Huzursuzluk
Zülfü Livaneli’nin Huzursuzluk romanı, bir aşk hikâyesinin arkasına saklanmış büyük bir insanlık dramını anlatır. Gazeteci İbrahim’in Mardin’e dönüşüyle başlayan hikâye, geçmişle hesaplaşma ve vicdan sorgulaması üzerine kuruludur. İbrahim’in Meleknaz’a duyduğu sevgi, aslında savaşın ve göçün paramparça ettiği hayatların sembolüne dönüşür.
Roman, Ortadoğu’daki çatışmaların yalnızca siyasi bir mesele olmadığını; insanların ruhunda derin yaralar açtığını gösterir. Ezidi katliamı, göç, kimlik arayışı ve aidiyet gibi konular, yalın ama etkileyici bir dille işlenir. Livaneli, bireysel acıları anlatırken toplumsal bir gerçeği gözler önüne serer.
Huzursuzluk, adından da anlaşılacağı gibi okurda bir rahatsızlık duygusu bırakır. Ancak bu huzursuzluk, düşünmeye ve empati kurmaya yönelten bir çağrıdır. Roman, insanın hem kendisiyle hem de yaşadığı dünya ile yüzleşmesini sağlayan çarpıcı ve anlamlı bir eserdir.