• Zâlimin rişte-i ikbâlini bir âh keser
    Mâni’-i rızk olanın rızkını Allâh keser
  • Galip de seni düşünüp kendini keser. Çünkü o bir Teminatör değil , onun da damarlarında kan akıyor. Herkes gibi. Belki de anlatmak istediği şey sadece budur. Ben de herkes gibiyim demek istiyordur.
  • 184 syf.
    ·Beğendi·9/10
    #OkudumBİtti
    #ŞekerPortakalı
    Jose Mauro De Vasconcelos
    Can Yayınları
    Çeviri: Aydın Emeç

    "Günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü" diye başlıyor kitap
    Fakir bir ailenin beş yaşındaki çocuğu olan Zeze, çok zeki, hayal gücü yüksek, aynı zamanda çokta yaramaz, mahallede ve ailede onun bir şeytan olduğu düşünülür.
    Kendi kendine okumayı öğrenmiştir, bu nedenle de okula beş yaşında gönderilir.
    Okulda ki Zeze ile dışarda ki Zeze farklıdır, çalışkan, saygılı bir çocuktur. Ögretmeni onu çok sever. Öyleki öğretmeninin masasında ki çiçek bardağı boş olduğu için, birinin bahçesinden çiçek toplayarak bardağı hep dolu tutar. Öğretmen durumu anlar bir daha çiçek getirmemesini, bardağı hep doluymuş gibi göreceğini söyler.
    Babası çalışmıyor, annenin çalışmasıyla ev geçiniyordur. Kirayı ödeyemedikleri için evden taşınmak zorunda kalırlar. Bahçede ağaçlar vardır, büyükler en güzel ağaçları seçerler, Zeze'ye küçük bir şeker portakalı fidanı düşer. Üzgündür, gider fidanın başına kendi kendine konuşur, o da ne ağaç onunla konuşuyordur. Zeze çok sevinir ona bir isim koyar ve en iyi arkadaşı olur.
    Sürekli dayak yer, evde çok kötü davranıyorlardır ona.
    Zeze'nin bir hayali vardır, en güzel arabanın arkasına yarasa gibi yapışıp rüzgarda yol almak. En havalı araba olan Portekizlinin arabasına asılır, düşer ve bir güzel de dayak yer.
    Mahallede insanlara tuzaklar kurar, aklı fikri yaramazlıktadır, onu seven, anlayan hiç kimse yoktur. Küçük İsa'nın da kendini sevmediğini düşünür.
    Yine yaramazlık peşindeyken, ayağını keser. Korkusundan evdekilere söyleyemez, çıplak ayak okula giderken Portekizli görüp yardım etmek ister, Zeze kabul etmese de adam arabasına alıp eczaneye götürür, ayağına dikiş atılırken elini tutar, şefkat gösterir.
    Böylelikle aralarında bir dostluk oluşur, sevmediği babasının yerine koyar, baba gibi sever Portekizliyi.
    Balon yapıyordur kendine, ablası yemeğe çağırır gitmek istemez, derdi balonu bitirmektir, sinirlenen ablası çok kötü döver. Zeze de ona küfreder, babası demir tokalı bir kemerle neresine denk gelirse vurur, her tarafı morarır, acıdan bayılır. Diğer abla Gloria (Zeze'yi seven ve sevdiği ablası) ona bakar, iyileştirir.
    Babasından iyice nefret eder, artık o evde kalmak istemez. Evden çıkar, amacı kendini trenin altına atmaktır. Bıkmıştır horlanmaktan, dayak yemekten.
    ️Böyle insafsız babaların, vicdanına tüküreyim, sizin gibi babalar olmaz olsun.
    ️ Kardeşlerini sevmeyen ablalara da yazıklar olsun.
    ️Böyle güzel öğretmenlere de selam olsun, öğrencisini seven, kollayan.
    ️Sevgili anne, babalar lütfen çocuklarınızı dövmeyin, onları anlamaya çalışın.

    Zeze evden çıkıp Portekizli'nin yanına gider, çok güzel bir gün geçirirler. Beni babamdan iste, senin oğlun olayım der, ağlar adam. "Onlardan seni alamam ama bundan sonra sana öz oğlum gibi davranırım, daha sık görüşürüz" der. Zeze çok mutludur.
    Bir gün okuldeyken çocuklardan biri, Portekizli'nin arabasına tren çarptığını arabanın paramparça olduğunu söyler. Zeze koşarak okuldan çıkar, olay yerine gidecektir, tanıdık biri engeller. Zeze hayatının en büyük acısını yaşar, yolda düşer bayılır. Büyüğü olan Totoca onu bir evin önünde hasta bulur, eve götürür. Zeze için hayat bitmiştir. Küçücük yüreğine kor gibi bir acı oturmuştur.

    ️Kıymayın Zezelere, onların da duyguları var. İnsan yerine koyun, sevin, kollayın. Hayat acımasız, insanlar daha da acımasız. Zeze'nin hikayesi yüreğimi parçaladı.
    Ne diyeyim alın, okuyun. Sevgisizliğin nelere yol açtığını görün.

    ️Tezer Özlü, üzerine bu kitap, perişan etti beni. Ne okuyacağım bunların üstüne

    Sevgiyle kalın dostlar, huzurlu geceler