Şayet insan tevhid ilmini sahih kaynaklardan yeterince öğrenmezse Allah’ı da hakkıyla bilemez. Bilmediği için müşrik, kâfir, Yahudi, Hristiyan, münafık, zalim ve fasık olur. İdeolojik bağlamda seküler, laik, pozitivist, rasyonalist, ateist, deist vb. tercihlerde bulunur. Çocuğunun böyle olmasını istemeyen Hz. Lokman, oğluna önce tevhidin “nefy” kısmını öğretmiştir. Allah’tan başka bütün ilah zannedilen varlıkları inkâr etmek tevhidin “nefy” bölümüdür. Gönlü her türlü maddi ve manevi putlardan arıtıp şirkten uzak durulmadıkça gerçek Müslüman olunamaz.
Bu çerçevede şirki kısaca tanıtalım ki hem kendimizi hem de neslimizi koruyalım. Za’t’a, mülkte, fiillerde ve sıfatlarda Allah’a ortak koşmak anlamına gelen şirk; Allah’a mahsus olan sıfatlardan herhangi birisini ondan başkasına isnat etmektir. Böylece, yaratılmış bir varlığı ulûhiyet konumuna yükseltme çabasıdır. Neticede müşrik, kendince yüceltilmiş olduğu bu varlık veya varlıklarla hayatını anlamlandırır. Onun, olaylara bakışını; siyasi, iktisadi, ahlaki ve sosyal faaliyetlerini bu uydurma tanrılar belirler. Hayatın sosyal, siyasi, ahlaki ve hukuki cephelerini Allah’tan başkasına teslim etmek; bir otorite paylaşımı veya paylaştırımıdır. Allah’ı yaratıcı kabul edip emir alanında O’nun tek ve eşsizliğini kabul etmemektir. Yemeğe sözde besmele ile başlayıp yediklerinin helal veya haram olmasına hiç aldırmamaktır. Şirkin belki de en anlamlı tanımı budur.