Sabahtan akşama aynı otobüsle gidip gelir, aynı ofiste aynı e-postalara cevap yazarsın. Banka kredilerini ödersin, tatil fotoğraflarını sosyal medyada paylaşırsın. Bir gün durup 'Ben bunu neden yapıyorum?' diye sormazsan, işte o zaman cehennemin kapılarını kendin aralamış olursun. Çünkü cehennem, sorgusuz sualsiz kabulleniştir.
Orada bir kostüm giyersin, bir rol seçersin, sahnede alkışlanacak replikler söylersin. Sonra bir bakarsın ki perde kapandığında, geriye kostümden boşalmış bir gölgeden başka bir şey kalmamış. İşte cehennem budur: Kendini unuttuğun, unutturulduğun, 'olman gereken'e dönüştüğün her an.