• damar kesildi, kandır akacak
    ama kan kesilince damardan sıcak
    sımsıcak kelimeler boşandı
  • İnsan
    eşref-i mahlûkattır derdi babam
    bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
    ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
    bu söz asıl anlamını kavradı
    geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
    geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
    kararmış rakamların yarıklarından sızarak
    bu söz yüreğime kadar alçaldı
    damar kesildi, kandır akacak
    ama kan kesilince damardan sıcak
    sımsıcak kelimeler boşandı
    aşk için karnıma ve göğsüme
    ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
    aşk ve ölüm bana yeniden
    su ve ateş ve toprak
    yeniden yorumlandı.

    #İsmet ÖZEL
  • 165 syf.
    ·3 günde
    Füruzan, öykülerinde kadının dünyasını sıcak bir öykülemeyle aktarır. Anlattığı kadınlar toplumun yoksul kesimindendir. İşçiler, Anadolu'dan göç edip büyük kente karışmaya çalışmış ancak bir yama olarak kalmış insanlardır onun öykü kahramanları.

    Kız çocuklarını anlatmaktaki başarısı kıskanılacak denli güzeldir. Bir de Tomris Uyar, sık anlatır kız çocuklarını.

    " Çocuktur o, çocuk uykusu doyumsuz olur. Her sabah helvayla ekmek yersin." cümleleri kitaba adını veren öyküden alınan bir şiir dizesi gibidir.

    Yoksulluğun sımsıcak bir ekmek gibi insanı sarıp sarmalayan sıcak sevgisini taşıyor Firuzan'ın öyküleri.
    Yalnız başlarına hayata,insana direnen insanların türküsüdür bu öyküler.

    Firuzan: " Sanatçılar ince duyarlıkları, keskin zekâları, sorgulayıcı kafa tutuşları, yaşamı ve insanı algılama derinlikleri ile yaşananların sorgulanmasında baş noktada yerini alır." der.

    " Parasız yatılı imtihanlarının çocukları (neden) hep erken gelir."
    Hiç gecikmezler.
  • İstanbul, her mevsimde ayrı bir güzelliğe sahiptir. Onun soğuk karlar içinde bile sıcak sımsıcak bir sevimlilik ve şirinliği vardır...
  • yaşanmayanlara özlem var içimde..
    sende bulacağıma inanıyorum ya
    belki sende bulma isteği bu içimdeki
    illa ki sende bulma inadı

    şimdi sen çağırsan beni
    neden çağırdığını söylemeden
    sadece gel desen
    gelip uzak yollardan..
    sana sarılsam düşünmeksizin..
    neden sarıldığımı anlatmaya gerek görmeden..
    çok şey istemem senden

    belki bir tatlıcıya gideriz..
    ikimiz de severiz tatlıyı
    tavuk göğsünü severim ben..
    tatlı yiyip tatlı konuşacağız ya
    bir kaşık tatlımdan alıp
    seni anlatacağım ya

    yetmez ya hiç bir şeker adı
    sözcüklerime seni katmaya
    gözlerine bakarım
    yetmez gizli bakışına sığınırım
    şiirim kabarır içimde
    şiirler yazarım kağıt peçeteler üstüne..

    belki ürküyorsun sen
    aşkım çok
    sevgim çok
    sense korkak
    sense sevginin içinde duraksamış
    sevmeye istekli bir korkak

    aslında çok şey istemeye niyetim yok..
    olanla varsın ya bende..
    bendeki olan senin bütünün ya..
    varlığımı sımsıcak ısıtan
    istemiyorum zaten fazlasını ..

    belki alışverişe çıkarız..
    sen beğenirsin alacağım kazağı..
    siyah rengi çok severim..
    gözünün değdiği ilk kazağı alırım..
    belki çabucak giymem
    bakışların değmiş ya ..
    saklarım sensizliğin yakama yapışacağı anlara
    özleminin büyüyeceği ilk anda
    bakışlarından giyinirim
    kazağıma değen elime
    sıcaklığın bulaşır
    senden saklı büyüttüğüm

    kimbilir belki deniz kenarında yürürüz..
    ben balık ekmek isterim..
    belki bir de şalgam..
    sen belki kırmızı şarap..
    ve dudaklarımdan sana dair şiirleri yudumlamak

    yine de yürürüz beraberce seninle
    elele olmak mı..
    çok şey istemem ..
    ruhundaki ellerimi çıkaramam ki.
    sıcak senin içinde ellerim..
    hiçbir şey ruhundaki renkler kadar ısıtmaz ellerimi..
    dedim ya çok şey istemiyorum senden
    her şeyini almışken..
    katmışken kendime
    satır satır
    damla damla
    bundan daha çok ne olur bilmem

    çok şey istemiyorum diye şaşırma.
    ben öyle az şeyle yetinirim
    belki beraberce klasik müzik dinleriz
    belki bana figaronun düğününü anlatırsın..
    ben seni dinlerim ..
    klasik müzik neyime.
    sesinin notalarına düşer ya aklım…
    ben belli etmem bilirim utanırsın..
    aşk dedikçe korkan birisisin sen ..
    olsun ben ses çıkarmam
    serde dillendirilmeyen aşkı yaşamak var

    belki dedim ya az şey isterim senden..
    lunaparka gideriz
    içimizdeki çocuğu sevindirmek için.
    çarpışan otolara bineriz
    ellerin yakınımda
    değerim de gizli gizli..
    sıcaklığına vurgunum ya
    sıcaklığından sevişmelere yürürüm ya
    kutsal bir emanet gibi alırım ya seni
    ellerinin sıcağından
    değerim ellerine
    arsız bir çocuk yaramazlığında

    dedim ya çok şey istemiyorum senden ..
    öyle aşk sözcükleri beklediğimi sanma
    sarılsan bana sımsıkı
    konuşmadan
    suskunluğunla gülümsesen
    yeter bana sevgini büyütme
    ben alırım ne de olsa ….
    senin vermek istediğin her şeyi
    vermeye bu denli korkakken sen

    haydi sen unut bunların hepsini
    sen yeter ki gülümse
    çok şey istemem senden

    Gassan Satar