Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bu eserini akıcı ve gayet açıklayıcı buldum. İstanbul kısmında okuyucu İstanbul’un Tanzimat öncesi ve sonrası kültürel, mimari (özellikle iki yakada yapılan köşkler, yalılar ve saraylarda), musiki manadaki dönüşümü kendileri bulabilecektir. Ahmet Hamdi özellikle İstanbul’un hep var olan kozmopolit ruhunu çok güzel anlatmış. İstanbul’da çok güzel korulukların, bahçelerin, yeşilliklerin bulunduğunu da aktarır. Kendisinin zamanında ise üsluptan yoksun beton apartmanların yapılması yüzünden İstanbul’un doğal güzelliklerinin, mahalleli kimliğinin bozulmasına yakınır, herhalde bugünün İstanbul’unu görse çok kötü olurdu…Ankara kısmında Atatürk’ün de çabalarıyla bozkırdan yeşilliklerle donatılmış bir şehre dönüştüğünü, evlerdeki üsluplarda ise alafranga, İsveç ve diğer Avrupa villa tiplerinin yanı sıra İstanbul tipi yalıların aynı sokakta olduğundan bahseder. Ankara’da da İstanbul’da olduğu gibi Doğu ve Batı iç içe geçmiştir. Bursa kısmında ise yeşilliğin ve pınarların bolca olduğundan bahseder. Bugün ise bu şehrin betonarme bir şehir olması ve su sıkıntısı çekmesi cidden utanç vericidir…Yazara göre Bursa asıl Osmanlı kimliğini taşıyan şehri olmakla beraber acı ve ızdırap şehridir, katledilen şehzadelerin hüzünlü hikayelerinin yattığı şehirdir.