• Lagon (İsveççe) – Aşırıya kaçmadan
    Bu kelime genellikle “tercümesi yapılamayacak” kemiler listesinde yer alır, ancak kabaca “aşırıya kaçmamak” anlamına gelir: ne çok fazla ne de çok az. Kahvenize ne kadar süt istersiniz? Lagom süt. Hava nasıl? Lagom sıcaklıkta. Hafta sonunuz nasıl geçti? Oh, lagom.

    Ben içgüdüsel olarak ya hep ya hiç diyen bir insan değilim. Eğer fit olmak isteseydim, bir sürü kıyafet alır ve üç farklı egzersiz etkinliğine yazılırdım (sonra altı hafta içinde çaresiz bir şekilde bırakırdım); eğer daha fazla para biriktirmek isteseydim, içki, yeni kıyafetler alma ve dışarıda kahve içmek alışkanlığımdan vazgeçerdim (sonra altı hafta içinde çaresiz bir şekilde bırakırdım). Ve yeni bir şehre taşınmak, orada kendini kaybetmek ve zamanının “büyük bölümünü” dur durak bilmeden çalışarak geçirmek kolaydır – yurt dışında üniversitedeyken yaptığım buydu. Fakat bu da yiyecek, içecek ve programıma sığdırabildiğim her etkinliğe giriş için, kaldı ki bu etkinliklerin çoğunun keyfine varamayacak kadar yorgun oluyordum, bir sürü para ödemek anlamına geliyor.

    Şimdi lagom topraklarında geçirdiğim üç yılın ardından, bu fikir aklıma yer edinmeye başladı. Heyecan duymadığım davetlere “hayır” demek kendime daha fazla zaman bıraktırıyor ve gerçekten yapmak istediğim şeylere de “evet” diyebilmek için para biriktirmemi sağlıyor. İlk düşündüğümde sıkıcı ya da sıradan bulduğum lagom aslında hayatında dengeyi sağlamakla alakalı bir şey.
  • Kitap size bakış açınızda, günlük yaşamınızda, tüketim alışkanlıklarınızda ve benim için en güzeli "çöp üretim alışkanlıklarınızda" nasıl dengede durabileceğinizin fikrini veriyor. Bunu da "bunu bunu yapın" diye samimiyetsiz maddeler şeklinde vermiyor. Aslında sadece İsveçlilerin "normal"ini yani "dengesini" anlatıyor, siz onları okudukça söz konusu fikirleri kendiniz geliştiriyorsunuz.

    "Bir kitap okudum hayatım değişti" demek imkansız tabi ancak kitabı okurken kafanızda sürekli yeni ampuller yanıyor; "İsveçlilerin böyle yaptıklarını ben kendi günlük yaşamımda şöyle yapabilirim" diye.. Değişmeye, dengeye gelmeye ve "nasıl daha iyi, daha verimli, daha dengeli yaşayabilirim?" düşüncesinde ve çabasında olan insanların kitaptan çok şey alabileceklerine inanıyorum, okumuş olmak için okuyan insanlara <tatlı, renkli, fotoğraflı ama öylesine> bir kitap olarak gelmesi de bu yüzden çok normal.
  • Yarım yağlı inek sütü ülkesi İsveç inceleniyor Lagom’da..kısaca “denge”nin hayatlarımızı ne denli değiştirebileceğinden bahsediliyor.Oturmuş bir sosyal düzeni hemen yarın kendi ülkenizde uygulamaya sokmak tabii ki imkansız..Ancak herkesin kendi evinde ve sosyal çevresinde uygulanabilecek güzel yollar da yok değil.Şöyle bir alıntı da yapılabilir:
    “Bütün mesele çizgileri nasıl birleştirdiğimiz,mecburiyetleri nasıl hafiflettiğimiz ve anlamlı anların kalıcı olmasını nasıl sağladığımız.”
    Kendi adıma kuzenlerimi arayıp “hadi fika’layalım” diyerek başlayabilirim bu ufak çarkı kurma işlemine..