Kitabı okuduktan sonra Türk edebiyat klasiklerinin ne kadar zengin olduğunu tekrar anladım. Martin Eden’in bu coğrafyada yaşamış ve hayatı kitaplaştırılmış hali gibi.
Martin Eden eseriyle bir çok yönden benzerliği olduğunu düşünüyorum. Tabi belli farklar var. Martin Eden zengin olurken garibim Ahmet Cemil dibe vuruyor, biri kendi eserlerini sergilerken diğeri yok ediyor. Her iki kitabın da sonuna geldiğimizde gemi ve deniz ile karşılaşıyoruz ama Martin Eden’de şok eden bir son varken mai ve siyahta son anda bu sondan çıkış var.
Stefan Zweig
Baştan belirteyim, Zweig hayranı olsam da bu eserini pek beğenmedim. Kitapta her şey çok yüzeysel kalmış izlenimi oluştu bende. Asıl karakterin özelliğini de karakterinin olmaması olarak tasarlamış herhalde :))
Savaş, yoksulluk ve yaşamın tüm lezzetlerinden haberi dahi olmayan sadece hayatta kalmayı başarabilen yaşamlar. Gün geliyor bu lezzetleri tadıyor ve yoksun kaldığı günlere ve yoksun bırakanlara öfke kusuyor. Tabi sonuç ne? Sonuç okuyunca bu muydu yani denecek bir sonuç :))
Kitabı okurken henüz çok ilerlemeden isminin neden sakar olduğu anlaşılıyor. Çabuk okunan duygu yüklü (en çok da acı) bir kitap. Ama okuyunca daha çok öfkelenebiliyorsunuz.
Genel olarak memnun olmakla beraber karakterlerin psikolojik tahlillerinin daha çok olmasını isterdim.
Kitabı okurken Broadchurch dizisini anımsadım. Hem kitabı hem diziyi tavsiye ederim.
Kahramanlar üzerinden savaş dönemini ve mübadele dönemini anlatılıyor. Kitapta en çok vurgulanan ve gün yüzüne çıkan aslında savaşın çirkin yüzü. Kah Sarıkamış hah Çanakkale… ama savaşın çirkin yüzü -diyeceğim ama başka yüzü de yok- çok iyi resmedilmiş. Sadece Vasili ve Poyraz Musa birbirini bulana kadar fazla uzatılmış gibi geldi. Bu kısım ve Vasili’nin gelgitleri daha kısa tutulabilirdi.
Kitaba notum aslında 7,5 olsa daha iyi olurdu. 7 az 8 biraz fazla gibi geldi:))
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın beğenerek okuduğum 3. kitabı oldu. Okumaya da devam edeceğim. Bir çapkının anıları ya da itirafaları mı diyelim tam karar veremedim. Yazar mizah ile de toplumdaki aldatma/aldanma durumunu tüm yönleriyle yansıtmaya çalışmış. Erkek, kadın, yaşlı, genç, kültürlü, cahil hepsini dahil etmiş hikayeye. Ve görülüyor ki bunun hiçbir ayrımı yok. Okurken ara ara sınırlarınızın zorlandığı da oluyor. Ama ne yazık ki bunlar her zaman toplumda olan ve olmaya devam edecek şeyler. Tabii bu da ayrı bir dert. Ayrıca belirtmem gerekir ki kitabın sonunu böyle beklemiyordum. Bu durum da benim adıma güzel oldu.