• 400 syf.
    ·Puan vermedi
    Başkomiser Nevzat’ı tanıyorsanız kitabı okumaya başladığınızda yüzünüzde bir tebessüm oluyor .. Çünkü yine beyin yakan bir cinayet olayına birlikte karışmaya başlıyorsunuz.
    Evgenia ile beraberken gelir o haber , parkta bir ceset.. Olay yerinde ceseti incelemeye başladıklarında elinde bir bebek , kulağı kesilmiş , başının arkasından vurulmuş detayları 2012 de işlenen körebe cinayetlerinin hortladığını gösteriyor. Nevzat bebeği görünce dalıp gidiyor. Kaybettiği kızı Aysun’a yıllar önce çocuk tacizcisinin verdiği bebeğin aynısı diye düşünüyor . Eşi yıllar önce bu durumu farkedip Aysun’u bir daha kimseden bir şey almaması gerektiği konusunda uyarmış ve çok tedirgin olmuşlardı. O ceset evet Aysun’a o bebeği veren kişi. Nevzat daha sonra eve gidip hüsran içinde o oyuncağı arıyor, buluyor ve rahat bir nefes alıyor. Zeynep ve Ali sözlüler bu arada.Artık Nevzat’dan da saklanmıyorlar :)) Araştırmaya başlıyorlar cinayeti. Ölen adamın yetiştirme yurdunda büyüdüğü ve çocuk tacizcisi olma olayını araştırıyorlar. Büyüdüğü yetiştirme yurduna gidiyorlar . Oranın müdürüyle görüşme yapıyorlar, adam oldukça üzgün ve de kibar biri. Onlar benim çocuklarım , ben büyüttüm asla bir çocuk tacizcisi olamaz diyor. Oradan ayrıldıktan sonra cenazesine Sipsi İsmail denen mafyanın sahip çıkıldığı haberi geliyor . Cenazeye gittiklerinde Yardımcısı Ali ile Sipsinin adamları arasında olay çıkıyor. Yurt müdürü de oradan koşarak gidiyor. Sipsiyi sorgulamaya alıyorlar, o yurt müdürü pislik herifin orada olmasıyla kavga başlamış diyor. Utanmadan bir de cenazeye gelmiş. Ertesi gün yurt müdürünün cenazesi bulunuyor evde. Ercü denen eski bir komser Ali’nin orada olduğunu duyup geliyor . Eski düşman oldukları için Ali’nin katil olabileceğini ima ediyor.Nevzat ile konuşmalarından sonra orayı terkediyor ama uzun süre Ali kimseyle konuşmuyor . Zeynep dahil herkesin kafasında acaba o mu öldürdü fikri oluşuyor . En sonda itiraf ediyor başına tüm gelenleri . Cenazeden sonra o adamın eskiden kendi kaldığı yurttaki Emir adını kullanan müdür olduğunu öğrendikten sonra küçükken kendisini taciz eden adam olduğunu öğreniyor . Taciz durumunu itiraf etmiş oluyor bu arada. Ona küçükken yaşattığı olayı anımsayarak anlatıyor. Oyun oynar gibi onu taciz ederken kafasına vurduğu şeyden sonra Ali’yi dövdüğünü ve sonra gözünü hastanede açtığını birine anlatırsa onu öldürme tehtidi ile susturdugunu anlatıyor. Oraya gitme sebebi baygınlık halinden sonra ona bir şey yapıp yapmadığını öğrenmekti. Tabi öldüren kişinin kim olduğunu söylemeyeceğim . Öldüren kişi de sebeblerini anlatıyor. ( ve her dinlediğiniz hikayede içiniz burkuluyor.) Bu arada savcı Nadir de sürekli cinayetlerin ne durumda olduğunu Nevzat’a sormaktadır. Körebe davasına eskiden bakan emekli komser Zekai ile iletişim kuruyorlar. Zekai baştan bildiklerini söylememek istiyor , çünkü o dönem yakalayamadığı tek katil olarak hala içinde ukde kalıyor. Zamanla bu davayla ilgilenmeye başlıyor . Bir gün Nevzat’ı arayıp galiba körebenin kim olduğunu buldum diyor ve daha görüşemeden Zekai de evinde ölü bulunuyor. Sonra bir cinayet haberi daha müzenin bahçesine bırakılmış olarak alınıyor. Aynı konseptte cinayet. Artık Zeynep ,Ali ve Nevzat körebe süsü verilen başka bir katil olduğunu düşünmeye başlıyorlar . İlk iki maktul sabıkaları olan çocuk tacizcisi ancak , son ölen bir cerrah. Çocuk taciziyle ilgili bir vukuatı yok. Zekai’nin cenazesi için eve gidiyorlar belki bir şey bulunabilir diye . Savcı ile görüşüyor Nevzat orada da . Eskiden polis Okan körebe davasına Zekai ile bakmış olup sonra istifa edip kendine güvenlik şirketi açan ve Zekai’yi babası gibi gören Alper ile tanışıyorlar ve sorgulaması başlıyor onun da .. Sonra yeni olan cinayet çocuk tacizi ile alakası olmayan Kansu denen bir cerrah . Olayları bağlamak yazarken zor ama okuyan biri anlıyor. :) Evgenia bir gün Nevzat’ı çağırır ce Suriyeli bir aileyi davet etmiştir. Suriyeli adamın eskiden ölen kardeşinin çocuğu olan Azez’i Evgenia çok sevmiş , onun kardeşi kayıp onun bulunması için Nevzat’dan yardım istiyorlar. Araştırdıkça olayların iç yüzü ortaya çıkıyor . Kansu’nun kumar oynadığı , sahibi olduğu hastanelerin organ bağışı yapan hastaneler zinciri olduğu , ortağının organ yetmezliğinden ölen kızına yadigar onun adını verdiği Serap hastanelerinin sahibi olması , kaybolan çocuğun deniz kenarında ölü bulunması , sonra otopside böbreğinin 6 ay önce alınmış olduğu, Suriyeli çocuklarla ilgili organ satma olaylarının açığa çıkması , çocukların satılması , hatta kendi çocuklarını bile saran ailelerin olması, bu işi yapan ve milyonlarca para kazanan canilerin olması ... uzayıp giden bu olaylar zinciri gerçeklerdi.. Ve yaşamış olduğumuz hayatta bize hiç de uzak değildi .. yapılıyordu bunlar.. içim eziliyordu benim de .. günahsız , hiç bir şeyden haberi olmayan çocukların bu savaşın hep kaybedenleri olması..
    Ve Alper ve yardımcısının ölü bulunduğu haberi..
    Azez’i hiç bir akrabalık bağı olmayan o aileden alabilme ihttimalinin olduğunu söyleyince iyi kalpli Evgenia’nın sevinci.. :)
    Çember yavaş yavaş daralıyordu. Benim 2 tahminimden biri oldu katil . İtiraf etmeliyim ki kesin dediğim kişi değildi, 2. İhtimalimdi.. :) Olsun yine de son 20 sayfayı her zamanki Ahmet Ümit romanı son sayfaları gibi film izler gibi heyecanla okudum . Balık hikayesi de güzeldi.. ancak cinayeti işleme sebeplerini katilden dinleyince yaşadığı hayat hikayesine çok üzüldüğümü ve böyle şeylerin yaşanabileceğini derinden hissettim.

    *Çok empati kuruyorsunuz Başkomserim ‘ dedi samimi bir tavırla . ‘Ne dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır , ne insanlar bu kadar inceliği .. Hakikat çok daha basittir, çok dağa acımasız.

    *Gerçekten Evgenia, bazen kaybolduğunu hissediyorum . İnancım sarsılıyor Doğruluğundan emin olduğum düşüncelerin hayat karşısında paramparça olduğunu görmek çok yıpratıcı .

    *İşte bu yüzden seviyorum bu çocuğu , kötülük karşısında şaşkınlığını hala koruyabildiği için. Kötülüğe hiç bir zaman alışamadığı için.
  • Unutamadım seni unutamadim ,
    Unutumadi bize nasıl kıyışını,
    Unutumadım hayallerimizi yıkışını,
    Unutumadım işte unutamadım.

    Unutamadım ihanetini,
    Unutamadım bir gece için bizi bitirişini,
    Unutamadım kalbimi ezişini,
    Unutamadım işte unutamadım.

    Unutamadım bana vaatlerini,
    Unutamadım sensiz yaşayamam deyişlerini,
    Unutamadım bu dediklerini bir hevesle bitirişini,
    Unutamadım işte unutamadım.

    Unutamadım bana geri dön deyişlerini,
    Unutamadım çok pişmanım gitme deyişini,
    Unutamadım ben asla ihanetini,
    Unutamadım işte unutamadım.

    Unutamadım işte yalanlarını ,
    Unutamadım beni kandirmalarini,
    Unutamadım duygularımla oynayışını,
    Unutamadım asla unutamadım...

    (Zeynep Sağıroğlu )
  • Hz.Zeynep evini terkederken Ebul As aşkını şöyle dile getirdi:
    _GİTME CENNETİMİN KAPISI_
  • Gitme, kendini ondan uzağa attığın tek bir adımla öldürme. Gitme, bir gün verdiğin son nefesle ölecek olsan bile, gidişinle onu öldürme.
    Zeynep Saraç
    Sayfa 387 - Arunas Yayınları
  • - Gitme. Dedim çaresizce.
    Ama sıcak nefesimin boğusu gibi, adımlarının sesi de kayboldu!
  • Gitme diyemedim. Ve sen gittin..