    137. Tzu - Savaş sanatı
    138. Edward O. Wilson - Doğanın gizli bahçesi
    139. Neil Shubin - İçimizdeki Evren
    140. E. Segal - İnsan nasıl insan oldu
    141. Steven Weinberg - İlk üç dakika
    142. John Gribbin - Derin basitlik
    143. Lester R. Brown - Yer kürenin en güzel tarihi
    144. Stephen Jay Gould - Pandanın baş parmağı
    145. Douglas Adams - Otostopçunun galaksi rehberi
    146. Frank Ashall - Olağanüstü buluşlar
    147. Lawrance M. Krauss - Hiç yoktan bir evren
    148. Eugenie C. Scott - Evrim mi? Yaratılışçılıkmı?
    149. Brian Greene - Evrenin dokusu
    150. Brian Greene - Evrenin Zarafeti
    151. Micheal Shermer - Bilimin sınır bölgeleri
    152. Micheal Shermer - İnanan beyin
    153. Pico Della Mirandola - İnsanın onuru üzerine
    154. Giovanni Boccacio - Decameron
    155. Lorenzo Valla - Zevk üzerine
    156. Botticelli - Venüs'ün doğuşu
    157. Bill Bryson - Hemen herşeyin kısa tarihi
    158. Peter Macinnis - keşifler tarihteki en büyük buluşlar
    159. Kenneth W. Ford - Göremediğimiz dünya hakkında bilmemiz gereken herşey
    160. Goethe - Faust
    161. Gogol - Ölü canlar
    162. Daniel Coleman - Sosyal zeka
    163. Jose R. Dos Santos - Tarının formülü
    164. Pierre Bourdieu - Bilim toplumsal kullanımları
    165. Pierre Bourdieu - Seçilmiş metinler
    166.Richard P Feynman - Fizik yasaları üzerine
    167. Machiavelli - Prens
    168. Rudolf Steiner - Gizli bilim
    169. Champbell, Reece - Biyoloji
    170. Ernest Mayr - Biyoloji budur
    171. Ormiston Walker - Fen ve teknoloji deneyi
    172. Steve Parker - Adımda bilim
    173. Peter V. Brett - Göreliliğin anlamı
    174. Pascal Acot - Bilim tarihi
    175. Jared - Tüfek, mikrop ve çelik
    176. Eddi Anter - Ben benim
    177. Emile Zola - Germinal
    178. Evrim - Douglas J. ,Palme yayınları
    179. Evrimsel Analiz - Scott Freeman, Jon C. Herron, Palme Yayınları
    180. Evrim Kuramı - John Maynard Smith, Evrim Yayınları
    181. Evrim Atlası - Çağlar Sunay, Peter Barrett, Douglas Palmer, Muzaffer Özgüleş, İş Bankası Yayınları
    182. Herkes İçin Evrim, Darwin’in Teorisi Hayata Bakış Açımızı Nasıl Değiştirir? - David Sloan Wilson, Metiş Yay.
    183. Charles Darwin: Evrim Devrimi - Rebecca Stefoff, TÜBİTAK
    184. Darwin Ne Yaptı? - Öner Ünalan, Papirüs Yay.
    185. Dünü ve Bugünüyle Evrim Teorisi - Evrensel Yay.
    186. Türlerin Kökeni (Resimli Uyarlama) - Michael Keller, Versus Kit.
    187. İçimizdeki Balık - Neil Shubin, NTV Yay.
    188. Maymundan mı Geldik? - Kolektif - Bilim ve Ütopya Kitaplığı
    189. 50 Soruda Darwin ve Evrim Kuramı - Haluk Ertan, Bilim ve Gelecek Kit.
    190. 50 Soruda Yaşamın Tarihi - Deniz Şahin, Bilim ve Gelecek Kit.
    191. Dersimiz Evrim - İlhan Akalın, Yurt Kitap Yay.
    192. Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği - Bilim ve Gelecek Kit.
    193. Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi: Neyin Gerçek ve Neden Önemli Olduğunu Bilmek - Ardea Skybrek, Yordam Kit.
    194. Evrim ve Yaratılışçılık - Michael Shermer, Varlık
    195. Evrim Kuramı ve Bağnazlık - Cemal Yıldırım, Bilim ve Gelecek Kit.
    196. Bilim ve Yaratılışçılık - Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Görüşü, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA)
    197. Charles Darwin ve Evrim Tartışmaları - Bill Price, Kalkedon Yay.
    198. Yüzyılın Davası - Edward J. Larson, İzdüşüm
    199. Seksüel Seçme - Charles Darwin, Onur Yay.
    200. Sevişen Beyin: Eş bulma süreci insan doğasını nasıl belirledi? - Geoffrey Miller, NTV
    201. Kızıl Kraliçe: Cinsellik ve İnsan Doğasının Evrimi - Matt Ridley, Yapı Kredi Yay.
    202. İnsanın Türeyişi - Charles Darwin, Gün Yay. / Onur Yay.
    203. Neredeyse Bir Balina - Steve Jones, Evrensel Yay.
    204. Evrim Serüveni - Sedat Ölçer, Metiş Yay.
    205. Dünya'nın En Güzel Tarihi - Hubert Reeves, Joel De Rosnay, Yves Coppens, İş Bankası Yay.
    206. Hayvanların En Güzel Tarihi - Pascal Picq, Jean-Pierre Digard, Boris Cyrulnik, Karine Lou Matignon, İş Bankası Yay
    207. Bitkilerin En Güzel Tarihi - Jacques Girardon, Jean-Marie Pelt, Marcel Mazover, Teodore Monod, İş Bankası Yay.
    208. 50 Soruda Yerin Evrimi - Mehmet Sakınç, Bilim ve Gelecek Kit.
    209. Yerkürenin En Güzel Tarihi - Lester R. Brown, Andre Bahic, Paul Tapponier, Jacque Girardon, İş Bankası Yay.
    210. Yaşamın Tüm Çeşitliliği - Stephen Jay Gould
    211. Hayvan Zihni: Hayvanlarda Akıl Yürütme ve Problem Çözme Becerisi Üzerine - James. L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK
    212. Darwin ve Sonrası Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler - Stephen Jay Gould, TÜBİTAK
    213. Darwin ve Darwincilik - Patrick Tort, Dost Yay.
    214. Darwin ve Evrimin Bilimi - Yapı Kredi Yayınları
    215. Kalıtım ve Evrim - Ali Demirsoy, Meteksan
    216. Evrimin Öyküsü - Vural Yiğit, Evrim Yay.
    217. Köken - Vural Yiğit, Evrim Yay.
    218. Gen Çeviktir - Matt Ridley, Boğaziçi Üniveritesi Yay.
    219. Genom: Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Otobiyografisi - Matt Ridley, Boğaziçi Üniversitesi Yay.
    220. Türlerin Kökeni - Janet Browne, Versus
    221. Pandanın Başparmağı - Stephen Jay Gould, Versus
    222. Olağandışı Yaşamlar - James L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK
    223. İçimizdeki Maymun: Biz Neden Biziz? - Frans de Wael, Metiş Bilim
    224. Çıplak Maymun - Desmond Morris, İnkılap Yay.
    225. Çıplak Kadın - Desmond Morris, İnkılap Yay.
    226. Çıplak Erkek: Erkek Vücudu Üzerine Bir İnceleme - Desmond Morris, NTV Yay.
    227. Charles Darwin’in Özyaşam Öyküsü - Francis Darwin, Daktylos Yay.
    228. Charles Darwin - Katrin Hahnemann, İş Bankası Kültür Yay.
    229. Darwin ve Beagle Serüveni - Alan Moorehead, TÜBİTAK
    230. Charles Darwin: Bir Doğabilimcinin Evrimi - Richard Milner, Evrim Yay
    231. Biyolojik Evrim Kuramının Arkasındaki Yaşam - Charles Robert Darwin, İş Bankası Yay.
    232. Charles Darwin - Alan Gibbons, İş Bankası Yay.
    233. Charles Darwin Kimdi? - Deborah Hopkinson, Beyaz Balina Yay.
    234. Darwin, Galip Ata - Bilim ve Ütopya Kit.
    235. Meraklısına Darwin - Pascal Picq, Yapı Kredi Yay.
    236. Bilim İnsanlarımız Darwin’i Selamlarken - Alper Dizdar, Yazılama Yay.
    237. Darwin Sizi Seviyor: Doğal Seçilim ve Dünyanın Yeniden Büyülenmesi - George Levine, Metiş Bilim
    238. Darwin ve Beagle Gemisi’yle Yolculuğu - Felicia Law, Optimist Yay
    239. Üçlü Sarmal: Gen, Organizma ve Çevre - Rihard Lawontin, çev. Ergi Deniz Özsoy, TÜBİTAK
    240. Cennetten Akan Irmak: Yaşama Darwinci Bir Bakış - Richard Dawkins, Varlık Yay.
    241. Doğanın Gizli Bahçesi - Edward O. Wilson, TÜBİTAK
    242. Biyoloji Felsefesi - Elliott Sober, İmge
    243. Süreç Kuram ve Kavram Olarak Evrim - Yaman Örs, Kaynak Yay.
    244. Biyolojide Diyalektik Yöntem - İ.T. Frolov, Toplumsal Dönüşüm Yay.
    245. Darwin Kuramı Seçme Yazılar, Eleştiriler - Charles Darwin, Pan Yay. ve TÜBİTAK
    246. Evren ve Evrim - Cihan Türkoğlu, Doruk Yay.
    247. Evrim, Bilim ve Eğitim - Üniversite Konseyleri, Nazım Kitaplığı
    248. Evrim Adamı - Roy Lewis, Dost
    249. Evrim Kuramı Üzerine Sorular - Charles Devillers, Henri Tintant, İletişim yay.
    250. İnsan ve Hayvanlarda Beden Dili - Charles Darwin, Gün Yay.
    251. Modern İnsanın Kökeni - Roger Lewin, TÜBİTAK
    252. Göl İnsanları - Richard Leakey, Roger Lewin, TÜBİTAK
    253. 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi - Prof. Dr. Metin Özbek, Bilim ve Gelecek Kit.
    254. Epikür - özdeyişler, mektuplar ve aforizmalar
    255. lucretius - evrenin yapısı
    256. Thomas Mann
    257. Sevme Sanatı - Erich Fromm
  • ''Muggle'larla yaşadığını duymuştum,'' dedi Ron. ''Nasıl insanlar onlar?''

    ''Korkunç – şey, hepsi değil tabii. Ama teyzem de, eniştem de, kuzenim de korkunç. Keşke benim de üç büyücü kardeşim olsaydı.''

    ''Beş,'' dedi Ron. Nedense kederlenivermişti. ''Ben ailemde Hogwarts'a giden altıncı kişiyim. Çok şey gördüm sayılır. Bill'le Charlie mezun oldular – Bill Öğrenciler Başkanı'ydı, Charlie de Quidditch kaptanı. Şimdi Percy Sınıf Başkanı. Fred'le George yaramazdır, ama dersleri iyidir, herkesi eğlendirirler. Benim de onlar gibi olmamı istiyorlar, ama onlar gibi olmamın bir anlamı yok ki, her şeyi ilk yapan onlar çünkü. Beş kardeşin varsa, zaten hiçbir şeyin yeni olamaz. Bana Bill'in eski cüppelerini, Charlie'nin eski asasını, Percy'nin eski faresini verdiler.''
  • 120 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10 puan
    Sadece bilimkurgu türünde roman ve öyküler yayımlamak amacıyla yola çıkan Ve Yayınları‘nın (keşke hala yayın hayatına devam ediyor olsaydı) önemli bilimkurgu yazarlarını bir araya getirdiği derlemelerden ilki “Son Soru“. Yayınevi sözünü tutup ardından “Kanatların Olmasın” adında bir öykü seçkisi daha yayımlıyor. Bu kitaplara ek olarak Frederik Pohl‘un Sarhoş Adımları isimli eseri de yine basılan bir diğer bilimkurgu eseri. Ve Yayınları’nın ileriye dönük iyi projeleri olsa da, kısa bir süre sonra varlığını devam ettiremeyerek kapanıyor. 5 yazar ve toplamda 6 öyküden oluşan bu derlemenin çevirmeni Adalet Celbiş. 1998 yılında yayımlanan kitap ne yazık ki tek baskıda kalıyor. Günümüzde ulaşılması bir hayli güç kitap olduğunu da peşinen söylemek gerekiyor.

    Kitapta yer alan 5 yazardan ülkemizde en bilindik olanı şüphesiz Isaac Asimov. Peşi sıra da hemen Arthur C. Clarke gelir. Robert Silverberg ve John Brunner‘ın birkaç romanı basılmış olsa da, çok fazla tanınmadıklarını söylemek mümkün. En dikkati çeken yazar ise Mildred Downey Broxon gibi duruyor, zira burada yer alan öyküsü aynı zamanda ülkemizde bu yazara ait olan tek yapıt. Umarız günün birinde Broxon’ı daha fazla öykü ve romanıyla tanıma fırsatımız olur.

    Şimdi tek tek öyküler hakkında ufak bilgiler verme ve yorumlarda bulunma zamanı.

    Tanrı’nın Dokuz Milyar Adı - Arthur C. Clarke :

    Clarke’ın bu meşhur öyküsünde, din ve bilimin kesiştiğini ve bunun sonucunda ufak bir çatışma gerçekleştiğini söylemek yanlış olmayacaktır. 1953 yılında kaleme alınan öykü aynı zamanda en iyi kısa öykü dalında Hugo Ödülü’nü kucaklamayı başarmıştır.

    Tibetli din adamları Tanrı’nın bütün isimlerini bulmak için Amerikalı bir bilgisayar şirketinden yardım ister. İki mühendis Tibet’e kadar gidip bu cihazı kuracak ve din adamlarına teslim edeceklerdir. Mühendislere göre son derece saçma olan bu istek, dünyanın muhtemel kaderi ile ilgilidir. Umduğunu bulamayan Tibetli din adamlarının vereceği tepkiden korkan George ve Chuck isimli mühendisler, bir plan üzerinde çalışmaya başlarlar.

    İflah olmaz bir ateizm taraftarı olduğunu bildiğimiz Clarke’tan, yer yer dini sorgulatan, bilimin sınırlarının ne olması gerektiğinin altını çizen ve her şeyin bir sonu olması gerektiğini belirten ilginç bir öykü…

    Aynı yıl Sarmal Yayınevi’nin bastığı bir Arthur C. Clarke öykü derlemesine de ismini verdiğini ve öykünün o kitapta da yer aldığını söyleyeyim. Okumak isteyenlere ikinci bir tercih olabilir.

    “İnsanın çılgınlığının sınırı var mıydı acaba?”

    Sinekler - Robert Silverberg :

    Öyküsünde bir nevi ölümsüzlük fikrine değinen Silverberg, ileride tıbbi müdahalenin alacağı boyutu gözler önüne seriyor. Bunu yaparken de aynı zamanda insanın Tanrı’yla olan ilişkisine atıfta bulunuyor. Röntgencilik fikrinin ileri bir boyutunu da görme fırsatı buluğumuz öykü, yer yer korkutucu bir hal de alabiliyor.

    Bir uzay gemisindeki patlamadan büyük bir hasarla çıkan Cassiday, başka bir gezegende “Altınlar” adı verilen bir ekip tarafından yeniden üretilir. Beyin, birkaç sinir uzantısı ve bir kol haricinde tamamen yeniden doğan Cassiday, gerekli kontrollerin yapılmasının ardından uzay gemisi ile Dünya’ya gönderilir. Kendisi için programlanan hayatı yaşamaya başlayan Cassiday, aynı zamanda Altınlar tarafından da izlenmektedir.

    “Sinekler yaramaz çocuklar için neyse, biz de Tanrılar için öyleyiz. Eğlence olsun diye bizi öldürürler.”

    Arkadaşlar Ne İçindir - John Brunner :

    Brunner’dan, içimizdekileri dışavurmamızın yolunun iletişimden geçtiğini ve bir arkadaşın ne denli önemli olabileceğini vurgulayan, geleceğin robot ve insan ilişkilerine dair bir öykü.

    Yakın bir gelecekte geçen öyküde ebeveyn olmanın yolu, insansı bir robot satın almaktan geçmektedir. Patterson çifti, satın aldıkları ve “Tim” adını verdikleri çocuklarının sürekli olarak problem çıkarmasından bıkmış durumdadırlar. Tim’in son vukuatı ise, komşularının köpeğini öldürüp gömmektir. Pattersonlar bu olaydan sonra Tim’i eyaletin en pahalı ve en ünlü danışmanına götürürler. Dr. Hend’in aileye söylediği şey ise, Tim’e bir “arkadaş” bulmaları gerektiğidir. Ahbap isimli arkadaş satın alındığında, Tim’in hayatında önemli ölçüde değişiklikler meydana gelecektir…

    Her Taşın Adı Var - Mildred D. Broxson :

    İki farklı gezegendeki iki farklı ırkın hayatlarına konuk oluyor ve birçok yönden karşılaştırma fırsatı buluyoruz. Özellikle yönetim şekilleri üzerine eğilen yazarın amacı içinde bulunduğumuz gezegenin ne denli vahşi insanlara ev sahipliği yaptığını gözler önüne seriyor. İnsanoğlunun zalimliğine ve güce tapan varlıklar olduğuna parmak basıyor Broxson. Peki gerçekten de öyle değil miyiz?

    Broxson’ın öyküsünde uzaya açılan insan ırkı ile karşılaşıyoruz. Dünya isimli gezegenimiz haricinde farklı birçok gezegene de taşınmış olan insanoğlu, gittiği her yere ilkelliğimizi de götürmeyi ihmal etmemiştir. Her ne kadar farklı gezegenlerde yaşamaya başlamış olsa da, insan her yerde insandır, diyor Broxson ve haklı da. Zira ele geçirilen gezegendeki yerli halkı çok zor durumlarda bırakıp, her türlü zalimliği reva görmenin hiçbir mantıklı açıklaması olamaz. Halkına liderlik yapan İnona, yeni atanan Dünyalı vali O’Rourke ile samimi bir dostluğa yelken açacak ve halkının Yaşlılar’ı tarafından liderliği elinden alınacaktır. Dışlanan İnona iyice kabuğuna çekilir. Dünyalı yöneticiler tarafından katledilen halkının her birinin isimleri ise nehirdeki taşlara verilmektedir…

    “Bu gezegen çıkmaz bir sokak, bir bürokrasi mezarlığı!”

    “Bir insan ne kadar uzun yaşarsa yaşasın öğreneceği şeylerin sonu gelmez.” -O’Rourke.

    Son Soru - Isaac Asimov :

    Büyük usta Isaac Asimov’a ait olan bu öykü, yazarın en iyi ve en sevilen öyküleri sıralamasında her daim başlarda gelmiştir. Bu bilim yönü güçlü öyküsünde, insanlığın sorduğu en önemli sorulardan birinin cevabını arıyor Asimov. Okurunu her satırda düşünmeye sevk ediyor. Anlattıklarıyla ufkumuzu açıyor.

    İnsan, Tanrı ve yapay zeka ekseninde geçen öykü, evrenin nasıl oluştuğunu ve insanın bu oluşumdaki etkisinin ne olduğunu masaya yatırıyor. Bunun da ötesinde, çığır açan tespitlerde bulunuyor.

    Peki ya sizce? Evrendeki tüm enerji günün birinde bitecek mi? Ve insanlığın sonu nereye varacak? “İnsanın ilk düşünmeye başladığı andan itibaren sorduğu sorunun yanıtını siz de merak etmiyor musunuz?” Asimov’un hayal gücüyle buyurun yanıtını aramaya. Ama unutmayın, Asimov aynı zamanda bir bilim insanıydı.

    Ertesi Gün Yok - Arthur C. Clarke :

    Kitapta yer alan 2. Clarke öyküsü insaoğlunun ne kadar zevkine düşkün ve vurdumduymaz olduğunu söylemekten çekinmiyor ve bunu yüzümüze vurmayı başarıyor. Kendi zevkini her zaman ön planda tutan ve içinde yaşadığı dünyanın güzel yönlerini görmekten aciz insanlar, nitekim bir gün gezegenin sonunu getirmede de başrolü oynayacaklardır.

    Güneş infilak etmek üzeredir ve bu sebeple Güneş Sistemi tehlike altındadır. Jüpiter’e kadar tüm cisimler yok olmanın eşiğindedir. Bu durumu fark eden ise ne yazık ki insanlar değil, 500 ışık yılı ötedeki Thaar gezegeninde yaşayan Thaarlar’dır. Telaşa kapılan gezegen halkı, bir an önce insanları bu tehlikeye karşı uyarmayı düşünürler. Solucan deliği benzeri bir yöntem ile Thaarlı bilimcileri Dünya’da ikamet eden Bill’le iletişime geçmeyi başarırlar. Ne var ki Bill, tam o esnada kör kütük sarhoştur ve yaşananları halüsinasyon olarak nitelendirir. Thaar bilimcileri şaşkındır ve insanlara yardım edemiyor olmanın üzüntüsünü yaşarlar. Bill kendi hayatına devam eder ve sevgilisiyle arasını düzeltir, lakin beklenildiği üzere 3. günün sonunda Dünya yok olur…

    Olur da sahafların tozlu rafları arasında bir gün Son Soru‘ya rastlarsanız, sakın ha kaçırmayın derim!