Okuyan “Birr”

Abdurrahman b. Ebân b. Osman, babasından bildirir: Zeyd b. Sâbit gün ortasında Mervân’ın yanından çıkınca, mutlaka ona bir şeyler sormak için bu saatte yanına çağırmıştır diye düşündük. Yanına kalkıp sorduğumda Zeyd şöyle dedi: Evet! Bana Resûlullah’tan ﷺ işittiğim bazı şeyleri sordu. Ben de şunları dedim: “Resûlullah’ın ﷺ şöyle buyurduğunu işittim: ‘Bizden bir söz işitip de başkalarına aktarmak için hafızasında tutanların Allah yüzünü aydınlatsın. Zira nice kişi var ki taşıdığı ilmin bilincinde değildir ve nice kişi var ki bir ilmi kendisinden daha anlayışlı birine aktarır. Üç şeyden dolayı bir mü’minin kalbi sağlam kalır. Bunlardan biri, bir ameli sadece Allah rızası için yapmaktır. Diğeri, yöneticilere hayır dilemekti. C1Diğeri de Müslümanların cemaatinden ayrılmamaktır. Zira cemaatin duası tüm Müslümanları kuşatır.’” Resûlullah ﷺ yine şöyle buyurdu: “Her kimin asıl kaygısı âhireti olursa, Allah onun zenginliğini gönlünde kılar, işlerini düzeltir ve zorla da olsa dünyayı ayaklarına getirir. Asıl kaygısı dünya olan kişiye gelince ise, Allah onun iki yakasını bir araya getirmez, her dem yoksun bırakır ve dünyalık olarak ancak kendisine takdir edildiği kadar verilir.” Ayrıca Mervân orta namazın hangisi olduğunu sordu. Bunun ikindi namazı olduğunu söyledim. [Sahîh]
Sayfa 450 - C 1·Kitabı okuyor
Reklam
Hanzale et-Temîmî el-Useydî el-Kâtib der ki: Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında oturuyorduk. Cennet ile cehennemi öyle konuştuk ki neredeyse gözlerimizin önünde canlandılar. Daha sonra ailemin ve çocuklarımın yanına geldim. Birlikte oynayıp gülüştük. Ancak Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında iken içinde bulunduğum durumu hatırlayınca evden çıktım. Ebû Bekr’le karşılaştığımda ona (olanları anlatıp): “Münafık oldum! Münafık oldum!” demeye başladım. Ebû Bekr: “Biz de bazen aynı duruma düşüyoruz” karşılığını verdi. Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip bu durumu anlattığımda: “Ey Hanzale! Şayet her zaman yanımda bulunduğunuz gibi kalacak olsaydınız minderlerinizde otururken veya yolda giderken melekler sizinle tokalaşırlardı. Ey Hanzale! Bazen öyle, bazen böyle olursunuz” buyurdu veya buna benzer bir şey söyledi.
Sayfa 419 - Sahih·Kitabı okuyor
Zirr b. Hubeş bildiriyor: Safvân b. Assâl el-Murâdî’nin yanına gittiğimde bana: “Neden geldin?” diye sordu. Ona: “Bilgi edinmek için geldim” karşılığını verdiğimde, Safvân şöyle dedi: “Bana bildirilenlere göre melekler ilim peşinde olanlardan razı olup bundan dolayı ona kanat gererler…” Sonrasında râvi söz konusu hadisi zikredip Safvân’dan naklen şöyle der: “…Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) bedeviye: ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir’ buyurdu.” Zirr der ki: Safvân bana birçok şey anlattı ki sonunda (Resûlullah’tan (sallallahu aleyhi ve sellem) naklen) şöyle dedi: “Batı tarafında tövbe için açılmış, genişliği yetmiş yıllık yolculuk mesafesine olan bir kapı vardır. Bu kapı da Güneş o yönden (batıdan) doğmadıkça kapanmaz. Allah’ın: ‘Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imanıyla bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez’ buyruğunda anlatılan budur.”
Sayfa 410 - Tirmizî (3536) Sahih·Kitabı okuyor
İlim Talebi için Yolculuk
569 (1)- Kays b. Kesîr bildiriyor: Medine’den bir adam Dımaşk’ta bulunan Ebû’d-Derdâ’nın yanına geldi. Ebû’d-Derdâ adama: “Kardeşim! Ne için geldin?” diye sorunca, adam: “Resûlullah’tan (sallallahu aleyhi vesellem) rivayet ettiğin bir hadisi öğrenmek için geldim” dedi. Ebû’d-Derdâ: “Ticaret için gelmedin mi?” diye sorunca, adam: “Hayır!” karşılığını verdi. Ebû’d-Derdâ: “Herhangi bir iş için gelmedin mi?” diye sorunca, adam: “Hayır!” karşılığını verdi. Ebû’d-Derdâ: “Sadece bu hadisi öğrenmek için mi geldin?” diye sorunca, adam: “Evet!” karşılığını verdi. Bunun üzerine Ebû’d-Derdâ dedi ki: Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurduğunu işittim: “Kim ilim öğrenmek için yol tutarsa Allah ona cennete doğru bir yol açar. Melekler de ilim peşinde olandan razı olup ona kanat gererler. Âlim olana gökte ve yerde olanlar, hatta sudaki balıklar bile bağışlanma dilerler. Âlimin, âbide üstünlüğü Ay’ın diğer gezegenlere üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler geriye ne bir dinar, ne de bir dirhem bırakmışlardır. Geriye (miras olarak) bıraktıkları sadece ilimdir. Bundan dolayı her kim ilim elde ederse yeteri miktarsa bir hisse elde etmiş olur.” [Hasen]
Sayfa 404·Kitabı okuyor
Kader Varken Amelin Anlamı
Hz.Ali der ki:Birgün Resûlullah ﷺ elinde bir değnekle oturmuş düşünceli bir şekilde yeri eşeliyordu.Bir ara başını kaldırdı ve.”içinizden hiç kimse yoktur ki cennetteki veya cehennemdeki yeri takdir edilmiş olmasın”buyurdu.Oradakiler:”Ey Allah’ın Resûlü! O zaman neden amelde bulunalım ¿”dediklerinde,Hz.Peygamber ﷺ:”Sizler amellere devam edin.Her kişi ne için yaratılmışsa o yol kendisine kolaylaştırılacaktır”buyurdu ve””Artık kim verir ve sakınırsa,en güzeli de tasdik ederse,biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.Kim cimrilik eder,kendini müstağni sayar ve en güzeli de yalanlarsa,biz de onu en zor olana kolayca iletiriz(Leyl sur. 5-10)””ayetlerini okudu.
Sayfa 369 - Ayetteki en güzel ifadesi Tevhid’i kasteder·Kitabı okuyor