Tüm dünya nereye kayboldu böyle benim doğum günümde? Nerede Moskova’nın elektrikli sokak lambaları? İnsanlar, gökyüzü nerede? Hiçbir şey yok pencerelerin ardında! Karanlık dışında…
Ne kadar anlatsam, yüreğimde ki yarayı göremezsin. Arkadaşlarımın donarak öldüğü, aç kurtlara ve Ermeni çetelere yem olduğu o seferden beri, beni acıtan bambaşka bir şeydir Mehpare. Vatan için donaydık vatan için öleydik gam yemeyecektim. Bizler o karlı dağlara niçin tırmandık, bilir misin? Ruslarla savaşan Almanların hatrı için. Rus kuvvetlerini peşimize düşürelim de, Alman askerleri rahatlasın diye, bir şark cephesi açması için baskı yapıldı Osmanlı'ya. Enver delisi sürdü bizleri beyaz cehenneme , doksan bin genç adamı, gözünü kırpmadan sürdü dağlara. Arap çöllerinden gelenler üzerinde incecik kumaştan üniformalarla, bizler ayağımızda kösele postallarla, karın üzerinde günlerce yürüdük. Rüzgarda buzdan kalıplara dönmüş kaputlarımızın içinde, kollarımızı kıpırdatamıyorduk. Buz tabutlara konmuş gibiydik. Eldivenlerin içinde parmaklarımız önce üşüdü, sonra yandı acıdan, daha sonra hissizleşip dondu. Dövüşemeden , bir kurşun atamadan teker teker dondurdu bizi.