• "Şimdi sen yalnız adam, çal kendine bir türkü
    Ama içinde yalnızlık olmasın,
    Umut olsun, sevda olsun, aşk olsun."
    Ufuk Koçak
    Sayfa 65 - İnkılap
  • 192 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    İçsel Çatışmalarımız bir kendine yardım rehberi olmaktan çok klinisyenler için hazırlanmış bir kitap. Ancak kitabı okumak için ruh sağlığı uzmanı olmaya gerek yok. Zira yazarın dili diğer psikanaliz araştırmacılarına göre daha anlaşılabilir ve açık. Kitap okuyucuya, öncelikle çatışmaların sadece nevrotik kişilere özgü olmadığını, her insanın içinde zorlantılı ikilemler, kararsızlıklar ve yıkıcı deneyimlerin sebep olduğu açmazların yer alabileceğini gösteriyor. Elbette nevrotik ve normal çatışmaların farkları bulunmakta. Yazar bunları kıyaslamalı bir dille aktarıyor. Horney çatışmaların yarattığı farklı kişilik tipleri (insanlara yaklaşan-uyumlu tip, insanlardan uzaklaşan-mesafeli, insanların aksine giden-saldırgan tip) ve bu tiplerin yarattığı idealleştirilmiş imgelerden bahsederken kendi klinik deneyimlerinden sık sık yararlanmakta.
    Kitabın son bölümü ise klinisyenler için yol gösterme amacı taşıyor. Analizin amacının ne olduğu, çatışmaların analizde nasıl çözümlenebileceği, hastaların analiz süresi boyunca ne tür dirençler gösterebileceği aktarılmakta. Horney, bu açıdan iyimser bir yaklaşıma sahip. Bir çatışma kişiliği esir aldığında, kişiyi çatışmanın sebep olduğu bölünmeden kurtarmak, bilinçdışı baş etme yollarındaki dikenleri ayıklamak konusunda okuyucuya umut veriyor.
  • Yerinden çıkmış kaldırım taşları ve sırtını dönmüş sokaklar arasında yürüyorum. Rüzgar elime değdikçe ellerimi kaçırıyorum. Bir ağacın gölgesi çıkıyor birden ayaklarımın önüne basmamak için, canını acıtmamak için sıçrıyorum. Dar bir kaldırımdan geçerken eğer karşıdan biri geliyorsa duruyorum ve öncelik veriyorum. Yani yürüdüğüm yolların hiç bir anlamı yok ve hiç bir güzelliği. Eskiden yolda yoktu ama umut vardı içimde, ellerime aşk değiyordu ve her sokak benimmiş gibi yürüyordum. Ama sokak yoktu. Şimdi ise binlerce manasızca yürüdüğüm sokaklar var. O kadar...

    - Emre Koçak
  • Yanıyor gece. Karanlık alev içinde. Yıldızlar benden uzaklaşmak için kayıp gidiyor. Hangi yıldıza odaklansam, tam bir dilek tutacakken kayboluyor. Pes etmeden devam ediyorum. Bir yıldızı bile kandıramadan sabah oluyor. Gece bile beni dışlamış hissediyorum. Ama ben tüm enerjimi yine umuda veriyorum. Bu kez güneşe bakıp bir dilek tutayım diyorum. O da yıldız gibi ama çok ağır bir şekilde kayıp gitmeyecek mi diyorum. Tam dilek tutacakken bir bulut geliyor ve gölgeye bırakıyor dileğimi. Bir dilek dileme umudum ellerimden kayıyor. Başka gece başka bir gün yaparım diyorum. Sonuç hep aynı oluyor. Küllükte ki izmaritler de hep bir umudun ezilmişliği var. Yüzüme sığmayan bir hüzün var. Ama mecbur olduğum bir şey var. Umut etmek zorundayım. Belki bir gün bir yıldız göreceğim, içimde ki herşeyi söyleyene kadar, herşeyi isteyene kadar orada duracak ve sonra kalbime kayacak. Sonra ben hep kalbime bakıp istediğim kadar hayal kurup umut edeceğim.

    - Emre Koçak