• 375 syf.
    Stiglitz, Clinton hükümetinde, Dünya Bankası'nda ve çeşitli ekonomik örgütlerde görev almış, 2001 yılında Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görülmüş bir ekonomist.

    İktisatta para ve maliye politikası araçlarından herhangi birinin oranını yukarı veya aşağı yönde değiştirdiğinizde domino etkisiyle birçok diğer değişkeni de aynı veya aksi yönde değiştirme imkanına sahip olursunuz. Bu politika araçlarını dengeli bir şekilde kullandığınız takdirde; toplumun çoğunluğunun hayat standartlarını, refah düzeylerini olumlu yönde etkileyebileceğiniz gibi; devletin içindeki çıkar gruplarının, tekel olmaya çalışan azınlıktaki piyasa yapıcılarının oyun araçlarına dönüştürdüğünüz takdirde çoğunluğu azınlığın gönüllü köleler haline getirmeniz çok da zor olmaz.

    Yazar eşitsizliğin kaynağını da; küresel gelirin büyük çoğunluğuna sahip yüzde 1'lik dilimdeki büyük küresel şirketlerin, şahısların gelirlerini kat ve kat arttırırken; kendi çıkarlarının toplumun geri kalanın çıkarları ile aynı olduğuna dair siyasal, ekonomik, sosyal algı manipülasyonlarında yattığına özellikle işaret ediyor.

    İstihdam, enflasyon, büyüme üçgenindeki ekonomik politikaları kısa vadeli siyasi amaçlar yerine, sürdürülebilinir, uzun vadeli toplumsal yarara yönelik olarak planlayıp uygulayabilirsek; eşitsizliği azaltabileceğimize ve daha dengeli bir ekonomik yapıya sahip olabileceğimizi yazar öncelikle vurguluyor.

    Anlatım tarzı ekonomiye aşina olmayan insanların da anlayabileceği tarzda.

    İyi okumalar.
  • Politika, hukuk, felsefe, din, edebiyat, sanat vb alanlardaki gelişmeler, hep ekonomik gelişmeye dayanır. Ama bunlar aynı zamanda hem birbirini hem de ekonomik temeli etkilerler. Ekonomik durumun biricik neden ve tek başına etkin öğe olup, bunun dışında kalan her şeyin salt edilgen bir rol oynadığı söylenemez. Aslımda son toplamda ağırlığını koyan ekonomik zorunluluk temeli üzerine bir karşılıklı etkileşim söz konusu olur. Örneğin devlet, koruyucu gümrükler, serbest ticaret, iyi ya da kötü maliye politikası eliyle ekonomiyi etkiler. Almanya’nın 1648 sonrasındaki acıklı günlerinde, Alman burjuvazisinin, önceleri dünya işlerinden el etek çekmesi, sonraları da duygusallığa kapılması ve prenslerle soylulara dalkavukça boyun eğmesi bile ekonomik etkiler, doğurmaktan uzak kalmamıştır.
  • “Depresyon halinde uygulanacak politika tümüyle genişleyici maliye ve para politikası bileşimi olmak durumundadır.Bir yandan kamu giderleri arttırılır ve özel kesimin ve hane halklarının eline daha çok gelir geçmesi sağlanırken bir yandan da para arzı arttırılıp,faizler düşürülerek yatırımların canlandırılmasına çalışılır.”
  • Özal döneminde vergi yapısında da önemli reformlar gerçekleştirilmişti. 1980'lerin başında, marjinal vergileme oranı %40'tan %25'e düşürülmüş ve vergi gelirlerinin gelire göre esnekliğini arttırmak amacıyla gelir dilimleri yeniden düzenlenmişti. Vergi siste­minde yapılan en önemli değişiklik ise, 1985 yılında "katma değer vergisinin uygulamaya konması oldu. 1988 ve 1989 yıllarında,vergi borçlarını zamanında ödemeyenler için uygulanacak vergi cezaları ile gecikme faizleri artırılmış; Maliye Bakanlığı'na, vergi yükümlülüklerini sistematik olarak yerine getirmeyen işyerleri için çok ağır cezalar uygulama, hatta işyerlerini kapatma yetkisi tanınmıştı.
  • Maliye politikasının dört temel alt politikası vardır:

    1) Vergi politikaları
    2) Harcamalar politikası
    3) Borçlanma politikası
    4) Diğer politikalar (…)

    Harcamalar politikası kamu harcamalarının artırılması veya azaltılmasının ekonomide yaratacağı etkiler üzerine kurulu bir politikadır. Kişi ve kurumların harcamalarının ve dolayısıyla toplam talebin düştüğü bir ortamda kamu harcamaları artırılarak ekonominin canlanması sağlanabilir. Toplam talebin hızla arttığı bir ortamda ise bunun tersi yapılarak kamu harcamaları azaltılır ve kişilerin eline daha az harcanabilir gelir bırakılarak talep düşürülür.
  • Sait Paşa'nın görüşünde eğitim reformu, bütün diğer gelişmelerin esas önşartı idi ve Abdülhamit rejimi ilk ve en büyük çabalarını bu alanda gösterdi.
    En göz alıcı başarısı, hem okul hem öğrenci sayısının önemli ölçüde arttığı yüksek öğretİm de idi. 1859 da devlet memurlarının eğitim merkezi olarak kurulan Mülkiye Mektebi, özellikle üst sınıflar­ da 1877 de yeniden düzenlendi ve ders programları modern konuları kapsamak üzere düzeltildi. Taşradan gelen öğrenciler için yatılılık ko­laylıkları da eklendi 1861 de 33 kişilik ilk mezunlardan itibaren sayılar 1885 e gelindiği zaman 295 i yatılı olan 395 e yükseldi. Tür­kiye'de yüksek öğretimin yeni modern merkezleri arasında tamamen sivil ilk kurum olan bu okul, Abdülhamit rejiminin son yıllarındaki baskılar altında bile önemli bir entellektüel merkez ve yeni fikirlerin yeşerdiği yer olarak kaldı. Öğretmenleri arasında, daha sonra Genç Türkler arasında bir lider olan Murat Bey (ölümü 1912), şair ve edebi yenilikçi ve Namık Kemal'in şakirdi Recaizade Mahmut Ekrem (1846 - 1913), tarihçi Abdurrahman Şeref (1835 - 1925) gibi adamlar vardı. Bunların hepsi çapı yüksek ve nüfuzları derin kişilerdi.

    Mülkiye gibi, Pangaltı'daki Harbiye ve keza önceki reformculardan miras alınan askeri ve sivil tıb okulları, topçuluk, deniz ve kara mü­ hendis (istihkam, makine) okulları gibi bazı diğer kuruluşlar muha­faza edilip genişletildi. Fakat hepsi bu kadarla kalmadı. Mevcut okullara Abdülhamit, sayısı onsekizden aşağı olmayan yeni yüksek ve mesleki okullar ekledi. Bunlardan bazısı kısa ömürlü olduysa da genel
    olarak etkileri önemliydi. Bunlar arasında maliye (ı1878), hukuk (1878), güzel sanatlar (1879), ticaret (1882), mülki mühendis (1884), baytar (1889) polis (1891), gümrük (1892) okulları ve geliştirilmiş bir yeni tıb okulu (1898) vardı.

    Hepsinden daha büyüğü, bir Türk üniversitesinin kurulmasıydı.
    Önce 1845 te görüşüler bu tasarı bir çok güçlüklerle karşılaşmış ve bir takım sonu çıkmayan başlamaların kurbanı olmuştur. Uzun hazır­lıklardan sonra, daha sonra İstanbul Üniversitesi diye tanınan Darül­fünun, ancak ıgoo Ağustosurıda kapılarını açabildi. Nihayet Türkiye bir Üniversiteye sahip olmuştu - Müslüman dünyasında ilk gerçek­ten yerli modern üniversite ...
  • 192 syf.
    Mahfi hoca, en basit ve anlaşılır şekilde ekonomi ve finans dünyasına ait temel teoremleri ifade etmiş. İktisadi teknik analizler ve şemalar kitapta mevcut değil. Daha çok mali kavramların tanımları ve açıklamaları söz konusu.

    Öncelikle; makro ekonomik sistemin halkaları, tüketim-üretim-tasarruf-yatırımın birbirleri arasındaki etkileşimi ve ekonomik sistemde yarattığı kısa ve uzun vadedeki neticeler, gayri safi yurt içi hasıla hesabı ve kişi başına düşen gelire etkisi, gelir dağılımı eşitsizliğinde gini katsayısının kıstas alındığı oranlar ve kriz dönemlerinde nispetin farklılaşma sebepleri anlatılmış.

    Daha sonra; ekonomik büyüme türleri ve iktisadi denge şekilleri, cari açığı hesaplama usulü ve açığın finansmanı, işsizlik oranlarının hesaplanması ve dikkate alınan şartlar, kamu bütçesinin nelerden oluştuğu, vergi türleri ve toplanma prosedürü, bütçe açığının kapatılma formları ve devlet içi borçlanma senetlerinin işlevi güzel bir şekilde ifade edilmiş.

    Son olarak da; maliye politikası ve para politikasının ayrıntılı kapsamı ve uygulandıkları ekonomilere göre sonuçları, faiz ve enflasyon ilişkisi, yabancı yatırım türleri ve portföy yönetimi, stagflasyon ve slumpflasyon farkı, resesyon, depresyon ve deflasyonun tanımları ve küresel sistemde etkili olduğu ülke ve zamanlar gayet yalın bir dilde okura sunulmuş. Özellikle ekonomik terimlerin ne anlama geldiği ve finans sektöründeki gelişmeleri anlayarak takip edebilmek için temel oluşturabilecek bir eser.