Bu kitap terapi seansı mı, içsel hesaplaşma mı, yoksa duygusal bir döner sarma mı? Karar veremedim ama kesin olan bir şey var: Okurken içimdeki çocuk duvarı yumrukladı.
Irmak Zileli’nin kaleminden çıkan Şimdi Buradaydı, baş karakter Yankı üzerinden hepimize “Sen hâlâ annenle tam barışmadın, değil mi?” diye fısıldıyor.
Yankı öyle bir karakter ki, yaşadığı her şeyi travma klasörüne kaydedip arada açıp ağlıyor. Annesi desen... Freud bile görse “Ben burada devre dışıyım” der.
Olay örgüsü yok mu? Var ama Google Maps'te çıkmaz. Anılar, hisler, kırık dökük aile sohbetleri... Her şey var, bir tek huzur yok.
Bazı cümleler öyle derin ki, okurken bir elim çenemde, diğer elim WhatsApp’tan anneme “Her şey için özür dilerim, bilmediğim şeyler için de” yazdı.
Bu kitap, “Ben geçmişimle barıştım” diyenleri bozguna uğratıyor.
Final notu:
Bu romanı bitirenler ya psikoloğa gider ya da terapi açılışını Irmak Zileli’yle yapar.
Yorumuma gülenleri içsel çocuklarıyla barıştırıyorum.
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,337 okunma
Selam dostlar.. Bugün sizi alışılmışın dışında bir yolculuğa, Hindistan’ın renkli kumaşlar ile derin yoksulluğun, kadim gelenekler ile kadın ruhunun mücadelesinin iç içe geçtiği o topraklara götürmek
kesinlikle çok doğru bir yerden yakaladınız.. Kandilimiz olsa bile bazen rüzgar o kadar sert esiyor ki.. toplumsal baskılar, imkansızlıklar... ışığı korumak başlı başına bir mücadeleye dönüşüyor hep.
Atatürk’ün en sevdiği kitaplardan olması tesadüf değil. Zira bizim ülkeye hiç benzemeyen, toprakları bataklık ve verimsiz, coğrafi olarak dar bir alana hapsolmuş, İsveçliler ve Ruslar arasında kalmış
Koy enstitulerinde binlerce onbaşı öğretmenlik yapmışlar..seferber olup önce kendilerini sonra ellerinin değdiği herkesi canla başla çalışarak egitmisler. Memleket fakir,halkın fukara aç olduğu bir dönemde Tarım ve çiftçilik yaparken sagmis olduğu sütleri canları nefisleri çektiği halde bir bardak bile içmeyip memleketini düşünmüşler..böyle kuruldu bu vatan ama malesef koy enstitülerini kapatarak zaten ülkenin bugün ki gelinen noktada ilk dinamitlerini yerlestirmis oldular.yazik cok yazık.
Çok partili dönem adı altında maalesef sistem çökertildi. Konuşacak çok tarihi bilgi var da konuşmak yetmiyor maalesef!
Farkına varıp bilime yönelmemiz lazım.
Hayatı bir han olarak tahayyül ediyorum çöküş arabası gelene kadar orada kalacakmışım. Araba beni nereye götürecek bilmiyorum çünkü hiçbir şey bilmiyorum. Dört duvar arasında beklemek zorunda olduğuma göre hanı bir hapishane olarak da kabul edebilirim çeşit çeşit insanla karşılaştığım için dostlukların yeşerdiği bir yer olarak da. Huysuz ya da görgüsüz biri sayılmam. Odasına kapanıp kendini yatağa atıp gözünü bile kırpmadan bekleyip duranları kendi hallerine bırakıyorum; kulağıma hoş seslerin ve müziklerin çalındığı salonlarda gevezelik edenlere de ilişmiyorum. Kapının önüne oturup gözlerimi ve kulaklarımı manzaranın renkleriyle ve müziğiyle sarhoş ediyor arabayı beklerken alçak sesle yalnızca kendim için bestelediğim anlaşılmaz şarkıları söylüyorum..