• Yıllardır kayıp çocukları için adalet arayan #CumartesiAnneleri'nin de

    #AnnelerGünü kutlu olsun ! 🌺
  • Pisagorun Adalet kupası.

    Yunan filozof ve matematikçi Pisagor'un günümüzden 2 bin 500 yıl önce icat ettiği Adalet Kupası (Dikea Kupa) Kupanın içine doldurulan su sınırı geçtiğinde, özel dizayn edilmiş yapısı ile içindeki suyu son damlasına kadar boşaltır. Filozofun burada vermiş olduğu mesaj şudur;

    "İnsan bazen yaşamın sundukları ile yetinmeyi bilmeli, zira daha fazlasını arzularken elindekiler de kayıp gidebilir."
  • 2 bin 500 yıl önce icat edilen Adalet Kupası ters çan biçimindedir ve özelliği altının delik olmasıdır. Ancak içindeki asla dökülmez! Ne zamana kadar? Kupadaki sınır çizgisi aşılana kadar. O çizgi geçildiğinde içindekiler son damlasına kadar akıp gider.

    Filozofun bununla “Aza kanaat getirmeyen, çoğu bulamaz.” ve “İnsan bazen yaşamın sundukları ile yetinmeyi bilmeli, zira daha fazlasını arzularken elindekiler de kayıp gidebilir.” mesajı vermiştir.
    Günümüzde bunu “Her şey ölçüsünde güzeldir.” sözüyle desteklemek de mümkündür."
  • “İnsan bazen yaşamın sundukları ile yetinmeyi bilmelidir, zira daha fazlasını arzularken elindekiler de kayıp gidebilir…”
  • https://youtu.be/56AJQLbVBM0

    Ben artık veda ediyorum sevgili kardeşim…
    Bunu bilmek istersin diye söylüyorum.
    Yaşlı bir insanın çaresizliği yer etti içime, birde küçük bir çocuğun acemiliği, hayatı yaşamaya dair.
    Dokunduğum her şey kayıp gidiyor ellerimden.
    Mutsuz değilim ama bunu da bil, yorgunum sadece.
    Gurbette yaşamışız koca bir ömrü, memleketimiz neresi unutmuşuz çoktan.
    Kaç ömre yetecek kadar yalnızlık çekmişiz meğer, kaç ömre yetecek kadar çile.
    Varsa söyle sevgili kardeşim, bir gün yüzü gördük mü şöyle sabahtan akşama kadar keyiflice.
    Küçücük çocukken hani, kendi içimize ağlardık geceleri.
    Bir ipe dizilmiş tütün yaprakları gibiydik,
    Günler geçtikçe çekildi suyumuz, kuruduk, kırıldık.
    Erkendi daha, çok erkendi, şikayet değil sakın yanlış anlama, halimiz budur diye söylüyorum böyle biline.
    Yağmurlardan sonra bir ot bile bitmiyorsa içimizde, kızgın güneş yakıp kavurtmuyorsa bedenimizi, soğuk bir havada yüreğimiz titremiyorsa eğer, ve bir hüzzam şarkıda bile tükenmiyorsa kederimiz, başka ne yapabilirki sevgili kardeşim, söyle başka ne yapabiliriz.
    Bir gece bir çığlık saplandı kalbime…
    Hayat şu en büyük muamma, gösterdi bütün inceliklerini gizlice, sonra çekti ellerini usulca üzerimden, çarem derdimmiş meğer anladım, o günden beri bu yolculuğa çıkmak için hazırlanırım.
    Şimdi bir kardelen olmak vardı, soğuk kış günlerinin dağ yamaçlarında. Ya da bir martı masmavi denizleri köpürten fırtınalı havalarda.
    Bir çocuğun yüzünde tebessüm olmakta yeterdi oysa, eğer ambulansların telaşlı yolculuklarını görmeseydim ya da bir annenin evladına yaptığı ağıdı dinlemeseydim.
    Seninle konuştuğum her şey söyleyemediklerimi unutmamak için biliyorsun, sen kelimelerine güveniyorsun, ben sessizliğe yaslıyorum başımı.
    En çok yaprakları dökülen ağaçları görüyorum rüyamda, uçsuz bucaksız çölleri, çöplerden ekmek toplayan kadınlrı ve çocuklarını.
    Çaresizliğini saklamak için karanlık bastıktan sonra eve dönen adamları…Oğlum bana sesleniyor sonra uyanıyorum. Ezberimdeki mübarek sözleri alıyorum üzerime üşümemek için.
    O sözler olsun istiyorum yanımda giderkende.
    Bir güne bakan çiçeği gibi olmak isterdim, hakikat zaptetsin bütün yönlerimi, akşam üzerleri günbatımına terk edeyim kendimi.
    Geceler küçük bir çocuk gibi uyutsun beni dizlerine yatırarak, ayışığı dansetsin odamın duvarlarına vuran gölgerlerle.
    Her sabah güneşi ben uyandırayım tan yerine çıkıp, erkenden dükkanını açan tacirin duası olayım, bir yeni yetmenin hevesi, korkuyla havalanan kuşun kanadından düşen tüy.
    Adalet için mesihi bekleyen imam, yol kenarında akan sebil.
    Bir şey olsaydım birşey, tutsun beni ellerimden ve öylece gideyim ötelere…
    Sana sevdadan hiç bahsetmedim, çünkü sevda onu anlatan bütün sözlerden başka bir şeydir.
    Yüreğini viraneden fırtınalardan bil onu, sebepsiz dalıp gitmelerimden…
    Bir gülle konuşursan eğer, kuşlara selam edersen gelip geçerken, sert esen bir rüzgar bile umurunda değilse, ıslandığını bilememişsen yağan yağmurlarda, işte o sevdadır sakın korkma.
    Ömür dediğin bir nehir gibidir, asla aynısını amanı ikinci kez yaşayamazsın, öldüğünde ardında kalacak şeylere bel bağlama, olmadığın her yerde yokluğun hissedilsin, bir muhabbet tekkesi bulundur yüreğinde, herkes girsin,
    Öfkelenme, kötü söz söyleme, kimsenin elindekine bakma, verileni al, eline geçeni dağıt, unutma senin olan tek şey yüreğinde taşıdığındır, bir dua gibi yaşa hayatını, isminle yadedilecek bir hatıran olsun, yalnızlığımı sana emanet ediyorum sevgili kardeşim, bilirim dokundurmazsın kimseye, birde hüznümü…
    Bir yer saklamışsındır mutlaka kalbinin en mutena derinliklerinde, ben artık gidiyorum sevgili kardeşim, bu bir veda mektubudur aslında, bir sen hissedeceksin yokluğumu .
    Lütfen kabul et , bu son armağanım olsun sana……