• 136 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10 puan
    Müjdat Gezen/ Savaş Dinçel - Çizgilerle Nâzım Hikmet

    #okudumbitti
    Ne çok şiir okudum kaleminden, her birinde yüreğimin telleri titredi...
    Hikayesini her okuduğumda, derste nihayet konu ona gelip de tüm coşkumla anlatırken her seferinde boğazım düğüm düğüm, sesim istemsizce titrerdi...
    Nazım Hikmet... Benim çocukluğumda kitaplarda adı yoktu... Sonra sonra müfredata alındı adı. Hatırlamıyorum şimdi edebiyatımızda çığır açan bu adamın adını zikretmeden nasıl tasarlanmıştı o müfredat. Sonra dahasını yaptılar 1950lerde "vatan haini" olmasından mütevellit çıkarıldığı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına 2009da yeniden aldılar. Lütufkâr memleketim...
    Siyasi görüşünden bağımsız değerlendirmek gerek diye düşünüyorum sanatçıları ya da en azından kulaktan dolma bilgilere dayanarak değil de hakikatli bir araştırma yaptıktan sonra, kendi kanaatimizle. Örneğin Necip Fazıl Kısakürek, ben sevmiyorum diye devrinin Şair-i Azamını nasıl görmezden gelir, şiirlerindeki o duyguları nasıl yok sayarım. Edebiyat tarihimizi doğru değerlendirmemizi tarafsızlık sağlar sadece.
    Elimdeki kitap çok kıymetli iki isim tarafından hazırlanmış. Müjdat Gezen yazmış Savaş Dinçel çizmiş ve ortaya gözler dolu dolu okunacak, aslında yarım saatte bitecekken her sayfayı dakikalarca inceleye inceleye koca bir gününüzü ayırmanızı gerektirecek nefis bir eser çıkmış. Çok büyük bir keyifle okudum.
    Nazım Hikmet'i tanımak isteyen herkesin mutlaka okumasını öneririm.
    Okuyakalın...
    #mütemadiyenokur ✏
  • Şahgül Kaya
    Şahgül Kaya Sevgili'nin Gül Goncası Hazreti Fatıma'yı inceledi.
    496 syf.
    ·27 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Yüreğimin ince sızısıdır Hz.Fatma, hangi yazardan kaç defa okursam okuyayım doymuyorum, doyamıyorum ona..
    Yaşadıklarına, çektiklerine, babasına olan sevgisine, Allah’a kul oluşuna, eşine olan sevgisine ve davranışına, her şeye rağmen öyle güzel, sabırlı bir anne oluşuna..
    Öyle güzel bir evde dünyaya gelip, küçük yaşta böyle güzel bir din için vermeye başladığı mücadeleler, annesini kaybettiğinde her daim babasının yanında ve dim dik duruşu, sabrı, sebatı her okuma hüzne boğuyor beni. Bizler bir Hz. Fatma olamayız belki ama Rabbim onun yolundan ve izinden yürümeyi bizlere de nasip etsin inşallah..
    Bu yolculuğumuz Nurdan Damla Hanım’ın kaleminden çıkan eserle oldu. Çok sade ve duru bir dili vardı. Okurken sizi hiç sıkmıyor, bilakis içine çekiyor. Ben okurken seve seve okudum, sizlerinde seve seve okuyacağından zerre şüphem yok. Keyifli okumalar..
  • 78 syf.
    ·Puan vermedi
    Merhabalar, bu gün Mustafa Özdeniz kaleminden 'S' AKLIMDAKİLER kitabı ile sizlerleyim.
    Deneme şiir ve aforizmalardan oluşan bu eser bir solukta okuyabileceğiniz ve okurken alıp saklamak isteyeceğiniz ruhunuza dokunacak cümlelerden oluşan bir eser.
    Özellikle "Durmasın gelsin"
    "kanadı kırık kuş uçar mi sandın
    Zehriyle nefesin bağrımı delsin!
    Dizesi ile yüreğimde yer edindi.
    Bir de
    Bak, istemezsen ben de çok bir şey almam yanıma.
    Yük etmeyelim dersen hani, sadece ellerimi...
    Onların bir çok umuda dokunur gibi olmuşlukları var...
    Bu dizesi de yüreğimin bir kenarında kalan dizlerinden oldu. Uzun zamandır anlam yüklü kitaplar okuyan bir okur olarak ilk kitabında bu kadar etkilendiğim nadir yazarlardan birisi oldu Mustafa bey de...
    Kendisine bu yolda başarılar diliyorum
    Yol bir yolumuz bir...
    Yolu açık okuru bol kalemi daim olsun
  • 125 syf.
    ·10/10 puan
    Yazar- Eser: Elif Özlem Durak-Yüreğimden Öte


    İnceleyen: Fatih Kaplan Gazeteci-Yazar



    ‘Yüreğimden Öte’ eseriyle şairler kervanına katılan Elif Özlem Durak, okurlarıyla şiirlerinde hasbihale başlamadan önce kitabın giriş bölümünde, eserin içerisinde şiirlerine yer verilen üç şaire teşekkürlerini sunarak başlamış sohbete.
    Ardından ‘Ateş Yayınlarına’ teşekkür etmeyi de ihmal etmeyerek Yüreğin(m)den Öte’lerden dizelere akan kelimeleri sayfalara akıtmaya başlamış.
    Kalemi dans ettirmenin, dans ettirirken insanları hayran bırakmanın bir başka adı olan, şairliğin şiarına uygun şiirleri bulabilirisiniz bu eserde. Hüznü, tasayı, elemi; sevinci, neşeyi, umudu… bulabilecekleriniz bunlarla sınırlı değil. Şairimizin o an ki hissettiği duygu yoğunluğunu sadece şiirlerinde değil sayfalar arasına saklanmış, bazen duvar yazısı bazen bir sayfayı dolduracak nitelikte satırlarda bir duygu yolculuğuna çıkabilirsiniz.
    Hüzün olmadan şair olunmaz sözünü doğrulatacak olan Hüzün isimli şiirinde:
    Bizler hüzün seven insanlarız, hüzün damlar
    Kalemimizin ucundan,
    Hüzün akar gözlerimden… (S:12)
    Mısralarıyla pekiştiriyor. Hüznü.
    Cemre’m:

    Aydınlığımsın, ayazlarıma baharımsın sen…
    … (S:14)
    Yüreğine düşen Cemre’nin satırlara izdüşümünü gördüğümüz bu satırların yanına yazımızın en başında söylediğimiz duvar yazısı niteliğinde bir söz yerleşmiş sayfalara:
    Canımın içi kızım… (S:15)
    Diyerek başlayan sözleri okurken emin ki benim gibi kızı olan herkes tebessümle Cemre’m şiirini tekrar okuyacak kızı yanındaysa yanağına kocaman bir öpücük konduracaktır.
    Şiirlerinde isyan etmeyen şair olur mu? Sanmam.
    Eksiliyorum Senden:
    İsyan birikti dilime,
    Ulan o değil de!
    Yok olacağım bu gidişle…
    Hep mi yarım kalır insan,

    Neyse… (S:16)
    Derken sizler de gözlerinizi sağa sola çevirip derinden bir, Neyse… diyerek sayfayı çevireceksiniz.
    Can Oğlum:

    Hiç sıkılmadan yüklerimizi aldın sırtına,
    Senin sabrınla senin çabanla dayandık biz acılara…

    Askerlik çağına gelen oğluna yazılan bu satırlarda yine evlat sevgisi işlenmiş mısraların içine. Sevgiyle işlenen satırlar:

    Yolların açık olsun, ayağına taş değmesin,
    Selametle gidesin, selametle gelesin. (S:36)
    Ağzından dua dökülmeden bitirmemiş şairimiz.

    Hepimizin hayalleri vardır. Bazen gerçekleşir bazen de gökkuşağı misali bize görünüz ama biz yetişemeyiz.
    Bu Ben Miyim:
    Yıllar boş hayaller peşinde
    Geçip gitti ömrümden…
    An geldi yaklaştım sandım hayallerime,
    An geldi hayal kırıklığı okundu gözlerimden.

    Ulaşmaya çalıştığımız binbirçeşit hayalimiz oldu, olacak ulaşamadıklarımız gözümüzün önünden kaybolup giderken biz de şairimiz gibi:
    Meğer tek gerçek benmişim sadece,
    Anladım geç de olsa gözyaşımı silerken… (S:43)
    Diyeceğiz şairimiz gibi.

    Biz sadece birkaç şiirden birkaç satırla örnekler verdik, Yüreğimden Öte isimli şiir kitabından.
    Sizlerde Yüreğimin Öte’sindeki güzelliklerden nasiplenmek istiyorsanız mutlaka bu Elif Özlem Durak’ın kaleminden dökülen mısraları okumalısınız.
    Elif Özlem Durak’a bu güzel eseri bizlere sunduğu için teşekkür eder, şairlik yolunda daha nice ölümsüz eserler bırakmasını temenni ederiz.
  • Kadınlara Pamuk Şekerler De Ağlar

    Toplayıp hangi mevsime döksem sancıyan yanlarımı
    Tüm çiçekler soluyor
    Coşkunun uğramadığı kentler doğuyor
    Güzelle sıfatlanan kız çocukları
    Özgür diye sıfatlanan erkek çocukları doğuruyor.
    Bir ülke boyu köye kasabaya kaç çığlık sığıyor.
    Saydınız mı hiç ?
    Benim coğrafyamda kuşaklar boyu
    Çığlık çığlığa ağlayan kadınlar var
    Sorsam kulaklarınıza, seslerini bile tanımazsınız
    Kadınlar zaten sessiz savaşçılardır

    Cam kenarında çiçekleri
    Ve hep başkasında gelecekleri
    Ya öldürür onu sokaktan geçen biri
    Ya kırar kemiklerini cam misali

    Kadınların ağrıyan yanlarına vurulan çileler var
    Saçları yirmisinde ağrıyan kadınların
    Ruhlarında ne yetmiş yaşlar var
    Oynayacak ilk bebekleri doğuran çocuklar var
    Daha 15'inde...
    Kaşına gözüne şiir yazılan hiç kadın tanımıyorum
    Cehaletin kör ettiği gözler var

    Hangi kadının prangasıdır saçları ?
    Benim memleketimde prangasız suçlular var
    Ve kadınlar;
    Bir bedene sığdırılmış,
    Dillerinden şarkıları alınmış
    Üstün tüm yanlarına çivi çakılmış
    Ayıp diye duvara asılmış.

    Ahh benim kadına özgürlüğü dileyen göğsümde
    Ne dar ağaçları kuruluyor
    Kaç toplum idam ediyorum orada...
    Bir mahkeme salonu zihnimde, yüreğimin hakimliğinde
    Kadınları incitenlere ne cezalar veriyorum

    Ayak bileklerimde kırılmış her pranga adına bağlanmış
    Boncuklu halhallarım var.
    Attığım her adımda kadınlara şarkılar söylüyorum.
    Uyandığım her sabahta bir kadın cinayeti,
    Sokak ortasında kalan teki olmayan ayakkabıları...
    Ben bu düzeni kabullenmiyorum
    Tüm ayıplarımın çivisini söküyorum.
    Kadına uzanan yollarında adamların ellerinde,
    sadece çiçekler olsun istiyorum.

    Benim memleketimde kadınlar var...
    Kadınlar ağlar...

    Canısı SAĞLAM
  • 104 syf.
    ·1 günde·Beğendi·8/10 puan
    Hakan Sarıpolat'ı, AltKitap öykü yarışmasında dereceye giren 'Cıs' isimli öyküsüyle tanıdım ve üslubunu, dilini çok beğendim. Bunun ardından yazarın kitabı var mı diye ufak bir araştırma yaptım ve olmadığını görünce büyük bir hayalkırıklığına uğradım. Sonrasında ise "Ne de olsa yarışma sayesinde ismini duyurdu. Yakında kitabı kesin çıkar." diye kendimi teselli etmeye çalıştım. Öyle de oldu. Geçtiğimiz günlerde Hakan Saripolat'ın İthaki Yayınları'ndan "Cıs isimli öykü kitabının çıkacağını öğrendim ve çıkar çıkmaz kitabı sipariş ettim; elime ulaştığı gibi de bitirdim.

    Kitap, yazarın bir grup öyküsünün toplamından oluşuyor ve şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, MÜKEMMELDİ!..

    Kitaptaki öykülerin neredeyse hepsi, 'Büyülü Gerçeklik' dediğimiz kategoride. Zaten yazar da, hem kitabına hem de Satılık Melek Tüyü adlı öyküsüne başlarken, bu türün öncüsü olan Garcia Marquez'e selam çakıyor.

    Kitabın ilk öyküsü 'Zincir" -ki benim en etkilendiğim öykü de bu oldu- tadı damakta bırakan cinsten bir öykü. Ve ayrıca bir okuyucu olarak şunu belirtmek isterim: Bir öykü yazmaktan daha zor bir şey varsa o da onları kitapta doğru sıraya koymaktır. Çünkü girişte okuyucuyu sıkan, oyalayan bir öykü, diğer sayfalara hiç göz atılmamasına sebep olabilir. Bu kitaptaki tüm öyküler bana göre çok doğru sıralanmış.
    Örneğin ben şu anda Fahrenheit 451'i okuyorum ve bu kitap elime ulaştığında birkaç sayfasına bakıp Ray Bradbury ile olan sohbetime geri dönmeyi amaçlıyordum. Ama o ilk öyküyü okuyup, yazarın kaleminden kağıda dökülen mürekkebin tadını aldıktan sonra bırakmak ne mümkün?! İlk öykü, sonraki öykü, bir tane daha derken zaten kitabı bir solukta bitirdim.

    Siz okuduktan sonra ne düşünürsünüz bilmem ama ben hikayelerdeki Anadolu'ya, Anadolu insanına ba-yıl-dım. Çünkü anlatılan tüm karakterleri biliyorum hatta bazılarını bilmekten öte tanıyor ve yabancılık çekmiyorum. Mesela Kafka ya da Dostoyevski okurken karakterlere çok yabancı kalabiliyorum. Çünkü hangi zorluklara göğüs gerdiğini bilmediğim bir toplumun insanları onlar.

    Bunun dışında yazarın öykülerinde biraz da Sabahattin Ali kokusu aldım ki bir kitabı okurken yazarın sevdigim bir yazardan esinlendigini hissetmek beni çok ama çok mutlu eden ve yüregimin tarif edilemez duygularla dolup taşmasına sebep olan bir durum.

    Son olarak kitaba verdiğim puanı açıklamam gerekirse, kitaba puanım: 8,8/10

    Belki bu öykü kitabından önce sırasıyla Çehov, Kafka, Jack London ve Aytmatov gibi dev yazarları okumasaydım, kitaba puanım 10/10 bile olabilirdi.

    Sözün Özü: Cıs, bende gerçekten derin izler bırakan ve postmodern Türk edebiyatı'nın ileriki dönemlerde yeni ve kaliteli yazarların eserleriyle destekleneceği duygusunu aşılayan harika bir öykü kitabı. Okumanızı ve okutmanızı, şiddetle tavsiye ediyorum :)

    Kitaplarla kalmanız dileğiyle.
  • Geceye bir şiir.
    Sabaha demek daha doğru olur aslında.
    Bakiler'in kaleminden...

    Sözde senden kaçıyorum
    Dolu dizgin atlarla
    Bazen sessiz sevdasın
    İpekten kanatlarla

    Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla
    Karşıma çıkıyorsun
    En serin imbatlarda
    Adını yazıyorum
    Bulduğun fırsatlarla
    Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
    Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
    Sözde senden kaçıyorum
    Dolu dizgin atlarla

    Ne olur bir gün beni
    Kapından olsun dinle
    Öldür bendeki beni
    Sonra dirilt kendinle
    Çarpsam kara sevdayı
    En azından yüzbinle
    Nasıl bağlandığımı
    Anlarsın kemendinle

    Kaç defa çıkıp gittim
    Buralardan yeminle
    Ama her defasında
    Geri döndüm seninle
    Hangi düğüm çözülür
    Nazla, sitemle, kinle
    Ne olur bir gün beni
    Kapından olsun dinle

    Şaşırdım kaldım işte
    Bilmem ki nemsin
    Bazen kız kardeşimsin
    Bazen öp öz annemsin
    Sultanımsın susunca
    Konuşunca kölemsin
    Eksilmeyen çilemsin
    Orada ufuk çizgim
    Burda yanım yöremsin
    Beni ruh gibi saran
    Sonsuzluk dairemsin

    Çaresizim çaremsin
    Şaşırdım kaldım işte
    Bilmem ki nemsin