• 384 syf.
    Uzayın Sırlarına Dair Bireysel Bir Okuma
    17.09.2020 - Ülker Gündoğdu
    Uzayın Sırlarına Dair Bireysel Bir Okuma
    Kitaplar tohum gibidir. Yüzyıllarca bir yerde uyuyakalmış durumdadırlar, sonra da birden beklenmedik ve umut vaat etmeyen topraklarda çiçek vermeye başlar. Prof. Dr. Carl Sagan akıllara durgunluk veren, sonu olmayan evreni, Kozmos adlı eseri ile anlatmaktadır. Bilimin geçmişine, şimdiki zamanına ve geleceğine yönelik insan aklının tüm noktalarına parmak basarak, düşünsel bir değişim geçireceğiniz bir eser ortaya koymuş, Sagan. Eser, gerçek olamayacak kadar gerçek.
    Carl Edward Sagan, Yahudi kökenli Amerikalı gökbilimci, astrobiyolog. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalarla tanınır. Astrobiyolojinin öncülerindendir ve Dünya Dışı Akıllı Varlık Araştırması'nın (SETI) ilerlemesinde büyük katkıları olmuştur. Popüler bilim kitaplarıyla ve yazımında yer alıp sunduğu ödüllü televizyon dizisi Cosmos (Kozmos) ile dünya çapında tanınmıştır. Parlak bir bilim insanı ve aktarım üstadı olan Sagan, herkesin anlayabileceği şekilde eserlerini okuruna etkili bir üslupla sunuyor. Bilimsel konuları kitlelere tanıtma, sevdirme ve aydınlatmayı hedefleyen Prof. Dr. Carl Sagan başta televizyon olmak üzere, kitle haberleşme araçlarını etkin olarak kullanmıştır. Kozmos Bilim Dizisi olarak çekilmiş Ülkemizde de gösterilmiştir. Bilimkurgu film ve kitaplarla evrenin ve yaşamın sırlarına duyduğum derin merakı giderme isteğime bilimsel cevap niteliği taşıyan hayranlık uyandıran bir yapıt Kozmos. Halkın ilgisine ve yararına sunulmayan bilimi, “mutlu bir azınlığın ayrıcalığı” olarak tanımlanmakta araştırma ve buluşların halka sunulması yönünde özel bir çaba sarf edilmektedir. “Ben Carl Sagan adında, su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamı olan varlığım siz de öylesiniz, yalnız adınız başka.” Diye kendini tanımlayan bilim adamı, okurla bağ kurmaya çalışarak, insanı metaya bağlı bir olgu, bir durum olarak tamlamaya çalışıyor, bu durum da düşüncesinin temelinde materyalist bir felsefe olduğunu gözler önüne sermektedir. Kozmik perspektifin keşfini amaçlayan Kozmos adlı eser, ilginç bir kitap olarak okurların ilgisine sunulmuştur. Pozitivist aklın her şeyi açıklamaya yettiğini düşünmek, salt akılla evreni, kâinatı açıklamaya çalışmak, yetersiz bir durumdur. Bilimsel gerçekler hakikatle olan temasını yitirdikçe, eksik bilgi, yetersiz bir açıklama olarak duracaktır… Hayretten okurun soluğunu kesecek kadar ilginç bilgileri barındırmaktadır.
    Düşüncelerin, yöntemlerin ve bilimsel hazzın okura yararlı olduğu kitap anlaşılması dikkat isteyen konulara eğilme fırsatı veriyor. “Evrenin uyumu” anlamına gelen Kozmos’un tahmin edilemeyecek kadar eski olduğu ortaya konulmakta, net bir tarih verilememektedir. Evreni inceleyen bilim adamları sayesinde karanlık bir galaksinin ücra köşesinde bir yıldızın çevresinde dolanan toz zerreciği üzerinde yaşadığımızı gördük. Uzayın enginlerinde bir zerreciksek, çağların enginliğinde de ancak bir anlık zaman içinde yaşıyoruz. Dünyaları yaratana kendimi teslim etmek zorundayım. “Sizleri toz zerreciklerinden var eden O’dur.” Kur’an-ı Kerim’de Mü’min Süresi’nde bir ayet ile örnek veren Carl Sagan, inancın bilime yön verdiğine değinmektedir.
    Kitap Hakkında Ayrıntılar
    Yerküre atmosferinin %99’u biyolojik kökenlidir. (s.48) Gökyüzü yaşamla dopdoludur. Çınar ağacının da, bizlerin de yapısı aynı harçtandı. Yiyecek parçaları hücrenin içinde şekil değiştirir. Bugün akyuvar olan, dünün ıspanağıdır. İnsan türünün kaynak potansiyeli büyüktür. Nükleik asitleri insandakinden daha iyi çalışmaları için bir araya getirmenin çeşitli yolları olmalıdır. Neyse ki, başka tür bir insan meydana getirmek için nükleotidleri değişik bileşimlere kavuşturma bilgisinden yoksunuz. İleride nükleotidleri istediğimiz biçimde bir araya getirerek arzu edilen nitelikleri yaratmak mümkün olabilir. Düşündürücü ve ürkütücü bir proje! İlk olarak biyologlar başka hayat türlerinin mümkün olduğunu anlayacaklardır. Başka bir yerde hayat arayışı önemlidir. Bulmak kolay olmayacak aramaya çok, ama çok değer. Kozmos’un çok sesli müziğine kulaklarımızı açtık. Biliyor musun göklerin yasalarını? Tanrı’nın yöntemini yeryüzünde kurabilir misin? Eyüp (a.s) Peygamber’in bir sözünden vurgu yapmaktadır. Tanrı Kozmos’taki Yaratıcı Güç’tü.
    Kepler ve Newton insanlık tarihinde çok önemli bir dönemi ifade etmektedirler. Dönemin ortaya koyduğu ilke, doğanın tümünde çok yalın matematik yasalarının geçerli olduğu ve yerküremizde olduğu kadar göklerde de aynı yasaların geçerli uygulandığıdır. Çağdaş uygarlığımızın tümü, dünya hakkındaki görüşümüz ve şu anda evreni keşifteki girişimlerimiz onlara borçlu ulduğumuz şeylerdir. Tarihin görüp göremeyeceği en ibret veren olayları ve çalışmalarını Kozmos ile okurun gözleri önüne sermektedir.
    Çağdaş gerçekçi resmin öncülerinden olan Giotto, Halley Kuyruklu Yıldızı’nın bir kez daha görünüşüne tanık olduğunda, bu yıldızı İsa’nın doğuşuna ilişkin bir tabloya dahil etmiştir. 1466’da büyük bir kuyruklu yıldızın görünmesi Avrupa’yı telaşa düşürdü. Bu da Halley Kuyruklu Yıldızı’ydı. Hıristiyanlar, yeryüzüne kuyrukluyıldız sevk eden Tanrı’nın, istanbul’u henüz yeni zapt eden Türklerin yanında olabileceği korkusuna kapıldılar.
    Yerküremizde bilimin gelişmesi temel olarak yıldızlarla gezegenlerin devimimlerindeki düzenin gözlemlenmesiyle oluşmuştur. Bizim sevimli gezegenimiz yerküre, bilebildiğimiz tek yuvamızdır. Venüs çok sıcak bir yer, Mars çok soğuk bir yer. Yeryüzümüzse uygun bir yer, insanoğlu için bir cennettir. Gezegenimizi tutarsız biçimde etkiliyoruz. Bilgisizlik ve bilinçsizlikle uzun vadeli sonuçlarını bilmeden atmosferi kirletip toprağı çoraklaştırıyoruz.
    Dünyamıza Özen Göstermek Zorundayız
    Mars’ta insan yaşadığına ilişkin verilerin entipüften kanıtlar olduğunu gözlemledik. İlk bakışta, Mars birçok bakımdan yerküremize benziyor. İleriye ait araştırmalarda öğreneceklerimiz, şimdiye dek öğrendiklerimizden çekici gelebilir. Mars’ta hayat var ama organik kimya yeryüzündekinde olduğundan daha az önemli bir rol oynuyor.
    Uzay okyanusundaki yıldızlar da birer güneştir. Göklerde keşfedilen dünyalar: çağdaş kozmik perspektife benzerlikler göstermektedir. Geceleri gökyüzü açık olduğunda yeryüzüne çok yakın görünmektedir. Elini uzatsan bir yıldız tutacakmış gibi gelen Karaman’ın Ambar Köy’ünün seması samanyolu ve yıldızlarla donanmış geceler de adını taşıdığım Ülker Yıldızı’nı aramakla geçen çocukluğumun sorusu: Yıldızlar nedir? Aynı sorunun peşinden giden Carl Sagan’ın yanıtı: Yıldızlar güçlü birer güneşlerdir, yıldızlar arası uzayda nice ışık yılı uzaklıklarda bulunmaktadırlar.
    Aristarkhos’un bize bıraktığı en büyük mirası: Ne bize, ne gezegenimize doğada ayrıcalık tanınmıştır. Bu görüş gezegenimizin yıldızlarla kıyaslanışında geçerli olduğu kadar, insanlık ailesinin kişileri arasındaki çeşitli ilişkilerde de geçerlidir. Bu görüşün etkisiyle astronomide olduğu kadar, fizikte, biyolojide, antropolojide, ekonomide ve siyasette büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. İnsanlar yaşadıkça Kozmos’taki yerimizi arayıp durmuştur. İnsanlardan çok galaksilerin bulunduğu bir evrenin ücra köşesindeki dağınık galaksiler kümesine dâhil bir galaksinin sınırlarında, iki sarmal kol arasında kaybolmuş sıradan bir gezegende yaşıyoruz.
    Uzak ve egzotik takımyıldızlarla dolu bütün bu göklerde, büyük Samanyolu’nun küçük bir bölümünü incelemek için yıldızlar arası taşıt filosunun kurulup yolculuğa çıkarıldığı bir liman olarak kullanılabilecektir. Gelecek yıldızlar arasında bir rol oynamaları mukadderse bunu tayin edecektir.
    Newton’a göre: Tanrı, çeşitli boyut ve biçimde madde zerrecikleri yaratabiliyor… Değişik yoğunlukta ve güçte de. Bu nedenle doğanın değişik yasalarını uygulayarak evrenin birçok bölgesinde değişik dünyalar yaratabilir. Çok uzaklarda bulunan yıldız anlamına gelen Kuasarları gökadamızdaki yıldızlar olduğunu düşünmüştük. Kuasarlar evrenin genişlemesinde çok önemli oldukları sanılmaktadır. Kanıtlanmadığı kesin hiçbir zaman da kanıtlanamaz. Ama sonsuz evrenler hiyerarşisi vardır. Elektron gibi evrenimizdeki bir temel zerreciğin içine girebilse tümüyle kapalı kalmış bir başka evren bulundurduğunu görebileceğizdir. Bunun içinde gökadaların ve daha küçük yapıların bölgesel karşıtı olan çok sayıda ve daha küçük element zerrecikleri vardır. Bunlarda alt düzeyin evrenleridir. Ve hep bu böyle gider. Evren içinde evren bulunması, aşağı doğru bir hiyerarşi oluşturduğu gibi yukarı doğruda oluşturur. Sonsuza dek. Bizim bildiğimiz galaksiler, yıldızlar, gezegenler ve insanlardan oluşan evrenimiz bir üstteki evrenin tek temel zerreciğinden biridir. Sonsuz bir merdivenin basamağı yani. Sonsuzluğun ip ucunu ararken, bir sıçrama yapabiliriz…
    Kozmos henüz dün keşfedildi. Bir milyon yıl boyunca yeryüzünden başka bir yer olmadığı düşünülüyordu. Aristarkhos’tan günümüze evrenin merkezi olmadığımızı ve evrenin varoluş amacının üzerimizde toplanmadığını öğrendik. Merkezi ve kuruluş amacı biz olmayıp enginlikte ve sonsuzlukta kaybolmuş minnacık ve minyatür inceliğinde, yüzlerce milyar galaksi ve milyarlarca trilyon yıldızla bezenmiş bir Kozmik Okyanus’ta dönüp dolaşan bir dünya üzerinde yaşadığımızı fark ettik. Yıldız külünden yapılmış bulunuyoruz. Kozmos’un keşfi kendi kendimizi keşif yolculuğudur.
    Uzayın detaylı tasvir edilişi zihinde canlanıyor, evrenin haritası okurun zihninde şekilleniyor. Kitabın basımı gözü yormuyor ve akıcı okuma keyfi veriyor. Rahat okunuşuyla hızlıca okuyup bitireceğiniz kitabı, zengin içeriğiyle öğreneceğiniz paha biçilmez bilgileri nedeniyle herkesin öğrenmesi için şiddetle tavsiye edeceksiniz. Yazar tüm tasvirleriyle uzay okyanusunda hayretlere durgunluk verecek hayal kurma zevki sağlıyor. Kitabın sonunda Nasa’nın izniyle basılmış inanılmaz Kozmos manzaralarında gözünüz, gönlünüz, ufkunuz ve zihninize şölen yaşatarak kitabı tamamlıyorsunuz. Yıldız serpilmiş Kozmos’un fotoğrafını taşıyan kapağı keşfe çıktığımız uzaya farklı perspektifler ile bakış atmanızı sağlamaktadır. Bilim arayanlar gerçeğin mutluluğuna varanlardır. Eser konularını bilimsel şekilde anlaşılır aktarmaktadır. Eserin ortaya koyduğu unsurlar kozmik sırlar bakımından değerli ve çok önemlidir. Bilimsel veriler ışığında ortaya konulan Kozmos, galaksiler, yıldızlar, evreni kainat noktasında önemli ayrıntılar elde etmek için başvurulacak eserlerden biridir. Esre, popüler bilim serisi dahilinde değerlendirilebilinir. Okuyucuların evren hakkındaki meraklarını bir nebze de olsa giderebilecek türden bir eserdir. Yazar Tv programlarıyla elde ettiği popülerliğini, kitaplarlada perçinlemek için bu konuda detaylı bir eser ortaya koymaya çalışmıştır. Eser ortaya koyduğu konular dâhilinde, diğer eserlere de vesile olacak bir niteliktedir.
    Carl Sagan
    Kozmos
    Evrenin Ve Yaşamın Sırları
    Altın Kitaplar
    384 s.
    Ülker Gündoğdu - 17.09.2020
    http://www.kitaphaber.com.tr/...bir-okuma-k3683.html

    Ülker Gündoğdu Kozmos - Evrenin ve Yaşamın Sırları Carl Sagan
  • 400 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    _Spoiler içerir
    Aşk nedir? Birine karşı yoğun hisler barındırmak mıdır? Aşk sadece bu mudur? Eminim bundan daha fazlası vardır. Bu konuda pek tecrübem yok ama yine de  Kenan'ın aşk dediği şey bana aşktan çok uzakmış gibi geldi. O başarısızlığına ve kendine uygun bir kılıf arıyordu  ve bu, yaşanan olaylar eşliğinde aşktan daha iyi bir şey olabilir miydi? Onun şan ve şöhrete sahip olması, kadınların ona boş olmaması yaptıklarının sonuçlarını düşünmeden hareket etmesine neden oldu. Sadece kendini düşündü. Aşık olmak bile sadece kendi içindi. Bu kitap Kenan' ın Lamia' ya aşık olma hikayesi değildir . Bu kitap bir adamın yükselişi ve çöküşüdür. Bir kadının gençlik, saflık, olgunlaşma hikayesidir de.
    Mekanlar ve olayın geçtiği yerler bize o zamanın Anadolu'sunu gösterir, tıpkı Çalıkuşu gibi. Kirlenen bir kadının hiçbir yerde yeri olmadığı bir Anadolu. Değişen pek bir şey yoktur aslında. Söylentiler, elalem ne der meselesi her daim gündemde. Adı çıkmış bir kadının ne o muhitte ne de şehirde yeri yoktur artık. "Onlara verdin benim ne eksiğim var, bana da ver" diyen bir enişte. Mide bulandıran olaylar var ama bunlar gerçek ve bize hiç de uzak degiller.
    Olayların akışına kapildiktan sonra bilinmeyen kelimeler o kadar sorun yaratmıyor. Kitap akıcı ve sıkmıyor. Ben kitabın yer sayfasında Kenan'dan nefret etmek dışında bir sorun yaşamadım. Çoğunluğun aksine Kenan' la Lamia' nın birlikte olmasını hiç istemedim. Kitabın sonu beni her yönden tatmin etti bu yüzden.
    Gerçeği söylemek gerekirse bu kitabı dizisinin bir iki bölümünü gördükten sonra okumaya karar vermiştim . Dizisi çok kötü kitabı nasıldır diye düşündüm. Olayların aslını merak ettim. Az çok nasıl bir şeyle karşılaşacağımı biliyordum ama beklediğimin fazlasını buldum ve güzel bir okuma oldu benim için.
          
  • 280 syf.
    DOĞDUM, GÜN YOK! BÜYÜDÜM, GÜN YOK!

    1 Mart 1922 tarihinde TBMM'nin açılış konuşmasında ''Köylü, milletin efendisidir.'' demişti Atatürk. Bunu söylerken elbette samimiydi. Muhtevasında köylünün milletin temeli olduğunu söylemişti belli ki. Ancak yüzyıllar boyu köylü ne eder, ne yapar, nasıl yaşar hep bir muammadır. Kendi sınırları içerisinde ayrı bir cumhuriyettir onlar. Dertleriyle, sıkıntılarıyla, emekleriyle, hayalleriyle kendi sınırları içinde dağılanları toplamak, toplayıp önüne bakıp o küçücük sınırlarda bir yaşam alanı açmağa uğraşırlar. Dünyada olana karşı ilgisizdirler. Savaş çıkar, olağanüstü haller olur ülkede o zaman akıllara düşer bu köylüler. Süt lazımdır, buğday lazımdır, saman lazımdır, hayvancılık lazımdır köylü gelir akla. Sonrası onların derdidir. Sonrasıyla kimse ilgilenmez. Yol mu yapılacaktır, rantım yok. Su mu gelecektir seçime çok. Camiye hoca mı lazımdır kadro yok. Mazot mu lazımdır..... uzaaar gider bu liste. Köylüysen yaşarsın, yaşarsın da nasıl bir yaşamadır bu. Bir yaşama uğraşının ortasında ömrün nasıl gelip gittiği bir muammadır. Zordur köylü olmak, bir seçimden çok başa gelmedir. Kaderindir. Hayat baştan bir zincir vurmuştur boynuna ve sen bu zincirin uzunluğu kadar özgürsündür.

    Ben de bir köylüyüm. Çoğumuzun da bir köyü vardır. Bayramlarda, seyranlarda gider geliriz. Gittiğimizde etinden, sütünden faydalanır 1 haftalık müddetin sonunda artık ayrılmanın vakti geldiğine kanaat getirerek şehrin özlemiyle kucaklaşırız. Geride kalanlar bir sene daha bekleyecektir bizleri. 1990'ların başına kadar köylerde elektrik yoktu :) Bir düşünün diyeceğim de diyemiyorum. Elektriği bırakın internetsiz öleceğiz neredeyse. O zamanın şartlarını tahayyül edemiyorum. Çünkü bende bir elektrik / teknoloji bağımlısıyım. Yollar bozuktu. Okul yoktu. Sağlık ocağı yoktu. Kaderin kader olduğu yerlerdi yani köyler. Ki hala doğusuyla, batısıyla 2019 (!) yılını yarıladığımız şu zamanda bile insan yaşamaz dediğimiz köyler var. Olsuun. Yok ki yaşamıyorlar. Ya var olduğu halde yaşamayanlar (!) Şükretmek lazım.

    **Hayallerin yoksa şu harımlarla çevrili dünyada, ses etme, kulağasma! Nefesinle yorma bu dünyayı. Oksijenini heba etme kardaşım! Üstünü ört gözünle gördüğünün. Seninkisi hayat mı aleni irezillik. Arkan yoksa ardını dönemen, gün yüzü görüp yaşadığım da hayattır diyemen. Iraktır uzağa bakıpta düşlediklerin. Necedir halıın. Kara gün kararıp kalmış kardaşım. Gözel kardaşım... Üzülmeyesin.. Fakirin, köylünün helbet diğer dünyada bir hükmü, söyleyeceği, ederi vardır... Vardır değil mi benim gözel kardaşımm...**

    Fakir (Tahir) Baykurt'un hayatı da zorluklarla geçmiş. Zaten bu ülkede sanata dair ne yapılsa cezasız kalmıyor. Sanat, cezalandırılmak içindir. Sanat, kendi kendine zulme davettir gibi ülkemizin şanına münhasır olgular bizi diri tutuyor. İçimizdeki bu okuma aşkını alevlendiriyor. Nitekim bir olguyu öldürmek için onun üstünü örtmek, yakmak, bitirmeğe çalışmak ayrı anlamlara mazhar olmasına sebep oluyor. Bunu görememiş mi okumuş, bilmiş, başımızı iştigal etmiş adamlar (!) Bilememişler. Fakir Baykurt'un işbu eseri de çok çileler çekmiş. Müddeiumumi (savcı) demiş bu eser temizdir, cezai ehliyeti yoktur. Siyasiler demiş vurun, yerin, kırın, dökün. Öyle olmuyor işte. O iş öyle olmuyor. Sizin bildiğiniz yanıldığınıza yetmiyor. Siz kırdıkça biz toplayacağız. Bu adamları okumaktan geri durmayacağız. Şimdi siz tarihin tozlu sayfalarında bir isimden bile ibaret değilsiniz belki. Fakir Baykurt eserleriyle bu dünya var oldukça nefes alacak. Bu da böyle biline.

    Fakir Baykurt'un ismini bu siteden önce duymamıştım. Yine bu siteye girdiğimde de öyle gözüme çarpıyordu ancak üstünde duramadım. Ne de olsa okunacak bir sürü yazar var ya hani. Mustarip olduğumuz dertlerden en popüleri :) Arkadaşımın vesilesiyle hakkında epey şey işittim. Merakım gıdıklandı tabii. Bir de Ulucanlar Cezaevi'nde yattığını duyunca. Kendi kendime dedim bu adam doğru bir şeyler yapmış, güzel şeyler bırakmış olmalı ki Devletimiz gerekli cezayı uygun görmüş. Ulan ben bu adamı okumam lazım, okumam lazım dedim durdum. Sonuç: Okuyamadım :) Bir yerlerden bir sebep gelse de tanışsak Fakir abimizle diyordum. Dertli Ebru Ince kardaşımız, ablamız bize bu vesileyi sundu. ''Fast and Lecturer'' lakabını kendisine uygun görüyorum :D

    Neyse etkinlik hoş güzel bir de kitabı edinmek gerekiyor. Literatür Yayınları hoştur ama kitapları pahalıdııır. Bir ara sahaf gezer alırım dedim. Sooonra pek kıymetli arkadaşım kirmizicekic'in hediyesi ile kitabı ön saflara çekmek zor olmadı. Artık Fakir abimizle tanışmak, Kara Bayramı, Dertli Irazca'yı, Deli Haceliyi, Muhtar Hüsnü'yü tanımak farz oldu.

    Bir eserin akıcı olması okur için önemlidir. Sonuçta kafamızda binbir türlü sorunlar, tilkiler var. Bu eser tam aradığınız mahiyette. Akıcı, Burdur'un Yeşilova ilçesinin Karataş köyünün o dar rotasyonunda kısa paslaşmalarından bir dünya sunuyor bizlere. Elden çabuk çıkacak ancak dilden çabuk düşmeyecek bir kitap. Dilime direkt sirayet etti bir çok kelime. Okumanız ve yorumlamanız beni mutlu eder. Bazı kitapları çok sever ve sahiplenirsiniz. Herkes okusun istersiniz. Ben de bu kitabı öyle sahiplendim. İyi ki, iyi kii okudum.

    Not: Kitap, 1962 yılında filme, 2013 yılında da diziye uyarlanmış. Meraklılarına.

    BONUS: Köylüleri Neden Öldürmeliyiz? http://www.nihayet.com/...-nicin-oldurmeliyiz/

    Filmi: https://www.youtube.com/watch?v=bQExSzT0rBo
    Dizisi: https://www.youtube.com/watch?v=UIlmu5f7RVU

    https://www.youtube.com/watch?v=11tKhPtp1Rs
  • 600 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitabi ikinci el kitap satan bir dukkandan aldim.Normalde baska bir kitap almak icin gittigim dukkanda istediğim kitabın olmadığını öğrenince kitaplari karistiriyordum.Yazarini tanıdığım için elime alip incelemeye basladigim bu kitabin ilk sayfasinda gordugum not kitabi almama vesile oldu.Not aynen şu şekilde:

    (Ben cahillik yaptım okudum kardeşim sende cahillik yapıp okuma.)

    Yaklaşık 5 günde bitirdim bu kitabı.
    Soluksuz okudum diyebilirim.Olay örgüsü ve günümüz popülaritesine uygun oluşundan çağa ait olan bir genç kız olarak beni de içine kolayca çekti.
    Genelde yabancı yazarlardan; felsefik,düşündüren,yoğun bir bilinç ve idrak gerektiren kitaplar okuyorum.
    Bu kitabı okumak benim için bir film izlemek gibiydi.Kafan ne kadar meşgul olursa,yorgun olursa olsun okuduğunda çok rahat anlayabileceğin,seni gündelik yaşamdan uzaklaştırabilecek,keyifli vakit gecirmene imkan saglayacak güzel bir kitap.
    Ama bir önerim var Cemil Meriç gibi her cümlesi ile sizi sizden alan buyuk yazarlardan sonra okumayınız.
    Kitap da çok güzel mesajlar da var.Olay örgüsüne ve karakterlere çok güzel bir şekilde yedirilmiş olan bu mesajlar daha önceki okuduğum bir çok kitaptan tanıdık olduğumdan dolayı beynimin sinapslarında ilk titreştikleri anda ki kadar zevk vermese de içimde hatrı sayılır heyecanlar meydana getirdi.Icinden herkesin kendi algısına göre alabileceği şeyler mevcut.Kompleks bir kitap bence bundan dolayı bu kadar baskı yapmış.

    Ha bir de dizisi var bu kitabın.Dizini de izlemiştim ilk çıktığı zamanlarda.Dizi ve kitap birbirleriyle kiyaslanmamali bence.Ikisi de kendi kategorisinde incelendiklerinde güzeller.
    Genelde kitap in diziye göre çok çok daha iyi olduğu söylenip dizi elestirilmisti.Dizinin eleştirilmesini gereksiz buluyorum.Çnku tabiki bir dizi ya da film kitaptaki tüm ayrıntıları size aktaramaz.Eger bir ekrandan bize bunları yansıtmasıni beklersek kitapları küçümsemiş oluruz bence.

    Şimdi ikinci kitap olan "Çİ" yi de aldım onu şimdi okumaya başlayacağım.Eger ikinci kitap da bu şekilde akıcı,sikmadan devam ederse kitabı Bitiririm.Ucuncu kitap ilan "Pi" yi okuyup okumayacagima Çi nin gidişatına göre karar vereceğim.Tek korkum yazarın serinin devamı olan kitaplarda tekrara düşmüş olabileceği.Okumam için sadece olay orgusunun akıcı olmasi yeterli değil çünkü.

    Kitaplardan önce yazarı tanıdım.Su an böyle bir insanı tanıyor olmaktan,böyle bir insanın varlığına tanık oluyor olmaktan gerçekten çok gururluyum.Iyi işler yapan herkesi takdir edebilirim ama her iyi iş yapanı örnek almam.
    Azra Kohen'se hem takdir ettiğim hem de örnek aldigim bir insan.Kitaplarini okumayı düşünmüyorsaniz bile yazarı tanımanizi ve arastirmanizi,fikirlerini duymak için ona bir şans vermenizi tüm kalbimle isterim.Yaşam denen bu yolculukta bir molanizda onunla dinlenebilirsiz bence.
    Yazarın bir çok düşüncesini ben onayladim.Siz onaylar misiniz bilmem ama bence böyle düşüncelerin var olduğunu bilmek bile güzel.

    Bu kitaba ait olan alıntılarima göz atmayı da unutmayın lütfen :)

    Gününde hangi saatinde olursaniz olun huzurla kalın efendim...