• Oluruna bırak, olmazsa tekrar bırakırsın.
  • "... ’İstememeyi iste’ der öğretisi ve her şeyi oluruna bırak. Mütevazı olan bütünlüğünü korur. Eğri doğruya döner. Başarısızlık, başarının temelidir ve başarı, başarısızlığın pusuda beklediği yerdir, ama dönüm noktasının nerede olduğunu kim bilebilir ki? Şefkatin peşinden koşan, küçük bir çocuğa bile dönüşebilir. Nezaket, saldırana zaferi getirir, savunana ise emniyet sağlar. Güçlü olan, kendisini yenendir.”
  • 216 syf.
    ·9 günde·Beğendi·10/10
    “Allah’ın bahşettiği en güzel aksesuardır vicdan. Takın onu yüreğinize…”

    “Hiçbir zaman ‘iyi bir insanım’ diyerek birilerini kandıracak kadar kötü olmadım ben.”

    “Aç esaret kafeslerinin kapılarını. Kim varsa aklını bağlayan, kes gitsin ipini. Kuş olmak küçük hedef, gökyüzü olabilmeli insan…”

    “Maalesef yarınlara dair umutlarımızı kaçırıyorlar içimizden. Tutsak alınan her bir arzumuz kilitleniyor zamana yenilen mutsuzluklara. Duygularımız ölüyor, bedenlerimizin güzellik kaygısına kapıldığımız yerde. Oysa en büyük gelişme insanın insanı anlaması olmalıydı, menfaatleri doğrultusunda harcaması değil.”

    “Kırılan güvenlerin örselenmiş yalnızlıkları. Bir adım atmaya çalışırken iki adım geri geri giden bizler… Sağlamından bir kez kırıldık mı, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Hep acabalar, hep ihtimaller dürtüyor ileri gitme mücadelemizi. Sonrasında geliyor oluruna bırakmalar, ne olursa olsunlar, her şeyi kabullenişler.”

    “Yapacaklarını değil, yaptıklarını anlatmaya başladıkları zaman dinleyeceğim insanlar var.”

    “Hiçliğimizi siper ettik, sevgiyi arıyoruz her birimiz, yummaktan kamaşmış gözlerimizle. ‘önüm, arkam, sağım, solum sobe’ diye tekerlemek aklımıza gelmiyor ama görsek hep birlikte bağıracağız ‘GÖRDÜM ÇIK MUTLULUK SOBE’ diye. Bizimki de bir umut işte. Belki mutluluk da saklanmıştır bakıp da göremediğimiz bir köşeye.”

    “Geçer diyorlar… Öyle olmuyor, çivi çiviyi sökmüyor işte. Kevgire çeviriyor her çakılıştaruhlarımızı. Sevgi sızdırıyoruz, güven sızdırıyoruz, umut sızdırıyoruz tükeneceğimiz güne dek. Ben yokum deme şansımız yok. Hep varız acıların göbeğinde. O kadar sağlam bağlanmışız ki kesip atmak gibi bir ihtimal de sunulmuyor bize. Peki ne olacak? Hep böyle mi devam edecek, hep uzaktan mı izleyeceğiz geçip giden hayatımızı?

    “Dikkat et! Sen birilerinin dünyasını yıkarsın, Tanrı parçalarından Cehennemini inşa eder…”

    “Kimsenin iyiliğe, iyi insanlara bayıldığı yok, ihtiyacı olduğu kadar varız insanların hayatlarında, menfaatler bitince çekiliyor ipimiz sahte dostluklardan kurulmuş darağaçlarında…”

    “Yanınızda olmayan kimse yarınınıza layık değildir. Bırakın artık şu ‘kör ölür badem gözlü olur’ modasını. Geçti onların zamanı. Sıra kendimizi sevmekte, değerimizi bilmekte. Dünya toprak, biz tohum oldukça kim engel olabilir çiçek açmamıza, kim karartabilir güneşimizi.”

    “Hayat bu. Birilerinin gözyaşı birilerinin ateşinin benzini olacak. Kaçış yok! Ağlattıklarınız körükleyecek alevinizi, ‘ah^lattıklarınız olacak yangınınızın sebebi…”

    “Kimlikte kadın olmak yetmez azizem. Hakkını vereceksin cinsiyetinin… Sırtını dayayacak adam aramak yerine, sağlam temeller inşa edip, üstüne basacaksın yüksek ökçelerinle…”

    “Yaptığım iyilikler kötülükleri siler mi hesap etmiyorum. Menfaatin altına gizlediğim çıkarcı dualarım da yok. Eğilmiyorum kimseye, diz çökmüyorum beklentilere.”

    “Hayat sevdiklerinize ömürlük yaralar bırakıp, her sızısında adınıza beddualar, keşkeler sıralatacak kadar uzun değil maalesef. Dünyada bu kadar kötülük varken üzmeyin artık insanları. Zaman şaşırtabilir, bugün varlığına ihtiyaç duymadığınız insanlar, yarın yokluğunda yok olacağınız olarak karşınıza çıkabilir.

    “Dünya kötü, insanlar beter… Bu olumsuz koşullarda bile huzurunuzu ablamlı kılan kişiler varsa kuytunuzda sımsıkı sarılın, alın yüreğinizin kral dairenize. Bu devirde bir adım yaklaşmak gibi zira…”

    “Bırak gitsin!
    Kurşuna diz beyninde ‘ bir gün mutlaka gelecek’ umudunu. Yedeği olma kimsenin hayatının, başrolü ölen hikâyenin miadı dolmuştur. Kapat perdeyi, dinle alkışları.
    Arkada kalan eller sallanmak için değil, yeni hayatlara tutunabilmek içindir.”

    ***Yazarımızın kitabını büyük bir keyif ile okudum, eseri yazarken kelimeleri sanki dans ettirmiş adeta. Büyük bir cesaret ile cesurca yazılmış bir eser, her şey açık ve net ifade edilmiş. Bizlerin ders çıkarabileceği hikayelere yer vermiş ve okurken o kadar güzel notlar tuttum ki yorumda hangisini yazacağımı şaşırdım. Kendimi biraz kaptırıp biraz uzun yorum yazmışım, ancak bütün okuyucuların okumasını görmesini istedim. Yazamadığım notları görsellerden okuyabilirsiniz.

    ***Kitabın paylaşımlarında bazı okuyucular tarafında önyargı ile bakıldığını gördüm ve o kişilere yanıtını verdim. Kitabın ismine bakarak çok fazla önyargı ile yaklaşıyorlar. Kitabın içine girip kendilerini bir bıraksalar çok farklı olduğunu anlayacaklar.

    ***Okuma süresince yaptığım paylaşımlar neticesinde yazarımızın ve yayınevinin ilgisi beni çok mutlu etti. Her okuru ile ayrı ayrı ilgilenmesi ve sevgisini hissettirmesi, tanımadan güven duyması da paha biçilemez bir mutluluktu bizler için. Sanki yıllardır birbirimizi tanıyoruz hissi uyandırdı bende. Pia olarak hep karşıma çıkıyordu önceleri ve açıkçası merak uyandırıyordu bende, daha önce diğer kitaplarını okumadım ama bu eser kadar güzel olduğunu düşünüyorum. Bu eseri ile birlikte güzel bir tesadüf ile tanıştık. İyi ki tanımışım yüreği güzel yazarımızı. Ellerine yüreğine sağlık, okuru bol olur inşallah.

    #PiaYıldızumaygülsu #trendyayınevi #senkimköpek
  • Farkında değilsin ki
    Ardında katlini verdiğin sevinçlerinin.
    Boşvermişliğinle tükettin
    Riyakarlığınla yokkettin
    İncinmişliğin şarkısını.
    Zamana bağışla yitik kentini
    Oluruna bırak vee git hiç aramadığın şehrin sokaklarını.
    15:05:2019
  • Oluruna bırak, her neyse geçer..
  • Ama şunu sormalısın kendine, bugüne kadar içsel anlamda verdiğin savaşın senin için bir kazanımı oldu mu? Daha iyi hissettin mi? Ya da geçmişinde ruhunu yaralayan insanlar senin içsel savaşın sonucunda pişman mi oldular? Sanırım bu sorulara cevabın hayır.
    Peki o zaman ne kazandın ya da kaybettin bu savaştan? İçsel savaşın tek kaybedeni maalesef sen oluyorsun. Bu savaştan sana kalan, içsel huzursuzluk, içinde biriken öfke ve belki bazen kendinden bile nefret etmen oldu. Ama yeterince savaştın, artık geçmişinde böyle bir şeyler olduğunu kabul edip neden diye sormamalısın.
    Beyhan Budak
    Sayfa 120 - Destek Yayınları