• 280 syf.
    ·30 günde·Beğendi·10/10 puan
    -Elveda öyleyse Axl.
    +Elveda biricik aşkım.

    Son zamanlarda okuduğum en iyi romandı diyebilirim. öyle güzeldi ki, bir an olsun sıkılmadım. Kurgusu, olay örgüsü, karakterler, yeni bir dünya yaratmadan kurulu düzen üzerinden fantastik danteller..
    Ishiguro unutmak-hatırlamak-anımsamak kavramlarını çokça kullanan bir yazar. Bu kitapta da bir ejderhanın nefesinin yarattığı sis bulutu ile insanların anılarını unuttuğunu ve onları bir devin gömülmesi gibi gömdüğünü anlatıyor. Unutarak toprağın altına neler gömüyoruz?
    Eski zamanda İngiltere’de Sakson ve Briton'ların bir arada yaşadığı, bu sis bulutu sayesinde birbirlerine düşman olmalarına rağmen kardeşçe yaşadığı bir dünyada kahramanlarımız Axl ve Beatrice’in oğullarını aramaya çıkmaları ile başlıyor her şey. Belki biraz masal, belki biraz gerçek ama çok, çok güzel bir yolculuk çıkıyor ortaya. Birbirlerini böylesine güzel seven bir çifti okurken içinize sevgi doluyor.
    Edwin diyorsunuz, sakın unutma bu Briton çifti.
  • 183 syf.
    ·Beğendi·10/10 puan
    "Şeroks, huzur dolu kırlarda dans ederken, birdenbire çevresini bir toz bulutu kapladı. Gittikçe hızlanan bir rüzgarın tam ortasına düşmüştü sanki. Uçan süpürgesi bir anda önünde beliriverdi ve Şeroks, şiddetli bir esintiyle havalanıp, bilemediği bir yöne doğru toz bulutunun içinde sürüklenmeye başladı."
    *Hiç bir şey rastlantı değildir;her şeyin bir nedeni vardır.
    *Eğer uçacak bir gökyüzün yoksa, kanatlar ne işe yarar?
    Masallar Ülkesi'nin mutlu, küçük cadısı Şeroks, günün birinde yeni masallar bulması için Dünya'ya gönderilir. Bu zorlu yolculukta onu bakalım, ne süprizler beklemektedir.
    Aslı Der’in “Küçük Cadı Şeroks” üçlemesinin bu ilk kitabı, ülkemizde çok sevilen bir çocuk klasiği. üçlemenin ikinci kitabı Büyük Tuzak, Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği (ÇGYD) tarafından 2007 Yılı En İyi Çocuk Romanı seçildi.SIRADA TABİİKİ 
    SAYFA SAYISI: 184
    Masal kitabı okumayı sevenler için güzel bir tercih olabilir. Bir çırpıda keyfle okunacak masal kitabıKızım için aldım. Bu ay ki okuma ödeviydi Ama kendim de okudum. Çok Sürükleyici ve çok güzel bir kitap. Herkes okumalı.
  • 112 syf.
    ·14 günde
    Cengiz Aytmatov'un yazmış olduğu "Cengiz Han'a Küsen Bulut" adlı eserinde 2 hikayeyi anlatır. "Gün Olur Asra Bedel" romanının içinde yer alması gerekirken dönemin şartları nedeniyle daha sonra kitap haline gelmiştir.
    Özeti;
    Kuttubayev'i suçlayan savcı en önemli delil olarak onun, Cengiz Han'la ilgili bir efsaneyi kaleme almış olmasını gösteriyor. Bu efsane, Avrupa'yı fethe giden Cengiz Han'ın, Sarı- Özek'ten geçerken iki sevgiliyi idam ettirmesidir. Bu efsane, hem çok güzel bir aşk hikâyesi hem de "diktatör karşısında bireylerin durumu" gibi evrensel bir konunun işlendiği bir anlatıdır. Anlatan Aytmatov olunca, orada masal ve efsane aracılığıyla geçmişimizi, günümüzü hatta geleceğimizi apaçık görebiliyoruz.
    Abutalip Kuttubayev sebebini bilmediği bir suçtan tutuklanır ve Almatı'da bir hapishane hücresine konularak suçunu itiraf etmesi için işkence edilmeye başlanır. O ise bir an önce eşine ve çocuklarına kavuşmayı düşlemektedir.
    Sorgu yargıcı Tansıkbayev mesleğinde önemli bir başarı gösteremediği için bir türlü terfi edememiştir. Hayalinde oluşturduğu ve İkinci Dünya Savaşında Sovyet ordusunda savaşırken esir düşüp kurtulmayı başaran Abutalip Kuttubayev'in İngiliz-Yugoslav gizli servisleriyle ilişkileri ve Kazakistan'ın ücra yerlerindeki halk arasında yıkıcı, ideolojik fikirleri yayma davası' adını verdiği bu dava sayesinde terfi etmeyi planlamaktadır.
    Tansıkbayev, Abutalip'in derlediği "Mankurt" hikâyesi ve " Sarı-Özek Kurbanları" adlı efsaneyi aynı konular dolayısıyla açılan diğer davalar da olduğu gibi burada da uzmanlara inceletip Abutalip'i suçlayacak deliller bulmaya çalışır.
    "Sarı-Özek Kurbanları" adlı efsane şöyledir: Cengiz Han Avrupa'yı fethetmek amacıyla Batı seferine çıkar. Sefere çıkmadan önce bir kâhin bu sefer sırasında onun başı üzerinde küçük beyaz bir bulutun dolaşacağını ve onu küstürürse işlerinin rast gitmeyeceğini söyler. Seferin on yedinci gününde Cengiz Han bulutu görür ve Gök· Tengri'nin ona bir ayrıcalık gösterdiğini anlar.
    Cengiz Han, Batı seferi sırasında kadınların çocuk doğurmasını, doğa kanunlarına ve Tanrı'nın gücüne gidecek şekilde yasaklar. Fakat nakışçı Togulan ile Yüzbaşı Erdene'nin bir çocukları olur ve adını Kulan koyarlar.
    Cengiz Han yasağa uymayan Erdene ile Togulan'ı idam ettirir. Kendi seferine devam ederken küçük beyaz bulutun onu terk ettiğini görür. Gök-Tengri'nin ona yüz çevirdigini anlar ve ülkesine dönüp orada ölür.
    Küçük beyaz bulut ise Kunan ve onu koruyan köle Altın'ı güneşten korumak için tekrar ortaya çıkar. Yaşlı köle Altın, bozkırda açlıktan ölecek durumdaki bebek Kulan’ı avutmak için emzirmeye kalkar. Hayatında hiç çocuk doğurmamış, yaşlı bir kadın olan Altın, sütünün geldiğini görür.
    Tansıkbayev bu efsaneleri yazmakla Abutalip'in yararsız ata dilini canlandırmak, milletin asimile olmasını önlemeye çalışmak, iktidarı kötülemek ve bireylerin çıkarlarını devletin çıkarlarından üstün tutmaktan dolayı, onu tutuklar. İşbirlikçileri bulmak için onu Urenburg'a ister.
    Savcı sorgu ilerlerken Abutalip'in dosyasını oluşturur. Mahkum trenle sevkiyata başlanır. Abutalip’inse son kez ailesini tren geçerken görmek isteği vardır. Savcı, Abutalip’in suçlamaları kabul edip istediği terfiyi alması için anlayış göstermeye çalışır. Abutalip trende iken tek düşüncesi Boranlı istasyonundan geçerken karısını ve çocuklarını son bir kez görmektir. Yedigey'i, Kazangap'ı, Zarife'yi ve çocuklarını son bir kez görür. Tren, Urenburg'a varınca kendini trenin altına atarak intihar eder.
    Abutalip rejimin yaşaması için kurban edilir. Erdene ve Togulan'ı ise Cengiz Han, iktidarının zayıflayacağı, kudretinin azalacağı, halkın küstahlaşacağı ve saygısızlığının artacağı korkusuyla öldürtmüştür. Hem Stalin hem de Cengiz Han, hükümdarlıklarını sürdürebilmek için masum insanları öldürtürler. Arada zaman farkı olsa da zalimler ve onların zulümleri devam etmektedir.
  • Berkant Akbulak
    Berkant Akbulak Bir İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri'nin Olağanüstü Yolculuğu'yu inceledi.
    240 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    “Bir İKEA dolabında mahsur kalan Hint fakiri’nin olağanüstü yolculuğu” sanırım en ilginç kitap isimlerinden birisi,Yazarı Romain Puertolas “Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız” isimli diğer romanı ile de buna devam edecek görünüyor.

    Kitabın bitişi ile yazarın geniş hayal dünyasında yaptığınız komik serüvenin tadı damağınızda kalıyor,uzun zamandır masal kitabı okumadıysanız yetişkinlere masal kıvamındaki bu tatlı hikaye ile hoş zaman geçireceksiniz. hele uzun bir süre sosyal mesajlar içeren kitaplara daldıysanız size nefes aldıracak....
  • 113 syf.
    ·4 günde·10/10 puan
    Cengiz Aytmatov’un ‘Cengizhan’a Küsen Bulut’ adlı romanı ‘Gün Olur Asra Bedel’ adlı romanın bir bölümü olması gerekirken, yazar romanını yayınlamadan önce bu eseri çıkarmak zorunda kalmış. Eserde efsane, masal ve mitler dahilinde basit insan psikolojisine de yer verilmiş. Her roman yazıldığı dönemin sosyal, psikolojik ve toplumsal sorunlarını ele aldığı gibi bu eserde de insanları baskı ile yöneten bir liderden bahsetmektedir ki bu lider ile Stalin arasında benzerlik bulunmaktadır. Kitap Kuttubayev karakteri ile de nasıl bir bağlantısı olabilir düşüncesiyle sürüklüyor insanı. Okuduktan sonra “Sanma ki zalimin ettiği kardır,Mazlumun ahı, indirir şahı” dizeleri geldi aklıma..
    Cengiz Han ile ilgili Orta Asya’da uyarlanan bir çok efsaneden bahsedilmiş ancak Aytmatov bu efsanelerden yalnızca birini dikkate alıp Felsefe, Tarih ve Dini harmanlayarak edebi bir dille, zulüm ve horgörüyle yönetimin sağlanamayacağı ve zalimlerin ebediyyen yaşayamayacağı mesajını verir. Kısaca öldürürsen masumu, küstürürsün bulutu :) Kitabı daha iyi anlamak adına önce ‘Gün Olur Asra Bedel’ kitabını okumanızı tavsiye ederim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim...
  • Reddi mümkün olmayan bir hale uğradılar.
    Bir masal oldu onlar, bir varmış bir yokmuş, bir toz toprak bulutu.
    Ahmed Emin
    Sayfa 138 - Etiket Yayınları
  • MASAL
    Hani Evinizin önünde karşılaşmıştık ya
    Hani ben şaşırmış kalmıştım ya
    Sense gözlerimin içine bakarak
    Suçlarcasına yüzüme gülmüştün ya
    İşte o an
    Öldüğümün resimlendiği andır
    Hatırlar mısın

    Ne hale gelmiştim
    Gözlerimin önünde sis bulutu
    Göremiyordum
    Kulaklarımda korkunç uğultu
    Duyamiyordum
    Dilim dönmüyor tutulmuştu
    Konuşamıyordum
    Başımızın içinde çakan şimşeklerle
    Yüreğimizde kopan fırtınalarla
    Aynı çaresizliğe doğru
    Ayrı yönlere yürüdük

    O gece uykular maya tutmadı
    O gece karanlık bizimle ağladı
    Ne kadar
    Karşılıklı sevgi yüklüyse sevdanız
    Araya ayrılık girince
    O kadar
    Ağır olur yürekteki yaranız
    O gece biz nefessiz sustuk
    O gece biz kaderle küstük

    Şafak sökmek üzereyken
    Evinizin önündeydim
    Sen başın ellerinin arasında
    Derinlere dalmış balkondaydın
    Ben şaşırmış donup kalmıştım
    O an ölmediğime ne çok yanmıştım
    O günden bu güne ard arda
    İşkence çeker yüreğim
    İlk göz ağrım KÜÇÜK MELEĞİM
    Bilmiyorum sende benim gibi
    Zaman zaman gizli gizli
    Ağlar mısın
    İçin için tutuşup alev alev
    Yanar mısın
    Düşünüyorum hala öyle dalmış
    Uzaklarda mısın
    Ellerin yüzünde üzgün hala orada
    Balkonda mısın