Eskiden insanlar kendilerini yaratıcının kulu, kölesi olarak görürdü. Dinler ve ilahi kitaplar onların pusulasıydı. Ama sonra insan, özellikle Aydınlanma ile birlikte, aklına güvenmeye başladı. "Ben akıllı bir varlığım, her şeyi çözebilirim" diye düşündü.
Şimdi OpenAI'ın yaptığı da bunun modern versiyonu gibi. Eskiden dindarlar "Tanrı gibi olalım" derdi, şimdi teknoloji şirketleri "Biz yapay zeka ile tanrısal güçlere ulaşabiliriz" diyor. Aslında aynı hikaye, sadece oyuncular değişmiş.
İnsanoğlu hep daha yükseğe çıkmak, daha güçlü olmak istedi. Önce dinle denedi, sonra bilimle, şimdi de yapay zekayla deniyor. Ama özünde hep aynı şey: İnsan kendini tanrılaştırma peşinde...
OpenAI'ın hedefi de bu değil mi? Her şeyi bilen, her şeyi yapabilen bir sistem yaratmak... Kulağa tanrısal güçler gibi gelmiyor mu?
OpenAI=yapay zeka modeli
Akla şu üç önermeyi arz edelim: "Aleme dahil olmayan ve onun cihetlerinden birinde olacak şekilde haricinde de bulunmayan bir varlık mevcuttur.", "Bir sayısı, iki sayısının yarısıdır.", "Nefiy ve ispat ( olumluluk ve olumsuzluk) birleşmezler.
bahsinde ve haşre dair Yirmi Dokuzuncu Söz'ün "Fâil muktedirdir." bahsinde, Yirmi Dokuzuncu Lem'a-i Arabiye'nin "Allahu ekber" mertebelerinden kudret-i İlahiyenin ispatında, kat'î bürhanlarla, iki kere iki dört eder derecesinde ispat edilmiş.
Onun için izahı onlara havale etmekle beraber, bir fihriste hükmünde bu sırrı açan esasları ve delilleri icmalen beyan ve on üç basamak olarak on üç sırra işaret etmek istedim. Birinci ve ikinci sırları yazdım. Fakat maatteessüf hem maddî hem manevî iki kuvvetli mani, beni şimdilik mütebâkisinden vazgeçirdiler.
Hristiyanlıkta ise İncil'deki inanç esaslarının kendi bütünselliği içerisinde değil de felsefi akımların kalıplarına göre yorumlanması, diğer taraftan ruhbanlığın anlama ve yorum kurumuna dönüşmesi, çok belirgin bir şekilde Tanrı’yı insana benzetme düşüncesinin yollarını açarak O’nun insan gibi algılanmasına yol açmıştır. Ulûhiyyet ile ilgili tartışmalar ve bu konuda yapılan yorumlar, fazla zaman geçmeden Hristiyan akaidine üçlü bir ulûhiyyet inancını doğurmuştur. Nesturiler üç uknumu Tanrı'nın zatıyla ilgili nitelemeler olarak kabul ettikleri hâlde Yakubîler ayrı ayrı birer gerçeklik olduğuna inanmışlardır.
Asli suç kavramının ortaya atılması ve bundan kurtulmak için tanrı-insan düşüncesinin geliştirilmesi sonucunda Hristiyanların ulûhiyyet anlayışları, göklere yansıtılan insanî kudretin yeryüzüne dönmesi şeklinde formüle edilmiş, artık Tanrı’ya benzeyen insan değil de tanrılaşan insan anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. Yakın dönemlerde de bu insanın akli verileri temel kriter alınıp, ilâhî ve kutsal olanın referans olmaktan çıkarılmaya çalışıldığı görülmektedir.
Sosyal medya bir kilise gibidir: Like âmin demektir. Paylaşmak birliktir. Tüketmek kurtuluştur. Influencerların dramaturjisi, can sıkıntısına ve rutine yol açmaz. Daha ziyade, bütüne bir ayin karakteri verir.