• "Senden bu nedenle, her iyi eylemle tersinin kaynağı olarak değerlendirdiğin sevginin ne olduğunu açıklamanı istiyorum sevgili babam.

    Aklının keskin gözlerini bana çevirirsen dedi o, yol göstermeye kalkan körlerin düştükleri hatayı görürsün hemen.

    Ruh sevmek için yaratılmıştır, hoşlandığı şey onu dürtünce, hoşuna giden her şeye yaklaşır.

    Algınız bir görüntü yaratır gerçek bir nesneden, bunu içinize yansıtır ruhunuz böylece yüzünü çevirir o yöne;

    O yöne dönen ruh nesneye eğilirse sevgi denilir bu çekime, bu doğal sevgi keyif verip bağlar sizi kendine.

    Ve ateş havada nasıl yükselirse özünün daha uzun sürdüğü yere, doğarken aldığı biçim gereği,

    İşte sevgiye kapılan ruhta böyle bir istek duyar ve ruhsal bir eylem olan bu istek, dinmez sevdiği şeyi elde etmedikçe.

    Her sevginin özünde saygın olduğunu düşünenlere gerçeğin ne denli uzak olduğunu görmüş olmalısın şimdi.

    Her zaman iyi olabilir belki de nesne; ne var ki mum ne denli iyi olsa bile her zaman iyi çıkmaz mührün izi..

    Sözlerini dinleyince, dikkatle seni izleyince diye yanıt verdim. Sevgiyi öğrendim, öğrenmesine, kuşkularım çoğaldı ne var ki;

    Sevgi bize dışımızdan geldiğine, ruh da onun etkisine girdiğine göre, eğri de gitse, doğru da gitse, ruhun bir seçimi olmuyor bu işte...

    Dedi ki : “Ben sana aklımın erdiğini söyleyebilirim ancak; bunun ötesini Beatrice anlatacak; çünkü inanç eylemi bunun ötesi...

    Maddeden ayrı ama onunla iç içe her özsel biçim kendine özgü bir erdem içerir, bu erdem ancak eylemiyle sezilebilir,

    Ancak etkisiyle görülebilir, tıpkı bitkilerdeki yaşamı yeşil yaprakların belli etmesi gibi.

    Bu nedenle insan ilk bilgileri ve hoşlandığı nesnelere duyduğu sevgiyi nasıl edindiği bilmez,

    Arı nasıl içgüdüsüyle bal yaparsa bunlar da içgüdüseldir insanda; bu ilk istek ne övgü hak eder, ne de yergi.

    Ötekilerin de eklenmesi için ilk isteğe, doğuştan gelen, akıl öğreten, kapıyı bekleyen bir erdem vardır hepinizde.

    Bu erdemin iyi sevgilere, kötü sevgilere kucak açışına göre övgü kazanmanızın nedeni bu ilke de yatar işte.

    Sorunun derinine inenler, bu doğuştan özgürlüğü belirlediler ve dünyayı ahlakı getirdiler.

    Demek ki, içinizde doğan bir sevgiyi bir gereksinimin ateşlediğini kabul etsek bile, dizginleri sizin elinizdedir yine de."
    Dante Alighieri
    Sayfa 531 - Araf | XVIII. Kanto (13-72)
  • 100 syf.
    ·1/10
    Bu kitabı paylaştığım için çok tepki alacağına eminim ama bu hesabı okuduğum kitapları paylaşmak için açtım. Ve paylaşıcam. Kitabın konusunu anlatmayı düşünmüyorum. Konusu zaten belli, komünizmin doğuşu, oluşumu, yıkılması ve esas aldıkları düşünceleri anlatıyor. Kitabı okumam kimseyi yanlış düşüncelere itmesin. Okuma sebebim merak duygusundan dolayı, karşıt görüşleri okuyup fikir sahibi olmak için. Lütfen siyasi taraflara konuyu çekmeyin. İyi günler
  • 256 syf.
    ·Beğendi·10/10
    "Ben yürümenin,marş adımı atmanın ötesine geçip uçabilenler için yazdım"diyen Rus yazar Yevgeni Zamyatin'in BİZ eseri, beni gerçekten derinden etkileyen bir distopya örneği. Tüm distopya örneklerinin Atasıdır diyebilirim.. (evet,buna kesinlikle emînim )Aslında hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki hangisinden başlayacağımı bilemiyorum..
    "İnsanı suçtan arındırmanın tek yolu onu özgürlükten arındırmaktır"fikri-eylem ile insanları itaatkâr,biat eden birer ruhsuz makinelere dönüştüren totaliter bir rejim ancak bu kadar mükemmel kağıda aktarılabilirdi.Tüm distopya yazarlarına ilham olan bu eserin temel kavramları da oldukça dikkat çekici
    Örneğin;saat tableti,kişisel saat,annelik standardı,yeşil duvar,iyilikçi,koruyucu vb.gibi.Dikkatimi çeken bazı katı Kurallarından bahsetmek istiyorum.
    İçki-sigara yasak! (Kendini nikotin ve özellikle alkolle zehirleyenlere karşı "Tek Devlet" acımasız davranıyor.)
    Gece 22.30'dan sonra sokağa çıkmak yasak!
    22.30'dan sonra uyumamak suç sayılıyor!
    İtaat erdem,gurur ise kusur görülüyor.
    Ruhu olan, kişisel bilinci olan insanlar(!) bir mikrop gibi görülüyor,hasta kabul ediliyor.
    Herkesin birer numarası var.Ama genel adları BİZ.(D503 bizlikten çıkar ben'e evrilir.)
    Evleri şeffaf cam ve devlet izni olmadan perdeleri kapatamıyorlar.
    Tüm sokaklarda kameralar,mikrofonlar var. En ufak bir fısıltı dahi koruyucuları(bir çeşit polis) harekete geçirmeye yetiyor.
    Pembe kağıt izni ile sex yapmalarına izin var.
    Her yıl düzenlenen"Fikir birliği günü"diye adlandırdıkları kutsal bir günleri var. O gün, İyilikçi diye adlandırdıkları yarı-tanrı'yı seçiyorlar.(48.kez seçmeye zorlandılar.)
    Karşı çıkanı, baş kaldıranı devlete yapılan hakaretin metafizik bir maddesi gibi görüyorlar,yok ediyorlar.
    insanın özgürlüğü=O (sıfır) ise hareket etmez temel mantığı ile işleyen bir distopya..
    Aklıma gelenlerden bazılarını yazdım fakat inanın okuduğunuzda daha fazlasını bulacaksınız.
    "İşte ben herkesle aynı hizada,ama yine de herkesten ayrıyım."#biryerlibiryabanci #tekrarokuyorum
    #minervaokuyor #okudumbitti #kitapalıntıları #kitaponer #kimneokudu #kitap #biz #zamyatin #distopya #antiutopia #kitapalıntıları#meltekitabizm#dipçem
  • 📌Erdem nedir?
    📌Tek midir, yoksa birden fazla mıdır?
    📌İnsanı iyi yapan tabiat mı, yoksa sanat mıdır?
    📌Denizleri, toprakları ve onların kapsadığı her şeyi içine alan bütün tek midir?
    📌Yoksa Tanrı uzayda bizimki gibi başka dünyalar da yaratmış mıdır? Bütün canlıların doğduğu bu madde sürekli ve içi dolu bir bütün müdür?
    📌Yoksa arası boşluklarla ve katı parçalarla mı bölünmüştür?
    📌Tanrı, eserinin önünde bir seyirci gibi oturmakta mıdır yoksa onu yönetmekte midir?
    📌Dışarıya ve etrafa mı yayılır, yoksa her şeyin içinde midir?
    📌Dünya ölümsüz müdür, yoksa geçici, sayılı bir zaman için oluşmuş şeylerden midir?...

    ... Ve doğa bizi iki amaç için yaratmıştır: tefekkür ve eylem.
  • Saramago "Kaçınılmaz biçimde düşündürten şey edebiyattır," diyordu. Romanı bir entelektüel eylem egzersizi olarak, sözel düşünce senaryoları programlamanın bir yöntemi, dolayısıyla, bir düşünce aracı olarak tahayyül eder.
    ...
    Fikirlere ve değerlere tekrar tekrar dikkat çekmek, daha başından itibaren onun yaratısının bir parçasıydı, onun edebi tavrının ve motivasyonunun kökeninde yer alıyordu: "Ben tipik olmayan bir yazarım. Sadece fikirlerim olduğu için yazıyorum," diye tekrarlamıştır farklı dönemlerde. Onun eserleri, insan varlığının sapmalarına karşı dikkatli, sonuçta, bize zarar veren insanlık dışılığın sayısız çeşidine ilgi gösteren, çağdaş kötülük ve suç üzerine düşünmekte kararlı anıtsal bir edebi dönüm noktasıdır. Körlük'ten itibaren, insan haysiyetini etkileyen ve saptıran bu karanlık bölgeleri incelemekte ve aydınlatmakta sebat göstererek, modern dönemin sonundaki insanın bilincine ve ilişki biçimlerine nüfuz etmiştir.
    Düşünceye yeniden dikkat çekmesine paralel olarak, onun entelektüel bağları ahlaki ilgisizlik ve duyarsızlığı reddediyordu. Onun sertçe teşhir edişi ve etiğe geri dönüş talebi, metinlerine cesurca uyguladığı bir ilke olan "çöküş koşullarında bir erdem isyanı başlatma" teşviki bugün bile hala kulaklarda çınlamaktadır. "Bu son yıllarda etik bir ifade aramakta olduğumu fark ettim: Kitaplarım aracılığıyla, etik bir varoluş hissi ifade etmek istiyorum; üstelik de bunu edebi olarak ifade etmeliyim," diye kabul eder 1996'da.
  • '' Ne kadar tuhaf olduğunu düşünürseniz düşünün, mutlak anlamda canice olabilecek tek bir eylem olmadığı gibi mutlak anlamda erdemli denilebilecek tek bir eylem yoktur. Her şey bizim geleneklerimize ve içinde yaşadığımız iklime bağlıdır; burada suç olan şey yüz fersah daha aşağıda çoğu zaman erdem kabul edilir, bir başka yarımkürede erdem olarak görülen şey, tersine dönerek bizim için suç olabilir. Tek bir dehşet yoktur ki tanrısallaştırılmamış olsun, tıpkı gölge düşürülmemiş tek bir erdem olmaması gibi...''