• Tarihsel süreçte Avrupa’nın, emperyalizmin ve Batı’nın Türk dünyasına, Türk kültürüne ve Türklüğe bakış açısının çok fazla değişmediği, günümüzde özellikle de AB Süreci’nde daha net bir şekilde görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin temel niteliği ve ana unsuru olan “ulus devlet” ve “milli kültür” anlayışı son zamanlarda çeşitli çevreler tarafından yıpratılmak istenmektedir. Böylece 1980’lerden sonra ivme kazanan küreselcilik ve neo-liberalizm gibi akımlar nedeniyle yaratılan baskılar “ulus devlet” ve “milli egemenlik” gibi kavramlar üzerinde tartışmalar yaratarak bu kavramların yıpratılmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın özünü teşkil eden Akçura da eserleri ile Batı emperyalizminin Türklere yönelik gerçek yüzünü anlamaya ve anlatmaya çalışmıştır.



    Geçmişin Osmanlıcılık düşüncesi, günümüzde küreselleşme, AB vatandaşlığı, mozaikçilik, alt kimlik ve üst kimlik tartışmaları ile “Türkiyelilik” şeklinde, İslamcılık düşüncesi de “ılımlı İslam” ya da “dinler arası diyalog” şeklinde kontrol edilebilir bir din ya da İslam şeklinde kendini göstermektedir. Yine geçmişteki Türkçülükte SSCB’nin yıkılışı ile Avrasyacılık düşüncesinin gündeme gelmesiyle ve “ulusalcılık” gibi kavramlarla günümüzün tarz-ı siyasetleri olarak yeniden gündemde bulunmaktadır.



    Bu nedenle günümüzde yaşanan ekonomik, siyasal, kültürel ve sosyal gelişmelerin daha iyi anlaşılabilmesi, tahlil edilebilmesi ve anlamlandırılabilmesi için Osmanlı’nın son dönemindeki benzeri gelişmeleri bilmek gerekmektedir. Ancak bu şekilde modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, uluslaşma dinamiklerini ve yeni kimliğinin anlaşılması mümkün olacaktır.



    1800-1900’lü yıllarda Osmanlı’nın son dönemlerindeki; eğitim, kimlik, azınlık hakları, yabancı sermaye, özelleştirme, demokratikleşme, anayasa değişiklikleri vb. gibi sorunlar, tartışmalar günümüzde de devam etmektedir. Üstelik bu gibi kavramlar aydınlar, siyasiler ve devleti yönetenler tarafından bilinçli bir şekilde gündeme getirilerek tartışılmasına yol açılmak suretiyle ileriye dönük çeşitli amaçların gerçekleşmesinde araç olarak kullanılmaktadır.



    Bu kavramlar, bireysel ve toplumsal olarak hafızalarda yerli yerine oturmadığı için, dönemin koşullarına ve sosyo-ekonomik dinamiklere göre değerlendirilmediği ve çeşitli amaçlara meşruiyet kazandırmak için olduğundan farklı anlamlar yüklenerek “Kavram Karmaşası” yaratıldığı açıkça görülmektedir.



    Türkiye’de çeşitli fikir akımlarının ortaya çıkışı Tanzimat, Meşrutiyet gibi modernleşme ve Batılılaşma sürecinde yoğunluk kazanmıştır. Amaç devletin Batıya karşı geri kalmışlığından kurtarılmasıdır. Bu amaçla Meşrutiyet döneminde ilan edilen bir takım özgürlüklerin etkisiyle ortaya çıkan fikirler içinde etkisini günümüze kadar devam ettiren, kendini önemli ölçüde hissettiren ve günümüzde de belirli bir etkiye sahip olanı Türkçülük akımı olmuştur.



    Bu çerçevede yaşadığı dönemde düşünce tarzı olarak analitik ve nesnel yaklaşımları ile Türk düşüncesinde ayrı bir yere sahip olan, öngörü ve stratejik bir vizyon sahibi, tarih tarafından haklı çıkarılan bir siyaset bilimci ve aydın olarak Akçura’yı ve eseri Üç Tarz-ı Siyaset’i daha doğru anlayabilmek, bir bütün olarak değerlendirebilmek için o günün koşullarını göz önüne almak ve günümüze etkisini kestirebilmek, ancak bu şekilde mümkün olmaktadır. Bu nedenle Akçura’nın yaşadığı dönemi ve bu döneme damgasını vuran İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Jön Türklerin siyasi düşüncelerinin, Tanzimat ve Batılılaşma gibi kavramların, çeşitli toplumsal ve siyasal olayların iyi bilinmesi ve göz önüne alınması gerekmektedir.[1]





    Yaşamı, Çalışmaları ve Türkçülük Anlayışı



    Yusuf Akçura İdil-Ural’ın güneyinde Simbir şehrinde, Tatar burjuvazisinin tanınmış ailelerinden fabrikatör bir ailenin çocuğu olarak 2 Haziran 1876’da doğdu. Akçuraoğlu Yusuf, 1934’teki soyadı kanunu ile Akçura soyadını aldı.



    Akçura 1896’da Erkan-ı Harp (Kurmaylık) sınıfına girdi. 1903’te Paris’te Siyasal Bilgiler Okulu’ndan Osmanlı İmparatorluğu Teşkilatları Tarihi Üzerine Bir Deneme adlı tezi ile üçüncü olarak yüksek öğrenimini tamamladı. Enver Ziya Karal’a göre, bu tezin önemi; Bir Türk yazarının ilk kez, Fransızca olarak, bu konuda, olayları örgütlerle açıklamaya çalışmış, bu çalışmasında sıkı bir eleştiri yöntemi kullanmış ve sonunda pratik bir sonuca varmış olmasıdır.[2] Akçura bu çalışmasında Türkler üzerinde Çin, Pers, Arap, Bizans gibi medeniyetlerin ve Şamanlık, Budizm, İslamiyet gibi dinlerin etkilerine rağmen Türklerin çeşitli etnik özelliklerini koruduklarını, böylece İslam kültür ve medeniyetinin yanında İslam öncesi eski Türk geleneklerinin de devam ettiğini belirterek Türklerde bu çifte mirasın sürekliliğini vurgulamıştır. Akçura’nın bu tespitleri daha sonra Fuad Köprülü’nün Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri adlı çalışması ile geliştirilerek benzer yöntemlerle ele alınmıştır.



    Bu dönemde siyasi yasaklı olduğu için Türkiye’ye gelemedi ve memleketine döndü. Burada meşhur Üç Tarz-ı Siyasetmakalesini yazdı. 32 sayfalık bu makale Kahire’de Abdülhamit’e muhalif Türk gazetesinde üç ayrı sayıda yayımlandı.



    Akçura bu makalesinde öncelikle Osmanlıcılığı ele almış ve bunun Türklerin haklarını azaltacağı düşüncesi ile reddetmiş, sonra İslamcılığı ele almış, bu fikrinde imparatorluk içerisinde gayrimüslim unsurlarla eşitsizlik ve çelişki oluşturduğu için uygulanabilir görmemiş daha sonra da Türkçülük fikri ile İmparatorlukta elde kalan tek unsur olarak Türklerden oluşan birlik sayesinde yeni bir devletin kurulabileceğini uygulanabilir görerek tartışmaya açmış Türkçülük fikrini Osmanlıcılık ve İslamcılık gibi fikirler karşısında ilk kez sistematize etmiştir. Böylece Akçura Türkçülüğü siyasi olarak bir alternatif tarz şekline ilk kez bu makalede dile getirmiş oldu.



    Akçura’nın 1904’de yazdığı Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalesinde Türkçülük siyasetine ilişkin[3] “Türkçülüğün menfaatine gelince o da, ne Osmanlı devletinin ve ne de İslam’ın menfaatine büsbütün uygun gelmez. Zira, İslam toplumunu Türk ve Türk olmayan kısımlarına bölerek zayıflatır, ve bunun neticesi olarak Osmanlı tebaasının Müslümanları arasında da nifak salıp Osmanlı Devleti’nin kuvvetsizlenmesini mücip olur.” şeklinde bir değerlendirmede bulunur. Böylece Akçura gerçekçi ve eleştirel bir tespit ile toplumun ve ülkenin içerisinde bulunduğu siyasal, sosyal gerçekliğin farkında olduğunu, fakat gelinen nokta itibarıyla elde Türk unsuruna siyasi olarak dayanacak oluşumdan başka bir seçeneğin bulunmadığını, olumsuz yönlerine rağmen olumlu yönlerinin daha önemli olduğunu, bu tarz-ı siyasetinde kaçınılmaz ve zorunlu olduğunu belirtti.



    Uriel Heyd[4], Gökalp’in 1918 yılında, daha önceden 1913-1914 yıllarında Türk Yurdu dergisinde yayımlanmış makalelerinin bir koleksiyonunu Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak adı altında bir kitap halinde yayımladığını belirterek, Gökalp’in bu kelimeleri, 1907 yılının başlarında Bakü’de yayımlanan Füyuzat dergisinde Türkleri Türkleşmek, İslamlaşmak, Avrupalılaşmak fikirlerine çağıran Hüseyinzade Ali’nin yazılarından aldığını belirtmektedir. Akçura’da Türk Yılı 1928 adlı eserinde konu ile ilgili şu tespitte bulunmaktadır.[5] “Gerçi Füyuzat mecmuası, Türk Yurdu’nda olduğu kadar sarahat ve tekrarla olmasa da, Türkçülük mevzuunu daha evvel tervic eylemiş, hatta merhum Ziya Bey’in ahiren ‘Türk milletindenim, İslam ümmetindenim ve Garp medeniyetindenim’ şiarı ile ifade ettiği manayı, Hüseyinzade Ali Bey ‘Türk kanlı, İslam imanlı ve Frenk kıyafetli olalım’ formülü ile beyan etmişti.”



    Böylece 1904 yılında, bu üçlü terkibi ya da siyaset tarzını ele alan, günün koşulları ve gerçekliği ile ilk kez analiz eden ve gündeme getiren Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalesi ile Akçura olmuştur. Bu durum Akçura’nın stratejik olarak güçlü bir öngörüye sahip olduğunu ortaya koymaktadır.



    Landau’ya göre[6] Akçura ve taraftarları, merkezinde Türkiye’nin olduğu yakın çevredeki Türk gruplarının, ilk kez milliyetçiliğin imparatorluğun devamı için uygulanabilirliği ve yararlılığı nedeni ile Osmanlıcılığa ve İslamcılığa tercih edilen tutarlı bir seçenek olarak önerildiğini belirtmiştir. Bu özelliğinden dolayı Üç Tarz-ı Siyaset’in Gaspıralı’nın kültürel alana yönelik Türkçülüğünün dışında Pantürkçülüğün siyasi yönü olduğuna dikkat çektiğini belirtmektedir.



    Akçura 1908 yılında Rusya’dan ayrıldıktan sonra Avrupa’da bulunan Dış Türklerin çeşitli örgütleri içerisinde bulunarak I. Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sırasında etkin çalışmalarda bulundu. Hilmi Ziya Ülken’e göre Akçura’nın Osmanlı İmparatorluğu içerisinde Türkçülük çalışmalarının bu hareket üzerinde güçlü izler bırakmıştır. Akçura’nın kurucularından biri olmadığı ya da en azından en etkin üyelerinden biri olmadığı bir milliyetçi örgüt yok gibiydi. [7] Akçura Rusya’da 1905 devriminde milliyetçi bir önder olarak rol aldıktan sonra, 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı ile İstanbul’a gelerek[8] 1908’de Türk Derneği, 1911’de Tür Yurdu Cemiyeti’ni ve yayın organı olan Türk Yurdu dergisini kurdu ve bir yıl yönetti. 1912’de Türk Ocaklarının kurulmasına öncülük etti.



    Landau’ya göre; “Saygın bir Oryantalist dergi olan ve Paris’te çıkan ‘Revue du Monde Musulman’ Akçura’nın, ünlü İslam düşünürü ve savaşçısı Cemalettin Afgani kadar ünlü biri olduğunu duyuruyordu.”[9] 1912’den itibaren İttihatçılarda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başlayan Türkçü eğilime rağmen Akçura, aynen Mustafa Kemal gibi İttihat ve Terakki’ye üye olmamıştır.



    Daha sonra Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’ye katıldı, Kazım Karabekir’in yanında Çatalca Cephesinde Erkan-ı Harp Yüzbaşısı olarak bulundu. Bu süreçte Akçura’nın bulunduğu çeşitli görevlerde şunlardır: Maarif Vekâleti’nde Çeviri Bürosunda, Hariciye Vekâleti’nde Dış İlişkiler Uzmanı ve Doğu Sorunları Uzmanı olarak bulundu. 1923’te Atatürk’ün isteği ile İstanbul Milletvekili, 1925’te Ankara Hukuk Mektebi Siyasi Tarih hocalığı, 1931’de Atatürk tarafından Türk Tarih Kurumunu kuran heyet içerisinde görevlendirildi. 1932 yılında bu heyetin başkanlığına seçildi ve ölümüne kadar bu görevi yürüttü. 1933’te İstanbul Üniversitesi Siyasi Tarih hocalığı, Ankara Hukuk Mektebinde, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde siyaset ve tarih dersleri verdi. Anıl Çeçen’e göre[10] Akçura bu tür çalışmaları ile “Yeni Türk Devleti’ni gelecekte yönetecek kadroların yetişmesine ve yeni devletin bilimsel açıdan güçlenebilmesi için yoğun bir şekilde çalışarak katkıda bulunmuştur.” Akçura 1935’te Kars milletvekiliyken kalp krizinden yaşamını yitirdi.



    1916 yılında Abdülreşit İbrahim, Hüseyinzade Ali, Ahmet Ağaoğlu ve Yusuf Akçura Rusya Hücreler Ligası’nda Lozan’da bir araya gelip ABD başkanı Wilson’a Rusya’daki dinsel, kültürel ve sosyo-ekonomik baskıya dikkat çeken bir dilekçe verdiler.[11] 1916 yılının Haziran ayında Lozan’da yapılan üçüncü Türkçü kongrede Akçura yaptığı konuşmada; Rusya Müslümanlarının kültürel özerkliğini savunmuş, Rus siyasetinin Türklerin milli ve dinsel imhasını öngördüğü uyarısında bulunarak, böylece İtilaf devletlerinin ilgisini kendilerine yakın duran “Ruslaşmamış” Rusya Türklerine çekmiş oluyordu. Akçura konferanstan sonra Zürih’te Lenin ile görüşerek “emperyalist” Rusya’ya karşı Bolşevik Rusya’nın tanınması ve Lozan’daki Türkçüleri bu konuda bilgilendirmesiyle bazı Türk Yurdu üyeleri de Rusya karşısındaki irredantizmlerinlerinden birlikte vazgeçmiş oluyorlardı.



    Kieser, bu görüşmede Akçura’nın Ekim Devrimi’nden sonra Bolşeviklikle Anadolu Türklüğü’nün çıkar ittifakına katkıda bulunduğunu belirterek, kısa süre öncesine kadar Talat ve Enver Paşa’lar gibi radikal bir Rus karşıtı olan kişiler “antiemperyalist ağabey”e artık en azından geçici sempati ile baktıklarını ve Rusya’daki Türk halkları için kültürel özerklik istediklerini, böylece I.Dünya Savaşı’nın başında açık bir şekilde dile getirdikleri Rusya’nın yok edilmesini talep etmediklerini ifade etmektedir.[12] Akçura’nın Bolşeviklere yönelik bu ılımlı, barışçı tutumu günümüzde olumsuz değerlendirmelere neden olmakta ve Akçura’nın unutulmuşluğunun nedenleri arasında yer almaktadır.



    Ercümend Kuran, Akçura’nın ölümünden sonra neredeyse unutulduğunu belirterek şu tespitte bulunmaktadır.[13]



    “Akçura’nın Moğol İmparatorluğu’nu yüceltmesi ve Cengiz Han’ı Türk sayması, ayrıca Türk tarihinin gelişmesinde İslamiyet’e sınırlı derecede yer vermesi ve sosyalizme yatkınlığı ile Türk tarihçilerinin çoğunun 1940’lardan sonra Moğolları Türk kabul etmemeleri, Türk-İslam sentezine yönelmeleri ve sosyalizme cephe almaları milliyetçi çevrelerin Akçura’yı ihmal etmelerine sebep olmuştur. Üstelik Akçura’nın Gökalp ile aynı dönemde yaşaması onun için bir talihsizlik olmuştur. Çünkü Akçura Gökalp’ten daha bilgili olduğu halde, Gökalp’in terkip kabiliyetine sahip bulunmamaktadır. Gökalp’in ülkücülüğü Türk aydınlarının psikolojisine daha uygun düşmüş, adeta büyülemiştir”.



    Bolşeviklerle dost olan sadece Akçura değil Kemalist kadrolarda bu reel-politik bir tutumu dönemin koşulları gereği haklı olarak benimsemişlerdi. Landau[14] Mustafa Kemal’in daha bağımsızlık savaşı süresinde, 1921’lerin başlarında Eskişehir’de yaptığı konuşmada “Ne İslamcı bir birlik ne de Turancılık bizim için bir öğreti ya da mantıklı siyasa oluşturamaz” dediğini belirterek, bundan dolayı “Yeni Türkiye Devleti’nin siyasası’ kendi ulusal sınırları içinde kendi egemenliğine dayanan bağımsız olarak yaşamakta ısrar etmek” olduğunu belirtmektedir.



    François Georgeon[15] Akçura’nın, Mustafa Kemal’den daha önce Pantürkizm konusunda düşüncelerinde değişikliğe gittiğini, onun Kemalist hareketi benimsemesini kolaylaştırdığını belirtmektedir. Bu konuda özellikle, Mustafa Kemal’in Eskişehir Nutku’nda Pantürkizmi ve Panislamizmi mahkûm etmesinden önce Akçura’nın 16 Eylül 1919’da İstanbul Türk Ocağı’nda verdiği bir konferansta, Rusya’ya yapmış olduğu ziyaret sonucunda Türkçülüğü demokratik ve emperyal olmak üzere ikiye ayırmasının etkili olduğu görülmektedir.



    Bu aşamada Mustafa Kemal’in Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrasında bir Türk Devleti kurmayı kabul ettiğini, ama Akçura’nın Pantürkizm düşüncesini benimsemediğini belirten Anıl Çeçen, şu tespitte bulunmaktadır.[16]



    “Daha çok bir ideale dayanan bu yaklaşım, Anadolu coğrafyasının jeopolitiğine o dönemin koşullarında pek uygun düşmüyordu. Bir asker olan Atatürk, jeopolitiğin inceliklerini iyi bildiği için bir bilim adamı olan Yusuf Akçura’dan bu açıdan ayrılıyordu. Bu farklılıkta Atatürk’ün devlet adamı olması ve bunun gerektirdiği sorumluluk bilinci ile reel-politiği dikkate alarak mevcut konjonktürde Turancılığı siyasi bir enstrüman olarak kullanmanın ülkenin ve milletin gerçekliğine uygun olmayacağını da en iyi bilen devlet adamlarından birisiydi. Akçura’nın ise bir bilim adamı ve düşünür olarak farklı bir bakış açısı ortaya koyduğunu göstermektedir. Atatürk’ün Osmanlı’nın benzeri bir politikayı uygulamak istemeyişi, Akçura’nın da bütün Türk dünyasının birlikteliğini hedeflemesi bu farklılığın belirgin özelliklerinden birisidir. Bu aşamada Ziya Gökalp’in zaman zaman ön plana çıkması Atatürk ile Akçura arasındaki bakış açısının, mesafenin dengelenmesi yönünden faydalı olmuştur”.



    Böylece Üç Tarz-ı Siyaset’in özgünlüğü Pantürkizm’in merkezine Osmanlı Türkleri olarak da nitelendirilen Batı Türklerini ya da mekânsal olarak Osmanlı Devleti’ni yerleştirmesi ile ayrı bir önem kazanmıştır. Akçura bu şekilde Rusya Türklerinin birlik sağlama arzusu ile Osmanlı Türklerinin devleti koruma çabalarının bir sentezini yapmıştır. 1904 yılındaki Türkiye Türklerinin ve mekânsal olarak Anadolu’nun stratejik ve jeopolitik önemine ilişkin bu öngörü ya da tespit, aradan bir asırdan fazla bir sürenin geçmesine rağmen 21. yüzyılda da Türk dünyasının siyasi, ekonomik, kültürel yönden ilişkilerin merkezini teşkil etmesi ve bu özelliğini hala koruması açısından Anadolu’nun ve Türkiye Türklerinin önemine ilişkin Akçura’nın bu tespitleri günümüz içinde geçerliliğini korumaktadır.



    Akçura’nın Türkçülük anlayışında ve siyasasında, Türklerin geçmişte ve gelecekteki en büyük düşmanı olan Rusya ve Panslavizme karşı mücadelede en büyük unsur ve katkı olarak Osmanlı İmparatorluğu merkezli bir hareketin siyasi rolünde ısrar etmesi olmuştur. Akçura bu fikri sayesinde hem kendi zamanında hem de daha sonra kültürel ve siyasi olarak Türkçülüğün mücadelesi için açık bir platformun oluşmasını sağladı.[17]



    Böylece Akçura Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan beş yıl sonra kaleme aldığı “Türk Yılı 1928” adlı Türkçülüğün tarihine yönelik çalışmasında[18] “Türkiye Cumhuriyeti’nin başta ‘Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ namıyla, sonra hakiki adıyla teessüsü, Türk Milliyetçiliği nokta-i nazarından Türkçülük idealinin tahakkuku demektedir. Ekser Türkçülerin belki hayatlarında tahakkuk edeceğini ümit bile edemedikleri ideal, bir Türk dehasının kudretiyle bir şe’niyet olmuştu; milli Türk devleti kurulmuştu.” diyerek yeni devletin kuruluşunu Türkçü arzuların gerçekleşmesi, ortaya çıkması olarak görmüş ve Türkçülük fikrinin yeni devletin kuruluşunda temel ve itici bir unsur olduğunu belirtmiştir.



    Niyazi Berkes[19] Akçura’nın 1904’te yazdığı bu üç politikayı çekingen bir dille tartıştığını ve eleştirdiğini belirterek, Akçura’nın 1928 yılında yazdığı bir yazısında, Osmanlı Devleti’nin içeride Türklük ya da İslam siyaseti gütmesinin, dışarıda da Pantürkist ya da Panislamist olmasının gerekmediğini belirttiğini ifade etmektedir. Böylece Akçura’nın eski görüşlerindeki bu düzeltmeyi Bolşevik Devrimi’nden sonra Kızılay üyesi olarak Rusya’ya gönderilmesi ve dönüşünde 16 Eylül 1919’da İstanbul Türk Ocağı’nda verdiği bir konferansında “Necat kim ne derse desin, Türkçülüktedir ve ancak Türkçülüktedir!”. diyerek Türkçülük cereyanın gitgide iki kola ayrıldığını,Türkçülüğün halkçılık demek olduğunu Turancılığın da bir Osmanlı emperyalizmi olduğunu ifade etmesinden kaynaklandığı görülmektedir. Yine Akçura bu Rusya ziyaretinin dönüşünde Türkçülüğü, Demokratik ve Emperyalist olmak üzere iki gruba ayırdığı da görülmektedir.



    Akçura’nın yaşanılan çeşitli siyasi gelişmeler karşısında değişik tutum ve davranışlar ortaya koyduğu da görülmektedir. Örneğin, 1913’teki Paris Arap Kongresi’nde, Suriye ve Lübnanlı delegeler, Jön Türklerin dil ve eğitim konusunda merkeziyetçi ve milliyetçi bir politika uyguladığından yakınırken, Akçura, Arapların bu konudaki taleplerinin yanında yer almıştır. Bu tutum, milliyetçilik düşüncesiyle birlikte edindiği genel kavrayışa uygun bir tutumdur. Abdullah Cevdet onun bu konudaki görüşlerini değerlendirirken, Akçura’nın “milletperver” olmaktan çok onun “milelperver” (bütün milletlerin haklarını savunan) bir insan olduğunu söylemiştir.[20] Fakat Kieser, Haziran 1916’da gerçekleşen konferansta Akçura’nın akıl yürütmesi, entelektüel dürüstlüğüne gölge düşürdüğünü belirterek, yabancıların kültürel “imha” politikasını mahkûm ederken, kendi hükümetinin Anadolu (Küçük Asya) Hristiyanlarına karşı gerçekleştirdiği geniş kapsamlı imha politikası karşısında sustuğunu ifade etmektedir.[21] Bu durum Akçura’nın olaylara, içinde bulunulan ve gerçekleşen durumlara ilişkin gerçekçi ve analitik bakış açısının ürünü olarak farklılık göstermektedir.



    Feroz Ahmad[22] Kemalizm’in öngördüğü yeni devlet yapısı hakkında Akçura’nın 1925 yılında dile getirdiği ölçütlerinin hukuk kurallarının geçerliliği, devletin milli ve bağımsız olması, liberal (hürriyetperver) ve demokratik bir yapı ve halk egemenliği gibi nitelikler olduğunu belirtmektedir.







    Siyasi Bir Enstrüman Olarak Türkçülük ve Yusuf Akçura



    II. Abdülhamit döneminde siyasal baskılar nedeniyle Türkçülük dil ve tarih incelemeleri ile sınırlı kalmış bu nedenle de ilk Türkçüler Tanzimat edebiyatçıları olmuştu. İmparatorlukta milli bilinçlerini yeteri kadar bilmeyen ya da dile getirme gereği duymayan ve sadece Müslüman olmayı yeterli gören Türkler olmuştu. Fakat gayri Müslimlerin ve Müslüman olmalarına rağmen Arapların kendi milli derneklerini kurmaları sonucu Türklerde uyanmaya başlamıştı. 1911’de Türk Ocağı Akçura’nın öncülüğünde kuruldu. Böylece Türkçülük kendiliğinden değil de çevresel şartların zorlaması sonucu doğmak zorunda kaldı.



    Bu gelişmeler doğrultusunda Tarık Zafer Tunaya’ya göre Türkçülük, zamanın ihtiyaçlarını ve heyecanını temsil etmekteydi.[23] Şükrü Hanioğlu’na göre; “Yaklaşık bir asırlık farklı siyasi denemeler istenilen sonucu vermemiş, iç ve dış şartlar başka bir tercihe imkân bırakmamıştı. Hatta geçmişte İslamcılık ya da Osmanlıcılık fikrinin savunucuları olan aydınlar dahi bu fikirlerin bir arada tutmaya çalıştığı bir unsur kalmayınca Türklüğe yönelmişlerdi.”[24] Böylece Türkçülerin temel amacı, imparatorluk içerisinde Türk unsurunu ve kendi özel kimliğini oluşturmaktı. Bu doğrultudaki en önemli, etkili ve öncü isimlerde hiç kuşkusuz Akçura ve Gökalp olmuştur.



    Osmanlı’nın son döneminde asker, sivil, aydın ve çeşitli kesimler üzerindeki etkisi ile Türkçülük Anadolu’da yeni bir ulus devletin en etkin unsurlardan biri olmuştur. Cumhuriyet döneminde de devletin ve aydınların Türkçülüğe sahip çıkması zorunluluktan öte zamanın şartlarına göre bir ihtiyaçtı. Bu şekilde Türkçülük; yeni kurulan ulus devlete ideolojik bir temel oluşturması, ümmet yapısından ulus bilincine ve teokrasiden laikliğe geçişte, Doğu medeniyetinden Batı medeniyetine geçişte ve Batılılaşmanın öncülüğünü ve kaynaklığını yapmada etkili olması bakımından önem kazanmıştır. Landau’ya göre[25] Türkçülüğe sempati duymayan Niyazi Berkes gibi Batılılaşmış Türklerin bakış açılarında bile Türkçülük Osmanlıcılık ve İslamcılıktan siyasa açısından daha etkili görünüyordu.



    Kieser, Türkçülük ile ilgi şöyle bir tespitte bulunmaktadır:[26] “Türkçülük, Türklük temelinde yeni bir devlet ve toplum kurma fikriyle geleneksel dünya görüşünü yıkıyor, böylelikle çağdaş bağlamda değersizleştirilmiş İslam-Osmanlı geleneğini radikal bir şekilde reddediyordu.(…) Bu ülkü, post-Osmanlı topraklarında kurulacak bir devlet için yol gösterici bir fikirdi.(…) Türkçülük ideolojisi, 1900’lü yıllarda tahsilli elitin, Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu “Türk milletinin uyanışı” lehine bir durum olarak görmesini olanaklı kılacaktı.” Böylece Türkçülük ideolojik olarak çağdaşı olan diğer fikir hareketlerine göre yeni kurulacak olan ulus devletin kuruluş felsefesine, kaynaklık edebilecek bir ideoloji olarak önem kazanmış olmaktadır.



    Yine Kieser[27] Lozan Barış Antlaşması’nın 1923 yılında imzalanmasının öncesindeki evrede, Lozan’da ki diaspora Türkçülerinin yıllar boyu sürdürdüğü çeşitli milliyetçi çalışmaların, fikri katkıların ve Lozan görüşmelerini yapan delegasyonların ideolojileri de göz önüne alındığında Lozan’ın bütün olarak değerlendirilmenin ve başarının daha iyi anlaşılacağını belirtmektedir. Ayrıca Türk milliyetçiliğinin diplomatik olarak kabulünün Lozan’da gerçekleşmiş olmasının bir tesadüf olmadığını, bunun temellerinin önceki yıllarda Lozan Türk Yurdu mensuplarının yoğun çalışmaları ile atıldığını belirtmektedir.[28] Bu çerçevede Avrupa’daki Türk örgütlerinin farklı ülkelere ve Lozan Barış Konferansı’na I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın paylaşımına ilişkin Türkçü tartışmayı yansıtan çeşitli mektuplar göndermişlerdir.[29]



    Türkçülük ideolojinin önemini ve günümüze olan etkileri açısında Kieser’in şu tespiti de ayrıca önem kazanmaktadır. “Sınırları 1919 yılında Misak-ı Milli ile çizilen Anadolu, yaklaşık olarak 1913 Cenevre Türkçüler Kongresi’nde dile getirilen milli Türk Yurdu tasavvuruna tekabül etmekteydi.”[30] Bu tespitler de göstermektedir ki, Ulusal Türk Devleti 1923’te resmi olarak kurulmadan önce Türkçülük ya da Türk Milliyetçiliği ideolojisi bu çalışmalara felsefi olarak kaynaklık etmiştir.



    I. Dünya Savaşı yıllarında Akçura’nın öncülüğünde kurulan Milli Türk Fırkası, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal bir Türk Devleti olarak kurulmasında önemli bir etki yapmıştır. Bu şekilde Türkçülük fikrinin örgütlü bir düzeye gelmesi, yeni kurulmakta olan ulus devletin “Türk Kimliği” ile ortaya çıkmasına yardımcı olmuştur.[31]



    Landau, Pantürkizmin tarihini kayda geçiren iki çalışma olarak Akçura’nın Türk Yılı 1928 adlı çalışması ile bundan 16 yıl sonra basılan ve önemli ölçüde Akçura’nın söz konusu çalışmasına dayanan Hüseyin Namık Orkun‘un Türkçülüğün Tarihi olduğunu ifade etmektedir.[32] Böylece günümüzde de Türkçülüğün Tarihi ile ilgili olarak Akçura’nın söz konusu bu çalışmasından daha ileri düzeyde bir çalışmanın olmadığı bilinmektedir.



    Ünlü Macar asıllı Türkolog Laszlo Rasonyi, Gaspıralı’nın Tercüman gazetesinin Rusya’daki Türklerin Türk olarak kalmasında 33 yıl büyük bir rol oynadığını belirterek, burada uyanan Türk ruhunun daha sonra Akçura’nın çeşitli faaliyetleri sayesinde ve Namık Kemal’in fikir âlemi ile birleşerek Türkiye’ye de tesir ettiğini belirtmektedir.[33]



    Bu çerçeve Tanzimat’tan Meşrutiyet’e, Osmanlı’nın son döneminden cumhuriyet dönemine kadar geçen sürede fikirleriyle günümüze ışık tutan çeşitli tespitleri ile önem arz eden aydınlardan birisi beklide en önemlisi Akçura olmuştur. Böylece Türk düşünce tarihinde Osmanlı’nın kimlik sorununa içinde bulunduğu şartlara göre sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik olarak tahlilde bulunan ve bu sorunların çözümü konusunda fikirleri ile ivme kazandıran özelliği ile Akçura çağdaşlarına göre ileri düzeyde bir duruş sergilemiştir.







    Fikirleri ve Etkileri



    Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalesi Osmanlı’nın son dönemine ve Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine de damgasını vurmuştur. Akçura’nın genel olarak çeşitli makale, kitap ve konferanslarında dile getirmiş olduğu ve günümüze ışık tutacak tespitlerinden bazıları şu şekildedir:



    - Türk Tarihinin yabancıların gözüyle yazıldığını, öğrenildiğini bununda Türk tarihini yozlaştırdığını söylemektedir. Türk tarihini bütün olarak ele almış, Türklerin tarihinin Selçuklu ve Osmanlılardan da çok daha önceleri İslam öncesinde de var olduğunu dile getirmiştir. Bu düşünce Cumhuriyet döneminde de Atatürk Tarafından kabul görerek Türk Tarih Tezi’nin oluşturulmasını etkilemiştir.



    - Romalıların Sezar’ı, Arapların Harun Reşid’i, Germenler’in Charles dönemlerine karşılık Türklerinde Cengiz Han Dönemi olduğunu belirtmektedir.



    - Tarihin bazıları tarafından çeşitli siyasal ve toplumsal amaçlar için kullanılması ile tarafsızlığını ve inandırıcılığını kaybettiğini belirtmiştir. Bu nedenle; K. Marks’ın “Tarih toplumlarda çeşitli sınıflar asındaki kavgadan ibarettir.” düşüncesiyle kendi teorisini ispatladığını belirtmektedir. François Georgen’a göre, Akçura, bu “tarihe dönüş” olgusunda ön planda yer alanlardan biri olmuştur. Tarih onu açık düşünceli, yaşadığı dünyayı en iyi anlayan aydınlardan biri yapmış, dünya sahnesine yeni toplumsal, ekonomik ve siyasal güçlerin çıktığını kavramış ve Türk toplumunun er geç bu güçlerle karşılaşacağını belirtmiştir.[34]



    - Akçura, tarihi ve toplumsal gelişmeleri sınıfsal açıdan değerlendirmektedir. Niyazi Berkes’e göre Akçura; Marksizm’e kadar gelmesi, İslam’da benzer fikir akımları olup olmadığını sorgulaması, Toplumsal sınıf kavramını savunması ile Osmanlı aydınlarına göre ilerici ve batıcı bir özellik taşımaktadır.



    - Türkiye’nin Batı Medeniyetine girebilmesi ve çağdaş bir devlet kurabilmesi için mutlaka “Toprak Reformu”nun yapılması gerektiğinin önemini belirtmiştir.



    - Akçura, 1902 ve 1903 gibi çok erken bir tarihte milliyet duygusunun önemini fark ederek, çağdaşı olan Osmanlı aydınlarına göre erkenden kavramış ve gelecekte milletlerin yönetiminde “milliyetçiliğin” ve “halkçılık” ile “demokratlık” gibi 2 önemli unsurun belirleyici olacağını söylemiştir.



    - Türkiye’de ulusçuluk düşüncesinin gelişememesinin nedeni olarak “Milli Burjuva Sınıfı”nın olmamasını çağdaşlarına göre ilk fark eden Türk aydını Akçura olmuştur.



    - Balkanlar’da yaşanan Bulgaristan’ın kuruluşu, Bosna ve Girit’in elden çıkması gibi olayların yakın bir gelecekte Van Gölü’nün çevresinde de yaşanacağını belirtmiştir.



    - Akçura’ya göre; Şark Meselesi’ diplomatların ve siyasetçilerin kasıtlı olarak müphem bıraktıkları bir meseledir. Yine Osmanlı sonrasında Batı dünyası için gündeme gelmiş olan Doğu Sorunu’nun çözümünde Türkiye merkezli bir yolun izlenmesi gerektiğini çağdaşlarından farklı olarak dile getirmesi ile geçmişte Şark Meselesi’ni en iyi anlatanların başında gelmektedir. Şerif Mardin bu çerçevede Akçura tarafından Şark Meselesi’nin tahlilinde ilk defa ekonomik unsurların belirgin bir şekilde ortaya konulduğunu belirtmektedir.[35]



    - Din sadece inanç meselesi değil, milli bir benlik meselesidir diyerek din-milliyet çatışması yerine dayanışmasını öngörmüştür.



    - Avrasyacılık fikrini 1907’de ilk kez Kazan’da yayımlanan Tan Çulpan gazetesinde dile getirmiştir.



    - Avrupa sermayesinin Türkiye’yi istila etmesinin sonuçlarının artık kem gözlere bile batacak dereceye geldiğini, maden yatakları, kara, deniz ulaşımı, limanlar ve demiryollarının, tütün işinin, akçe piyasasının ecnebi (yabancı) sermayenin kontrolüne geçtiğini açıklıkla ifade etmiştir.



    - Enver Ziya Karal bu konuda şöyle bir tespitte bulunmaktadır. “Devrin şartları göz önünde tutulunca, bu eseri [Üç Tarz-ı Siyaset -f.u-] laik düşüncenin tam ve mükemmel bir yapıtı olarak görünür. Hiçbir sorunun ortaya konulmasında ve eleştirilmesinde ‘şeriattan’ faydalanılmaya gidilmemiş olması nedeniyle siyasal düşüncenin dinsel düşünceden ayrılması konusunda bir başlangıç bile kabul edilebilir.” olarak görüldüğünü belirtmektedir.[36] Böylece Akçura, siyasal, toplumsal ve tarihi olaylara analitik ve nesnel çözümlemeler getirmesi ile çağdaşlarından farklı bir düşünce modeli ortaya koymuştur. Ayrıca jeopolitik algılayış ve düşünce biçiminin günümüz açısından öncülüğünü yapmıştır. Ortaya koyduğu bu düşüncenin İslam dünyası için de bir ilk olmakla birlikte Batı içinde o günün koşullarında yeni sayılabilecek bir yaklaşım olmuştur.[37]



    Akçura bu şekilde Cumhuriyet’in düşünsel alt yapısını oluşturan başlıca aydınlarından ve Türk düşünce hayatının en önemli isimlerinden birisidir. Akçura’ya göre halkçılık, milletin, fertler veya sınıflara mahkûm olmamasıdır. Liberalist ya da Sosyalist olmayan, fakat milli ekonomiden yana olan Akçura’ya göre çağdaş bir demokratik devlet ise ancak milli burjuvazi eliyle kurulabilecektir.







    Sonuç



    Günümüzde AB’nin, ABD’nin ve Batı’nın Türkiye’ye, Türk dünyasına ve Ortadoğu’ya yönelik uzun vadede çeşitli planlarını içeren BOP gibi projeleri mevcut iken, Türk milletinin ya da Türk Devleti’nin alternatif planının ya da planlarının varlığı bilinmemektedir. Oysa Akçura daha XX. yüzyılın başında stratejik bir öngörü ve analitik bir bakış açısı ile Üç Tarz-ı Siyaset’i alternatif bir plan olarak ortaya koymuştur.



    Böylece Akçura bilgi birikimi, öngörüsü ile Atatürk’ü, başta tarih olmak üzere çeşitli sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda bilgilendirmiş ve yeni kurulan Türk Ulus Devleti’ne tarihsel, kültürel, ideolojik olarak katkıda bulunmuştur. Böylece Akçura, bütün bilgi birikimini çeşitli çalışmalar ile Türk milletinin içine düştüğü durumu açıklamaya ve bu konudaki çözüm yollarını ortaya koymak amacıyla kullanmıştır.



    Akçura, Atatürk’ün tarih konusundaki merakının karşılanmasında, gerekli kaynakların sağlanmasında, geniş bir tarih kültürüne ve bilgi birikimine sahip olmasında bir aydın olarak her zaman ön planda olmuştur. Böylece Akçura, fikirleri ile Atatürk’ün yakın çevresinde bulunan, ona danışmanlık yapan, Türk Ulus Devleti’nin ideolojik ve felsefi temellerine katkı sağlamasına rağmen geçmişte kuruluşlarına öncülük ettiği, uzun süre yöneticilik ve başkanlık yaptığı çeşitli dernek, kuruluş ve yayınlar günümüzde hala varlıklarını sürdürmelerine rağmen hak ettiği ölçüde hatırlanmamakta, adeta unutulmaya terk edilmektedir. Niyazi Berkes’in isabetle ifade ettiği gibi “Unutulan Adam: Yusuf Akçura” olmuştur. Berkes’e göre; Gökalp, ideologu olduğu İttihat ve Terakki’nin siyasal gücünün etkisi ile ün kazandığını, Akçura’nın bir partinin adamı olmaması onun unutulmasında etkili olduğunu belirtmektedir.[38] Ayrıca Akçura’nın Rus devrimine karşı olumsuz bir tavır takınmaması, Osmanlı münevverlerinin entelektüel donanımdan yoksun olduklarını, özellikle ekonominin tarihteki rolünü bilmediklerini belirtmesi ve Osmanlı aydınına bu tür eleştirilerde bulunması Akçura’nın Gökalp karşısında geri plana itilmesine ve geniş halk kitlelerince tanınmamasına neden olmuştur. Böylece Akçura’nın sınırlı sayıda aydın tarafından tanınmış ve bu tanınma elit bir kesimle sınırlı olmuştur.



    İlk siyasi Türkçü olan Yusuf Akçura hakkında yok denecek kadar az yayının, çalışmanın olması önemle üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken bir konudur. Yani Türk Devleti’nin kuruluşunun arka planında Akçura ve arkadaşlarının başlatmış olduğu Türkçülük ideolojisi yatmaktadır ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda bu isimler önemli kilometre taşları olarak yer almışlardır. Akçura‘nın özellikle de kurucusu olduğu kurum ve kuruluşlar tarafından unutulmaması, bunların bu tür çalışmalara öncülük etmesi gerekmektedir.



    Yine topluma mal olmuş çeşitli isimlerin örneğin, Ziya Gökalp’in, Fuat Köprülü’nün, Hamdullah Suphi Tanrıöver’in, Mahmut Esat Bozkurt, Abdullah Cevdet’in hatta yabancı fakat Türk dostu olan Piyer Loti, Will Brandt vb gibi isimler çeşitli yerlere verilerek hatıraları kalıcı hale getirirken, güneydoğulu belediyelerin bile kendilerine yakın isimleri eskileri ile değiştirerek sokak ve caddelere verdikleri düşünülürse, Akçura’nın bu ülkeye, Türk tarihine, Türk kültürüne, Türkçülüğe olan katkısı en az yukarıda sayılan isimler kadar olmuştur. Akçura’nın bazı düşünce ve tespitleri günümüz koşulları açısından farklı bir şekilde değerlendirildiği zaman doğru olmayabilir ya da yetersiz kalabilir. Fakat yaşadığı dönem ve içinde bulunulan şartlar göz önüne alındığında Akçura’ya ilişkin yapılacak bir değerlendirme daha doğru ve sağlıklı olacaktır. Fikirlerinin bazı noktalarındaki eksiklikler nedeniyle Akçura’yı ve düşüncelerini toptan mahkûm etmek, küçülmek ya da önemsizleştirmek asla doğru ve gerçekçi değildir. Elbette eksiklikleri olabilen ve eleştirilebilen bir aydın olarak Akçura’nın günümüze olan etkisi çok daha fazladır. Bu konudaki en büyük sorumluluk ve duyarlılık Akçura’nın ve Cumhuriyetin bıraktığı kurumlara düşmektedir. Bu nedenle Akçura’ya karşı gösterilecek vefanın ilk örneğini bunlar yapmalıdır.









    [1] Fuat Uçar, Türkçülüğün Manifestosu, IQ Kültür Sanat Yay., 2.baskı,İstanbul, 2009, s.16-17.



    [2] Fuat Uçar, a.g.e., s.31.



    [3] Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset, 2.baskı, Lotus Yay., Ankara,2005, s.47.



    [4] Uriel Heyd, Türk Milliyetçiliğinin Kökleri, (Çevi: Adem Yalçın), Pınar Yay., İstanbul, 2001, s.166.



    [5] Yusuf Akçura, Türk Yılı 1928, (Hazırlayanlar: Arslan Tekin ve Ahmet Zeki İzgören), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara,

    2009.s. 528.



    [6] Jacob M. Landau, Pantürkizm, (Çeviren: Mesut Akın), Sarmal Yay., İstanbul, 1999, s.26.



    [7] Hilmi Ziya Ülken, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, cilt I, Selçuk Yay., Konya,1966, s.428’den aktaran: Jacob M. Landau,

    a.g.e., s.66.



    [8] Anıl Çeçen, “Atatük ve Yusuf Akçura”, Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk, Sayı: 127 (Nisan 2009), s.22.



    [9] Jacob M. Landau, a.g.e., s.66.



    [10] Anıl Çeçen, a.g.m., s.24.



    [11] Jacob M. Landau, a.g.e., s.27.



    [12] Hans-Lukas Kieser, Türklüğe İhtida, (Çeviren: Atilla Dirim), İletişim Yay., İstanbul, 2008, s.140, 192.



    [13] Ercüment Kuran, “Yusuf Akçura’nın Tarihçiliği”, Ölümünün Ellinci Yılında Yusuf Akçura Sempozyumu Tebliğleri,
    TürkKültürünü Araştırma Enstitüsü
  • ADANA: Cevdet Akçalı, Fazıl Güleç, M. Salahattin Kılıç, Melih Kemal Küçüktepepınar, Ali Cavit Oral, Emir H. Postacı, Kemal Satır, Ahmet Topaloğlu, Turgut Topaloğlu, Alpaslan Türkeş, Hüsamettin Uslu.
    ADIYAMAN: M. Zeki Adıyaman, Ali Avni Turanlı.
    AFYON KARAHİSAR: Hasan Dinçer, Hamdi Hamamcıoğlu, Ali İhsan Ulubahşi, Kazım Uysal.
    AMASYA: Yavuz Acar, Salih Aygün.
    ANKARA: Orhan Alp, Oğuz Aygün, Musa Kazım Coşkun, Orhan Eren, İ. Sıtkı Hatipoğlu,. Mustafa Maden, H. Turgut Toker, Aydın Yalçın, Ferhat Nuri Yıldırım, Şerafettin Yıldırım, Mustafa Kemal Yılmaz.
    ANTALYA: Hasan Akçalıoğlu, İhsan Ataöv, Süleyman Çiloğlu, Ömer Eken, Rafet Eker, Hasan Ali Gülcan.
    ARTVİN: Mustafa Rona.
    AYDIN: Nahit Menteşe, İsmet Sezgin, Fikret Turhangil.
    BALIKESİR: İbrahim Aytaç, Cihat Bilgehan, M, Şükrü Çavdaroğlu, Kemal Erdem, Ahmet İhsan Kırımlı, M. Nurettin Sandıkçıoğlu, Osman Tarı.
    BİLECİK: Şadi Binay.
    BİNGÖL: Mehmet Sıddık Aydar, Mehmet Bilgin.
    BOLU: Nihat Bayramoğlu, Halil İbrahim Cop, Ahmet Çakmak, M. Şükrü Kıyıkoğlu.
    BURDUR: A. Mukadder Çiloğlu, Mehmet Özbey.
    BURSA: Cemal Külahlı, Barlas Küntay, Ertuğrul Mat, Kasım Önadım, Mustafa Tayyar, Mehmet Turgut, Ahmet Türkel.
    ÇANAKKALE: E. Kemal Bağcıoğlu, Zekiye Gülsen, Mesut Hulki Önür, Refet Sezgin.
    ÇANKIRI: Nuretin Ok.
    ÇORUM: Yakup Çağlayan, Kemal Demirer, Abdurrahman Güler, İhsan Tombuş, Arslan Topçubaşı.
    DENİZLİ: Sami Arslan, Mehmet Emin Durul, Hasan Korkmazcan, Ali Uslu.
    DİYARBAKIR: Hasan Değer, Behzat Eğilli, Abdüllatif Ensarioğlu, Necmettin Gönenç, Sabahattin Savcı, Nazif Yıldırım.
    EDİRNE: İlhami Ertem.
    ELAZIĞ: Samet Güldoğan, Hayrettin Hanağası.
    ERZİNCAN: Hüsamettin Atabeyli.
    ERZURUM: Sabahattin Aras, Turhan Bilgin, Rasim Cinisli, Rıfkı Danışman, Naci Gacıroğlu, Cevat Önder.
    ESKİŞEHİR: Mehmet İsmet Angı, Şevket Asbuzoğlu, Orhan Oğuz, Seyfi Öztürk, M. Şemsettin Sönmez.
    GAZİANTEP: Ali İhsan Göğüş, İ. Hüseyin İnceoğlu, Mehmet Kılıç, Erdem Ocak, Mehmet Lütfi Söylemez.
    GİRESUN: Mustafa Kemal Çilesiz, Nizamettin Erkmen, Hidayet İpek, Abdullah İzmen, İ. Kayhan Naiboğlu, E. Emin Turgutalp.
    GÜMÜŞHANE: Necati Alp, Mustafa Kahraman, Nurettin Özdemir, Ekrem Saatçi.
    HATAY: Halil Akgöl, Talat Köseoğlu, Hüsnü Özkan, Ali Yılmaz.
    ISPARTA: Ali İhsan Balım, Süleyman Demirel, Yusuf Uysal.
    İÇEL: Mazhar Arıkan, Kadir Çetin, Cavit Okyayuz, Turhan Özgüner.
    İSTANBUL: İbrahim Abak, İsmail Arar, Sadettin Bilgiç, Ferruh Bozbeyli, İlhan Egemen Darendelioğlu, Tekin Erer, Nuri Eroğan, Orhan Cemal Fersoy, Hasan Güngör, Mustafa Fevzi Güngör, A. Şeref Laç, Osman Özer, Akgün Silivrili, İsmail Hakkı Tekinel, Naime İkbal Tokgöz, A. Turgut Topaloğlu, Hasan Türkay, Mehmet Yardımcı.
    İZMİR: Şevket Adalan, Mustafa Akan, Şükrü Akkan, Muzaffer Fazlı Arınç, Burhanettin Asutay, Münir Daldal, Ali Nailli Erdem, İhsan Gürşan, Nihad Kürşad, Akın Özdemir, Orhan Demir Sorguç.
    KARS: Latif Aküzüm, İsmail Hakkı Alaca, Mustafa Doğan, Kemal Kaya, Veyis Koçulu, Osman Yeltekin.
    KASTAMONU: Orhan Deniz, Sabri Keskin, Mustafa Toçular, Hasan Tosyalı.
    KAYSERİ: M. Şevket Doğan, Turhan Feyzioğlu, Hayrettin Nakiboğlu, Vedal Ali Özkan, Enver Turgut, Mehmet Türkmenoğlu.
    KIRKLARELİ: Mehmet Atagün, Feyzullah Çarıkçı, Hasan Korkut.
    KIRŞEHİR: Cevat Eroğlu, Mustafa Kemal Güneş.
    KOCELİ: Cevat Ademoğlu, Vehbi Engiz, Sabri Yahşi.
    KONYA: İrfan Baran, Bahri Dağdaş, Mustafa Kubilay İmer, İhsan Kabadayı, Necati Kalaycıoğlu, Etem Kılıçoğlu, Baha Müdderrisoğlu, Tahsin Yılmaz Öztuna, Faruk Sükan, Vefa Tanır.
    KÜTAHYA: Ahmet Fuat Azmioğlu, Ali Erbek, Mesut Erez, İlhan Aksoy.
    MALATYA: Ahmet Karaaslan, İsmail Hakkı Şengüler.
    MANİSA: Ertuğrul Akça, Mustafa Orhan Daut, C. Selçuk Gümüşpala, Hilmi Okçu, Vehbi Sınmaz, Kamil Şahinoğlu, Önal Şakar.
    MARAŞ: Atilla İmamoğlu, Veysi Kadıoğlu, M. Zekeriya Kürşad.
    MARDİN: Esat Kemal Aybar, Abdülkadir Kermooğlu, Abdülkadir Özmen, Abdürrahim Türk.
    MUĞLA: Adnan Akarca, Mualla Akarca, Ahmet Buldanlı, İzzet Oktay.
    MUŞ: Nimet Ağaoğlu, Kasım Emre.
    NEVŞEHİR: Hüsammettin Başer, Esat Kıratlıoğlu.
    NİĞDE: M. Naci Çerezci, H. Avni Kavurmacıoğlu, M. Nuri Domanoğlu, Haydar Özalp.
    ORDU: Ata Bodur, Cengiz Ekinci, Hamdi Mağden, Kemal Şensoy.
    RİZE: Erol Akçal, Hasan Basri Albayrak, Salih Zeki Köseoğlu.
    SAKARYA: Nuri Bayar, Yaşar Bir, Güngör Hun, M. Vedat Önsal.
    SAMSUN: Talat Asal, Mustafa Boyar, Doğan Kitaplı, Nafiz Yavuz Kurt, Hüseyin Özalp, Bahattin Uzunoğlu, İsmet Yalçıner.
    SİİRT: Zeki Çeliker, Mehmet Nebi Oktay.
    SİNOP: Hilmi Biçer.
    SİVAS: Enver Akova, Kadir Eroğan, Tevfik Koraltan, Yusuf Ziya Önder.
    TEKİRDAĞ: Orhan Öztrak.
    TOKAT: Hüseyin Abbas, İsmet Hilmi Balcı, Osman Hacıbaloğlu, Mehmet Kazova, Reşit Önder, Yusuf Ulusol
    TRABZON: Ahmet İhsan Birincioğlu, Necati Çakıroğlu, Ekrem Dikmen, Selahattin Güven, Cevat Küçük, Ali Rıza Uzuner.
    URFA: Mehmet Aksoy, Necmettin Cevheri, Mehmet Ali Göklü, Bahri Karakeçili.
    UŞAK: Orhan Dengiz, M. Fahri Uğrasızoğlu.
    VAN: Mehmet Emin Erdinç, Kinyas Kartal, Fuat Türkoğlu, Mehmet Salih Yıldız.
    YOZGAT: İsmet Kapısız, Turgut Nizamoğlu, Neşet Tanrıdağ.
    ZONGULDAK: Fuat Ak, Ahmet Nihat Akın, Ahmet Güner, S. Tekin Müftüoğlu, Kevni Nedimoğlu.
  • 💕💕💕💕💕❤️❤️❤️❤️❤️❤️
    Sev beni çok sev…
    Eşşek sudan gelinceye kadar..
    Allah belanı verene kadar...
    Kırmızı kar yağıncaya kadar.
    Arap kızı pencereyi kapatıncaya kadar...
    Düriye güğümlerini kalaylayana kadar...
    Mardin kapısından atlayana kadar..
    Manda yavrusunu sinek kapana kadar...
    Atı olan Üsküdar'ı geçene kadar...
    Portakalı soyup baş ucuma koyuncaya kadar...
    Sev beni çok sev...
    Canın yanana,
    huyun kuruyana,
    aklın çıkana,
    yüreğin çatlayana kadar..
    Sev beni…
    💕💕💕💕💕💕
    Yusuf Tandoğan
  • 229 syf.
    Ahmet OKTAY:
    Fazıl Hüsnü Dağlarca ile konuştuk biraz. "Sen şair değil bilginsin" dedi, şunları da ekleyerek: "Şiirlerini küçümsediğimi sanma, ama senin gibi her alana açılan bir kişi daha yok. Ne zaman yapıyorsun bunları?"

    Sana öyle hak veriyorum ki Dağlarca!

    (Uzun zamandır herhalde bir kitabı okurken hiç bu kadar keyif almamıştım. Zaten genelde de beni çok etkileyen kitaplara inceleme yazıyorum.)

    Günlük, anlaşılması güç kelimeler ve çok fazla terim içermesine rağmen yine de -benim gözümde- kendini okutmayı başardı.

    Kendisinin ortaokul mezunu olduğunu öğrendiğimde açıkcası çok şaşırdım. Şaşırmamın nedeni eğitim hayatını bu kadar erken bırakması değildi.. Okumaya böylesine aşık birinin okul hayatınının neden yarım kaldığıydı. Bununla ilgili günlüğünde hiç bahsetmiyor.

    Oktay, Sovyet iktidarıyla çok fazla ilgilenmiş, sol görüşlü, hayatını Marksist düşünce sistemi ile şekillendiren toplumcu gerçekçi aydınlarımızdan biridir. Kapitalist sistemin karşısında durmuş, dönemin amiyane tabirle yalaka kişilerine de haddini çok güzel bildirmiştir. Sonuna kadar laik sistemi savunmuş, kendisi de sol görüşlü olmasına rağmen Türkiye’de bu durumun Kemalistlik ile karıştırıldığını, insanların yanlış yorumladığını anlatmaya çalışmıştır. Stalin’i sevmediğini, Lenin’e ise daha yakın olduğunu yazılarından ben anladım.

    “Fransa'da yaşayan bir araştırmacının gösterdiği duyarlığı ve anlayışı, Türk aydınlarının büyük bölümünün gösterememesine şaşmak gerekiyor. Sol-Kemalistler kadar bazı Marksistler de din sorununu gerektiği biçimde algılayamıyorlar. Artık mürteci ile muhafazakarın özdeş olmadığını anlamak gerekir. Di­ni ideolojinin Türkiye'de de solun tatmin edemediği beklenti uf­kuna sızmaya çalıştığı bellidir. Liberal/demokratik bir muhafazakar kesim var. Hiç kuşkusuz bu kesimler politik konjonktür gerektirdiğinde en azgın gerici kesimlerle ittifaka girişebilirler. Ama girişmeyebilirler de.”

    Bu alıntı da burada kalsın.

    Oktay, edebiyat camiasına çok hakimdir ve sürekli kitap okuyup, gazete ve dergilerde yazıları yayınlanmıştır. Şiirde Gerçeküstücülük konusunda geri kaldığımızdan da yakınır. Tanzimat ve Cumhuriyet dönemi şairlerine göndermelerde bulunur.

    Kendisinde hoşuma giden tespitleri çok olmuştur fakat doğal olarak hepsini yazamıyorum. Oktay, “Yapı bazen imgeye göre şekilleniyor bazen sese göre,” diyor. Ama bazı dönem yeni şairlerin güzel gözükmek adına illa kelimenin ikinci anlamını kullanıp yapıyı bozduklarından yakınıyor.

    Kendisi şiirin çıkmaza girdiğini ve popüler kültürün esiri olduğunu düşünüyor. Ama sadece şiir demekle kalmıyor popüler kültürün esiri olan birçok aydından da bahsediyor. Burada kendi sözlerinden bir ekleme yapmak istiyorum.
    “Gerçekten, 19'unda yazdığım gibi edebiyat çevreleri olmadı­ğı için, yeni bohem mekânlarında şiir falan okunmuyor artık. Yazınsal ritüeller unutuldu. Şimdi, yazarların, şairlerin bir tür teşhirciliğe bitişmiş gösterileri moda: İmza günü, açık oturum, konuşma. Şüphe yok: Yararlı uygulamalar hepsi. Ama ister is­temez hepsi tecimselleştirildi.”

    Bir akşam camiadan arkadaşlarıyla oturup yemek yediğini yazıyor ve günlüğünde bunu anlatırken bazı noktalar dikkatimi çekiyor.
    Kendisi herkesten uzaklaşmakta haklı olduğunu ve artık bir araya gelince kitapları konuşmak yerine insanların sadece dedikodusunun döndüğünü söylüyor. Aslında hepsi bizimle aynı, bizden biri ve hep aynı hikayeler, aynı şikayetler... Temsili 1K işte.

    Yahu orada bir de ne öğrendim, “Nâzım’dan sonra şiir mi yazacağız?” diye düşünüp şairliği bırakan birçok isim varmış. Şaka gibi geldi..

    Bunun gibi benim çok dikkatimi çeken buraya birkaç tane dedikodu yazayım.

    -Can yücel ile Ahmed Arif kavga etmiş. Ahmed Arif çok duygusal davranıp gitmiş.
    Hee bir de bu Oktay, şairliğe ilk başladığı zamanlarda Nazım ve Arif’ten etkilendiğini belirtiyor ama sonrasında Arif’ten öyle bir soğumuş ki onu yermekten de hiç geri kalmıyor.
    (Can Yücel ile Oktay da kavgalıymış bu arada.)

    -Sevim Burak ve Sait Faik meselesi.
    Sevim Burak’ın öldükten sonra mektupları yayınlanmış. Orada da Sait Faik’in ne oğlancılığı kalmış ne de ayyaşlığı.. Ahmet Oktay buna çok içerlemiş ve Sevim Burak için sen ayyaş değil miydin Eyy Sevim diyor.
    Ödül almak için aylarca adam kovaladığını hepimiz biliyoruz, diyor.

    -Kemal Tahir ve Cahit Sıtkı meselesi.
    Kemal Tahir meğersem şair olarak başlamış bu yola ama her ne olduysa nasıl bir düşünceye girdiyse birden romana çevirmiş yönünü. Daha sonradan tekrar şiire döner gibi olmuş ve şöyle demiş “Cahit Sıtkı’nın şair sayıldığı...”
    Ee Ahmet Oktay da durur mu yapıştırmış cevabı. Tahir için, sen şiire devam etseydin de Sıtkı bu konuda senden daha yeteneklidir, ustandır, saygı duymalısın diyor.

    -Cemal Süreya’ya öldükten sonra baya sahip çıkmış ve İslamcı Şairlerin saldırılarından da olabildiğince korumaya çalışmış. (Kendisi İslamcı Şair diyor.) Günlüğünde de Cemal Süreya’nın şiirini ve kendisinin nasıl bir insan olduğunu anlatmıştır. Yineee birilerine de laf elbette göndermiştir;
    “Acaba Sezai Karakoç Cemal Süreya’nın ölümüyle ilgili bir şey yazacak mı çok merak ediyorum.”

    Ahmet Oktay’ın sevdiği pek nadir kişi vardır ve Cemal Süreya’da bunlardan biridir. Enis Batur, Ferit Edgü, Selim İleri, Melih Cevdet Anday, Emre Kongar.. Aklıma gelenler bunlar. Genel olarak günlükte hep iyi sohbetlerine şahit oldum.

    -İlhan Berk ile çok uğraşıyor. Onun için “oldum olası aforizma delisidir böyle konuşmaya çok bayılır,” diyor.

    -Attila İlhan ve Küçük İskender’den hiç hoşlanmıyor. Hatta ufak tartışmaları da olmuş. Attila İlhan’ın kendisini çok elit havalara sokmasına katlanamıyor galiba haha. Küçük İskender için de üff neler neler diyor. Ama en net yazabileceğim şey şudur; “Aykırı olmak ve aykırı görünmeye çalışmak birbirinden farklıdır.”


    -Tahsin Yücel, Orhan Pamuk “Kara Kitap” sorunu.
    Ahmet Oktay, Orhan Pamuk’u beğeniyor fakat bir eleştiri şuradan yapıyor. Tahsin Yücel Arı Türkçe kullanmaya özen gösterdiğinden dolayı Orhan Pamuk’u Türkçe konusunda eleştiriyor ve Ahmet Oktay şöyle bir soru yöneltiyor: “Yazın dilbilgisi midir?” Daha sonradan ise Oktay şunu söylüyor: “Eğer dilbilgisi kötüyse yazarın düşünmeden yazdığını ve yazdığını okumadığını gösterir.”

    -Mehmet Fuat, Ahmet Oktay hakkında bir yazı yazmış ve Oktay ona şöyle cevap veriyor;
    “Benim çok fazla "modaya uygun giyindiğimi" yazıyor. Ye­ni paradigmaları anlama çabasının, onun küçültücü anlamda kullandığı moda sözcüğüne ya da kavramına indirgenmemesi ve ona eşitlenmemesi gerektiğine inanıyorum.
    Memet Fuat tam da bu eğilim yüzünden tutucu bir konu­ma yerleşebilir.
    Tutuculuk moda'nın öteki ucudur. Negatifi değil.
    Ben modaya göre giyinmiyorum ama M. Fuat'ın elbiseleri çekmiş.” :D

    -Oktay, Ece Ayhan, Nazım Hikmet, Ahmed Arif taklitçiliğinden çok sıkılmış. Hatta Cemal Süreya şiir ödülünde şeçili kurulda görevdeymiş fakat Orhan Alkaya arasında bir gerginlik olduğundan dolayı çekilmek istemiş. Eğer oy vermiş olsaydı Metin Altıok’a oyunu verecekmiş.

    -Mahmut Makal, Orhan Veli, Ferhan Şensoy, Aziz Nesin.. Daha aklıma gelmeyecek bir sürü kişinin bazı noktalarını eleştiriyor. He şimdi diyeceksiniz Oktay çok mu mükemmeldi? Hayır elbette değildi. Ama kendisi gerçekten bu yolda çok büyük emekler vermiş ve bana günlüğünde asla boş bir insan olmadığını kanıtlamıştır. Her eleştirisine elbette katılmadım ama dönemin aydınlarına da farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı.


    Günlüğünden bahsederken Oktay “kendi okur tarihim” diye söylemiştir ve hakikaten de öyledir. Bundan sonrasını isterseniz okumanıza gerek yok. Tamamen kendimi düşünerek yaptığım bir şey. Fakat dönemin isimlerini merak ederseniz ve okuduğu kitaplar hakkında fikir sahibi olmak isterseniz göz atabilirsiniz. Okuduğu kitaplardan çok etkilendiğim ve cidden bu yazarı da mı biliyormuş yahu diyerek şaşkınlığa uğradığım için kitapların listesini yapmaya çalıştım. Günlükte bahsettiği, üzerinde konuştuğu isimleri de tek tek yazdım. Elbette eksikler, gözümden kaçanlar olmuştur çünkü bunlar bir liste halinde değildi ve ben okudukça, elimde bir kalemle, işaretleyip yazarak listeyi oluşturdum.

    Günlük içinde geçen dönemin edebiyat camiası isimleri ve Dünya Edebiyatından bahsettiği isimler;
    1. Selim İleri
    2. Latife Tekin
    3. Enis Batur
    4. İlhan Berk
    5. Ahmed Arif
    6. Önay Sözer
    7. Attila İlhan
    8. Fazıl Hüsnü Dağlarca
    9. Ivan Gonçarov
    10. Dostoyevski
    11. Melih Cevdet
    12. Lale Müldür
    13. Şükran Kurdakul
    14. Murathan Mungan (Cinsel tercihi sebebiyle birkaç problem olmuş ve Mungan’ın arkasında durmuştur.)
    15. Güner Kuban
    16. Kafka
    17. Yılmaz Gruda
    18. Hilmi Yavuz
    19. Ferhan Şensoy
    20. Fromm
    21. Refik Erduran
    22. Korkut Boratav
    23. Ali Bulaç
    24. Mehmet Ali Kılıçbay
    25. Ruşen Çakır
    26. Ahmet Kahraman
    27. Adalet Ağaoğlu
    28. Emre Kongar
    29. Emil Galip Sandalcı
    30. Mine G Saulnier
    31. Abdurrahman Dilipak (-)
    32. Sevim Burak
    33. Sait Faik
    34. Cemal Süreya
    35. Edip Cansever
    36. Aziz Nesin
    37. Baudelaire
    38. Oğuz Atay
    39. Yusuf Atılgan
    40. Nazım Hikmet
    41. Necip Fazıl
    42. Refik Durbaş
    43. Yahya Kemal
    44. Ülkü Tamer
    45. Nezihe Araz
    46. Uğur Kökden
    47. Can Alkor
    48. Ara Güler
    49. Jean Genet
    50. Küçük İskender
    51. Azra Erhat
    52. Sabahattin Eyüboğlu
    53. İrfan Şahinbaş
    54. Tarık Buğra
    55. Kemal Tahir
    56. Turgut Uyar
    57. Metin Altıok
    58. Vedat Günyol
    59. Agatha Christie
    60. Gorki
    61. Mihail Şoholov
    62. Ingmar Bergman
    63. Luis Bunuel
    64. Andrey Tarkovski
    65. Tahsin Yücel
    66. A. Huxley
    67. Aziz Çalışlar(-)
    68. Orhan Alkaya
    69. Nurdan Gürbilek
    70. Yılmaz Öner
    71. Balzac
    72. Stendhal
    73. Flaubert
    74. Shakespeare
    75. Suphi Aytimur
    76. Özdemir Nutku
    77. Eliot
    78. Halid Ziya
    79. Şerif Mardin
    80. Proust
    81. A. Ş. Hisar
    82. Demir Özlü
    83. Fethi Naci
    84. Ahmet Cemal
    85. Füsun Akatlı
    86. Gül Işık
    87. Simone De Beauvoir
    88. Umberto Eco
    89. Salah Birsel
    90. Özdemir İnce
    91. Nietzsche
    92. Ahmet İram
    93. Süreyya Berfe
    94. Seyhan Erözçelik
    95. Tuğrul Tanyol
    96. Ömer Naci Soykan
    97. Susan Sontag
    98. Ahmet Muhip dıranas
    99. Uğur Mumcu
    100. Oktay Akbal
    101. Mehmet Fuat
    102. Sartre
    103. Aliye Berger
    104. Orhan Koçak
    105. Ercüment Behzat
    106. Van Gogh
    107. Foucault.
    108. Ataol Behramoğlu
    109. Tanpınar
    110. Nedim Gürsel
    111. Orhan Veli
    112. Rilke
    113. Mayakovski
    114. Afşar Timuçin
    115. Sennur Sezer
    116. Adnan Özyalçıner
    Bunlar haricinde gözümden kaçanlar elbette olmuştur.

    Günlükte geçen kitapların listesi; (eksikler vardır.)
    1. E. H. Carr- Dostoyevski
    2. Jean Genet- Gidcometti’nin Atölyesi
    3. Metin Kaçan- Ağır Roman
    4. Ferit Edgü- O
    5. İlhan Berk- Pera
    6. J. M. Albertini- Azgelişmişliğin Mekanizması
    7. Tarık Zafer Tunaya- İttihat ve Terakki
    8. Tony Cliff- Rusya’da Devlet Kapitalizmi
    9. Peyami Safa- Sözde Kızlar( En ucuz, en acemi, üstünkörü yapıtlarından biri diyor. Safa’yı da pek sevmiyor.)
    10. Levent Köker- Modernleşme, Kemalizm, Demokrasi
    11. Güner Kuban- Sevişmenin Rengi( Beğenmiyor)
    12. Pierre Clatres- Devlete Karşı Toplum
    13. Fazıl Hüsnü Dağlarca- Uzaklarda Giyinmek, Çocuk ve Allah
    14. M. Jay- Diyalektik imgelem
    15. Paul Valery- Bugünkü Dünyaya Bakış
    16. Orhan Pamuk- Kara Kitap, Sessiz ev
    17. J. Needham- Doğunun Bilgisi Doğumun Bilimi
    18. Kürşat Bumin- Batıda Devlet ve Çocuk
    19. Fromm- Sahip Olmak ya da Olmak
    20. Sadri Ertem- Bacayı indir bacayı kaldır
    21. Cassirer- Devlet Efsanesi
    22. Yıldız Ecevit- Oğuz Atay’da Aydın Olgusu
    23. Oğuzhan Akay- CinAyetler
    24. Carr- Bolşevik Devrimi
    25. Eric J. Hobsbawm- Devrim Çağı
    26. Eric J. Hobsbawm- Kapital Çağı
    27. Eric J. Hobsbawm- İmparatorluk Çağı
    28. R. Jakobson- Sekiz Yazı
    29. Doğu Perinçek- Stalin’den Gorbaçov’a
    30. L. Benevolo- Modern Mimarlığın Tarihi
    31. Julius Welhausen- İslamiyetin İlk Devrinde Dini Siyasi Muhalefet Partileri
    32. Salvador Dali- Bir Dahinin Güncesi
    33. Hallac-ı Mansur- Kitab’üt Tavasin
    34. Proust- Swann’ların Semtinden(Hatta bu kitap üzerine konuşuyor ve Yakup Kadri ile Tahsin Yücel çevirisini kıyaslıyor.
    35. Kierkegaard- Korku Titreme
    36. Lyotard- Postmodernist Durum
    37. Flaubert- Üç Hikaye
    38. S. Zweig- Dünya Fikir Mimarları
    39. Borges- Alçaklığın evrensel tarihi(Bu kitaba çok şaşırdım ve mutlu oldum. Borges’i aynı anladığımızı görmek ve kitapta da aynı hikaye üzerinde odaklanmamız ise ayrıca hoşuma gitti.
    40. Ezra Pound- Konfüçyüs
    41. Agatha Christie- Ackroyd’un Katili
    42. Igmar Bergman- Büyülü Fener
    43. Barthes- Çağdaş Söylenler
    44. Bilge Karasu- Gece (Bu kitaba bir inceleme yazısı yazacakmış ama hep ertelemiş. Açıkcası merak etmiştim.)
    45. Adalet Ağaoğlu- Üç Beş Kişi
    46. Walter Benjamin- Parıltılar
    47. Joyce- Sürgünler
    48. Yıldız Sertel- Ardımdaki Yıllar
    49. Jale Parla- Babalar ve Oğullar
    50. Ercüment Uçarı- Ziba Sokağı
    51. Karl Korsch- Marksizm ve Felsefe
    52. Simone De Beauvoir- Mandarinler
    53. Ahmet İnsel- Türkiye Toplumun Bunalımı
    54. Ali H. Neyzi- Kızıltoprak
    55. Cahit Irgat- Irgatın Türküsü
    56. Şerif Mardin- Makaleler
    57. Salah Birsel- Hafiyeler önde gider
    58. Marcuse- Karşı devrim ve başkaldırı
    59. Ömer Naci Soykan- Müziksel Dünya Ütopyasında Adorna ile Bir Yolculuk
    60. Turgenyev- Babalar ve Oğullar
    61. Nietzsche- Putların Alacakaranlığı
    62. Daryush Shayegan- Yaralı Biliç(-)
    63. Kundera- Roman Sanatı
    64. Gündüz Vassaf- Cehenneme Övgü
    65. Carr- Romantik Sürgünler
    66. Paul Avrich- Anarşist Portreler(Bunu okumasına da baya baya şaşırdım. Kendisi de çok önemli bir eser olduğunu düşünmüş ve beğenmiş.)
    67. Sade- Sodom’un 120 günü
    68. Doğu Perinçek- Parti ve Sanat(-)
    69. Orhan Veli- Bütün Yazıları
    70. Gilles Kepel- Tanrının İntikamı
    71. Nurdan Gürbilek- Vitrinde Yaşamak
    72. David Dickson- Alternatif Teknoloji

    Kendisi bunun daha nicelerini okumuştur..
    Yanlarına (-) koyduklarımı hiç sevmemiştir. Aralarda tabi yine sevmedikleri var ama olumlu özelliklerinden de bahsediyor. Bilmediğim birçok isim vardı açıkcası böyle listelemek benim çok hoşuma gitti ve büyük bir keyifle yaptım. Hepsini tek tek araştırmayı düşünüyorum. Buraya kadar okuyan olduysa da gözlerine sağlık.
  • Saat dördü gecenin uykudaydı yıldızlar
    Rüzgar yaman vurdukça yorgun tepeler sızlar
    İki aslan parçası döndü operasyondan
    Sırılsıklam oldular,üşüdüler bir yandan
    Süratle abdest alıp başladılar namaza
    Yasin dedi gidip de bakayım yaramaza
    Ağır şartlar, sonunda hanıma çark etmişti
    Yuvasını dağıtıp evini terk etmişti
    Beş yaşındaydı Yusuf, sevimliydi oldukça
    Bakıcı gelir idi sabah fırsat buldukça
    Bayburt'taki annesi yatalaktı Yasin'in
    Yüzü de somurtgandı ağabeyi Tahsin'in
    Kıyıp da veremedi Yusuf'u ellerine
    Bir bakıcı buldular Mardin'de evlerine
    Salih'in de Maraş'ta bir tek anası vardı
    Babasının yüzünü güç bela hatırlardı
    Kara gözlü Salih'im iki gündür uykusuz
    Bayburtlu Yasin ise çok yorgun aç ve susuz
    Her biri bir an önce uyumak istiyordu
    "Allah'ım yurdumuzu koru şerden" diyordu
    Tam yatağa uzandı,gözü azdan dalmıştı
    Ardı kesilmeksizin telefonu çalmıştı
    "Sus artık be telefon" dedi çalarsın niçin?
    Uzanıp aldı ele tezden kapatmak için
    Baktı ki annesiymiş arayan gözü doldu
    Durduk yerde aramaz yoksa bir hâl mi oldu?
    Aradı annesini hayır olsun diyerek
    Çoktandır aramamış affını isteyerek
    Anası bakmaksızın boynundaki ağrıya
    Panikle cevap verdi bir an önce çağrıya
    Dedi "Yavrum üç defa rüyada gördüm seni
    Peygamber'im giydirdi elleriyle kefeni
    Hayır olur inşallah gözümü uyku tutmaz
    Ağrı sızı değil de hasret beni uyutmaz
    İyi misin,hoş musun ne yer de ne içersin?
    Dualarım sizinle Mevla'm kolaylık versin
    Ne zaman geleceksin Bayburt'a sen izine
    Bizi hasret bırakma Yusuf'umun yüzüne"
    Dedi ki "Merak etme anneciğim bizleri
    Hele şu terör bitsin tezden dönelim geri
    Burada olmak bizim alnımızın yazısı
    Dinsin diye burdayız anaların sızısı"
    O esnada Salih'in telefonu da çaldı
    Salih ise deliksiz derin uykuya daldı
    Müsaade istedi çağrıya bakmak için
    Telefona öfkeyle dedi çalarsın niçin
    Baktı ki arayana yazıyor Komser Hasan
    Ulan bir çift söz derdim amirimiz olmasan
    Açtı "Buyur amirim Salih uyumuş çoktan"
    Dedi "Kusura bakma görev çıktı hiç yoktan
    Teröristler pusuya düşürmüş Osmanları
    Kurtarmaya acele etmeliyiz onları
    Salih'i de uyandır geç kalmayalım lütfen
    Bu saatte aramak hiç de istemezdim ben"
    Yasin, Salih'i sarstı pek derindi uykusu
    Dedi "Uyan be Salih yine kurulmuş pusu
    Osman ile ekibi zor durumda kalksana
    Bizim şu Çelik Hasan demin söyledi bana"
    Salih zorla da olsa yatağından fırladı
    Yasin de silahını doldurup hazırladı
    Üstü başı iyice kurumamıştı daha
    Görev kutsal diyerek sarıldılar silaha
    Karakoldan bir araç geldi sokaktan aldı
    Araç da kaygan yolda kayacaktı az kaldı
    Gönlüne Yusuf düştü Yasin'in bir ah çekti
    Gün yüzüyle yavrusun ne zaman sevecekti
    Bir de rüyası geldi annesinin,fikrine
    Döner dönmez bir daha arayacaktı yine
    Bir vadiye geldiler tehlikeli yer idi
    Yanlarında amiri, Çelik diyorlar idi
    Dört beş araçtan daha başka polisler indi
    Ekipleri görünce Osman hayli sevindi
    Teröristler çapraza almıştı üç kişiyi
    Biri yaralanmıştı, şükür durumu iyi
    Kaçmaya yeltendiler,gelince yeni ekip
    Bizim Yasin birini etmek istedi takip
    Ateş açıp nihayet indirdi başlarını
    Döndü çağırmak için tüm arkadaşlarını
    O esnada tepeden mermi geldi sırtına
    Düştü doğruldu tekrar bakamadan ardına
    Salih yetişti hemen kucakladı dostunu
    Yarayı sarmak için biraz yırttı üstünü
    Bir can daha yakmıştı kuduz itler kaçmadan
    Araçlara bindiler ağzı bıçak açmadan
    Dayan Yasin diyordu dolu dolu gözleri
    Salih dedi bulalım tezden pansuman yeri
    "Hastaneye gidecek zaman yok dayanamaz
    İnşallah daha fazla yaraları kanamaz
    Ulaşalım evvela Nevşehirli doktora
    Adı neydi adamın ya Burhan'dı ya Bora"
    Doktorla sözleştiler bir sağlık merkezinde
    Aklı,zihni donmuştu telaştan herkesin de
    Salih de komseri de gözünü yumuyordu
    Bir an önce hayırlı haberler umuyordu
    Bir an dayanamadı atıldı içeriye
    Yasin'den bir manidar bakış kaldı geriye
    Bir şey söyleyecekti elvermedi lisanı
    Allah diye haykırıp teslim eyledi canı
    Komser Hasan yıkıldı,en çok Salih ağladı
    Osman da kabahati kendisine bağladı
    Göz gözü görmüyordu,ciğere kor vurunca
    İçi sevgiyle dolu koca bir kalp durunca
    Beraber ne belalar atlatmıştı bu canlar
    Gözlerinden film gibi şeritle geçti anlar
    Salih yıkıldı hepten bayıldı düştü yola
    Oğlu görmesin diye Yasin'i karakola
    Götürdü omuzunda iki polis sırtlayıp
    Salihse uzun zaman uyudu ayılmayıp
    Ne oldu bana diye hafızayı yokladı
    Birden bire Yasin'in resmini kucakladı
    Acısı tazelenip tekrar düştü sineye
    Nasıl haber vereyim o zavallı anneye
    En iyisi bu işi amirim halletmeli
    Beklemek çok yararsız emniyete gitmeli
    Toparlanıp ofise uğradı taksi ile
    Meğer acı haberi çoktan vermişler bile
    Sonra birden aklına Yusuf düşünce yersiz
    Dedi o yavrucağız olanlardan habersiz
    Bir başına ne yapar acaba şimdi evde
    Muhakkak babasını biliyordur görevde
    Eve dönüp çocuğa nasıl anlatsam dedi
    Babasını sormaz mı nasıl atlatsam dedi
    Ekipden arkadaşı eve kadar bıraktı
    Yaya gidecek yol da Bağdat kadar uzaktı
    Yasin'siz bu sokaktan adım atmamıştı hiç
    Bu vedayı hesaba yazık katmamıştı hiç
    Velhasıl odasına baktı Yusuf'un lakin
    Göremedi çocuğu ortalık da pek sakin
    Sağa sola bahçeye baktı telaşa düşüp
    Komşuları yetişti feryadına üşüşüp
    Garip bir durum vardı,onlar da görmemişti
    Komser de telefonda haberim yok demişti
    Nasıl olur, nereye giderdi ki aniden
    Her tarafı telaşla arıyordu yeniden
    Bu esnada durmadan telefon çalıyordu
    Yasin'in abisinden mesajlar geliyordu
    Ya gönderin çocuğu ya biz gelip alalım
    Böylesi kara günde nasıl rahat kalalım
    Salih tamam ben onu gönderirim diyordu
    Tahsin illa bir tarih konulsun istiyordu
    Anlatamadı gitti içinden geçenleri
    Hem konuşup hem hızla arıyordu her yeri
    Bakıcıyı aradı bakmıyordu cebine
    En sonunda bir haber gönderdi ekibine
    Yusuf için seferber oldu bütün birlik de
    Mardin'i baştan sona aradılar birlikte
    Evvela bakıcının kapısını çaldılar
    Üç günden taşındığı haberini aldılar
    Bütün şüpheler şimdi çekildi üzerine
    Kadın için malumat verdi amirlerine
    Sonrasında soluksuz bütün Mardin arandı
    Hastanede cesetler teker teker tarandı
    Ekiplerce şehirin çıkışları tutuldu
    Yaşam durdu bir anda Yasin de unutuldu
    Mardin Kenan'a döndü Yusuf'u yuttu sanki
    Birileri kuyuda onu unuttu sanki
    Sabaha dek arandı bir tek işaret yoktu
    Bu ıstırap Salih'in bağrına düşen oktu
    "Gardaş emanetine sahip çıkamadım ki
    Yüzüne doya doya dönüp bakamadım ki"
    Günler geçer Yusuf'dan ne haber var ne de ses
    Yusufçuk dönmeyince kahıra düşmüş herkes
    Bayburt'ta da acılar ikiye katlanmış hem
    Bir ocakta iki köz,bir evde iki matem
    Ninesi günden güne eriyip,hasta düşmüş
    Bu karanlık günlerin ışığı dosta düşmüş
    Şingah'tan yirmi yiğit koşup gelmiş Mardin'e
    Bütün Bayburt tutuşmuş yavrucuğun derdine
    Ne bir iz var ne haber bunca zamandan beri
    Zaman durdu saniye geçmez oldu ileri
    Ardı kesilmeksizin telefon çaldı birden
    Üşenerek eline aldı olduğu yerden
    Yabancı bir numara Salih abi diyordu
    Sesi boğuk geliyor bazen kesiliyordu
    Dedi ki "Duydum meğer Yusuf'u aramışsın
    Gece gündüz demeden her yanı taramışsın
    Merak etme ben onun annesiyim bilinsin
    Amcası alır diye istemedim bulunsun
    Yanımda afiyette, bakmayın kusuruma
    Ailemin yanına döndüm ben Erzurum'a"
    Başından kaynar sular aktı Salih'in birden
    Telefonu fırlattı duvarlara sinirden
    Öfke,sevinç ve hüzün derin indi bağrına
    Hem mutluluktan uçtu,hem çok gitti ağrına
    Şehidin emaneti çıkmıştı gün yüzüne
    Şimdi doyabilirdi gönlündeki hüzüne
    Saat dördü gecenin uykudaydı yıldızlar
    Rüzgar yaman vurdukça yorgun tepeler sızlar

    Garip Önder
    Bayburt
    12.06.2018
  • Hak Dini, Kur’ân Dili – Elmalılı Hamdi Yazır

    Riyazüssâlihin (Hadis)

    Risâle-i Nûr Külliyatı – Said Nursî

    Muvazzah İlm-i Kelâm – Ö. N. Bilmen

    Asr-ı Saâdet – Mevlânâ Şiblî

    Hayâttü’s-Sahâbe – M. Yusuf Kandehlevî

    Nimetü’l-İslâm – Hacı Zihni Efendi

    İslâm Fıtrî Tabiî Umûmî Bir Dindir – A. Hamdi Akseki

    İhyâu Ulûmi’d-din – İmâm Gazali

    Târihten Günümüze Tahrif Hareketleri – Kadir Mısıroğlu

    Maddiyyun Mezhebinin İzmihlâli – İ. Fenni Ertuğrul (Latin harfleriyle basımı: Materyalizmin İflâsı ve İslâm, I-II)

    Hakikat Nurları – İ. Fennî Ertuğrul

    Lügatçe-i Felsefe – İ. Fenni Ertuğrul, (İslâm Harfleriyle)

    Mesnevi Şerhi – Tâhirü’l Mevlevi

    Kısas-ı Enbiya – Ahmed Cevded Paşa

    Hacı Murad – Tolstoy

    Yirminci Asrın Cahiliyeti – Muhammed Kutub

    Kur’ân Hiç Tükenmeyen Mucize – Heyet

    Bin Uydurma Kelimeyi Boykot – Kadir Mısıroğlu

    Hayat Felsefesi Yahut Yaşamak Sanatı – Kadir Mısıroğlu

    Lozan, Zafer mi, Hezimet mi?! – Kadir Mısıroğlu

    Bir Mazlum Padişah: Sultan Abdülaziz Han – Kadir Mısıroğlu

    Bir Mazlum Padişah: Sultan II. Abdülhamid Han – Kadir Mısıroğlu

    Bir Mazlum Padişah: Sultan Vahideddin Han – Kadir Mısıroğlu

    Geçmişi ve Geleceği İle Hilâfet – Kadir Mısıroğlu

    Sarıklı Mücâhidler – Kadir Mısıroğlu

    Deccal Tabakta – Kemal Özer

    İzhâru’l-Hak – Rahmetullahi Hindi

    İslâmiyet ve Milletler Hukuku – Prof. A. Refik Turnagil

    Muhtasar İslam Târihi – Kadir Mısıroğlu

    Dinde Reformistler – Ali Eren

    Osmanlı Târihi – İ. Hakkı Uzunçarşılı (Tanzimat’a kadar olan kısım)

    İslâm Meydan Okuyor – Vahidüddin Han

    Yahya Kemal Beyatlı’nm şiir ve nesir bütün külliyâtı

    Türkiye’de Ruhçu ve Maddeci Görüşün Mücâdelesi – S. Hayri Bolay

    Siyonizm ve Türkiye – Yaşar Kutluay

    Yahudi – Lui Marşelko

    Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Târihi – Prof. Dr. Osman Turan

    Osmanlı Hukuku – Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

    Yazı Güzeli – Bedreddin Yazır

    İslâm Harflerinin Müdafaası – Osman Şerifoğlu

    A’mâk-ı Hayal – Filibeli Ahmed Hilmi

    Abide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle Osmanlı – Osman Nûri Topbaş

    Hüdâyî’nin Ziyafet Sofrasından – Osman Nûri Topbaş

    İmandan İhsana Tasavvuf – Osman Nûri Topbaş

    İslâm Yazısına Dâir – Ciineyd Emiroğlu

    Tarihî Maddeciliğe Reddiye – H. Ziya Ülken

    İlim, Ahlâk, Îman – Mustafa Balaban

    Garb’m Üzerine Doğan İslâm Güneşi – Sigrid Hunke

    İdeolocya Örgüsü – N. Fâzıl Kısakürek

    İslâm Prensipleri – A. Kemâl Belviranlı

    Tanınmayan Büyük Çağ – Fuad Sezgin

    Zulmetten Nura – Şemseddin Günaltay (İslâm harfleriyle)

    Boğaziçi Mehtapları – Abdülhak Şinasi Hisar

    Batılılaşma İhaneti – Mehmed Doğan

    Bir Türk Vatana Döndü – Nejat Muallimoğlu

    Sağlık Sırlan – Dr. Senâi Demirci

    İslâm ve Bilim – Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr

    Allah Dostu Der Ki – Dr. Münir Derman

    Hz. Ömer ve Nebevi Sünnet – Dr. Ebubekir Sifil

    Ehl-i Sünnet’in Müdafaası – Ebû Hamid bin Merzuk

    Osmanlıca-Türkçe Sözlük – Mustafa Nihad Özön

    Ebû Hanîfe – Muhammed Ebû Zehra

    Görüp İşittiklerim – Ali Fuad Türkgeldi

    Kelâm İlmi (Giriş) – Prof. Dr. Bekir Topaloğlu

    Cumhuriyetin Târihi – Ahmed Cemil Ertunç (Celâlettin Vatandaş)

    Türkçe’nin Müdafaası – Kırk Münevver

    Medenî Hukuk Cephesinden Ahmed Cevdet Paşa – Ebululâ Mardin

    Mektubât-ı Rabbânî – İmam Rabbani

    Dinlerarası Diyalog Tuzağı – Mehmet Oruç

    Hikemiyat – Dr. Ebubekir Sifil

    Dağıstan Arslanı Şeyh Şâmil – Tank Mümtaz Göztepe

    Tevrat, İnciller, Kur’ân-ı Kerîm ve Bilim – Maurice Bucaille

    İslâm Hukukumda Değişmenin Sınırlan – Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

    İslâm Mezhepleri Tarihi – Dr. Haşan Gümüşoğlu

    Dört İncil. Farklılıkları ve Çelişkileri – Prof. Dr. Şaban Kuzgun

    Osmanlıca İmlâ Rehberi – Osman Şerifoğlu

    İlmî Gerçekler – Dr. Halûk Nurbaki

    İslâm Ahlâkının Esasları – Babanzâde Ahmed Naim

    Rasûlullah’m İslâm’a Dâvet Metodu – Ahmed Önkal

    Papalık – Bekir Zakir Çoban

    ZübdetüT-Buhârî – Ömer Ziyâeddin Dağistânî

    Kadirbeyoğlu Zeki Bey’in Hâtıraları

    Yengeç – Dr. Salzmann

    İlimler ve Yorumlar– Hekimoğlu İsmail

    Peygamber Efendimizden Hayat Ölçüleri – Murad Kaya

    Üsve-i Hasene (1-2) – Ömer Çelik, Murad Kaya, Mustafa Öztürk

    İslâm’ın Vaadettikleri– Roger Garaudy

    Bostan – Şeyh Sadî Şirâzî

    Gülistan – Şeyh Sadî Şirâzî

    İslâm İnançları – Dr. Ali Arslan

    Kimyâ-yı Saâdet – İmam-ı Gazâlî

    Telfik-i Mezâhibe Reddiyye – M. Esad Dilâveroğlu

    Anglikan Kilisesine Cevap – Şeyh Abdülaziz Çâviş

    Maturidiyye Akaidi – Nureddin es-Sabûnî

    Şifâ-i Şerif – Kadı lyâz

    Osmanlı Türklerinde İlim – Dr. Adnan Adıvar

    İlim ve Din – Dr. Adnan Adıvar

    İlmiyye Sınıfı -İ. Hakkı Uzunçarşılı

    Osmanlı Târihi – Kadir Mısıroğlu
  • Fırsat buldukça şehirin karmaşasından kaçmayı ve kendimi ANAdoluya bırakmayı çok seviyorum.BU nedenle Anadolu'nun birçok beldesini gezdim. Adana, Ağrı, Gümüşhane, Sivas, Rize, Trabzon, Maraş, Konya,Gaziantep, Malatya, Diyarbakır, Urfa, Mardin ,Geyve, Taraklı, Göynük, Nallıhan, Bilecik, İznik, Bursa, Karapürçek, Dokurcun, Domaniç, Söğüt gibi ...
    Buralarda yeni insanlarla, hakikatli hayatlarla tanıştım.Yokluğun varlıktan daha fazla mutluluk verdiğini gördüm.Bizim çöp diye attığımız küçük su şişesinin bile oralarda elzem bir mazlemedir.
    Üzüldüğüm, yorulduğum, usandığım vakit, günübirlik de olsa, Anadolu'ya giderim. Bazen bir dağ köyüne, bazen nüfusu beş binin altına düşmüş eski bir ilçeye.
    Yemek yer, çay içer, insanlarla sohbet ederim. Mevsimine göre meyveler, yeşillikler.
    Anadolu'yu mekân ve insan olarak daha iyi tanıdıkça, iki kelime gelip sizi buluyor: İrfan ve ihsan.
    Yusuf Kaplan hocamızın çok önemsediğim bir sözü var: “İlim zihni, irfan kalbi açar.”
    Evet, Anadolu irfanı.
    Anadolu insanının irfanı, basiret ve feraseti, birçok oyunu bozmuştur. Kötü niyetli nice proje, milletin kalp gözünden dönmüştür.
    Yolculuklarım boyunca, en sık duyduğum cümlelerden biri şuydu: “Allah devlete zeval vermesin.” Devlet, vatan demek.
    Kendi köyüm dâhil, bu duaya ne çok şahitlik ettim: “Allah hayırlı evlat ve hayırlı devlet versin.”
    Elbette böyle olmayan insanlar da çıkacaktır, çıkıyor. Bir ağacın bütün meyveleri aynı olmaz. Kimi çürür ve düşer. Kalanların sayısına bakmak lazım. Çoğunluk mu, değil mi?
    Toprağa (memlekete) bağlılık, değerlere (millete) sadakat. Sadelik ve saflık. Örnek vermemiz şart: Kapıorman dağlarında, Çoban Mustafa Amca'nın tek gözlü kulübesindeyiz. Yetmiş yaşına dokunmak üzere. Bir başına. Bize dağın içindeki bir mağarayı anlatıyor. Mağaranın girişinde büyük bir kaya varmış. “Ancak devlet gücüyle kaldırılabilir” diyor. Bunun anlamı şu: Özel sektörün ne olduğunu bilmiyor. Evet, bu insanla aynı çağda yaşıyoruz.
    Rize'deyiz. Yeni tanıştığım bir ağabeye, binaların dış cephesinin niye sıvasız, boyasız olduğunu soruyorum. Gelen cevap: “Biz iç güzelliğe önem veririz.” Sükût.
    Anadolu bizim neyimiz olur? Baba ocağımız.
    İnsan insanın yurdudur. Anadolu, insanlığın ve iyiliğin yurdu. Sabırlı, dirayetli, metanetli evlatların yaşadığı emin belde. Cefakâr ve kanaatkâr. İlk aklıma gelen: Geyve'nin merkez parkında oturuyoruz. Masamıza ürkek bir kuş yaklaştı. Elli yaşlarında. Temiz bir yüzü var. Oldukça mahcup. “Bana bir lira lazım” dedi. On lira verdik. Almadı. Israr ettik. Yine istemedi. Tek söylediği: “Bana bir lira lazım.”
    Sakarya'dan Giresun'a geçelim. Çamoluk ilçesinin çarşısında geziyorum. Elimde fotoğraf makinesi. Güngörmüş bir ihtiyara, “burada fotoğrafını çekebileceğim tarihi eser var mı” diye soruyorum. “İnsandan daha tarihi ne var” diye çıkışıyor. “İnsanları çek!”
    Bu tepkinin bendeki yankısı farklı ve derin oluyor. 'İnsanı ihmal etmek' meselesine gelip duruyorum.
    Anadolu, aynı zamanda, bir ihmalin hikâyesidir.
  • 400 syf.
    ·Puan vermedi
    Ben Ahmet Ümit'i övmekten yoruldum adam mükemmel olmaktan yorulmadı ya.Ben bu adamı cümlelerinden tanırım artık o kadar benimsedim.Bana polisiyeyi sevdiren,aksiyon aratan,genel kültür seviyemi yukarılara çeken bir yazardan bahsediyorum.Hiç görmediğim Beyoğlu,Balat sokaklarını özlüyorum.Başkomser Nevzat'la,Evgenia'yla,Ali ve Zeynep'le muhabbet etmek istiyorum.Kitabın içine atmaj istiyorum kendimi çünkü bu adam bana çok şey kattı ve ben kiyamiyorum tüm kitaplarını okuyup bitirmeye.KAVİM'de bunlardan biri son sayfalarına kiyamadigimdan şöyle bir kenara bırakıp kuzu kuzu baktım birkaç gün.Çok uzatıyorum bu kısmı ama ne yapayımAhmet Ümit 'ten bahsediyorum nihayetinde
    .
    .
    .
    Başkomser Nevzat yine bir cinayet mahalindedir.Ceset haç kabzası olan bir bıçakla katledilmistir.Yusuf Üstündağ adında bu adamı kim niye öldürmüş olabilir? Bu işin en garip kısmı ise İncil'den bir kesitin altının maktulun kanıyla çizilip üstüne 'Mor Gabriel' yazılmasıdır.Tahminler bir din tarikatının bu işi yaptığı yönünde olsa da biz hiç olmadık bir olay örgüsünün içine atılıyoruz.Mardin'den İstanbul'a gidip geliyoruz ve bir bulmaca içinde savruluyoruz.Asla sonunu tahmin edemedim normalde başarılı olsam da bu kitap beni fena halde yanılttı.Bu yüzden kitaba ne kadar puan verilebiliyorsa verdim gitti.En sevdiğim kısım ise verilen mesajlar oldu.Türlü türlü ırkı,mezhebin,dinin yaşandığı ülkemizde aslında bunun bir zenginlik olduğunu,düşmanligin gereksiz olduğunu ve tarihimize sımsıkı sahip çıkmamız gerektiğini söylüyor bize.Her seferinde olduğu gibi genel kültürümüze güzel bir kıyak yapıyor ve dinler arası diyaloğu öğretiyor.Hristiyanlık,süryanilik ve müslümanlığın derinlerine iniyoruz.Sorguluyor ve beynimizin zekatını veriyoruz.Kesinlikle ve şiddetle öneriyorum sevgiyle kalın..
  • 20 Temmuz’dan bugüne kadar Terörle Mücadelede 403 şehit verdik
    İşte Gün gün şehitlerimiz
    20.07.2015 Adıyaman (Çatışma)
    Şehit Uzm. Onbş. Müsellim Ünal(22)Kayseri/Develi
    22.07.2015 Şanlıurfa/Ceylanpınar (Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Feyyaz Yumuşak(25)Kırşehir/Kaman
    Şehit Polis Memuru Okan Açar(24)Niğde
    23.07.2015 Diyarbakır/Yenişehir (Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Tansu Aydın(37)Zonguldak
    24.07.2015 Kilis/Elbeyli (Suriye Tarafı) Saldırı
    Şehit Jan.Ast.Mehmet Yalçın Nane(25)Gaziantep/Nizip
    26.07.2015 Diyarbakır/Bingöl Karayolu (Mayın)
    Şehit Jan.Uzm. Cvş. Mehmet Kocak(39)Yozgat
    Şehit Jan.Ast.Kıd.Bşcvş. İsmail Yavuz(37)Manisa/Salihli

    27.07.2015 İstanbul/Gazi Mahallesi (Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Muhammet Fatih Sivri(24)

    28.07.2015 Muş/Malazgirt (Saldırı)
    Şehit İlçe Jan. Kom. Jan.Binbş. Arslan Kulaksız(46)Amasya/Merzifon

    28.07.2015 Hakkari/Şemdinli (Saldırı)
    Şehit Piy.Uzm. Çvş. Ziya Sarpkaya(27)Bolu/Göynük
    30.07.2015 Diyarbakır/Çınar (Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Mehmet Uyar(30)Manisa/Salihli
    30.07.2015 Şırnak-Akçay (Çatışma)
    Şehit Piy. Üstg. İbrahim Tanrıverdi(26)Malatya
    Şehit Piy. Kom. Er Ömer Kağan Kandemir(21)Denizli/Çivril
    Şehit Piy.Onbş. Hamza Yıldırım(23)Ankara/Bala

    31.07.2015 Adana/Pozantı (saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru İsa İpek(32)Adana/Ceyhan
    Şehit Polis Memuru Serdar Kazar(26)Bingöl/Genç
    01.08.2015 Kars/Kağızman (Mayın)
    Şehit Uzm. Cvş. Ali Gökçe(35)Osmaniye/Düziçi
    02.08.2015 Ağrı/Doğubayazıt (Saldırı çatışma)
    Şehit Jan. Er Medet Mat(22)Adıyaman/Kahta
    Şehit Jan.Er Mansur Cengiz(22)Siirt/ Şirvan
    02.08.2015 Mardin/Midyat (saldırı)
    Şehit Jan. Kom. Er Barış Akkabak(20) Antalya/Serik
    04.08.2015 Şırnak kırsalı (Mayın)
    Şehit Jan. Uzm.Çvş Mehmet Acar(36)Osmaniye/Kadirli
    Şehit Jan. Er Abdulkadir Pektaş(21)İzmir/Buca

    04.08.2015 Şırnak/ Silopi (Kışlaya saldırı)
    Şehit Jan. Er Abdulhalit Araz(20)Van/Özalp
    07.08.2015Ağrı/Doğubayazıt (yol kesme çatışma)
    Şehit Uzm. Onbş. Muhammet Oruç(23)Adana/Yüregir
    07.08.2015 Şırnak/Cizre (Saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru Salih Hüseyin Parça(23)Artvin/Yusufeli
    07.08.2015 Şırnak/Silopi (hendek kapatma çatışma)
    Şehit Polis Memuru Muhammet onur Demir(24)Sivas
    08.08.2015 Mardin/Midyat (Pusu çatışma)
    Şehit Polis Memuru Abdullah Ümit Sercan(28)Antalya/Alanya
    10.08.2015 İstanbul /Sultanbeyli (saldırı çatışma)
    Şehit Polis Müdürü Beyazıt Çeken(42)Konya
    10.08.2015 Şırnak/Beytüşşebap (helikoptere saldırı)
    Şehit Jan Er Doğan Acar(21)Denizli
    10.08.2015 Şırnak/Silopi Mayın, patlayıcı)
    Şehit Özel hareket Polisi Savaş Akyol(22)Yozgat/Şefaatli
    Şehit Özel hareket Polisi Mustafa Yahya Mertcan(24)Çankırı/Eldivan
    Şehit Özel hareket Polisi Şahin Polat Aydın(22)Ankara/Güdül
    Şehit Özel hareket Polisi Resul Kayaoğlu(29)Elazığ/Kovancılar
    Şehit Polis Memuru Nurettin Ademoğlu(46)Kahramanmaraş/pazarcık (18.09.2015 tarihinde Şehit olmuştur)
    11.08.2015 Şırnak/Güçlükonak Akdizgin (karakol saldırı çatışma)
    Şehit Piy Onbş. Barış Aybek(21)Malatya/Doğanşehir
    12.08.2015 Diyarbakır/Sur (Karakola saldırı çatışma)
    Şehit Uzm.Jan. Çvş Fatih Gökşen(40)Osmaniye/Düziçi
    13.08.2015 Bingöl/Genç (patlayıcı)
    Şehit Uzm. Çvş.Veli Ateş(38)Konya/kadınhanı
    14.08.2015 Hakkari/Yüksekova (dağlıca çatışma)
    Şehit Uzm cvş İbrahim Taş(25)Şanlıurfa/Harran
    Şehit Uzm cvş Yasin Gencer(23)Tokat/Turhal -
    Şehit Ast Üstçvş. Dursun Taşdiken(27)Konya /Doğanhisar
    Şehit Uzm. Onbş. Mustafa Kemal Özata(23)Konya (28.08.2015 tarihinde şehit olmuştur)
    15.08.2015 Bingöl/Karlıova (mayın, patlayıcı)
    Şehit Jan.Ast. Muhammed Gürlek(21)Osmaniye/Kadirli
    Şehit Uzm. Çvş. Haşim Dirik(40)Manisa/Sarıgöl
    Şehit Uzm. Çvş Musa Saydam(41)Kırıkkale/Balışeyh
    15.08.2015 Hakkâri/Şemdinli (hendek kapatma çatışma)
    Şehit Başkomiser Polis Ahmet Çamur(46)Trabzon/Çaykara
    16.08.2015 Kars/Kağızman kırsalı (çatışma)
    Şehit Jan. Astkıd. Başcvş Nurettin Öztürk(35)
    17.08.2015 Erzurum/Şenkaya kırsalı(çatışma)
    Şehit korucu Yakup Aktürk(42) Erzurum/Şenkaya
    18.08.2015 Diyarbakır/Bingöl karayolunda(çatışma) yol kapama
    Şehit Jan. Teğmen Ubeyd Turan(23)Tokat
    Şehit Kom.Uzm Çvş. Latif Adıgüzel(24)Nevşehir/Acıgöl
    Şehit Kom.Uzm Çvş Muhammet Tufan(35)Eskişehir/çifteler
    Şehit Jan. Ast. Kıd. Çvş. Metin Aydemir(24)Erzurum/Palandöken
    19.08.2015 Siirt/Pervari (mayın)
    Şehit Jan. Uzm. Cvş Barış Akın (37)Ankara/Keçiören
    Şehit Jan Er Emre Kaan Arlı(23)Kocaeli/Derince
    Şehit Uzm. J. V. Kad. Çvş.Hakan Aktürk(37)Burdur
    Şehit Jan.Er Ömer Erüstün(20)Kahramanmaraş/Afşin
    Şehit Jan.Çvş. Bahadır Aydın(26)Bursa/Osmangazi
    Şehit Jan. Uzm.çvş. Ferdi Gerekli(40)Adana/Ceyhan
    Şehit Jan. Er Halil Barkın(21)Şırnak/Silopi
    Şehit J. Er Recep Beycur(22)Erzurum/Karaçoban
    21.08.2015 Şırnak Beytüşşebap karakola saldırı(çatışma)
    Şehit Jan.Yzb. Ali Alkan(32)Osmaniye
    23.08.2015 Diyarbakır/Kulp (HES) Saldırı (Çatışma)
    Şehit Uzm Onbş Mehmet Kara(24)Kırşehir
    23.08.2015 Mardin/Nusaybin(Saldırı)
    Şehit Polis Memuru Yakup Mete(20)Mardin/Nusaybin
    24.08.2015 Hakkâri/Şemdinli (Mayın, patlayıcı)
    Şehit Piy.Astsb Üstçavuş Kenan Ceyan(30)Tokat/Zile
    Şehit Piy.Söz.Er Ahmet Bıçakcı(25)Kahramanmaraş/Andırın
    27.08.2015 Diyarbakır/Lice (yol güvenliği çatışma)
    Şehit Uzm Çvş Ökkeş Korkmaz(23)Kahramanmaraş
    28.08.2015 Tunceli Nazimiye(Karakola saldırı, çatışma)
    Şehit Polis Memuru Ali Rıza Güneş(35)Nevşehir/Gülşehir
    29.08.2015 Şanlıurfa hastane önünde(saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru Tanju Sakarya (26)Ankara
    Şehit Polis Memuru Fatih Kılbey(45)Hatay
    30.08.2015 Şırnak/Silopi Araca (roketatarlı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Yılmaz Dikmen(42)Kırıkkale
    30.08.2015 Diyarbakır - (çatışma) Trafik polis ekibine saldırı
    Şehit Polis Memuru Ahmet Gılıç(38)İzmir/Bergama
    Şehit Polis Memuru İlker Narin(31)Kastamonu/Taşköprü

    01.09.2015 Iğdır/Karakoyunlu (Pusu çatışma)
    Şehit Polis Memuru Olgun Kurbanoğlu(45)Kars

    01.09.2015 Batman (Polis aracına Silahlı saldırı)
    Şehit Komiser Burhan Gatfar(38)Elazığ/Baskil
    01.09.2015 Kilis (saldırı Suriye tarafı)
    Şehit Jan.Er Yusuf Beylem(21)Şanlıurfa/Akçakale

    02.09.2015 Hakkari/Şemdinli (Çatışma)
    Şehit Piy.Söz.Er Batıkan Avcı(24)Erzurum/Narman
    03.09.2015 Mardin/Dargeçit (Mayın, patlayıcı)
    Şehit İlçe Emniyet Müdürü İbrahim Halil Aksoy(45)Antalya/Alanya
    Şehit Polis Memuru Ahmet Akalın (22)Konya/Doğanhisar
    Şehit Polis Memuru Hüseyin Baltacı(31)Diyarbakır/Çınar
    Şehit Polis Memuru Akif Hatunoğlu(29)Adana/sarıçam
    03.09.2015 Tunceli (Karakola saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru Murat Savaş Kale(30)Adana/Seyhan
    05.09.2015 Şırnak Cizre(Zırhlı araca saldırı)
    Şehit Polis Memuru Yunus Emre Akbaş(22)Aksaray (01.10.2015 tarihinde şehit olmuştur)
    06.09.2015 Diyarbakır sur (Hendek kapatma saldırı çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Muzaffer Can Ersoy(25)Kayseri/Bünyan
    Şehit Özel Harekât Polisi Mustafa Turanlı(30)Adana
    06.09.2015 Hakkâri Dağlıca (Mayın, Çatışma)
    Şehit Tabur Kom.Piy. Kurmay Yarbay İlker Çelikcan (39)Antalya/Manavgat
    Şehit Piy. Uzm. Çvş. Tolga Artuğ(24)Manisa/Turgutlu
    Şehit Uzm. Onb. Özgür Yatakdere(22)Manisa/Salihli
    Şehit Piy.Söz. Er Adnan Eergen(25)Muğla/Seydikemer
    Şehit Piy. Söz. Er Uğur Yıldız(28)Antalya
    Şehit Piy. Söz. Er Resul Çoşkun(23)Konya
    Şehit Piy. Söz. Onb. Fatih Duru(27)Ezine/Çanakkale
    Şehit Piy. Söz. Er Cihan Aksarı(27)Düzce
    Şehit Piy. Uzm. Çavuş Tayfur Hancer(25)Ardahan/Göle
    Şehit Top. Uzm. Çvş. Tuğrul Köseoğlu(28)Konya/Ereğli
    Şehit Piy. Er Muharrem Öksüz(20)Konya/Karatay
    Şehit Asts. Kıd. Çvş. Cemre Salih Gözen(25)Mersin/Tarsus
    Şehit Bak. Üstçvş. Okan Taşan(27)Ankara
    Şehit Bak. Uzm. Çvş. Harun Saltalı(29)Osmaniye/Kadirli
    Şehit Bak. Ast. Çvş. Deniz Göçkün(23)Balıkesir
    Şehit Bak. Ast. Çvş. Mustafa Özdemir(23)Eskişehir/Odunpazarı
    08.09.2015 Iğdır/Aralık (mayın)
    Şehit Başkmoiser Mehmet Parlak(32) Kahramanmaraş/Göksun
    Şehit Polis Memuru Yusuf Yelkenci(27) Zonguldak/Kozlu
    Şehit Polis Memuru Fehmi Şahin(43) Ankara
    Şehit Polis Memuru Ali Koç(27) Ankara/Haymana
    Şehit Polis Memuru Haluk Varlı(36) Van/Gürpınar
    Şehit Polis Memuru Burak Zor(29) Samsun
    Şehit Polis Memuru Yalçın Palıt – Adana/Çukurova
    Şehit Polis Memuru Yaşar Doğançay(30)Bolu/Dörtdivan
    Şehit Polis Memuru Hasan Eser(24)Denizli
    Şehit Polis Memuru İbrahim Derindere(25)Adana
    Şehit Polis Memuru Adem Cankurtaran(30)Yozgat
    Şehit Polis Memuru Bekir Serhat Kaya(22)Kırıkkale
    Şehit Polis Memuru Nebi Gündoğan(28)Kırıkkale/Balışeyh
    08.09.2015 Tunceli (yol kesimi silahlı saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Kadir Özkara(54)Adana/Sarıçam
    08.09.2015 Mardin Dargeçit (mayın)
    Şehit Polis Memuru Ercan Hırcın(37)Karabük
    09.09.2015 Tunceli Karakola (saldırı çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Aydın Nazillioğlu(21)Balıkesir
    10.09.2015 Hatay/Reyhanlı (Suriye tarafı saldırı)
    Şehit Piy. Er Gökhan Çakır(21)İzmir/Aliağa
    13.09.2015 Diyarbakır/Silvan(hendek kapatma saldırı)
    Şehit Polis Memuru Ali Öztürk(25)Diyarbakır/Çermik
    13.09.2015 Şırnak (Patlayıcı, Saldırı çatışma)
    Şehit Polis Memuru Şahin Altmış(45)Malatya
    Şehit Polis Memuru Soner Yıldırım(24)Trabzon/Tonya
    Şehit Özel harekât Polisi Ahmet Unkun(23) Kahramanmaraş/onikişubat (22.09.2015 tarihinde şehit olmuştur)

    16.09.2015 Hakkari (Mayın)
    Şehit Polis Memuru Mehmet Tuhal(29)Hatay/Hassa
    Şehit Polis Memuru Serkan Çölkesen(24)Antalya/Konyaaltı
    16.09.2015 Mardin/Nusaybin (Mayın, Patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Çağdaş Arslan(23)Zonguldak/Çaycuma
    Şehit Komiser Yardımcısı Oktay İzgi(40)Kayseri
    Şehit Polis Memuru Sezgin Uludağ(29)Isparta
    21.09.2015 Şırnak/Silopi (Araca saldırı çatışma)
    Şehit Korucu Osman İnal - Şırnak/Silopi
    23.09.2015 Diyarbakır/Silvan (saldırı)
    Şehit Jan.Uzm.Çvş. Mehmet Ali Sarak(25)Osmaniye
    25.09.2015 Şırnak/Beytüşşebap (saldırı çatışma)
    Şehit Jan. Uzm. Cvş Mehmet Ali Bozkurt(24)Adıyaman/Kahta
    Şehit Jan.Uzm. Çvş. Ali Çakar(23)Adana/Saimbeyli

    26.09.2015 Tunceli kırsalı (çatışma)
    Şehit Binbaşı Tabur Kom. Yavuz Sonat Güzel(39)Ankara
    28.09.2015 Adana/Seyhan (polis aracına saldırı)
    Şehit Polis Memuru Bircan İlhanlı(48)Adana/Kozan
    Şehit Polis Memuru Süleyman Çakır(39)Adana/Ceyhan
    29.09.2015 Batman/kozluk (Mayın, patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Nedim Erbay(47) Manisa/Kula
    29.09.2015 Hakkari/Şemdinli (Mayın, Patlayıcı)
    Şehit Uzm Cvş İzzet Alper Taşbaş(39) Afyonkarahisar/Dinar
    Şehit Uzm. Onbş. Yunus Arda(24) Erzurum/Aziziye
    01.10.2015 Diyarbakır/Silvan (saldırı)
    Şehit Uzm Çvş Sinan Uçan(31) İzmir/Gaziemir
    Şehit Ast. Tolga Topçuoğlu(26) Malatya
    01.10.2015 Mardin/Nusaybin (çatışma)
    Şehit j. Uzm. Onbş. Hakan Öcalan(26) İstanbu/Pendik
    01.10.2015 Şırnak/Beytüşşebap(Mayın, Patlayıcı)
    Şehit Uzm. Cvş Hasan Büber(24) Kütahya/Tavşanlı
    05.10.2015 Hatay Amanos dağları Çatışma
    Şehit J.Er Ufuk Demirel(25) Tokat/Turhal
    08.10.2015 Diyarbakır/Silvan (çatışma)
    Şehit Korucu Cemaledin Yorulmaz(49) Batman/Kozluk (12.10.2015 şehit olmuştur)
    09.10.2015 Diyarbakır/Hani (Yol kesme saldırı)
    Şehit Polis Memuru Salih Eroğlu(30) Ankara/Çubuk
    10.10.2015 Diyarbakır/sur (hendek kapatma saldırı)
    Şehit Polis Memuru Cem Tayfun(23) Mersin/Erdemli
    11.10.2015 Erzurum/Şenkaya (kırsalı çatışma)
    Şehit Jan Uzm Onbş Şükrü Şahin(24) Eskişehir/Odun pazarı
    Şehit Jan Uzm Onbş DOĞAN Akgöbek(24) Hatay/Dörtyol
    12.10.2015 Şırnak Cudi (Kırsalı çatışma)
    Şehit Uzm Çvş. Oğuz İlker Tosun(28) Aksaray/Gülaçaç
    14.10.2015 Van (pusu çatışma)
    Şehit Polis Memuru Yusuf Diri(28) Niğde/Altunhisar
    16.10.2015 Şırnak (Hendek Kapatma saldırı çatışma)
    Şehit Özel harekât Polisi Furkan Çelik(23)Sakarya/Akyazı
    17.10.2015 Hakkâri Dağlıca (çatışma)
    Şehit Tabur Kom. Tankçı Yarbay İhsan Ejdar(43)Ankara
    Şehit Üstğ. Ünal Darbogaz(29)İstanbul/Eyüp
    Şehit Jan. Ast. Üstçvş. Turgay Topsakaloğlu(34)Eskişehir/Odun pazarı
    Şehit As.Kd. Cavuş Samet Çakır(28) Trabzon
    18.10.2015 Tunceli/Pülümür (Mayın, patlayıcı)
    Şehit Jan. Astskıd cvş Mehmet Şimşek(26)Afyonkarahisar/çay
    Şehit Ast. Kıd. Çvş. Onur Sönmez(26)Kayseri
    26.10.2015 Diyarbakır/Kaya pınar (Hücre evi baskını çatışma)
    Şehit Polis Memuru Gökhan Çakıcı(22)Çorum/Dodurga
    Şehit Polis Memuru Sadık Özkan(25)Adana/Saimbeyli
    04.11.2015 Hakkari/Yüksekova (çatışma)
    Şehit Piy.Uzm.Cvş. Sadık Aparangil(35)Sinop/Boyabat
    Şehit Piy Uzm.Cvş. Caner Çelik(30)Ardahan/Hanak
    05.11.2015 Diyarbakır/Silvan (Saldırı)
    Şehit Polis Özel Harekât Polisi Nemci Çakır(40)Trabzon/of
    05.11.2015 Diyarbakır/Dicle (çatışma)
    Şehit Uzm. Cvş. Beytullah Tercan(30) Malatya/Kuluncak

    05.11.2015 Diyarbakır/Silvan (çatışma)
    Şehit Kom.Yrd. Enis Kırımlı(26) Ankara(23 Kasım 2015 tarihinde şehit olmuştur)
    07.11.2015 Şırnak/Uludere (mayın)
    Şehit Piy.Uzm.Cvş. Uğur Akyer(24) Bartın/kozcağız
    10.11.2015 Hakkâri/Yüksekova (mayın patlayıcı)
    Şehit İstk. Asts. üstcvş. Erdem Ertan(26) Ankara
    Şehit Özel harekât Polisi Mustafa Yavaş(42) Kocaeli/gölcük(01.12.2015 tarihinde şehit olmuştur)

    10.11.2015 Şırnak/Silopi (patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Hilmi Bardakçı(41) Adana/Yüreğir
    Şehit Polis Memuru Hasan Aslan(34) Gaziantep
    Şehit Polis Memuru Sabri Altınbaş(33) Düzce/kaynaşlı

    11.11.2015 Diyarbakır/Silvan (çatışma)
    Şehit Teğmen Altuğ Pek(24) Muğla/Menteşe
    11.11.2015 Diyarbakır/Silvan (roketatarlı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Arif Demir(26) Konya/meram

    13.11.2015 Van/Erciş (çatışma)
    Şehit Jan. Asts. Ahmet Çelik(38) Balıkesir/Burhaniye
    13.11.2015 Diyarbakır/Lice (mayın, patlayıcı)
    Şehit Uzm. Onbş. İbrahim Bağcı(23) Kahramanmaraş/Türkoğlu
    13.11.2015 Diyarbakır/Lice (mayın)
    Şehit Uzm.Çvş. Selim Vural(25) Tekirdağ/Malkara
    23.11.2015 Şanlıurfa/Siverek (saldırı)
    Şehit Polis Memuru Serdar Toprak(31) Malatya/Doğanşehir
    24.11.2015 Şırnak/Cizre (saldırı çatışma)
    Şehit Komiser Umut Tuncay(27) Ankara
    28.11.2015 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Polis Memuru Cengiz Erdur(47) Elazığ
    Şehit Polis Memuru Ahmet Çiftaslan(41) Kahramanmaraş/ Dulkadiroğlu
    30.11.2015 Mardin/Derik (saldırı çatışma)
    Şehit Uzm. Cvş. Sezer Aydemir(24) Elazığ
    02.12.2015 Mardin/Artuklu – (patlayıcı infilak)
    Şehit Piy.Uzm.Cvş.Ergün Karaca(40) Adana/Kozan

    05.12.2015 Diyarbakır/Sur (kurşunlu cami saldırı)
    Şehit Özel Harekât polisi Mustafa Katırlı(24) Kahramanmaraş/Pazarcık
    05.12.2015 Şırnak/Cizre (saldırı)
    Şehit Uzm.Jan. Halil Karakuşoğlu(39) Gaziantep/Nizip
    Şehit Astsubay M. Burak Demirci(24) Osmaniye/Düziçi
    08.12.2015 Mardin/Nusaybin (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Memuru Mesut Demirkan(38) Çorum
    09.12.2015 Diyarbakır/Sur (saldırı)
    Şehit Polis Bomba imha uzm. Haydar Çetin(32) Ankara/sincan
    15.12.2015 Diyarbakır/Silvan (mayın)
    Şehit Özel Hareket Şube müdürü Ahmet Kabukçu(48) Ankara
    Şehit Polis Memuru Mustafa Nohut(47) Kırıkkale
    Şehit Polis Memuru Nuri Yazanel(38) Kayseri
    17.12.2015 Şırnak Cizre (çatışma)
    Şehit Polis Özel Harekât Polisi Atilla Güneş(45) Tokat/Pazar (22 Aralık 2015 tarihinde şehit olmuştur.)
    18.12.2015 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Jan. Uzm. Cvş. Serkan Has(25) Osmaniye
    19.12.2015 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Jan. Özel Harekat Uzm.Cvş. Yaşar Yeniören(27) İstanbul/maltepe
    20.12.2015 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Jan.Uzm. Cvş. Erdoğan Kaya(25) Manisa/Saruhanlı
    Şehit Jan. Ast. kıdcvş. Sıddık Uluocak(46) Sivas/Koyunhisar (24.12.2015 tarihinde şehit olmuştur.)
    21.12.2015 Bitlis (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Samet Pişkin(25) Tokat/Niksar

    21.12.2015 Diyarbakır/Sur (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş Birkan Gündüz(25) Giresun/Şebinkarahisar
    22.12.2015 Bitlis/Hizan (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Eren Kılıç(25) Ankara
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. İslam Çakar(25) Zonguldak/kilimli
    22.12.2015 Şırnak/merkez (roketatarlı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Gökhan Ünaldı(25) Kırşehir/Mucur
    23.12.2015 Diyarbakır/sur (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Serdar Denizer(27) Manisa/Akhisar

    25.12.2015 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Ufuk Fesli(23) Adana/Seyhan
    28.12.2015 Şırnak/Cizre (patlayıcı)
    Şehit Piy.Uzm Onbş. Faruk Gezen(25) Balıkesir/Dursunbey
    Şehit Jan.Uzm. Cvş. Kadir Kayveni(26) Erzurum/Aşkale
    Şehit Piy.Er Gürkan Neçatı Yenikapı(21) İzmir
    28.12.2015/Şırnak/Silopi (çatışma)
    Şehit Jan. Ast. Üstcvş. Kenan Yıldız(33) Adana/Yüreğir
    31.12.2015 Şırnak/Cizre saldırı (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Erol Aktürk(43) İzmir

    01.01.2016 Diyarbakır/Sur (patlayıcı infilak)
    Şehit Özel Harekât Polisi Kenan Ardıç(28) Sivas
    Şehit Özel Harekât Polisi Orhan Dilekçi(47) Erzurum/Uzundere

    01.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Asb.Kıd.Cvş. Abdulkadir Öner(27) Adıyaman/Besni
    04.01.2016 Diyarbakır/Sur (saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Musa Yüce(32) Kayseri/Bünyan

    04.01.2016 Diyarbakır sur (patlayıcı)
    Şehit Jan. Uzm. Cvş. Kenan Karabacaklı(29) Aydın/Karacasu
    04.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Nuh Özdemir(26) Ordu/akkuş
    05.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Korucu Mehmet Aygün(53) Diyarbakır/eğil
    06.01.2016 Şırnak /merkez (saldırı)
    Şehit Jan. Uzm.Cvş. Ramazan Emet(28) Afyonkarahisar/Bolvadin
    08.01.2016 Şırnak/Cizre saldırı (çatışma)
    Şehit Jan. Uzm.Cvş. Ümit İnan(23) Kocaeli/Gebze
    08.01.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Uzm.Cvş. Tolğa Sağlam(30) Aydın

    10.01.2016 Van/Edremit (hücre evi çatışma)
    Şehit Polis Özel harekât Polisi Önder Ertaş(41) İstanbul/Esenler
    10.01.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Buhari Ağçelik(28) Malatya/Yazıhan
    10.01.2016 Diyarbakır/sur çatışma
    Şehit Jan.Ast.kıdcvş. Metin Kıldış(29) Hatay/İskenderun
    11.01.2016 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Uzm.Cvş Nazmi Ayyıldız(25) Diyarbakır/Bağlar
    12.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Ayhan Demirel(44) Aksaray/Sarıyahşi
    13.01.2016 Diyarbakır/Çınar (bombalı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Mehmet Şenol Çiftçi(28) Hatay/Antakya

    15.01.2016 Siirt/Merkez (hücre evi çatışma)
    Şehit özel harekât polisi Yalçın Yamaner(39) Ordu
    16.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Uzm.Cvş. Uğur Şahin(37) Kırşehir/Kaman
    16.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Ali Bulduk(35) Adana/kozan
    17.01.2016 Diyarbakır/sur saldırı
    Şehit Jan Uzm.Cvş. Uğur Şahin(29) Adana/Ceyhan
    18.01.2016 Şırnak/idil (zırhlı araca patlayıcı)
    Şehit Özel Harekat Polisi Ersin Yıldırım(24) Gaziantep/Şahinbey

    18.01.2016 Şırnak/idil (patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Gültekin Tırpan(26) Amasya
    Şehit Polis Memuru Mahmut Bilgin(23) Ankara/Beypazarı
    Şehit Polis Memuru Mustafa Yaşar(36) Çorum/Ortaköy

    18.01.2016 Şırnak/merkez (roketatarlı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Ali can Öztürk(25) Karabük

    19.01.2016 Diyarbakır/sur (roketatarlı saldırı)
    Şehit Piy. Uzm. Cvş. Fazlı Altuntaş(36) Sivas/Gemerek
    19.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit özel harekât polisi Ömür Erbay(29) Bayburt
    21.01.2016 Diyarbakır/Sur (patlayıcı)
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Ali Şahin(26) Manisa/Turgutlu

    21.01.2016 Diyarbakır/Sur (saldırı roketatar)
    Şehit Uzm.Cvş Adem Aktaş(25) Kahramanmaraş/Elbistan (30 ocak’ta şehit olmuştur.)
    21.01.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Uzm.Cvş Caner Vural(24) İstanbul/Pendik
    22.01.2016 Şırnak/Cizre (saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Bayram Özdere(44) Kocaeli/Gölcük
    23.01.2016 Şırnak/Cizre (saldırı çatışma)
    Şehit Üsteğmen Uğur Taşçı(24) İstanbul/Sarıyer

    27.01.2016 Diyarbakır-sur (çatışma)
    Şehit Jan. Yüzbaşı Yiğitcan Çiğa(33) Mersin/mezgitli
    Şehit Piy. Astsubay Üstcvş. Özgür Erdoğan(34) Sivas/Divriği
    Şehit Uzm.Cvş. Osman Ateş(27) Tokat/Pazar
    Şehit Komiser Yrd. Zekeriya Bilgen(43) Balıkesir/susurluk
    Şehit Özel Harekât Polisi Mehmet Bora Tayfur(31) Ankara
    29.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Jan.uzm.Cvş. Yusuf Haldun Uslu(27) Eskişehir/Odunpazarı
    Şehit Uzm.Cvş. Enver Buğur(24) Adana (12.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    29.01.2016 Diyarbakır/sur (saldırı)
    Şehit Jan. Özel harekât Ast. başcvş. Tamer Meriç(36) Erzincan
    30.01.2016 Şırnak/Merkez (saldırı)
    Şehit korucu Murat Sevim(44) Şırnak

    30.01.2016 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Jan.Özel Harekat Uzm.Cvş Selçuk Paker(25) Ankara
    31.01.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit jan.astkıd.cvş. Ahmet Semerci(29) Balıkesir/Sındırgı

    31.01.2016 Diyarbakır/Sur – (saldırı)
    Şehit Jan. Uzm.Cvş. Nebi Arslan(24) Konya/Akşehir (04.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    31.01.2016 Şırnak/Cizre (saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Ömer Güney (25) Sivas
    Şehit Özel Harekat Polisi Taner Cinpolat(27) Gaziantep/Şahinbey
    01.02.2016 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Jan.Astsubay kdı.cvş Nusret Atmaca(36) Yozgat/sorgun
    Şehit Jan. Uzm.Cvş Bekir Şimşek(25) Yozgat
    Şehit Jan. Uzm.Cvş Sercan Bulak(27) Ankara
    01.02.2016 Diyarbakır/sur – (saldırı, çatışma)
    Şehit Jan.Teğmen Recep Erdoğan (25) Gümüşhane
    Şehit Piy.Uzm.Cvş. Hüseyin Şerbetci(27) Hatay/Antakya
    Şehit Piy Uzm.Cvş. Hasan Talay(27) Balıkesir/Bigadiç(09.02.2016 tarihinde şehit olmuştur.)

    01.02.2016 Şırnak/İdil (patlayıcı)
    Şehit Polis Memuru Tayfun Yüce(25) Adana/Ceyhan (09.02.2016 tarihinde şehit olmuştur.)
    03.02.2016 Diyarbakır/sur - (saldırı)
    Şehit Jan. Uzm.cvş Göksal cin(24) Zonguldak

    03.02.2016 Diyarbakır/sur – (çatışma)
    Şehit Jan. Uzm.Cvş Recep Aslan(28) Mersin
    Şehit Özel Harekât Polisi Mustafa Büyükpoyraz(53) Ankara

    04.02.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Özel Harekat Polisi Uğur Kutku(26) Gaziantep
    05.02.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Özel harekât Polisi Kemal Yılmaz(41) Konya (12.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    05.02.2016 Diyarbakır/Sur (saldırı, çatışma)
    Şehit Asttcvş. Bomba imha uzm. Ünal Bıçakçı(24) Trabzon
    05.02.2016 Diyarbakır/Sur (saldırı)
    Şehit Teğmen Şehit Abdulselam Özatak(24) Hakkari
    08.02.2016 Hakkâri/Yüksekova (silahlı saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Abdulkadir Oğuz(26) Şanlıurfa

    08.02.2016 Diyarbakır/Sur (Saldırı)
    Şehit Uzm.Cvş. Yetkin Ersan - Hatay/Payas (23.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    09.02.2016 Şırnak/Cizre (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Osman Yurt(44) Sivas
    Şehit Piy.Er Vedat Dolançay(21) Van/saray
    09.02.2016 Şırnak/idil (Suriye sınırı çatışma)
    Şehit Piy.Er. Arif Subaşıoğlu(21) Kocaeli/Gölcük
    09.02.2016 Diyarbakır/sur çatışma
    Şehit Dnz. Yüzbaşı Fatih Yaşar(36) Konya/Seydişehir
    09.02.2016 Şırnak/merkez (roketatarlı saldırı, çatışma)
    Şehit özel harekât Polisi Mehmet Güngördü(32) Kayseri/Yeşilhisar
    10.02.2016 Diyarbakır/sur (çatışma)
    Şehit Uzm.jan.Cvş Osman Öz(37) Afyonkarahisar/Evciler
    Şehit Jan.Uzm.Cvş. Yusuf Alsancak(30) Kırıkkale
    Şehit Jan.Uzm.Onbş. Kadir Genç(26) Adana/Seyhan
    17.02.2016 Diyarbakır/Sur (Çatışma)
    Şehit Jan. Astsubay Üstçavuş Seçkin Çil(29) Ankara/Etimesgut
    Şehit Astsubay Mehmet Ali Dinç(23) Malatya
    17.02.2016 Ankara (Bombalı saldırı)
    Şehit Astsubay Hav.Kd. Bçvş. Recep Gülen(45) Amasya
    Şehit Hava Ast.kıd.cvş. Erkan Tümer(44) Uşak/Banaz
    Şehit Astsubay Kd. Bçvş. Ertan Akgül(39) Ankara
    Şehit Ast. Bscvş. Mehmet Kutlu(33) Balıkesir/Bandırma
    Şehit Bscvş. Eren Ördek(35) İzmir/Buca
    Şehit Kıd. Ast. Cüneyt Sertel - Ankara/Haymana
    Şehit Astsubay İbrahim Baran(42) Ankara
    Şehit Astsubay Uğur Fatih Özdemir(36) Erzincan
    Şehit Hav. Asts. Mehmet Koray Pınar(27) Bursa
    Şehit Muh. Asts. Kıd. Çavuş Feyyaz İlhan(25) Bursa/Mudanya
    Şehit Hava Asb.Bşcvş. Mehmet Yener(38) Gaziantep/İslahiye
    Şehit ulaş. Er Ali Öztaş(28) Adana/Çukurova
    18.02.2016 Diyarbakır/Lice (patlayıcı)
    Şehit Jan.Ast.Bşcvş. Halit Zilani Çelik(37) İzmir
    Şehit Jan.Er Kadir Görgülü(21) Adana
    Şehit Jan.Er Recep Bodur(21) Amasya
    Şehit Jan.Er Fatih Yeniay(24) Adana
    Şehit Jan.Er Mustafa Bilgili(21) Amasya/Suluova
    Şehit Jan.Er Mustafa Nerkis(21) Kütahya/Simav
    Şehit Jan.Er Oğuz Arslan(23) Aydın/Söke (21.02.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    18.02.2016 Şırnak/idil (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Veysi Kakı(26) Mersin/Toroslar
    Şehit Uzm.Cvş. Burak Güneş(23) İstanbul/Pendik
    18.02.2016 Diyarbakır/sur (Silahlı Saldırı)
    Şehit Uzman Çvş. Vedat Öz(24) Manisa (10 Mart 2016 tarihinde şehit olmuştur)
    19.02.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisi Mücahit Soydemir(30) Osmaniye
    şehit Özel Harekât Polisi Ömer Faruk Sayıl(27) Kahramanmaraş/Dulkadiroğlu
    Şehit Uzm. Çavuş Sercan Yılmaz(25) Adana
    Şehit Uzm.Onbş. Osman Kaya(24) Van/Erciş
    19.02.2016 Diyarbakır/Sur – (Bina, Patlayıcı)
    Şehit Asb. Kd.Çvş. Doğukan Tazegül(24) Ankara
    Şehit J.Asb. Üçvş. Hüseyin Gümüş(32) Ordu
    Şehit P.Ütğm. Enes Demir(26) Ankara
    21.02.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit, J.Uzman Çavuş Serdar Akın(31) Muş/Varto
    Şehit Uzm Çvş Coşkun Karabulut(26) Konya/Akşehir
    21.02.2016 Şırnak/idil (çatışma)
    Şehit Uzm Çvş Mustafa can Kalfe(23) Kahramanmaraş/Afşin
    23.02.2016 Diyarbakır/Sur (Çatışma)
    Şehit Uzm.cvş. Selçuk Dost(29) Adıyaman/Besni
    24.02.2016 Diyarbakır/Sur (çatışma)
    Şehit Uzm.Cvş. Osman Kablan(41) Kırıkkale
    Şehit Jan. Uzm.Cvş.Mustafa Hakan Kaçar(26) Afyonkarahisar/Hocalar
    25.02.2016 Diyarbakır/sur (silahlı saldırı)
    Şehit Piy. Astsubay Üstçavuş Burhan Kaplan(31) Kayseri/Melikgazi
    25.02.2016 Şırnak/Merkez (silahlı saldırı)
    Şehit Jan.Asb.Ömer Koca(27) Mersin/Akdeniz
    28.02.2016 Mardin/Nusaybin (roketatar saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Mustafa Çetin(25) Konya/Ilgın
    29.02.2016 Diyarbakır/Sur (Silahlı saldırı)
    Şehit Ast.kd. cvş. Can Çalışkan(25) Ankara/Polatlı
    02.03.2016 Mardin/Dargeçit (çatışma)
    Şehit Üsteğmen Emrah Şahin(38) Mersin/Akdeniz
    Şehit jan.Uzm.Onş. Muhammet Karadal(22) Gaziantep
    Şehit astsubay çavuş Abdil kadir Çelik(34) Manisa/Gördes

    03.03.2016/ Diyarbakır/sur (Çatışma)
    Şehit Uzman Çavuş Fatih Efiloğlu(25) Ordu/Ünye
    04.03.2016 Mardin/Nusaybin (Bombalı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Ercan Günay(45) Adana/Kozan
    Şehit Polis Memuru Murat Dündar(35) Diyarbakır/Çüngüş
    04.03.2016 Şırnak/İdil (çatışma)
    Şehit Jan. üsteğmen Mehmet Çiftçi(28) Ankara/Ayaş
    Şehit Jan. Uzman Çvş. Musa Yılmaz(26) Elazığ
    06.03.2016 Şırnak/idil (çatışma)
    Şehit Astsubay Üstcvş. Mehmet Uygun(28) Ankara
    07.03.2016 Diyarbakır/Sur (silahlı saldırı)
    Şehit Uzman Çavuş İbrahim Tetik(27) Kütahya
    Şehit Uzman Çavuş Gürsel Demir(27) Eskişehir
    08.03.2016 Şırnak/İdil (çatışma)
    Şehit Polis Özel Hareket Polisi Hakan Yılmaz(38) – Karaman
    08.03.2016 Şırnak/İdil (çatışma)
    Şehit Polis Özel Harekât Polisi Muzaffer Tufaner(43) Yozgat/Yerköy
    13.03 2016 Ankara (bombalı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Nevzat Alagöz(42) Iğdır
    15.0.3.2016 Mardin/Nusaybin (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisimiz Kazım Esmer(44) Antalya
    15.03.2016 Diyarbakır/Bağlar (çatışma)
    Şehit Polis Özel Harekât Polisi Ebubekir Durmuş(25) Adana/Yüreğir

    18.03.2016 Mardin Nusaybin (çatışma)
    Şehit Özel Harekât Polisimiz Cebrail Aksöz(25) İzmir
    19.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Uzman Cvş. Bilal Kurtoğlu(37) Hatay-Reyhanlı
    Şehit Polis Özel hareket Oğuzhan Günaydın(25)(Malatya)
    Şehit Uzman Çavuş Süleyman İyikul(32)(Diyarbakır)
    20.03.2016 - Şırnak/Merkez
    Şehit J. Uzm. cvş. Cemil Turan - Bursa –Karacabey
    Şehit Özel Harekât Polisimiz Emre Beker(28)(Çorum)
    Şehit Kom.yrd. Özel harekât polisi Ayhan Kıymacı(40) Hatay
    20.03.2016 Hakkâri Yüksekova (çatışma)
    Şehit Piy. Üsteğmen Erdem Keskin(36) Gümüşhane/Kelkit (28.03.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    21.04.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Özel Harekât Polisi Gökhan Osman Karaduman(Yozgat)- Ankara
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Gökhan Bayraktar(23)(İzmir)
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Hidayet Altmış(37)(Hatay)
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Emre Tunca(25)(Ankara)
    Şehit Jan. Astsubay Kıdemli Üstçavuş Halit Halal(30)(Hatay)
    22.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Uzm. Çavuş Raşit Atçı(28)(Kahramanmaraş)
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Muammer Faruk Salgar()(Elazığ)
    Şehit özel harekat polisi Yasin Boran(23) Ankara
    Şehit Özel Harekât Polisi Murat Yatarkalkmaz(Çorum)-Ankara
    Şehit kom.yrd.Kubilay ER(Ankara)
    24.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Uzm. Çvş. yıldırım Oflaz (Bolu)
    Şehit Uzman cvş. Ulaş Açıkgöz(28) Çanakkale
    Şehit Jan. Astsubay Başçavuş Gökhan Bakır(37) Balıkesir
    Şehit Özel Hareket Polisi Osman Belkaya(23)(Yozgat)
    Şehit Özel Hareket Polisi Cemil Koç-İzmir-Gaziemir
    24.03.2016 Diyarbakır, Lice’de Karakola Bomba yüklü saldırı
    Şehit Jan. Astsubay Üstçavuş Halil Türkoğlu(28) Bayburt
    Şehit Jan. Astsubay Çavuş Mustafa Gökçeli(Kahramanmaraş-Andırın
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Sabri Acem(26) – Mersin-Tarsus
    25.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Jan. Uzman Çavuş Mustafa Şahin/Niğde
    Şehit GKK Abdullah Fidan(41) Şırnak
    Şehit Özel Hareket Polisi Emre Fıstıkeken(24)(Nevşehir)
    26.03.2016 Kuzey ırak Gedu Üs Bölgesi
    Şehit Topçu Üsteğmen İsmail cazgır(28) İzmir
    27.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Polis özel Harekât Coşkun Nazilli (Antalya)
    Şehit Uzm. Cvş. Vedat Aykut(28) Diyarbakır
    Şehit Jan. Yüzbaşı Halil Özdemir (Mersin)Tarsus
    Şehit Jan. Uzm. Çvş. İbrahim Etiz (Osmaniye)
    28.03.2016 Şırnak
    Şehit özel harekât polisi volkan çay(Adana) sarıçam
    31.03.2016 Hakkâri Yüksekova
    Şehit Özel Harekât İdris Bolat(23)(Amasya)
    31.03.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Uzm. Çavuş Gökhan Alıcı(Gaziantep)
    Şehit Uzm. çavuş Emre Sarıtaş - Trabzon/Maçka
    31.03.2016 Diyarbakır
    Şehit Polis Memuru Alper zor(Ankara)
    Şehit Polis Memuru Necdet Alıcı(Mersin)
    Şehit Polis Memuru Fatih Mehmet ERTUĞRUL(Osmaniye)
    Şehit Polis Memuru Mustafa Yiğitalp(Yozgat)
    Şehit Polis Memuru Serkan Talan(Hatay)
    Şehit Polis Memuru Mustafa Karakaya 27 (Erzurum) ispir
    Şehit Polis Memuru İlyas Kaygusuz(Bursa)
    02.04.2016 Şırnak Merkez
    Şehit Jandarma Uzm. Çavuş Sami Saygı(38)(Çorum)
    02.04.2016 Hakkâri Yüksekova
    Şehit Özel Harekât Komiser Yardımcısı Mustafa Sezgin(40)(Kayseri)
    02.04.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Jan. Astsubay çavuş Atilla Kaya Balıkesir
    Şehit Uzm. çavuş Bekir Kelleci(25)Giresun -Eynesil
    Şehit Jandarma Uzm. cvş. Aycan Özdil(22) Balıkesir - Edremit
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş Mehmet Polat(26) Kayseri
    Şehit Jan. Uzm. Çavuş İbrahim Akdemir- Diyarbakır
    Şehit Özel Harekât Polisi İsrafil Kargı(25)Kahramanmaraş-elbistan
    04.04.2016 Mardin Nusaybin silahlı saldırı
    Şehit Piy. Kur. Binbaşı Turgay Çelik() 39 kayseri
    Şehit Asts. üst çavuş Selçuk Karabakla(34) Nevşehir/Derinkuyu
    04.04.2016 Mardin Nusaybin (saldırı)
    Şehit G.K.K Adnan Durak(45)
    05.04.2016 Şırnak Silopi
    Şehit Özel harekât polisi Yaşar Yavaş(43) Rize/Pazar

    Diyarbakır-Bismil (silahlı saldırı)
    Şehit Uzm.J.I Kad.Çvş. Muhammed Said ÇELİK
    06.04.2016 Bitlis
    Şehit G.K.K Rıfat Kaya Bitlis
    07.04.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Piy. Binbaşı Ahmet Karaman (İstanbul)-pendik
    Şehit Emniyet Amiri Doğan Sakarya(45) Manisa- Salihli
    Şehit Bomba İmha uzmanı polisi Salih Taç(Malatya)
    Şehit Özel Harekât Polisi Erkan Başpehlivan
    Şehit Emniyet Amiri Zafer Kurt(Yozgat) Ankara
    09.04.2016 Mardin Nusaybin (Silahlı saldırı)
    Şehit Özel Harekât Polisi Serkan Yılmaz(25) Kahramanmaraş (10.04.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    Şehit Uzm.Cvş.Mustafa Kahraman(Çorum) Sungurlu (12.04.2016 tarihinde şehit olmuştur)
    09.04.2016 Mardin Derik (Bombalı saldırı)
    Şehit Polis Memuru Ahmet Benli( Hatay)
    11.04.2016 Diyarbakır/Hani (bomba yüklü araçlı saldırı)
    Şehit Jan. Uzm.Çvş.Halis Uysal(Mersin) Anamur
    Şehit Jan. Uzm. Onb. Sezgin Burak Cantürk(Giresun)
    12.04.2016 Mardin Nusaybin
    Şehit Piyade Astsubay Üstçavuş Tevfik Ayhan Gençleşen(Sivas)
    Şehit uzm.cvş Kadir Demiryürek(Adana) İmamoğlu
    12.04.2016 Şırnak
    Şehit uzman çavuş Cihangir Can(Mersin)
    UNUTMADIK—UNUTMAYACAGIZ
    Ruhunuz Şad, Mekânlarınız cennet olsun