Biliyormusun hayat bana ne öğretti?
Olmayan şeyleri oldurmaya çalışmamayı. Bazen olmaması hayırlı-ymış.
Bazen gizemler sarar etrafı farkedersin yanlış giden birşeyler var ama ne?
Öğrendim ki gizli kalan, olduğu yerde kalmalıymış. Onu oradan çekip çıkarmak her zaman hatta genellikle seni mutlu etmeyecek şeylermiş.
Sonra öğrendim ki sonsuz fedakar ve iyi niyetli olmak, bu çivisi çıkmış dünya ve o dünyanın insanları karşısında güçsüz bırakıyormuş seni. Ne kadar ekmek o kadar köfte deyimi de çok doğruymuş öğrendim bunu da.
Sonra öğrendim ki, her insanın bir imtihanı var. Sınavsız geçilmiyor hayattan. Varlıktan yokluktan, sevgiden aşktan, güçten kuvvetten, en sevdiklerinden, evlatlarından ve hatta kendinden de sınavdasın. Bildim ki sınav sorusu çok. Yaşamak bir sınavmış. Bazen geçtiğin bazen kaldığın. Ama hep bir gönül yorgunluğu işte. Herşey bittiğinde, kendini ve hayatın anlamını çözdüğünde, dünya kaç bucak anladığında, getirip önüne bırakılıyor imtihanların. Al hadi o artık senin dedikleri de çok oluyor ama elini uzatıp alacak mecalin kalmamış. İsteğin yok artık, gönlün yorgun, aklın yorgun. Bedenin yorgun, bırakıyorsun onu sonsuzluğa. Salıverdiklerin bakıyorsun ki uğruna harcadığın koca bir ömür.
Evet hayat çok öğretici, ölüme bir adım kala alim ediyor insanı. Bir bakışta anladığın çözdüğün insanlar, tadına bakmadan nasıl olduğunu bildiğin yemekler, bir sonrakini gördüğün adımlar, ağızdan çıkmak üzere olan yakaladığın cümleler vesaire..
Ama bunların hiçbiri mutlu etmiyor artık seni. Ve öğreniyorsun ki bir dakika öncesine de dönemiyorsun. Geçmişe dönemediğin gibi.
Oysaki dönsen; şimdiki sen olarak "ki mümkünsüz bir hayal" neler yapardın kimbilir.
Ama o günler değilmi ki seni bugünkü sen yapan. Şimdi öğrendin mi ? Yaşadığın her an ruhuna eklenmiş bir öğrenilmişlik. Ve