• İNSANLARDAN
    GİZLENMEYE ÇALIŞAN
    ÇİÇEK
    Bir grup bilim insanı, Çin’de Lu Bei
    olarak bilinen ve iki bin yıldan fazla bir
    süredir insanlar tarafından medikal
    amaçlı kullanılan Fritillaria delavayi
    bitkisinin, daha fazla hasat edildiği
    yerlerde insanlardan gizlenebilmek
    için arka plana daha uygun renklere
    sahip olarak kendini kamufle edecek
    şekilde evrimleştiğini gözlemledi.
    Bitkinin rengi insanların ulaşamadığı
    yerlerde yeşil tonlarındayken,
    insanların yoğun olarak topladığı
    bölgelerde kahverengi ve gri tonlarına
    dönüyor. Current Biology dergisinde
    yayımlanan araştırmada, kamuflajın
    başarılı da olduğu ve bölgede yaşayan
    insanların kamufle olmuş bitkileri
    görmekte zorlandığı belirtiliyor.
    8

    BAKTERİLERLE SAVAŞTA YENİ BİR KEŞİF
    YAŞAMIN KÖKENİNİ AYDINLATMAK
    Antibiyotiklere karşı direnç geliştiren bakteriler, insanlık için
    büyük bir tehlike arz etmeye devam ediyor. Joseph Salvino
    liderliğindeki bilim insanları Nature dergisinde yayımladıkları
    yeni bir araştırmayla, ilaca dirençli bakteriyel patojenlere
    karşı kullanılabilecek yeni bir bileşik sınıfı keşfettiler. Bileşik,
    bakterilerin ezici bir çoğunluğunda bulunan bir enzimi hedef
    alarak hayatta kalmalarını sağlayan moleküllerin üretimini
    durdurarak mikropları öldürüyor. İnsan vücudunda gerçekleşen
    bağışıklık tepkisinin etkisini de artıran bileşik, böylece bakteriye
    iki farklı koldan saldırarak direnç kazanma fırsatı sunmadan
    yok etmeyi başarıyor. Çift etkili immüno-antibiyotikler grubuna
    giren bu bileşiğin, insan hücrelerine herhangi bir toksik etkide
    bulunmadığı da belirtiliyor.
    8

    PLASENTAYA SIZAN MİKROPLASTİKLER
    Gezegenin her bir köşesine ulaşan
    ve derin okyanuslarda, hayvan
    vücutlarında ve bitki hücrelerinde
    dahi bulunduğu görülen mikrop-
    lastikler, bu defa ise ilk kez insan
    plasentasında gözlemlendi. Envi-
    ronment International dergisinde
    yayımlanan gözlem sonuçların-
    da, plasentanın her bölgesinde
    mikroplastik izlerine rastlandığı
    duyuruldu. Bilim insanlarına göre
    bu mikroplastikler, taşıdıkları kim-
    yasallar neticesinde bebeğin bağı-
    şıklık sisteminde hasar meydana
    getirebilir veya daha uzun vadeli
    tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Pla-
    senta gibi bebeği tüm dış etken-
    lerden koruma görevi üstlenen
    bir organın içine bile sızan ve ye-
    diğimiz besinlere ve soluduğumuz
    havaya karışan bu mikroplastikler,
    plastik tehlikesinin ulaştığı boyut-
    ların net bir göstergesi durumun-
    da.
    12

    EN KISA ZAMAN
    BİRİMİ
    Science dergisinde yayımlanan
    bir makalede, Goethe Üniversitesi
    araştırmacıları tarafından ölçülen en
    kısa zaman biriminde yeni bir rekor elde
    edildiği duyuruldu. Araştırmacılar, ışığın
    bir hidrojen molekülünün içinden geçme
    süresine denk olan 247 zeptosaniyeyi
    ölçebildiklerini duyurdular. Bir saniyenin
    milyarda birinin trilyonda birine denk
    olan zeptosaniye, 1999’da Nobel ödülü
    getiren femtosaniye uzunluğundaki
    ölçümden milyarlarca kat daha kısa
    olmasıyla, bu alanda 20 senede ne
    kadar hızlı yol kat edildiğinin de bir
    göstergesi.
    14

    2020 yılı bana kaotik bir
    evrende yaşadığımızı öylesine güzel
    hatırlattı ki. Wuhan’da başlayan bir
    kelebek etkisi (1 tane virüsün insana
    bulaşması) bütün bir yıl boyunca bize
    kaos teorisini yaşattı.
    27

    gerçek alfa erkek
    sorunları güce gerek duymadan zekâsı
    ile çözen fakat buna ek olarak güçlü bir
    erkektir.
    28

    Oksitosin takviyesi, yara
    iyileşmesini hızlandırabilir.
    29

    İNGİLİTERE VE SUUDİ ARABİSTAN’DAN
    ÇEŞİTLİ KURULUŞLARDAN ARAŞTIR-
    MACILARIN OLUŞTURDUĞU BİR EKİP,
    KARBONDİOKSİTİ ANA MALZEME
    OLARAK KULLANARAK JET YAKITI GE-
    LİŞTİRMEYİ BAŞARDI.
    42

    Samanyolu’nun 200 ila 400 milyar
    yıldız içerdiği düşünülüyor. Gerçekte
    tam olarak kaç yıldız olduğunu bilmi-
    yoruz çünkü uzakta ve sönük olan
    cüce yıldızları gözleyemiyoruz.
    49

    “İnternet çağında
    öfkenin duygusal bulaşma kapasitesi arttı,
    öfkenin popülasyonlar arasında çok daha
    kolay geçiş yaptığını görüyorsunuz”
    67

    TİMSAHLAR HİÇBİR ŞEY YEMEDEN NASIL UZUN SÜRE
    DAYANABİLİYOR?
    Yavaş
    metabolizmaları ve
    soğukkanlı olmaları
    sayesinde

    Çoğu timsah yılda 50 öğün yese
    de, bazen bir tam yılı, bazense
    2-3 yılı hiçbir şey yemeden geçi-
    rebilmeleri mümkün.
    96

    SPOR İZLEYİCİLERİ NEDEN
    TOTEMLERE İNANIR?

    Rahatlık hissi verdiğinden
    98
  • Montpellier Üniversitesinden Jeremy Bouyer önderliğinde Birleşmiş Milletler Gida ve Tarım Örgütü, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Zararlı Böcek Kontrol Laboratuvarı, WeRobotics ve Biofabrica Moscamed Brasil'den araştrmacılar Science Robotics dergisinde yayamladıkları makale ile insansız hava aracı (İHA) kullanarak vektör hastalıklara yol açan sivrisinek popülasyonlarını azaltmak için yenilikçi bir sistem geliştirdiklerini açıkladılar.

    Bouyer ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen çalışmanın ana hedefi toplu olarak üretilen, snıflandırılan ve düşük radyasyonla kısırlaştırılan erkek sivrisineklerin hayatta kalma ve yayılmalarını belirlenen bir bölge üzerinde incelemekti. Geliştirdikleri İHA tabanlı salım sistemi sayesinde 8-12°C aralığında soğutulmuş metal bölme içerisinde taşınan 50.000 kadar kısırlaştırılmış erkek sivrisinek havaya sistematik bir şekilde bırakılabiliyor. Tamamen otomatik olan sistemle İHA’nın konum ve hızına bağlı olarak dakikada bırakılacak sivrisinek sayısı kontrol edilebiliyor ve tüm bu işlemler oldukça düşük maliyetlerle gerçekleştirilebiliyor. Ayrıca ileri mühendislik tasarımı düzenek sivrisineklerin kırılgan bacakları ve hassas kanatlarına zarar vermeden salım işlemini gerçekleştirebiliyor. Araştırmacılar vektör kaynaklı hastalıkları yayabilen Aedes aegypti sivrisinek türü üzerinde Brezilya'da gerçekleştirdikleri uygulamalar sonucunda salınan kısır erkek sivrisineklerin kendi türlerinin yabani erkekleriyle rekabet edebildiğini, ortaya çıkan yumurtaların olgunlaşamadığını ve böylece bölgesel sivrisinek popülasyonunun azaldığını gösterdiler. Yöntem sivrisinek türleri başta olmak üzere diğer böcekler üzerinde de uygulanabilir ve vektör kaynaklı hastalıkların azaltılmasına yardımcı olabilir.
  • Ölümcül yaralanmalara neden olan yüksek hız değil, ani hız değişimleri. Ani hız değişimlerinde iç organlarımızın ve dokularımızın maruz kaldığı kuvvet, kütleçekimi ivmesi cinsinden ifade ediliyor. Bu kuvvete g-kuvveti de deniyor, ama aslında g kuvvet değil; 9,8 m/s2 olan kütleçekimi ivmesi. Kütleçekimi kuvvetini Dünya’nın merkezine doğru olan ivmelenme olarak tarif etsek de Newton hareket kanunlarına göre kuvvet ve ivme farklı şeyler. Ancak g-kuvveti tabirini hoş görmek isteyen birinin işi çok da zor değil. Einstein’ın yıllar önce ifade ettiği gibi, üzerimize etki eden çekim kuvvetini ivmeden ayıramadığımız gerçeği bu tabiri haklı çıkarmaya yetiyor. Şimdi gelelim ivmenin ölümcül olabilecek sonuçlarına. Diyelim otomobiliniz saate 90 km (saniyede 25 metreye karşılık geliyor) hızla yol alırken aniden önünüze bir engel çıkıyor ve engele çarparak 0,5 saniye içinde duruyorsunuz. Böyle bir talihsiz kaza sonucu ivmeniz 25/0,5=50 m/s2 olur. Bu değeri 9,8’e bölerek 5,1g’lik bir ivmeye karşılık geldiğini buluruz. 1g’lik bir kütleçekimi ivmesi altında her şeyi normal hissederiz. 2g’lik ivme altında ise her şey iki kat, 5,1g’lik ivme altında her şey 5,1 kat daha ağırdır. Astronotlar 0g’lik ortamda kendilerini kütlesiz hisseder. Bir sürücünün hız değişimi sırasında üzerine ne kadarlık bir kuvvet etki etttiğini bulmak için sürücünün kütlesi ile otomobilin ivmesini çarparız. Bu durumda kütleçekiminin 1 kilogramlık kütleye 9,8 Newton kuvvet uyguladığını hemen söyleyebiliriz. Biyolojik hasar söz konusu olduğunda maruz kalınan kuvvetten daha belirleyici olan, kuvvetin ne kadar süreyle uygulandığı yani hız değişiminin ne kadarlık bir sürede meydana geldiğidir.
  • Damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz, atar damar (arter) duvarının kalınlaşması ve esnekliğinin kaybolmasına yol açan bir hastalık. Bir arter duvarının üç tabakası vardır. Kanla temas eden iç duvara “intima” denir. Bu tabaka, endotel denilen hücrelerden oluşur. Eğer arterler açılarak düz bir yüzey şekline dönüştürülürse, endotel hücreler 700 metrekarelik bir alan kaplar. Endotel hücrelerin toplam sayısı 1 trilyon ve ağırlığı 1,8 kilogramdır. Endotel, damarın iç yüzünü örten basit bir duvar kâğıdı değil, salgıladığı maddelerle çeşitli işlevleri gerçekleştiren aktif bir dokudur. “Media” denen orta duvar en kalın tabakadır ve düz kas hücrelerinden oluşur. “Adventisya” denilen arter dış duvarını ise bağ dokusu oluşturur. Aterosklerozda meydana gelen değişiklikler, damarın orta ve dış tabakalarını etkilemez.
  • Grip hastalığının belirtileri ilk olarak 2400 yıl önce Hipokrat tarafından tarif edilmiştir. Tarih boyunca grip mikrobunun sebep olduğu ve kitlesel ölümlere yol açan birçok dünya çapında salgın (pandemi) olmuştur. Grip hastalığına bağlı ilk ikna edici kayıtlar, 1580 yılında Rusya’dan başlayıp Avrupa ve Afrika’ya sıçrayan ve sadece Roma’da 8 bin insanın ölümüne yol açan büyük salgına aittir. Dünya tarihinde görülmüş en ölümcül grip salgınıysa 1918’deki İspanyol gribidir. Tam olarak kaç kişiyi etkilediği bilinmese de, hastalığın 20 milyon-100 milyon arasında insanın, yani o zamanki dünya nüfusunun % 2-5’inin ölümüne yol açtığı sanılmaktadır. Bu yaklaşık olarak, kara hummaya bağlı ölümlerin sayısı kadardır. Genel olarak gribe bağlı ölüm riski binde birin altındadır. Ancak İspanyol gribinde hastalığa yakalananların % 2-20’si ölmüştü. Grip salgınlarında ölüm vakaları genellikle 2 yaş altında ve 70 yaş üzerinde görülürken, İspanyol gribi çoğunlukla genç insanları öldürdü. İspanyol gribinden sonra o denli
    öldürücü bir salgın yaşanmamışsa da 1957’deki Asya gribi ve 1968’deki Hong Kong gribinde de milyonlarca insan öldü. Yakın zamanda (2009 yılında) görülen domuz gribiyse dünya genelinde 20 bine yakın insanın ölümüne yol açtı. Geçtiğimiz yüzyılın başlarında gribe yol açan mikrop tespit edildi. Bakterilerin geçişine izin vermeyecek kadar küçük delikleri olan bir filtreden geçtiği fark edilen bu küçük mikroplara virüs adı verildi. Gribe yol açan virüs ilk olarak 1933 yılında insanlardan alınan salgılarda gösterildi. Grip hastalığının etkeni, Orthomyxoviridae ailesine mensup, zarflı ve tek sarmallı bir RNA virüsü olan “influenza” virüsüdür. İnfluenza, içerdiği protein yapısına göre üç türe ayrılır: A, B ve C. Virüs zarfında bulunan hemaglütinin (H) ve nöraminidaz (N) glikoproteinleri, virüsün ağız ve burun hücrelerine bağlanmasını sağlar. İnfluenza A virüsleri, H ve N glikoproteinlerine göre alt tiplere ayrılır. Örneğin 2 yıl önce dünya çapında salgına yol açan domuz gribi H1N1 tipinde, 1957’de görülen Asya gribiyse H2N2 tipindeydi.
    İnfluenza virüsü genellikle sonbahar ve kış aylarında etkisini daha fazla gösterir ve toplumun en az % 20’sini etkiler. Grip, ABD’de her yıl 300 bin kişinin hastaneye yatmasına ve 40 bin kişinin ölümüne yol açar. Virüsün yapısında meydana gelen değişiklikler, kişilerin vücut direncindeki zayıflama ve havalandırmanın az olması, hastalığın görülme sıklığını artırır. Hastalık genellikle hapşırma ve öksürmeyle havaya yayılan virüsler yoluyla insandan insana bulaşır. Ayrıca el teması ve öpüşmek de virüsün yayılmasına yol açar. Hastalığın kuluçka süresi 1-4 gündür. Hastalık, başlamadan önceki ilk 24 saat ve onu izleyen 5 gün, bulaşıcı olmaya devam eder. Gribin en sık görülen belirtileri ateş, öksürük, boğaz ağrısı, halsizlik, baş ve kas ağrılarıdır. Hastalık genellikle 7 gün içerisinde kendiliğinden geçer. Gribin en korkutucu sonuçları akciğer iltihabı (zatürre-pnömoni), kalp kası ve kalp zarı iltihabı (myokardit, perikardit), beyin iltihabı (ensefalit) ve bunlara bağlı meydana gelen ölümdür.
  • 2020'de 133 kitap 17 dergi ile toplamda 150 okuma hedefini tutturmuşum. Darısı 2021'in başına. Tabi sağlık ve huzurla.

    1.İnsanlığın Yeme Tarihi-Tom Standage
    2.Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm- 
    Zülfü Livaneli
    3.Küçük Şeyler-Samipaşazade Sezai
    4.Son Yaprak-O. Henry
    5.Malte Laurids Brigge'nin Notları-
    Rainer Maria Rilke
    6.Kurutulmuş Felsefe Bahçesi-
    Salah Birsel
    7.Deliliğe Övgü-Desiderius Erasmus
    8.Süleyman'ın Şarkısı-Toni Morrison
    9.Son Kazak Kocagöl-Salim Nizam
    10.Büyücülerin Düellosu-Christian Jacq
    11.Nar-Haydar Ergülen
    12.Henüz Vakit Varken Gülüm
    13.Bataklık Çiçeği-Selahattin Enis
    14.Mısırbilimine Giriş-Erik Hornung
    15.Kar Kokusu-Ahmet Ümit
    16.Maurice, Ya da Balıkçının Kulübesi-
    Mary Shelley
    17.Yevgeni Onegin- A.S. Puşkin
    18.Kalp-İskender Pala
    19.Saatler, Ruhlar ve Kediler-B.Ayvazoğlu
    20.Cehennem Savaşçıları-Bernard Cornwell
    21.Heretik-Bernard Cornwell
    22.Kış Kenarı-N.Karayanız
    23.Gönül Hanım-A.H.Müftüoğlu
    24.Sıfır Sayı-Umberto Eco
    25.Habeşistan Prensi Rasselas'ın Öyküsü- Samuel Johnson
    26.Saraybosna Blues-S. Mehmedinoviç
    27.Yoksulluk İçimizde-Mustafa Kutlu
    28.Han Duvarları-F.N.Çamlıbel
    29.Ben Bir Ağacım-Orhan Pamuk
    30.İnci-John Steinbeck
    31.Genç Werther'in Acıları-Goethe
    32.10. Gezegen-Tuğçe Vural
    33.Leylim Leylim-Ahmed Arif
    34.Tanrı'nın Formülü-J.R. Dos Santos
    35.Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu- Ş.Yaşar
    36.Lanetlenmiş İnsan Irkı İçin Bir Rehber-Mark Twain
    37. Akşam Yıldızı-İskender Pala
    38.Çöplük-C.M. De Jesus
    39.60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane-Muharrem Kaşıtoğlu
    40.Kusursuz Katil-Lewis Perdue
    41.Yeryüzünün Tarihi-Martin J.S. Rudwick
    42.Tanrıların Öyküsü- Derman Bayladı
    43.Tüfek, Mikrop ve Çelik-Jared Diamond
    44.Bütün Hikayeleri-Edgar Allen Poe
    45.İstanbul'un Tarihi, Kültütü ve Yaşamı-
    Richard Tillinghast
    46.Kayıp Kıta Mu-James Churchward
    47.İnsanlar-Matt Haig
    48.Akhilleus'un Şarkısı-Madeline Miller
    49.En Mavi Göz-Toni Morrison
    50.Fırtına Takvimi-Jale Sancak
    51.Babil, Babil'in Çocukları-Ali Narçın
    52.Denemeler-Albert Camus
    53.Uçurum İnsanları-Jack London
    54.Coriolanus-W. Shakespeare
    55.Babil Yaratılış Efsaneleri-E.A.Wallis Budge
    56.İskender'in Kadını Roksana-Joséphine Dedet
    57.Halide Edip-İpek Çalışlar
    58.Ölüler Diyarı-J. C. Grange
    59.Hayal Değirmeni-Bekir Sıtkı Tezer
    60.Bilim Tarihi Sohbetleri-Fuat Sezgin
    61.Aşkın Celladı-Irvin D. Yalom
    62.Unutulmaz Köy Enstitüleri-Fakir Baykurt
    63.Esrar-ı Cinayat-Ahmet Mithat Efendi
    64.Kıyı Hikayeleri-Halil Canda
    65.Gelirken Ekmek Al-Şermin Yaşar
    66.Şehir Mektupları-Ahmet Rasim
    67.Son Ada-Zülfü Livaneli
    68.Montaigne-Stefan Zweig
    69.Dokuz Diyar-Mary E. Litchfield
    70.Açlık-Knut Hamsun
    71.Yaşar Kemal-Hüyükteki Nar Ağacı
    72.Hayvanlar Üzerine-Elias Canetti
    73.Bostan-Sadi Şirazi
    74.Gülistan-Sadi Şirazi
    75.Makaleler-Ekrem Hakkı Ayverdi
    76.Kaplumbağalar-Fakir Baykurt
    77.Ayaşlı ile Kiracıları-M. Şevket Esendal
    78.Kitapçı Dükkanı-Deborah Meyler
    79.İstanbul Treni-Graham Greene
    80.Edebiyatta Pati İzleri-Damla Yazıcı
    81.Ölüler Ansiklopedisi-Danilo Kis
    82.Bir Bilim Adamının Romanı:Mustafa İnan-Oğuz Atay
    83.Kahveci Güzeli-Şahsene Camız
    84.Karıncaların Şehri ve Şahitler Meyhanesi-Erbil Karakoç
    85.Akıl Ağrısı-Ahmet Mercan
    86.Günah Yiyen-Dost Körpe
    87.Kayıp Zamanın Etrafında-Marcel Proust
    88.ZOO'M-Enis Batur
    89.Çocuklar İçin Dünya Tarihi
    90.Hiçbir Şey Senden Eski Değil-Cezmi Ersöz
    91.Pasifik Öyküleri -Somerset Maugham
    92.Kadeh ve Kılıç-Riane Eisler
    93.Hançer-M. Y. Lermontov
    94.Theseus-Andre Gide
    95.Yol Arkadaşım-Maksim Gorki
    96.Top Oynayan Kedi Mağazası-Balzac
    97.Tespih Ağacının Gölgesinde-Harper Lee
    98.Karabibik-Nabizade Nazım
    99.Kızıla Boyalı Saçlar-Kostas Mourselas
    100.Bitmeyen Gece-Mitat Enç
    101.Karl Marx-Max Beer
    102.Konuşmalar-Konfüçyüs
    103.Gılgamış Destanı-Anonim M.Ramazanoğlu
    104.Bilinmeyen Adanın Öyküsü-Jose Saramago
    105.Gülnihal-Namık Kemal
    106.İnatçı Keraban-Jules Verne
    107.Eylül-Mehmet Rauf
    108.Beyaz Gemi-Cengiz Aytmatov
    109.Kedilerin, Martıların ve Delilerin Zamanı -Işıl Özgentürk
    110.Aydın-Ali Şeriati
    111.Son İbni Sirac'in Serüvenleri-
    François Rene de Chateaubriand
    112.Sümer Yazının Mucitleri-Ali Narçın
    113.Günlerin Köpüğü-Boris Vian
    114.Felsefe Okuma Rehberi-Nigel Warburton
    115.Unutma Mutlu Bir Hayat Çok Az Şeye Bağlıdır-Marcus Aurelius
    116.Eşref Saat-Şevket Rado
    117.İklimler-Andre Maurois
    118.Aklanmış Melmoth-Honore de Balzac
    119.Beş Şehir-Ahmed Hamdi Tanpınar
    120.Sümer Yazının Mucitleri-Ali Narçın
    121.Yarasa Günleri-Namık Dokle
    122.Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana/Bir Ada Hikayesi 1-Yaşar Kemal
    123.Derinliğine Kimse Sevgili Olamadı- Cezmi Ersöz
    124.Rehine-T. R. Ragan
    125.Uğursuz Miras-E. T. A. Hoffmann
    126.Decameron-Giovanni Boccaccio
    127.Karıncanın Su İçtiği/Bir Ada Hikayesi 2-Yaşar Kemal
    128.Göbekli Tepe-Karl W. Luckert
    129.Mahallede Kaybolma Diye-Patrick Modiano
    130.Boris Godunov-Aleksandr Puşkin
    131.25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler-
    Jorge Luis Borges
    132.Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık- Slyvia Plath
    133.Asılacak Kadın-Pınar Kür

    1.Muhayyel Dergisi-Aralık 2019
    2.Post Öykü Temmuz-Ağustos 2017
    3.Muhayyel Sayı 19-Kasım 2019
    4.Post Öykü Ocak-Şubat 2020
    5.Sabitfikir 103
    6.Sabitfikir 107
    7.Bluejean Albüm
    8.Ot Dergisi Kasım 2019
    9.Sabitfikir 108-Şubat 2020
    10.Muhayyel Mart 2020
    11.Ot Dergi Sayı 88
    12.Ot Dergi Sayı 89
    13.Sabitfikir Dergisi Sayı 112
    14.Sabitfikir Dergisi Sayı 114
    15.Bavul Dergi Sayı 58
    16.Aktüel Arkeoloji-70 Temmuz-Ağustos 2019
    17.Post Öykü 37 Kadım-Aralık 2020
  • “SÜPER İNSAN” GELİYOR

    İnsanların genetik kodunu çözümlemeyi amaçlayan İnsan Genom Projesi 2003 yılında sonlandırıldı. Genetik haritanın çıkarılmasıyla hastalıkların tedavisinde büyük yol alındı. Tıbbi açıdan kimsenin reddetmediği proje kapsamında elde edilen bilgilerin hangi amaçlarla ve kimler tarafından kullanılacağı konusunda potansiyel riskler, soru işaretleri ve itirazlar var. Genetik haritalarımızdan elde edilen bilginin biyolojik silah olarak kullanılabilme riski en önemli tehlikelerden biri olarak görülüyor. Peki, bundan sonra ne olacak? Bilim insanları araştırmalarını ne yönde sürdürecek?