Yabancı bir kumaş tacirinin Osmanlı ülkesine gelerek bir kumaş imalathanesinin mallarını beğenip hepsini almak istedikten sonra mal sahibinin kumaş toplarını denklerinden bir top kumaşı ayırdığını görüp bu hareketinin sebebini sorması üzerine Osmanlı esnafı "onu sana veremem kusurludur" cevabını verdi. Yabancı tacirin "ziyanı yok önemli değil" demesine rağmen osmanlı esnafı o kumaş topunu vermemekte direterek "ben malımın kusurlu olduğunu söyledim biliyorsunuz fakat siz onu kendi memleketinizde satarken alıcılarınız orada benim bunları size söylemiş olduğumu bilmeyeceklerdir böylece de müşterilerinize kusurlu mal satmış olacağım neticede Osmanlının gururu Şeref ve haysiyeti rencide olacak bizi de hilekar sanacaklardır bunun için bu sakat topu asla size veremem" diyerek kumaşı vermeyişinin sebebini izah etti.
Sultanu'l- Ulemâ Bahâuddin Veled Belh'den ailesi ile birlikte yola çıkıp Bağdat'a geldiklerinde, burada onları görenler, "Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?" diye sorarlar. Sultanu'l- Ulemâ da "minallah, ilallah" yani "Allah'tan geliyoruz, Allah'a gidiyoruz" diye cevap verir.