Sen bir karanlık, bir karanlık kıtası, keşfedilmemiş bir karanlık kıtasısın. İnsanlar biraz tuhaftır: Himalayaları keşfe çıkarlar, Pasifik okyanusunu keşfe çıkarlar, aya ve Mars'a uzanırlar; asla denemedikleri tek bir şey vardır; içsel benliği keşfetmek. İnsanoğlu aya ayak bastı, ama henüz kendi benliğine ayak basamadı. Bu tuhaftır. Belki de aya çıkmak, Everest'e tırmanmak yalnızca bir kaçıştır. Belki de korktuğu için içe dönmek istemiyordur. İyi hissetmek için bunun yerine başka keşifler koyar; yoksa suçlu hissetmek zorundadır. Bir dağa tırmanmaya başlar ve kendini iyi hissedersin; ama en büyük dağ kendi içindedir ve henüz ona tırmanmamışsındır! Pasifik okyanusunun derinliklerine dalmaya başlarsın, ama en büyük Pasifik senin içindedir ve henüz oraya ulaşmamışsındır. Ve aya gitmeye başlarsın; ne aptallık! Gerçek ay senin içindeyken sen enerjini aya gitmek için boşa harcarsın.Oysa gerçek ışık senin içindedir.
"Korkunun derinliğine inersen sevgiyi bulursun. Bu yüzden aşık olduğunda tüm korkular kaybolur. Ve korktuğunda aşık olamazsın. Bu ne anlama gelir? Basit bir aritmetik: korku ve sevgi bir arada var olamaz. Bu, korkuya dönüşenin aynı enerji olduğu anlamına gelir; öyleyse geriye sevgiye dönüşecek bir şey kalmaz. Sevgiye dönüşür, o zaman korkuya dönüşecek bir şey kalmaz."
Bilmek sana anlayış verir; bilmek sana gerçek anlayışı vermeden anlama hissi verir. Bilgi sahte paradır; aldatıcıdır. Yalnızca sana bildiğini hissettirir, oysa hiçbir şey bilmezsin. Dilediğin kadar bilgi biriktirebilirsin, istifleyebilirsin, inanılmaz bilgili olabilirsin. Kitaplar yazabilir, unvanlar edinebilir, yüksek lisans ve doktora dereceleri alabilir ve her şeye rağmen her zaman olduğun aynı cahil, aptal insan olarak kalabilirsin. Bu dereceler seni değiştirmez; seni değiştiremezler. Hatta aptallığın daha çok güçlenir; şimdi dereceleri vardır! Kendini sertifikalarla kanıtlayabilir. Kendini hayatla kanıtlayamaz, ama sertifikalarla kanıtlayabilir. Herhangi bir şeyi başka türlü kanıtlayamaz, ama dereceler, sertifikalar, toplumdan övgü ve beğeniler taşır. İnsanlar bildiğini düşünürler. Sen de bildiğini düşünürsün.
" Düşüncelerle dolu bir zihin uyanık değildir, uyanık olamaz.
Yalnızca düşüncelerden ve düşünmekten vazgeçmiş, bulutları dağıtmış ve onların yerini bulutsuz bir gökyüzünde parlayan bir güneşe bırakmış bir zihin idrak gücüne sahip, uyanık bir zihindir."