Tutunamayanlar Bölüm 3
Oğuz Abi, bazen kendimi hırpaladığıma değmeyecek şeyler için çabalarken buluyorum kendimi. İlk başlarda hiç hissettirmiyor kendini. Öylesine sinsice yaklaşıyor ki sanki kendime koyduğum o boş ve manasız hedef, ulaşıldığında hiçbir dünyevi şeyin veremeyeceği ilahi bir haz verecekmiş gibi hissettiriyor. Ve o hazza eriştiğimde -ki genelde erişemiyorum- o zaman da anlıyorum ki aslında bana verebileceği hiçbir haz, fayda olmadığını anlıyorum. O andan itibaren o hazzın peşinde koşarken verdiğim mücadele, çektiğim acı hiç mi hiç gelmiyor aklıma. Bir anda hafızamdan siliniveriyor. Sanki aylarca ders çalışıp da sonunda dört yıllık bir hapisanenin kapılarını aralayacak o sınavdan çıkınca öğrendiğim bütün bilgilerin saniyesinde silinmesi gibi bir şey. Gene saçmalamaya başladım Abi. Sen beni boşver. Kendimle baş başa kaldığım zamanlarda oynadığım bir oyun bu. Kendimi en kör düşüncelerin, duyma ve konuşma yetisini sonradan kaybetmiş ve içinde bulunduğu durumun anlam ve sonuçlarını algılayamayacak bir malul pozisyona sokuyorum; sonra da bu pozisyondan kurtulabilmek için işi deliliğe vuruyorum. Söylesene be Oğuz Abi, böylesine boktan bir hayata biraz delilik katmaz isem kendi yarattığım bu karanlığın içinde nasıl dayanabilirim.