Bu nasıl bir yaşam, diyordum arada sırada. Bunu söylerken bir sahtelik hissediyor değildim. Yalnızca şaşırıyordum işte. Dünle evvelsi günü ayırt edemememe, böyle bir yaşam içerisinde sıkışıp kalmış, yutulmuş olduğum gerçeğine.
Olsun, yapacak bir şey yok, diyorum. Ne olursa olsun, kim olursa olsun, ayda bir iki kez iyi gününde olmayabilir, işler yolunda gitmeyebilir. Dünya böyle bir yer işte.
Öylece yere kapaklanıp, derin bir uykuya dalmak istiyordum. Fakat olmuyordu. Bilincim yanı başımda hep uyanık bir şekilde duruyordu. Onun soğuk gölgesini sürekli hissediyordum. Bu benim kendi gölgemdi. Garip, diyordum, uyuklama esnasında. Kendi gölgemin içindeyim. Bir uyuklama halinde yürüyor, yemek yiyor, konuşuyordum. Fakat tuhaftır ki çevremdeki hiç kimse benim uç sınırlara ulaşmış olduğumun farkına bile varmıyordu.
Linçlemeyin lütfen beni. Hiç etkilemedi beni. Hoş zaten şiir bu oldukça göreceli. Benim midemi bulandırdı ve okumaya katlanamadım. Sevene saygılarımı sunarım.