Uzun uzun bekleyişler Ali'yi, adeta fırına yeni atılmış ekmeğin pişmesi gibi olgun-laştırmıştı. Annesiyle beraber bir sonbahar sabahı kahvaltılarını yapıyorlardı. Artık gözleri kapıya bakmıyor gönülleri direnişçilerinin yokluğuna yana- yana alışıvermişti. İnsan ne aşağılıktır herşeye alışır. Kahvaltı sonrası, hem yumuşak hemde yumuşak olduğu kadar sert esen rüzgarda uçuşan sarımtırak ve turuncu ağaç yaprakları altında çay içiyorlardı annesi tabakasından bi sigara çıkararak Ali'ye
-Bak Ali bu çay Seylan diye bildiğimiz Sri Lanka çayıdır. Dünyada en iyi çay budur.dedi Ali bütün derdi, sorunu, telaşı ve korkusu çayın kalitesiymiş gibi rahatlatan bir soluk verdi...