• _Evridiki_
    _Orfe’nin kavuşmak istediği sevgilisinin adıdır. Bir gün evridikinin ayaklarına bir yılan dolanır. Sevgilisi bu yüzden ölüp yeraltına gidince, sevgilisini kaybeden Orfe de ona kavuşmak için büyük çabalar gösterir, ilahlardan yardım görme umuduyla, özlem içinde çalgısını çalıp dururken harikulade, ahenkli müzikler yaratır. Orfe’nin sevgilisine kavuşma çabalarına sonunda bir yanıt gelir. Sevgilisine kavuşacaktır fakat bir koşul vardır. Bu da, sevgilisi yeraltı aleminin karanlıklarından ışığa çıkana kadar onun yüzüne bakmaması koşuludur. Böylece ilâhî yardımla, sevgilisi, esîr katlarından çıkıp yükselmeye başlar fakat tam ışığa çıktı çıkacakken Orfe dayanamaz, ardından gelen sevgilisini görmek için dönüp geriye bakar. Bu büyük hatasından ötürü de sevgilisine kavuşamaz. Evridiki karanlıklara geri döndürülür. Bir anda bütün çabalar boşa gitmiştir. Öykünün devamında mağara, ağaç, kaplan, yavrulu bülbül sembolleriyle ilişkilendirilen Orfe yedi ay, havada asılı bir kayanın altında ağlar, gözleri sevgilisine kavuşmaktan başka bir şeyi görmediğinden diğer kadınlarla ilgilenmez, hatta onları hor görür. Bu yüzden kadınlarca öldürülür, vücudu paramparça edilir ve organları ırmağa atılır. Ezoterik kaynaklara göre, aydınlanma ve kurtuluş temasının işlendiği bir sembolizm vardır. Bacağa dolanan yılan, ahenkli müzikler, kayıp sevgili, karanlıktan ışığa yükselme, geriye dönüp bakma, sevgiliye kavuşamama, uyku ve gece, kaderin çağırması, ağaç, yedi ay ağlama, havada asılı kaya, diğer kadınlarla hiç ilgilenmeme, ölüm ve organlara ayrılma, ırmağa atılma…

    _Semele ve Dionysos_
    _Zeus'un kıskanç eşi Hera, Semele hamileyken ilişkiden haberdar olur. Yaşlı bir kocakarı şekline bürünen Hera, Semele'ye arkadaşça yaklaşır ve onun güvenini kazanır. Böylece Semele sırrını açıklar ve kocasının, bebeğinin babasının Zeus olduğunu söyler. Yaşlı kadın halindeki Hera, Semele'ye inanmamış gibi davranır ve böylece Semele'nin zihnine şüphe tohumları eker. Merak ve şüphe içinde Semele Zeus'tan tüm tanrısal özellikleriyle karşısına çıkmasını ister, böylece onun tanrı olduğuna, gerçekten Zeus olduğuna inanacaktır. Zeus fikrini değiştirmek ve Semele'nin bu isteğini geri çevirmek için uğraşsa da başaramaz ve Semele'nin ısrarıyla kendisini göstermeyi kabul eder fakat, faniler bir tanrıya ölmeden bakamayacakları için, Zeus'un tanrısal hâli karşısında Semele alevler içinde yok olur, ölür. Bu sırada Zeus mucizevi şekilde orada biten bir asmanın koruduğu cenin halindeki Dionysos'u kurtarır ve bacağına diker. Birkaç ay sonra Dionysos doğar. Bunun yüzünden Dionysos bazen "iki kez doğan" olarak anılır.

    _Asklepios_
    _Sağlığın tanrısı. Simgesi yılanlı asa. Apollon’un oğlu.
    _Teselya Kralı’nın kızı Koronis, Apollon ile ilişkiye girer ve ondan gebe kalır. Ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken Arkadya’dan gelen bir yabancıyı da yatağına alır. Bu haberi tanrıya kutsal kuşu olan karga verir. Apollon kız kardeşi Artemis'i Koronis'i cezalandırmak üzere görevlendirir. Artemis de kadını bir odun yığınının üzerinde diri diri yanmaya mahkûm eder. O ateş öyle büyüktür ki, o zamanlar köpükler gibi ak olan karga tüyleri, o günden sonra is karası rengi olur. Kadın alevler üzerinde can vermek üzeredir ki; Apollon çocuğunu Koronis’in karnından alır. Çocuğu yetiştirmesi için at adam Kheiron’a verir. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre; Kheiron’un açık havada, güneşin altında şifalı otlardan ve sulardan yararlanma yollarını bilmesi de gerçek olarak ortaya çıkmaktadır. Elindeki asasını ölüleri bile diriltmeye çalışır. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena, Gorgon canavarı öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios’a vermiştir. Gorgon’nun sağ tarafındaki damarlarda zehirli, sol tarafındaki damarlarda şifalı kan varmış. Asklepios bu şifalı kanla ölüleri diriltme yoluna gitmiş. Ancak insanların ölümsüz olması fikri hem Zeus'un iktidarını sarsmış, hem de yeraltınının tanrısı Hades'i çok kızdırmış. Ve Hades kardeşini bir şeyler yapması konusunda kışkırtmış, Zeus da Asklepius'un başına bir şimşek fırlatarak onu öldürmüş.
    _Lokman'ın ölümsüzlük iksirini bulduğu ancak formülünü kaybettiğine dair efsaneler mevcuttur. Bir rivayete göre Davud Lokman'a bir koyun kesmesini ve kendisine en iyi yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman koyunun yüreğini ve dilini getirir. Başka bir gün Davud kendisine koyunun en kötü yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman yine yüreğini ve dilini getirir. Davud neden böyle yaptığını sorunca Lokman şöyle cevap verir: "İyilik için kullanıldığında yürekten ve dilden daha iyi bir şey yoktur.

    _Kassandra_ _Troya Kralı Priamos ve Hekabe'nin en güzel olduğu rivayet edilen kızıdır. Kassandra'nın en büyük arzusu geleceği bilmek ve rahibe olmaktı. Tanrı Apollon görür görmez bu güzel kızı arzuladı ve ona bir teklif sundu; Kassandra onunla birlikte olursa ona geleceği görme yeteneği verecekti. Kassandra bu teklifi kabul etti. Apollon, Kasandra' nın ağzına tükürdü ve Kasandra geleceği görme yeteneğine sahip oldu. Ama Apollon ile birlikte olmadı. Bakire bir rahibe olma isteği Apollon'a verdiği sözden daha ağır basmıştI. Apollon bu duruma çok sinirlendi ve Kassandra'yı lanetledi. Lanete göre; Kassandra geleceği görecek ama kimseyi buna inandıramayacaktı. Ve asıl ağır darbe; asla rahibe olamayacaktı. Tam tersine bir kadın olarak aşağılanacaktı. Gerçekten de öyle oldu. Troya Savaşı'nı ve savaşın sonucunu görmesine rağmen kimseyi gördüğü şeylerin yaşanacağına inandıramadı. Çaresizlikle savaşın başlamasını ve olaylarını izlemek zorunda kaldı. Truva savaş'ından hemen sonra Athena'nın tapınağı'nda kendisine tecavüz edildi. Agamemnon'un kıskanç karısı Clytemnestra tarafından öldürülür. _Kassandra Kompleksi_Psikolojide, geleceğe dair başkalarını uyarmasına ve doğruları söylemesine rağmen kimseyi kendine inandıramama durumuna denir.

    _Athena_ Sanat, strateji, ilham ve barış tanrıçasıdır. Athena, Atina kentinin baş tanrıçası ve koruyucusudur, kent ismini de ondan almıştır. Zamanla bir Savaş Tanrıçası'na dönüşmüştür. Savaşın, kaba güç yönünü simgeleyen Ares yerine strateji ve zeka yönünü temsil eder. Sembolleri, kalkan, mızrak, zeytin dalı ve baykuştur. Troya savaşında Akhaların yardımına koşup tahta atın yapılmasına yardım etmiştir. Kalkanın üzerinde, Medusa'nın başının resmi bulunur. Bu kalkanın önünde en güçlü ordular bile bozguna uğrar. _ Athena'nın hiç yoldaşı, sevdiği olmamıştır. İşte bu yüzden Athena Parthenos yani "Bakire Athena" olarak da anılır. Atina'daki ünlü Parthenon Tapınağı da ismini buradan alır. Bu Athena'nın sadece bakireliği ile ilgili bir gözlem değildir, fakat O'nun cinsel mütevazılığın ve tanrısal gizemin daimi koruyucusu olduğu rolünün bir doğrulamasıdır. _Zeus, doğacak çocuk kendisini devirir diye, Metis'i yutmuş ve onu kendisinin bir parçası yapmıştı. Metis'i uzun süre kafasının içinde taşıdı. Ondan kurtulma zamanı gelip çatınca demir ve ateş tanrısı Hephaistos'u çağırdı. "Hephaistos" dedi. "Başım çatlayacakmış gibi ağrıyor, artık dayanamıyorum. Alnıma hızla keskin baltanı vur. Hephaistos baş tanrıya karşı gelmeye cesaret edemedi ve baltasını Zeus'un alnına indirdi. O anda yarılan yerden zafer çığlıkları atan güzel bir kız çıktı ve dans etmeye başladı. Tepeden tırnağa kadar silahlı idi. Başında altın bir miğfer kıvılcımlar saçıyordu. Parlak bir zırh bütün vücudunu kaplamıştı. Elinde ise yepyeni bir mızrağı sallıyordu. Bu hali gören bütün ölümsüzler hayret ettiler, şaşırdılar. Güneş bile onu görüce ne yapacağını unuttu, atlarının dizginlerini çekti, arabasını göğün boşluğunda bekletti. Büyük Olimpos Dağı bu yeni Tanrıça'nın doğuşu ile sarsıldı. Toprak'tan müthiş bir gürültü çıktı. Denizler kabarmaya dalgalar coşmaya başladı.
    _Atina şehri yeni kurulmaktadır ve şehrin tanrısı kim olacağı söz konusu olur. Bütün Olimpos tanrıları bir araya gelirler. Çeşitli yarışmalar sonucunda iki tanrı kalır. Bu iki tanrı Poseidon ile Athena'dır. Jüri tanrılar bu şehre en büyük hediyeyi verecek olanı şehrin tanrısı seçeceklerini belirtirler. İlk olarak kendinden emin Poseidon öne çıkar. Üç başlı mızrağını yere vurur ve yer yarılarak bir at ortaya çıkar. Poseidon atı herkese göstererek "Bu evcil bir attır, insanı yorulmadan istediği her yere götürür, onun yüklerini taşır." der. Bütün tanrılar büyülenmiştir bu hayvan karşısında. Athena ise küçük bir gülücük atar ve ünlü mızrağını yere saplar. Mızrağın saplandığı yerden bir filiz çıkar ve büyür büyür çok güzel bir zeytin ağacı olur. "Bu da zeytin ağacıdır. Meyvesi olan zeytinin saymakla bitmeyen özellikleri vardır. Zeytini insanlar yiyebilirler, yemeklerine katabilirler. Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar. Yemeklere dökerler, çok güzel lezzetler elde ederler. Aynı zamanda bozulmaz, ve bozulmasını istemedikleri yiyecekleri saklarlar. Ve böyle faydaları daha da sayılabilir." der zeki tanrıça. Bütün tanrılar bakakalmıştır bu ağaca. Hepsi tebrik eder Athena'yı, artık şehir ona aittir. Şehrin ismine de Atina denecektir bundan sonra.İlk başta köylerden oluşan Atina zamanla önemli bir hal alır. Poseidon ise, belki de bir tanrıçaya yenilmekten, tüm siniriyle üç başlı mızrağını dağa fırlatır. Dağa saplanır mızrak, hala mızrağın izinin orada olduğu söylenir. Ayrıca Athena'nın o meşhur ağacının da Atina'daki akropoliste portikonun yanında duran zeytin ağacı olduğuna inanılır

    _Arakne – Örümcek - Erikhthonios_ _Athena bakire kalıp hiç çocuğu olmasa da, çocuğu yerine koyduğu arakne ile ilgili hikâye şöyledir: Tanrı Hephaistos, bir gün Athena'ya karşı olan hislerine yenik düşer ve tanrıça Athena'yı kovalamaya başlar. Koşarken boşalan Hephaistos'un menileri tanrıçanın bacağına gelir. Tanrıça bunları silip toprağa atar ve bu ilişkiden yılan bacaklı arakne doğar. _Tanrıça Athena'dan daha üstün bir dokuma yeteneğine sahip olduğunu iddia ederek Athena'yı kızdırır. Athena, Arakne'yi uyarmak için yaşlı bir kadın kılığına girerek Arakne'ye tanrıları kızdırmamasını öğütler. Arakne hiç aldırmaz ve Athena'dan kat kat güzel dokuduğunu tekrar dile getirerek bir dokuma yarışması olsa şüphesiz kazanacağını söyler. Athena yaşlı kadın görüntüsünü bırakır ve yarışma başlar. Athena, Atina (Athens) kentine kendi adını verdiren Poseidon'u yendiği savaşın bir sahnesini dokur. Arakne ise Zeus hakkında bir dokuma yapar: Zeus'un Ledayla, Europa'yla ve Danae'yle Hera'yı aldatan sahneleri. Athena, Arakne'nin dokumasının kusursuz olduğunu kabul eder ama konu seçimi onu çok kızdırır. Sinirden kendini kaybederek, onun dokumasını yok eder ve ona saldırır. Arakne karşısındakinin Athena olduğunu anlar ve çok utanır. Arakne kaçar ve kendini asar. Athena, Arakne'ye acır ve onu bir örümcek şeklinde geri getirir.

    _Medusa_ _Yunan mitolojisinde gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavar. Gorgon kardeşlerden tek ölümlü olandır. Bu yüzden insanların kahramanı Perseus tarafından öldürülebilmiştir. Perseus, Graeae'nin ona verdiği ayna ile Medusa'ya bakabilmiş ve böylece kafasını taşa dönüşmeden kesebilmiştir. Perseus Medusa'nın kafasını Athena'ya verir ve Athena da onu kalkanına yerleştirir. Sağ taraftaki kanı zehirlidir sol tarafında panzehiri vardır. Kafasını kestikten sonra Medusa’nın boynundan denize sıçrayan iki damla kandan Chrisaor ve Pegasus doğmuştur. Bazı kaynaklarda kafası kesildiğinde Medusa'nın hamile olduğu yazar. İki çocuğun da babası "Deniz Tanrısı Poseidon"dur. Bir diğer kaynak ise Medusa'nın boynundan fışkıran her bir kan damlasının yılanlara dönüştüğünü söylemektedir. _Medusa'nın kafasındaki yılanlar Athena'nın lanetidir. Medusa çok güzel bir kızdır ve altın sarısı saçları Poseidon'u cezbeder. Poseidon, Athena'nın bir tapınağında Medusa ile birlikte olur ve Athena buna karşılık Medusa'nın saçlarını yılanlara dönüştürür. Ve onu lanetler. Laneti ise ''ona kim bakarsa taşa dönüşsün'' şeklinde olur. _Medusa o kadar güzel bir kızmış ki yeryüzünde güzelliğiyle ona rakip olabilecek başka bir kadın bulmak mümkün değilmiş. İşte bu güzel Medusa kendisini Tanrılara adamış ve iki kız kardeşi ile birlikte baş Tanrı Zeus'un en sevdiği kızı zekâ Tanrıçası Athena'ya ait bir tapınakta yaşarmış. Bir gün Poseidon'un, Medusa'ya karşı ilgisini öğrenmiş. Poseidon bunu reddetmiş ve Tanrıça Athena'ya da yeryüzü ve gökyüzünde ondan daha güzel ve alımlı hiçbir canlının olmadığı üzerine yeminler etmiş. Athena da Poseidon'un bu söylediklerine inanarak olayı çok fazla büyütmemiş. Medusa tutkusu yüzünden Poseidon aklını kaçıracak gibi oluyormuş. Sonunda denizlerin büyük tanrısı bu tutkusuna yenik düşmüş ve bir gün gizlice girdiği sevgilisi Athena'nın tapınağında, güzeller güzeli Medusa'ya zorla sahip olmuş. Athena, güçlü Poseidon'un bu yaptığı karşısında kendisini aşağılanmış hissetmiş. Bu hissi önce derin bir kıskançlığa, sonra da büyük bir sinire dönüşmüş. Öyle hiddetlenmiş,öyle hiddetlenmiş ki Medusa'yı çok acı bir şekilde cezalandırmaya karar vermiş ve kendi kendine demiş ki "Öyle birden öldürmeyeceğim onu ve kardeşlerini, onlara da önce büyük acılar çektirmeliyim.Tıpkı benim çektiğim gibi." Ve bu sinirle Medusa ve kız kardeşlerini birer ifrite çevirivermiş. Dünyalar güzeli Medusa ve kız kardeşlerinin artık yüzleri o kadar çirkinmiş ki kimse bakmaya tahammül bile edemiyormuş. Medusa'nın gören herkesi bir mecnuna çeviren, en ufak bir yelde bile bütün telleri havalanan o güzelim saçlarının her bir teli bir yılana dönüşmüş. Bununla da yatışmayan Athena'nın siniri Medusa'ya yine de bakmaya çalışan herkesi o bakışların taşa çevirmesini sağlamış. Athena bu cezayla da yetinmemiş Perseus'la yani üvey kardeşiyle işbirliği yaparak Medusa'nın kafasını kesmeye karar vermiş.Perseus üvey kız kardeşinin bu isteğini hemen yerine getirerek ışıltılar saçıp insanların gözlerini kamaştıran keskin kılıcını savurduğu gibi zavallı Medusa'nın yılan saçlı kafasını bedeninden ayırıvermiş. Poseidon'un Medusa'nın rahmine bıraktığı çocukları Pegasus ve Chrsyar, Medusa'nın cansız bedeninden dışarı çıkıvermişler.

    _Artemis_ _Apollon’un ikiz kız kardeşi, vahşi doğa, avcılık, okçuluk ve ay tanrıçası. Kardeşinden bir gün önce doğup Apollon’un doğumu sırasında annesine yardım etmiştir. Annesinin çektiği acıyı gören Artemis evlenmemeye ve bakire kalmaya yemin etmiştir. Apollon güneşi, Artemis ise ayı temsil eder. hiçbir erkek veya satir asla Artemis ve avcılarına yaklaşamamaktadır. Artemis kendine yaklaşan erkekleri ya bir çeşit geyiğe ya da tavşana çevirerek onları cezalandırmıştır. Ayrıca Artemis ev ve orman tanrıçasıdır. Bunun yanında Artemis bakireliğini bir erkeğe verip gebe kalan kadınları okuyla öldürmüştür. _Orion: Artemis genç ve yakışıklı olan bu avcıya aşık olur ve evlenmeme kararından bile vazgeçer. Fakat Apollon kardeşinin bu avcıyla evlenmesini istemez ve Artemis'i vazgeçirmeye çalışır; ancak Artemis vazgeçmek yerine daha çok bağlanır. Bunun üzerine Apollon hile yoluyla avcıyı ortadan kaldırmak ister. bir gün Orion yüzerken Apollon Artemis'i Orion'un başı küçük bir nokta kalıncaya kadar uzak bir yere götürür ve o hedefi vurup vuramayacağını sorar. Avcı tanrıça heyecanlanır ve okunu hedefe gönderir. Daha sonra onun Orion olduğunu anladığında çok üzülür ve babası Zeus'tan onu bir takımyıldızı olarak gökyüzüne almasını ister ve böylece Zeus kızının isteğini yerine getirir.

    _Apollon_
    Müziğin, sanatların, Güneş'in, ateşin ve şiirin tanrısı, kehanet yapan, bilici tanrıdır. Liri küçük bir çocuk olan Orpheus'a verir.

    _Defne_
    _Kutsal ağacının defne olması ile ilgili iki rivayet vardır. Bir nehir perisinin kızı olan Daphne adlı nympheye hayrandır. Fakat Daphne, bakire kalmaya yemin etmiştir. Peşine düşen Apollon'dan kaçabilmek için Artemis'ten kendisini saklamasını ister ve orada bir defne ağacına dönüştürülür. Onunla dalga geçtiği için Eros, iki tane ok hazırlar birinci oku altınla kaplamıştır ve atılan kişiyi sonsuz aşık edecek ikinci ok ise aşktan uzaklaştıran bir oktur. Altın kaplı ok Apollon'a diğer ok ise Daphne'ye gelmiştir. Apollondan kaçan Daphne yakalanacağını anlayınca babası Peneus'tan yardım ister ve babası da onu Defne ağacına dönüştürür bunun üzerine Apollon onu unutmayacağı üzerine yemin eder.

    _Paris'in Yargısı (Teti ve Peleo'nun Düğünü)_
    _Zeus, Akhilleus'un annesi ve babası Thetis ve Peleus'un evlilik törenleri şerefine bir ziyafet verir. Fakat bu ziyafete Eris davet edilmez. Törene sinirle gelen Eris, "en güzel olan için" diye bağırarak bir altın elma fırlatır. Hera, Athena ve Afrodit elma üzerinde hak iddia ederler. Bunun üzerine de Zeus'tan aralarında en güzelin kim olduğunu seçmesini isterler. Bu seçimi yapmakta isteksiz olan Zeus, Troyalı bir ölümlü olan Paris'in değerlendirmeyi yapacağını duyurur. Paris daha önce boğa kılığındaki tanrı Ares'in kendi boğasını yenmesi üzerine tanrıyı ödüllendirdiği için adaleti ile tanınıyordu. Hermes'in yol göstericiliğinde 3 tanrıça Paris'in seçimini yapması için Ida Dağı'na gittiler. Orada, dağın pınarında yıkanmalarının ardından Paris'e güçlerini gösterdiler. Hera, Paris'e onu Avrupa ve Asya'nın kralı yapmayı önerdi. Athena ise savaşta kullanabileceği bilgeliği ve yetenekleri vadetti. Son olarak yanında Kharitler ve Horalar olan Afrodit dünyanın en güzel kadınının aşkını vermeyi teklif etti. Bu kadın Yunan kralı Menelaos'un karısı Spartalı Helen idi. Paris, Afrodit'in önerisini kabul etti ve onu elmayla ödüllendirdi. Yunanların düşmanlığını kazanmak pahasına Helen'i aldı. Helen'i Paris'in elinden geri almak için Yunanların açtığı savaş Truva Savaşı olarak anılır

    _Oedipus_ Şişik ayaklı_
    _Thebes'in mitolojik kralı. Babasını öldürüp, annesiyle evlenmiştir. Oedipus'un babası Laios, Pelops un oğluna tecavüz ettiği için Pelops tarafından lanetlenir: Laios'un yeni doğan oğlu Oedipus, babasını öldürecektir. Bunun üzerine Laios, oğlunun ayak bileklerini iplerle sardırır ve Oedipus'un, kurtlara ya da kuşlara yem olması için ormana bırakılmasını emreder. Fakat yardımcısı, Laios'a ihanet eder ve küçük 'Edip'i götürüp bir çobana teslim eder. Çoban, Küçük Oedipus'i, çocukları olmayan Corinth kralı Polybos ve kraliçe Merope'ye armağan eder. Günün birinde bir şölen sırasında oldukça sarhoş bir davetli Oidipus'a "evlatlık" gözüyle bakana dek. Ertesi gün genç adam annesini, babasını sorgular, ikisi de inkar eder. Bunun üzerine Delphoi'ye yola çıkar. Kahin onu horlayarak başından savar; sorusuna hiç değinmeden iğrenç bir geleceğin haberini verir: Oidipus annesiyle beraber olacak, zina ürünü bir soyu türeyecek ve kendisine hayat vermiş olan babasının katili olacaktır. Dehşete düşen Oidipus nereye gideceğini pek düşünmeden oralardan kaçar Delphoi'den çıkarken dar bir yol ağzında arabaya binmiş, yanında da birkaç hizmetçi bulunan bilinmedik yaşlı bir adama rastlar. Geçiş önceliği için çekişirler: Oidipus arabanın yanından geçmekte iken yaşlı adam onun kafasının orta yerine iki kamçı darbesi indirir. Oidipus hemen sert karşılık verir: Sopası ile ihtiyarı yere yıkar, sonra da tanıkları öldürür. Sfenks yolcuları gözetleyip, her birine bilmecesini sorar; hiç kimse bilmeceyi çözemez, o da hepsini parçalayıp yer. Thebaililer her gün agoraya toplanarak bilmecenin cevabını bulmaya çalışırlar; kralları yeni öldürülmüş olduğundan kendilerini sfenksten kurtaracak olan kimseye sitenin tahtını da söz verirler. Oidipus oradan geçerken bilmece ona da sorulur: "O hangi yaratıktır ki bir süre iki ayak üzerinde, bir süre üç, bir süre de dört ayakla yürür ve de, doğa yasalarına aykırı olarak, ayakları en çok olduğu zaman güçsüzdür?" Oidipus söyle bir düşünür ve yaratığın insan olduğunu söyler: İlk çocukluğunda insan dört ayağı üzerindedir, emekler, daha sonra da iki ayağı üzerinde yürür, nihayet yaşlanınca da bir sopaya dayanır. Sfenks sorusunun çözülmesiyle intihar eder. Thebaililer kurtarıcılarını alkışlar, onu kral yapar ve kraliçe ile evlendirirler. Birkaç mutlu yıldan sonra Thebai'da veba salgını yaşanır, artakalan insanlar Oidipus'a tekrar onları kurtarmaları için yalvarır. Oidipus, Delphooi kahinine danışır; kahin ona orada mutluluk içinde yaşamakta olan günahkarı ülkeden kovmasını önerir. Oidipus eski kral Laios'a karşı işlenip cezasız kalmış olan cinayetin söz konusu olduğunu düşünür; suçluyu cezalandırmaya ant içer. Kör kahin Teireisias'a sorar, kahin açığa vurur ki, katil Oidipus'un ta kendisidir, o hem de kendi annesinin kocasıdır. Kehanet gerçek olmuştur. Günahları yüzünden kan ve kedere gömülen, herkes tarafından terk edilen Oidipus artık sadece kör bir dilencidir. Umarsızlık içinde Iokaste'in altın iğneleri ile gözlerini oyar ve kızı Antigone'un izinde yollara düşer. Lokaste de kendisini odasında asar.

    _Orestes_Dağcı_
    _Truva Savaşı'nda savaşan Miken kralı Agamemnon ve Klytemnestra'nın oğludur. Elektranın kardeşi. Homeros'un hikâyesinde Orestes, lanetli evin bir üyesidir. Truva Savaşı'na giderken iyi bir rüzgar için tanrıça Artemis'e dua eden Agamemnon, tanrıçanın işareti ile kızı İphigenie'yi kurban etmek ister, ancak karısı buna karşı çıkar. Yine de kararından vazgeçmeyen Agamemnon, kızını kurban ederken kızı tanrıça tarafından kurtarılır, yerine bir dişi geyik kurban edilir. Ancak Klytemnestra bu duruma çok kızmıştır. Agamemnon Truva Savaşı'ndayken, karısı Klytemnestra Agememnon'un kuzeni Aegisthus ile aşk yaşar. 12 yıl sonra kral savaştan döndüğünde, karısı onu öldürmeyi kafasına koymuştur. Çok sıcak karşıladığı kocasını, banyodayken bir balta ile öldürülür. Bu sırada 12 yaşında bir çocuk olan Orestes, annesi ve sevgilisinden kaçıp Parnassus dağı'ndaki Phanote'ye ve kral Strophius'a sığınır. 8 yıl sonra öldüğü söylentisi yayılır, ancak Orestes'in ölümünü haber vermeye gelen haberci gerçekte Orestes'in kendisidir. Annesi ve sevgilisini öldüren Orestes, arkadaşı Strophius'un oğlu Pylades ile şehirden ayrılır, ancak anne katili olması sebebiyle intikam ruhları erinyeler tarafından kovalanır. Atina'ya varan Orestes, bu şehirde Apollon ve Athene tarafından yargılanır ve beraat eder. _Elektra_Parlayan dişi_
    _Yunan mitolojisinde, Agamemnon ile Klytaimestra'nın kızıdır. Babaları öldürüldüğünde, kardeşi Orestes'i uzaklaştırarak yaşamını kurtarır. Orestes döndüğünde, annesiyle sevgilisinin öldürülmesinde ona yardım eder, daha sonra Orestes'in arkadaşı Pylades ile evlenir.

    _Adalet tanrıçasI Themis_
    _Bilgelik ve öğüt tanrıçası, eski yunan mitolojisinde adalet kavramının kişileştirilmiş biçimi. Sanat yapıtlarında elinde terazi ve ciddi suratlı tasvir edilirmiş Themis, aynı zamanda kâhindir. Themis, doğada, mevsimlerin, yılların ve sanatların düzenini sağlayan bir Tanrıça üçlüsüyle canlı varlıklar arasında yaşamla ölüm dengesini kuran bir Tanrıça. Themis, yasadır, kuraldır. Ama gelip geçici bir yasa değil, Tanrılar dünyasında da insanlar dünyasında da değişmez evrensel ve ölümsüz doğa yasasıdır Themis, Olympos’ta yaşar, Tanrıların toplantılarına başkanlık eder, Olympos'taki düzeni o korur. Kadın” ve “Bakire” olması bağımsızlığı ifade eder.

    _Uyumsuzluk tanrıçası Eris_
    _Karışıklık çıkarmak ve anlaşmazlık yaratmakla sorumlu tanrıça. Savaş tanrısı ares'in de kardeşi. Bu anlaşmazlık ve uyuşmazlık tanrıçasının çocukları, ponos (ıstırap), argos (keder), limos (açlık) ve lethe (unutmak)'dir.

    _Kerberos_
    Yeraltının kapısında bekçilik yapan üç başlı köpek. Hesiode'a göre 50 başı vardı. Kuyruğu bir yılan olan ve sırtında sayısız yılanbaşı bulunan, ısırıkları zehirli bu köpek Herakles'in 12 görevi arasında yer alır. Dev zincirlerle bağlı olan bu köpeğin görevi yer altına giren ölülerin tekrar yeryüzüne çıkmalarını önlemektir.

    _Zagreus_
    Zeus, kız kardeşi ile ilişki yaşar ve kore(Persephone) doğar. Kore çok güzel alımlı bir kızdır. Zeus kendi kızına aşık olur ve onunla da yılan kılığına girerek birlikte olur. Kore, zagreusa hamile kalır ve zeus tüm yeteneklerinin zagreusa miras kalmasını vasiyet edince, kıskanç karısı hera buna dayanamaz. Bunu hisseden zeus, zagreusu bir mağarada kendisini koruyan kuretlere emanet eder. Hera ise titanları gönderir. Titanlar zagreusu bulup yerler. Çok sinirlenen zeus, titanların üzerine şimşeklerini savurur ve onları yakar. Geride kül yığını kalır. Yağur yağar ve çamur oluşur. Bir titan olan promethus gelir ve çamurdan insanı yaratır. Bu hikaye insanların içinde neden hem iyiliğin hem de köyülüğün olduğunu açıklar.

    _Persephone_
    Zeus ile Demeter'in kızıdır. Persephone'nin asıl ismi Kore'dir. Hades Persephone ismini, O'nu yeraltına kaçırdıktan sonra vermiştir. Kaçırılıp Persephone orada, Hades'in sunduğu nardan biraz yedikten sonra, "ölüler ülkesinde bir şey yiyenlerin yeryüzüne çıkma hakları bulunmamaktadır" kuralı nedeniyle, ölüler ülkesinde kalmak zorunda kalmıştır. Hades'in eşi ve ölüler ülkesinin tanrıçası olmuştur fakat doğan hiçbir çocuğu Hades'ten değildir. Bir gün Persephone arkadaşlarıyla çiçek toplamaya gider. Çiçekleri toplarken arkadaşlarından biraz uzaklaşır. Tam o sırada oldukça güzel, göz kamaştırıcı bir nergis çiçeğiyle karşılaşır. Bu çiçek oraya Zeus tarafından yerleştirilmiştir ve ışıl ışıl parlıyordur. Çiçeğin güzelliğinden, ışıltısından gözleri kamaşan Persephone çiçeği koparmaya gider. Çiçeğe doğru elini uzattığında yer yarılır ve Hades siyah atlı arabasıyla yarıktan çıkarak Persephone’u kaçırır. Demeter ise kızını çok sevmektedir. Kızının çığlığını duyar. Onu arar ama bulamaz. Bu yaşadığı acıyla Demeter dokuz gün boyunca dünyayı dolaşır ve kızını arar. Demeter büyü ve sis titanı Hekate'ye sorar ve Helios'a gitmesi gerektiğini söyler. Onuncu gün Güneş titanı Helios'a rastlar. Helios, ona Zeus'un gizli rızasıyla Hades'in Persephone'u kaçırıp ölüler ülkesinde ebedi karısı yaptığını açıklar. Demeter bu olaya isyan eder ve Olimpos'u terk ederek insanlar arasında yaşamaya başlar. Vs vs…. Yediği dört nar tanesi yüzünden Persophone yılın üç ayını yeraltı dünyasında, dokuz ayını ise dünyada geçirmeye mahkûm edilmiştir. Kızını görmenin coşkusuyla Demeter, toprağı çiçekler ve yapraklarla kaplar. Böylece ilkbahar olur. Kızının yeraltı dünyasında geçirdiği üç ayda ise kış olur. Yunan mitolojisinde baharın başlangıcı olarak Demeter anılır. Ancak Persephone, kibirli olmayışı nedeniyle Hades'e, yavaş yavaş aşık olmaya başlamıştır.

    _Atalante_
    Yunan mitolojisinde, avcılığa ve atletizme yatkınlığıyla ünlü bir bakiredir. Atalante'nin doğumu, bir oğlan çocuk arzulayan babasını hiç memnun etmemiştir. Bebek doğduktan sonra bir dağ başında vahşi hayvanlara yem olmak üzere terk edilir. Bunun üzerine atalanta, doğa ve avcılık tanrıçası artemis'in gönderdiği bir dişi ayı tarafından emzirilir. Daha sonra bir grup avcı, yavrucağı bulur ve onu usta bir avcı oluncaya kadar da büyütür. Erkek çocuk gibi yetişmiş olsa da, atalanta, çok çekici bir güzelliğe sahip olur ve özellikle koşmak için elbiselerini çıkardığı zamanlar pek çok erkeği büyüleyip baştan çıkarır. Bu güzel bakire, "atalanta, evlenme! evlilik senin yıkımın olacak." kehanetini duyduktan sonra, çevresindeki erkeklerden tamamıyla uzaklaşır ve kendini avcılık sporlarına adar. Kendisiyle evlenmek isteyen taliplilerine de şunu şart koşar: "kim ki bir koşu yarısında beni geçerse, işte ben onun olacağım; ama beni geçmeyi deneyip de başaramayanın cezası ise ölüm olacak!" Böyle çılgınca bir şartı kabul eden, kendinden geçmiş pek çok genç aşık, atalanta'yla yaptıkları yarışların sonunda, merhametsizce telef olup gidecektir. Hippomenes, aşk tanrıçası afrodit'e akıl danışacak, o da kıbrıs'taki mabedinin bahçesindeki elma ağacından kopardığı üç altın elmayı hippomenes'e verecektir. Hippomenes de bu elmaları, atalanta ile yaptığı yarış sırasında, birer birer yere yuvarlayacak; altın elmalara hayran kalan meraklı kızımız atalanta da elmaları toplamak için durunca, hippomenes yarışın galibi olacak ve böylece güzel kızın elini kazanacaktır. Ne yazık ki, evlendikleri an her şeyi unutan iki aşık, afrodit'e olan teşekkür borçlarını ödemeyi ihmal edeceklerdir. Genç çifti birbirlerine kavuşturan aşk tanrıçası, bu vefasızlığa çok içerleyecek ve şöyle bir plan yapacaktır. Birbirlerini çok arzulayan sevgililer, ormanda zeus'un tapınağına girecekler, bu kutsal yerde afrodit'in hippomenes'in erkekliğini uyandırması sonucu, çılgınca sevişmeye başlayacaklardır. Bunu tanrılara karşı bir saygısızlık olarak addeden tanrıçaların tanrıçası kibele de, o hışımla iki sevgiliyi, birer aslana dönüştürecektir.

    _Prometheus_(Zincire vurulmuş) Olympos _Tanrıları'nın kuvvet ve kudretine karşılık, Prometheus'da kurnazlık ve zeka vardır. Titanların isyanları sırasında tarafsızlığını korumuş ve başkaldırmamış bir Titan oğlu olarak Zeus'un gözüne girmeyi başarmıştı. Zeus onu Olympos'daki ölümsüzlerin arasına aldı. Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kin besliyordu. Dedelerinin öcünü almak için, kendi gözyaşıyla yoğurduğu balçıktan ilk insanı yarattı. Sonra onun acizliğine acıyarak, Hephaistos (Ateş Tanrısı) alevler saçan ocağından bir kıvılcım çaldı ve insanlara armağan etti. Bunun için Tanrı Zeus tarafından Kafkas Dağında zincire vuruldu. Tanrılarca görevlendirilen bir kartal sürekli olarak, her gece yeniden oluşan karaciğerini kemirmektedir. Onu Herakles kurtarır. Prometheus; "Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur" der, böylelikle insanlığa özgürlüğün yolunu göstermiş olur. Zincire vurulmasındaki asıl neden Zeus'un ondan korkuyor olmasıdır. Geleceği görme yetisi olan bir titan'dır ve bu yetisini kullanarak Zeus'un Kronos'u tahttan indirmesine yardımcı olmuştur. Gelecekte de Prometheus'un bu özelliğini kendisinin tahttan düşürülmesi için de kullanacağından korkan Zeus, Prometheus'un ateşi (bilgiyi) çalarak insanlara vermesi ile ondan kurtulmak için gerekli fırsatı elde etmiştir. Bu işkence 30000 yıl sürmek üzere planlanmıştı fakat Herkül'ün onu serbest bırakmasıyla Prometheus kendisinin karaciğerini her gün yiyen kartalı buldu ve öç olarak Zeus'un Prometheus'u cezalandırmakla görevlendirdiği kartalın karaciğerini yedi. Zeus bu şekilde cezasını sonlandıran Prometheus'u affetti. Ölümsüzler arasına aldı . _Pandora_ Zeus, kendisini hiçe sayan insanlara bir ders vermek için, Hephaistos'a su ve balçıktan ilk bakirenin heykelini yaptırdı ve kalbine ruh yerine Prometheus'un ateşi çaldığı yerden aldığı bir kıvılcımı koydu ona Pandora ismini verdi. Onu insanlara yollarken eline verdiği kutuda ise tüm kötülük ve ızdıraplar vardı. Zeus böylece insanlardan da intikamını aldı.

    _Gökkuşağı_
    _Yunan tanrılarının kraliçesi olan Hera yeryüzüyle haberleşmek istediğinde, Renkli elbisesini giyerek giden haberci İris'i gönderirdi. Atinada'ki ölümlüler İris'in görev başında olduğunu gökkuşağını görünce anlarlardı. Birçok kültür gökkuşağını cennet ile dünya arasındaki köprü olarak görmektedir. Batı kültüründe umut ve şans sembolü olmuştur. Farslılara göre gökkuşağındaki renklerin bir önemi vardır. Yeşil bolluk, kırmızı savaş ve sarı ise ölüm anlamına gelir. Sibirya’da güneşin dili olarak düşünülür. Diğer adları; alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, alaimisemadır. Umay Ana yeryüzüne inmek için gökkuşağını kullanır. "Al inancı"yla bağlantılı olarak ele alındığında yerle göğü birbirine bağlayan büyülü bir köprü olduğu anlaşılır

    _Odin_
    _İskandinav mitolojisinde Tanrıların Tanrısı'dır. _Odin, kuyudan bir yudum içebilmek için bir gözünü oyar ve kuyuya atar. Bunun üzerine Mimir gerekli diyetin yerine getirildiği kabulüyle boynuzunu kuyuya sokar, doldurur, Odin’e uzatır. Böylece amacına ulaşmak için gözünden olmayı göze alan Odin, suyu içer ve arzu ettiği bilgeliğe kavuşur.
    _Thor; babası Odin'den sonra İskandinav mitolojisinin en güçlü tanrısıdır. Mjöllnir, adının anlamı "parçalayıcı" olan kocaman bir çekiçtir. Altın saçlı tanrıça" Sif ile evlidir. Loki, aslında bir Buz Devidir. İskandinav tanrıları arasında en kurnaz, en kötü tanrı Loki'dir.
    _Altın saçlı tanrıça_
    Loki, Sif'e onu sevdiğini ve evlenmek istediğini söyler. Fakat Sif onun teklifini kabul etmez. Reddedilen Loki çok sinirlenir ve bir gece Sif uyurken kılık değiştirerek onun yanına gider, Sif'e güzelliğini veren uzun saçlarını keser ve kestiği saçlarını da yakar. Artık Sif kısa saçlarıyla hiç çekici değildir. Thor da uyanınca bunu görür. Ancak Sif'ten boşanmak yerine onun intikamını almaya karar verir. Bu işi ancak Loki yapar diye düşünür ve Loki'nin peşine düşer. İskandinav tanrıları tamamen ölümsüz olmadıklarından dolayı Loki Thor'un kendini öldürmesinden korkarak özür diler ve cüce İvaldi'nin oğullarına gider. Bu ünlü cüce demirciler, Sif için altından saç telleri yaparlar. Loki de özrünü kabul etmesi için bu saçları bizzat Thor'a kendi eliyle verir. Thor altın saçları eşine takınca, "Altın saçlı tanrıça" lakabı da bu olaydan sonra başlamıştır,

    _Sisyphos_
    Yunan mitolojisinde Sisyphos, yeraltı dünyasında sonsuza kadar büyük bir kayayı bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkûm edilmiş bir kraldır. Korint kralı Sisyphos tanrı-ırmak Asopos'a, kızı Aigina'nın Zeus tarafından kaçırılmış olduğunu söyleyerek Zeus'u ele vermesine karşılık kalesi içinde bir pınarın akıtılmasını sağlar. Bu hainlik Zeus'un öfkesine neden olur. Zeus ona ölüm meleği Thanatos'u gönderir. Sisyphos, Thanatos'u zincire vurur; onu özgürlüğüne kavuşturmak için Zeus müdahale etmek zorunda kalır. Ölüler Ülkesine götürülen Sisyphos kaderine katlanmak istemez. Kendisine cenaze töreni yapmamasını karısından ölmeden önce istemiştir. Törensizlği hoş karşılamayan Hades, dinsiz karısını cezalandırması için Sisyphos'un yeryüzüne dönme önerisini kabul eder. Sisyphos daha yıllarca yeryüzünde yaşayacaktır. Nihayet, gerçek ölümünde cezalandırılır. Ölüler Ülkesi tanrıları onu sonsuza dek taş yuvarlamaya mahkûm ederler; hedefe her yaklaşmada taş yine aşağıya düşer.

    _Herkül_
    Ölümlü bir kadından doğar ve ölümsüz olabilmesi için bir tanrıçanın sütü gereklidir. Hermes, hera uykudayken, onun memelerinden akan sütü içmesi ve ölümsüz olması için Herkülü yanına bırakır ama hera uyanınca herkülü fırlatıp atar. Süt ise samanyolunu- süt yolunu oluşturur.

    _Harut ve Marut_
    Pers mitolojisinde, Zerdüştlük'te ve Kur'an'da ismi geçen iki melek. Murdad ile bağlantılı olduğu düşünülen bir başka konu ise Marduk'tur. Harut ile Marut aralarında sohbet eden iki melekti. Sohbetlerinde "İnsanlar yerine biz duygu sahibi olsaydık sürekli ibadet ederdik" diyorlardı. Allah onlara "Size şehvet duygusunu verseydim siz insanlardan daha çok günah işlerdiniz" demiş. Melekler kendilerine güveniyorlarmış. Allah onlara şehvet duygusu verip dünyaya indirmiş. Harut ile Marut bir kadın görmüşler. Kadın Harut ile Marut'a bir şartla onlarla birlikte olacağını söylemiş. Ya kocasını öldürecek ya puta tapacak ya da şarap içeceklerdi. Şarap içmeyi tercih ettiler. Hikâyeye göre kadın bir şartta daha bulundu. Aşk duygusuna kapılan Harut ile Marut bu şartı da kabul etmişler. Kadının şartı ona ism-i azamı öğretmeleriydi. Onlar öğretince kadın söyleyip gökyüzüne çıkmış. Allah kadını Zühre yıldızının üstüne koymuş ve Harut ile Marut'u da Babil'de bir mağarada baş aşağı kıyamete kadar duracakları cezasını vermiş. İnsanlara büyü öğretmek için geldiler ama bu bir tuzaktı, büyüyü öğrenen cehenneme gitmek şartıyla öğrenirdi..islamdaki büyü yapan cehennemliktir.

    _Hektor_
    Truva krallarından Priam ve Hecuba'nın en büyük oğlu, Paris'in ağabeyi, Dardanus'un torunuydu. En büyük savaşlarından biri olarak kabul edilen Truva prensiydi. İlyada destanının da kahramanlarındandı.Teke tek savaştığı Akhilleus tarafından öldürüldüğü belirtiliyor.

    _Osiris_
    _Geb ve nutun dört çocuğu olmuştur. Osiris İsis Seth ve Nepht'tir. İsis’in kocasıydı. Yeraltı dünyasının hakimi, ölümsüz yaşam için diriliş tanrısı, kardeşi Set'in tam zıddı olarak iyilik tanrısı, kural koyucu, koruyucu; ölülerin yargıcı lahitinin bulunduğu. Ra gökyüzüne kural koymak için dünyayı bıraktığında kardeşi Set, Osiris’i öldürdü. İsis’in sihri sayesinde tekrar yaşama döndü.
    _Efsaneye göre Osiris İsis'e aşıktır. Yani İsis hem Osirisin eşi hem kardeşidir. Bir gün İsis bir plan kurar bu planla eşi Osiris'i kral yapmaktır. Bir gece Ra uyurken İsis Ra'nın tükürüğünü alır ve tükürüğü kille karıştırır ve bir yılan yaratır. O gece yılan Ra'yı ısırır, ısırık Ra'yı mahveder, kimse onu iyileştiremez. İsis'de Ra'ya gizli adını söylerse onu iyileştirebileceğini söyler. Ra bunu kabul eder ve adını söyler. İsis Ra'yı iyileştirir ama onun üzerinde büyük bir güce sahip olur. Osiris'in kral olması için Ra'yı tahtı bırakıp göklere çekilmesi için zorlar, Ra ise bunu kabul etmek zorunda kalır. Ve taht Osiris'e kalır, artık Osiris Tanrıların, insanların ve her şeyin kralıdır. Osiris'in erkek kardeşi Set Osiris'in kral olmasına çok içerler. Çünkü Set Ra'nın en vefakâr yardımcısıdır ve Ra yok iken ağabeyinin kral olmasına kendisinin olamamasına sinirlenir, tahta geçmeyi kafasına koyar. Savaşarak kazanamayacağını bilir çünkü Osiris Set'ten kat be kat güçlüdür. Set bir plan yapar. Süslemeli bir tabut hazırlar ve bir yemek daveti verir. Osiris de gelir tabuta sığabilene büyük ödül vereceğini söyler diğer tanrılar şekil değiştirirler ama sığamazlar ve bir tek osirir o tabuta sığabiir ve o anda tabutu kapatır üzerine kurşun döküp nehre atar. Nehirde büyük bir ağaca takılır ağaç onu içine alığ büyür. Bir kral ağacı kestirir ve sarayına götürür bunun haberini alan isis saraya gider tabutu alıp getirir. Set tabutu 14 parçaya bölüp mısıra yayar. 14 tapınak. Yapılmış ve osiris toplanıp mumyalanatrak hayata döndürülür. Horus seti yener ve osiris artık burada kalamayacağını söyleyip ölüler ülkesine göç eder. Sivri külah başlığıyla vücudu ya sargılıdır ya da balık pullarıyla kaplıdır. Elleri göğüste çapraz vaziyettedir. Tuttuğu bastonun üzerinde Sirius yıldızının bazı sembolleri bulunur

    _Kronos_
    _Kronus ve annesi Gaia bir plan yapar. Plana göre Kronus, keskin bir orak ile babasının cinsel organını kesti ve hadım etti. Böylece tanrıların kraliyet tahtına kendisi geçti. Ne zaman Rheia bir çocuk doğursa Kronus o çocuğu yutmaktadır. Kronus, yeni tanrı ve tanrıçaların doğmasına engel olur çünkü kendisinin babasına yaptığını, çocuklarının da kendisine yapmasından korkar. Rheia, her doğurduğu çocuğun yutulmasına hayli üzgündür. Sonunda bir plan yapar ve bir tanrı daha doğurur ama o tanrıyı bir keçiye emanet ederek bir mağarada saklar. Çocuklarını yutan Kronus’a ise, içinde bebek olmayan bir kundak verir. Ağırlık çeksin de anlamasın diye kundağın içine bir de kara taş koyar. Kronus, bebek yerine o kara taşı yutar. Böylece, Kronus bebek yerine kara taşı yutunca yeni doğan tanrı Zeus kurtulmuş olur.
    _Mısır’da Seth, babası Gebeb’in penisini kesmiştir. Daha sonra Seth’in de penisi kesilmiştir fakat Seth’in penisini kimin kestiği tıpkı Arap mitindeki şeytanın penisini kimin kestiği gibi belirsiz.

    _Zeus_ _Tanrıların ve İnsanların Babası. Göklerin, şimşeklerin ve gök gürültülerinin tanrısıdır. En bilinen özelliklerinden biri çapkın oluşudur. Yaptığı kandırmacalar ile herkesi elde edebilmektedir. İstediği her şeyin şekline girebilen Zeus'un Leda için kuğu, Antiope için satir, Aegina için ateş, Danae için altın yağmuru, Alkmene için kocasının kılığına, Hera için guguk kuşu, Callisto için Bakire Tanrıça Artemis'in kılığına, Mnemosyne için yakışıklı bir çoban, İo için bulut, Demeter için geyik, Europa için boğa oluşu kudretine en iyi örnektir. Ölümlü ölümsüz herkese aşık olabilir. Babası olan Titan Tanrı Kronos'u diğer Olimpos tanrılarının yardımıyla yer Tartarusa hapsetti. _Kronos ile Rhea'nın evliliklerinden Hestia, Demeter, Hera adlarında üç kızla, Hades, Poseidon, Zeus adlı üç erkek çocuk dünyaya gelir. Babası Uranüs'e yaptıklarını unutmayan Kronos kendisinin de oğullarından aynı karşılığı göreceğinden korkar ve bu yüzden karısının her yeni doğurduğu çocuğu yutup, karnında saklar. Bu duruma üzülen Rhea ise Gaia'nın öğütleri ile yalnız Zeus'u onun elinden kurtarır. Tanrıça, Zeus'u yanına alarak gecenin karanlığından faydalanarak çabucak koşup Girit Adası'nda İda Dağı'nın tepesine çıkar. Orada Gaia çocuğu alır ve onu bir mağaranın dibine saklar. Rhea ise geri dönüp bir kocaman taşı kundak bezlerine sarıp Kronos'a verir. Amalthea adlı bir keçi ile Kourete'ler tarafından yetiştirilir. Ormanların sık dalları arasında büyüyen Zeus'un ağlamalarını babası Kronos duymasın diye Koureteler da onun başında kalkanlarını çarparak gürültüler çıkarırlar. Olgunluk çağına gelince Zeus, saklandığı mağaradan çıkar. Ve savaşa hazırlanır. İlk iş olarak yer altı ülkesine gider ve Kronos'un hapsettiği kiklopları ve elli başlı, yüz kollu hekatonkheirleri serbest bırakır. Kikloplar ise buna karşılık yıldırımlarını hediye eder. Savaş, Kiklopların hekatonkheirlerle birlikte devasa büyüklükteki kayaları gökyüzündeki titanlara savurmasıyla başlar. Zeus da şimşekleri ile Titanlara saldırır. Sonra da Kronos ve titanları gökten kovup dünyanın dibine, yerin ve denizin alt tabakasının daha da altına, Tartarus'a atar. Bu savaşta Zeus'a karşı savaşan titanlardan biri olan Atlas, Zeus tarafından gök kubbeyi omuzlarında taşımakla cezalandırılır. Bunların ardından Tanrılar arasında kura çekilir. Ve Hades'e yer altı, Poseidon'a denizler Zeus'a ise gökler düşer. Bu savaştan sonra Hikmet ve Akıl Tanrısı Okeanid Metis, Zeus'tan hamile kalır. Zeus ise Gaia'nın 'Metis'in doğuracağı erkek çocuğun iktidarına el koyacak' şeklindeki kehanetine uyarak Metis hamileyken onu yutar. Ama Athena ölmez daha sonra Zeus'un kafasından doğar. Zeus kızının kendini affetmesi için ona mızrak, miğfer ve kalkan verir. Böylece Zeus, kuşaktan kuşağa geçen iktidar lanetini yok eder ve böylece değişmez bir düzen kurar. Tanrıların savaşıp Tartarus'a attıkları Titanlar, gökyüzünü sırtında taşımak zorunda kalan Atlas ve Kafkas dağlarına zincirlenmiş Prometheus, Gaia'nın çocukları olduğundan Gaia buna öfkelenir. Ve bu yüzden çocukları Typhon ile Ehidna, Olimpos tanrılarına saldırır. Tanrılar bu savaşta birçok gigant(dev) ile savaşır. Bunun üzerine Zeus da Typhon ile savaşıp onu yener ve Ehidna ile beraber Etna Dağı'nın en dibine kapatır.
    _Hera_Havanın çok soğuk olduğu bir gün, yolda tir tir titreyen, soğuktan donmak üzere olan bir guguk kuşu kılığına girer. Zavallı Hera onu alıp ısıtmak için kollarıyla göğüslerinin arasına alır, sarılır. Tam o sırada o alçak Zeus, aniden tekrar kendi kılığına girerek, Hera’ya tecavüz eder. Böylelikle, Hera utancından onunla evlenmeye mecbur kalır. _Hera, Zeus’un kardeşi aynı zamanda tek resmi karısıdır. Bir bahar günü Zeus, tapınağında dinlenirken, pencerenin kıyısına gider. Ve bahçede çiçek toplayıp şarkı söyleyen dünyalar güzeli bir kız görür ve ona aşık olur. Zeus daha önce de yaptığı gibi farklı bir kılıkta görünerek, soğuk bir gecede soğuktan titreyen bir guguk kuşu olur. Hera kuşa acıyıp avuçlarına alır ve onu göğsüne bastırır. Bu sırada Zeus, gerçek haline bürünür. Ve şu sözleri söyler: "Hera, istiyorum ki sen benim karım olasın, büyük gözlü güzel tanrıça benim peşimden gel, Olimpos'ta parlak bir taht üzerinde ve benim sağımda oturarak saltanat sür." Bunun üzerine Hera bu teklifi kabul eder. Hesperidlerin bahçesinde bütün tanrıların ve perilerin katıldığı görkemli bir düğünle evlenirler. Gaia, Hera’ya doğurganlık simgesi olarak nar verir. Hera onu Hesperidlerin bahçesine diker. Bu düğün yeryüzünde bolluk ve verimlilik simgesidir. Bu nedenle bu düğüne “Hieros Gamos”(kutsal evlilik) adı verilir. Düğüne yalnız Khelone adındaki bir peri kızı gelmemişti. Bu yüzden tembelliğinin cezası olarak onu ağır hareketin ve hantallığın sembolü olan kaplumbağaya çevrilir. _Hera'nın yanına Poseidon, Apollon ve Athena'nın desteğini alarak Zeus'u devirme girişimi_Zeus'un diğer kadınlarla ilişkisine kızan Hera bir plan kurar ve bu plan Baş tanrıyı devirmektir Zeus'u altın bir ağ ile bağlar fakat Thetis, Olimpos’ta oluşabilecek karışıklığı önceden görüp ve yüz elli Briareus’tan yardım ister ve Briareus'un ağı çözmesiyle Zeus kurtulur ve hepsini cezalandırır: Hera'yı yüksek bir yere asarak, ayaklarına ağırlık bağlar ve tanrıların teker teker sadakat yemini etmediği müddetçe Hera'yı serbest bırakmayacağını söyler. Bunun ardından isyana karışmış Poseidon ile Apollon'u da ceza olarak Truva Kralı Laomedon'a hizmet etmeye yollar. Laomedon Apollon'a çobanlık yapmasını yani sürülerini otlatma emri verir. Poseidon'a ise çıplak elleriyle Truva şehrinin etrafına yeni duvarlar yapma emrini verir. Uzun bir zaman sonra Poseidon ve Apollon'un sürgünü biter ve Zeus onları Olimpos'a geri alır. Dionysos'a ise 100 yıl şarap içmeme cezası verir ama kısa bir zaman sonra onun üzüntüsüne dayanamayıp cezasını bitirir.
    _Bosphorus _İstanbul Boğazı'nın, yabancı dillerdeki karşılığı olan "Bosphorus " yani "İnek Geçiti" ismi Zeus'un eşi Hera'dan saklamak için inek şekline soktuğu sevgilisi İo'dan gelir.

    _Poseidon_ _Denizler ve depremler tanrısı. "Ey Yerleri Sarsan" veya "Kara saçlı" Tanrı olarak da çağrılır. En önemli silahı Trident denen üç dişli bir yabadır ve bu yabayı yere vurduğunda depremler meydana gelir. Poseidon hırs ve gücü temsil eder. Poseidon'un hırsı Atlantis'in yok olmasına sebep olmuştur. Bunun nedeni ise Dünya'nın en mükemmel şehrini inşa etme arzusudur. Karanlığın ve işkencenin tanrısı olan "Gorgos'la" ölümüne savaş içindedir. Üçlü yabasını vurunca topraktan ve kayalardan su fışkırttığı için, bol su kaynaklarının tanrısı olarak da adlandırılır. Denizin dibindeki görkemli sarayından çıktığında, denizatlarının çektiği altın arabasına binerek denizleri dolaşır, fırtınalar yaratırdı. Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı. Ayrıca atların da tanrısıydı; En eski efsanelerde sık sık at şeklinde tasvir edilir.

    _Hades_ _Ölüler ülkesi tanrısıdır; ancak kötü değildir. Hades ve eşi Persephone amansız, insafsız, yürekleri hiçbir yakarış, hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar olarak bilinir. Hades" görünmez manasına gelmektedir. Onu görünmez yapan bir miğferi ve Bident denen iki uçlu bir asası vardır. Bu asanın bir ucu ölümü, bir ucu yaşamı temsil etmektedir. Yeraltı zenginliklerinin sahibidir, yerden çıkan değerli metaller onu bolluk çokluk ve servet tanrısı yapmıştır. Hades'e inip de dönen kahramanlar Odysseus, Orpheus, Theseus, Herkül ve Evridiki. Diyarın girişini üç kafalı şeytani bir köpek olan Cerberus korur. Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez. Hades her ne kadar birçok zenginliğe sahip olsa da ortalıklarda pek gezinmez, övünmez, konuşmaz, diğer tanrıların Olimpos'ta katıldıkları şölenlere katılmazdı. Çünkü sahibi olduğu yeraltı ülkesi o kadar karanlık bir ülkedir ki, efendisi orayı tercih eder. Poseidon, Hades'i sinirlendirmek için üç başlı çelimsiz mızrağını yere saplar ve yeryüzü boydan boya yarılarak Hades'in karanlık yeraltı ülkesi meydana çıkar. Hades sinirlenmiştir, daha sonra yetmiş bin kişilik Ölüler Ordusu ile Atlantis Denizini kurutur.

    _Ay neden bazen Dolunay, bazen ise Hilal şeklini alıyor? Dolunay olduğu zaman, hamiledir çünkü o bir kadındır. Güneş ise erkektir. Güçlü ve kasıp kavuruyor. Ay ise narin, nazik; nur’u ile şefkat dolu bir kadın olduğuna göre, hamile olması da normaldir. Ay doğuruyor. gökyüzü siyah, o çıkan şey de siyah. Ay dolunay olana kadar, o kara taşı doğurma sürecindedir. Daha sonra, o kara taş ana tanrıçanın bilgeliği ile (Nur’u ışığı ile), aydınlanarak ertesi gün, erkek ise yeni bir Güneş olarak doğar.

    _Penis - vajina_
    Hindu mitolojisinde vajina karanlığı; penis ise ışığı simgeler. Bir başka deyişle vajina uzayı, penis ise zamanı sembolize etmektedir. Karanlık ile ışığın, uzay ile zamanın, madde ile ruhun veya sembolik olarak Tanrıça ile Tanrı’nın birleşmesinden ise ‘hayat’ doğar.

    _Sfenks_Kafası koç, kuş, veya insan, gövdesi ise uzanan bir aslan şeklini alan heykel.

    _Ogdoad tanrıları_
    Hayvan başlı insanlar olarak ya da sadece kurbağa ve yılanlar olarak tasvir edilmişlerdir. Dört çift olarak çizilmişlerdir; erkekler kurbağa, kadınlar ise yılanla özdeştirilmiştir. Mısırlılar dünya yaratılmadan önce bu 8 tanrının "karanlık su küme"sinde yaşadığına inanırlardı. Kaosun dört kurbağa tanrısı ve dört yılan tanrıçası. Bu tanrılar şunlardı; Nun ve Naunet (su), Amun ve Amaunet (görünmezlik), Heh ve Hauhet (sonsuzluk) ve Kek ve Kauket (karanlık).

    _Dev – Enkelados_
    Olimpos Tanrıları ve Gigantlar arasında yapılan büyük savaşta Athena'nın mızrağı Enkelados'a isabet etmiştir. Ve Sicilya'daki Etna Dağı'nın altına kapatılmıştır. Yunan mitolojisinde Enkelados'un yer altında yarattığı sarsıntılar deprem olarak adlandırılmaktadır.

    _Hekatonkheirler, Gaia ve Uranüs'un elli başlı, yüz kollu oğulları

    _Eileithyia – İlithiya_
    Doğum tanrıçası. Doğumların iyi ya da kötü sonuçları ona bağlıdır ve bir yerde bir doğumun gerçekleşebilmesi için İlithyia'nın orada olması gerekmektedir.
  • Orpheus Petelia tableti:
    Bir pınar bulacaksın Hades sarayının solunda (lethe) Beyaz bir servi ağacı yanında. Yaklaşma bu pınara. Ama başka bir pınar bulacaksın Bellek gölünün yanında (Mnemosyne), Soğuk su akar ve önünde bahçeler var, De ki "Ben yerin ve yıldızlı göğün çocuğuyum; ama soyum göktendir
    (Yalnızca). Bilirsiniz bunu. Bakın susuzluktan kavruldum ve ölüyorum. Çabuk verin bana Bellek gölünden akan soğuk sudan." Kendileri kutsal pınardan su verecektir sana. Diğer kahramanlar arasında üstün olacaksın ondan sonra...
  • Ah Mnemosyne!
    Ölümlü bir bedende bir ölüyü taşımak çok zor.
    Silsene ansıması zor gülüşleri hatırımdan.
    Dokuz gece uyu benimle,
    Dokuz güneş doğsun,
    Dokuzu da günah olsun.
  • Gaia’nın Uranos’la birleşmesinden, altısı erkek altısı dişi olmak üzere on iki tane Titan, üç Kyklop, üç tane de Hekatonkheir (Yüz Kollu) doğdu.
    Okeanos, Koios, Krios, Hyperion, İapetos ve Kronos erkek Titan’lardı. Titanides denilen dişi Titanlar ise şunlardı: Theia, Rheia, Themis, Phoibe, Mnemosyne ve Tethys. Her yönden tanrılara benzeyen Kyklopların ayıncı özellikleri, alınlarmda bir tek göz taşımalanydı. Tepegöz diyebileceğimiz bu dev yaratıklann adlan şöyleydi: Brontes (Gök gürültüsü), Steropes (Şimşek) ve Arges (Yıldınm). Hekatonkheir’lerin ise ellişer tane başı, yüzer tane kolu vardı. Bunlar da, Kottos, Briareus ve Gyes’di.
    Bedrettin Cömert
    Sayfa 19 - De-Ki Basım Yayım
  • Çölleşme, basit bir kumlaşma değildir. Çölleşme, Mnemosyne'nin en yüksek düzeyde sürgün edilmesidir. "Çöl büyüyor" sözü, zamanımızın sıradan yargılarından farklı, başka bir yere ait. "Çöl büyüyor" sözünü Nietzsche günümüzden 70 yıl önce söylemişti ve şunu eklemişti: "Vay, çöllere gebe olanın haline!"
  • "Nasıl kendi dilini bir yapı taşı gibi kullanmasına, edindiği bilgilere de çok şey borçlu olmasına karşın yine de asıl yapıt şaire aitse, tıpkı bunun gibi bu tür tarih yazarları da gerçekte çoktan olmuş bitmiş, öznel, rastlantısal anılara karışmış ve yalnızca unutmaya yargılı bellekte saklanmış şeylerden bir bütün yaratır, onlar Mnemosyne "nin tapınağına yerleştirerek ölümsüzleştirir.