Elbette çocukların temel matematik ve fen bilimlerine sahip olması gerekir; dilin nasıl işlendiğini bilmeliler ki,etkili ve incelikli bir biçimde iletişim kurabilsinler; tarih ve siyasetle ilgili bir farkındalıkları olmalı ki, dünyada kendilerini yabancı hissetmesinler; sanatla da tanışıklıkları olmalı ki, insanın güzele olan tutkusunu anlatabilsinler. Ancak bu temellerin ötesinde eğitimin asıl önemli görevi, çocuklara nasıl öğreneceklerini öğretmek. Onları öğrenmek istemeye yöneltmek.
Dünyanın iç yüzünü görmek,onu açıklamak, onu aşağılamak büyük düşünürlerin işidir belki. Ama benim için tek önemli şey, dünyayı sevebilmektir; onu aşağılamamak, ona ve kendime hınç ve nefret beslememek, ona, kendime ve bütün varlıklara sevgiyle, hayranlıkla ve huşuyla bakabilmektir.
...Öyküyü dinleyen Müezzin'in de gözleri dolu dolu olmuş:"Bazen düşünüyorum da," demiş "yaşam insanoğlu için bir armağan mıdır, yoksa ceza mı, çözemiyorum."
"Hiç kuşkusuz yaşam bir armağandır" diye yanıtlamış Padişah. " Ama biz insanlar öyle aciz yaratıklarız ki, bize sunulan bu armağanın tadını çıkarmak yerine kendimizi acılara boğuyoruz."
Bizim kadar çok bilenler için hiçbir şey önemli değildir artık. Her şey durmadan yinelenir, gece gündüz, yaz kış. Dünya boş ve anlamsızdır. Her şey bir çemberde döner durur. Gelen gitmek, doğan ölmek zorundadır. İyilikle kötülük, aptallıklar bilgelik, güzellikle çirkinlik, hepsi birbirini yok eder. Her şey boştur. Hiçbir şey gerçek değildir. Hiçbir şey önemli değildir.