• GİRİŞ



    İstanbul, İnsan Manzaraları'nı 1941 yılında Bursa hapisanesinde yazmaya başladım. Daha önce «Meşhur Adamlar Ansiklopedisi» üzerinde çalışıyordum. «Ansiklopedi»min kahramanları generaller, sultanlar, seçkin bilginler, sanat adamları ya da güzellik kraliçeleri, katiller ve milyarderler değil; işçiler, köylüler, zanaatkârlar, ünleri fabrikaların, işliklerin, köylerin ve işçi mahallelerinin dışına taşmamış olan kimselerdi.



    Alman faşizmi Sovyetler Birliği'ne saldırdı bu sırada. Yaşlı bir gardiyandan haberi öğrendiğimde yüreğimin nasıl titrediğini anımsıyorum. Kendi kendime, 'Bir yirminci yüzyıl tarihi yazmak gerekli' dedim. Hitler'in saldırısıyla başlamak, sonra gerilere. İngiliz-Boer savaşına gitmek, sonra yeniden ileriye dönmek ve hapisaneden çıktıktan sonra da bu tarihi, yaşamımın sonuna kadar sürdürmek istiyordum. Faşizmin yenileceğinden ve hapisaneden çıkacağımdan kuşkum yoktu.
    «Meşhur Adamlar Ansiklopedisi», İnsan Man-zaralarına bir bölüm olarak girdi.


    «Ansiklopedisi»nin özlü dili, destanın da üslûbunu belirledi. Bunun dışında, o günlerde Kraliçe Elizabeth dönemi İngiliz şairlerini okuyordum ve kısa bir süre önce de Gogol'ün Ölü Canlar'ını okuyup bitirmiştim. Bu kitaplar da belirli ölçüde etkilemiş olmalıdır çalışmamı.

    Yazdığım 60.000 dizeden elde 15.000 dize var bugün. Onlar da bu kitapta yayımlanıyorlar işte. Diğer kitaplardan bazı bölümler kurtuldu sadece: «Moskova Senfonisi», «Gabriel Peri» gibi. Diğerleri, polisin eline düşmesinler diye, Türkiye'den kaçışımdan önce yakılmışlardı. Hapisaneden çıktıktan sonra destanım üzerinde çalışamadım. Şimdi de çalışmıyorum, çünkü başka türlü yazmak gerektiği kanısına vardım onu.

    İnsan Manzaralarında, şiirin birkaç sözle çok şey söyleyebilme olanaklarından yararlandım. Kimi zaman şiire çok yaklaştım. Kimi zamansa çıplak bir nesir olarak kaldı yazdıklarım. Tiyatro ve sinemanın olanaklarından yararlandım destanımı yazarken. Fakat demin de belirttiğim gibi, şimdi yazsam başka türlü yazardım onu. Beni yanlış anlamayın, İnsan Manzaraları'nı şimdi yazabileceğimden başka türlü yazmış olduğum için yeriniyor değilim.


    İnsan Manzaralarımda «Ulusal Kurtuluş Savaşı Destanı» başlıklı bir bölüm vardır.
    Daha o sırada, ben hapisteyken, dışarda biliniyordu bu destan. Hapisten çıktıktan sonra, bir yayıncı, bu bölümü yayımlamak istedi. Kabul ettim, bir sözleşme imzaladık ve oldukça yüklü bir avans aldım. Fakat sözleşmede yayın tarihi belirtilmemişti. Sonradan, yayımcının, ulusal-kurtuluş savaşı bölümünü yayımlamamı engellemek için hükümetin buyruğuyla benimle bir sözleşmeyi imzaladığını öğrendim. Avansı geriye verecek durumda değildim, iş uzadı ve kitap yayımlanmadı.

    İnsan Manzaraları'nın üçüncü kitabı, 1961 yılında İtalya'da İtalyanca ve Türkçe metinler karşılıklı olarak yayımlandı. Gelecek yıl her üç kitabın Fransa'da yayımlanması gerekiyor.

    İşte böyle sayın okurlarım. Son olarak bir şey daha söyleyeceğim: İnsan Manzaralarında -kimi zaman beş dizede, kimi zaman bütün bu üç kitap boyunca- anlatılan insanların hiç değilse yarısı, yaşamlarına kişisel olarak tanık olduğum kimseler; diğer yarısı benim imgelemimin kahramanlarıdır. Her üç kitapta, kimileri tüm dünyaca tanınan, kimilerini ise komşularından başka kimsenin tanımadığı insanların yaşam öykülerini bulacaksınız. Bir araya toplanan bu yaşam öyküleri, temel çizgileriyle 1908-1941 yılları Türkiye tarihinin tablolarını oluşturmaktadır. Bu tablolara birbiri arkasına bakmak sıkıcı olmayacak mı sizin için, bilmek isterdim..





    Moskova, NÂZIM HİKMET



    1961 - Kasım (Çev. Ataol Behramoğlu)
  • Kurtuluş Savaşı yılları... Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda emeği geçen ama gölgede kalan insanların öyküleri...
    Bir yanda koşulsuz sevgisiyle Fikriye Hanım, diğer yanda çok partili sisteme geçme mücadelesinde İsmet İnönü, Fethi Okyar, Mustafa Kemal, parasız silahsız girişilen milli mücadeleye destek bulma çabaları ve 1. Dünya Savaşının seyrini değiştiren Çanakkale... Beğenerek okudum, hatta hiç duymadığım detaylara şaşırdım... Tarihi kitap okumayı sevenlerin beğenecektir.
  • Liste elime ulaşınca yazar ve fiyat araştırması yapıp, not aldım.
    Umarım sizin de işinize yarar.
    Kampanya temmuz sonuna kadar D&R mağazalarında geçerli.
    İnternet satışlarında geçerli değil.
    ♥️Listeyi gönderen sevgili Bahar’a teşekkür ediyorum.

    Bundan önce 72 kitap daha var. Onlar el yazısıydı ekleyemedim buraya.
    Instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz
    https://www.instagram.com/...igshid=1vf8jesli15wm

    Can pazarı- Curzio Malaparte 41.5tl
    Castle Rock manzarası - Alice Munro 35tl
    Cazibe istasyonu - Ahmet Büke 14 tl
    Cebelitarık Aşıkları - Dominique Baudis 26
    Cehennem 1 şairin romanı-Eileen Mylees 26tl
    Çanta- Jean Claude Kaufmann 17tl
    Çarın laneti- Jasper Kent 47tl
    Çıkış yolları - Münir Göle 19tl
    Çiğdem külahı- Ahmet Büke 18tl
    Çok özel isimler Sözlüğü- Müge İplikçi 18tl
    Daktilo yazıları- Akif Kurtuluş 37.5tl
    Denize yazıldı - Ayşe Sarısayın 25.5tl
    Devir - Ece temelkuran 25.5tl
    Dışarıdan kıyıdan konuşmalar- Ece t. 17tl
    Duyguların anakarası- Adnan Binyazar 27.5tl
    Duygusal anatomi - Ahmet Tulgar 16tl
    Dün gece çok gençtim- Onur Akyıl 14tl
    Düşkaçıran - Cemil Kavukçu 15tl
    Düşler düşü - Antonio Tabucchi 14tl
    Düşler kabuslar ve gelecek masalları- Doğu Yücel 19tl
    Düşünen bir yürek- Susanna Tamarro 20tl
    Eğlence başlasın- Niccolo Ammaniti 37.5tl
    Ekmek ve zeytin - Ahmet Büke 18tl
    Eksik alfabe- Süreyya Berfe 14tl can çocuk
    Emmaus - Alessandro Baricco 16tl
    Endülüs Şalı - Elsa Morante 22.5tl
    Erkek olmakla nasıl baş etsem- Bernadette Costa Prades 14tl can çocuk
    Esas mesele idi fiil - Komet 14 tl
    Eşkıya kuza - Osman Kuza 19tl
    Eiffel Kulesi kadar büyük bir bulutu yutan küçük kız- Romain Puertolas 26.5tl
    Ferdi ve Şürekası - Halid Ziya Uşaklıgil 17.5tl
    Firar - Alice Munro 35tl
    Friedrich Balkonunda - Carlos Fuentes 37.5tl
    Gabriel Garcia Marquez’e Giriş- Gerald Martin 26.5tl
    Gagalar patiler bir başka güzel şeyler- Faruk Duman 14tl
    Gece uyurken - Eren Aysan 26.5tl
    Gece yolculuğu -Ertuğ Uçar 21.5tl
    Gelişin bilmecesi - V. S. Naipaul 37.5tl
    Gençlik Arkadaşım- Alice Munro 37.5tl
    Geoffrey Chaucer’in Canterburry Hikayeleri-Peter Ackroyd 46tl
    Gittikçe Geç Olmakta- Antonio Tabucchi 27.5
    Güç Mitleri - Terry Eagleton 21.5tl
    Güzel Şarkılar Kitabı - Şükran Farımaz 13tl ç
    Güzelin ve Çirkinin Ötesinde - Süreyya Su 25
    Halkın İradesi - Jasper Kent 46tl
    Hanımların Dikkatine - Seray Şahiner 22tl
    Hava savaşı ve edebiyat - W.G. Sebald 19tl
    Hayat için teşekkürler - Sibylle Berg 40.5tl
    Hayat saat farkıyla- Akif Kurtuluş 13tl
    Hayatın en yakın benzeri- James Wood 18tl
    Haydut- Robert Walser 21.5tl
    Her sözcüğü bir aşk ilanı gibi duyumsuyorum- Henrik Nordbrandt 17tl
    Hırsızlar sokağı- Mathias Enard 31tl
    Isabel için bir mandala- Antonio Tabucchi 16
    İç kitabı- Ece Temelkuran 12tl
    İçimde kim var- Yekta Kopan 21.5tl
    İçimde Oğuz Atay ile Orhan Gencebay İkizi Yaşıyor- Murat Yalçın 16tl
    İkinci Waliz-Küçük iskender 19tl
    İktidar ve direniş - Ilija Trijanov 39tl
    İngiliz hayalet - Peter Ackroyd 27.5tl
    İyilik güzellik - Ece Temelkuran 17tl
    Jack Orkney’nin Günaha Çağrılışı - Dorris Lessing 39.5tl
    Japon sevgili - Isabel Allende 39tl
    John Delahunt Bir Cinayetin Hikayesi - John Delahunt 34tl
    Jüpiter’in Eteği- Faruk Duman 14tl çocuk
    Kaçağın portresi - David Boratav 14tl
    Kadın Düşmanı Sözlük - Agnes Michaux 21tl
    Kadınlar da Vardır - Erendiz Atasü 22.5tl
    Kafka’nın Çorbası - Mark Crick 12tl
    Kaldığımız Yer- Behçet Çelik 18tl
    Kalk Gidelim Düzce - Esra Alkan 11tl çocuk
    Kana Bulanmış Sakal - Daniel Galera 37.5tl
    Kanatları Yamalı Kuş - Osman Şahin 19tl ç
    Kankardeşim Dorutay - Ümit Kaft. 11tl ç
    Kara Melek - Antonio Tabucchi 18tl
    Karanlık labirent - Lawrence Durrell 27.5tl
    Karayel Üşümesi - Berna Durmaz 14tl
    Kardaki alevler - İngvar Ambjörnsen 16tl g
    Kardeşimin gölgesinde - Uwe Timm 18tl
    Kassel’de mantık aramak - Enrique Vila Mitas 30tl
    Katil Orospular- Roberto Bolano 25.5tl
    Kayda geçsin- Ece Temelkuran 21tl
    Kayıp hafta sonu - Charles Jackson 21tl
    Kazı başkanının karavanası- Muhibbe Darga 14tl
    Kediler infazlar ve hayaletler üzerine- Mehmet Anıl 14tl
    Kefaret- Gaetan Soucy 15tl
    Kemik inadı - Asuman Susam 13tl
    Kent - Alessandro Baricco 30tl
    Kır evinde ikamet - W. G. Sebald 21.5tl
    Kırık kadeh sineması iftiharla sunar - Küçük İskender 16tl
    Kırk merak Şiraz - Serhat Öztürk 18.5tl
    Kırk merak Uzanma sanatı - “ 19tl
    Kız natamam bir şeydir- Eimear Mcbride 27
    Kızıl kale - Erendiz Atasü 22.5
    Kimdir bu mitat karaman - Doğu Yücel 26.5
    Kitap kıyımının evrensel tarihi - Fernando Baez 37.5tl
    Kola Fıskiyeleri ve sıçrayan boya- Jesse Goossens 26.5 çocuk
    Korsanlar güverteye 2 - Sebastiano Ruiz 12 ç
    Korsanlar güverteye 3 - “ “
    Kökler yollar ve yitik benler- Susanna Tamaro 14tl
    Kölelik dönemeci - Kemal Bilbaşar 52tl
    Köpekler için gece müziği - Faruk Duman 16
    Körün taşı - Celal Üster 26.5tl
    Kötü niyet öyküleri - Javier Marias 38tl
    Kudüs başıboş kentler - Stratis Tsirkas 32tl
    Kusursuz gezinti - Yiğit Bener 25.5tl
    Kuş oltası - Kadri Öztopçu 16tl
    Kuyruklu hayvan masalları - Refik Durbaş 13
    Kuyu ve sarkaç- Edgar Allan Poe 18tl
    Kül ve yel - Müge İplikçi 25.5tl
    Lanetlenmiş ağustosböcekleri - Ahmet Cemal 23tl
    Lea için cehennem mavisi- 8tl can çocuk
    Limonlu pastanın Sıradışı hüznü- Aimee Bender 21tl
    Machiavellie’nin bahçesi - Mark Crick 10tl
    Mağriplinin son iç çekişi- Salman Rushdie 47
    Masal masal Matitas - Mediha gürgöze 14tl
    Matbaacılık oyuncağı - Yiğit Bener 13tl can ç
    Matisse öyküleri - A. S. Byatt 15tl
    Mavi çiçek - Penelope Fitzgerald 26.5tl
    Mavi kurtlar Pelle ile prof- İngvar Ambyörsen 16tl can çocuk
    Mayıs giremez - Küçük İskender 16tl
    Maymun evine hoşgeldiniz - Kurt Vonnegut 41.5tl
    Mayta’nın öyküsü - Mario Vargas Llosa 34tl
    Meryem’in biricik hayatı - Sibel K. Türker 18
    Mıntıka - Mathias Enard 46tl
    Misafir - Serdar Korucu 40.5tl
    Moda’da gezinti - Deniz Kavukçuoğlu 22.5tl
    Monsieur ya da karanlıklar prensi - Lawrence Durrell 31tl
    Mr. Gwyn - Alessandro Baricco 20tl
    Muhteşem tutkularımızın bir sonraki saati - Özcan karabulut 18tl
    Mutlak mutluluk bakanlığı - Arundhati Roy 44.5tl
    Mutluluğa dair bir düşünce - Luis Sepulveda, Carlo Petrini 16tl
    Nar kitabı - Faruk Duman 13.5tl
    Nasıl rahibe oldum - Cesar Aira 15tl
    Ne mutlu mutlulara - Yasmina Reza 19tl
    Nedir gene deli gönlünü çelen - Sappho 16tl
    Ordular - Evelio Rosero 21.5tl
    Ozanlar yazarlar kitaplar - Adnan Binyazar 38.5tl
    Ozonu Turnalar mı deldi gagalarıyla - İlhan Yüce can çocuk 14tl
    Öfke şatoları - Alessandro Baricco 22.5tl
    Öğle yemekleri - Evelio Rosero 16tl
    Önce şairleri yaktılar - Ahmet Cemal 26.5tl
    Öyle güzel bir yer ki - Murat Gülsoy 26.5tl
    Patrick Melrose 2 kötü haber -Edward St Aubyn 21.5tl
    Patrick Melrose 3 biraz - E.St Aubyn 19tl
    Pera Mera - Murat Yalçın 20tş
    Perdeler - Ayşen Bayazıt Melik 21.5tl
    Piri - Faruk Duman 12tl
    Polisiye bir öykü- Imre Kertesz 14tl
    Portatif edebiyatın kısaltılmış tarihi- Enrique Vila Matas 15tl
    Quinx ya da kusursuz adamın öyküsü- Lawrence Durrell 21.5tl
    Ramon Mercader’in İkinci ölümü- Jorge Semprun 40.5tl
    Reklamı atla -Seray Şahiner 22tl
    Ripley ve peşindeki çocuk 4. kitap -Patricia Highsmith 38.5tl
    Ripley yeraltında 2. kitap -38.5tl
    Ripley’in oyunu 3. kitap - 32tl
    Roman gibi- Sabiha sertel 37.5tl
    Romantik korno - Akif kurtuluş 18tl
    Saf değiştiren - Siegfried Lenz 27.5tl
    Sahipler - A.S. Byatt 52tl
    Sakın oraya gitme- Yekta Kopan 16tl
    Salapurya mahallesi -Penelope Fitzgerald 20
    Salyangozlar sandalyeler bulutlar - Deniz Karanfil 11.5tl
    Sartre’in Lavabosu- Mark Crick 14tl
    Senin kitabın- Claire Kendal 29.5tl
    Sınav- Julio Cortazar 31tl
    Sibop - Başar Başarır 31tl
    Sinemada Ağlarken- John Manderino 20tl
    Siz Rahat Yaşayasınız Diye-Yusuf Atılgan 27
    Smith Wesson- Alessandro Baricco 18tl
    Son Ayin- Jasper Kent 46tl
    Son Valsi bana sakla- Zelda Fitzgerald 30tl
    Sonuncu İz- Osman Şahin 21.5tl
    Sözün Onuru- Adnan Binyazar 34tl
    Susulacak çok ş. v. aramızda- Ezgi Polat 16tl
    Şafakta Üç kez - Alessandro Baricco 14tl
    Şaka, Alay ve Hazırcevaplarıyla Yahya Kemal- Süleyman Bulut 13tl can çocuk
    Şimdilik Bu Kadar - Emine Uşaklıgil 27.5tl
    Taklitçiler - V. S. Naipaul 29.5tl
    Tam o anda - Dino Buzzati 30tl
    Tarık Akan Ülkemin güzel yüzü - Kıymet Coşkun 32tl
    Tarihte yaşanmamış olaylar - Ülkü Tamer 14
    Telli horozun öyküsü -İlhan Yüce 13tl can ço
    The God Jr. - Küçük İskender 18tl
    Tılsımlı Yüzük- Friedrich de la Motte Fouque 31.5tl
    Titan’ın Sirenleri - Kurt Vonnegut 32tl
    Tom Sawyer’ın Kitap Okuduğu kulübe- Faruk Duman 16.5tl
    Trajik Nüans - Ahmet Tulgar 18tl
    Trik Trak - Güngör Tekçe 13tl can çocuk
    Türkçe Sözlü Hafif Mavi- Küçük İskender 26
    Türkiye Hikayelerini Anlatıyor- Murat Gülsoy 46tl
    Uyuyan Adam- Georges Perec 16tl
    Uzak Noktalara Doğru- Cemil Kavukçu 16tl
    Uzak Yıldız- Roberto Bolano 18tl
    Üveyanneye Övgü- Mario Vargas Llosa 18tl
    Ve Yeniden Başlar Hayat- Zeruya Şalev 27tl
    Vefasız Peri- Guillermo Cabrera Infente 21tl
    Virginia ile Vita - Christine Orban 21tl
    Waliz Bir- Küçük İskender 13tl
    Yağsın Yağmur- Paul Bowles 37.5
    Yalınayak Yaşamak- Alan Pauls 11tl
    Yalnız Kaldınız Peyami Bey- Hamdi Koç 27.5
    Yavru Aslan- Bilgin Adalı 10tl can çocuk
    Yazılı Kaya- Nursel Duruel 14tl
    Yeşil Gölge - Kemal Bilbaşar 44.4tl
    Yıldızlar kitabı 2. kitap efendi şah - Erik Lhomme 19tl
    Yıldızlar kitabı 3. kitap gölgenin yüzü 20tl
    Yolun gölgesi - Behçet Çelik 18tl
    Yüklük - Ahmet Büke 14tl
    Yükseklerde - Paul Bowles 26.5tl
    Yüreğimdeki Ülkem - Isabel Allende 22.5tl
    Yüzünüz kuşlar yüzünüz - Cemil Kavukçu 15t
    Zenci fabrikası - Gil Scott Heron 30tl
    Zorro - Isabel Allende 42.5tl
  • 226 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Selamlar olsun hepinize pembolar!!! Kusra bakma monçiçi !! Öyle uzun uzun yazamıcam selam sabah faslını.. Bodos giriyorum yoruma ya da incelemeye ... Nasıl istersen öyle adlandır bu anlattıklarımı .. O yüzden gelin bir alıntı ile başlayalım ... Buyrun okuyun ...

    "Türkiye'de bilgisizliğin en geçerli olduğu yer, hiç şüphesiz siyaset hayatıdır. Eğer bilgisizliğin diploması verilseydi, siyasi partilerimiz birer OKUL olurdu."

    Kim diyor bunu ?
    Kim mi diyor ?
    Mavi, Renault marka aracıyla havaya uçurulan , katledilen UĞUR MUMCU !!
    Hangi Uğur Mumcu bu ?
    Yazdığı yazılarda bir türküden "sağdan sola, soldan sağa salla bayrağı düşman üstüne" mısrasını alıntı yaptığı için Sakıncalı Piyade olarak askerlik yapmak zorunda bırakılan UĞUR MUMCU !!
    Ne için sakıncalı bulunuyor ?
    Emek , hak , özgürlük dediği için .. İnsanları eğitimsiz bırakarak kandırmayın dediği için.. Siyasal sistemi eleştirdiği için.. Geri dönücez buraya .. Az langır lungur tarhana bulgur tarzı gidiyoruz ama başka bağlayamıcam ne yazık ki konuyu ..

    Sevgili şekerpare ! Devlet ne için var ? Ya da devlet dediğimiz kavram ne için var oldu ? Bilmem neresine rahat mı battı insanların kıçına bez diye bağladıkları incir yapraklarıyla beleş meyveleri toplarken ağaçlardan ?!?! Sınırsız yerken , içerken ?!?! Öyle ya !! Kaynak sınırsızdı... Artan nüfusla ve yerleşik hayat ile kanunlar söz konusu oldu ister istemez ve devlet denilen olgu var oldu .. Bakın kanun diyorum .. Kanun ne için var ? Robinson ile Cuma denen zibidiyi düşün o ıssız adada .. Cuma geldiği anda "yapılacaklar ve yapılmayacaklar" olarak adlandırılan kesin çizgiler çekilir o adada .. Doğadaki ilk ve en çiğ haliyle kanunlardır orada söz konusu olan (ve devlet olgusunun ilk basamağıdır yaratılmak istenen) .. Ne diye yapıyor bunu o kefere ingiliz ? Birincisi can ve mal emniyetini sağlamak için, ikincisi adaleti getirmek için .. Doğal yaşamda insanlar bir araya gelmediği müddetçe devlet yoktur , kanun yoktur..Mülk de yoktur.. Bu üçü bir araya geldiğinde sırasıyla millet ,sonrasında millet vasıtasıyla devlet oluşur.. Yani diyebiliriz ki devletler millet için var olmuşlardır.. Ve devlet denilen olgu çeşit çeşit sistemlerle yönetilmiştir yüzyıllardan beri ..İster totaliter olsun , ister özgürlükten yana olsun sistemin hayatını idame ettirebilmesi için iki kavram çok önemlidir .. Biri eğitim , diğeri yokluğunda yeşeren cehalet ..


    Biz de üç aşağı beş yukarı bunları yaptık Kurtuluş Savaşı'ndan sonra .. Yok olmanın eşiğinden döndük.. Sonrasında olan kanunları güncelledik ..
    Ne için ?
    İnsanca yaşamak için ! Nizam getirmek için.. Ama sonrasında ne olduysa bizdeki gidiş tersine döndü..Bundan önceki incelemelerimin pek çoğunda soğuk savaş ile beraber şekillenen siyasi yaşamı ve o dönemki siyasi tarihi anlattım .. 40 lı yıllar.. Olanlar belli .. Rusya ' nın Dünya Savaşı'ndan galip ayrılması ve Amerika'nın Rusya'ya cephe almasıyla beraber gelişen süreç ve biz gibi dümen suyunu emperyalizme kıran ülkelerin soğuk savaşta o limandan bu limana savrulması .. En başta bir alıntı paylaştım sizinle .. Şimdi o kısma geldik ... O günden bugüne siyasi partilerimiz öyle vizyonsuz davrandılar ki her gelen hükümet bir öncekine rahmet okutur oldu .. Böyle olunca ne oldu ?
    Ne olacak ?
    İnsanları sıkıştırıp , baskı altına aldığında ne olacaksa o oldu !!
    Öyle uygulamalar, öyle akla zarar icraatler vuku buldu ki ,bu Türkiye'nin yazım yaşamına da yansıdı .. Eğitimi budayıp köy enstitülerini sırf topraklarına kıyamadıkları için kapattılar .. Sistem kendi yetiştirdiği çocukları yedi birer birer .. Defalarca yazdım bunları .. Tekrarlamaya lüzum görmüyorum o yüzden.. Sindirilen toplumun içinden 3 5 kişi bu gidişe bir dur demek için işte bu dergiyi kurdu.. Biri Sabahattin Ali .. Diğeri Aziz BABA.. Rıfat Ilgaz ve efsane karikatürist "MİM" Uykusuz ( çizdikleri muhteşemdir , zekası ise korkunç!! ) Türlü türlü olumsuzluk vardı o dönem ama bence en önemlisi bağımsızlığımız güdümüne girdiğimiz amerikaya peşkeş çekiliyordu.. Kanunlar şahsa göre uygulanıyordu ve halk konuşturulmuyordu .. Eğitim yozlaştırılıp ,Tevhid- i Tedrisat kanunu aşındırılıyordu ..Köylünün üstünde ağır vergiler vardı.. İşte tüm bu saydıklarıma bir dur demek için bir araya gelip kurdukları bu dergiye Marko Paşa adını verdiler.. İsmin Marko Paşa olması son derece manidar.. Zira bizde, "Derdini Marko Paşa'ya anlat" diye bir deyim var.. Marko Paşa Rum asıllı bir osmanlı hekimi.. Askeri Tıbbiye bitirmiş ve sonrasında Türk Kızılay Derneğini kurmuş.. İnanılmaz sabırlı ve hastalarını uzun uzun dinleyen bir hekim.. Halk tarafından da çok seviliyor .. Bizimkiler de hem yaralara merhem , hem de halkın sesi olmak için bu ismi uygun görüyorlar.. O zamanlar için efsane sayılara ulaşıyor tirajı .. Gün geliyor ana akım medyanın toplamından fazla sattığı oluyor (Eeee pekmezin iyi olursa sinek teee Bağdat'tan gelir caniko!!) .. Bakıyorlar ki olmayacak NET AMA ÇOK NET kanunsuzlukla dergiyi satan çocukları gözaltına aldırıyorlar .. Olmuyor , basan matbalara baskı uyguluyorlar .. Kendi matbalarını kuruyor bizimkiler ..Bu sefer dağıtanları tutuklamaya başlıyorlar .. Yalnız ilerde çok iyi tanıyacakları günlerin aksine ,o zamanlar için pek tanımadıkları Aziz Nesin var dergide!! Pabuç bırakır mı bunlara ?!?!! =)) Çıkıyor sokaklara , kendi elden dağıtıyor dergileri.. Sonrasını zaten biliyorsunuz... Sabahattin Ali mezara , Aziz Baba Bursa'ya gidiyor.. Sabahattin Ali ' nin "bence" istemsiz olarak bir araya getirilen yazılarından oluşan "EN İYİ" kitabı bu.. Duruş ve verilen mesaj çok net ! Çok net diyorum çünkü sansüre , baskıya , eğitimsizliğe, lafı hiç eğip bükmeden verilen manifestovari cevaplar bu yazılanlar .. Sineği cehalet , eğitimi örümcek olarak düşünürsek , SİNEKLE ÖRÜMCEĞİN PAZARLIĞI OLMAZ !! Sanırım anlatabildim demek istediğimi ..Aziz Nesin' i yakından tanıyanlar için de güzel nüanslar var kitapta yer yer yakaladığım , arka planını bildiğim.. Bir mizah dergisi olmasına rağmen dergide yer alan Sabahattin Ali imzalı yazılar gayet ciddi .. Yalnız Sabahattin Ali işi az boşlayıp ya da hiç ama hiç yapmaması gerekirken Aziz Nesin'e çatınca olanlar oluyor .. Anılarından biliyorum ..Aziz Nesin o dönemler hiç tanınmamış bir yazar .. Tabiri caizse onun elinden tutan isim Sabahattin Ali! Bunun verdiği rehavetle biraz ölçüyü kaçırınca ne oluyor dersiniz ? Aziz Nesin bu !! Onu da haşlıyor pek tabi =)) O raddede ki Sabahattin Ali veryansın edince dahi geriye atmıyor vitesi , "ben asker adamım üslubumda budur." diyip..

    Siyasi tarih ve sosyal tarih okuyanlar şunu çok iyi bilirler ki , bir ülkede gerek siyasi gerek ekonomik buhranlar olduğunda , pis kokular yükseldiğinde tek bir insan türüne ihtiyacınız vardır.. Korkusuz , namuslu ve halktan yana olan kalemi kuvvetli yazarlar!! Yani aydınlar .. Ve bakın ne diyor Montaigne :
    "Bir günü yaşadıysanız , her şeyi görmüş sayılırsınız...Bir gün , bütün günlerin eşidir.." Şu sözü , şu yukarıda yazdıklarımı alt alta koyup düşündüğümde, bambaşka bir boyut açılıyor önümde bu kitapla birlikte .. O gün bugündür şahıslar değişse dahi , olaylar hiç ama hiç değişmedi ..Bakın çok değil , iki gün sonra Sivas' ta Aziz Nesin 'i yakmaya kalkacaklar .. 33 aydınımız öldürülecek .. Adam kaç sene önce yazmış bunun bir benzerini kitapta !! Sadece o da değil !! Anlatılan her şey tekrar ediyor .. Bile bile lades desen değil .. Tarihin tekerrürü desen değil !! Sistematik bir şekilde uygulanan karartma operasyonu bu ..
    Hayatı karartılan sadece Sabahattin Ali mi?!
    Ya Uğur Mumcular ?
    Ya Bahriye Üçoklar ? Ahmet Taner Kışlalılar ? Abdi İpekçiler ? Bedri Karafakioğlular ? Koray Doğanlar? Muharrem Aksoylar ? Çetin Emeçler? Cevat Yurdakullar ? İlhan Erdostlar ? Say say bitmez !!

    Hiçbir problem çözümsüz değil .. Her şeyin bir çaresi var ..Bize, "önümüzde dipsiz bir kuyu varmış da , ip yetiremiyoruz" diyenlere inanmayın .. Kuyu dipsiz değil .. İPİ KESİYORLAR İPİ !!! Ben demiyorum bunu ! Alın okuyun ..

    Işıtan bir yazar Sabahattin Ali, pırıl pırıl
    Körlerin gözü, dilsizlerin dili
    Parmakları halkın nabzında sürekli
    Fişlediler, yılları zindanlarda geçti
    Toplattılar kitaplarını, kapattılar gazetesini
    Kıvılcımlı yıldızlardır öyküleri
    Masalları yoksul çocuklara bilinç taşır
    ÖLDÜRDÜLER ONU , DAHA ÇOK EZMEK İÇİN HALKI.

    Sene 1949 !! Yazan Fakir Baykurt .. Henüz 20 yaşında.. Onu öldüremediler ama yazdıklarının geri kalanından nasibini aldı ..

    Cephesini "banka şubelerine" değil de halkın arasına kurmuş tüm yazarlar için bu döngü o gün bugündür devam ediyor..
  • 396 syf.
    İletişim Yayınları’nın Futbol Dizisi kitaplarından “Samsunspor/Kırmızı Beyaz Siyah” altı bölümden oluşuyor. Kitabın ilk bölümünde kentte özellikle futbolun gelişimi geçmişten bugüne artzamanlı bir anlayışla ele alınıyor. Kulüplerin yavaş yavaş açılmaya başladığı 1900’lerin başlarından 1923’lere kadarki cılız ortam Kurtuluş Savaşı sonrası hareketleniyor. 1930’lara kadar ve sonrasında futbol, yüzme, atletizm gibi branşları da içererek kurulan kulüplerin, sadece eğlenmek değil, tiyatro gösterileri, yabancı dil eğitimi gibi etkinlikler üzerinden cumhuriyet projesinin beden ve kültür politikalarını da hayata geçirdiğini gözlemliyoruz. Kesintili de olsa 60’lara kadarki dönemin var olan ya da yeni kurulan kulüpleri, mıntıka, bölge ve Türkiye Şampiyonası finallerinden maç kadroları, yöneticiler hakkında ansiklopedik bilgiler aktarılıyor. Dönemin gazetelerinden alıntılanan bazı maçların o dönemki sunumu özellikle dil malzemesi açısından dikkate değer. Türkiye Futbol Federasyonu’nun profesyonel takım kuruluş çalışmaları sonucunda pek çok şehir takımında olduğu gibi Samsun’da da farklı kulüpler birleşerek Samsunspor Kulübünü oluşturuyor.

    Kitabın ikinci bölümünde 1965-1985 yıllarını kapsayan dönemin ön plana çıkan maçlarının öykülerini kuru ansiklopedik bilgiler olarak değil, genelde maçı yaşayan futbolcuların ve taraftarların anılarının desteklediği öyküleyici metinler üzerinden okuyoruz. Dönemin yıldız futbolcuları Nuri Asan ve Temel Keskindemir’in özlü biyografileri yerele bağlılık, fedakârlık ve yardımseverlik kültürünün izleriyle dolu. Az gol yiyip az gol atan, evinde genellikle galip gelirken, deplasmanda mağlup olan bir takım karakteristiği oluşuyor. Bu bölümdeki anlatılarda birinci ligden düşüş ya da birinci lige yükseliş gibi zor durumlardan çıkışta neden sonuç ilişkilerinin değil olağanüstülüklerin devreye girişi; örneğin uzun süren gol atamama dönemi sonunda kritik bir maçta futbolcuya muska takılması, golü o futbolcunun atması ve takımın ligde kalması efsane motifleri taşıması bağlamında halkbilim malzemesi olarak da okunabilir. Aynı dönemde 1. ligden 2. lige iki kez düşüp tekrar 1. lige çıkması Samsunspor’un direngenliğinin ipuçlarını sunmaya başlıyor.

    Tarihsel sürecin anıların desteklediği öyküleyici anlatımla sunulduğu üçüncü bölüm, 80’li yıllarda Türkiye Milli Takımı ve Samsunspor’un kaleciliğini yapmış, günümüzde spor yazarlığını sürdüren Fatih Uraz’ın dönemin analizini yapan sevgi ve fedakârlık temalı metniyle açılıyor. Uraz’ın başarısızlık- başarı-başarısızlık dizgesini futbol için somutlama çabası dikkate değer. Futbolda maddi sorunları rahatça çözümleyebilen profesyonel bir yönetim, güçlü taraftar desteği, tarafsız hakemler, istikrarlı teknik ekip ve birbiriyle uyumlu, para sıkıntısı yaşamayan futbolcular başarıyı getiriyor. Maddi sorunlar, yerel kaynaklardan yararlanmak yerine transferle takım kurmaya çalışan yönetici zihniyeti ise başarısızlığa neden oluyor. Genel yapı bozulmaya başladığında ise itaat ilişkileri üreten var olan hiyerarşik yapıyı korumak ve yönetici-futbolcu-taraftar iletişiminin sürekliliği bir süre daha durumu idare ettirebiliyor. Ancak çözülme kaçınılmaz. Samsunspor tarihinde en başarılı dönem olan 1984-1989 yıllarının öyküsü, o dönemin futbolcularından Emin Kar’ın, kentten ve gurbetten taraftarların takım, tribün kültürü, takıma aidiyetle ilgili anlatılarıyla zenginleşiyor. Bu bölümde dikkat çekici ilk unsur, Başkan Hasbi Menteşoğlu ve ailesi özelinde tarıma dayalı üretimle zenginleşen bir aile şirketinin futbol takımı üzerinden tanınır olmasıyla birlikte, medyanın ve devletin denetim kurumlarının etkisiyle zamanla nasıl çözüldüğü, karşılığında ise futbol takımı ve kentin gerçekleştiremediği sıçramanın görünür kılınması. Bilimden ziyade yerel kültürün kendiliğindenliği, bireysel fedakârlıklarla şekillenen bir kulüp kültürü hem başarıyı hem de başarısızlığı getiriyor. Dikkat çekici öteki unsur ise dönemin star futbolcusu Tanju Çolak’ın biyografisi. Öykü Rocky Balboa ve Kızgın Boğa’daki sinematografik malzemeyi fazlasıyla içinde barındırıyor. Magazin kültürüne bir dönem yeterince malzeme sağlayan (Hülya Avşar’la ilişkisi, Kaçak Mercedes olayı) yaşantısı dışarıda bırakılsa da taşrada keşfedilen, disiplinli çalışarak yükselen, olgunlaşan ve başarıya ulaşan bir futbolcunun hayal kırıklıklarıyla biten öyküsü olarak okunabilir.

    90’lı ve 2000’li yılların ele alındığı dördüncü bölümde, Başkan İsmail Uyanık, yıldız futbolculardan Ertuğrul Sağlam, Celil Sağır ve Serkan Aykut görüşmeleriyle tarihsel sürecin dökümü tamamlanıyor. 90’lı yıllar boyunca, ayrıca 2000’li yılların ilk bölümünde başkanlık yapan İsmail Uyanık’la yapılan görüşmede kişiselliğin merkezde olduğu bir profesyonel yönetim geleneği oluşturma çabası göze çarpıyor. Satır aralarında futbol-siyaset ilişkisinin dinamiğiyle ilgili ipuçları var. Belediye başkanının kulüp başkanı olduğu yapıyı hayal eden İsmail Uyanık 2000’lerin başında bunu hayata geçiriyor, ancak sonraki iki yıl içinde takım ikinci lige düşme konumuna geliyor. Milletvekilleri ve belediyelerden maddi destek beklentisi sürekli vurgulansa da ikinci kez başkan olduğu dönem de gösteriyor ki, kendi öz kaynaklarıyla var olmaya çalışan özerk bir yapı çözüm gibi görünüyor, her ne kadar kendisi farkında olmasa da. Kurumsallaşmayı gerçekleştirdiğini zannedip 2000’lerin ikinci yarısında başkanlıktan ayrıldığında Samsunspor ikinci lige düşüyor. Siyasetçiler için futbolun en azından reklam beklentisi anlamında bir araç olduğu gerçeğini bir kez daha fark ediyoruz. Görüşmenin ikinci bölümünde yaz döneminde ve devre arasında spor gündemini sürekli meşgul eden futbolcuların ilginç transfer öykülerini bir başkanın samimi açıklamalarından okuyoruz. Ertuğrul Sağlam Samsunspor’a geliş sürecini, zihinsel sıkıntıların hâlâ sürdüğü kaza sonrası yeniden yapılanma sürecinde yaşanan zorlukları, yıldızlaştığı transfer dönemlerinin maddi fedakârlık öykülerini; eğitim, tecrübe ve cesaretiyle futbolculuktan yardımcı antrenörlüğe, ardından başarılı bir teknik direktörlüğe evrilme sürecini anlatıyor. Samsunspor’la özdeşleşen Celil Sağır ve Serkan Aykut görüşmelerinde en dikkat çekici nokta, Başkan İsmail Uyanık’ın etkisiyle en verimli dönemlerinde Samsunspor’da kalarak fedakârlık yapmalarıyla; İstanbul kulüplerine transfer olarak hem maddi anlamda tatmin olmak hem de popüler olma isteğinin çelişerek görünür olması.

    Kitabın taraftarlık ve tribün kültürüyle ilgili beşinci bölümünde; Samsunspor’u tutmanın kökenleri (maçını tribünden izleme, radyodan dinleme…) 1989 yılında yaşanan kazanın acısını azaltmaya yönelik sahici anlatımlar ya da anlatmaktan kaçışlar, özellikle İstanbul kulüpleriyle, Trabzonspor’la, kupa finalinde Sakaryaspor ve son kez ligden düşülen Malatyaspor maçlarıyla ilgili anılar ön plana çıkıyor. Şiddet 90’larda tribünlerin önemli bileşenlerinden. Hüzün, sevinç ve şiddetin iç içe geçtiği fedakârlık ve diğerkâmlık öyküleri okuyoruz. Tribünlerde, 60’larda Lazigolar ve Amigo Lazigo Yılmaz’la başlayan, 80’lerin ikinci yarısından itibaren Şirinler ve Söğütlübahçeli Çılgınlar’la dönüşen, 2000’lerin ikinci yarısından sonra ise çok sayıda tribün grubunun ortaya çıkıp kaybolduğu gözlemleniyor. Amigo merkezli 60’ların tribün kültürü, 80’lerin ikinci yarısından sonra yine şahıs merkezli tribün gruplarının varlığı nedeniyle bir türlü sağlam bir geleneğe dönüşemiyor. 50’lerin iç göçle oluşan canlı kent atmosferinin 80’lerden sonra kentin yoğun göç vermesiyle çözülmesi tribün kültürüne birebir yansıyor.

    Kitabın son bölümü sınırlı da olsa sürecin sosyolojik analizine ayrılmış. Bu süreç boyunca süren göçe bağlı nüfus hareketleri kent kimliği ile bağlantılı bir taraftarlık bilincinin oluşumunu engelliyor. Tütün ticareti, liman, demiryolu ve uluslararası fuarın varlığı 1970’lere kadar temel gelişim dinamiğini oluştursa da 80 sonrası özelleştirme politikaları, sermaye birikiminin oluşmaması, ticaretle gelen cılız birikimin ise göçle birlikte merkezi kentlere kayması çözülmeyi getiriyor. Bu çözülme Samsunspor’un öyküsüyle koşut ilerliyor. Satır aralarında 70’li yıllarda futbol oynanan arsaların şehrin kentleşme sürecinde apartmanlarla dolmasının öyküleri var. 80 sonrasında kentsel dönüşümle birlikte çocuk, hayvan ve oyunun yerini; apartmanlar, bulvarlar, üstgeçitler ve futbolla kaynaşmayı engelleyip yabancılaşmayı arttıran parklar alıyor.

    Sonuçta nasıl ki “başka bir dünya mümkün”e inanç sürüyorsa, Samsunspor için de geleceğin daha iyi olabileceğine dair umudu, derlemeyi oluşturan yazarların hemen hemen hepsi az çok içlerinde taşıyor ve bunu yazılarında vurguluyorlar.

    Serkan Parlak – edebiyathaber.net (15 Mayıs 2019)
  • Başka bir hikaye etkinliğinden merhabalar. Gece etkinliği Nisan'ın son gününe kadar devam etti. Katılan herkese çok teşekkürler Öyküleri okumak isteyen aradaşlar #43190348 iletisi altına bakabilirler. 1 Mayıs remi tatil olduğu için bugün başlıyoruz Mayıs ayı etkinliğimize - bu kılıfı uydurabildim tembelliğime- Oylama da yapmadık bu kez, dikkatinizi çekmiştir. Farklı bir tür deneyeceğiz bu kez (Daha önce bir kaç defa farklı yollara sapmıştık , hatırlarsınız. Düze çıkamamıştık fazla ama)

    Bu ayın öyküleri tarihi kurgular olacak. Sizden tarihin bir döneminde Mayıs ayında geçen bir olayla ilgili ya da olaya paralel bir öykü istiyorum. Ya da şöyle açıklayayım örnek vermek gerekirse. Milli mücadelenin başladığı günlerde Bandırma Vapurunda görevli bir miço olarak bir hikaye yazabilirsiniz mesela. Ya da Ulubatlı Hasan'ın dilinden İstanbul kuşatmasının başarısız olduğu bir alternatif tarih öyküsü çıkarabilirsiniz ortaya. Hayal gücünüzün ve tarihin sınırlarıyla ilgili her şey. Aşağıda bir kaç tarih ve olay verdim Mayıs ayıyla ilgili, isteyen onları kullanır isteyen farklı yüzyıllara gider.

    Zor olacak biraz farkındayım, önce araştırmak gerekecek elbete. Ama öyküye başladığınızda değişik ve güzel şeyler bulacağınıza eminim. Etkinlik 31 Mayıs gününe kadar devam edecek . Bahsettiğim şekilde bir hikaye yazmak isteyen arkadaşlar, site kuralları dışında bir kıstas olmadan yazıp, kendi sayfalarında paylaşacaklar hikayelerini. Daha sonra etkinlik iletisinin (#44654519) altında kendi iletilerinin linkini paylaşacaklar. Ben de ana iletiye kendilerini ekleyeceğim. Daha önce belirttiğim gibi ismini vermek istemeden hikaye yazmak isteyenlerin bana bir mesaj atması yeterli, gerkeni yaparım.

    Hikayeye dahil olabilecek bazı dönemler aşağıda, umarım ilgili bir kaç arkadaş buluruz bu ay. Herkese şimdiden kolay gelsin

    Mayıs 1429 Orleans (Jan Dark)
    Mayıs 1453 İstanbul (Fetih)
    Mayıs 1766 İstanbul (Deprem)
    Mayıs 1767 Kuzey Amerika (Bağımsızlık Savaşı)
    Mayıs 1919 Anadolu (Kurtuluş)
    Mayıs 1936 İtalya (Mussolini)
    Mayıs 1937 New Jersey (Hinderburg)
    Mayıs 1947 Türkiye (Marshal Yardımları)
    Mayıs 1948 İsrail (Devletin kurulması)
    Mayıs 1960 Türkiye (Darbe)
    Mayıs 1977 İstanbul (1 Mayıs)
    Mayıs 1981 Roma (Papa)
    Mayıs 1994 Güney Afrika Cumhuriyeti (Mandela)
    Mayıs 2013 İstanbul (Gezi)
    Mayıs 2014 Soma (Maden)