Hadi biraz da içimizi dökelim...
Yalan değil bazen her çabaladığım olmuyor, buna yeterince emek vermediğimden mi, yoksa o hamurda değilmiyim, özümde mi yok, veyahutta kader yolun burası değil mi diyor anlamıyorum...
Sistem bize her şeyi sunuyor, sana sonsuz bir bilgi havuzu verdim, güzel şartlar verdim diyor, fakat sen bunlara rağmen başaramıyorsan hata sendedir diyor. Çabalamadın, savaşamadın, emek vermedin diyor.
Sende benim gibi hatayı kendinde arıyorsan,
Öyleyse yanılıyorsun...
Sistem bir kafes misali, yani sahiplenilmiş evcil hayvanlar gibi. Giydiriliyor süsleniyor, karnı doyuruluyor fakat doğasından upuzak...
O yuvadan kaçmaya çalışan evcil hayvana "Herşeyin en iyisini sana yapıyorum" dediğinde aslında ona kendi şartlarını sunduğun özgürlüğü veriyorsun. Yapısına doğasına uymayanları kendi yapın ve doğan gibi şartlar sağlıyorsun.
Bu yüzden tükeniyoruz...
Ne için kim için çaba gösterdiğimizi unutuyoruz. Ya da hiç bilmedik.
Kendi zevklerimizi tatmaya zaman dahi olmayan şu sistemde çalışmanın kendimize faydası yok o zaman.
Kime gidiyor bu faydalar?
Hadi orasınıda siz düşünün...
İyi akşamlar
O zaman şu Podcasti dinleyip hayat sorgulama günüüğğ...
Sonra derinlemesine düşünme, sorgulama ve bir türlü yüzeye çıkamama ve ardından bolca ağlamalı salyalı sümüklü...
'Neyse bu günümüze de şükür' diyip kapanış yapmalı bir PODCAST.
youtu.be/fxjr5RxJqbY?si=...
O kadar da kötü değil ya sadece acı gerçekler :)
Çok beklenti, çok başarısızlık getirir. Sistem verimli çalışan insan ister mutluluğu önemsemez. Az beklentin varsa mutlu olursun, çok beklentin varsa stresli ve yorgun. Tercihler insana kalmış bir şeydir. Bunu tercih edenlerde biziz.
Saygılarımla.
İzzet Ulvi ise hilafetin yaşatılması halinde bir gün mutlaka saltanatın yeniden dirilebileceğine dikkat çekti ve hanedanın sürgününün de gerekli olduğunu savundu: "Hanedanın istisnasız sınır dışına çıkarılması ileride kan dökülmemesi için, milletin selameti adına en adaletli, en şefkatli bir işlemdir."