Abstractist

Abstractist

, bir kitabı okumaya başladı
Seyyid Şerîf Cürcânî
9/10 · 4 okunma
Hadis 8.
“İki müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir.” Sorulduğunda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Çünkü o, arkadaşını öldürmek istiyordu.” (Buhârî, Îmân 22; Diyat 2; Fiten 10; Müslim, Kasâme 33; Fiten 14, 15; Ebû Dâvûd, Fiten 5; Nesâî, Tahrîm 29; Kasâme 7; İbn Mâce, Fiten 11)
Mu'cize
Mucizenin yedi şartı vardır. Birincisi, Allah’ın fiili olması yahut terklerden fiil yerini tutan bir şey olmasıdır. Bunun şart koşulmasının nedeni şudur: Yüce Allah’ın tasdiki, kendisi yönünden olmayan bir şeyle gerçekleşmez. Çünkü Allah’ın tasdiki yalnızca kendi fiilindedir. Amîdî’nin sözleri şöyledir: ‘Mucize şayet ademî ise –nitekim şeyhimizin esası budur– burada mucize, kudreti yaratmanın yokluğudur. Dolayısıyla da fiil olamaz. Şayet mucize vücûdî ise –nitekim ashabımızdan bazıları böyle düşünmektedir– buradaki mucize, onlarda acizliğin yaratılmasıdır. Dolayısıyla da bir fiildir.’
Alıntı
Soru (812): “Mucize imkânsızdır. Dolayısıyla peygamberin varlığı kesinlikle sübut bulmaz. Çünkü olağanüstünün mümkün görülmesi safsatadır. Eğer onu mümkün görseydik dağın altına, deniz suyunun kan ve yağa ve evdeki kapların olgun insanlara dönüşmesi, şu yaşlı adamın bir anda babasız ve anasız doğması ve peygamberlik iddia eden kimsenin iddiasının ardından hiç zaman geçmeden yok olması ve onun yok olduğu anda bir benzerinin var olması dolayısıyla da mucizenin ona benzer kişinin elinde gerçekleşmesi suretiyle mucize gösteren kimsenin peygamberlik iddia edenden başka bir kimse olması mümkün olurdu.” Cevap (813): “Harikulade durumlar, göklerin, yerlerin ve bu ikisi arasındakilerin ilk başta yaratılmasından ve bizim inandığımız yok oluşundan daha şaşırtıcı değildir. Söylenen öncelikle mucizelerin bir kısmının gerçekleşmediğini kesinkes, kendiliklerinde mümkün olmalarıyla çelişmez. Bu, duyulurlarda olduğu gibidir. Zira biz belli cisim belirli mekânda bulunduğunu kesinlemeyiz. Oysa o cisim o mekândan ayrılmıştır ve varlığını yitirmiştir; mucizenin imkânsızlığı mesnet yönünden bu tanıklık gibidir.”
Alıntı
“Velhasıl ‘göğsün genişletilmesi’, Hz. Peygamber (s.a.s)’in, dünyanın önemsizliğini ve ahiretin mükemmelliğini bilip-anlaması demek olup, Hak Teâlâ’nın, ‘Allah hidayetini dilediği kimselerin göğsünü İslâm’a açar; dalaletini dilediği kimselerin ise göğsünü daraltır’ (En’âm, 125) ayeti de bu manadadır. Rivayet olunduğuna göre, Hz. Peygamber (s.a.s)’e şöyle sorulmuştu: ‘Ey Allah’ın Resulü, göğüs genişletilir mi?’ Hz. Peygamber (s.a.s), ‘Evet’ diye cevap vermiştir. Bunun üzerine onlar, ‘Bunun alameti nedir?’ dediler. Hz. Peygamber (s.a.s) de, التَّجَافِي عَنْ دَارِ الْغُرُورِ وَالْإِنَابَةُ إِلَى دَارِ الْخُلُودِ وَالْإِعْدَادُ لِلْمَوْتِ قَبْلَ نُزُولِهِ” Aldanma yurdundan (dünyadan) yüz çevirmek, ebediyet yurduna (ahirete) yönelmek ve ölüm gelmeden önce ona hazırlanmak.”
Alıntı