"Ya Kebikeç!" Bu ifadeye ilk defa bu kitapta rastladım ve oldukça hoşuma gitti. Eskiden el ile yazılan kitaplara paha biçilemezdi, onları korumak için de gözlerden sakınarak korumaya çalışırlardı. Güveden, kurttan ve rutubet gibi kitaba zarar veren durumlardan kitabı korumak için başına ya da sonuna Ya Kebikeç ibaresi düşülürdü. "Kebikeç" kitapları korumakla görevli olduğuna inanılan melek ya da bir cin olarak kabul edilirdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yazar kitabı yazarken, sade ve güzel bir edebi dille samimi bir okur-yazar çerçevesi içinde anlatmış. Tarih kitabı niteliğinde görünse de aslında dönemin sosyal olaylarına ışık tutarak kelebek etkisi misali bir durumun nelere yol açabileceğini çok güzel ifade etmiş. Anadolu'yu yüzyıllar boyunca uğraştıran, binlerce insani evsiz topraksız bırakan, açlık ve sefaletin hüküm sürdüğü zamanları ve buna sebep olan Celali isyanlarını genel çerçevede akıcı ve akılda kalıcı bir şekilde ele almış. Yüzyıllar öncesinde Anadolu da yaşanan insan kıyımına, açlık ve topraksız kalmanın acısını 20. Yüzyıl Türkiyesindeki olaylarla benzetme çevresinde ele alırken asıl anlatılmak istenilen; Anadolu insanının yaşamının bir döngü icerisinde devam ettiğini söylüyor. Tarihte ve günümüzde Anadolu'da yasayan halk zümresinin yüzyıllar içerisinde benzer felaketlerle karşılaştığını belirtirken ,değişen tek şeyin sadece olaylara verilen farklı isimler ve tanımlamalardan ibaret kaldığını insana gösteriyor...
Türkiye 1643Oktay Özel · İletişim Yayınları · 201451 okunma