Sündüs Arslan Akça’nın “Hâl Beyanı” adlı metni, bireyin iç dünyasında yaşadığı duygusal kırılmaları ve ruh hâlini sade, samimi bir dille ifade eder. Şair, insanın kendiyle yüzleşmesini, yalnızlığını ve varoluşsal sorgulamalarını olduğu gibi ortaya koyarak okuru içsel bir yolculuğa davet ediyor.Hâl Beyanı deneme ve günlük türlerinin iç içe geçtiği kısa metinlerden oluşuyor. Her bölüm, yazarın iç dünyasından bir “hâl” beyanıdır; yani bir ruh hâli, bir gözlem, bir çağrışım.Metinler arasında tematik bir süreklilik değil, duygusal ve düşünsel bir akış vardır.Yazar ;bir kadın ,bir öğretmen,bir evlat ,bir kardeş kimliği ile duygu merkezli dil , duygusal yorgunluk,kırılganlık,hüzün ,dolu satırlarla dolu bir kitap Hâl Beyanı .Yazar çocukluktan gelen anılar ve ne kadar ilerlemiş olursa olsun içindeki çocukluktan vazgeçmeyen anlar,çünkü “İnsan ömrünün en huzurlu mevsimi:Çocukluğu..”ondan dolayı çocukluktan vazgeçilmiyor.”Kelimeler bazen bir sığınak,bazen bir yük ,bazen de insanın tuttuğu ayna…”Yazarımız “Yazmak,içteki sessizliğe bir isim vermektir.”diyor.
Sündüs Arslan AKÇA’nın bu eserinden önce “CAN ISLIĞI”,”GÜVERCİN ÇIĞLIĞI”ve “AŞKIN MAHREM ELLERİ”kitaplarını okumuştum.HÂL BEYANI kitabı şairimizin okuduğum son kitabı oldu.Yazarımızın diğer kitapları gibi Hâl Beyanı kitabı da okunmalı.