Yaşadığımız yada bu güne kadar yaşadığımızı zannetteğimiz bu yaşamda üstümüze sindirilen bütün mecburiyetler kalıbının dışında başka birşey değiliz. Ruhumuz çoktan ölmüş bedenimiz ise mecburiyetlerin verdiği meşru hakka dayanarak yaşama isteği duyuyor.
Şimdi soruyorum size
Nedir bu içimizde bitmek tükenmeyen çaresizliğe karşı verdiğimiz savaş!
Meşru mutsuzluğumuzu kapatmak için yarattığımız çocuklarımızmı? Yada önümüzdeki sonsuz uçurumun hemen yanı başında sadece iki ayağımızı sığdıracağımız yeterki nefes alalım isteğimi? hangisi???
Onu bilmiyorumda şimdi yazarak aklıma yazmanın anlamsızlığı acayip canımı sıktığını ve acıttığını söylemeliyim..
Ve yine Su satirlara sığınmadan edemiyeceğim. evet bu son daha iyi anlatır beni.
Benim acım benden öncede vardı, Ben onu sadece ete, kemiğe bürümek için doğdum…