TMA

Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer? Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın: Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler, Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın: Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak, Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden; Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak Kader ya da varlığın bozulması yüzünden; Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz, Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda; Gölgesindesin diye ecel caka satamaz Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda: İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir, Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hangi kudretten aldın bu yaman gücü, söyle, Gönlümü nasıl köle ettin bunca kusura? Ne yaptın ki yadsırım neyi görsem gözümle, “Andolsun,” derim “güneş bürümez günü nura.” Ne hünerdir kötüyü iyiye çevirmeği Başarmak. Yaptığından arta kalan süprüntün Bile kanıtlıyor bu ustaca yeteneği: En kötü işin, nice iyi işlerden üstün. Sana sevgime sevgi katmağı öğreten kim? Görüp işittiklerim nefret gerektirirken? Başka herkes tiksindi, ama ben seni sevdim; Sen onlar gibi olma, sakın iğrenme benden. Bende aşk yarattıysa senin değersizliğin, Benim daha çok hakkım olmuş demektir sevgin..
Seni sevmediğimi nasıl söylersin zâlim? Benliğimden vazgeçtim katılmak için sana. Kendimi unuturken seni düşünmez miyim? Sen zorbasın, varlığım sana fedâ, baksana! Ben dost belledim mi ki senden nefret edeni? Hiç bağrıma bastım mı senin hor gördüğünü? Asla! Her surat asıp horladığında beni, Hemen kendimden, yasla, almadım mı öcünü? Bende saygı duyduğum bir erdem var mı, söyle, Sana hizmetten nefret edecek kadar mağrur? Sendeki kusurlara taparım var gücümle; Gözünün her bakışı, benim için buyruktur. Var nefret et, aşkım, ben seni apaçık gördüm: Sen ancak görenleri seversin, bense körüm...
Tanrı bilir,gözümle sevmiyorum ben seni: Çünkü sana baktıkça gözüm bin kusur bulur. Ama yüreğim sever gözün sevmediğini, Görünüşe aldanmaz,sevgiye teslim olur. Kulağımı okşamaz dilindeki türküler, Sırnaşmaların ince duygular vermez tene; Alıp götürmez beni lezzetler ve tütsüler Seninle başbaşa bir coşkular şölenine. Beş aklımla beş duyum hiç caydırmayacak Sana köle olmaktan bendeki şaşkın kalbi: Vazgeçti insanlıktan var olmak için ancak Senin mağrur kalbinin sefil bir kulu gibi. Çektiğim illetlerdir varlığımın kazancı; Bana günah işletip verdiğin ödül: sancı.
Vurgunum gözlerine, o gözler acır bana, Bilirler, yüreğin hor görüp işkence eder; Seven yaslılar gibi kara çekmiş sırtına, Kıvranışımı özlü bir şefkatle süzerler. Sabahleyin göklerde ışıyan güneş bile Yaraşamaz Doğunun soluk yanaklarına, Akşama yol gösteren gür yıldız, görkemiyle Böyle ışık saçmaz loş Batının yarısına: Yaşlı gözlerin daha çok yaraşır yüzüne. Bana da bir pay ayır yüreğindeki yastan: Seni yas daha güzel gösterir ele güne; İşte acıma duygun sana biçilmiş kaftan. “Güzel ancak karadır,” diye yemin ederim, Senin renginden yoksun olan çirkindir derim,