• “Acımasız ve insan eti yiyen canavar Sfenks, avıyla kedinin fareyle oynadığı gibi oynardı. En sevdiği oyun, avına bir bilmece sormaktı. Sfenks, bilmecenin cevabını bulursa onu özgür bırakacağına dair kurbanına söz verirdi. Kurbanlarının çoğu yanıtı bulmaya uğraşır ama başaramaz ve canavarın midesini boylardı.

    Sfenks Tebai dışındaki dağlarda yaşar ve gezginler ile kent halkını taciz ederdi. Tebai’ye gelen Oedipus Sfenks’le karşılaştı. Canavar onu durdurdu ve şu bilmecenin cevabını bulmasını istedi: ‘Sabahleyin dört ayak, öğleyin iki ayak, akşamleyin de üç ayak üzerinde yürüyen yaratık hangisidir?’
    Daha önce düşünüp yanıtı bulamayanların aksine Oedipus ‘İnsan’ diye cevap verdi. İnsan ‘sabahleyin’ yani yaşamının ilk yıllarında, bebekken, emekler, dört ayak üstünde hareket eder; ‘öğleyin’ yani yetişkin olunca iki ayak üzerinde yürür ve ‘akşamleyin’ yani yaşlandığında baston kullanır.

    Oedipus doğru yanıtı vermişti. Sfenks o kadar şaşırdı ve öfkelendi ki kendini uçurumdan aşağıya attı. Böylece Tebai kenti kurtulmuş oldu. Minnettar kalan halk Oedipus’u kral yaptı ve kısa süre önce dul kalmış kraliçeleri İokaste’yle evlendirdi.”
    Kathleen Sears
    Sayfa 182 - Say Yayınları, 6.baskı, 2018.
  • “Athena annesinin zekâsına ve babasının adalet anlayışına sahipti. Bu iki özellik onun parlak zekâlı ve merhametli bir tanrıça olmasına yol açtı. Zor duruma düşen, özellikle kahramanlar ve askerler Athena’dan yardım isterdi. Onun koruması altındaki Herakles ve Odysseus gibi kişiler görevlerini hiçbir zorlukla karşılaşmadan yerine getirdi. Öte yandan onun koruma alanı yalnızca insanlarla sınırlı değildi. Aynı zamanda Atina ve Argos dahil birçok kent de koruması altındaydı ve kimileri tarafından yasaların ve uygarlığın simgesi olarak görülüyordu. Akıllı ve adil olduğundan Athena birçok toplantıda ve kurulda bulundu. Aslına bakılırsa Atina’da duruşmalarda jüri bulundurulması geleneğini başlatanın da o olduğu söylenir.”