• “Böyle gördük dedemizden!” sözü dînen merdûd;
    Acaba sâha-i tatbîki neden nâ-mahdûd?

    Çünkü biz bilmiyoruz dîni. Evet, bilseydik,
    Çâre yok, gösteremezdik bu kadar sersemlik.

    “Böyle gördük dedemizden!” diye izmihlâli
    Boylayan bir sürü milletlerin olsun hâli,

    İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!
    Yoksa, bir maksad aranmaz mı bu âyetlerde?

    Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur’ân’ın:
    Çünkü kaydında değil hiçbirimiz ma’nânın:

    Ya açar Nazm-ı Celîl’in, bakarız yaprağına;
    Yâhud üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

    İnmemiştir hele Kur’ân, bunu hakkıyle bilin,
    Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne duvarlara asılmak, ne el sürülmemek için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne tezhip, ne sülüs, ne hat yazmak için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne tapınak, ne nutuk, ne vaaz dini için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne meslek kaygıları ne kariyer hesapları için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne erkeği yüceltmek, ne kadını aşağılamak için

    Ne Araba paye vermek, ne Acemi hor görmek için

    MEHMET AKİF ERSOY
  • ...
    İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!
    Yoksa, bir maksad aranmaz mı bu âyetlerde?
    Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur'ân'ın:
    Çünkü kaydında değil hiçbirimiz ma'nânın:
    Ya açar Nazm-ı Celíl'in, bakarız yaprağına;
    Yâhud üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
  • İbret alınmaz her gün okuruz ezbere de;
    Bir ibret aranmaz mı ayetlerde ?

    Ya okur geçeriz bir ölünün toprağına
    Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne teze mezara okunmak, ne fal bakmak için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne duvarlara asılmak, ne el sürülmemek için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne tezhip, ne sülüs, ne hat yazmak için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne tapınak, ne nutuk, ne vaaz dini için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne meslek kaygıları ne kariyer hesapları için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne erkeği yüceltmek, ne kadını aşağılamak için
  • İbret alınmaz her gün okuruz ezbere de;
    Bir ibret aranmaz mı ayetlerde ?

    Ya okur geçeriz bir ölünün toprağına
    Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne teze mezara okunmak, ne fal bakmak için
  • Ölüye değil, diriye telkin
    Prof.Dr. HAYRETTİN KARAMAN / 23.09.2018

    Sünnetin lafını edip de uygulamada yan çizmek ve “her bid’at bir sünneti ortadan kaldırır” kuralı var iken bid’atların uygulanmasına çeşitli sebep ve bahaneler ile devam etmek ibretlik bir olaydır.

    Mehmed Akif merhum ne güzel söylemiş:

    Ya açar Nazm-ı Celil’in, bakarız yaprağına;
    Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
    İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin,
    Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için.

    Evet Kur’an-ı Kerim ölüler için değil, dirilere dini öğretmek, doğru, Allah’ın razı olduğu hayat yolunu göstermek için gönderilmiştir, ama biz bunu mezarlık kitabı haline getirdik; cami ve cemaate pek devamı olmayan milyonlar onu daha çok mezarlıkta dinliyorlar. Ulemamız ilgili hadisi “Ölüye değil, ölmek üzere olan diriye okunacak” diye yorumladıkları halde Yâsîn ısrarla mezarlıklarda okunuyor.

    Evet, Kur’an okumak bir ibadettir, bu ibadetin sevabını ölmüşlere hediye etmek de olabilir, ama ölüye yapılacak başka nice hediyeler var, onlar ihmal ediliyor, herhalde masrafsız olduğu için ve üstelik mezarlıkta okunan Kur’an ibadetinin sevabı bağışlanıyor.

    Gelelim telkine:

    “Ölülerinize “Lâ ilahe illallah… cümlesini telkin edin” hadisini ulema “Ölmek üzere olan insanlara” diye anlamışlardır. İbn Âbidîn “Ölmek üzere olan kimseye şehadet kelimesinin telkini” başlığı altında bu bilgiyi vermektedir. Birkaç sayfa sonra da “Öldükten sonra telkin” başlığını açıp özetle şunları kaydediyor:

    Ölü gömüldükten sonra telkin yapılmaz. Bu hüküm, Hanefîlerde muteber olan kuvvetli (zâhir) rivayete dayanır.

    (Yine kaynaklardan farklı görüşü naklettikten sonra) Munye şerhinden şunu aktarıyor:

    Fukahânın çoğuna göre “Ölülerinize … telkin edin” cümlesi mecâzî olup maksad “Ölmek üzere olanlara” demektir. Definden sonra telkinin yasaklanmaması -hakkında delil bulunduğu ve sünnet olduğu için değil H. K.- zararlı olmadığı ve ölünün yalnızlığını giderme faydası bulunduğu içindir…”

    Bu ifadelerden anlaşılan odur ki, definden sonra mezarın başına durup telkin yapmak sünnet değildir, Peygamberimiz (s.a.) yapmamıştır, yapın da dememiştir.

    Peki zarar var mıdır?

    Evet zararı vardır. Bu uygulama, sünnet olan, Peygamberimizin yaptığı ve yapın dediği bir sünneti ortadan kaldırmıştır. Ebû Dâvûd’un Sünen’ine aldığı bir hadis şöyledir:

    “Peygamberimiz (s.a.) ölüyü defnettikten sonra başında durur ve şöyle derdi: ‘Kardeşiniz için Allah’tan günahlarını bağışlamasını ve imanında sebat emesini isteyin; çünkü o, şu anda sorguya çekilmektedir’.

    Demek ki, ölüyü defnettikten sonra bir sünnet var, orada bir süre durup hadiste buyurulanı yapacağız, onun yalnızlığını asıl böyle gidereceğiz, ama bunu yapacak yerde bırakıp gidiyoruz, dirileri duymadığı sabit olan ölüye, “şunu de, bunu söyle” diye bağırıyoruz.

    Evet tekrar edeyim: Her bid’at bir sünneti ortadan kaldırır.

    Kadim fukaha buna bid’at dememiş ve menetmemiş ise bunun sebebi, henüz bid’at kavramına uygun hale gelmemiş olmasındandır. Ama dinde aslı olmayan, dince gerekli bulunmayan bir uygulama, “dinde gerekli, olmazsa olmaz” diye kabuk edilip uygulanınca bid’at gerçekleşir. Bugün telkin bid’at kavramına uygun hale gelmiştir.

    Prof. Dr. HAYRETTIN KARAMAN (İslâm Hukuku Profesörü)
    23.09.2018 tarihli gazete makalesi.
  • "Çünkü önemli olan doğru sözcükleri bilmek değil, bu sözcüklerin hangi anlamının kastedildiğini bilmek!"

    (Söz: lafız, mana, nazm. Manayı taşıyan, saklayan lafız.)
  • İbret alınmaz her gün okuruz ezbere de;
    Bir ibret aranmaz mı ayetlerde ?

    Ya okur geçeriz bir ölünün toprağına
    Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne teze mezara okunmak, ne fal bakmak için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne duvarlara asılmak, ne el sürülmemek için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne tezhip, ne sülüs, ne hat yazmak için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne tapınak, ne nutuk, ne vaaz dini için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne meslek kaygıları ne kariyer hesapları için

    İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
    Ne erkeği yüceltmek, ne kadını aşağılamak için
    Ne Araba paye vermek, ne Acemi hor görmek için

    #MEHMET_AKİF_ERSOY