• Özellikle AKP iktidarı döneminde devlet tarikatlara, islamcı örgütlenmelere karşı bağışıklık sistemini kaybetti. FETÖ darbesi aslında bunun sonucuydu.
    Barış Terkoğlu
    Sayfa 62 - Kırmızı Kedi Yayınları
  • Ancak özellikle AKP iktidarı döneminde devlet tarikatlara, İslamcı örgütlenmelere karşı bağışıklık sistemini kaybetti. FETÖ darbesi aslında bunun sonucuydu. 2004 MGK'sında askerin FETÖ'ye karşı eylem tekliflerini uygulamadıklarını itiraf eden AKP yönetimi , 12 yıl sonra 15 Temmuz'a zemin hazırlayan ortamı yarattı.
    Bugün FETÖ'nün boşluğuna karşı başka tarikatları destekleyen de, yarınki darbelere hazırlık yapıyordu.
  • 232 syf.
    Ülkenin gerçeklerini tüm çıplaklığıyla ortaya seren bi eser.

    Ne çok acılar yaşadı bu ülke..?
    Ama nedense yaşanılan onca acının bedelini, ülkeyi karanlığa sürükleyenler değil de aydınlık yarınlara özlem duyan vatanseverler yaşadı.

    Kimi vatansever olmanın bedelini canlarıyla ödedi.
    Kimi ise günümüzde olduğu gibi ( İSKİ'deki mini minnacık bir (!) yolsuzluğu ortaya çıkarttığı için önce kızak göreve sonra daha geçen hafta görevden alınan Sayıştay Denetçisi ) namusuyla yaptığı görevden alındı ya da el çektirildi.

    Rahmetli Uğur Mumcu' nun dediği gibi :

    "Unutkan Ulusuz"

    93-95 yıllarda her gün patlayan bombalar, suikastlar, verilen binlerce şehit.

    2000 yıllar başında yine patlayan bombalar, suikastlar, verilen şehitler.

    15 Temmuz 2016 Fetö Darbesi.
    Verilen şehitler, hayatları eksilen gaziler ve belki de ülkenin gelecek 10 yılına bedel olan enerjisinin köreltilmesi.

    Allahtan Vatansever, Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Milliyetçi Asker ve Polisler, Haksızlığa göz yummayan vatandaşlarımız ve de siyasi iradenin iktidarı - muhalefetiyle birlikte sergilediği duruş ile engellendi de ülke alev yeri olmaktan kurtuldu.

    Peki ya gelecek günler, umut dolu mu???

    Umut et, hayâl kur, belki umut ettiğin hayal gerçeğe dönüşür belki de her zamanki gibi......!

    NEYSE.....
  • Erdoğan devrimcidir.
    "Kökten" değişim istedi ve değiştirdi...
    Halkçıdır...
    Milletini çok sever...
    Onsuz asla iş yapmaz...
    Milletine "yaşanabilir" bir dünya için çalışan tek dünya liderdir Erdoğan.
    Emperyalist-kapitalist sisteme, sömürüye, haksızlığa sonuna kadar karşı çıkan ve isyan eden kişidir.
    'Dünya beşten büyüktür' diyen odur!
    Meseleye buradan bakınca Reis'i yok etmek için kurulan uluslararası çeteyi, taşeronları CHP ile FETÖ'yü, PKK'yı ve yaptıklarını daha net görürüz.
    Reis'i halktan koparmak için ne fırıldaklar çevirdiler!
    Gezi, 17-25 Aralık Yargı Darbesi, MİT TIR'larının durdurulması ve 15 Temmuz kanlı darbesi birkaçıdır.
    Öldürmek için çete bile kurdu şerefsizler.
    Suikast girişimlerini anlatmaya gerek yok!
    Hiç durmadılar ki!
    Standard & Poor's, erken seçim kararı üzerine Türkiye'nin 'kredi notu'nu düşürdü.
    Türkiye 7.4 büyümüşken hem de.
    Provokatörler borsaların kapalı olduğu geceleri bile doları yükseltti!
    Malum yazar çizer takımı kuyruklu yalanlarla seçime yön vermeye kalktı.
    Anket firmalarının algı dolu palavraları akıllara ziyandı.
    Soner Yalçın'ın iftira makinesi aralıksız çalıştı.
    ABD ve Avrupa medyası Erdoğan'a kin kustu.
    Yabancı ajanslar seçim günü bile suikast planladı...
    Sonuç:
    CHP kaybetti.
    Reis kazandı.

    ***

    Hepsi kafayı yedi.
    Birbirine girdiler.
    'Abazan Muarrem'e çektikleri cila işe yaramadı.
    CHP ile birlikte yürüyenler kaybetti.
    PKK hariç ama…
    CHP bir şeyi başardı.
    PKK'yı Meclis'e soktu!
    Beyaz Türkler sayesinde PKK'nın partisine oy yağdı.
    İnfazlar böyle başladı.
    Yüz buldular çünkü.
    Tutarsızdır bunlar.
    Mesela Kadir Mısıroğlu'na nefret kusarlar.
    Ama Atatürk'e 'kefere' diyen Mehmet Bekaroğlu'nu mebus yaparlar.
    Hem de ikinci kez.
    Milleti aptal sanıyor salaklar.

    ***

    PKK'nın masum vatandaşları öldürmesinin sorumlusu CHP'dir.
    Boşuna lataris etmesinler.
    PKK, Ağrı'da köy bakkalı Mevlüt Bengi ile temizlik işçisi Fevzi Ertik'i öldürmekle başladı kanlı cinayetlerine...
    Sonra Lice'de bir baba oğulu infaz ettiler.
    Baba Remzi Güler 48 yaşındaydı.
    Oğlu Mahmut Güler de 24 yaşında...
    Oğlu zihinsel engelliydi.
    Bu cinayetlerle CE HA PE'nin eline kan bulaştı.
    Bunun başka izahı yok.
    Birlikte şemmamme de oynarlar artık.
    Kılıçdaroğlu PKK'nın cinayetlerini kınayamıyor!
    HDP'de aynı.
    Arkasında duruyorlar.
    Onlar da PKK'ya yaslandı.
    "Demokrasi" ve "barış" nutku atanlar zihinsel engelli Mahmut'tan ne istedi dersiniz?

    ***

    Skandallarıyla tanıdığımız ODTÜ'de ise rezalet serisi devam ediyor.
    Mezuniyet töreni yine siyasal şova döndü.
    "Zeki öğrenciler!" Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına akıl almaz hakaret içeren pankartlar taşıdı.
    'Zeki' numarasıyla millete "hayvan" dediler.
    Üstelik yönetimin gözü önünde.
    O pankartlar 'Reis'e oy veren 60 milyon insana hakaretti.
    Zekiceymiş!
    Tükürürüm böyle zekiliğe...
    Ne zekisi lan!
    'Abazan Muarrem'e 'İnce' gönderme yap ülkemin cumhurbaşkanına hakaret ha…
    Bu zekiliğe "tükürük" az gelir be!
    Ne demek istediğimi zeki çocuklar anlamıştır!
    Ayşe Arman 'Abazan Muarrem'de şeytan tüyü bulmuştu!
    Halbuki 'Abazan Muarrem' gazeteci Fuat Uğur için attığı twitte ne mal olduğunu açıkca ortaya koydu.
    Böyle bir küfürbaza ve tacizciye ülke teslim edilebilir miydi?
    Çünkü:
    Öfkesinin kontrolü yok!
    Tahammülsüz!
    Bunların tamamının ağzı bozuk.
    Yani azılı faşisttirler.
    FETÖ durmuyor.
    PKK'da…
    Gülen ölmeden, PKK bitmeden durmazlar.
    Pensilvanya'daki toplantıya değişik ülkenin 33 sözde üst düzey örgüt yöneticisi katıldı.
    Gülen bu hainlere Türkiye'ye yatırımları 'engelleyin' talimatı verdi.
    Adam kıtır kıtır kesilmeyi fazlasıyla hak etti.
    Neyse...
    Milletvekillerinin yemin töreninde PKK'cılar İstiklâl Marşı okunurken salondan çıktı.
    Tahammül edemediler milli marşımıza.
    Şu CHP, HDP'yi Meclis'e taşımasının faturasını kesinlikle ağır ödeyecek.
    Yalandan çemkirmeleri fayda etmeyecek!
    Lataris *Çırpınma.
  • Azgın bir nehir gibi köpürerek akan zaman içinde geçip giden günlerden bazılarını hiç hatırlamayız. Ama bazı günler vardır ki, bu günlere rastlayan büyük olaylar sade sizin yaşamınızı etkilemezler. Kaderinizi geleceğine bağladığınız güzel ülkenizin tarihinde de dönüm noktaları oluştururlar.
    Ben bilinçle değerlendirebildiğim bu günlerden bazılarını hiç unutmam. Mesela sekiz yaşındaydım. Ankara'da Sakarya Caddesi'nden okuluma giderken, yol kenarındaki kahvenin radyosundan öğle ajansı okunuyordu. 1950 yılının Mayıs ayındaydık. Radyonun spikeri ilk haber olarak, Celal Bayar'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü Cumhurbaşkanı seçildiğini duyurdu. O anda kahvede oturanlar ayağa kalkıp bu haberi alkışlamaya başladılar.

    Kötü bir son
    İlk sivil kökenli Cumhurbaşkanı seçimi, benim hatırladığım önemli günlerden birinde gerçekleşmişti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın kendisini korumakla görevli Muhafız Alayı tarafından esir alındığı ve daha sonra Başbakan Adnan Menderes ile iki bakanının asıldığı 27 Mayıs 1960 darbesi sürecini de yaşadım.

    Özal'lı yıllar
    Darbelerle, seçimlerle ve yeni isimlerle dolu günler geçti. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Turgut Özal... Turgut Özal'ın "Transformasyon" diye bilinen ve Türkiye'yi dünya rekabetine açtığı reformlarıyla geçen o günleri unutmak da mümkün değildir.

    Tayyip Erdoğan olayı
    Derken 21'inci yüzyıla girdik ve AK Parti ile "Tayyip Erdoğan Olayı" günlerimize renk katmaya başladılar. Yolun başında bu yeni sürecin eskilerden farksız olduğunu düşündüğümüz de oldu. Ama daha sonra AK Parti'ye açılan kapatma davası, sanki rejimin bekçileri tarafından düzenlendikleri sanılan Cumhuriyet Mitingleri, FETÖ'nün güdümündeki kalkışma ve adliye-polis eliyle yapılan darbe girişimleri geldi.

    Neler görmedik ki?
    Dönüm noktası ise 15 Temmuz 2016 akşamı sahnelenen darbe girişimiydi. O akşam zihnimizde klişeleşmiş kavramlar buharlaştılar. Kemalizm'in kalesi olarak gördüğümüz Silahlı Kuvvetler'in FETÖ'cü olabileceğini gördük. Yenikapı Mitingi'nde başlayan Erdoğan-Bahçeli birlikteliği Cumhur İttifakı'na dayandı. Ve o günden sonra atılan kararlı adımlarla bu güne gelindi.

    Bugünü hatırlayacağız
    Yemin töreninden sonra bugün görkemli bir törenle görevine başlayacak olan Recep Tayyip Erdoğan, Başkanlık Sistemi'nin ilk Cumhurbaşkanı'dır. Bu günü yaşayanların ileride unutmayacakları bir gün olacaktır bu... 1923'ün 29 Ekiminden bugüne akan zaman içindeki dönüm noktalarından biri olarak hep hatırlayacağız 2018'in 9 Temmuzunu.
  • 200 syf.
    ·5 günde·7/10
    Sabahattin Önkibar, dürüst ve cesur bir gazeteci. Kitabında da ülkedeki cemaatleri ve fetö cemaat yapılanmasını detaylı bir şekilde anlatmış. 15 Temmuz darbe girişimi kitabın 3.bölümünde detaylı olarak ele alınıyor. Politik bir kitap olmasına rağmen kolay okunan başarılı bir kitap.
  • 192 syf.
    ·2 günde·8/10
    Eser; Devlet Bahçeli ve MHP'nin günümüze doğru olan tüm olayları belgeleriyle önümüze döküyor. Türklük ve ülkücülük kavramlarının mazisi ufak bilgilerle anlatılıyor. Milliyetçilik ve ülkücülük kelimelerinin hangi yıllarda, hangi nedenlerden dolayı ayrıldığını, siyasal islamın neresinde yer aldığını anlamamıza yardımcı oluyor. 80 darbesi; öncesi ve sonrası ülkücü camianın duruş tavrı ve Devlet Bahçelinin siyasi pozisyonu neye göre değişiyor ? Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümü Fetö tarafından mı örtbas edildi ve Devlet Bahçeli ile iktidar(Akp)bu olayların neden üstüne varmadı? Tarih'te birkaç defa başbakanlık fırsatı denk gelen Bahçeli neden makam değiştirmeye yanaşmıyor? Tüm bu soruların izahını yazar Sabahattin Önkibar tarafsız bir biçimde açıklıyor.
    Ayrıca yaşı ilerlemesine rağmen Devlet Bahçeli'nin siyaseti bırakmaması, MHP'NİN önünü tıkaması ve yazarında belirttiği gibi son final görevi olan Başkanlık modelinde Devlet Bahçeli nasıl bir tavır takındığını görüyoruz. Döneminin tüm iktidarlarında(DSP AKP vs.) ne denilirse onu yaparım mantığı Devlet Bahçeli'nin Türkeş'in dediği gibi -O bir ajan onu teşkilata almayın- hangi ruh halinde olduğunu, okuyucu kadar, yazarında kafasını karıştırmış.
    Yasaklanmış olması tuhaf . Çünkü sıkıntı yaratacak bir cümlelere rastlamadım. Dobra dobra kelimeler dökülmüş yazıya.İyi okumalar...