PAPA’NIN ZİYARETİNE FIKHEN BAKIŞ
Fethedeceğimiz Roma’nın ve Vatikan’ın mağlup olacak muhataplarından Papa’nın ülkemize ziyareti konusunda sosyal medyada konuşulanlar ile yapılan ilmî ve siyasî değerlendirmeler; meseleye ilmen ve siyaseten kendi referanslarımız açısından bakma pratiğimizin heyecanımıza mağlup edildiğini göstermektedir.
Bu meseleye her bir ilim adamının sakin bir şekilde şu başlıklar üzerinden bakması gerekir:
Akaid, Fıkıh, Siyer ve tarihî müktesebatımız açısından bakılması gerekirken, nice acılarla karşılaştığımız diyalog tuzağının getirdiği haklı korkuyla ilmî ve fıkhî değerlendirmeyi bir an unutmak; Siyer-i Nebi açısından ilahinin mahiyetini dikkatle araştırmamak; tebliğ usullerinin devlet aklı tarafından kürsüdeki bir vaiz gibi olmayacağını bilmemek; sahih bir içeriğin hangi yollarla bâtıl olabileceğini veya bâtıl için kullanılmış olabileceğini belirleyen “niyet–amel ilişkisini” bir an unutup fiilin sahibinin niyetini bilmeyerek, kalbindekini de zannımızla tespit etmeye kalkışmak suretiyle değerlendirme yapmak, meseleyi çarpıtmaktadır.
TALA‘AL-BEDRU MESELESİ
Bu kaside, Efendimiz Medine’ye giriş yaptığında, Necran kabilesine mensup ve çoğu kadınlardan oluşan karşılama heyeti tarafından seslendirilmiştir.
Kaside, bütünüyle Efendimizin yüce vasıflarını ve Ehl-i Kitap’ın inkâr etmeye çalıştığı sıfatlarını ihtiva eder.
Bu kasideyi söyleyenler, Birinci ve İkinci Akabe biatlarında Müslüman olmuş Necran kabilesine mensup sahabelerdir.
Söz konusu ilahiyi söyleyenlerin evveliyatı müşrik olmakla birlikte bu büyük faziletleri öğrenmiş olmaları; onların Ehl-i Kitap ile çok sıkı ilişkilerinin bulunması ve kasidede geçen manaları onlardan öğrenmiş olduklarını göstermektedir. Kaynaklarda da bu şekilde zikredilir.
Bugünkü Hristiyanların inkâr ettikleri